Sonra Fıkraları

loading...

Berbere gelen rahip saçlarını kestirir. Berbere teşekkür eder ve borcunu sorar…..

Berber:
– “Siz kutsal bir insansınız. Sizden nasıl para alırım. Sizi tıraş etmek benim için şereftir.”
Rahip tekrar teşekkür eder ve gider. Berber ertesi sabah dükkanı açmaya geldiğinde kapısında 5 altın lira bulur.
Bir kaç gün sonra bir budist rahip gelir dükkana. Saçlarını kestirir, borcunu sorar.

Berber:
– “Siz ruhani bir lidersiniz. Sizden nasıl para alırım. Sizi tıraş etmek benim için şereftir.”
Budist rahip teşekkür eder gider. Berber ertesi sabah dükkanı açmaya geldiğinde kapısında 5 yakut bulur.
Ertesi hafta bir imam girer dükkandan içeri. Saçını kestirir ve elini cüzdanına atar.

Berber:
– “Sakın ha” der.. “Siz bir inanç adamısınız.. Sizden nasıl para alırım? Dükkanıma ve bana şeref verdiniz.. Güle güle gidin..”
İmam gider.

Berber ertesi sabah dükkanı açmaya gelir, bakar ki; kapıda 5 imam vardır.

fıkranın devamı

Nasreddin hoca, bir gün halka vaaz vermek için kürsüye çıkar. Canı pek konuşmak istememektedir. Camideki cemata:


- Ey cemaat, sizlere ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?.. der. Camidekiler hep bir ağızdan cevap verirler:
- Bilmiyoruz.!

 Bunun üzerine Hoca:

- Madem bilmiyorsunuz, ben de boşuna konuşmak istemem, der ve kürsüden iner. 

Bir hafta sonra Hoca kürsüye çıkar ve aynı soruyu sorar. Camidekiler bu kez:

- Biliyoruz! diye cevap verirler.

Bunu duyan Hoca:

- Madem biliyorsunuz, benim tekrar etmeme hiç gerek yok, der ve kürsüden iner gider.

Hoca'nın bu söz ve davranışı karşısında cemaat şöyle bir karar alır. Hoca, bir daha soracak olursa bazıları " Biliyoruz " diyecek, bazıları da " Bilmiyoruz " diyecek.

Bir hafta sonra Hoca kürsüye tekrar çıkar. Cemaate aynı soruyu sorar:

- Bugün size ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?

Cemaat, anlaştıkları üzere bir kısmı " Biliyoruz " derken, bir kısmı da " Bilmiyoruz " diye cevap verir. O zaman Hoca şöyle söyler:

- Madem ki içinizde bilenler var. O halde bilenler bilmeyenlere anlatsın. 

ÖĞÜTLER

* Nasreddin Hoca, insanların hatalarını kendine yaraşır tatlı bir üslup ve espriyle düzelten bir eğitimcidir.

* Hoca, bu hikayede dinleme ve anlama sanatını bizlere çok çarpıcı bir örnekle anlatmaktadır. Nasıl ki güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel dinleme ve anlama sanatı vardır.

Hocamız bu hikayesinde, etkisiz ve tepkisiz kendisini dinleyen insanları, iyi bir dinleyici yapmak için hikayedeki metodu denemiştir.

* Konuşmak bir ihtiyaç ise, dinlemek de bir sanatır.

Herkes, iyi bir hatip olmasa bile iyi bir dinleyici olabilir. İyi bir dinleyiciyi herkes takdir eder. Arkadaş, dost edinmenin ve başarılı olmanın yolu iyi bir dinleyici olmaktan geçer.

İyi bir dinleyicinin özellikleri:

1- Konuşmacıyı dikkatle dinlemek
2- Konuşmanın ana fikrini iyi kavramak
3- Konuşmacıya ilgiyle dinlenildiğini hissettirmek
4- Mümkünse yazılı not almak
5- Hatibi boş ve duyarsız değil, sessiz, dikkatli, terbieli, hoşgörülü ve uyanık dinlemek
6- Hatibin sohbetini, ko nuşma sonrasında diğer insanlarla değerlendirmek

fıkranın devamı


Tanri eşşeği yarattı
ve ona dedi ki:
“sen bir eşeksin. Sabahtan aksama kadar yorulmadan,
yakinmadan çalisacaksin ve agir yükleri sirtinda tasiyacaksin. Ot yiyeceksin az akilli
olacaksin ve 50 yil yasayacaksin”.


Eşşek cevap verdi:
“50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 20 yildan
fazla verme!” ve
öyle oldu...


Sonra tanrı köpeği yarattı ve ona dedi ki:
“Sen bir köpeksin. Insanlarin mallarini koruyacaksin, onlarin
en yakin dostu
olacaksın. Geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yil yasayacaksın.”

Köpek cevap verdi:
“Tanrim, 25 yil böyle yasamak çok fazla.
Bana 10 yıl ver yeter” ve öyle oldu...

Daha sonra Tanrı maymunu yarattı ve dedi
ki:
“Sen bir maymunsun. Agaçtan agaca salinacak ve bir
aptal gibi
davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yil
yasayacaksın”.

Maymun cevap verdi :
“20 sene dünyanın
palyaçosu olarak yasamak çok fazla.
Bana 10 seneden fazla verme”. Ve
böyle oldu...

En sonunda Tanri erkegi yaratti ve ona dedi
ki:
“Sen bir erkeksin. Dünyada yasayacak tek
rasyonel düsünen canli
olacaksin. Diger yaratilmislara zekani kullanarak hükmedeceksin.
Dünyayi
yöneteceksin ve 20 yil yasayacaksın.”

Erkek cevap verdi :
“Tanrim, erkek olmak için 20 yil yetmez. Lütfen bana esekten artan 30
yili,
köpekten artan 15 yili ve maymununun 10 yılını ver. ”

Tanrı bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yasadı sonra evlendı.
Ve 30 sene esek olarak sabahtan aksama kadar çalıştı ve ağır yükler tasıdı.
Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi
yasadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yasında 10 yıl
maymun olarak yasadı.
Aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bu güne kadar böyle geldi...

fıkranın devamı

-Neden çanak çömleğin kırılması uğurlu sayılır?


-Çünkü kırıldıktan sonra onu yıkamak gerekmez de ondan.

fıkranın devamı

Adam morel sıfır, düşünceli iken bir arkadaşı gelir. Teselli amaçlı. -Hayrola dostum. Pek dalgınsın. -Bi git yav her şey de anlatılmaz ki. -Olsun yine de anlat. -Ya baktım evde süt yok. Yengen de yok. -Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Dedim. Bari ineği sağayım. -Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Ne oldu? -Ne olacak. Aldım bakracı, başladım ineği sağmaya. Da durmadı ki? -Ne durmadı? -İneğin kuyruğu. -Ee? -Ne Ee ya bi git başımdan her şey de anlatılmaz ki. -Ölümü gör. -Baktım olmuyor. Kuyruğunu yukardaki ağaca bağladım. -Ee? -Ee si.. derken ayakları da durmadı. Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Bak konuşmam. -Tamam derken baktım olmuyor ayağını da bağladım. Tam sağayım derken öbür ayağı. -Eeee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Küsüyorum bak? -Tamam tamam da yaa her şey de anlatılmaz ki. -Sahi ne olda hâla anlamadım. Sonra? -Sonrası mı kaldı. -Eee? -Başlarım Eee? ne. YENGEN GELDİ.
fıkranın devamı

Bir İngiliz bir Fransız bide temel uçağa binmiş,Fransa'nın üstünden geçerken Fransız bi sandalye bırakmış,sonra İngiltere nin üstünden geçerken İngiliz bi masa bırakmış,Türkiye'ye uğramadan olurmu temel gelmiş bi el bombası atmış sonra bakmak için Fransa'ya gitmişler bi Fransız ağlıyormuş neden ağlıyon diye sormuşlar salağın biri kafama sandalye attı demiş,sonra İngiltere'ye gelmişler bi İngiliz ağlıyormuş neden ağlıyorsun diye sormuşlar oda salağın biri kafama masa attı demiş Türkiye'ye gelmişler bi adam gülüyormuş neden gülüyorsun diye sormuşlar oda öyle bi osurdumki arkadaki bina patladı demiş.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir gün camide vaaz verirken uzun uzun öğütler verdikten sonra:


- Ey cemaat, kulağınıza lüpe olsun. Şayet oğlunuz olursa sakın adını "Eyüp" koymayın, der.

Orada bulunanlardan birisi ayağa kalkarak:

- Niçin Hoca Efendi? der. Hoca:

- Çünkü halkın dilinde dolaşa dolaşa "Eyüp", bir de bakarsın "ip" oluverir, kopar, cevabını verir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, halkı zaman zaman bazı konularda uyarır, aydınlatır. Bu işi yaparken de akılda kalıcı örnekleri seçer.

Hoca bu hikayede, çocuklara isim konulurken çok dikkatli davranılması gerektiğini vurgulamıştır. İsimler çok güzel olsa bile, toplumda alay konusu olabilecekse, gülünecek bir kelimeyi çağıştırıyorsa, bu ismi koymaktan kesinlikle kaçınılmalıdır.

* Çocuklarınıza güzel isimler koyunuz. Çünkü isimler, insanın şahsiyetini etkiler. "Bir insana kırk kere deli desen, deli olur." tekerlemesinde olduğu gibi.

Aynı şekilde, kadın isminin erkeğe verilmesi ya da erkek isminin kadına verilmesi de şahsiyeti etkiler.

* İsmin önemi büyüktür. İnsanları görmeden önce, yanımızda en sevimli olanı ismi güzel olandır. Gördükten sonra ise, yüzü güzel olandır. Denedikten sonra ise ahlakı güzel olandır.

fıkranın devamı

Geçen gün karşı binamıza güzel bir kız taşındı. Onu çok beğendim ve tanışmak istediğimi söyledim. Binada yaşayan kız arkadaşlarımla tanışmaları için yardım istedim ve numarasını alabileceklerini söyledim. Böylece onlara da borçlu oldum ve bir kahve sözü verdim. 


Kızlar gitti numarayı aldılar ve bana getirdiler. Ama bundan sonrası şanssızlık. Ben o numaraya şöyle bir mesaj attım, "Merhaba karşı binanızda yaşıyorum ve sizinle tanışmak istiyorum."

Gelen cevap ise oldukça şaşırtıcı oldu:

"Lütfen beni korkutacak mesajlar atmayın, evimizin karşısında morg var." 

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca'yı bir dostu ısrarla evine davet eder. Hoca daveti kabul eder.


Dostu Hoca'yı güleryüzüyle karşılar. Dereden tepeden konuşurlar. Sıra gelir ev sahibinin kendi elleriyle yetiştirdiği arıların balının övülmesine... Kokusunun güzelliği, renginin altın sarısı oluşu, tadının tartışılamaz olduğu... Neler neler!..

Bu arada Hoca'nın önüne kocaman bir kase ba konur. Hoca önce balı ekmekle yemeye başlar. Sonra ekmek bitince ekmeksiz yemeğe devam eder.

Ev sahibi, Hoca'nın balı bitirmeye niyetli olduğunu anlar, canı gider. "Yeme" dese ayıp olacak. Çünkü Hoca'yı çağıran kendisidir.

Ne desem de Hoca'yı böyle iştahla yemekten vazgeçirsem, diye düşündükten sonra Hoca'ya:

- Ekmeksiz bal içini yakar Hocam! der.

Hoca , dostunun ne demek istediğini çok iyi anlar. Fakat aldırış etmeden balı yemeğe devam ederken:

- Kimin içinin yandığını Allah bilir dostum! diye cevap verir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, bu hikayede, başkalarının menfaatini veya hakkını düşünüyor gözükerek, aslında kendi menfaatını düşünen insanlara bir örnek vermiştir.

* Sofrana oturanın karnı doysun. Misafire cimrilik edilmemelidir.

MÜRŞİDE UYSAL - RESİMLİ NASREDDİN HOCA
UYSAL KİTABEVİ

fıkranın devamı

Fotoğrafçılık dersinde hoca ilk gününde iş başı yapar. Fotoğrafçılığa giriş yapar ve temel başlangıcı yaptıktan sonra sınıfa sorusunu sorar;


- Arkadaşlar, bir bayan fotoğraf makinasını ilk eline aldığında ne yapar?

Sınıfı sessizlik kaplar ve herkes birden düşünmeye başlarlar. 4-5 dakika sessizliğin ardından cevap gelmeyince hoca cevabı açıklar.

- Fotoğrafı nasıl sileceğini arar.

fıkranın devamı

rahmetli mustafa amca yaşınında ilerlemesi dolayısı ile kulakları ağır duyuyordu : kolu ağrıdığı için doktora gitmişti, masasında oturan doktor bilgisayarı ile meşguldu. mustafa amcaya köşeyi göstererek oraya geç ve kolunu soy demişti. anlam veremiyen mustafa amca köşeye gitmiş ve donunu soyduktan sonra dr.hanıma seslenmiş. ben hazırım demiş. dr.hnm.masadan kalkmış ve tam mustafa amcanın yanına gidecek, manzarayı görünce hiddetle bagırmış; ben sana kolunu soy dedim... mustafa amca mahçup bir şekilde donunu toplarken; biraz önce niye bu şekilde bağırarak söylemediniz diye söylenerek muayenehaneyi terketmiş.
fıkranın devamı

Temel motorsiklet kursunu gidiyormus ve çok basarili bir ogrenciymis. Ogretmenleri tam olarak hazir oldugunu belirtmeden once Temel ve arkadaslarina son bir uyarida bulunmak istemiş: - "Bakin, eğer gece motorsiklet ile gezerken karsida bir ışık görürseniz bilin ki bu baska bir motorsiklettir, dikkat edin." Temel ehliyetini almis ama 2 ay sonra hocalari Temeli hastanede tüm kemikleri kirik bir halde görmüsler. Sormuslar: - "Temel ne oldu?" - "Karsida 2 isik gördüm bende motorsiklet sandım, aralarindan geceyim dedim sonra kendimi hastanede buldum."
fıkranın devamı

Bir gün temel uçağa biner. Elma yemek ister. Ama uçakta elma yemek yasakmış. Elmayı camdan dışarı atmış. Sonra Bobmba atmış. Ve kakalı bez atmış. Aşağı aindiğinde bir çocuk ağlıyormuş. Temel sormuş niye alıyorsun. Kafama elma düşdü. Diğer çocuk gulüyormus. Temel sormuş niye gülüyorsun. Bir fıs yaptım ev patladı. Ve son çocuk burnunu tutuyormuş. Temel yine sormuş niye burnunu yıkıyorsun. Çocuk demiş kardeşim osurduda kötü kokuyor. atmış.
fıkranın devamı

Delinin 1'iyataktan düşmüş kalkmış yerine yatmış 15 dk sonra yeniden düşmüş. Demiş ki : İyi ki 15 dk önce kalkmışım yoksa kendi üzerime düşecektim...!!!
fıkranın devamı

bir gün nasrettin hoca eşşeğe ters binmiş . sonra onu görenler nasrettin hocaya sormuş. hocam eşşeğe neden ters biniyorsunuz . hoca demiş ki ben eşşeğe ters biniyorum çünkü eğer ters binsem size arkamı dönmüş olurum ve ayıp olur . bu yüzden eşşeğe ters bindim demiş.
fıkranın devamı

Dursun bir gün bir otele gitmiş.Orada ki görevliye ''Boş odanız var mı''demiş.Görevli de ''Var ama içinde Yırtık Donlu Canavar var ''demiş.Dursun da ''Olsun,olsun ben yatarım'' demiş.Sonra akşam olmuş.Dursan uyumak için yatağa yatmış.O sırada Yırtık Donlu Canavar gelmiş.''Ben Yırtık Donlu Canavar seni yiyeceğim'',demiş.Dursun pencereden atlamış ve kaçmış.Bu sefer İdris otele gelmiş.Orada ki görevliye ''Boş odanız var mı''demiş.Görevli de ''Var ama içinde Yırtık Donlu Canavar var ''demiş.İdris ''Olsun, olsun ben yatarım '' demiş.İdris uyumak için yatağa yatmış.O sırada Yırtık Donlu Canavar gelmiş.''Ben Yırtık ''Olsun, olsun ben yatarım '' demiş.İdris uyumak için yatağa yatmış.O sırada Yırtık Donlu Canavar gelmiş.''Ben Yırtık Donlu Canavar seni yiyeceğim'',demiş.,demiş.İdris de pencereden atlamış.Bu sefer de Temel gelmiş.Orada ki görevliye ''Boş odanız var mı''demiş.Görevli de ''Var ama içinde Yırtık Donlu Canavar var ''demiş.Temel de ''Olsun, olsun ben yatarım '' demiş.Temel uyumak için yatağa yatmış.O sırada Yırtık Donlu Canavar gelmiş.''Ben Yırtık Donlu Canavar seni yiyeceğim'',demiş.Temel''Git ula başumdan'' demiş. ''Ben Yırtık Donlu Canavar seni yiyeceğim'',demiş. Temel yine aynı cevabı vermiş.Yırtık Donlu Canavar da aynı şeyi söylemiş.Temel en sonunda''Ula madem donun yırtık iğne,iplik getir de donunu dikeyim''demiş.
fıkranın devamı

bir papazla bir imam ıssız bir adaya düşmüşler.yiyecek bulmuşlar allahtan ama sonra papazın aklına bir fikir gelmiş,yahu demiş,burda vaktin geçeceği filan yok birbirimizi sikelimde vakit geçsin.tamam demiş imam.önce imam domalmış.papaz tam arkadan gelecek sokacakken,"ya isa"demiş imam.papazda yo demiş.böyle mübarek bir ismin geçtiği yerde ben bu işi yapamam.sonra papaz domalmış imam tam gelirken,kandırırım diye düşünmüş"ya muhammed"demiş,imamda gelmiş gelmiş gelmiş"ya allah!"demiş...
fıkranın devamı

Bir gün Temelle Dursun yemeğe çıkmışlar.Temel Dursun'a balığın kılçığı insanı daha akıllı yapıyormuş demiş.garson geldiğinde Temelle Dursun hamsi söylemişler.Hamsi geldiğinde Temel balıkların kılçıklarını Dursun 'a etli kısımlarını kendi yiyiyormuş.Dursun kılçıkları yemeye başlayınca sormuş ula Temel ben niye kılçıkları yiyorum demiş:)))) Açıklama:dursun kılçıkları yedikten sonra bu soruyu soruyor yani akıllanıyor
fıkranın devamı

Temel bir adada mahsur kalır ve on sene sonra adaya karısı Fadime düşer Fadime : En buyuk halun yerune gelmustur herhalde Temelum der Temel : Gurban oldigum misur ekmegimu getirdun
fıkranın devamı

bir gün nasretin hoca eşeyine bin miş sonra nasretin hocanın osuru gelmiş sonra adamın biri gelmiş nasretin hoca adamın azına osurmuş sonra adam demiş ge hocam siz napıyorsunuz demiş hoca donup galmış
fıkranın devamı

nasrettin hoca bir gün bir komşusunun evinin önünden geçerken birde bakarkı birses duyar komşusunun pencerisinden baktığında bide ne görsünbir adam yatarak allaha allahım sen bana bir çok para ver demiş nasrettin hoca demişki akılsıza bak akılsıza yatarak allahtan para istiyon ayıp değilmi demiş sonra ona şöyle bir şaka yapmış komşusunun damına çıkmış koptur koptur koşuyormuş komşusu dama çıkmış birde ne görsün nasrettin hoca komşusu demişki yahu naeşeğimi demişsrettin hoca napıyosun burda nasrettinhoca eşeğimi arıyorum demiş komşusu yahu be adam damda eşek ne gezsin demiş nasrettin hoca demişki yahu be adam sen yatarak allahtan para istiyosunda ben niye damda eşeğiaramayımki demiş
fıkranın devamı

adamın biri uyku uyuyamaz olmuş ve çareyi uyku terapisi yapan bir merkezde bulmuş. Gidip derdini anlatmış ve ona uyku uyutabileceklerini söylemişler. Günler sonra adam yine uyumamaya devam ettiği için merkezi basmış: -Bi ton para aldınız ama hala bi dakika bile uyutamadınız! -Ayakta uyuttuk sizi :)
fıkranın devamı

Bir kadın varmış. çocuğunla tarlaya gidiyormuş. çocuk 2 3 dakika sonra anne acıktım demiş.annesi ona sütlen ekmek vermiş.sonra yılan sütün kokusuna gelmiş. çocuk sütü bırakmış.başlamış yılan sütü içmeye.çocuk almş kaşığı yılanın kafaya vurmuş çocuk demişki ehmenlen ye ehmenlen aslında şaka komik olsun diye yapmışlar.
fıkranın devamı

BİRGÜN NASRETTİN HOCA KARISI İLE KAVGA EDER . SONRA AK SAKALLI DEDE GELİR DERKİ YAVRUM AKŞAM PATIR KÜTÜR MÜTÜR DİYE SESLER GELİYOR YAVRUM DER VE SOPASINI KALDIRIR BAŞINA VURMAYA BAŞLAR SONRA AAAAAAAAAA DİYE BAĞIRMAYA BAŞLAR NASRETTİN HOCA VE SON
fıkranın devamı

OTOBÜS ŞÖFÖRÜ İLE TRABZON'LU GENÇ ADAMIN ARASINDA GEÇEN DİYOLOK EMİNİM GÜLMEDEN GEÇEMİYECEKSİNİZ TRABZON SPOR'LU GENÇ ADAM BİR GÜN MEMLEKETİNE GİTMEK İÇİN BİR FİRMADAN BİLET ALIR VE OTOBÜSE BİNER VE İHTİYAÇ İÇİN DİNLENME TESİSİNE GİDERLER İHTİYAÇ GİDERDİKTEN SONRA YOLA ÇIKARLAR VE UYKUSU GELİR SABAH OLUR GÖZLERİNİ AÇAR BİRDE BAKAR'Kİ SAMSUN TERME'DE NE YAPACAĞINI ŞAŞIRIR AMA KENDİSİNİN TRABZON'DA OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜŞTÜ ŞOK OLDU ULA PENMİ YANLUŞ GÖREYRUM DAAA PEN ŞİMDU HAÇAN SAMSUN'AMİYUM DAAA ULA PEN RÜYAMI GÖREYRUM KENDİSİNE BİR CİMCİK ATAR OTOBÜSTEN AŞAĞIYA İNER BİR BAKARKİ KAPTAN DIŞARIDA ATMIŞ BACAK BACAK ÜSTÜNE AMCACUM HAÇAN SAA BİR ŞEY SORACAĞUM DAAA DER ? KAPTAN HE BUYUR YEĞENİM NE OLDU SÖYLE BAKALIM ? YA PEN TRABZONA GİTMEK İÇUN BİLET ALMİŞİDUM DAA DER ? KAPTAN EEE NE OLMUŞ YEĞENİM DİYE SORAR ? GENÇ ADAM NASIL NE OLDU AMCACUĞUM DAA ? KAPTAN EEEEE DER ? AMA BEN SAMSUN'AYUM DAA DER ? KAPTAN TEKRAR EEEEEE DER ? YA EMİCE DALGAMI GEÇEYSUN HAÇAN PENUMLE DAA DER ? KAPTAN OLURMU YEĞENUM DER ? GENÇ AMA BEN SAMSUN'DAYIM NEDEN TARABZON'DA DEĞİLİM DER ? ULA YEĞENİM SİZE HER YER TRABZON DEĞİLMİYDİ DER ? GENÇ EVET EMİCE DER ? KAPTAN TAMAM İŞTE OĞLUM DAHA NEYİN TANTANASINI YAPIYORSUN DER ? GENÇ AMA AMCACUĞUM BURASI HER YER DEĞİL Kİ DER ? KAPTAN YA NERESİ DER ? GENÇ EMİCE BURASI ŞEHR - İ SAMSUN DAA DER
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama