Sakal Fıkraları

loading...

Bir gün Akşehir'e bilginliğiyle övünen bir papaz gelir. Papaz, sorularına kimsenin cevap veremediğini, bu yüzden dünyanın en akıllı insanı oldğunu iddia etmektedir.


Papazı alıp Nasreddin Hoca'ya getirirler. O sırada Hoca eşeğini çıkarmış, tarlaya gidecekmiş. Papaz:

- İki sorum var. Bütün dünyayı dolaştım. Bu sorularıma cevap verecek kimseyi bulamadım. Bakalım sen denildiği kadar akıllı ve bilgili misin? Birinci sorum şu: Gökyüzünde kaç yıldız vardır?

Hoca hiç tereddüt etmeden:

- Şu kapıdaki eşeğimin sırtında kaç tane kıl varsa, o kadar yıldız var, der.

Papaz şaşırır:

- Bu nasıl cevap? Nereden biliyorsun? der.

Hoca:

- İstersen say da bak!

Papaz memnun olmamış vaziyette:

- Pekala, bu sorunun cevabını vermiş olduğunu kabul ediyorum. Şimdi ikinci soruma cevap verebilecek misin bakalım?

Şu sakalımda kaç kıl var?

Hoca yine tereddüt etmeden:

- Eşeğimin kuyruğunda kaç kıl varsa, senin sakalında o kadar kıl var, der. Papaz:

- Nasıl ispatlarsın? der. Hoca:

- Bundan kolay ne var? Bak eşeğim burada. İnanmazsan otur şuraya. Sıra ile bir onun kuyruğundan kıl koparalım, bir de senin sakalından kıl koparalım. Eğer senin sakalın kalmadığı ve yüzün kabak gibi ortaya çıktığı halde, eşeğin kuyruğunda kıl kalırsa senin haklı olduğuna inanırız, der.

Papaz, bu benzetmeleri ve ispatı duyunca çareyi oradan sıvışmakta bulur.

ÖĞÜTLER

Saçma sorularla kendilerini meşgul eden insanlar, Nasreddin Hoca'yı bu sorularıyla küçük düşürmek isteseler de Hoca, hazır cevap olşu sayesinde kolayca onlara dersini vermiştir. 

İnsan ne kadar az bilirse o kadar çok bildiğini sanır. Hikayedeki papaz gibi.

İnsanlara akıllarının seviyesine göre konuşmaka gerçekten bir hünerdir. Hoca da bunu çok güzel bir misalle bizlere sunmuştur.

*İnsanlara akıllarının seviyesine göre konuşun.

fıkranın devamı

BİRGÜN NASRETTİN HOCA KARISI İLE KAVGA EDER . SONRA AK SAKALLI DEDE GELİR DERKİ YAVRUM AKŞAM PATIR KÜTÜR MÜTÜR DİYE SESLER GELİYOR YAVRUM DER VE SOPASINI KALDIRIR BAŞINA VURMAYA BAŞLAR SONRA AAAAAAAAAA DİYE BAĞIRMAYA BAŞLAR NASRETTİN HOCA VE SON
fıkranın devamı

- Dünyayı dolaşan üç bilgin papaz Akşehir’e de uğramışlar. Hocanın ününü duyunca kendisiyle tanışmak istemişler. Akşeh...
fıkranın devamı


Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.

fıkranın devamı


asreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir asli var midir?
Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar;
-Her halde oyle olmali.
-Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda durmakta olan cinar agacina;
-Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin yanina varir. Aksehir'liler;
-Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye gulunce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dag yurumezse abDal yurur der.

fıkranın devamı


Bir gün bir kral varmış ölmek üzereymiş 3 te oğlu varmış.Kral oğullarına demişki eğer ben ölürsem pembe kuzuya çok iyi bakın demiş.Oğullarıda peki babacığım demişler.Bir gün pembe kuzu kaybolmuş.Kral en büyük oğluna çabık pembe kuzuyu bul ve bana getir demiş oğluda hemen bulacağım babacığım demiş.Oğlu pembe kuzuyu bulmak için tüm ülkeyi dolaşmış ama bulamamış.Babasının yanına gitmiş babacığım ben tüm ülkeyi dolaştım ama pembe kzuuyu bulamadım demiş.Kralda hemen bunun kellesini kesin demiş kralın büyük oğlu ölmüş.Ortancı oğluna söylemiş oda tüm ülkeleri gezmiş ama pembe kuzuyu bulamamış.Kral ortancı oğlununda kellesini kestirmiş.Sıra son oğluna gelmiş oda tüm dünyayı gezmiş ama pembe kuzuyu bulamamış.Sonra düşünmüş demişki kendi kendine babam 2 abimide öldürdü bende kuzuyu bulamadım demiş bana kıyamaz gidiyim söliyim bulamadığımı demiş.Kral sonuncu oğluna bir gün kuzuyu bulması için bir şans vermiş.2 adam birbirinle konuşuyormuş biri ben peygamberim ben peygamberim diyorlarmış.Sonra yaşlı bem beyaz sakallı adam gelmiş demişki sakallarını okşayarak halla halla ben bunları ne zaman yarattım demiş.sonra bir tren istasyonunda bir kadın ve bir maymunu varmış.Maymun arkadaki adama ikide bir ensesine vuruyormuş.Adam kadını uyarmış bir kez daha yaparsa camdan aşağıya maymununuzu atarım demiş.Maymun yine vurmuş bu sefer maymunu camdan aşağı fırlatmış.Kadında bahığra bağıra alamış trenin sahibide maymunu bulupta getirelim kadıncağaz alamasın demiş.Sonra çalılıkların arkasından bir çıkırtı bir ses gelmiş sizce o kim ? bilemediniz sölüyorum pembe kuzuymuş

fıkranın devamı


Temel bır gun olmus yanında ak sakallı bır dede belırmıs dedenın elınde saate benzeyen cısımler varmıss temel:

-bu nedur dede? demiş

dede:

-gunah saatı demiş...

tanıdıklarıma bakabılırmıyım demıs temel...

dede:

-tabi demiş

mustafa demıs

-saat yavas yavas donmeye baslamıs

-serhan demıs

normal donmeye baslamıs

-dursun demiş...

dede bakamazsın demiş...

-temel nıye dıye sormuş?

-dede:

-PATRON İÇERİDE VANTİLATOR OLARAK KULLANIYOR DEMİŞ...



fıkranın devamı


Bir keresinde, Hoca Aksehir'de ki mahkemeye kadi tayin edilir. Bir gun bir adam kosarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:
-Farzedelim iki inek mera da dovustu ve biri oldu, Hoca Efendi. Oldurenin sahibi sorumlu tutulacakmidir?
Adamin hilekar gozlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
-Yerine gore, der, hukum vermeden.
-Karar vermene yardimci olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldurdu!.
-Bu halde, genel olarak bilindigi gibi inekler hayvandir. Hayvanlara sebep baglanmadigindan dolayi, kesinlikle sorumsuzlardir. Bu yuzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!
-Ozur dilerim, Hoca Efendi, dilim surctu. Benim inek seninkini oldurdu demek istemistim!
Bu haber uzerine, Hoca'nin kani beynine sicrar. Sakalini ceker, kalkar ve yeniden oturur.
-Bu ilk dusundugumden daha karmasik bir durum, der. Memurlugunun tum agirbasliligiyla katibine doner ve ekler "yaninda ki rafta duran kara kapli kitabi ver bakayim!"



fıkranın devamı


Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.



fıkranın devamı


Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir asli var midir?
Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar;
-Her halde oyle olmali.
-Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda durmakta olan cinar agacina;
-Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin yanina varir. Aksehir'liler;
-Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye gulunce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dag yurumezse abDal yurur der.



fıkranın devamı


Temel büyük bir yük gemisinde kaptandır ve sürekli okyanuslara açılır.Birgün trabzona yolu düşmüş bi köye gideyim demiş,Köy kahvesinde Dursun"u görmüş ve Dursun"a



-Ula Dursun gel getureyim seni gemilan uzak denizlere.

Demiş ve Dursun"u nihayetinde ikna etmiştir. Yola çıkmışlar Büyük okyanusun ortalarına gelmişler. Dursun bide ne görsün küçücük bir adanın kenarında saçı sakalı uzun sefil durumda yaşlı bir adam el kol sallayarak gemiye doğru bağırıyor.



Dursun temele sormuş.

-Ula Temel bu adamda kimdur?

-La ne bileyim otuz senedur haburdan gelur giderum o adam bana hep oyle el sallar delimidur nedur anlamadumki.

fıkranın devamı


Zamanın birinde avukat olmadığı için dava vekilliği yapan bir Mevlüt Amca varmış.
Vatandaşın hukuki sorunları için uğraşır, dertlerine deva olurmuş.
Mesela, bir tarla için dava açılıyor. Vatandaşın hakkı gasp olmuş. Mevlüt Emmiye varıyor, derdini anlatıyor.
Mevlüt Emmi, dinliyor meseleyi, sakalını sıvazlıyor. Diyor ki:
-Üçüncü maddeden tutturursak tamamdır!
Bir cinayet davası, yahut bir kavga veya kız kaçırma olayı var. Mevlüt Emmi dinliyor meseleyi, sonra aynı cevabı yine veriyor:
-Üçüncü maddeden tutturursak tamam!
Bu nasıl üçüncü maddeyse mübarek, her derde deva... Her olayda üçüncü madde işliyor, joker gibi al oraya koy, al bu davada kullan! Yıllar sonra artık işten elini eteğini çekiyor Mevlüt Emmi. Bir adam yanına uğruyor.
-Mevlüt Emmi beni hatırladın mı? -Yooo!
-Hatırlamazsın, benim dava vekilimdin sen. Şu kadar yıl hapis yattım. Mevlüt Emmi, iştahla soruyor:
-Hangi maddeden hüküm giymiştin? Cevap:
-Üçüncü maddeden Mevlüt Emmi, üçüncü maddeden!

fıkranın devamı


Fransa da çok ünlü bir lokanta. Bir hayir kurumu yararina gece düzenlenmis,
giris oldukca pahali... Bizim Temel jilet gibi giyinmis, sinek kaydi tras olmus,
kapidakileri atlatip, içeri sizmanin yollarini ariyor...
Bir bakiyor ki, top sakalli, asker kilikli biri, kapiya yaklasiyor. Elinde davetiye
falan yok..
"Ajaaaeenn" (Fransiz aksaniyla) diyor, kapi görevlisi iki büklüm egilip selam
veriyor, içeri aliyorlar hemen top sakalliyi... Az sonra bir top sakalli daha...
O da "Ajaaaeenn" diyor, o da içeri. Biri daha. Biri daha...
Bizim sinek kaydi trasli Temel, kendinden emin adimlarla kapiya yaklasiyor.
Davetiye soran görevlinin kulagina egiliyor. "Ajaaaeenn" diyor... Görevli öfke
ile bagiriyor :
- Hadi ordan ulan... Bu nasil teskilat?.. Sakalin bile yok!..
Temel pantolonunun fermuarini asagi indirirken isaret ediyor :
- Gizli Ajaaaeenn!..

fıkranın devamı


Hoca’nin kadilik yaptigi siralarda bir adam gelmis:

-Hoca efendi demis,size bir sey danisacagim.
-Buyrun sorun.

Demis Hoca, adam sözünü sürdürmüs:

-Geçen gün , komsularin size ait oldugunu söyledikleri bir inek, tarlada bizim inegin karnini vurup öldürmüs. Simdi ne yapmam gerek?

Hoca , sakallarini sivazlayip bir an düsündükten sonra :

-Hayvan bu, demis, dava edecek degilsin ya!..
-Tesekkür ederim kadi efendi.
-Sahibinin de bu iste suçu yok;ne bilsin böyle olacagini?

Adamin yüzü gülmüs, tekrar söze baslamadan önce:

-Kusura bakma kadi efendi, demin ben bir yanlislik yaptim, ölen inek benimki degil, seninki imis.

Hoca , yerinden dogrulup:

-Bak demis, simdi is degisti. O halde verin raftaki kara kapli kitabi da hele bir bakalim! ...

fıkranın devamı


Bir keresinde, Hoca Aksehir'de ki mahkemeye kadi tayin edilir. Bir gun bir adam kosarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:
-Farzedelim iki inek mera da dovustu ve biri oldu, Hoca Efendi. Oldurenin sahibi sorumlu tutulacakmidir?
Adamin hilekar gozlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
-Yerine gore, der, hukum vermeden.
-Karar vermene yardimci olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldurdu!.
-Bu halde, genel olarak bilindigi gibi inekler hayvandir. Hayvanlara sebep baglanmadigindan dolayi, kesinlikle sorumsuzlardir. Bu yuzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!
-Ozur dilerim, Hoca Efendi, dilim surctu. Benim inek seninkini oldurdu demek istemistim!
Bu haber uzerine, Hoca'nin kani beynine sicrar. Sakalini ceker, kalkar ve yeniden oturur.
-Bu ilk dusundugumden daha karmasik bir durum, der. Memurlugunun tum agirbasliligiyla katibine doner ve ekler "yaninda ki rafta duran kara kapli kitabi ver bakayim!"

fıkranın devamı


Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir asli var midir?
Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar;
-Her halde oyle olmali.
-Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda durmakta olan cinar agacina;
-Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin yanina varir. Aksehir'liler;
-Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye gulunce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dag yurumezse abDal yurur der.

fıkranın devamı

Köylü adam doktora gitmis, Muayene bitip sira ödemeye gelince doktora ;Doktor bey ben size bir so...
fıkranın devamı

Bir gün adamın biri uykusunda bir rüya görür rüyasında sakallı yaşlı bir amca : Bak yavrum...
fıkranın devamı

Bakanliklar Caddesinde mutevazi bir berber dukkani...Mutevazi ama unlu bir berber dukkani...Fikret u...
fıkranın devamı

Adamın biri çok çirkinmiş, kasabalı yüzüne bakmaya iğreniyormuş bu adamı kasabadan kovmak ...
fıkranın devamı

Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı üstü başı ...
fıkranın devamı

Atın biri bir gün berbere gitmiş. Berber at'a sormuş-saç mı? sakal mı ? diyeBuarada berberin ...
fıkranın devamı

Adamın teki bi bara girer, yaslanır bara ve elini vurarak - "Bana 3 viski" der. Barmen v...
fıkranın devamı

Temel bır gun olmus yanında ak sakallı bır dede belırmıs dedenın elınde saate benzeyen cıs
fıkranın devamı

CIA, Rusya"da bir kasabaya casus yerlestirecek, cevrede Ruslar"in nukleer arastirma merkezleri var. ...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama