Rica Fıkraları

loading...

Timur Han, Akşehir’e bir erkek fil getirmiş. Bahçe ve tarlalarda serbestçe gezen fil, ekinlere çok fazla zarar veriyorm...
fıkranın devamı

Timur Han’ın askerlerinin atları, Akşehirlilerin tarlalarına girip ekinlere zarar veriyorlarmış. Nasreddin Hoca’d...
fıkranın devamı


Yaşlar ilerlemiş, artık çocukluk, gençlik yılları buğulu bir perdenin arkasında kalmış.
İki mahalle arkadaşı, birinin karısı vefat etmiş diğeri ise muhterem eşi hanımefendi ile birlikte hoş bir hayat sürdürmekte. Görüşülmeyeli hayli zaman geçmiş.

Günlerden bir gün Asım candostu Kemal'i ziyarete gider.

Kapıda hasret dolu kucaklaşmalar. Hanımefendiye uzatılan bir demet çiçek ve...

- Canım bitanem, bir sorar mısın, Asım orta içerdi galiba...?

- Hayatım, bir su rica edebilir miyim ?

- Güzelim, bir elbezi getirebilir misin?

Asım hem mutlu, hem de şaşkın.
- Kemal valla hayran kaldım üstadım. Bu ne incelik bu ne sevgi, ağzından "hayatım", "canım" "cicim" hiç eksik olmuyor.

- Asım'cığım, ah, ahh bi ismini hatırlayabilsem..!

fıkranın devamı


Adamın biri yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur :
-Pek susadım, buralarda su bulamadım, lütfen bana bir bardak su verir misiniz?
Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra :
-İstersen ayran getireyim, der.
Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk bir çanak ayran getirir.
Adam ayranı içtikten sonra çocuk :
-İstersen daha getireyim,der.
-Zahmet olur yavrum.
-Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik!
Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır :
-Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kır

fıkranın devamı


Amerikalilar yeni bir ucak gelistirmisler. Ve bu ucagi denemek icin Arabistan'a gotururler. Bir arap pilotunu ucaga bindirirler ve ucak havalanir. Arap pilotu ucagi kullanirken 4 motordan biri patlar.
Gostergelerde "Don't panic.This is American technology" yazisi gorulur.
Pilot rahatlar. Daha sonra bir motor daha patlar ve gostergede ayni yazi gorulur. Biraz sonra iki motor ayni anda patlar ve hic motor kalmayinca arap pilot panikler. Tam bu esnada gostergelerde "Don't panic. This is American technology" yazisi gorulur ve ucak kendi kendine rahat bir sekilde yere iner.
Araplar sasirir ve kendileride boyle bir ucak yapmaya karar verirler. Yaptiklari ucagi Amerikalilara denetmek icin bir
Amerikan pilotunu ucaga bindirirler. Ucak kalktiktan birkac dakika sonra bir motor patlar.
Gostergelerde "Don't panic.This is Arabic technology" yazisi gorulur. Birkac dakika sonra 2. Motorun patlamasiyla ayni yazi gostergede gorununce pilot "Ulan bizim ucagin aynisini taklit etmisler. Ne taklitci adam yav bunlar" dedikten sonra kalan 2 motorda patlayinca ucagin kendiliginden yere inecegini dusunen pilot gostergede su yaziyi gorur.
"Don't panic.This is Arabic technology. Please repeat after me; Eshedu enla ilahe İllallah, ve eshedu..."

fıkranın devamı


Agop'la karisi Haykanus kahvalti ediyorlarmis.
Haykanus sormus:
- Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi?
- Nereden cikarirsin simdi Haykanus, ben muslukcu ?
- Peki havagazini kontrol etsen.
- Canim, ben tesisatci?
- Agop, elektrik dugmesi de bozulmus
- Yeter artik Haykanus...
Agop aksam eve geldiginde bir bakmis ki butun aksakliklar onarilmis. Merakla sormus Haykanus 'a:
- Canim karim, kime yaptirdin bunlari?
- Kirkor 'a rica ettim beni kirmadi.
- Ne?... Kirkor mu? O dunyanin en kotu adamidir. Karsiliksiz bir sey yapmaz.
- Evet bana " ya benimle yatacaksin ya da cikolatali pasta yapacaksin" dedi
- Guzel...Pastayi yaptin degil mi?
- Ah Agop, nereden cikarirsin bunu? Ben pastaci...

fıkranın devamı


Ciftci, kumesine genc bir horoz almis. Fakat kumesteki yasli horoz kumesteki tavuklardan Fatma'yi cok sevdigi icin genc horozdan Fatma'yi kendisine birakmasini rica etmis. Genc horoz da: Olmaz kumesteki butun tavuklar benim, demis.
Bunun uzerine yasli horoz Bak, seninle bir yaris yapacaz, su karsidaki agaca kadar kosucaz, eger ben kazanirsam Fatma'yi alirim, yok eger sen kazanirsan Fatma'yla birlikte butun tavuklar senin olur, demis. Genc horoz da bu teklifi kabul etmis. Tam kosmaya baslayacaklari sirada yasli horoz durarak Bak, ben cok yasliyim bana biraz avans verir misin, demis Genc horoz da kabul edince yasli horoz baslamis kosmaya. Yasli horoz biraz uzaklastiktan sonra genc horoz da pesinden ona yetismek icin hizli bir sekilde kosmaya baslamis ve birkac adim attiktan sonra ciftci, genc horozu vurmus:
Ulan 1 ay icinde aldigim 3.horoz. Bu da TOP cikti..



fıkranın devamı


Bir Çinli, biri Zenci ve bizim Temel, ceplerindeki son paralari ile
aldiklari sarabi sirayla içerek Kansas caddelerinde ilerlerken bir
tabelaya rastlarlar:
Eleman Araniyor.
Zenci, tabelayi görünce heyecanlanir ve ise talip olmak üzere derhal dükkana girer.
Dükkandaki adam, kendisine is soran zenciye asagilayici bir bakis firlatir
ve onu dükkandan çikartirken: "Biz burada zencileri istemiyoruz!" diye bagirir.
Zenci dostunun basarisiz olmasi üzerine bu kez Çinli sansini denemeye karar
verir. Ancak sonuç hemen hemen aynidir: "Sarilara is yok, defol!"

Son olarak bizim Temel girer dükkana. Dükkan sahibi Temeli görünce
gülümser ve: "Tamam dostum, yarin saat yedide gel ve ise basla." diyerek
temelin omuzunu sivazlar.

Üç arkadas, sevinç içinde evlerine dönerler. Temel, sabah uyanmakta güçlük
çekecegi için Çinliden kendisini uyandirmasini rica eder ve heyecanla
uykuya dalar.
Zenci ve Çinli, irkçi dükkan sahibine bir oyun oynamaya karar verirler
ve Temel uyurken, yüzünü kömürle simsiyah yaparlar !
Ertesi sabah Çinli, Temeli tam zamaninda uyandirir ve ise yollar.
Dükkan sahibi karsisindaki siyah suratli adami görünce öfkeyle bagirir:

-"Defol burdan ! sana daha dün söyledim zencilere is yok diye !."

Üzüntüyle dükkandan ayrilan Temel, rastladigi bir aynada kendini
görünce sasirir ve söyle der:

-"Uyyyy ! aptal Çinliii, yanlus adami uyandirmus daaa!"

fıkranın devamı


Ciftci, kumesine genc bir horoz almis. Fakat kumesteki yasli horoz kumesteki tavuklardan Fatma'yi cok sevdigi icin genc horozdan Fatma'yi kendisine birakmasini rica etmis. Genc horoz da: Olmaz kumesteki butun tavuklar benim, demis.
Bunun uzerine yasli horoz Bak, seninle bir yaris yapacaz, su karsidaki agaca kadar kosucaz, eger ben kazanirsam Fatma'yi alirim, yok eger sen kazanirsan Fatma'yla birlikte butun tavuklar senin olur, demis. Genc horoz da bu teklifi kabul etmis. Tam kosmaya baslayacaklari sirada yasli horoz durarak Bak, ben cok yasliyim bana biraz avans verir misin, demis Genc horoz da kabul edince yasli horoz baslamis kosmaya. Yasli horoz biraz uzaklastiktan sonra genc horoz da pesinden ona yetismek icin hizli bir sekilde kosmaya baslamis ve birkac adim attiktan sonra ciftci, genc horozu vurmus:
Ulan 1 ay icinde aldigim 3.horoz. Bu da TOP cikti..

fıkranın devamı


Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole götürür.Bebeğe bakan doktor :
-Bu çocuk iyi gıda almıyor, der ve kadına dönerek:
-Lütfen soyununuz, diye rica eder.
Soyunan kadının, göğüslerini iyice kontrol ettikten sonra doktor :
-Düşündüğüm gibiymiş hanımefendi der, sizin hiç sütünüz yok.
Kadın :
-Tabi olmaz doktor bey, der.Ben çocuğun teyzesiyim...

fıkranın devamı


Kadin gogsunden rahatsizmis. Doktora gitmis. Doktor sikayetini dinledikten sonra;
- Buyrun, surada soyunun hanimefendi, demis.
Kadin "Utanirim" demis, "rica etsem, isiklari kapatabilir misiniz?"
Doktor isigi kapatmis. Birkac dakika sonra;
- Elbiselerimi nereye koyayim Doktor Bey?.. diye sormus kadin...
Doktor da yanitlamis:
- Benimkilerin uzerine lutfen...

fıkranın devamı


Temel cok zengin ayrica prestiji de saglam.

Birgun otelin birinin kral da resinde ummadik birsey oluyor.Temel altina kaciriyor.Temel pantolonu fazla kirlenmedigine seviniyor ama
corap batmis.Simdi komi"yi cagirsa rezil olacak.En iyisi diyor pencereden asagi atayim.

Corabi pencereden salarken elinden kaciyor ve tavana carpip yere dusuyor.Eyvah.Tavan mahvoldu.Caresiz artik komi"yi cagiriyor.Komi iceri giriyor.Temel:

-Su tavandakini temizle sana bir maasin kadar avans vereyim.

Komi cok saskin sekilde cevap veriyor:

-Sen onu oraya nasil yaptigini soyle ben sana iki maasimi vereyim.

fıkranın devamı


Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde "Atlasana oğlum" diye bağırdı.
Paraşütçü "Atlamam komutanım"
Komutan iyice sinirlenmişti "Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla" deyince, asker;
"Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam." diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;
"Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senni yüzünden benim başım belaya girmesin."
Asker inadım inat cinsinden,
"Atlamam komutanım"
"Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?"
"Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum." deyince komutan,
"Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim." diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor "Atlamam" diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,
"Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?" diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,
-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.

Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde "Atlasana oğlum" diye bağırdı.
Paraşütçü "Atlamam komutanım"
Komutan iyice sinirlenmişti "Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla" deyince, asker;
"Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam." diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;
"Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senni yüzünden benim başım belaya girmesin."
Asker inadım inat cinsinden,
"Atlamam komutanım"
"Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?"
"Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum." deyince komutan,
"Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim." diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor "Atlamam" diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,
"Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?" diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,
-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.



fıkranın devamı


Ciftci, kumesine genc bir horoz almis. Fakat kumesteki yasli horoz kumesteki tavuklardan Fatma'yi cok sevdigi icin genc horozdan Fatma'yi kendisine birakmasini rica etmis. Genc horoz da: Olmaz kumesteki butun tavuklar benim, demis.
Bunun uzerine yasli horoz Bak, seninle bir yaris yapacaz, su karsidaki agaca kadar kosucaz, eger ben kazanirsam Fatma'yi alirim, yok eger sen kazanirsan Fatma'yla birlikte butun tavuklar senin olur, demis. Genc horoz da bu teklifi kabul etmis. Tam kosmaya baslayacaklari sirada yasli horoz durarak Bak, ben cok yasliyim bana biraz avans verir misin, demis Genc horoz da kabul edince yasli horoz baslamis kosmaya. Yasli horoz biraz uzaklastiktan sonra genc horoz da pesinden ona yetismek icin hizli bir sekilde kosmaya baslamis ve birkac adim attiktan sonra ciftci, genc horozu vurmus:
Ulan 1 ay icinde aldigim 3.horoz. Bu da TOP cikti...

fıkranın devamı


Temel, Paris'te bir dükkâna girmiş. Bakmış, dükkânın bir köşesinde harika bir papağan... Hayran hayran seyrederken, dükkân sahibi yanına gelip, "Bu harika bir kuştur, karşısına geçene bakar ve ona nasıl birisi olduğunu söyler" demiş. Temel, papağanın karşısına geçer geçmez, kuş "Sen aptalsın" demiş. Temel, papağanı satın almak istemiş, ancak adam satılık olmadığını söylemiş. Bunun üzerine Temel, papağanın yumurtalarından rica etmiş. Adam, "yarın gelin verelim" demiş. Ertesi gün gittiğinde Temel'e üç tane yumurta vermiş. Temel derhal Trabzon'a dönmüş, eş-dost, akraba, komşu kim varsa toplamış ve papağanın özelliklerini anlattıktan sonra, gururla yumurtaları göstermiş ve hep birlikte yumurtaları kuluçkaya yatırmışlar. Bir süre sonra, yumurtalardan birisi çatlamış ve içinden normal bir tavuk civcivi çıkmış. Bir anlam verememişler. Fakat, ikincisinden bir bıldırcın, üçüncüden de keklik çıkınca, Temel'in tepesi atmış. Uçağa atladığı gibi varmış Paris'e, dükkânı bulmuş, dalmış içeriye... Papağan, Temeli görür görmez, "Sen salaksın" demiş. Temel daha da kızmış ve "Ula baa bak" demiş, "benum salak olduğumi burda bi sen bileyisun, ama senun orosbi olduğuni Tirabizonda cümle âlem bilıyi".

fıkranın devamı


Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde "Atlasana oğlum" diye bağırdı.
Paraşütçü "Atlamam komutanım"
Komutan iyice sinirlenmişti "Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla" deyince, asker;
"Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam." diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;
"Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senni yüzünden benim başım belaya girmesin."
Asker inadım inat cinsinden,
"Atlamam komutanım"
"Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?"
"Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum." deyince komutan,
"Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim." diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor "Atlamam" diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,
"Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?" diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,
-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.

fıkranın devamı


Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;

- Nedir şikayetin ?

- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar..hepsinden davacıyım... kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak..

- Senin adın Temel mi ?

- Evet Temel

- İyi de binlerce Temel var... o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..

- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.. Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra ;

- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı... oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin... o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor... seninle hiç ilgisi yok... bu dava düşer..

-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok... demek tevatürmüş, ben değilmişim...

- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar... sana sıra gelene kadar...

- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim... boş dönmeyeyim... hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım...

- Anlat bakalım..

- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş...

- Dur,dur be,ne diyorsun sen...

- N'oldu Hakim bey ?

- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba..

- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var... seninkine sıra gelene kadar..

fıkranın devamı


Amerikalılar yeni bir uçak geliştirirler ve bu uçağı denemek için
Arabistan'a götürürler.Bir Arap pilotunu uçağa bindirirler ve uçak havalanır. Arap pilot uçağı kullanırken dört motordan biri patlar.
Göstergelerde "Don't panic. This is American technology" yazısı görülür, pilot rahatlar.
Daha sonra bir motor daha patlar ve göstergelerde yine aynı yazı görülür. Pilot da uçmaya devam eder. Ne var ki az sonra iki motor birden patlar. Hiç motor kalmayınca Arap pilot panikler. Tam bu esnada göstergelerde yine aynı yazı görülür ve uçak kendi kendini yumuşak bir şekilde indirir. Araplar pilottan bu olayı öğrenince şaşırırlar ve kendileri de böyle bir uçak yapmaya karar verirler. Ve nitekim bir uçak yapıp Amerika'dan bir pilot davet ederler. Pilot biner uçağa, başlar uçmaya. Bir iki dakika sonra bir motor patlar. Göstergelerde "Don't panic. This is Arabic technology" yazısı görülür. Az sonra ikinci motor da patlar ve aynı yazı gözükünce Amerikali pilot: "Ulan bizim uçağın aynısını taklit etmişler." der. Derken iki motor birden patlayınca uçağın kendi kendini yere indireceğini düşünen pilot göstergelerde şu yazıyı görür: "Don't panic. This is Arabic technology. Please repeat after me. Eşhedü en la ilahe illallah...."

fıkranın devamı


Temel hayatinda ilk defa memleketinden çikmis, güneye, Adana ya gidecekmis.
Adana da buna bir hevenk muz ikram etmisler ve bu muzlari memleketine
döndügünde yemesini rica etmisler. Aradan birkaç ay geçtikten sonra
Adanalilar Trabzon a geridönen Temel e bir mektup yazmislar... Mektupta
sormuslar, "Nasil, muzlari begendin mi?" diye.
Temel cevaben gönderdigi mektupta "Begendim ama çekirdekleri çok büyüktü."
demis...

fıkranın devamı


Hoca bir ciger almis evine gidiyormus. Yolda bir dostuyla karsilasmis. Adam: - "Bak sana güzel bir ciger yemegi tarifi yapayim da, bunu agiz tadiyla ye", demis. Hoca rica etmis: - "Benim aklimda kalmaz. Bir kagida yaziver." Adam yazip vermis. Hoca biraz sonra lezzetli bir ciger yemegi yiyecegini düsünerek dalgin dalgin giderken, bir çaylak elindeki cigeri kapip kaçmis... Hoca çaylagin ardindan bir süre baktiktan sonra elindeki kagidi havaya kaldirmis: - "Agiz tadiyla yiyemeyeceksin. Tarifi bendedir!"

fıkranın devamı


Kadinin biri doktora gitmis:
-"Doktor bey benim biraz garip bir problemim var ben cok sik ve fazla osuruyorum, ancak neyse ki hic ses ve koku cikmiyor, yine de her dakika her dakika bayagi rahatsiz olmaya basladim lutfen bir care bulun." demis.Doktorda birkac ilac yazmis ve 1 ay sonra kontrole gelmesini rica edip kadini yollamis. Aradan 1 ay gecer gecmez kadin yine pat damlamis.
-"Doktor bey ne yaptiniz? Yine cok sik gaz cikariyorum ama bu sefer bi koku cikiyor bir koku cikiyor, dayanilir gibi degil istediginiz kadar cam kapi acin saatlerce gitmek bilmiyor."
Doktor memnuniyetle cevap vermis:
-"Hmmm guzel, demek burnunuzu tedavi edebildik simdi sira kulaginizda."

fıkranın devamı


Bir diyetisyen, huzurevinde genis bir kalabaliga konferans vermektedir:
"Midemize indirdigimiz hersey bizleri her an öldürebilecek kadar tehlikelidir. Kirmizi et kanser yapar, gazli içecekler midemizin dokusunu tahris eder, sebzeler öldürücü bakteriler barindirabilir, Çin yemekleri karbonhidrat yüklüdür. Ayrica hiçbirimiz içme suyunun barindirabilecegi mikroplarin uzun vadedeki etkilerinin farkinda bile degiliz.

Fakat bir yiyecek vardir ki içlerinde en tehlikelisidir. Hepimiz onu mutlaka yemisizdir ya da yemek zorunda kalabiliriz. Içinizde birisi en ciddi rahatsizliklari yaratacak ve uzun yillar bizlere aci verebilecek bu gidayi tahmin edebilir mi ?"

Ön siralardan 75'lik bir ihtiyar ayaga kalkar ve yanitlar:
"Dügün pastasi"

fıkranın devamı


Lüks bir semtteki kusçu dükkanina giren müsteri güzel bir papagan almak istedigini söylemisti.
Dükkan sahibi, müsterisini papaganlarin oldugu bölüme götürdü.
Içerde birbirinden güzel birçok papagan vardi.
Adam gözüne kestirdigi bir papaganin yanina yaklasip
"Bu kaç para" diye dükkan sahibine sordu.
Kusçu "1000 dolar" deyince adam "Nedir bunun özelligi ?" diye sordu.
Kusçu :
- Efendim bu hayvan kendi türünün en güzel örnegidir,
ayrica Türkçe ve Ingilizce konusur, diyerek papaganin özelliklerini saydi.
Bu arada müsterinin gözüne daha güzel,
rengarenk ve çok canli renkleri olan baska bir papagan çarpti.
Hemen onun yanina gidip kusçuya "Bu kaça" dedi.
Kusçu :
- 1500 dolar efendim, buda kendi türünün en güzel örnegidir,
ayrica Türkçe, Ingilizce, Almanca konusur, diyerek müsteriye bilgi verdi.
Müsteri tam bu papagani almaya karar verdigi sirada,
dükkanin en arka kösesinde tek basina kendi halinde duran,
tüyleri yer yer dökülmüs kalan tüylerinin rengi ise siyah, beyaz, gri karisimi,
tavukla karga arasi ne oldugu belirsiz ucube gibi bir yaratik görmüstü.
Girgir olsun diye onun yanina gidip dükkan sahibine
- Ya bu kus kaç para ? diye sordu.
Kusçu
- Onbin dolar diye cevaplayinca adam sasirdi ve
- Yok ya peki kaç dil konusuyor bu hayvan ? diye merakla sordu.
Kusçu "Bu hiç konusmaz efendim" deyince adam büsbütün sasirdi :
- Sen benimle dalgami geçiyorsun kardesim, o kadar güzel papaganlar var en iyisi 1500 dolar,
sen bu kusa bile benzemeyen hemde hiç konusmayan bir hayvana 10.000 dolar diyorsun
nedir bunun özelligi diyince kusçu gülümseyerek :
- Valla bende bilmiyorum beyefendi, ama öbür papaganlarin hepsi de buna hocam diyor.

fıkranın devamı


Vaktiyle Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon Bonapart'i
bir muharebede tenkide kalkisip parmagini harita üzerinde gezdirerek:

-Önce surasini almaliydiniz, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz, gibi fikirler yürütmeye baslayinca,

Napolyon:

-Evet demis, onlar parmakla alinabilseydi dedigin gibi yapardim.

fıkranın devamı





Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole götürür. Bebeğe bakan doktor: - "Bu çocuk iyi gıda almıyor", der ve kadına dönerek: - "Lütfen soyununuz", diye rica eder. Soyunan kadının göğüslerini iyice kontrol eden doktor: - "Düşündüğüm gibiymiş hanımefendi" der, "sizin hiç sütünüz yok." Kadın: - "Tabi olmaz doktor bey", der. "Ben çocuğun teyzesiyim..."

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama