Tiryaki Fıkraları

loading...


emal yolun karşı tarafındaki evinde oturan Temel"e seslenir:

- "Uy uşak,senun davarlarun arasunda sigara,ya da narcule tiryakisu var midur?"

Temel şaşkın bağırır :

- "Uy sen delurdin mu hiç davar tütün içer mu?"

- "Öyleyse senun ahur yaniyu.."

fıkranın devamı


Cemal yolun karsi tarafindaki evinde oturan Temel e seslenir :
- Uy usak,senun davarlarun arasunda sigara ya da narcule tiryakisi var
midur?
Temel saskin bagirir :
- Uy sen delurdin mu, hiç davar tütün içer mu?
- Temel,öyleyse senun ahur yaniyor, kos çabuk...

fıkranın devamı

BIRINCI DAKIKA
Sevgili günlük,
Bu sabah Hürriyet'in Kelebek ekinde sigarayı bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedeceğim. Simdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki ilk adımımı atıyorum.

SEKIZINCI SAAT
Sevgili günlük,
Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız normale dönüyormuş. İnanır misin, bunu hissediyorum sanırım. Tamam, tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemiştim, ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu paylaşmak için Teoman'ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adini takti. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu". Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Y_a_v_s_a_k iste, ben ne diyorum o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu isten? Demek ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman i_t_i_n_d_e_n ne farkım kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakıcaz....

ONUNCU SAAT
Sevgili günlük,
Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara içmeyeceğim.

ON BIRINCI SAAT
Acaba azaltarak mi bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım, oyalanırım.

ON ÜÇÜNCÜ SAAT
İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran dejavu: "abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."

ON DÖRDÜNCÜ SAAT
Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon çaldı, Teoman mis. "Sağlığında yeni düzelmeler var mi?" diye sorup kahkaha attı. Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde basarisiz olmamı bekliyor demek ki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan Teoman, görüşürüz bakalım. İlk isim sigara paketinin olduğu çöp torbasını evden atmak.

ON YEDINCI SAAT
Sevgili günlük,
Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya karar verdim, kapıcı g.türmüs. Kararsızım, sigarayı bırakanların sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve sinirli biri olup Hüseyin'e benzemeyeyim sakin?

YIRMI DÖRDÜNCÜ SAAT
Sevgili günlük,
Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman'ı aradım az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasından söz ettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül... Gidip kabak çekirdeği alayım.

IKINCI GÜN
Sevgili günlük,
Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hincal Uluç kösesinin yazısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkılarına ayırmış. Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık, bir kilo niye alıyorsun? Bundan sonra o dükkanın önünden geçemem.

ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında arıza yapmasam bari...

DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum. kız kaçmaya başladı, ben de pesinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan köpükler çıktığını fark edince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.

BESINCI GÜN
Bu sabah İstikbal'den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal'i arayıp siparişi iptal ettim, Yataş'ı var Mobella'si var canim, banane yani...

ALTINCI GÜN
Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır yaptı. Zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur fosur sigara içmesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be...

YEDINCI GÜN
Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel'da Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife. Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş. Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic'i açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mi-yo-rum. Mecbur muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz essogluessekler sizi be!

SEKIZINCI GÜN
Aksam arkadaşlarla bira içmeye gittik. Bu insanlar ne kadar anlayışsız var ya günlük, aklin oynar. Ulan zaten sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun değildi de "sigarayı bıraktığından beri kilo aldın lan koca g.t" deyince dayanamayıp kafa attım Teoman'a. Yapmasam iyiydi.

SEKIZINCI GÜN
Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok umurumdaydı lavuk. Gereken cevabi verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım, gerisini getirmek lazım.

DOKUZUNCU GÜN
Sevgili günlük,
Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi fark ettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyor musun, sevgilim beni terk etti. Alçak kadın, manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin b.kunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.

ONUNCU GÜN
İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden söz etmiştim. Ben iki yöntemi
birleştirip hem marka değiştirdim hem de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var, şaşırırısın.

ON BIRINCI GÜN
Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş. Eskiden günde bir paket içiyordum, simdi beş tane içiyorum. Yine kazançlıyım yani...

ON IKINCI GÜN
Bugün gazetede Amerika'da yapılan bir araştırmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.

ON ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgilimi ve Teoman'ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim. Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse barıştık ve yarin aksam buluşmaya karar verdik.

ON DÖRDÜNCÜ GÜN
Teoman'la ocak başına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman'ın da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sanane?

ON BESINCI GÜN
Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha isim olmaz seninle.
fıkranın devamı

Olayı yaşayan biri olarak sizlerle paylaşmak isterim.

Trabzon'dayım. Binaenaleyh bunalımdayım. Çay tiryakisi olduğum için, bir çay ocağına attım kendimi. Bunalımdayım ya; dedim ki:

-Demlice bir çay lütfen ve hiç su katmayın.

Çayım geldi, ama yarım bardak.

-Ne bu? dedim.

Adam:
-Su katma dedin ya! Öyle yok bedava!

Ben de:
- O zaman bana iki bardak çay ver. Parasıyla. dedim. (Tarih: 1995 yılı)
fıkranın devamı

Erzurumda ustalığı ve disiplini ile tanınmış, Kavaflar çarşısı esnafından rahmetli Kunduracı Yunus Usta, bir yorgunluk çayı içmek için dükkanının bitişiğindeki İki Kapılı kahveye gitmişti Oturur oturmaz garson önüne yarım bardak çayı koyunca Yunus Usta sinirlenerek garsonu çağırdı.
-Buyur Beybaba?
-Oğlum bu nasıl çay?
-Beybaba yeni demledim.
-Oni demirem. Bah burada tiryakinin ögüne bele yarım bardah çay goydun mi ona söymüş kimi olursan, annadın mi!
-Beybaba dudak payı istemez misin?
-Ben pay isdemirem, çay isdirem çay!
fıkranın devamı

Mizah ve sporu bir araya getirmek için Hasankale biçilmiş kaftandır.Teyo'ya güreş tutturmak onun çıkmazlarına hınzırca gülmek hasankalede zaman zaman bir halk eğlencesine dönüşür.İşte böyle bir eğlence için Teyo Pehlivana uygun bir yerde tebliğ ederler:

- Dadaş, Yeni bir pehlivan töremiş, "teyo ne ki ben onu bir barmağımnan yıkarım" diyormuş
-Biz de "Ola teyoya nasıl bele dersen, haydı Cuma namazından sora millet bahçasındaki çayırlığa dedik"
Teyo ne desin
-Ola ey demişsiz"
Gün saat gelir çayırlığa çıkılır, Hasankalanın bütün teyo tiryakileri ordadır, bir şamata bir gürültü içinde güreş başlar, ve başlaması ile birlikte, genç teyoyu bohçalayarak altına alır. Herkes söz birliği halinde
-Olmadı, ısınmadan da yıkma yıkılma mı olur. Isınsınlar yeniden tutsunlar.
Bu itiraz üzerine ikinci defa tutuşulur, yine teyo pehlivanın sırtı yerdedir. Ama seyircilere bu sonucu kabul ettirmek ne mümkün.
-Canım çim ıslah, teyonun ayağı kaydı, bu sayılmaz, yeniden tutsunlar göreceksiz.
Böylece üçüncü tutuşma olur. Genç bu sefer göstere göstere Teyoyu altına alır, sırtını yere yapıştırdıktan sonra da göbeğinin üstüne çıkar oturur.
-Tamam mı pehlivan?
Teyo
-İlk sefer de tamamdı ama bu kavatlar inanmirlar
- İyi,iyi değmeyin ohusun!
fıkranın devamı

Allah bizim garıyı melek ede, iki çift ganat vere uça uca uça cennete gide de bir daha geriye gelmiye!

- Dadaş, Yeni bir pehlivan töremiş, "teyo ne ki ben onu bir barmağımnan yıkarım" diyormuş
-Biz de "Ola teyoya nasıl bele dersen, haydı Cuma namazından sora millet bahçasındaki çayırlığa dedik"
Teyo ne desin
-Ola ey demişsiz"
Gün saat gelir çayırlığa çıkılır, Hasankalanın bütün teyo tiryakileri ordadır, bir şamata bir gürültü içinde güreş başlar, ve başlaması ile birlikte, genç teyoyu bohçalayarak altına alır. Herkes söz birliği halinde
-Olmadı, ısınmadan da yıkma yıkılma mı olur. Isınsınlar yeniden tutsunlar.
Bu itiraz üzerine ikinci defa tutuşulur, yine teyo pehlivanın sırtı yerdedir. Ama seyircilere bu sonucu kabul ettirmek ne mümkün.
-Canım çim ıslah, teyonun ayağı kaydı, bu sayılmaz, yeniden tutsunlar göreceksiz.
Böylece üçüncü tutuşma olur. Genç bu sefer göstere göstere Teyoyu altına alır, sırtını yere yapıştırdıktan sonra da göbeğinin üstüne çıkar oturur.
-Tamam mı pehlivan?
Teyo
-İlk sefer de tamamdı ama bu kavatlar inanmirlar
- İyi,iyi değmeyin ohusun!
fıkranın devamı

Halen şehrimizde olduğu gibi eski zamanlardan beri her semtte bir
mahalle kahvesi vardı. Fakat o zamanlar bu kahvehanelere şimdiki gibi çoluk çocuk toplanıp tavla, iskambil, v.s. ile vakit öldürmezlerdi. O mahallenin ihtiyarları aklı başında bulunanları mahallenin özelliklerine dair görüşmeler yaparlar veya fıkralar, hikayeler anlatarak vakit geçirirlerdi. İşte bu kahvehanelerden birisi de Yerebatan mahallesindeydi. İncili Çavuş o mahallede oturduğundan ara sıra akşamları, bazen sabahları  dost sohbetlerine katılırdı. Adı geçen kahvehaneye devam edenler arasında birkaç tane ihtiyar, afyonkeş tiryaki vardı. Bunlar sabahtan akşama kadar kahvenin bir köşesini işgal ile orada mangalı önlerine alarak dünya haberlerini, siyasetleri tenkitle saçma sapan bir şekilde meşgul olurlar diğer devam edenleri taciz ederlerdi.


fıkranın devamı

Erzurumda ustaligi ve disiplini ile taninmis, Kavaflar çarsisi esnafindan rahmetli Kunduraci Yunus Usta, bir yorgunluk çayi içmek için dükkaninin bitisigindeki Iki Kapili kahveye gitmisti. Oturur oturmaz garson önüne yarim bardak çayi koyunca Yunus Usta sinirlenerek garsonu çagirdi.Istanbuldan yeni gelmis olan ocakçi, Yunus Ustanin karsisina gelip:
-Buyur Beybaba?
-Oglum bu nasil çay?
-Beybaba yeni demledim.
-Oni demirem. Bah burada tiryakinin ögüne bele yarim bardah çay goydun mi ona söymüs kimi olursan, annadin mi!
-Beybaba dudak payi istemez misin?

-Ben pay isdemirem, çay isdirem çay
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama