Tabutun Fıkraları

loading...

bir gün nasrettin hocanın bir akrabası ölmüş. hoca onun cenazesine gitmiş. bir adam sorar-hocam tabutu önündemi gisem arkasındamı . diye sorar hoca - tabutun içinde gitme de neresinde gidersen git. der.
fıkranın devamı

bir gün nasrettin hocanın bir akrabası ölmüş. hoca onun cenazesine gitmiş. bir adam sorar-hocam tabutu önündemi gisem arkasındamı . diye sorar hoca - tabutun içinde gitme de neresinde gidersen git. der.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar;- “Cenazede tabutun önünden mi yürümeli, arkasından mı?”Hoca:- “İçinde ol...
fıkranın devamı


Adamın biri en iyi arkadaşının karısının cenazesine gitmiş. Cenazede bir bakmış tabutun üzerinde bir olta. Cenaze merasiminden hemen sonra taziyetlerini bildirmek üzere arkadaşının yanına gitmiş. Baş sağlığı diledikten sonra, - Tabutun üzerinde bir olta gördüm... Her halde eşinle ilgili özel bir anısı vardı? diye sormuş. Adamda : - Yooo, cenazeden sonra balığa gidicem de.. diye cevap vermiş..

fıkranın devamı


Gurbette çalışan iki Karadenizli den biri izinden dönmüş,hemşerisine memleketten haberler veriyordu.
-Memlekete kar yağdı;kurtlar,çakallarköye indi!deyince araların da şu söyleşi geçti:
-Bir zarar verdiler mi?
-Sizin cil horozu çakal kaptı!
-Peki,Karabaş neredeymiş?
-Eşek Karabaş ı tekmeyle öldürmüş!
-Eşek değirmen de değil miydi?
-Değirmenden babanın tabutunu getirmişti!
-Uy babam öldü mü?
-Öldü ya...Ananın ölümüne dayanamadı da!
-Ah anam ah o da mı öldü?Desene ocağım söndü.Evim boş kaldı.
-Hayır,boş kalmadı.O da yangın da yandı,kül oldu

fıkranın devamı


Bir kalp doktoru ölmüs. Tabutunu güllerden yapilmis dev bir kalbin ortasina
yerlestirmisler... Herkes doktorla ilgili anilarini anlatmis, ona son
vazifelerini yapmislar, tabut kapanmis, güllerden kalp seklinde bir çelengi
üzerine koymuslarve defnetmisler... Bu hüzünlü tablo yasanirken kenarda kikir
kikir gülen adama sormuslar :
- Cenaze törenindeyiz... Neden gülüyorsun be adam?
- Sormayin, ben jinekologum kendi cenaze törenimi düsünüyorum da!..

fıkranın devamı


Amerika’da ölen bir kadin için kilisede cenaze töreni düzenlenmisti.
Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu tasirken, tabutun ön bölümünü
yanlislikla kilisedeki sütunlardan birine çarptilar. Bu olaydan sonra
tabuttan bir inilti sesi duyuldu. Tabut açildi ve öldügü sanilan kadinin
yasadigi anlasildi. Bir süre hastanede tedavi edilen kadin iyilesti ve 10
yil daha yasadi. 10 yil sonra öldügünde ise cenaze töreni yine ayni kilisede
yapildi. Tören sonrasi görevliler tabutu tasirken, kilisedeki ayni sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadinin kocasinin, arkalardan sesi duyuldu;
"Lütfen sütuna dikkat ediniz..."

fıkranın devamı

Temel hakkın rahmetine kavuşmuş. Herkes yas içinde, ama sorun büyük. Tabutun kapağı bir tür...
fıkranın devamı

Temel ilk cinsel tecrübesini 50 yaşında yaşamış.Tabii heyecana dayanamayıp Hakk'ın rahmetine...
fıkranın devamı

Bir kalp doktoru ölmüş. Cenaze töreninde güllerden dev bir kalp,kalbin ortasına tabutunu y...
fıkranın devamı

Sormuslar Hocaya:-Cenaze tasinirken tabutun ne tarafinda bulunulmali,onundemi,arkasindami,sagindami,...
fıkranın devamı

Amerika'da ölen bir kadin icin kilisede cenaze töreni düzenlenmisti. Tören sonunda cenaze görev...
fıkranın devamı

İmamın birisini bir köye tayin ediyolar ama bu koydeki herkes her cümlesinin basinda veya sonun da:
- "..... koyum"
lafını eklermiş. İmam köye giderken yolda birisine rastlıyor ve :
- "Selamun aleyküm"
diyor. Adam:
- "Aleyküm selam ..... koyum"
diyor. Tabi hoca şaşkın ve tekrar soruyor:
- "Beni şu isimli köye tayin ettiler acaba biliyo musun sen nerdedir bu köy?"
Adam gulerek:
- "Tabi bende o köydenim ..... koyum, tepenin arkasında ..... koyum istersen seni götürüyüm ..... koyum"
der ve giderler. Tabi bizim imam köye varıyor yerleşiyor gel zaman git zaman bizim imam alışıyor ve birgün köyde birisi ölüyor. Bizim imam geçmiş tabutun başına ve sormuş:
- "Eyyy cemaat nasıl merhumu bilirdiniz?"
Cemaat hep bir ağızdan:
- "İyi bilirdik ..... koyum"
diyorlar.
- "Hakkınızı helal ediyo musunuz"
diye soruyor ve gene hep bir ağızdan:
- "Helal olsun ..... koyum"
Bizim hoca da zevke geliyor:
- "GÖMÜN LAN ..... KOYUM."

fıkranın devamı

Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa doğru götürülüyormuş. Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş. Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. Akıntı, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar "Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük" diye endişeye kapılarak cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset hastaneye kaldırılmış. Operasyon altı saat sürmüş.
Ameliyattan çıkan doktor alnından akan terleri silmiş ve "çok zor oldu ama galiba yaşayacak" demiş.
fıkranın devamı

Amerika'da olen bir kadin icin kilisede cenaze toreni duzenlenmisti. Toren sonunda cenaze gorevlileri tabutu tasirken, tabutun on bolumunu yanlislikla kilisedeki sutunlardan birine carptilar. Bu olaydan sonra tabuttan bir inilti sesi duyuldu. Tabut acildi ve oldugu sanilan kadinin yasadigi anlasildi. Bir sure hastanede tedavi edilen kadin iyilesti ve 10 yil daha yasadi. 10 yil sonra oldugunde ise cenaze toreni yine ayni kilisede yapildi. Toren sonrasi gorevliler tabutu tasirken, kilisedeki ayni sutunun onune geldiklerinde, olen kadinin kocasinin, arkalardan sesi duyuldu; "Lutfen sutuna dikkat ediniz......."
fıkranın devamı

Gurbette çalışan iki Karadenizliden biri izinden dönmüş, hemşerisine memleketten haberler veriyordu :
- Memlekette kar yağdı, kurtlar çakallar köye kadar indi, dedi.
Bunun üzerine arkadaşı:
- Bir zarar verdiler mi?
- Sizin çilli horozu çakal kaptı.
- Peçi Karabaş nerede imuş?
- Eşek Karabaşa tekme atarak öldirmuş.
- Eşek değirmenda değul miydu?
- Değirmenden babanın tabutunu cetirmişdu.
- Uy, babam öldi mu?
- Öldü ya. Ananın ölümüne dayanamadu da..
- Ah anam ah! O da mu öldi?
- Eviniz yanarken kurtaramaduk.
- Uyy desene ocağum söndü...
fıkranın devamı

Beş yıl olmuştu beraberlikleri başlayalı, Atilla çok yakışıklı, Büşra ise çok güzeldi çok uyumlulardı birbirlerine çok mutlu ve örnek bir aşkları vardı kimseyi umursamadan aşklarının tadını çıkartıyorlar ve sevgilerinin karşısında kimse duramıyordu kendi aralarında sözlenmişlerdi büyük bir aşktı bu. Bir gün yanlış bi anlaşılma yüzünden Atilla ile Büşra kavga ettiler ve Büşra Atilla'yı yüz üstü bırakıp ayrıldı ondan aynı mahallede oturuyorlar ve evleri karşılıklıydı Atilla ne yaptıysa olmadı bir türlü Büşra'nın geri dönmesini sağlayamadı ve uzun süre ayrı kalmışlardı Atilla artık eskisi gibi gülemiyor ve eğlenemiyordu Büşra ise Atilla'yı dışarıda gördüğünde suratına bile bakmıyordu.
Bir gün Atilla arkadaşlarıyla bir çay bahçesinde buluşup erkek erkeğe muhabbete dalmıştı birden çay bahçesine giren bir çift Atilla'nın dikkatini çekmişti, birde dönüp bakınca o erkeğin sarıldığı kızın Büşra olduğunu görmüştü ve o an donmuş kalmıştı Büşra Atilla'yı görmüş ama görmezlikten gelmiş Atilla o günden sonra kimselerle konuşmaz olup susmuştu. Artık ne camdan Büşraya bakıyor nede dışarı çıkıyordu artık hayata küsmüştü ve bir gün, Atilla bir çocukla Büşraya bi şiir yollamış Büşra şiiri alıp okumaya başlamış...
-Bir sabah sen uyurken, bir çığlık kopacak
Bu çığlık seni ve herkesi uyandıracak
Kalkıp nereden geliyor diye bakacaksın
Baktığında bizim evden geldiğini anlayacaksın
Sen daha şaşkınlığını atamadığın bir anda
Bir sela sesi çınlayacak bu şehrin sokaklarında
Tüm insanlar toplanacak birden oraya
Benim öldüğümü söyleyecekler sana
İnanmak istemeyeceksin onlara
Sonra koşup geleceksin bizim eve
Sarmışlar beni beyaz bir çarşafa
Bir hoca, dua edecek baş ucumda
Derken tabuta koymak isteyecekler beni
Vermemek için tutacaksın beyaz kefenimi
Yalvaran gözle bakacaksın onlara
Dokunmayın diyeceksin ne olur dokunmayın ona
Ben koyarım onu tabutuna
Ellerin varmayacak beni tabuta koymaya
Mecbur olduğunu anlayacaksın bir anda
Koyacaksın beni o uzun sandığa
Ve dönüp onlara beni sevdiğini söyleyeceksin
Sonra dönüp bana
İnan bu sözüm yalan değil diyeceksin
Sarılıp tabutuma bir off... çekeceksin
İşte o an benim aylarca çektiğimi
Sen bir anda çekeceksin
Geçte olsa hatanı anlayacaksın
Bir an yaşlı gözlerle bana bakacaksın
Bak sana döndüm diye yalvaracaksın...
Mecburen seni seveni..
Beyaz kefeninde bırakacaksın
Ve o günden sonra insanların dilinde
Geç dönen sevgili olarak anılacaksın"
Büşra şiiri tam bitirmiştiki birden bire Atilla'ın evinden bir çığlık koptu ve Büşra koşturdu o çığlığa ve Atilla'nın tavanda bir urganla asılı olduğunu gördü ve Büşra şiirin aynısını yaşadı. Bu olaydan sonra Büşra`yı ve Atilla'yı tanıyan kişilerin dilinde "GEÇ DÖNEN SEVGİLİ" diye anıldı...


fıkranın devamı

Sibirya'nın koylerinden birinde cenaze
mezarlıga goturuluyormus.



fıkranın devamı

Sormuslar Hocaya:
-Cenaze tasinirken tabutun ne tarafinda bulunulmali,onundemi,arkasindami,sagindami,solundami? diye.
Hoca şoyle bir kasilmis cevap vermis:
-Tabutun içinde bulunmayinda neresinde bulunursaniz bulunun!
fıkranın devamı

Amerikada ölen bir kadin icin kilisede cenaze töreni düzenlenmisti.Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu tasirken,tabutun ön bölümünü yanlislikla kilisedeki sütunlardan birine carptilar.Bu olaydan sonra tabuttan bir inilti sesi duyuldu.Tabut acildi ve öldügü
sanilan kadinin yasadigi anlasildi.Bir süre hastanede tedavi edilen kadin iyilesti ve 10 yil daha yasadi.10 yil sonra öldügünde ise cenaze töreni yine ayni kilisede yapildi.
Tören sonrasi görevliler tabutu tasirken, kilisedeki ayni sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadinin kocasinin, arkalardan sesi duyuldu;

-"Lütfen sütuna dikkat ediniz..."
fıkranın devamı

Adamın biri en iyi arkadaşının karısının cenazesine gitmiş. Cenazede bir bakmış tabutun üzerinde bir olta. Cenaze merasiminden hemen sonra taziyetlerini bildirmek üzere arkadaşının yanına gitmiş.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama