Sabır Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca, güzel ahlaklı, alim, sevecen ve hazırcevap nadir şahsiyetlerden birisidir.


Hoca'nın sorulan her soruyu soranın aklına göe cevaplaması meşhurdur.

Hocanın, her sorunun altından kalktığını duyan adam;

- Hoca, benim soruma ceap bulamaz, diye öğünür ve kalabalıkta sağdan sola, soldan sağa koşuşan insanları görünce Hoca'ya;

- Hocam!!! Bütün bu insanlar evlerinden çıkınca ne diye hep aynı yöne gitmezler? Kimi o yana kimibu yana gider? diye sorar.

Hoca cevabı hemen yapıştırır:

- Efendi, efendi!!! Bilmez misin herkes aynı yöne gitse dünyanın dengesi bozulur, bir yana devriliverir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca'ya herkes çekinmeden soru sorardı. Bazen de alay etmek, küçük düşürmek maksadıyla soran da olurdu. Fakat Hoca, ona bahşedilen pratik zekasıyla her zaman bu soruların altından kalkmasını bilirdi.

Hoca'nın sorular karşısındaki tavrı da çok önemlidir. Sabırlı, güler yüzlü ama muhatabın anlayacağı dildendir.

* Bir insanın zekası, verdiği cevaplardan değil, sorduğu sorulardan anlaşılır.

Aslında insanların farklı düşünmesi, farklı yere gitmeleri, gerçekten bir denge unsurudur. Bu farklı gidiş gelişler toplumun devamı ve gelişmesi için gereklidir. Bu farklılıkda rahmettir ve denge unsurudur.

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca öğlen namazını kıldırıp evine gelmiş. Öbür camiden gelen bir cenaze alayı sokakta belirmiş. Cenazenin arkasınd...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın bir konuğu gece yatısına kalmış. Adam zayıf inançlı biriymiş. Ben görmediğime inanmam, Ahirete gidip...
fıkranın devamı


Trafik polisi Temel sarışın bir bayan sürücüyü durdurur ve ehliyetini sorar. Kadın çantasını kucağına alıp aramaya başlar; ancak uzun süre geçmesine rağmen bir türlü aradığı şeyi bulamaz.

Temel beklemekten bunalır ve sabırsız bir ifadeyle kadına söylenir:
-"Hanımfendi, aradığınızı bulamadığınız anlaşılıyor. Üzerinde kendi resminizin olduğu şeyi göstereceksiniz, acele edin lütfen."
Kadın bu uyarı üzerine telaşlanır ve kısa bir süre sonra "hah buldum" diye sevinçle çığlıkk atıp çantasındaki makyaj aynasını Temel'e uzatır.

Temel aynayı ciddiyetle inceler ve kadına dönüp kibar bir ifadeyle konusur:
-"Buyrun belgenizi hanımefendi. Özür dilerim, polis olduğunuzu söyleseydiniz durdurmazdım...

fıkranın devamı


Genç deve annesine sormuş:
- Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?
Anne cevap vermiş:
- Çölde kuma batmamak için.
Genç deve tekrar sormuş:
- Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür?
Anne tekrar cevap vermiş:
- Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye.
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
- Bizim niye hörgüçlerimiz var?
Anne deve sabırla yanıtlamış:
- Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız.
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş:
- Peki bizim bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?




fıkranın devamı


Enayi Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu: "Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor"




fıkranın devamı


Genç deve annesine sormuş:
- Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?
Anne cevap vermiş:
- Çölde kuma batmamak için.
Genç deve tekrar sormuş:
- Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür?
Anne tekrar cevap vermiş:
- Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye.
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
- Bizim niye hörgüçlerimiz var?
Anne deve sabırla yanıtlamış:
- Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız.
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş:
- Peki bizim bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?

fıkranın devamı


Enayi Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu: "Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor"

fıkranın devamı


Genç deve annesine sormuş
-"Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?"
Anne cevap vermiş:
-"Çölde kuma batmamak için."
Genç deve tekrar sormuş:
-"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermiş:
-"Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye."
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
-"Bizim niye hörgüçlerimiz var."
Anne deve sabırla yanıtlamış :
-"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız."
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş :
-"Peki bizim bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?"

fıkranın devamı


Sarışın yıldız adayı, üstü açık kırmızı arabasını gecenin bir vakti iyice tenhalaşmış ve loşlaşmış Hollywood Bulvarı'nda hızla sürerken trafik polisi çevirdi.. - "Hanımefendi, ehliyetiniz lütfen.." - "Ehliyet nedir, afedersiniz?." - "Kredi kartı büyüklüğünde bir karttır, hanımefendi. Üzerinde resminiz vardır." Sarışın yıldız adayı cüzdanını çıkardı, içinden bir yığın kart döküldü. Üzerinde resmi olanı buldu, uzattı. Polis "Teşekkür ederim" dedi, "Şimdi de ruhsatınız lütfen.." Sarışın mahçup mahçup sordu gene.. "Ruhsat nedir?.." "O da deyim yerinde ise arabanızın kimlik kartıdır. Genelde torpido gözünde durur" diye sabırla yanıtladı polis.. Sarışın torpido gözüne uzandı. Orada gerçekten öyle bir kart vardı. Onu da polise uzattı. Polis ehliyet ve ruhsatı inceledi. İkisi de mükemmeldi. Görünürde her şey normaldi ama ortada da bir gariplik vardı. "Bir dakika lütfen" dedi sarışına ve motosikletinin yanına gitti, telsizle merkezdeki nöbetçi arkadaşını aradı. Olanlari anlattı. Merkezdeki sordu: "Kadin sarışın mı?.." "Evet!.." "Mavi gözlü mü?.." "Evet!.." "Süper mini mi giyiyor?.." "Evet.." "Göğüsleri kazağından fırlıyor mu?." "Evet.." "O zaman hemen arabanın yanına git ve fermuarını indir." "Ne çıldırdın mı sen?.. Ben bunu nasıl yaparım!" diye bağırdı trafik polisi. "Sen git dediğimi yap" dedi, merkezdeki.. Trafik polisi sarışının yanına geldi, fermuarını indirdi.. "Neee" diye bağırdı, sarışın.. "Gene mi alkol muayenesi.."

fıkranın devamı

Kadının kocası askere gitmiştir. bu süre içinde kayınpederi sürekli kadına asılmakta, geli...
fıkranın devamı

Kadın arkadaşına anlatır, Vallahi çok sabırlıyım çok sabır ederim ama bir de patlarsam ço...
fıkranın devamı

Köyün hocası köyün en güzel kadınını sabah akşam dereye çağırıp düdüklüyormuş.kad
fıkranın devamı

Adamın birinin daldan dala gezerken cinsel organı kırılmış. Doktora gitmiş doktor adama her a...
fıkranın devamı

Bir tavşan her gün eczaneye gidip -"Havuç var mı, havuç var mı?" diye soruyormuş..Eczacı da ...
fıkranın devamı

IYI YAPILMIS BIR ISI TAKDIR ETMEYI
"Bana bakin, gidin birbirinizi disarda gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!"

DUALARIN GUCUNU:
"Yat kalk dua et ki baban muzik setinin bozuldugunu farketmedi..."

ZAMANA KARŞI YARISMAYI:
"O oyuncaklarini topla yoksa bi tekme attigim gibi hepsini karsi sahilden toplarsin.."

MANTIKLI Dusunmeyi
"Ben oyle diyosam oyledir...!!!"

ILERI GORUSLU OLMAYI:
"cikmadan once temiz bi camasir giy.. yolda Allah korusun basina birsey gelir kirli camasirla etrafa rezil olursun."

HAYATIN TRAJIKOMIK YANLARINI:
"Sen daha orda gulmeye devam et, birazdan ben seni tam guldurucem...."

HAYATIN celiskilerle DOLU OLDUGUNU:
"Kapa ceneni ve corbani ic ..!!"

DAYANIKLI OLMAYI:
" O ispanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!"

HAVA RAPORU TAHMINI YAPMAYI:
" su daginikliga bak... yabanci biri gorse odanin ortasindan kasirga gecmis sanir..."

ABARTMAYI:
"Sana 500 bin defa soyledim kirli ayakkabilarinla iceri girme diye...!!"

DAVRANIS PSIKOLOJISINI:
"Babana cekecegine biraz bana cekseydin noolurdu ..."

OLAGANUSTU DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI:
"Dinleme bakalim anne sozu dinlemee...!!! 'Kafana meteor dusecek kenara cekil" diye bagirsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"

KISKANMAYI:
" Dunyada senin annen baban gibi mukemmel bi aileye sahip olmayan, kac milyon çocuk var biliyor musun..."

SABIRLI OLMAYI;
"Baban eve gelsin, sen gorursun''

HAKKIMIZI ALACAĞIMIZI;
"Eve vardigimizda ben bilirim sana yapacagimi"

DIYALOG KURMAYI;
"Sana bir sey sordugumda cevap ver...!!"
"Ne soyleyeyim anne?"
"Sus!! Bana cevap verme!!!"

TIP BILGILERINI:
"Gozlerini sasi yaparken bir gun oyle kalivereceksin"

OLGUN OLMAYI;
"Bu tabagin hepsini bitirmezsen asla buyuyemezsin."

GENETIK BILGILERI;
"Sen de o lanet olasi babana cektin."

BILGELIGI
"Benim yasima gel de anlarsin o zaman."

VE .....ADALETI;
"Bir gün senin de cocuklarin olacak.. insallah onlar da sana senin simdi bana yaptiklarini yaparlar..."

fıkranın devamı

Adamın biri yolculuk yapmak üzere trene biner.Kompartımana girdiğinde içeride hamile bir bayanın oturduğunu görür.
Kadının karşısına geçer ve oturur,aradan belli bir zaman geçer adam tam sigara yakacakken;
Kadın:
- aa şey o sigarayı yakmasanız (karnını işaret ederek) benim için değil küçük için
der. Adam sigarayı yakmaktan vazgeçer belli bir süre sonra tam camı açacak kadın:
- aaa lütfen camı açmasanız hani benim için değil (yine işaretini yapar ) küçük için
der. Adam camı açmaktanda vazgeçer ama ufaktanda sinirlenmeye başlar. Birsüre sonra adam yemek yiyecek bizim hatun yine atılır.
- Lütfen yemeseniz olmaz mı benim için değil küçük için
adam bunada ya sabır çeker ve yemekten vazgeçer.
Aradan bi süre daha geçer kadın bacak bacak üstüne atmaya çalışırken bir yerleri gözükür ve Adamda:
- Hanımefendi biraz daha dikkatli otursanız (şeyini işaret ederek) benim için değil küçük için küçük...
fıkranın devamı

adamın biri hapısanede uzun yıllar geçirmektedir bu arada yastığın içinde bir BİT bulur 8 sene içinde ona
Amuda kalmayı tek ayak üstünde zıplamayı şarkı söylemeyi gözkırpmayı ve birçok şey öğreti cezası biterken Bitini yanına alır ve soluğu bar da alır ilerideki barmene bir bira söyler birayı beklerken Bitini cebinden cıkarır bit tabi amuda kalkarak şarkısöylemeye başlar adam büyük bir hevesle eyittiği bu biti birilerine göstermek istemek için sabırsızdır barmende gelir
adam işaret parmağıyla "bakarmısınız der" barmen

AVUÇ İÇİYLE BİTE VURUR ve MASAYI ISLAK BEZLE SİLER

!!!PARDON BEYEFENDİ !!!!
fıkranın devamı

Osmanlı döneminde, liman cüzdanını kaybeden kaptan yenisini çıkarmak için Liman Reisliği'ne gitmiş...Memur başlamış sormaya:
"Adın ne?"
"Kara Ali!"
"Nerelisin?"
"Karabigalı!"
"Geminin adı ne?"
"Kara Yunus!"
"Nereden geliyorsun?"
"Karadeniz'den!"
"Yükün ne?"
"Karalahana!"
"Nereye gideceksin!"
"Karamürsel'e!" Memur, ya sabır demiş:
"Dönüşte bizim limana uğrayacak mısın?
"Hayır. Orada gemiyi karaya çekeceğim, Karaman'da Karadağlı, Karamustafa'yı gördükten sonra, karadan Mekke-i Mükerreme'ye gidip, kara donlu Baytullah'a yüz süreceğim!Memur lahavle çekmiş:
"İnşallah oradan yüzünün akıyla dönersin!"
"Yüzümüz ak mı kara mı çıkar, bu ancak kara toprağa girdikten sonra belli olur!"Memur dayanamamış:
"Zift mi kesildin be mübarek!
fıkranın devamı

Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu:
-Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor!
fıkranın devamı

Bir gün çok zengin bir adam bir yarışma düzenlemiş ve bir havuza bütün tehlikeli deniz yaratıklarından koymuş .
Bu yarışmaya da Türkiye'den Temel,bir fransız bir ingiliz gitmiş.Bu zengin adam demiş ki bu havuzun bir tarafından diğer tarafına yüzene 1.000.000$ vereceyim.
Hiç kimse kabul etmemiş bu sefer adam yat vereceyim, kat vereceyim,ev vereceyim ,kadın vereceyim falan ama yinede hiç kimse kabul etmemiş
bunun üzerine adam İbne vereceyim demiş, o anda Temel atlamış havuza yüzmüş karşı taraftan çıkmış herkez şaşırmış ama Temel çıkar çıkmaz nerde o ibne diye bağırmış.Bunun üzerine ev sahibi Beyefendi ne kadar sabırsızsınız deyince Temel cevabı yapıştırmış.
-"Sizin vereceğiniz İbneyi değil beni suya iten İbneyi arıyorum"
fıkranın devamı

Temelin karısı bi filmde 69 pozisyonunu görür ve denemek ister.
Gece Temele sorar :
- 69 yapalim mi?
Zavallı Temel de bilmiyordur. Kadın anlatır ve pozisyon alırlar daha sonra
Fadime osurur, Temel ses çıkarmaz, Fadime bi daha osurur Temel gene susar.
Ya sabır! der içinden, Fadime gene osurunca Temel dayanamaz:
- Ula buna 66 kez daha dayanamam daaaa.
fıkranın devamı

Temelle Dursun bir gün 5000 metreden atlamaya karar vermişler
Yere 2000 metre kala Dursun sormuş
- Açalım mı paraşütleri
- Uyy dur bekle biraz da
Yere 1000 metre kala Dursun yine sormuş
- Açalım mı paraşütleri
Temel:
- Uy bekle biraz daaa
Yere 500 metre kala Dursun iyice sabırsızlanarak yine sormus
- Açalım mı paraşütleri
- Uyy amma büyüttün daa geldik zaten hemen şurasıdır

fıkranın devamı

Temel'le oğlu Trabzondan İstanbul'a gezmeye gelmişler. Gezerken oğlu Topkapı Sarayı'nı görmüş ve "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel oğluna "Bilmiyorum" demiş. Kısa zaman sonra kız kulesini görmüş ve "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel yine sabırla bilmiyorum demiş. Oğlu en son Dolmabahçe Sarayı'nı göstererek "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel bilmiyorum demiş. Oğlu; "Baba seni sorularımla sıkmıyorum değil mi?" demiş. Temel ise oğluna gülerek; "Yok evladım, sorasınki ögrenesin..."
fıkranın devamı

Trafik polisi Temel sarışın bir bayan sürücüyü durdurur ve ehliyetini sorar. Kadın çantasını kucağına alıp aramaya başlar; ancak uzun süre geçmesine rağmen bir türlü aradığı şeyi bulamaz. Temel beklemekten bunalır ve sabırsız bir ifadeyle kadına söylenir:

"Hanfendi, aradığınızı bulamadığınız anlaşılıyor. Üzerinde kendi resminizin olduğu şeyi göstereceksiniz, acele edin lütfen."

Kadın bu uyarı üzerine telaşlanır ve kısa bir süre sonra "hah buldum" diye sevinçle çığlık atıp çantasındaki makyaj aynasını Temel'e uzatır. Temel aynayı ciddiyetle inceler ve kadına dönüp kibar bir ifadeyle konuşur:

"Buyrun belgenizi hanfendi. Özur dilerim, polis olduğunuzu söyleseydiniz durdurmazdım."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama