Sinek Fıkraları

loading...

bir gün idris bir otele gelmiş boş odanız vermı demiş otelçi var ama içinde sinek var demiş idris olsun ben yatarım demiş idrisi yatarken sinek ısırmış idris otelden gitmiş dursun gelmiş boş odanız vermı demiş otelci var ama içinde sinek var demiş dursun olsun ben ginede yatarım demiş dursun yatarken sinek ısırmış otelcen gitmiş temel gelmiş boş odanız varmı demiş otelci var ama içindesinek var demiş temeli yatarken sinek ısırmamış dursun ve idris temele sormuş sen nasıl yatın o odada demiş temel valla ben bitane arı öldürdüm diğerleri cenazesine gitti demiş
fıkranın devamı

11-ISLIKLA ÇAĞIRMA Çobanların en yakın yardımcıları sadık köpekleridir.Çok uzaklardan sesinden ve “früit,früit,früit..” diye ıslıkla çağrılmaları halinde sahibinin yanına koşarlar. Ardanuç-Yolağzı Köyünde Molla Ali Pehlevan’ın evine Kala’dan(1) memur gelmiş,muhtarla görüşmek istemektedir.Muhtar diğer mahallede oturduğundan getirilmesi için torun Adnan Pehlevan görevlendirilir.Zırıki(2) oluşu ile bilinen 10 yaşlarındaki torun ;Veysel Yüksel’in harman yerinden mahallesi karşısına geçerek muhtarı çağırmaya başlar.Muhtardan ses gel-meyince bu sefer de”Früit,früit,früit..” diye ıslıkla çağırmaya başlar,yanındaki arkadaşı karşı gelse de devam eder.Halbuki muhtar yakın bir evdedir,ıslığı duyunca öfke ile gizlice çocuklara yaklaşır, bacaklarına bastonunu fırlatır ve taşlamaya başlar.Neye uğradıklarını şaşıran çocuklar tarladan aşağı doğru kaçmaya başlarlar. Muhtar peşlerinden: -Na var!..Ola it oğlu, itlar? Diye bağırır. Taş menzilinden uzaklaştıktan sonra ıslıkçımız: -Emi!..Dedem çağırıyerdi,dedem!..Diye cevap verir. 1-Kala: Köylülerin Ardanuç ilçelerine verdikleri isim. 2-Zırıki: Şımarık, aksi çocuk. 12-HA BU KARADENİZ Köyün birinde bir çoban, sürüsünün pazarlamasına yardımcı olmak için Batum’a gider. Köyüne dönünce; köyünden hiç ayrılmamış bir arkadaşına gördüklerini anlatmaya başlar. Batum’un yemyeşil bir ova içinde deniz kenarında olduğunu, büyük pencereli çok yüksek bi-nalar gördüğünü, denizin adına Karadeniz dendiğini ve bu denizin de uçsuz bucaksız olduğunu ballandırarak anlatırken; bizimki artık dayanamaz: -Ola heee!..He,da!..Ha bu Karadeniz,bizim Karagol’dan da beyuk degil yaaa,hoş!..Der. 13-GENÇ VALİ İsmet İnönü, Atatürk’ün Başbakanı iken Ardahan üzerinden Artvin’e geleceği duyulur. Artvin’in ileri gelenleri, sözcülüğe Ardanuç-Yolağzı köyünden Molla Ali Pehlevan’ı seçerler ve sınırda karşılarlar. Kutul’da bir yemek verilir. Yemekte yöre meseleleri konuşulur, İsmet Paşa ayrılırken de sözcümüze: -Benden başka bir isteğiniz var mı? Diye sorar. -Sayın Paşam!..Bize genç ve çalışkan bir vali gönderin diye cevap alır. Ancak bu istekten kimse memnun olmaz, Paşamız uzaklaştıktan sonra “Bu kadar sorunu-muz varken, yalnız bir vali istenir mi?”Diye çıkışanlara “Aklında yalnız vali kalır”demesine rağmen tenkitten kurtulamaz. Kısa süre sonra ise Refik Koraltan isimli bir genç, vali olarak atanır. Bayındırlık işleri yanında en uzak köylere dahi okullar açılır, Kuvarshan ve Murgul maden yatakları işletmeye alınır. Artvin, öğrenim ve yüksek tahsilli oranında, nüfusuna göre birinciliği başka bir ilimize bırakmayan bir il haline gelir. 14- YAZ MI, KIŞ MI? Yolağzı Köyü’nden Ömer Pehlevan, Ardanuç-Kapı Köydeki yaşlı akrabasının ziyaretine gider. Dereden tepeden konuştuktan sonra yaşlı adam bir anısını anlatmaya başlar: - “Bir tarihte; okuzlari kızağa koştuh, Killuğa(1) oduna gettuh.(2)Okuzlari çayıra salduh, onlar otliyer, ben başladım odun yapmaya. Ama hava savuh(3),kar adam boyi(4)”diye konuşmaya başlayınca bizimki daha fazla dayanamaz: - Emi!..Yaz miydi?,Kış miydi? Diye atılır. Adam iyice şaşırır ve: - Ola!..Bilmam ki,yaz miydi? Kış miydi? Der. 1-Killuğa: Killik ormanına 2-Gettuh: gittik 3-Savuh: Soğuk 4-Boyi: Boyu 15-KURT DUŞTİ(1) Ardanuç-Yolağzı Köyü’nün akıllı delisi Asım Demirci Ağabeyi ile köyün sığırtmacıdır ve yalan söylemesi ile bilinir. Uzun Çayır otlağında koyun sürüsü ile nahır(2) yan yana otlamaktadır. Asım, Koco (3) oynamakta olan çobanların yanına koşar ve katıla katıla gülerken: - Ola!.. Vallah suruya kurt duşti,kurt!..Der ve gülmeye devam eder. Oyuna dalmış olan çobanlar aldırmaz, oyunlarına devam ederler. Başka tarafta olan ağabeyi durumu anlar ve köpekleri çağırarak kurdu koyunlara zarar vermeden ormana doğru kovar. Köpeklerin koşuşmaları ve havlamaları üzerine oyuncularımız kendilerine gelir, görev yerlerine koşarken de: -Ola tuh!..Asım, Asım olalı, bir defe doğru dedi, ona da biz orali olmaduh(4), derler. 1-Kurt duşti: Kurt sürünün içine girdi 2-Nahır: Sığır sürüsü 3-Koco: Yöresel bir çelik çomak oyunu 4-Orali olmaduh: İlgilenmedik, aldırmadık 16-GEMİLER(1) YERLERDE Ardanuç-Yolağzı Köyünde Abdullah ve M.Ali Pehlevan bir çift öküz, bir çift tosun ile harman dövmektedirler(2). Karşıdaki tek katlı Nazım Yenigün’ün evinin penceresinden de çocuklar onları seyreder. Tosunlar, yeni koşulmalarına rağmen kısa sürede alışmış, uyum sağlar. Çocukların arasındaki Abdulvehap Yasal: -Habunların harmanını bir toz duman edem, hele bir seyredin, der. Bu sırada tosunların göz-leri ile Abdulvehap’ın gözleri çakışır. Tosunlar aniden harman çeperinden (3) atlayarak yola çıkarlar. Öküzle de onları izlerler. Sürüklenen düvenler yoldan duman halinde toz çıkarır. Hayvanlar sakinleştirilir, düvenlerin onarımına geçilir, öküzler otlağa gönderilir. Düvenin taşlarını tamir ederken de M.Ali Usta Ağabeyine: -Havada sinek yoh, habu tosunlar niya(3) bızıklandi(4), anlamadım, der. 1-Gemi: Düven, döven 2-Harman dövme: Harmanda daneleri ayırma işi 3-Çeper: Ahşap çit 4-Niya: Niçin
fıkranın devamı

14- YAZ MI, KIŞ MI? Yolağzı Köyü’nden Ömer Pehlevan, Ardanuç-Kapı Köydeki yaşlı akrabasının ziyaretine gider. Dereden tepeden konuştuktan sonra yaşlı adam bir anısını anlatmaya başlar: - “Bir tarihte; okuzlari kızağa koştuh, Killuğa(1) oduna gettuh.(2)Okuzlari çayıra salduh, onlar otliyer, ben başladım odun yapmaya. Ama hava savuh(3),kar adam boyi(4)”diye konuşmaya başlayınca bizimki daha fazla dayanamaz: - Emi!..Yaz miydi?,Kış miydi? Diye atılır. Adam iyice şaşırır ve: - Ola!..Bilmam ki,yaz miydi? Kış miydi? Der. 1-Killuğa: Killik ormanına 2-Gettuh: gittik 3-Savuh: Soğuk 4-Boyi: Boyu 15-KURT DUŞTİ(1) Ardanuç-Yolağzı Köyü’nün akıllı delisi Asım Demirci Ağabeyi ile köyün sığırtmacıdır ve yalan söylemesi ile bilinir. Uzun Çayır otlağında koyun sürüsü ile nahır(2) yan yana otlamaktadır. Asım, Koco (3) oynamakta olan çobanların yanına koşar ve katıla katıla gülerken: - Ola!.. Vallah suruya kurt duşti,kurt!..Der ve gülmeye devam eder. Oyuna dalmış olan çobanlar aldırmaz, oyunlarına devam ederler. Başka tarafta olan ağabeyi durumu anlar ve köpekleri çağırarak kurdu koyunlara zarar vermeden ormana doğru kovar. Köpeklerin koşuşmaları ve havlamaları üzerine oyuncularımız kendilerine gelir, görev yerlerine koşarken de: -Ola tuh!..Asım, Asım olalı, bir defe doğru dedi, ona da biz orali olmaduh(4), derler. 1-Kurt duşti: Kurt sürünün içine girdi 2-Nahır: Sığır sürüsü 3-Koco: Yöresel bir çelik çomak oyunu 4-Orali olmaduh: İlgilenmedik, aldırmadık 16-GEMİLER(1) YERLERDE Ardanuç-Yolağzı Köyünde Abdullah ve M.Ali Pehlevan bir çift öküz, bir çift tosun ile harman dövmektedirler(2). Karşıdaki tek katlı Nazım Yenigün’ün evinin penceresinden de çocuklar onları seyreder. Tosunlar, yeni koşulmalarına rağmen kısa sürede alışmış, uyum sağlar. Çocukların arasındaki Abdulvehap Yasal: -Habunların harmanını bir toz duman edem, hele bir seyredin, der. Bu sırada tosunların göz-leri ile Abdulvehap’ın gözleri çakışır. Tosunlar aniden harman çeperinden (3) atlayarak yola çıkarlar. Öküzle de onları izlerler. Sürüklenen düvenler yoldan duman halinde toz çıkarır. Hayvanlar sakinleştirilir, düvenlerin onarımına geçilir, öküzler otlağa gönderilir. Düvenin taşlarını tamir ederken de M.Ali Usta Ağabeyine: -Havada sinek yoh, habu tosunlar niya(3) bızıklandi(4), anlamadım, der. 1-Gemi: Düven, döven 2-Harman dövme: Harmanda daneleri ayırma işi 3-Çeper: Ahşap çit 4-Niya: Niçin 5-Bızıklanma: Bızıkı denen iri sineğin ısırması ile hayvanların kaçışması 17-SEN BENİM... Ardanuç-Yolağzı Köyü’nde sığırtmaçlık yapmakta olan köyün akıllı delisi Asım Demirci, çok zor geçinmesine rağmen daha genç yaşında fazla çocuğu olur. Çocuklarının perişan durumu-na acıyan eski muhtar Cemal Önür, kendisini koruması için bir paket kaput alır, hediye olarak kendisine götürür ve: -Asım!..Daha bu yaşta, bir çok çocuk yaptın,hepsi de perişan,kendini koruman için…Derken Asım’ın tepesi atar: -Sen benim s..imin kahyası mısın? Diye çıkışır. Cemal Usta, neye uğradığını şaşırır, elindeki paketi cebine koyarken: -Tamam, Asım, tamam, sen haklısın der ve oradan ayrılır.
fıkranın devamı

ki sinek çiftleşir vaziyette uçuyorlarmış,çocuk hemen onları iki elinin arasına havada yakalamış ve annesine sormuş. anne demiş sineğin erkeği olurmu annede olur oğlum demiş .çocuk tekrar dişiside olurmu diye sormuş.
fıkranın devamı

iki sinek çiftleşir vaziyette uçuyorlarmış,çocuk hemen onları iki elinin arasına havada yakalamış ve annesine sormuş. anne demiş sineğin erkeği olurmu annede olur oğlum demiş .çocuk tekrar dişiside olurmu diye sormuş.anne çocuğun ne niyetle sorduğunu anlayınca olmaz oğlum demiş.bu sefer çocuk dişlerini gıcırdatarak iki ezmeye başlamış gebersin ibneler demiş.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca ormandan çalıçırpı toplayıp eşeğine yüklemiş. Arkadaşları ile buluşacağı yere gitmiş.Odundan dönen köylülerle ...
fıkranın devamı


Bir gün Temel, Dursun ve Ahmet otel aramaya gitmisler.
Sadece 3 odasi bos bir otel bulmuslar. Bu odalarin kusurlari varmis.
Biri karincali odaya, biri sinekli odaya, biri de böcekli odaya yerlesmisler.
Herkes odasina çekilmis ve derken sabah olmus.
Dursun ile Ahmet'in gözleri mos mormus cünkü sinek ve böcekler onlari isirmis fakat Temel'e birsey olmamis.
Temele sormuslar :
-"Sana neden birsey olmadi.?
Temel :

-"Bir karinca öldürdüm hepsi cenazesine gittiler."

fıkranın devamı


Bir gün Temel, Dursun ve Ahmet otel aramaya gitmisler.

Sadece 3 odasi bos bir otel bulmuslar. Bu odalarin kusurlari varmis.

Biri karincali odaya, biri sinekli odaya, biri de böcekli odaya yerlesmisler.

Herkes odasina çekilmis ve derken sabah olmus.

Dursun ile Ahmet"in gözleri mos mormus cünkü sinek ve böcekler onlari isirmis fakat Temel"e birsey olmamis.

Temele sormuslar :

-"Sana neden birsey olmadi.?

Temel :



-"Bir karinca öldürdüm hepsi cenazesine gittiler."

fıkranın devamı


emel çalışmak için İstanbul"a gelir ve boğazda deniz kenarında

güzel bir arsa görür. Gecekondusunu yapar ama belediye ile başı derde girer. Temel,arsanın kendisinin olduğunu iddia etmektedir. Uzun süren

duruşmalar, sonunda Temel"in yapacağı yemin ile çözümlenecektir.

Temel, bir "biz" alır ve ucuna bir sinek geçirir. Ceketinin sağ iç

cebine olmuş, sol iç cebine olmamış (ham) birer armut koyar.

Ayakkabılarının içine de gurbette iken koklayıp özlem giderdiği

Karadeniz toprağından bir avuç yerleştirip, hakimin huzuruna çıkar:

-Yemin etmeye geldum...

-Peki et bakalım...

-Hakim Bey, bak... Habu bizdeki cana; (Elini sağ ve sol göğsüne

bastırarak) işte olmuş, işte olacağa, hem vollaha, hem billaha; bastığım toprak benimdur!

fıkranın devamı


Birgün temel ile Dursun gemide gidiyorlarmış,

sonra havadan bir helikopter gelmiş.

Dursun:

-Temel bu ne?

Temel:

-olsa olsa sinektir.

fıkranın devamı


temel ile dursun kamp yapmak için bir ormana giderler. çadırlarını kurarlar ve oturup sohbet etmeye başlarlar bu arada etrafta o kadar sivri sinek vardırki devamlı temel ile dursunu ısırıp rahatsız eder



temel dursuna der ki :



temel : ula dursun bu sineklerin gidecehu falan yoktur

en iyisu biz çadıra saklanalumda onlar gidince çıkaruz



dursun : la iyi fikur hadi saklanalum demiş



aradan üç saat geçmiş ve akşam olmuş temel kafasını dışarı çıkarmış ve birden içeri girmiş hemen dursunu kadırmış



temel : ula dursun kalk kalk



dursun : ne oldu ula demiş



temel : sakın dışaru çıkayum falan deme



dursun : naden ula



temel : ula sinekler bizi el feneriyle arıyo

fıkranın devamı


Temel,eczane açar.İlk müşterisi gelir:
Bana bir sinek ilacı verir misiniz? der
Temel:
-Tabii, sineğuzun nesi var?

fıkranın devamı


Fransa da çok ünlü bir lokanta. Bir hayir kurumu yararina gece düzenlenmis,
giris oldukca pahali... Bizim Temel jilet gibi giyinmis, sinek kaydi tras olmus,
kapidakileri atlatip, içeri sizmanin yollarini ariyor...
Bir bakiyor ki, top sakalli, asker kilikli biri, kapiya yaklasiyor. Elinde davetiye
falan yok..
"Ajaaaeenn" (Fransiz aksaniyla) diyor, kapi görevlisi iki büklüm egilip selam
veriyor, içeri aliyorlar hemen top sakalliyi... Az sonra bir top sakalli daha...
O da "Ajaaaeenn" diyor, o da içeri. Biri daha. Biri daha...
Bizim sinek kaydi trasli Temel, kendinden emin adimlarla kapiya yaklasiyor.
Davetiye soran görevlinin kulagina egiliyor. "Ajaaaeenn" diyor... Görevli öfke
ile bagiriyor :
- Hadi ordan ulan... Bu nasil teskilat?.. Sakalin bile yok!..
Temel pantolonunun fermuarini asagi indirirken isaret ediyor :
- Gizli Ajaaaeenn!..

fıkranın devamı


Hayatinda ilk kez helikopter gören Temel yanindaki Dursun a soruyor :
- Ula bu ne öyle?
Dursun cevap veriyor:
- Olsa olsa pin yasunda bi sinektur...

fıkranın devamı


Temel ile Dursun iki katli bina yaparlar. Birinci kati tamamladiktan sonra evleri
olmadigi için orada kalmaya karar verirler. Yaz mevsimi oldugundan yattiklari
yere sivri sinekler dolar. Bunlar da sineklerin kendilerini sokmamasi için yorgani
baslarina kaptirlar. Günlerden bir gün yine yatma zamani gelince odaya ates
böcekleri girer. Bunlar herzamanki gibi baslari yorganin içine gömülü sekilde
yatarlarken Temel bir ara basini disari çikarip ates böceklerini görünce tekrar
aceleyle yorganin içine gömülür. Dursun u dürter ve ona :
- Ula, ula Dursun kalk! Sivrisinekler ellerinde fenerle bizi ariler!..

fıkranın devamı


Bir gün bi uçakta Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış. Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere’nin üstünden geçiyor.
İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar, burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız.
İngiltere bitiyor, Fransa’nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın.
Derken Almanya’ya geliyor uçak,
Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız.
Sonra Hollanda’nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur...
Uçak geçiyor Rusya’ya sonra (nasıl bi rotaysa artık)
Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır.
Sonra İran’a dönüyor uçak.
İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır..
Geldik Türkiye’ye...
Türk bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker… KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz

fıkranın devamı


Temel, eczane açar. İlk müşterisi gelir:
-Bana bir sinek ilacı verir misiniz?
Temel:
-Tabii, sineğunuzun nesi var?

fıkranın devamı

İki sinek uçuyolarmış...Biri : - Dikkat !!! Betonnnnnggggggghhhh !!!Diğeri : - Nerdeeennnnng...
fıkranın devamı

Temel bir gun yanina torununu almis ve askerlik anilarini anlatmaya baslamis:-Ben askerlik yaparken ...
fıkranın devamı

BİRGÜN TEMEL DURSUN VE İDRİS OTELE GİTMİŞ OTELDE OLAN GÖREVLİYE KAÇ ODA KALDIĞINI SORMUŞ...
fıkranın devamı

Bir çift bir otele yerleşirler, otelin sahibi adamı uyarır:-Bu civarda Hızlı Co diye biri var,...
fıkranın devamı

Bir gün Temel, Dursun ve Ahmet otel aramaya gitmisler.Sadece 3 odasi bos bir otel bulmuslar. Bu oda...
fıkranın devamı

Temel ile dursun kamp yapmak için bir ormana giderler. çadırlarını kurarlar ve oturup sohbet et...
fıkranın devamı

Öğretmen : -Evcil hayvanların başlıcalarını say bakalım!Çocuk biraz düşündükten sonra c...
fıkranın devamı

Fransa"da cok unlu bir lokanta. Bir hayir kurumu yararina bir gece duzenlenmis, giris oldukca pahali...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama