Sapan Fıkraları

loading...


Adamın biri aklını sapanla bozmuş. Nerede bir karış lastik bulsa hemen sapan yapıp evlerin camına taş atıyormuş. Sonunda akıl hastanesine kapatmışlar. Gel zaman git zaman adam bir gün başhekimin odasına gitmiş :

- Ben artık akıllandım. Beni çıkarın, demiş. Başhekim :

- Peki seni çıkarırsak ne yapacaksın?

- Evleneceğim.

- Evlenince ne yapacaksın?

- Gelini alıp gerdek odasına getireceğim.

- Sonra?

- Önce duvağını sonra gelinliğini çıkaracağım.

Doktor heyecanlanmış :

- Sonra, sonra?

- Sonra sutyenini çıkaracağım.

- Eee, sonra?

- Sonra külotunu çıkaracağım.

Doktor iyice heyecanlanmış artık :

- Anlat, anlat sonra?

- Külotunun lastiğini çıkarıp sapan yapacağım.

fıkranın devamı

Adamın biri kafayı sapanla bozmuş nerde bir karış lastik görse hemen sapan yapıp evlerin cam
fıkranın devamı

benimle konuşurken birşey söylesem sus der
söylemesem duvarile mi konuşuyorum der
-----------------------------------------------------------
dışarıya çıkarken onu dışarıya uğurlamasam kızar
uğurlasam neden kapının dibinde duruyon der
----------------------------------------------------------
çarşıya yaya gitsem neden ayaklarını youyon sonra beni doktora götürün deme diye kızar
otobüse binsem boşuna neden para harcıyon der
-----------------------------------------------------------
bilgisayrada burçlara bakmasam başka şeylerle uğraşsam neden onlara bakıyonda benim istediklerime bakmıyon der
burçlara baksam saçma sapan şeylere kafanı yorma der
-----------------------------------------------------------
beni domates almaya gönderir ona bak annecim güzel alamam desede anlamaz
geldiğimde çürük domatesle gelirsem oğlum yavrum alamıyosan alamıyorum desene der!!
-----------------------------------------------------------
evde dururken saçma sapan bi sebeb çıkarır ve bundan ötürü bana kızmay başlar bu bişey değil bide başka yanlışlarıma kızmaya başlar
-----------------------------------------------------------
kiminiz bana karşı çıkçaksınız ama bu olaylar gerçek anneler duymasın :D
fıkranın devamı

Tankut nedir?
Hayatınızdaki sevdiğiniz, değer verdiğiniz bayanların yanına yakıştıramadığınız veya
acayip kıl olduğunuz erkek arkadaşı ve/veya adayına kısaca TANKUT diyoruz.

Neden kızlar tankutları seçer?
Çunki her genç kızın rüyası olan tiplerdirler.
Yakışıklı
Karizmatik
İyi para kazanan
Kariyer planlamasını yapmış ve bu yönde adım adım ilerleyen.
Entellektüel birikimi olan
Kızı ezmeden sahiplenen
Romantik
Ciks mekanları sık sık ziyaret eden

Neden tankut'tan nefret ediyoruz?
Tankut her zaman bize alternatiftir çünki,
her zaman bize göre bir artıları vardır
çirkinse karizmatiktir (bakınız okan bayülgen)
veya acaip yakışıklıdır (bakınız achiles)
sıradandır ama çok zengindir.

Alternatif tankut isimleri
Tankut, Berk, Taşkın, Berkcan, Çağıl, Çağan,
Barçın, Ufuk, Gökhan, Gökmen, Baran, Aybars, Göktürk

Tankut meslekleri
Bir borsa aracı kurumunda Dealer, Analist veya Broker
x bir firmada, İş Geliştirme Müdürü / Genel Koodinatör / Yönetim Kurulu üyesi
Bar/Cafe İşletmecisi
Ressam, tanınmamış müzisyen veya fotoğrafçı (ama aileden zengin)
Reklamcı (metin yazarı mesela)
Mücevher tasarımcısı

Tankut evleri
Tankutların evleri genelde şu özellikler barındırır.
Geniş en az 200 metre kare stüdyo daire,
az mobilyalı olacak evimiz ama teknolojik olacak,
ikiz yatak (yatağın tavanında ayna) ayna uygulaması tavşan ruhlu olanlarında vardır
büyük rahat koltuklardan oluşan oturma grubu,
amerikan mutfak,
oturma grubunun karşısına bir ev sineması sistemi,
mükemmel bir müzik seti dvd li filan,
evin içine serpiştirilmiş bir sürü irili ufaklı hoperörler,
muhakak ana tv sistemine bağlı hazır bekleyen xbox oyun makinesi ve kumandaları
Çekim yapmaya hazır amatörden biraz daha iyi video kamera ve ışık sistemi
yatak odasında geniş bir gardrop, boy boy kıyafetler.
geniş bir banyo (Fantaziye uygun büyüklükte küvet veya duruma göre jakuzi),
Evin temizliği ile uğraşan her gün öğleye doğru gelen 45 yaşlarında bir hanım.

Tankut Arabaları
Tankutların vazgeçilmez aksesuarı arabadır.
En büyük zevkleri hızlı araba kullanmaktır.
Çok zenginleri ferrari filan kasmaya çalışırlar ama genelde kullandıkları
araçlar 80 milyarın üzerindeki ithal otomobillerdir.
Mecbur kalmadıkları sürece arabada sevişmezler, araba onların mabedidir.

Tankut Bilgisayarları
Paraya para demediklerinden paranın alabileceği son model diz üstü bilgisayarları
kullanırlar. Meslekleri ile alakalı yazılımları kullanırlar ve pek nadir de olsa
chat yaparlar, güzelim makineler heba olur bu adilerin ellerinde.

Bu yetmezmiş gibi diz üstü bilgisayarlarına ipod veya cep telefonuna davranır gibi
davranırlar. Evde çalışma odalarında ayrıca büyük ve yine son model oyun oynamak
için hayvan bilgisayar sistemleri vardır.

Tankut Cep telefonları
Arkadaşlar nokia yeni model çıkardıkça cep telefonu değiştirirler. Anlaşmalı oldukları
sürekli yeni modelleri takip edip yeni model çıktıkça kendilerine haber veren
telefoncuları vardır.

İçlerinde maceracı ruha sahip olanları Motorolanın Hello Moto sunu veya simensin en
pahalı modellerinide tercih edebilirler.

Tankut ve nakit para
Klasik bir tankut'un üzerinde günlük harcamalar içim yaklaşık 500 YTL civarında nakit,
en az 200 euro ve en az 300 USD bulunur.

Ayrıca ani bir trafik kazası yapıp çarptıkları adamı şikayetten vaz geçirmek için 1 adet
1000 USD lik banknot katlı olarak cüzdanlarının dibinde saklıdır.

Tankut ve Kredi kartları
Tankutlar her daim likit olsalarda harcamalarının büyük kısmını Kredi Kartı ile yaparlar,
Tankutlara göre bar/cafe/restoran gibi mekanlarda ödemeyi nakit veya ticket (yemek çeki)
ile yapmak ayıptır. Yemek çekini sadece iş arkadaşları ile öğle yemeğinde sosisli yerken
kullanırlar.

Tankut ve Sinema
Tankutlarda kız portföyü geniş olduğundan vizyondaki tüm filimleri izlerler hatta
bazılarını birkaç kez tekrar izlemek zorunda kalırlar. Film zevkleri yoktur. Sinemayı
kızlarla vakit geçirilen bir mekan olarak düşünürler.

Tankut ve Tiyatro
Tankutlar sürekli sinema izleyicisi olmalarına rağmen tiyatroya ancak entel dantel bir
kızla çıkıyorlarsa mecburen giderler. Keza şiir dinletisi, imza günü, panel, konferans
gibi etkinlikleride tiyatro gibi değerlendirirler.

Tankut ve Müzik
Tankutların klasik bir müzik anlayışı vardır. Rakı içerken arabesk veya türk sanat müziği
dinlerler ancak günlük hayatta genelde yabancı pop olayındadırlar. Portföylerindeki
kızların müzik tercihlerine göre ritmini sevdikleri her müziği dinlerler.

Bunun yanında evlerinde geniş bir Klasik Müzik ve New Age arşivleri olur.
Sevişirken bu müzikleri tercih ederler.

Tankut ve Siyaset
Tankutlar Anap'ın Anap olduğu dönemde genelde Anaplıydılar. Bunlardan bazıları geçtiğimiz
dönemde uzan gazıyla genç partili oldular. Halen büyük çoğunluğu anap-dyp çizgisindedir.
Politikayla aktif olarak ilgilenmezler, faiz/euro-USD/güncel araba fiyatları gibi değerleri
vardır.

İçlerinde aile baskısı ile politikaya sokulmuş olanları vardır. Ülkemizde çok zengin ve büyük
aileler bizimde bi vekilimiz olsun diyerek zaman zaman bu gençleri ilerde girdiği partide bir
konuma getirip vekil seçtiririz düşüncesiyle gençlik kolları başkanlığı filan yaptırtırlar.

Tankut ve Kitap
Tankutlar kitap okur. Entellektüel birikimleri vardır. Siyaset hariç her konuda okurlar.
Tüm yeni çıkan kitapları okurlar, özellikle kızların takip ettiği Ahmet Altan (aldatmak),
Murathan Mungan (sende aşkları temize çektim...) gibi yazarları takip ederler. Özellikle
geçerli bir meslek sahibi olmayanları (misal : yazar, ressam, müzisyen vb...) muhakkak bir
roman denemesi yaparak en az bir 20 adet A4 dolduracak birşeyler karalamışlardır. Kızlardan
çok anlarlarmış gibi bu denemeleri okuyarak yorum yapmalarını isteyerek pirim yaparlar.

Tankut ve Televizyon
Klasik bir Tankut popüler dizileri takip eder, özellikle kızların sevdiği "Bir istanbul masalı",
"Haziran Gecesi" ve bunun gibi diziler favorileridir. kızlar sevdikleri diziler ile ilgili sohbet
etmeye bayılır. Bunun yanında yükselen değerlerimizden cnbc-e, ntv, cnn türk üçlüsünün sürekli
takipçileridirler. Bu 3 kanalın hemen her programını izlerler.

Tankut ve Romantizim
Tankutlar duruma göre romantizmi bir silah olarak kullanabilmeyi beceren yetenekli erkeklerdir.
Kızlar romantik erkeklere bayılır. İtiraf etmek gerekirse, Tankutlar gerçekten romantiktirler
ve kızların çoğunlukla onları tercih etmelerinin sebebide budur. Biz sıradan erkekler romantizm'i
kızlara karşı bir silah olarak görürken bu tankutlar romantizmi gerçekten yaşayıp yaşatarak
parsayı götürürler.

Tankut ve Moda / Giyim kuşam
Tankutlar her zaman için trendy giyinir, genelde tek bir gömleğe 200$ verecek kadar sapkındırlar.
Geniş bir gardropları vardır. Her zaman gardoplarında hiç giyilmemiş bir kaç takım kyafetleri olur.

Modayı sadece kendileri için değil kızları içinde takip ederler, renk seçimleri genelde kötüde olsa
marka aldıkları için öyle yada böyle hediye ettikleri tüm kyafetler çok beğenilir.

Tankut ve Yemek
Damak zevkleri yoktur. Ot yada bok yiyebilirler, Portföylerindeki kızların damak zevklerine göre
herşeyi yiyebilirler. Genelde güzel tadların nerde olduğunu bilirler, kızlar damak zevki olan ve
kendilerine farklı tadları keşfettiren erkekleri beğenir çünki.

Tankut ve mutfak
Tankut aynı zamanda iyi bir aşçıdır da,
kızların tav olacağı sebze ağırlıklı kolay pişirilen tüm yemekleri bilirler.
Misal prtaik bir Tankut yemeği tarifi :

Malzemelerimiz :
2 adet havuç
1 adet kabak
1 adet patates
1 adet pırasa
2 adet acı biber
1 bağ maydonoz
2 domates
1 bardak haşlanmış bezelye
yarım bardak şarap
yarım tane kalın doğranmış tatlı soğan
4 yaprak nane
4 yaprak fesleğen
2 kaşık sıvı yağ
tuz-karabiber

havuç-kabak-patates-pırasa-soğan-acı biber tavada az pişmiş hale getirilir.
üstüne baharat ile şarap ve soyulmuş küp küp doğranmış domates ilave edilir biraz daha pişirilir.
çok az tuz ve kızın acı sevip sevmediğine bağlı olarak biber miktarı çok tutulabilir.
pişmiş sebzeler iki servis tabağına pay edilir,yanına bezelye konur,
fesleğen ve nane ile şekil yapılır. yanında minimum 100$ lık bir şarap ile servis yapılır.

Sıradan bir erkek için saçma sapan bir yemek olan bu yarı pişmiş sebze tabağının kesin çince bir
ismi vardır. Ve özellikle tiki kızlar bu yemeğe bayılır.

Tankut ve seks
Tankut en az 2 farklı kızla haftada en az 4 gece ve 1 gündüz seks yapar.
Tankutlar tatminsiz olduklarından sekste azimlidirler. bari kızı mutlu edelim diyerek çok
çalışırlar, işte kızların tankutları tercih nedenlerinden biride budur.
fıkranın devamı

Her öğrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında en az elli kere mutfağa gönderilir.

· Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir.

· Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır. (Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? Attan inip eşşeğe binilir mi?)

· Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır. Ha bi de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır.

· Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya başlandığında eksikler ortaya çıkar, zamanla yarışarak yemek tamamlanır.

· Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz.

· Her sabah derse geç kalınır ve öğle kalkıp okula yemek yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için...)

· Sınav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmıycam ders çalışcam"dır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz.

· Evin duvarları vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür.

· Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce "bi kola al da içelim"diye başlanılan ısmarlatma olayına, iyice sövüşleninceye kadar devam edilir.

· Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez.

· Ev fertlerinin aşağı yukarı tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberlenir, kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir.
fıkranın devamı

ADAM- Sevgilim bugünlerde çikabilecek miyiz? Hayir hazirlanman birkaç yil daha sürecekse bu kiyafetlerle çikmayalim.
KADIN- Neden?
ADAM- Moda degisecek hayatim... Ya da en azindan mevsim degisecek, yazlik kiyafetlerle üsümeyelim diyorum.
KADIN- Abartma.
ADAM- Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasinda kendimi seyrediyorum ve sikildim.
KADIN- Bir de benim durumumu düsün. Yillardir ayni manzarayi seyrediyorum.
ADAM- Ne varmis manzarada?
KADIN- Pek kayda deger bir sey yok. Bir burun ve arkadaslari.
ADAM- Çok komik... Kadinlarin siradan bir evden çikis hadisesini neden bi kadar ciddiye aldigini anlamiyorum. Sanki bir daha dönmeyecegiz. Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyecegiz, hepsi bu!
KADIN- Ona barbekü partisi deniyor canim.
ADAM- Öyle mi? Köftelerin bundan haberi var mi? Yoksa bizim salak köfteler asagilik bir mangalda can vereceklerini mi düsünüyorlar? Halbuki ne kizarmasi, parti kuruyor angutlar haberleri yok.
KADIN- Amma konustun ha... Geliyorum tamam.
ADAM-Gitmek istemedigim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asil ona yaniyorum.
KADIN- Neden gitmek istemiyormussun?
ADAM- Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kisi senin eski sevgilin.
KADIN-Yine mi ayni konu?
ADAM- Evet ayni konu!
KADIN- Askim o yillar önceydi.
ADAM- Ama o yillarda da sevgililer sevisiyordu.
KADIN- Eee?
ADAM- Ne demek eee? Adamin senin memelerine bakip, siz bir de bunlari
benim zamanimda görecektiniz, diye düsünmesi beni rahatsiz ediyor.
KADIN- Kürsat'tan adam diye bahsetmen dogru degil.
ADAM- Madem bizim için adam sayilmiyor neden köftesini yemeye gidiyoruz?
KADIN- Sevgilim yillardir bu saçma konuyu konusuyoruz. Kürsat'layillar önce kisa bir iliskimiz oldu hepsi bu.
ADAM- Ne kadar kisa?
KADIN- Ne bileyim ben, iki ay filan.
ADAM- Memelerini görmesi için yeterli bir süre.
KADIN- Ben sana ilk erkegim oldugunu söyledigimi hatirlamiyorum.
ADAM- Iyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takim kurma imkânimiz oldugunu biliyoruz.
KADIN- Kabalasma!
ADAM- Peki inceltelim. En azindan basketbol takimi kurabiliriz, yedeklerle beraber tabii.
KADIN- Anladim sen hazirda sorun bulamadin, yaratmaya çalisiyorsun.
ADAM- Hayir. Sadece insanlarin ayrildiklari insanlarla sürekli bulusup görüsmesini anlamiyorum. "Tanistirayim yeni sevgilim, eski sevgilim,bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi... Ne güzel degil mi? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz!"
KADIN- Buna çagdas yasam deniyor iste.
ADAM- Nesi çagdas bunun? Biraraya gelmemesi gereken insanlarin toplanip birbirlerine çagdas çagdas gicik olmalarinin ne manasi var? Zira benim Kürsat'i sevmem tibben mümkün degil. Ama etraf uyuz olmasin diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pisirmesine yardim etmem gerekiyor.Hiçbir sey olmamis gibi. Hiçbir ortak yanimiz yokmus ya da bir sürü ortak yanimiz varmis gibi.
KADIN- Son söyledigin cümleyi anlamadim.
ADAM- Kürsat'la ortak yanlarimiz, ortak yanlarimizi ortaya koyup dost olmamiza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi?
KADIN- Hayir anlatamadin.
ADAM- Onunla tek ortak yanimiz senin memelerin ve bu ortaklik beni rahatsiz ediyor.
KADIN- Sürekli memelerimden bahsettiginin farkinda misin?
ADAM- Özür dilerim. Kürsat'tan izin almaliydim. Ne de olsa memelerinin üzerinde onun da hakki var!
KADIN- Bak bütün bu söylediklerini saçmasapan bulmakla beraber, egerbu konuda birisi problem çikaracaksa o Kürsat olmali. Çünkü o varken sen yoktun!
ADAM- Tamam iste ben de bu yüzden onu köfte yemeye çagirmiyorum.
KADIN- Acikli olan su... Biz seninle beraber olmaya basladigimiz günlerde ben önceki iliskilerimi sana uzun uzun anlattim ve sen de büyük bir anlayisla dinledin. Ama sonuçta erkek oldugun için bana sahip oldugunu hissettigin andan itibaren masken düstü. Tarihime bile sahip çikmaya basladin! Senden önce hayatima giren herkesten nefret ediyorsun!
ADAM- Ama listede öyle adamlar var ki...
KADIN- Kimi kastediyorsun?
ADAM- Mesela o cüce olan, neydi adi?
KADIN- Takiyettin'i mi diyorsun?
ADAM- Evet Takiyettin. Ismi kendinden uzun. Salakliga bak. Bir cücenin adi en fazla Can olmali. Ama kompleks iste. Ailesi uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymus. Takiyettin! Duyan bir sey sansin diye!
KADIN- Aklin sira asagiladigin adam üç kez TÜBITAK'tan ödül aldi.
ADAM- Biliyorum, yilin en kisa boylu bilimadami ödülü.
KADIN- Herkes senin gibi biçimsel bakmiyor olaylara.
ADAM- O da davetli mi?
KADIN- Gelir herhalde. Kürsat'in iyi arkadasidir.
ADAM- Hadi buyrun! Ne bu? Eski sevgililer toplanip kongre miyapacagiz?
KADIN- Kürtat'la beni Takiyettin tanistirmisti zaten.
ADAM- Öyle mi? Ne güzel... Ne demisti tanistirirkeng "Kürsat benim boyum kisa, memelere yetisemiyorum, sen bir baksana!"
KADIN- Sen gerçekten çok igrenç bir insansin.
ADAM- Asil igrenç olan sensin. Ben birlikte oldugum bütün kadinlari toplayip pirzola yapiyor muyum? Iyi biz de toplanalim o zaman.
KADIN- Taplanirsaniz haberim olmasin. O kadar besinci sinif kadinin arasinda görünmem dogru olmaz!
ADAM- Dogru. Benimkilerin arasinda TÜBITAK ödülü alan yok. Ama hepsi hiçbir yardima ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor.
KADIN- Bu kadar igrençlik yeter! Geliyor musun gelmiyor musun?
ADAM- Bagirmadan konus benimle!
KADIN- Ben bagirmiyorum!
ADAM- Bagiriyorsun!
KADIN- Geliyor musun sen?
ADAM- Hayir! Gelmiyorum!
KADIN- Sen bilirsin! Ben gidiyorum!
ADAM- Sen benim yüzüme kapi çarpamazsin! Zikkimin kökünü yiyin! Yalniz Kürsat'a söyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden önce sarkmisti!
fıkranın devamı

Çok karizmatik ve yakışıklı bir adam yanında bir devekuşuyla bara girmiş,
herkes şaşkın falan öööle adama bakıyolar, adam bara yanaşmış:
- "Barmen bana bi viski, onada büyük bi bardak su."
Barmen talepleri yerine getirmiş, bi tek, iki tek, saatler ilerlemiş, adam:
- "Hesap lütfen!" demiş.
Barmen hesap pusulasını uzatmış, adam elini cebine atmış, parayı çıkartmış,
tam hesapla aynı. Ertesi gece adamımız geri gelmiş, yanında tabii devekuşuda
var;
- "Barmen bana bi viski, onada büyük bi bardak su."
Barmen istediklerini vermiş, bi tek iki tek, saat geç olmus, adam hesabı
istemiş, barmen hesabı göstermiş. Adamımız elini cebine atmış, çıkartmış,
tam hesap miktarı. Barmen şaşkın ama nafile. Bikaç gece sonra adamımız
devekuşuyla beraber geri gelmiş. Barmenin içi içini yiyo. Adam:
- "Bana bi viski, ona da su ver."
Barmen emre amade, yerine getirmiş, gece ilerlemiş, adamımız hesabı
istemiş, barmen bol küsüratlı saçmasapan bi miktarı hesap olarak adama vermiş. Adam elini cebine atmış, çıkartmış, yine tam hesap. Barmen oynatmak üzere. Dayanamamış:
- "Beyfendi bi süredir barımıza gelip gidiyorsunuz, kusura bakmayın ama
bişey sormak istiyorum, yoksa kafayı yiycem. Her gece cebinizden çıkan para
hesapla kuruşu kuruşuna aynı oluyo. Bunu nasıl başarıyorsunuz?" Adamımız
gülümsemiş:
- "Bi gün karşıma bi cin cikti, üç dileğimi sordu. İlk olarak; karizmatik
ve yakışıklı bi tipim olmasını istedim. İkinci dileğimde, ne almak istersem
isteyim, elimi cebime attığımda parası aynen cebimden çıksın istedim."
Barmen:
- "Peki kızmayın ama bu kuş ne iş?"
Adamımız:
- "Onu hiç sorma, son dilegim; beni hiç bırakmaycak uzun bacaklı bi piliçti. Yanlış anladı şerefsiz."

fıkranın devamı

Bir deli sapana o kadar meraklıymış ki nerde lastik bulsa sapan yapıp evlerin camını kırıyormuş.Bir iki üç derken mahallenin iyice tepkisini toplamış bu deli.Ve bu deliyi hastanenin deliler bölümüne şıkayet etmişler.Deliyi tımarhaneye tıkmişlar.Aradan 1 yıl filan geçmiş.Ve hastahanenin başhekimi bu deliyi yanına çağırmış.Sormuş:
-Evladım sen buradan çıkmak istiyormuşsun.
-Evet efendim.Çıkmak istiyorum.
-Peki çıkıp ne yapacaksın?
-Evleneceğim efendim. Diyince deli başhekim şaşırır!
-Peki evlenip ne yapacaksın?
-Karımla gerdeğe giricem.
Başhekim heycanlanır!:
-eeeee gerdeğe girip ne yapacaksın
-ilk önce gelinliği soyacam,ondan sonra kıyafetini
Başhekim iyice heycenlanmıştır:
-eeee ondan sonra
-atletini çıkartacağım
-ondan sonra
-sütyenini çıkartacağım diyince başhekim iyice azmıştır
-eeeee ondan sonra ondan sonra
-külotunu çıkartacağım. Diyince başhekim çıldırmıştır ve merakla:
-ondan sonra ondan sonra
-külotunun lastiğiyle sapan yapacağım efendim
fıkranın devamı

Adamın biri aklını sapanla bozmuş. Nerde bir karış lastik bulsa hemen sapan yapıp evlerin camına taş atıyormuş. Sonun da akıl hastanesine kapatmışlar. Gel zaman git zaman adam birgün başhekimin odasına gitmiş "BEN ARTIK AKILLANDIM. BENİ ÇIKARIN" demiş. Başhekim:
- Peki seni çıkarırsak ne yapacaksın?
- Evleneceğim.
- Evlenince ne yapacaksın?
- Gelini alıp gerdek odasına getireceğim.
- Sonra?
- Önce duvağını sonra gelinliğini çıkaracağım.
Doktor heyecanlanmış:
- Sonra,sonra?
- Sonra sütyenini çıkaracağım
- Eeesonra?
- Sonra kilotunu çıkaracağım
Doktor iyice heyecanlanış artık.
- Anlat, anlat sonra?
- Kilotunun lastiğini çıkarıp sapan yapacağım...
fıkranın devamı

Babam askeri personel olduğundan sık sık yer değiştiriyorduk.Her gittiğimiz yeni yere alışmak hepimizi yoruyordu.İşte yine yeni bir yere gelmiştik.Allahtan okulumuz bitmişti ve öyle gelmiştik.Şirin bir mahalleydi burası,evler müstakil ve bahçeli, sokağın sonunda bir çocuk parkı vardı,belediye tarafından yaptırılan salıncak,kaydırak ve tahtaravalli kopmuş veya iyice yıpranmıştı,kalan demirlerinde mahallenin çocukları kendilerine göre eğleniyorlardı.Sabah kahvaltımı yapmış,annemin öğleden sonra gelecek misafirleri için siparişlerini almış ve temizlik yapacağım bahanesi ile kapı dişarı edilmiştim evden.Bir süre bahçe kapısından sokağı izledim.Parkta yine bir sürü çocuk gürültülü biçimde oynuyordu.İlk okulu bitirmiş orta okula gidecektim artık.Kimseyi tanımıyordum,oysa annem çık bak bir sürü çocuk var oynarsın onlarla demişti.Nasıl tanışacaktım ki onlarla,mutlaka kavga ile olacaktı bu.Çok sık yer değiştirdiğimizden sokak kavgalarına alışkındım artık. Haydi bakalım diyerek parkın yolunu tuttum,topumu da götürüyordum,belki maç bahanesi ile tanışacaktık çocuklarla.Çocuklar beni görünce garipsediler önce,aralarında fısıldaştılar,salıncak demirinin en üstüne çıkmış iri bir çocuk çevik bir hareketle atladı yere,yanıma gelerek,hoş geldin mahallemize dedi gülerek,ben mustafa,herkes bana ayı mustafa da der ama,senin böyle demeni tavsiye etmem,Gülümsedim içimden açık sözlü bir çocuktu bu,sonra diğerlerini de çağırdı,teker teker tanıştık onlarla da,çocukların lideriydi adeta mıstık,tüm çocuklar onun sözünden çıkmıyordu,genelde oyunları o kuruyordu ve bozuyordu. Ben de fena sayılmazdım,spora yatkındım,mıstığın yaptığı en zor hareketleri ben de yapabiliyordum,o nedenle mıstıkla çok iyi bir arkadaşlığımız başladı,ikimizde liderdik mahallede.O yaz mükemmel geçti benim için,bu arada orta okula da yazılmıştık, hatta mıstıkla aynı sınıfta okuyacaktık.Ailelerimiz de çok iyi anlaşmıştı.Bazen yemekleri filan beraber yerdik onunla.Çok ilginç bir insandı o,bazen odasında kaplumbağa yavruları,bazen sapanla kanadını kırdığı sonrada iyileştirmek için çabaladığı kuşlar,bir akvaryumda dereden yakaladığı balıklar ve kurbağa yavruları.Bir ipe sakız bağlayıp yer altında yaşayan örümcekleri yakalamayı mıstıktan öğrenmiştim.
Okulların açılmasına bir hafta filan vardı,biz bir akşam vakti yine parkta toplanmış mıstığın öğreteceği zor hareketleri yapmaya çalışıyorduk.Bir çocuk atladı ortaya,ya bakın haydi güreş yapalım bu defa,hatta sen mıstıkla güreş,eminim onu yenebilirsin sen.Çünkü bu güne kadar onu kimse yenemedi.Yüzüm aydınlandı birden,çocukalr bana bu kadar güveniyorlardı. Heyecanlandım,ayrıca gururum da okşanmıştı.Pehlivan edasıyla gömleğimi çıkardım ortaya yürüdüm,olur dedim,neden olmasın? Mıstık yüzünü buruşturdu,hayır dedi,ben seninle güreşmem,"neden dedim? Alt tarafı bir güreş,haydi şu çocuklara gösterelim" yine hayır dedi,seninle güreşmek istemiyorum,içimden belki yenileceğinden korkuyor diye bir his geçti,bu düşünce beni daha da azdırdı,haydi dedim yoksa çocuklar senin korktuğunu snacak.
Pekala dedi,haydi o zaman başlayalım.Güreşimiz yarım saat kadar sürdü,yenişemedik,mıstık boy ve cüsse olarak benden çok iri olmasına rağmen beni yenemedi,birden ayağa kalktı sinirliydi,bu kadar yeter dedi,ben eve gidiyorum.
Ağır adımlarla giderken arkasını dönmeden"Arkadaşların birbirlerine,hele başkalarına kanıtlayacakları üstünlükleri yoktur" dedi.Buz gibi oldum o an,anlamıştım,mıstık beni bilerek yenmemişti.Ağlamaklı oldum,ağlayamadım.
Orta ikiyi bitirdiğimiz yıl yeni bir yere taşındık.Ama sık sık mektup yazıyorduk.Gerçi hep ben yazardım,mıstık pek yazmayı sevmezdi,bahanesi de "yüzünü göremedikten,karşılıklı oturup konuşamadıktan sonra yazmak saçma geliyor" olurdu.
Lise sona giderken okul takımında oynuyordum.Liseler arası futbol turnuvasında finale çıkmıştık.İlk yarıyı 1-0 yenik kapamıştık.Soyunma odalarına giderken,birden onu gördüm.Mıstık gelmişti.Uzamış,baya irileşmişti.Yüzünde hala o kocaman gülümsemesi duruyordu.Hasretle kucaklaştık,konuştuk,İkinci devrede bir gol atarak beraberliği sağlamış,penaltılarda elenmiştik.sahadan ayrılırken çok yorgundum,üzgündüm, mıstık geldi kucaklayarak havaya kaldırdı."Boş ver dedi,sen elinden geleni yaptın,bu önemli"
Yıllar yılı kovaladı,üniversite yılları,yeni arkadaşlıklar,mıstıkla pek haberleşemiyorduk,en son düğününde gördüm onu, eşi de onun gibi iri yarı neşeli bir kızdı,seneden seneye telefonla filan görüşüyorduk artık,ben de öğretmen olarak anadolu köylerine yol almıştım.Dün okul bahçesinde birbiri ile kavga eden iki çocuğu karşıma alarak dedim ki,
"Arkadaşların birbirlerine,hele başkalarına kanıtlayacakları bir şeyleri yoktur."
Mıstık benim en iyi arkadaşımdı,şimdi nerede mi? Bilmiyorum desem yalan olurmu?


fıkranın devamı

Adam yorgun argın eve döndügünde beş yaşındaki oglunu kapının önünde kendisini beklerken buldu. Çocuk babasına, saatte ne kadar para kazandıgını sordu. Zaten yorgun gelen adam, ogluna "Bu senin işin degil" diyerek karşılık verdi. Çocuk dayattı: "Babacıgım lütfen bilmek istiyorum" dedi. Adam, "Bu kadar çok bilmek istiyorsan söyleyeyim" dedi, "saatte 20 dolar kazanıyorum." Bunun üzerine çocuk, babasından bir istekte bulundu: "Peki babacıgım, bana 10 dolar borç verir misin?" dedi. Adam daha da sinirlendi: "Benim senin saçma oyunlarına ya da benzeri şeylerine ayıracak param yok" dedi. "Hadi derhal odana git ve kapını kapat" ÇOcuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapattıktan sonra, adam sinirli sinirli düşünmeye başladı: "Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder?" dedi kendi kendine.
Aradan bir saat geçmiş, adam biraz daha sakinleşmişti. Çocuguna, parayı neden istedigini bile sormadıgı geldi aklına. Yukarıya, çocugun odasına çıktı ve yatagına uzanan çocuguna, uyuyup uyumadıgını sordu. "Hayır uyuymuyorum" diye yanıtladı çocuk. Adam çocugundan özür diledi: "Sana az önce sert davrandıgım için üzgünüm ama uzun ve yorucu birgün geçirdim, yorgunum" dedi. Ve elindeki parayı uzattı: "Al bakalım istedigin 10 doları."
Çocuk sevinçle haykırdı: "Teşekkürler babacıgım" dedi ve yastıgının altında sakladıgı buruşuk paraları çıkardı, elindeki parayla birleştirdi, tümünü tane tane saymaya başladı. Oglunun yastık altından para çıkartıp saydıgını gören adam, yine sinirlendi: "Paran oldugu halde neden benden para istiyorsun?" diye bagırdı, "benim senin saçma sapan oyunlarına ayıracak zamanım yok." Çocuk babasının bagırmasına aldırmadı bile: "Fakat yeterince param yoktu ki... Ancak şimdi tamamlayabildim" dedi ve elindeki paraların tümünü babasına uzattı. "İşte sana 20 dolar, babacıgım" dedi, "ŞİMDİ BİR SAATİNİ ALABİLİR MİYİM?...."
fıkranın devamı

Halen şehrimizde olduğu gibi eski zamanlardan beri her semtte bir
mahalle kahvesi vardı. Fakat o zamanlar bu kahvehanelere şimdiki gibi çoluk çocuk toplanıp tavla, iskambil, v.s. ile vakit öldürmezlerdi. O mahallenin ihtiyarları aklı başında bulunanları mahallenin özelliklerine dair görüşmeler yaparlar veya fıkralar, hikayeler anlatarak vakit geçirirlerdi. İşte bu kahvehanelerden birisi de Yerebatan mahallesindeydi. İncili Çavuş o mahallede oturduğundan ara sıra akşamları, bazen sabahları  dost sohbetlerine katılırdı. Adı geçen kahvehaneye devam edenler arasında birkaç tane ihtiyar, afyonkeş tiryaki vardı. Bunlar sabahtan akşama kadar kahvenin bir köşesini işgal ile orada mangalı önlerine alarak dünya haberlerini, siyasetleri tenkitle saçma sapan bir şekilde meşgul olurlar diğer devam edenleri taciz ederlerdi.


fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama