Tarife Fıkraları

loading...


Uzun yillardir görüsemeyen iki Kayseri'li arkadas, bir gün yolda karsilasirlar.Kucaklasip hasret giderdikten sonra biri digerine;
-"Bu kadar zamandir görüsmedik.Aksama yemege bize gel..Yer,içer sohbet ederiz"dedi..
Öteki bir Kayseri'liden beklenmiyecek bu cömertlige sasarak;
-"Iyi ya,gelirim..Yalniz bana adresi ver"dedi..
Arkadasi;
-"Falanca mahalle,filanca sokak"diye tarife basladi.."Iste o sokaga gelince soldaki büyük beyaz kapinin zilini burnunla çalarsin"deyince öteki sordu;
-"Adresi anladim da zili niye burnumla çaliyorum?..
-"Canim bunda anlamiyacak ne var?..Elin kolun hediyelerle dolu olacagi için zili ancak böyle çalabilirsin...

fıkranın devamı

Avci Sultan Mehmet bir gün adamlariyla beraber aksama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebinn...
fıkranın devamı

Hoca bir ciger almis evine gidiyormus. Yolda bir dostuyla karsilasmis. Adam: -Bak sana guzel bir cig...
fıkranın devamı

Avci Sultan Mehmet bir gün adamlariyla beraber aksama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebinn...
fıkranın devamı

Amerikan uçak gemisinde görev yapan üç arkadaş, geminin Fıransa'nın bir liman şehrini ziyare...
fıkranın devamı

Temel Almanya'da bir otele giderek oda fiyatlarını sormuş,-1.Kat 200 mark, 2. kat 190 mark, 3.kat...
fıkranın devamı

Adam New York'ta luks bir randevu evinin kapisini calar:Merhaba, Samantha ile gorusmek istiyorum.Bir...
fıkranın devamı

Temel köyden ilk defa çıkmıştır. Arkadaşının verdiği tarife göre onun evini sora sora bulur. Apartmandan içeri girer. Arkadaşı 12.katta oturmaktadır. Temel bir merdivenlere bakar bir de yorulan ayaklarına... Aradan kısa bir zaman geçince yaşlı somurtkan bir kadın asansöre biner ve yukarı çıkar. Hemen peşinden asansörden güzel ve genç bir bayan iner... Olanlara bir anlam veremeyen Temel:
- Keşke bizim Fadimeyi de getirip şu koca kutuya soksaydım
diye düşünür.
fıkranın devamı

Hoca bir ciger almis evine gidiyormus. Yolda bir dostuyla karsilasmis. Adam:
-Bak sana guzel bir ciger yemegi tarifi yapayim da bunu agiz tadiyla ye, demis.
Hoca rica etmis:
-Benim aklimda kalmaz. Bir kagida yaziver.
Adam yazip vermis. Hoca biraz sonra lezzetli bir ciger yemegi yiyecegini dusunerek dalgin dalgin giderken, bir caylak elindeki cigeri kapip kacmis...
Hoca caylagin ardindan bir sure baktiktan sonra elindeki kagidi havaya kaldirmis:
-Agiz tadiyla yiyemeyeceksin. Tarifesi bende!..
fıkranın devamı

Uzakdoğuda gemilerinin bir limana yanaşmasıyla şehre dalan 3 amerikalı
denizci hemen genelevin yolunu tutarlar. Girişte üç çeşit tarife uygulandığı yazılıdır: 10 dolar, 20 dolar, 30 dolar.
Birincisi karar verir:
- "Ben on dolarlığı deneyeceğim."
On dakika sonra döndüğünde arkadaşları sorar :
- "Nasıldı?"
- "Harikaydı. Önce beni soydu, sonra orama iki dilim portakal geçirdi ve yalaya yalaya yedi, en sonunda da beraber olduk."
İkincisi yerinde duramaz:
- "Ben 20 dolarlığı deneyeceğim"
O da ağzı kulaklarında geri döner ve başlar anlatmaya :
- "Müthişti.Önce beni soydu, sonra aletime portakal ve ananas geçirdi,onları bir güzel yedikten sonra beraber olduk."
Üçüncüsü ağzından sular akarak inler :
- "Ben otuz dolarlığı deneyeceğim"
Beş dakika sonra asık bir suratla gelir. Arkadaşları meraklanir :
- "Ne oldu?"
- "Beni de soydu, sonra penisime portakal, ananas ve elma dilimleri geçirdi, üstüne krema döktü, ucuna da kiraz koydu..."
- "EEeeeee?"

- "Öylesine güzeldi ki dayanamadım hepsini kendim yedim"
fıkranın devamı

Avci Sultan Mehmet bir gün adamlariyla beraber aksama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebinni de, sabahleyin gördügü bir dervisin ugursuzluguna baglar. Solaklara seslenir. Saraydan cikarken, su su tipte, sivri külahli, sirti kambur birinin önünden gectigini ve hemen bu adami bulmalari emrini verir. Tarife göre Bektasi babalarindan ayyas Hamza Babayi yaka paca huzura getirirler.
Sultan:
" Bre ugursuz, nabekar!.. Bugün sabahleyinkarsima ciktin. Bu yüzden aksama kadar bir ava rastlayamadim. Bu ne ugursuzluktur. Vurun kellesini... "
Bektasi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dilegini aciklamak icin söz alir:
" A devletlum siz beni gördünüz bir keklik vuramadiniz. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördügüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, ugursuzluk hangimizde!... "
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama