Sandalye Fıkraları

loading...

Bir İngiliz bir Fransız bide temel uçağa binmiş,Fransa'nın üstünden geçerken Fransız bi sandalye bırakmış,sonra İngiltere nin üstünden geçerken İngiliz bi masa bırakmış,Türkiye'ye uğramadan olurmu temel gelmiş bi el bombası atmış sonra bakmak için Fransa'ya gitmişler bi Fransız ağlıyormuş neden ağlıyon diye sormuşlar salağın biri kafama sandalye attı demiş,sonra İngiltere'ye gelmişler bi İngiliz ağlıyormuş neden ağlıyorsun diye sormuşlar oda salağın biri kafama masa attı demiş Türkiye'ye gelmişler bi adam gülüyormuş neden gülüyorsun diye sormuşlar oda öyle bi osurdumki arkadaki bina patladı demiş.
fıkranın devamı

10 kişiyi öldürmekten ömür boyu hapis mahkumu olan adam hapisten kaçar. Kaçarken önüne çıkan bir eve girer ve yataklarında uyumakta olan bir çifti esir alır. Adamı bir sandalyeye, kadını da yatağa bağlar. Bir an etrafına bakınıp kadının üstüne atlar ve boynunu öpmeye başlar. Aradan bir dakika bile geçmez, mahkum yeniden ayağa fırlar ve odayı terkeder. Bunun üzerine adam karısıyla konuşmaya başlar: - "Sevgilim, bu adam yıllardır kadın görmemiş. Boynunu nasıl öptüğünü gördüm. Sanırım geri gelince seninle birlikte olmak isteyecektir. Aman ne derse yap, onu sinirlendirme, sadece memnun olmasını sağla ki burdan sağ çıkabilelim. Unutma ki hayatımız buna bağlı. Dayanıklı ol ve unutma, seni seviyorum!" Kadın bu sözler üzerine gülümser ve sakince konuşur: - "Haklısın sevgilim bu adam yıllardır kadın görmemiş ama o sırada benim boynumu öpmüyor, kulağıma senin çok yakışıklı olduğunu, seni çok beğendiğini söylüyordu. Hemen ardından da bana vazelinin banyoda olup olmadığını sordu. Dayanıklı ol ve unutma, ben de seni seviyorum :P
fıkranın devamı


modern bir hapishaneyi gezen gazeteci çığlıkların geldiği bir odanın önünde durdu: "bu çığlık da ne?"...
hapishane yetkilisi:
"burası elektirikli sandalye odası.
bir zenciyi idam ediyoruz."
-peki niye çığlık atıyor
-eletirikler kesildide mumla idare ediyoruz

fıkranın devamı


Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:

-Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!

Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.

- Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.

fıkranın devamı


Elektrikli sandalyede ölümü bekleyen Temel yanındaki gardiyana;



-Elimi tutar misun çok korkiyrum!



fıkranın devamı


Temel dar bir ayakkabi almis, giymek icin ter dokuyormus.Dursun bu durumu görünce:



-"Ula Temel niye dar ayakkabi aldun ? "



Temel bir sandalyeye oturup ayakkabilarini çikarirken:



-Tursun bilisun, kiz evlendi ev aldi. Borç baa kaldi, oglan araba aldi,borc baa kaldi. Senun anlican penim borcum girtlaga dayandi.Ben de dar ayakkabi aldum ci çikarttigimda sanki borcum yokmus gibi bir oh çekiyrum."

fıkranın devamı


Temel Fadimeyi seviyormuş ama Fadimeyi vermemişler. Arkadaşları:

-Ula sen de Fadimeyu gacır getsin, da! demişler.

-E... sonra?

-Ula sonrasumu var punun. Gacırıp da o işu da piturdu mü tamamdır.



Temel arkadaşların dediği gibi yapmış. Fadimeyi kaçırıp, gel şu işi bitirelim de baban seni benden geri almasın, demiş. Fadime, hangi işi diye sormuş?

-Ula, demiş Temel. Ha punu oraya sığdıralım, da.

Fadime bakmış bu iş hayatta olacak değil:

-Ha o çok püyüktür Temel, demiş. İmkansız buraya sığmaz.



Sığardı, sığmazdı... Temel kızıp Fadimeye bir tokat atmış. Fadime düşüp başını taşa çarpmış ve ölmüş. Temel bakmış olacak gibi değil, köyüne geri dönmüş. Tabii orada bekleyen jandarmalar da hemen sormuş:

-Temel, Fadime nerde?

-Öldü...

-Ula Temel, Fadime neden öldü?

-De orasını söylemem, demiş Temel. Etmişler, söyletmişler... Temel tüm olayı anlatmış ama Fadimeye neden tokat attığını utacından bir türlü söylememiş.

Karakolda Temelin ifadesini alan Savcı bu konuyu çok merak etmişti. Ne edip etmeli, Fadimenin neden öldüğünü öğrenmeliydi. Bunun içinde polis ve jandarmalarla ortaklaşa bir plan kurdular. Temeli iyice kokutacaklardı. Gerekirse seni asarız diyeceklerdi. Ve öylede yaptılar. Temel anlatmazsa inadına da olsa onu numaradan asar gibi yapıp gözdağı verilecekti. Takacaklardı ipi boynuna numaradan.

-Bak Temel, demişler. Kanunen sen bir katilsin ve Fadimenin neden öldüğünü söylemezsen...

-Söylemem...

-Oğlum, sen Fadimeyi kaçırdın?

-Hı-hı...

-Sonra tokat attın ve Fadime düşüp başını taşa çarptı?

-Hı-hı...

-Peki neden tokat attın?

-De oni söylemem.

-Bak asarız seni!

-Asün...

Peki, demişler. Tavanın direğine ipi geçirmişler. Sandalyey çıkarıp bunu arkadan ellerini bağlamışlar.

-Bak asarız seni...!

-Asün...

Planı numaradan sürdürmüşler. Gerekirse Temeli bir kaç saniye de olsa ip te sallandırıp, iyice korkuttuktan sonra da indirip tekrar soracaklardı.

-Geçirin ipi şunun boynuna!

Geçirmişler. Bak asıyoruz, demişler.

-Söylemem...

Asın! demiş Savcı bey. Temeli bir kaç saniye ip te sallandırmışlar. Yetti artık kanısına varıp indirmişler. İpi bunun boynundan alıp tam soracaklarında Temel onlardan önce davranmış:

-Ula asma dediğunuz pu sikum da nedir pöyle. Ula az kalsun poğulurdum, da.

fıkranın devamı


Birgün felsefe öğretmeni sınıfı yazılı yapıcakmış.ama bu felswefe öğretmeni öyle xzor öyle zor sorular sorarmış ki,hiç kimse dersin den 5 yada 4 alamazmış.bir gün yine sınıfı yazılı yapmış ama bir tane soru sormuş bu soruyu cewaplayan 5 alacakmış.öğtetmen bir sandelye alır ve masanın üstüne koyar,
öğrencilere de şu soruyu sorar:
bu sandalyenin burada var olmadığını kanıtlayın.
öğrenciler yine bişe yapamazlar ve boş kağıt verirler.ama bu soru yüzün den tek bir öğrenciye 5 werir.
çocuğun cewabı da şu olmuş:
-hangi sandalyenin......hahahahhahahhah e hadi gülünnnnnnnnnnn...

fıkranın devamı


Temel in bir köpeği varmış adı da hektormuş bir gün temel in arkadaşı dursun temel in evine gelmiş hoşgeldin faslından sonra geçmiş bir sandalyeye oturmuş bizim hektor da sandalyenin altına girmiş o akşam yemekte kuru fasulye yiyen dursun un gaz çıkarası gelmiş ve yavaşça osurmuş bunun üzerine temel kızgın bi sesle hektooor demiş dursun iyi demiş köpek yaptı sandı daha yüksek bi sesle yine osurmuş temel yine hektooor demiş dursun daha şiddetli bi sesle osurmuş bu kez temel bu sefer hektor kalk oğlum ordan yoksa dursun birazdan üstüne sıçacak demiş.

fıkranın devamı


Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:

-Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!

Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.

- Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.

fıkranın devamı


Renkli kisiligi ve düsük not vermesi ile ögrencileri arasinda özel bir üne
sahip olan felsefe ögretmeni, sinav yapacagi gün ögrencilere, önce kâgit
ve kalemlerini hazirlamalarini söyledi, sonra da sandalyesini kaldirip
masanin üzerine koydu.
Sonra:
"Sinav sorumu soruyorum" dedi. "Bu sandalyenin var olmadigini
kanitlayiniz."
Sifirci felsefe ögretmeni, sinav kâgitlarini okuduktan sonra, bu konudaki
ününe gölge düsürecegini bilmesine ragmen, hayatinda ilk kez bir
ögrencisine yüz üzerinden yüz vermek zorunda kaldi.
Ögrencinin sinav kâgidinda yalnizca su iki sözcük yer aliyordu:
"Hangi sandalyenin?"

fıkranın devamı


Temel memleketin çok sevilen simalarından biridir. Ancak İlkokulu bitirmediği için ehliyet alamamaktadır.
Bulunduğu yerin idari amirleri bu duruma bir çözüm bulmak için Temele ilkokul bitirma sınavlarına girmesini
kendisine kolaylık sağlanacağını söyleyerek onu ikna ederler.
sınav günü yaklaştıkca kentte de bir heyecan başlar ve kentin ileri gelenleri sınav komisyonuna giderek
Temele destek ve moral vermak için sınavda bulunmak istediklerini söylerler.
-Kaç kişi gelirsiniz, diye sorulduğunda
- yedi yuz da denir
Tabiiki yedi kişiye göre hazırlık yapılır ancak sınav günü gelen kalabalık için hemen sınav yeri değiştirilerek
komisyon şehir stadında sınav yapmak için toplanır.
halk stadı doldurur . Stad
-Temel,Temel nidaları ile inlemektedir.
Komisyon üyeleri ve Temel gelirler ortaya kurulan masaya otururlar.
Komisyon başkanı mikrofonu eline aldığında stadyumdaki ses kesilir ve pür dikkat dinlemeye başlarlar.
Başkan kolay bir soru sorarak sınavi bitirmek ister ve
-2 kere 2 kaç eder diye sorar.
Temel sandalyede geriye yaslanır YARIM SAAT DÜŞÜNÜR.
Sonra elini sağ şakağına dayar 45 DK DÜŞÜNÜR
Sol şakağına dayar BİR SAAT DÜŞÜNÜR
Çenesinin altına koyar BİR SAAT DÜŞÜNDÜKTEN SONRA
Cevap vermek için mikrofonu eline alır.
Stadyumda büyük bir heyecen ve sessizlik hakimdir.Herkes pür dikkat dinlemektedir.
Temel
-DÖRT der.
Bütün stad ayağa fırlar ve tezahürata başlar
-BÜYÜK HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER
-BÜYÜK HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER

fıkranın devamı


Trabzon patent ofisine yapılan en son patent alma girişimlerinin konuları.:

1. Su geçirmez havlu
2. Güneş enerjisiyle çalışan fener
3. Camlı denizaltı kapısı
4. "Okuma Oğreniyorum" Kitabı
5. Şişirilebilir Dart Tahtası
6. Sözlük indexi
7. Helikopterler için fırlatma koltuğu
8. Sutozu (süttozu gibi)
9. Pedalla çalışan tekerlekli sandalye
10.Su geçirmez poşet çay


fıkranın devamı

Kayserilinin biri berbere gitmiş.Sırtını aynaya dönerek berber sandalyesine ters oturmuş.Berbe...
fıkranın devamı

Temel Fadimeyi seviyormuş ama Fadimeyi vermemişler. Arkadaşları: -Ula sen de Fadimeyu gacır g...
fıkranın devamı

Günün birinde birkaç fonksiyon bir kafede oturmuş, sıfıra ne kadar hızla yakınsadıkları gi...
fıkranın devamı

Hapisane kaçkını bir adam önüne cikan bir eve girer ve yataklarinda uyumakta olan bir cifti esi...
fıkranın devamı

Meyhanede yarım şişe rakıyı bitiren adam ayağa kalkmak isteyince burnu üste yere yıkılır. ...
fıkranın devamı

Kızın nişanlısının bir kusuru varmış. O da bol bol osuruyormuş. Kız nişanlısına ne o...
fıkranın devamı

Savcı, sanık sandalyesindeki yaşlı teyzeye sorar :- Bize yaşınızı söyler misiniz?- 86 yaş
fıkranın devamı

Amerikaly bir hükümet yetkilisi şili'deki darbenin hemen sonrasında ülke hapishanelerini incele...
fıkranın devamı

Akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış. Zorlukla gözlerini açıp, yer...
fıkranın devamı

Temel dar bir ayakkabi almis, giymek icin ter dokuyormus.Dursun bu durumu görünce: -"Ula Temel niy...
fıkranın devamı

Temel ile Dursun kahvede oturuyorlarmis.Dursun aksam fazla kurufasulye yediginden gaz kaçirmis.Sesi...
fıkranın devamı

Elektrikli sandalyede ölümü bekleyen Temel yanındaki gardiyana; -Elimi tutar misun çok korkiyru...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama