Topal Fıkraları

loading...

Hoca bir gün Timur Han’ın adamlarından birine sorar:- “Kimin mezhebindensin ?”Adam elini göğsüne götürüp ku...
fıkranın devamı


Ormanlar krali aslanin cani sikiliyormus, akil hocasi tilkiyi
çagirmis:
"Bir seyler düsün de nesemizi bulalim!"
"Su asagidaki patikanin basinda duralim, karsimiza ilk çikani
dövelim!"
"Iyi de, durup dururken adam dövülür mü?"
"O kolay, senin niye sapkan yok, der döveriz!"
Gitmisler yolun basina, kismetlerine tavsan çikmis "Senin niye sapkan yok!" diye bir girismisler, yer misin, yemez misin?
Ertesi gün yine ayni pusu, yine kismetlerine tavsan çikmis, zavalli sekiyor, topalliyor:
"Ulan senin niye sapkan yok?" bir dayak daha...
.................
ÜÇÜNCÜ gün aslanin adalet damarlari kabarmis:
"Yahu, tilki kardeş sapkasi yok, diye her gün pat, küt adam dövülmez ya!"
Tilki "Kolay!" demis:
"Sigara almaya yollariz, ya filtreli alir, ya filtresiz, hangisin almissa, öbürünü almadi, diye döveriz!"
Kismetlerine yine tavsancik çikmaz mi, yüzü, gözü sarili, titriyor:
"Git bize sigara al, gel!"
Aslanla, tilki keyifli keyifli gülerken, tavsan biraz gittikten sonra dönüp sormus:
"Afedersiniz, filtreli mi, filtresiz mi?"
Aslan çok bozulmus "Gel lan buraya!" diye kükremis:
"Senin niye sapkan yok!"

fıkranın devamı


Kel bir adam,kör bir adam ve topal bir adam varmış
3 ü birlikte yolda yürürken hızla bir araba geçmiş.Kel adam ufff saçlarımı bozdu demiş.kör adam,sen korkma ben onun plakasını aldım demiş.
Topal adamda siz hiç korkmayın ben şimdi onu koşa koşa yakalarım demişş.

fıkranın devamı


Kayseri`li birgün hayvan pazarına bir öküz almaya gitmiş Karadeniz`linin birisiyle pazarlığa tutuşmuş anan aşağı baban yukarı pazarlığı bitirmişler. Kayseri`li parayı vermiş öküzü alıp gitmiş aradan bir iki saat geçmemiş bunlar tekrar karşılaşmışlar Karadeniz`li, Kayseri`liye
-Hani siz Kayseri`liler çok uyanıktınızya ben seni kazıkladım sana sattığım öküzün ayağı topaldı demiş.
Tabi bizim Kayseri`li de hemen yapıştırmış,
-O da bişeymi benimde sana verdiğim paralar sahteydi.

fıkranın devamı


Yahudi'nin biri pazara topal esegini satmak için götürür fakat aliciyi kandirsin diye esegin tirnaginda bir çivi çakar. Esege bir Kayserili müsteri çikar. Kayserili ayaktaki çiviyi görür, "içinden çiviyi çikaririm eşek düzelir," diye düsünür. Parayi verir eşeği alır. Yahudi ertesi gün sagda solda övünür: "Siz Kayserililer açik gözüz diye övünürsünüz, esek anadan dogma sakatti o çiviyi ben çaktim aliciyi aldattim!" Duyanlar esegi alan Kayserili'ye kosup anlatirlar. Kayserili eline dizine vurur: "Tuh yahu, verdigim para sahte olmasaydi bayagi kaziklanmistim!"

fıkranın devamı


İki deli anlaşmışlar, bir akşam bir barda kafa çekmeye. O gün bir bara gidip saatlerce içmişler, o gün tesadüfya yan masada bir kavga başlamış iki delide alkolün etkisiyle kendilerini kavganın ortasında bulmuşlar. Biraz sonra gelen polisler tekme tokat kavga edenleri dışarı çıkarmış. Bizimkilerden biri polisten yediği tekmeden dolayı devamlı topallıyormuş, arkadaşına:
- "Yav donumu indirivereyimde şurama bir bak, çok acıyor ne olmuş?"
der. Donunu indirir poposunu arkadaşına gösterir. Poposuna bakan arkadaşı:
- "Abovv len polis öyle sert vurmuş ki popon yukarıdan aşağıya ortadan ikiye ayrılmış"

fıkranın devamı


Rize den kalkan vapur, Istanbul a dogru yol aliyordu. Bir yolcu Idris e :
- Hemserim, dedi, yakanda bit var.
Idris söyle bir baktiktan sonra :
- O bit degul piredir.
- Pire siyah olur.
- Bu yalidur.
- Pire böyle hep ayni yerde durmaz, ziplar.
- Bu topaldur.
- Pireler çift gezer.
- Bu bekardur!..

fıkranın devamı


Adamın biri bir gün meyhaneden çıkmış tabii kafası da iyi. Yolda bir ayağı kaldırımda bir ayağı da yolda yürüyormuş. Adamın biri bunu görüp yanına yaklaşmış. Ve de merakını gizleyemeden sormuş. - "Ya hemşerim, niye bir ayağın asfaltta bir ayağın kaldırım da yürüyorsun? Bir yerde yürüsene?", demiş. Adam da ona: - "Allah razı olsun hemşerim sana. Ben de acaba ne zaman topal oldum diye düşünüyordum."

fıkranın devamı


Hoca bir gün Timur'un adamlarından birine sormuş: - "Sen hangi mezheptensin?" Adam elini göğsüne koyarak: - "Emir Timur!", demiş. Oradaki bir başkası: - "Hoca Efendi, bir de peygamberini sor bakalım", demiş. - "Gerek yok", demiş Hoca. "İmamı Topal Timur olursa, peygamberi de kesinlikle Barbar Cengizdir."

fıkranın devamı


Yaşli ve zengin bir adamin hepsi birbirinden zeki 3 oglu varmis. Birgün
amansiz bir hastalikla yataga düşen yasli adam verasetini açiklamak için
ogullarini yanina çagirmis.- ogullarim benim vaktim geldi artik, ecel
kapida. ben ölünce tabi ki mallarimin hepsi sizin ve siz çok zekisiniz ama
siz mallarimi bölüseceksiniz diye birbirinize düsmemeniz için sehrin
kadisina gidin. o kadiya benim selamimi söyleyin o size mirasinizi
bölüstürür.

Ve adam ölür ogullari da babasinin istegi üzerine
kadiya gitmek için yola düserler. tabi yesillik
yerlerden, gölden, yagmurdan, çamurdan felan geçerler.
derken önlerine bi adam çikar ve bizim 3 biradere
sorar;

- efendiler ben devemi kaybettim siz yolda bir deve gördünüz mü? der.
büyük kardes sorar;
- tek gözü kör müydü
adam "evet" der.

ortanca kardes sorar;
- kuyrugu kesik miydi
adam "evet" der

küçük kardes sorar;
- bir ayagi topal miydi
adam ona da "evet" der.

bu sorulardan sonra 3 birader devesini kaybeden adama biz senin deveni
görmedik derler. adam birden
sinirlenir. "yaa nasil olur. hem bütün özelliklerini bildiniz hem de
görmedik diyorsunuz.
bende sizinle beraber gidecem ve gittiginiz yerdeki kadiya sizi sikayet
edecegim" der.
biraderlerde "olur gel" derler.

ve sonunda kadinin yanina varirlar, huzuruna çikarlar 3 birader der ki;
- efendim bizim babamiz vefat etmeden önce mirasi bölüsmemiz için size
gelmemizi söylemisti. biz de bu yüzden geldik. kadi devesini kaybeden adama
döner ve;
-sen niye geldin. der
adam da : efendim ben devemi kaybettim. yolda bunlari gördüm. onlara devemi
gördünüz mü dedim onlarda devemin bütün özelliklerini bildikleri halde
görmedik dediler. ben bunlardan süpheliyim - der.

kadi biraderlere döner ve sorar:

- sen nerden bildin tek gözünün kör oldugunu.
- efendim, yolda gelirken yesillik yerden getik. baktim ki yesilliklerin hep
bi tarafindan yenilmis
öbür tarafina yanasmamis bile. tek gözünün kör oldugunu oradan anladim.
- peki sen nerden bildin kuyrugunun kesik oldugunu.
- efendim, yolda gelirken deve pisligi gördüm. devenin pislikleri hep
daginik düsmüs. halbuki kuyrugu olsaydi hep toplu düserdi. oradan bildim
kuyrugunun olmadigini.
- peki sen nerden bildin bi ayaginin topal oldugunu.
- efendim, gelirken gölden getik. baktim ki devenin 3 ayaginin tam izi bir
de yarim ayak izi var. tek
ayaginin topal oldugunu oradan anladim.

kadi devesini kaybeden adama döner ve "kardesim bunlar senin deveni
görmemisler" der. kadi o adami gönderir ve düsünür "ulan bunlar benden zeki
ben bunlara nasil miras bölüstürecegim. neyse ben bunlara bi ziyafet vereyim
sonrada kapi arkasindan dinleyeyim bakalim ne konusuyorlar" diye düsünür ve
bizim 3 biraderi evine götürür hanimina güzel bi ziyafet hazirlattirir yemek
gelir ve kadi "siz
yemeginizi yiyin ben bi yere varip gelecegim" der ve kapi arkasina geçer.

büyük kardes der ki;
- yaa kuzu çok iyiymiste, keske köpek emmeseydi. kadi sasirir.

ortanca kardes der ki;
- yaa sarap iyiymiste, keske mezar topragindan yapmasalardi. kadi iyice
sasirir.

küçük kardes de der ki;
yaa kadı; iyiymiste, keske i.ne olmasaydi. kadi bu lafi duyar duymaz
gelenlerin zeki oldugunu
düsünerek hemen arastirmaya gider.

kuzuyu aldigi adama "bu kuzu ne emdi" diye sorar.
adamda "kuzunun annesi öldüydü ben de kapinin önünde yatan köpege emzirttim"
der.

daha sonra sarabi aldigi adama gider ve "bu sarabin topragi nerden" diye
sorar. adamda "valla bizim burada en güzel toprak mezarlikta var, ben de
mezar topragindan yaptim" der.

kadi "ulan bunlar ikisinide bildi" diye düsünerekten annesinin yanina gider
ve "anne ben i.ne miyim " diye sorar. annesi de "oglum hatırlamzsın sen
küçükken ormanda sana oduncu tecavüz etmişti"
der.

kadi bu saskinliklar içinde bizim 3 biraderin yanina gider ve baslar
sormaya.

büyük kardese;
- söyle bakalim kuzunun köpek emdigini nerden bildin.
- nerden olacak. bak kuzunun budunun bu kenarinda yag olmaz. ama köpegi
emdigi için burada yag var.

ortanca kardese;

- söyle bakalim sarabin mezar topragindan oldugunu nerden bildin.
-nerden olacak. içiyorum içiyorum zevk yerine keder veriyor.

ve küçük kardese sorar;

- söyle bakalim sen benim i.ne oldugumu nerden bildin.

- nerden olacak, girişte (adını siz koyun) bayrağı vardı :))

fıkranın devamı

Aslan kralin cani fena halde sikiliyormus..Veziri tilkiyi cagirmis yanina.."Bir sey dusun de nesemiz...
fıkranın devamı

Adamin biri bir gün meyhaneden çikmis tabii kafasida iyi. Yolda bir ayagi kaldirimda bir ayagida y...
fıkranın devamı

Copcatan, damat ve gelin adayini karsilastirir.Gelin zengin oldugundan damat adayi ufak tefek kusurl...
fıkranın devamı

Birgun bir adamin karsisina bir cin cikmis, "benden uc dilek dile.." demis. Adam:"Kaynanmı, artik ...
fıkranın devamı

Üç arkadaş varmış. Bunların biri kel, biri kör, ötekisi topalmış. Bunlar yürüyüş yapar...
fıkranın devamı

Bir adamla bir kadın dillere destan bir aşkla evlenirler artık onlar çok mutludur ama ne varki g...
fıkranın devamı

Yahudi pazarda topal bir eşek satıyormuş. Akyazılı eşeği incelemiş; sağına,soluna,ayağın...
fıkranın devamı

Kambur ile topal varmis.Bunlar cok iyi arkadaslarmis.Bir aksam Kambur mezarliktan geçerken bir ses ...
fıkranın devamı

Medyanın sürekli gözü önünde bulunan iki insan.. İki taban tabana zıt
karakter... "Film Gibi" programı ile vatandaşı ekran başında ağlatan
yönetmen Sinan Çetin ile "Biri Bizi Gözetliyor" programında izleyenlerinin
kanını donduran Doğa Bey..

İmaj durumları
Sinan Çetin: Sadece Türkiye'nin değil dünyanın en kıllı program sunucusudur.
Ülkemizin en fazla reklam filmi çeken yönetmeni olduğu halde bir tane bile traş bıçağı reklamı işi alamamıştır. Özellikle Derby firması bu arkadaştan umudu kestiği için kendisine kin beslemektedir. Son numarası saçlarını arkadan bağlamasıdır. Milli bayramlarda beyaz kurdele takarsa şaşırtıcı olmaz..

Doğa Bey: Sinan Bey'in aksine yüzünde bir tane bile kıl yoktur.. Epilasyonu doğuştan yapılmış gibidir.. Eline bir kez bile kara saplı Derby bıçağı almamıştır.. Buna rağmen ekrana çıktığında cillop gibi ışıldar.. Onun da traş bıçağı firmalarından reklam teklifi alma şansı yoktur.. "Ne traş takımı ne makyaj takımı, ille cilt bakımı.. İlle cilt bakımı" sloganıdır..

Giyim tarzları
Sinan Çetin: Sadece siyah rengi kullandığından Neslihan Yargıcı'nın emmioğlu gibi durur.. Kıyafette seçici değildir.. Onun için siyah olduktan sonra DKNY'tan alınma bir kabanla Sivas işi keçe kepenek arasında fark yoktur.. Ayakkabıya da sıcak bakmaz ya postal türü botlar giyer veya yalınayak gezer.. Programına smokin ile çıkmasının sebebi seçiciliği değildir.. Günün birinde Komser Şekspir filmine Oscar vereceklerine inandığından kalabalık önüne smokinle çıkar..

Doğa Bey: Altında smokin pantolon, üstünde gömlekle ekrana çıkar..
Prodüksiyon amiri programın bu kadar tutacağını ummadığından smokinin ceketini almamıştır.. Pantolon belinin göğüs hizasında durması terzilik hatası değil bilinçli bir tercihtir.. Prodüksiyon amiri Onun boy atacağına inandığından pantolonu üç beden büyük seçmiştir..

Teknik kullanma
Sinan Çetin: Yakınlarına kavuşma umudu ile programa katılanlarla başarılı bir şekilde duygusal yakınlık kurar.. Temsil, programına katılan bir kadın onu tanıyınca "Evden kaçan kocam iyi ki buraya gelmedi.. Gelseydi Sinan Bey ile aramızda yaratılan büyü bozulurdu" diye düşünür.. Birbirlerine kavuşanlar ise sorunun çözülmesinden çok Sinan Bey ile yakınlaştıklarına sevinirler..

Doğa Bey: Yarışmacılarla kesinlikle duygusal yakınlık kurmaz.. Talimatlarını tekdüze bir ses tonu ile ekrandan verir.. Ekranın karşısında hiç kıpırdamadan dakikalarca durması televizyon sektörüne duyduğu saygıdandır..
Ama durumu bilmeyen seyirci Doğa Bey'in pille çalıştığını, hareketsiz kaldığı zaman da pilinin zayıfladığını sanmaktadır..

İnsani ilişkiler
Sinan Çetin: İnsanları sever, tanıdığı herkese "potansiyel sanatçı" gözüyle bakar.. Şefkatli ve vericidir.. Film çekimleri sırasında sürekli meyve yemesine rağmen artanları çalışanlara dağıtır.. İnsanlarla rahat ilişki kurar.. Yeni tanıdığı insanları hemen yemeğe davet etmesi ve onların beslenme alışkanlıklarını izlemesi en büyük zevkidir..

Doğa Bey: Onun için insan yok yarışmacı vardır.. Yarışmacıları da numaraları ile tanır.. Yüz günlük yarışma süresince sabah akşam izlediği yarışmacılara numaraları ile hitap etmesi bu yüzdendir.. Temsil "Sıfır beş Edi.. Sıfır beş Edi.." diye diye ikinci dönemde birinci olan yarışmacıyı psikiyatrislerin eline düşürmüştür ama bunda kasıt yoktur.. O yarışmada birçok Edi olabileceğini düşündüğünden tedbirli davranmaktadır..

Psikolojik durum
Sinan Çetin: Rahat ve komplekssizdir.. Kimin hakkında olursa olsun aklına geleni söyleyip rahatlar.. Sonra rahatı kaçanların tedavisine girişip aylarca zaman harcar.. Ancak onun bu rahat tavrı kolay anlaşılmaz.. Yine de tanıyan herkes ona katlanır. Özellikle yakın çalışma arkadaşları "Birgün bunun da ilacı bulunacak.." diye umutlandıklarından "Horoza yükleyin odunu, getirin sineğin budunu.." türünden talimatlarına tepki vermezler.. O bir hiperaktiftir.

Doğa Bey: Psikolojisi yoktur.. Soluk alıp verme refleksi vardır.. Hakkında söylenenlere ya da yarışmacıların kendisi için ne düşündüklerine aldırmaz.. Hakkında çıkarılan "Mustafa Topaloğlu'ndan duyduk o da uzaylıymış.." söylentilerinden etkilenmeden işini sürdürür.. O bir hiperpasiftir..

TakıntIıları var mı?
Sinan Çetin: Çekeceği filme uygun bir cümle bulmadan çalışmaya başlayamama takıntısı vardır.. "Evi ev eden avrat, yurdu yurt eden devlet.." lafını bulamadan Propaganda filmine başlayamamıştır.. Komser Şekspir'i çekmek için de aklına "Fare deliğine sığamamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış.." lafının gelmesini beklemiştir..

Doğa Bey: Elenecek kişiyi seçmek için görüşme odasına aldığı haftanın birincisine "Kapının kapandığından emin misiniz?" diye ısrarla sorması takıntısıdır.. Canlı yayında olduklarını, bu gizliliğe gerek olmadığını kendisi de bilir ancak sormadan duramaz.. Bir de 'üçte bir kuralını' bir yarışma boyunca en az yirmi kere hatırlatmaktan zevk alır..

Ailevi durumları
Sinan Çetin: Kalabalığı sever.. Eşi, dört çocuğu, yüzlerce yakın akrabası vardır.. Kent aşiretleri arasındaki sayısal sıralamada "Çetin ailesi" ikinci sırayı alır.. Adana'nın Cano aşiretine geçilmeyi hazmedemediği için film setlerinde ihtiyacından dört kat fazla eleman çalıştırır..

Doğa Bey: Bugüne kadar medyada kimse ile görünmemiştir.. Türkiye'nin en popüler programının yıldızı olduğu halde soyadını bilen de yoktur.. Memleketi de bilinmediği için hakkında çıkarılan "Uzaydan geldiği" söylentileri inandırıcılık kazanmaktadır.. Yine de tekdüze bir ses tonu ve sıfır mimik ile konuşması, her üç kelimede bir "mekanik olarak" es vermesi bir "android" olduğunu kanıtlamaz..

fıkranın devamı

I Love You I Love You Do You Love Me Yes I Do
Umit Besen hizla Ingilizce ögrenmeye baslayan bir irka yapabilecegi en büyük zalimligi yapmis, bu sarkiyi peydah etmisti. Caddelerde, sokaklarda kekolar arabalarindan bu yaraticilik örnegi sarkiyi bangirdatir ufacik olmamiza ragmen agiz dolusu kusmamizi saglarlardi. O dönemde, es kaza bir turist ile tanisirsam bu sarkiyi nasil açiklayacagimi kara kara düsünürdüm.
Yillar sonra yabanci bir hanim ile sohbet ederken bu sarki aklima gelmisti. Kendisine böyle bir sarkinin var oldugunu anlatip, sözlerini söyledigimde bana sadece "I Dont believe You" (Hadi Len) demisti.

Çiki Çiki Baba
Sarki sözlerinin illede bir manasi olmasi gerekmez, düsüncesinin bayrak tasiyan örnegi oldu. Aynen söyleydi:
Çiki çiki baba. Ayni ayni yaba. Feli feli kuuli. El fakiri yaba. Oyyyy oyyyyy oyyyy. Ulan ne isti be.

Memisler
Topaloglu. Simdi bu öyle bir adamdi ki ceketinin rengine uysun diye saçini boyamaktan çekinmezdi. Uzayliydi, "Uzaydan gelmedik ki, dünyaliyiz biz" diye sarkisi vardi. Bir de "Memisler" adli sarkisi vardi. Duydugumuzda gülmekten yarilarak ikiye ayrilmistik. Sözleri söyle bir seydi sanirim:
Elmalari yemisler,
Seftaliyi yemisler,
Gülmüsler eglenmisler,
Güllü kizi yemisler,
Lambaya püf demisler,
Nasil etti bu isi,
Tebrik ettim memisi ...
diye sürüp gidiyordu. Inanilmazdi, onu ailecek sevmis, bagrimiza basmistik.

Hayat bayram Olsa
"Bütün dünya buna inansa, bir inansa" gibi hayaller içeren bir sarkidir.
Aslinda sözleri gayet iyi niyetli, barisçidir, fakat haddinden fazla ve sahtekar bir iyimserlik tasir. Üstelik melodisi çok basittir ve kolaylikla sinir bozabilir. Hala heryerde çalinir ve insanlar elele tutusarak bu güzel dilekleri tekrarlarlar. Bu gibi durumlarda yavasça masadan kalkarak tuvalete dogru yol almayi yeglerim. "Hocam nereye? El ele tutussak, birlik olsak" diyenler oldugunda: "Ya iyi diyosun da çok sikistim bilader. El ele tutussak ama prostat olmasak" gibi manasiz cümleler kurarak sivisir, sarki bitene kadar ortama geri dönmezdim. Çikinti bir adam olmak degildi niyetim ama masada el ele tutusarak "Insanlar tutussa, kardes olsa" diye avaz avaz bagiran bu insanlarin, bar ortamindan çikar çikmaz "Vay it sipasi benim arabayi sikistirmis. Hüleaynn ancuk kafali ileri alsana lan" diyerek söz konusu kisilere kafadan dalmasi ne kadar isabetli davranmis oldugumu anlatirdi bana. "Bütün dünya hizla sallansa, hayat ayran olsa" diye mirildanarak yol alirdim karanlikta.

Serseri
Hayatta ne oglunun ne de kendinin ne is yaptigini anlamadigim Selçuk Ural söylerdi bu sarkiyi. Aksi gibi sarki adamin delikanlilik dönemlerine de denk gelmemisti. Kocaman adama kar yikama bir kot takim giydirmisler, bu sarkiyi söyletirlerdi. Sözleri aynen söyleydi:
Serseriyim ... Ah serseri ... Okur yazar ve sevimli ... Biraz çapkin, biraz deli ... Ama sevecen bir serseri.
Ulasilmak ve onikiden vurulmak istenen mantik sanirim suydu: "Serseri erkekler kizlari cezbederler. Ama eli mustali sokak serserileri degil.
Sevimli, hayati 9 - 5 tadinda yasamayan, genç mizaçli." Yani kisaca bir Mickey Rourke tipi erkek anlatisiydi. Gelin görünki koca serserilik felsefesi bizimkilerin dilinde "okur yazar bir sevimli" haline gelmisti. Çok yasayin.

Bir Aslan Miyav Dedi
"Bir aslan miyav dedi. Minik fare kükredi. Fareden korktu kedi. Kedi pir uçuverdi." Türk çocuklarinin Kayahan'a emanet edildigi bir dönem. Hazret lütfedip Cumartesi sabahlari bi çocuk programi yapiyo. Hesapta olaylar gelecekte bi uzay gemisinde mi ne geçiyo, ufak tefek çocuklar tulumlarla ortalikta dolaniyo, koskoca pop yildizi kartondan yapilma "TRT robotlariyla" muhatap olmak durumunda kaliyo. Romantizmin çökmek bilmez kalesi gazi almis ya, sabah aksam bi tarafindan çocuk sarkilari çikariyo.
Bereket hepsi gömüldü gitti tarihin tozlu sayfalarina. Hiç girmeyelim, bu konu burda kapansin.

Horozumu Kaçirdilar
Bakin bu sarki beni her duydugumda korkutmustur. Ulan böyle hiyar çocuk sarkisi olur mu? Horozu kaçiriyorlar, damdan dama uçuruyorlar, bi de suyuna pilav pisiriyorlar. Magdur sahis da olaylari bir bir müsahede ediyor, sonra kafayi yiyip, kaçirilmis, suyuna pilav pisirilmis horoza "geh bili bili"
diyor. Polise, kolluk kuvvetlerine olan güvenim ilk bu sarkida sarsilmisti. Demek ki bi gün herifin biri beni de kaçirabilir, suyuma pilav pisirebilir ve pilavdan yiyebilirdi. Terör sarkisiydi. Umarim yoktur artik.

Abone
Su anda Kral TV'nin elinden ne çekiyorsaniz, iste bu yüzdendir dostlar. Ilk Türk pop sarkisi degildi elbet ama bu günkü tarzi yakalayan ve gelismesini saglayan ilk sarkiydi. Sarisin, hafif toplu, genç bir kiz tellerin arkasindan, Aboneyim abone. Biletlerim cebimde. Balli lokma tatlisi. Aman hadi hayirlisi." diye bagirarak fitili atesledi. Kötü sesli bu genç kizin isminin Yonca oldugunu ögrendigimizde hafizamizi zorlamis ve Devekusu Kabare'de geçirdigi günleri animsamistik. Demek ki bu kiz bir sekilde söhret olmayi kafasina koymustu, oldu nitekim. Sarkici oldu. Evet oldu.
Habolo... Habolo sobolobo, habolo humbaa... Habolo sobolobo habolo
humbaa... Eee bu nasil sarkidir, ne eder, ne anlatir hiç anlamadim.
Anlamaya çalismicamda. Manyakmiyim ben ya!! Du ben sena anlatayim. Bu (Insallah yanilmiyorum) Yonca Evcimik'in, "Saat 9.15 vapurunda. Onu gördüm karsimda. Dizlerimi titretti. Maymun oldum galiba." diye baslayan ve ayni sekilde devam eden bol renkli bir sarkiydi. Klibinde tahta çubuklarla yürüyen saklabanlar, palyaçolar filan vardi. Daha da berbat bir sey söyleyeyim mi ben size bu sarki hakkinda: Severdim. Yonca Evcimik'in o sarkisinda abolo sobolobo falan yoktu. O senin dedigin söyleydi:
Okayi yamasika kombambaa kombambaa...
Okayi yamasika kombambaa kombambaa...
Niye hatirliyorsam?
Habolo sobolobo söyle devam eder: "Bir, ki, uç, dört basladi.
Hemen simdi basladi. Sarkimiz Marsandiz..."
Galiba benim kafam gereksiz bir sürü bilgiyle dolu.

Honki Ponki
Bir tane hit vardi, Çiki çiki baba'dan evvel, nasil unutulur? Senay'in söyledigi:
Honki ponki torino. Calona bimbo boriro. Mitsubisi hibobo kozizo. Çiki çiki sayne tiki tak toooooook... Ah be abicim...

Cüceler
"Cük cük cücelerim, menim güççük cücelerim, tarlalarda boy atasiz, ananiza tez çatasiz" diye sözleri vardi. Fantastik ögeler içeren bir halk türküsüydü. Çok meshur olmustu.

Törkis Kovboylar
"Ooo ooo çekilin yoldan vahsi batidan geliyorlar... Amerikanlar eskidi bunlar Törkis kovboylar, diye bir sarki yazsana" deseler bana, zevk ile yazardim, ama çikip okumazdim.

Arkadasim Essek
Baris Manço'nun "Arkadasim Essek" diye bi sarkisi vardi. Arkadasim es, arkadasim sek, arkadasim esseeekkk... Bu nakarati idrak etmem uzun zaman almisti. "Arkada Simsek" ne alaka, ne simsegi, ne manasiz sarki, diye gicik olmustum. Halbuki ne salakmisim. Biraz hatirlatip keyfinizi yerine getireyim mi?
Sari kiz minik buzagiyi sütten kesti mi... Kuzularla oglaklar tepisiyor mu...
Gizli Not: Yaziyi okuyan her iki kisiden biri sarkiyi söylemeye
baslamistir. Eminim...

Barmen Minik
Barda durur barmen minik sise elindeeeee...
Biz çalariz o durmaz hep oynar yerinde...
Ya bu nasi sarkidir? Barmen niye minik? Yoksa barmenin lakabi mi minik?
Hakan abim, Peker abim. Nasil bir ruh hali içindeyken yaptin sen bunu?

Çile Bülbülüm
Iste klasik bir sazli sözlü eglence yeri sarkisi. Ayilarin kendini
göstermesi için de bire bir. Sarki baslar baslamaz grup kendi içinde göz temaslariyla bulusur, "Allah" kismi gelince insanliktan çikmak üzere anlasir. Bakiniz simdi sarkicimiz söylüyor:
Çileeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
AaAaAaAaAhhh
Aaaaahh
Çile Bülbülüm...
ALLAHHHHHH
Be hey ne oluyor!!?? Yahu bir adabi olmasin mi? Melodiye, besteye katkisi olmasin mi? Özellikle erkek vatandaslarimiz çok yapar bunu, aman korumanin ne alemi var; sirf erkekler yapar. Tüm eglencelerimiz nasil basitlesiyorsa, bu "Allah" bölümü de öyle ayilasiyor iste. Adam gibi adamlarin bulundugu bir grupta bu sarkiyi söyleyiniz, aksi takdirde uzak durunuz. Bir de "Allah" kismini kaçirip bir saniye sonra bagiranlar vardir ki, "Yallah" diyip kafa koyulmalidir.

Bakkal Amca
Simdi dikkatle inceleyelim:
- Bakkal amcaa ... Bakkal amca
- Ne var? (Bakkalin zaten sesi boru gibi, bi de "Ne var" diyo. Tam ayi.)
- Unin var mi?
- Var var... (Herif direk uyum sagladi.)
- Sekerin var mi?
- Var var... (Kesin embesil)
- Yagin var mi?
- Var var...
- Ne duruyorsun?
- Ne yapayim? (Dayanamayacagim ya. "Ne yapayim" diye soruyo çocugun
pipisini koparacagi yerde.)
- Helva yapsana... Helva yapsana...
Allah bütün Mahmut Tuncer'leri affetsin.
fıkranın devamı

1. Napıyosun?

-Telefonla konuşuyorum..

-Aaa sizin telefon konuşuyo mu?..

2. Basamakta durmayın otomatik kapı çarpar, böler, karekökünü alır.

3. Hangi çiçek hem kafaya takılabilir, hem de içinde çamaşır yıkanır?
Cevap: Fesleğen tabii ki de

4. Saç malanmaz, taranır...

5. Seven unutmaz olm, eight unutur...

6. 3 Japon sırayla uçaktan atlamış. Japonlar ölmüş,sıra ise kırılmış!..

7. 4 kişilik bi masa alcaktım vazgeçtim, kişiliksiz bi masa aldım!

8. Hadi oyun oynayalım.

Vazgeçtim, oymadan oynayalım!

9. Bir adamın ayakları tutulmuş, sonra da kulakları kiralanmış!..

10. İyi ki İtalya'da doğmamışız!.. Neden? Çünkü İtalyan'ca bilmiyoruz!..

11. Abi sizin araba ne malı? Alman malı! Bizimkide klimalı!!!

12. Adamın biri topalmış, karısı da oynamış...

13. Geçen gün arkadaşlarla fırında patates yiyorduk, fırın sıcak geldi
bahçeye çıktık?

14. Soru: Yangın dolabını açarsan ne olur?

Cevap:Yang kızar...

15. Soru:Padişah, tahta çıkınca ne yapmış?

Cevap:Tahtayı yerine taktırmış...

16. Adamın biri yarın ölücem demiş. Yarmışlar ölmüş...

17. Bir adam intahar edecekmiş, vaz geçmiş.

İki adam intahar edecekmiş, were geçmiş!!!

18. Soru: İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar?

Cevap: Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır.

19. Oğlum hayırlı olsun. Araba almışsın.

Evet aldık.

Peki niye araba aldın? Kendine alsaydın ya !..

20. Adamın biri elli lira bulmuş ama AYAKLI lira bulamamış!!!!

21. Abü, duydun mu, 50 kişiyi taramışlar.

Yapma ya, nerde?

Marketin karşısındaki berberde

22. "İyi günler, Aslı'yla görüşebilir miyim?"

"Aslı evde yok! Fotokopisi var!"

23. Dört yüz yetmiş üç yüz yetmemiş

24. Köfteyle möfte arasında ne fark vardır?

cevap: Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan

25. Emel'in selamı var!

Hangi Emel??

HTML

26. Kavun diyip geçme çünkü parola kavun değil !!!

27. Yarasa yararlı bir hayvandır. Yararlı bir hayvan olmasaydı yaramasa
derlerdi...

28. Geçen gün kamyonu sürdüm, Leonardo da Vinci

29. Fransızların nesi eksiktir ? "FRAN"ları tabii ki
fıkranın devamı

Köyün birinde ayagı topal bir genç varmış,evlenecek fakat ayağı sakat olduğu için bir türlü kız vermiyorlar,sıkılıp duruyormuş,bunun bu derdini bilen bir arkadaşı şuna bir oyun yapayım diye karşı köyden birini ayarlamış,topal olan arkadaşına gelmiş ordan sohbet burdan sohbet konuyu ayağına getirmiş,ya demiş düşünürmüsün bilmem ama karşı köyde birisi varmış topalları iyi ediyormuş demiş topal deme ya nasıl falan derken arkadaşı yanlış anlama ama demiş adam bir sefer .ikiyormuş ayak hemen düzeliyormuş demiş.topal kızmış ulan demiş biz ibnemiyiz,valla sen bilirsin hep topal gezmektense evlenemedikten sonra bir sefer vermekle birşey falan olmaz diye ikna etmiş,gitmişler karşı köye,adamı bulup doğru adamın evine,adam pantolonu indir utana sıkıla indirmiş iyi olmak pahasına adam bir geçirmiş yürü bakalım demiş,topal yürümüş yine topallıyor Allah Alah demiş niye düzelmedi bu ya gel bakalım tekrar deneyelim falan derken birkezdaha topalı .ikmiş yürü bakalım demiş topal yürümüş yine topallıyor,adam sormuş kardeşim demiş senin bu ayagın anadan doğma topalmı,yoksa sonradan olma topalmı,topal anadan doğma demişadam eh be bilader baştan söylesene ya demiş benimkisi sonradan olma topallara iyi geliyor demiş...
fıkranın devamı

Temel bir gün topallarken arkadaşları görmüşler.
- Hayrola ne oldu
demişler.
Temel de
- Sormayın 15 metre yüksekliğindeki merdivenden düştüm.
demiş.
Arkadaşları da
- Allah korumuş. Nasıl oldu da kurtuldun?
diye sormuşlar.
Temel
- Sormayın arkadaşlar 15 metrelik merdivenin daha birinci basamağındaydım...
fıkranın devamı

Temel iş için Amerikaya gitmiş.Los Angeles sokaklarında gezerken ayağına bir lamba çarpmış. Hemen eline almış, silmeye başlamış. Birden lambedan bir cin çıkmış.
- "Dile benden ne dilersen"demiş. "Ama dikkat et ben kötü niyetli bir cinim".
Temel hemen bir dilek istemiş.
- "Ben kaynanamı hiç sevmem. onu gözlerim görmesin demiş".
Cin hemen temelin gözlerini kör etmiş.
Temel
- "Amanin naptın" desede
cin
- "Sana kötü bir cinim demiştim" demiş.
Temel ikinci dileğini yapmış.
- "Benim aletim yere kadar değsin"
cin temelin bacaklarını yok etmiş.
- "Al bakalım şimdi yere değiyor aletin".
Temel çaresizce üçüncü dileğini yapmış.
- S"on dileğim bana bir güzellik yap".
Cin kabul etmiş ve Temelin arkasına geçip onu düzmeye başlamış. Temel
- "Bu nasıl güzellik" demiş.
Cin cevap vermiş
- "Hem kör hem topalsın,seni benden başka kim s.ker.
fıkranın devamı

Yasli ve zengin bir adamin hepsi birbirinden zeki 3 oglu varmis. Birgun
amansiz bir hastalikla yataga dusen yasli adam verasetini aciklamak icin
ogullarini yanina cagirmis.
- ogullarim benim vaktim geldi artik, ecel kapida. ben olunce tabi ki
mallarimin hepsi sizin ve siz cok zekisiniz ama siz mallarimi bölüseceksiniz
diye birbirinize düsmemeniz icin sehrin kadisina gidin. o kadiya benim
selamimi soyleyin o size mirasinizi bolusturur.
Ve adam olur ogullari da babasinin istegi üzerine kadiya gitmek için yola
düserler. tabi yesillik yerlerden, golden, yagmurdan, camurdan felan
gecerler. Derken onlerine bi adam cikar ve bizim 3 biradere sorar;
- efendiler ben devemi kaybettim siz yolda bir deve gordunuz mu? der.
buyuk kardes sorar; - tek gozu kor muydu adam "evet" der.
ortanca kardes sorar; - kuyrugu kesik miydi adam "evet" der kucuk kardes
sorar; - bir ayagi topal miydi adam ona da "evet" der.
bu sorulardan sonra 3 birader devesini kaybeden adama biz senin deveni
gormedik derler. adam birden sinirlenir. "yaa nasil olur. hem butun
ozelliklerini bildiniz hem de gormedik diyorsunuz. bende sizinle beraber
gidecem ve gittiginiz yerdeki kadiya sizi sikayet edecegim" der.
biraderlerde "olur gel" derler.
ve sonunda kadinin yanina varirlar, huzuruna cikarlar. 3 birader der ki; -
efendim bizim babamiz vefat etmeden once mirasi bolusmemiz icin size
gelmemizi söylemisti. biz de bu yuzden geldik. kadi devesini kaybeden adama
doner ve; -sen niye geldin. der adam da :efendim ben devemi kaybettim. yolda
bunlari gordum. onlara devemi gordunuz mu dedim onlarda devemin butun
ozelliklerini bildikleri halde gormedik dediler. ben bunlardan süpheliyim -
der. kadi biraderlere doner ve sorar:
- sen nerden bildin tek gozunun kor oldugunu.
- efendim, yolda gelirken yesillik yerden gectik. baktim ki yesilliklerin
hep bi tarafindan yenilmis obur tarafina yanasmamis bile. tek gozunun kor
oldugunu oradan anladim.
- peki sen nerden bildin kuyrugunun kesik oldugunu.
- efendim, yolda gelirken deve pisligi gordum. devenin pislikleri hep
daginik dusmus. halbuki kuyrugu olsaydi hep toplu duserdi. oradan bildim
kuyrugunun olmadigini.
- peki sen nerden bildin bi ayaginin topal oldugunu.
- efendim, gelirken golden gectik. baktim ki devenin 3 ayaginin tam izi bir
de yarim ayak izi var. tek ayaginin topal oldugunu oradan anladim.
kadi devesini kaybeden adama doner ve "kardesim bunlar senin deveni
gormemisler" der. kadi o adami gonderir ve dusunur "ulan bunlar benden zeki
ben bunlara nasil miras bolusturecegim. Neyse ben bunlara bi ziyafet vereyim
sonrada kapi arkasindan dinleyeyim bakalim ne konusuyorlar" diye dusunur ve
bizim 3 biraderi evine goturur hanimina güzel bi ziyafet hazirlattirir yemek
gelir ve kadi "siz yemeginizi yiyin ben bi yere varip gelecegim" der ve kapi
arkasina gecer.
buyuk kardes der ki;
- yaa kuzu çok iyiymiste, keske kopek emmeseydi. kadi sasirir.
ortanca kardes der ki;
- yaa sarap iyiymiste, keske mezar topragindan yapmasalardi. kadi iyice
sasirir.
kucuk kardes de der ki;
yaa kadı; iyiymiste, keske ibne olmasaydi. kadi bu lafi duyar duymaz
gelenlerin zeki oldugunu dusunerek hemen arastirmaya gider.
kuzuyu aldigi adama "bu kuzu ne emdi" diye sorar. adamda "kuzunun annesi
olduydu ben de kapinin onunde yatan kopege emzirttim" der.
daha sonra sarabi aldigi adama gider ve "bu sarabin topragi nerden" diye
sorar. adamda "valla bizim burada en guzel toprak mezarlikta var, ben de
mezar topragindan yaptim" der.
kadi "ulan bunlar ikisinide bildi" diye dusunerekten annesinin yanina gider
ve "anne ben ibne miyim " diye sorar. annesi de "oglum hatırlamazsın sen
kucukken ormanda sana oduncu tecavuz etmisti" der.
kadi bu saskinliklar icinde bizim 3 biraderin yanina gider ve baslar
sormaya.
buyuk kardese;
-soyle bakalim kuzunun kopek emdigini nerden bildin.
-nerden olacak. bak kuzunun budunun bu kenarinda yag olmaz. Ama kopegi
emdigi için burada yag var.
ortanca kardese;
- soyle bakalim sarabin mezar topragindan oldugunu nerden bildin.
-nerden olacak. iciyorum iciyorum zevk yerine keder veriyor.
ve kucuk kardese sorar;
-soyle bakalim sen benim ibne oldugumu nerden bildin.
-nerden olacak, ibne olmasan giriste Galatasaray bayragi asmazdin :))))
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama