Sağır Fıkraları

loading...


Temel doktora gitmiş:
- Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi...
- Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş:
- Karıcuğum bugün yemekte ne var?
Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
- Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
- Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var...


fıkranın devamı


Adam doktora gider :
-Doktor bey, galiba karimda isitme kaybi basladi. Ne yapabiliriz?
Doktor:
-Eve gittiginiz zaman, karinizin arkasinda, biraz uzakta durun.
Normal bir sesle ona soru sorun. Eger sizi duymazsa biraz daha yaklasin ve sorunuzu tekrarlayin. Hangi mesafede duydugunu tesbit edelim, ona göre bir tedavi uygulariz.
Adam eve döner. Karisi mutfakta yemekle ugrasmaktadir. Adam
mutfagin kapisinda durur ve normal bir sesle:
-Hayatim, ne yiyoruz bu aksam? diye sorar. Karisi cevap vermez.
Adam bir iki adim atar ve bir kez daha sorar:
-Hayatim, ne yiyoruz bu aksam?
Karisi yine cevap vermez. Adam kadinin dibine kadar gelir ve
tekrarlar:
-Hayatim, ne yiyoruz bu aksam?
Karisi cevap verir:
-Üçtür köfte diyorum ya!

fıkranın devamı


Temel doktora gitmiş:
- Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi...
- Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş:
- Karıcuğum bugün yemekte ne var?
Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
- Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
- Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var...

fıkranın devamı


Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu: - "Para nerde?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: - "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum." Tercüman tercüme etti: - "Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş..." Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı: - "Şimdi sor bakalım, para nerede?" Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi: - "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var." Baba öfkeyle gürledi: - "Ne dedi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı: - "Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış.."

fıkranın devamı





Kadın oğlunu doktora götürmüş. "Oğlum yürüyemiyor" demiş, "gözü görmüyor, sağır ve dilsiz, akli dengesi de bozuk. Size getirdim". Bir kadına, bir de çocuğa bakmış doktor: - "Soyunun", demiş. - "Ne soyunması" demiş kadın, "hasta olan ben değilim, oğlum..." - "Biliyorum da" demiş doktor, "onu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay."

fıkranın devamı

Biri ağır işiten üç yaşlı kadın evlerinin önünde oturmuş eski günlerden konuşmaktadırl...
fıkranın devamı

Öbür dünyaya gelenler sıraya sokuluyor, uygun adım yürüyüşle Sırat köprüsü başına sev...
fıkranın devamı

Barmen arkadaşına: "Benim yarın akşam çok önemli bir işim var,mümkünse bir günlüğüne...
fıkranın devamı

Karısı hamile olan bir adama işyerinde aniden bir telefon gelmiş: -"Beyefendi, bir bebeğiniz ol...
fıkranın devamı

Adamin birisi ev ariyormus. Bir emlakcidan bir evin anahtarini almis ve eve bakmaya gitmis.Evi cok b...
fıkranın devamı

Mafya babası korumaya aldığı müesseselerden haraçları toplamak için yeni bir tetikçi buldu....
fıkranın devamı

Milyoner kasasını, hırsız mahzenini, feylesof kitabını ve aşık kalbini aynı heyecan ve korkuyla açar...

Bir kadının gözyaşında herşeyden biraz vardır...

Çocuklarınıza dillerini tutmasını öğretin. Konuşmayı nasıl olsa öğrenecekler...

Gülmek için mutluluğu beklersen, tebessüm bile edemeden ölürsün...

İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes!

Dertlerini gözyaşlarıyla boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyleyin...

En iğrenç yalan gözyaşı biçimine girendir.

Gerçek sevgi; iyilik görünce artmayan, kötülük görünce azalmayandır.

Yaşamdan yakınanlar ondan olmayacak şeyler isteyenlerdir.

Hiçbir yara kurcalamakla iyileşmez.

Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ve en derin acısından ibarettir.

Gülümseme parasızdır ama kimi zaman servet kazandırır.

Dost yumruğu acıdır.

Dostluk gündüz görünmez. O ateşböceği gibi yalnız geceleyin parlar!!

Çocuklar donmamış beton gibidir. Üzerine ne düşerse iz yapar.

Dünya bir sahnedir.Herkes rolunu oynadıktan sonra gider..

Kalp ne ile dolu ise, dudaklardan o dökülür.

Seni seveni görmeyecek kadar körsen, seni seven seni sevdiğini söyleyemeyecek kadar gururludur..

Gözyaşları ızdırabın sessiz sözleridir..

Dostluk iki vücutta yaşayan bir ruh, iki ruhta yaşayan bir vücuttur.

Dostlar ırmak gibidir.Kiminin suyu az, kimin çok...
Kiminde ellerin ıslanır yalnızca, kiminde ruhun yıkanır boydan boya...

İnanmamak, ahirete değil; cennete girmeye manidir...

Hayatında ilk kez karşılıksız birşeyini verdi; son nefesini...

İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.

Her nefeste eyledik yüzbin günah, bir günaha etmedik hiçbir gün Ahhh..

Başkalarının bahtiyarlığına imrenme çok kimse var ki senin hayatına gıpta ediyor..

Vicdanı tertemizdi zira onu hiç kullanmamıştı..

Düşmanlarınızı affedin bu bir büyüklüktür, ama onları unutmak büyük bir aptallıktır..

Vicdanım sızlıyor, acaba yemek vakti mi geldi?

Dilini kana bulama....Sus da öldür beni n'olur!

İnsanlar çabuk yükselenlere değer verirler; hiçbir şey toz ve tüy kadar çabuk yükselmez.

Ölüler yoklukları ile değil onlarla aramızda söylenmeden kalan sözler yüzünden keder verirler.

Ulaşılmazlar aslında öylesine güzeldir ki işte budur isteği tutku yapan!!

Sükut eden adamın endişesi azdır. Çünkü, insan dilinin altında gizlidir...

Yanında sesli düşünebildiğiniz insan dostunuzdur....

Herkes yanlış yapar, ancak ahmaklar yanlışlarında direnirler...

Ben bilmediğimi bildiğim için, insanlardan akıllıyım. (Sokrates)

Güzel konuşmak için tek bir yol vardır; dinlemeyi öğrenmek...

DAL RÜZGARI AFFEDER AMA KIRILMIŞTIR BİR KERE...

Bir düşmanı affetmek, bir dostu affetmekten daha kolaydır

Hakiki arkadaşlık, sıhhatten farksızdır, kıymeti, ancak elden gittikten sonra anlaşılır.

Her gün birbirini görmenin tadı başka, ayrılıp kavuşmanın tadı başka.

İnsanlar kırmızı bir güle doğru koşarken
çoğu zaman ayaklarının altında ezilen kır çiçeklerinden habersizdirler.

Başkaları ile ilgilenirsen, iki ay içinde birçok dostlar kazanabilirsin,
başkalarının seninle ilgilenmesini beklersen iki yılda bile tek dost kazanamazsın.
Dostun olsun istiyorsan dost ol.

Benim düşünebildiğim en mutlu evlilik, sağır bir erkekle kör bir kadının evlenmesidir.

Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, gülümseyin.

Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir!

Seni seviyorum diyebiliyorsam bu, sende bütün insanlığı,
bir anlamda canlı olan herşeyi ve yine sende kendimi seviyorum demektir.

Herkes kırılamaz.. Bazen ipince dal olmak gerekir kırılmak için ama dunya kütüklerin...
Ağlayamaz herkes... ağlayabilecek kadar büyümek gerekir
Dünya ise küçüklerin....


fıkranın devamı

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:
"Para nerede?"
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
"Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum."
Tercüman tercüme etti:
- "Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş."
Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadi:
- "Şimdi sor bakalım, para nerede."
Tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?"
Sağır-dilsiz kan ter içinde, işaretle yanıt verdi:
- "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin oldugu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda iki yüz bin dolar var."
- "Ne söyledi?" dedi Baba.
Tercüman yanıtladı:
- "Dedi ki, hâlâ neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g.t istermiş."
fıkranın devamı

Adam doktora gider:
-Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?
-Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tespit edelim, ona göre tedavi uygularız.
Adam eve döner. Mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Kadın cevap vermez. Adam yaklaşır tekrar tekrar sorar:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Kadın yine cevap vermez. Adam iyice yaklaşıp tekrarlar:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Karısı cevap verir:
- 3 seferdir köfte diyorum ya!...


fıkranın devamı

Sağırın biri hasta ziyaretine gidiyor, hem yürüyor hem düşünüyordu:
-Hastanın başucuna oturunca "Nasılsın?" diye sorarım. "İyiceyim" diyecektir. "Ne yiyorsun?" diye sorarım. "Falan filan " diyecektir. "Doktorun kim?" diye sorarım. "Filanca" diyecektir…
Hastanın başına geldi; eğilip sordu:
- Nasılsın?
- Ölüyorum!
- Elhamdülillah! Neler yiyorsun?
- Zıkkım!
- Afiyet olsun! Doktorun kim peki?
- Azrail!
- Hoşgelmiş!..
fıkranın devamı

Temel doktora gitmiş: - Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi... - Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim. Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş: - Karıcuğum bugün yemekte ne var? Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş: - Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var? - Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var...
fıkranın devamı

Barmen, meslektaşından rica eder:
-"Yarın evde işim var. Yerime sen bakar mısın?
-"Bakarım da ben senin müşterilerini tanımam ki kardeşim, ne isterler filan..."
-"Merak etme, hiç zor değil. Özelliği olan sadece iki müşterim vardır, ikisi de sağır ve dilsizdir. Baş parmaklarını aşağı doğru gösterirlerse viski verirsin, yukarı doğru gosterirlerse, bira, tamam mı? Başka bir zorluk çıkarsa bana telefon edersin."
Ertesi gün, arkadaşı barmeni telefonla arar:
-"Alo, abi sorma başım dertte. Seninkiler geldi.Başparmaklarını aşağı gösterdiler, viski verdim; yukarı gösterdiler, bira verdim. Fakat şimdi ikisinin de ağzı bir karış açık, bara dayalı, öylece duruyorlar. Ne iş?"
-"Haa, onlar sarhoş olunca şarkı söylemeye başlarlar..."
fıkranın devamı

temel bir gün yeni fantezi ile eve gelir
- ula fadime bu aksam yeni bi sey denicem , kulaktan gircem.
fadime telaşla
- ula beni sağır mı etcen.
temel
- ula garı bu zamana kadar kekeme oldun da bundan sonra sağır mı olucan?

fıkranın devamı

Fantazi düşkünü Temel karısı Fadime'ye mesaj çekmiş;
- Bu akşam kulağından...
Fadime cevaplamış;
- Sağır olurum Temel'im.
Ama Temel mantıklı;
- Bunca sene kekeme olmadın ya!
fıkranın devamı

Karadenizli bir bilgin, pireler hakkında bir araştırma yapıyordu. Bir pireyi masanın üstüne koydu ve emirler vermeye başladı.
- Ula hopla diyeyrun sağa !
- Ula zıpla diyeyrum sağa !
Pire zaten yerinde durabilen bir hayvan değil, bilgin atla dedikçe atladı, zıpla dedikçe zıpladı. Bunun üzerine adam not defterine şu sonuçları yazdı,
" Pireler çok akıllı hayvanlardır verilen emirleri anında yerine getiriyorlar."
Deneyin ikinci aşamasında pirenin kollarını ve bacaklarını kesip, hayvanı masanın üzerine bıraktı ve emirlere başladı,
- Ula hopla diyeyrum sağa ! Hayvanda kol bacak olmadığı için mecburen kımıldayamıyor.
- Ula zıpla diyeyrum sağa ! pirede tık yok. Hemen not defterini çıkardı ve bilim için yeni bir sayfa açmanın heyecanı içinde şunları yazdı,
- Halk arasında pire adıyla anılan hayvanların, kolları ve bacakları kesildiği zaman kulakları duymayi.
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal günün birinde Afrika'da yamyam bir kabilenin eline düşer. Kabile reisi Nam-ı Kemal'e kurtulabilmesi için tek şartın bir dizi testten başarıyla geçmesi olduğunu söyler. Bunun üzerine Nam-ı Kemal ölmektense testi kabul eder. Bunun üzerine kabile reisi testin kurallarını açıklar. Testte üç ayrı kulübe bulunmaktadır. Birinci kulübede bir kasa viski, ikinci kulübede dişi çekilecek vahşi bir aslan, üçüncü kulübede ise kabilenin en azgın hatunu. Nam-ı Kemeal önce bir kasa viskiyi içecek sonra aslanın dişini çekecek en sonolarakta kadını mutlu edecek. Derken test başlar ve Nam-ı Kemal birinci kulübeye girer, aradan saatler geçer bizimkinden ses yok derken 6-7 saat sonra yalpalayarak dışarı çıkar ancak ayakta zor durmaktadır. Zar zor ikinci kulübenin yolunu bulur ve girer. Girmesiyle birlikte kulübede gürültüler kopmaya başlar, toz duman birbirine girmiştir, aslanın acılı kükremeleri kulakları sağır eder. Aradan 2-3 saat geçtikten sonra Nam-ı Kemal sallanarak dışarı çıkar ve reise dönerek "dişi çekilecek orospu nerde" diye sorar.
fıkranın devamı

Adamın birisi ev arıyormuş. Bir emlakçıdan evin anahtarını almış ve bakmaya gitmiş. Evi çok beğenmiş. Tam çıkacakken evin penceresinden karşı evi görmüş. Bir de ne görsün!
Kadın elleriyle göğüslerini okşuyor, adamda *ikine süt şişesi takmış, bir elinde de şemsiye öyle duruyor. Adam dehşet içinde evden çıkıp emlakçıya gelmiş. Evi, biraz önce gördüklerinden sonra tutamayacağını söylemiş ve gördüklerini bir bir emlakçıya anlatmış. Emlakçı da gayet sakin bir şekilde:
- Haa! Onlardan mı bahsediyorsun? Onlar sağır ve dilsiz. Kadın elleriyle göğüslerini okşayarak:
- Göğüslerimde süt kalmadı git çocuğa süt al diyor adamda :
- Dışarıda yağmur yağıyor **kerim sütünü diyor
fıkranın devamı

Adamın biri ev arıyormuş. Bir emlakçıdan bir evin anahtarını almış ve eve bakmaya gitmiş.
Evi çok beğenmiş. Tam çıkacakken evin penceresinden karşı evi görmüş. Bir'de ne görsün, bir adam ve bir kadın çırılçıplaklar.
Kadın elleriyle gögüslerini okşuyor, adamda *ikine bir süt şisesi takmış, bir elinde'de şemsiye öyle duruyor. Adam dehşet içinde evden çıkıp emlakçıya gelir. Evi biraz önce gördüklerinden dolayı tutamayacağını söyler. Gördüklerini bir bir emlakçıya anlatır.
Emlakçı gayet sakin bir şekilde;
- ''Haa!, Onlardan'mı bahsediyorsun onlar sağır ve dilsiz kadın elleriyle gögüslerini okşayarak, göğüslerimde süt kalmadı, git çocuğa süt al diyor adam'da dışarıda yağmur yağıyor, *ikerim sütünü'' diyor''...
fıkranın devamı

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu.
Seçtiği adam sağır ve dilsizdi.
Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu.
Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum."
Tercüman tercüme etti:
- "Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş." Baba 38'ligi koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:
- "Simdi sor bakalım, para nerede." Tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?" Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:
- "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var."
- "Ne söyledi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı:
- "Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g.t istermiş."
fıkranın devamı

Kadın oğlunu doktora götürmüş.
- Oğlum yürüyemiyor, gözü görmüyor, sağır ve dilsiz, akli dengesi de bozuk. Size getirdim doktor bey demiş.
Bir kadına, bir de çocuğa bakmış doktor:
- Soyunun, demiş.
- Ne soyunması demiş kadın, hasta olan ben değilim, oğlum...
- Biliyorum da demiş doktor, onu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama