Tutuyorum Fıkraları

loading...

Oğlumun babası öldü de Bir gün Nasreddin Hoca'yı siyah elbiseleriyle görenler: - "Ne oldu Hoca efendi" demişler, "bu gün karalar giymişsin?" - "Oğlumun babası öldü de ..." demiş Hoca, "O'nun yasını tutuyorum
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca’yı siyah elbiseleriyle görenler:- “Ne oldu Hoca efendi” demişler, “bu gün kara...
fıkranın devamı


Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış....
Yoldan geçen soruyor;
Orada balık mı tutuyorsun sen?
Hayır alık tutuyorum.
Tutabildin mi bari ?
çook ... Seninle 23 oldu !

fıkranın devamı


Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış....
Yoldan geçen soruyor;
- Orada balık mı tutuyorsun sen?
- Hayır alık tutuyorum.
- Tutabildin mi bari ?
- çook ... Seninle 23 oldu !

fıkranın devamı

Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış.... Yoldan geçen soruyor; - Orada bal
fıkranın devamı

Temel birgün karadeniz sahilinde geziyormuş.Temelin bir anda çişi gelmiş. Saga sola bakmış ki...
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal çok zengin bir dul hanımın davetlisi olarak malikanesine gider. Kapıda onu karşılayan uşağa paltosunu şapkasını verir ve diğer davetlilerle birlikte geniş yuvarlak bir masaya otururlar. Herkes bir soru sorar yanıtlar verilirken sıra Nam-ı Kemale gelir ve sorar:
-Elim pantolonumun cebinde, pantolonumun cebi delik, elimde ne tutuyorum acaba? Herkes utanmış, evin sahibi bayan kızmış ve böyle ayıp sorular soramazsınız deyip uşağa seslenmiş:
-Beyefendinin paltosunu şapkasını ver derhal evi terketsin.
Nam-ı Kemal "durun yahu demiş elim cebimde,cebim delik elimde işte bu var" diye anahtarı gösterince herkes kahkaha ile gülmüş.
aradan uzun bir zaman geçmiş bizimki sıkılmaya başlamış gitmek istiyor.
soru sırası yine ona gelince aynı soruyu sormuş.herkes gülerek "anahtar"demiş. Nam-ı Kemal:
-Bilemediniz deyip,uşağa seslenmiş "oğlum getir benim şapkamı paltomu"
fıkranın devamı

adamın biri telefonla lokantayı arayıp akşam bütün masaları ben tutuyorum kuş sütü bile eksik olmasın der. akşam olur adam omzunda bi kuşla gelir. donatılmış masaların birine oturur. adam çorbasını içerken kuşa bi el çırpar kuş gider diğer masadaki bütün yemekleri yer adam tekrar donatın masayı der masa tekrar donatılır adam bi el daha çırpar kuş gider yine bütün masayı silip süpürür. bu bir değil iki değil devam eder. garsonlar şaşar;
- ''abi Allah aşkına bu ne biçim kuş bunun sırrı ne'' der.
adam da;
- ''otur anlatayım bak şimdi ben geçenlerde bi lamba buldum okşarken içinden cin çıktı bana üç şey dile dedi. 1. dileğim çok zengin olayım dedim şuan çok zenginim 2. dileğim etrafımda çok kadın olsun istedim simdi dört tarafım kadın 3. istegim de doyumsuz bi kuş istedim onu yanlış anladı pezevenk'' der.
fıkranın devamı

Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış....
Yoldan geçen soruyor;
- Orada balık mı tutuyorsun sen?
- Hayır alık tutuyorum.
- Tutabildin mi bari ?
- çook ... Seninle 23 oldu !
fıkranın devamı

Birgün Temel iki arkadaşı ile trene biniyorlar. Temel iki katlı yatağın üst katında yatıyor. Arkadaşları da alt katta yatıyor. Öyle otururken arkadaşlarından biri gaz çıkarmak ister ve ben "Galatasaray tutuyorum" diyor ve devam ediyor. "Bizim alandayız. O ona pas verdi, bu buna pas attı ve goooooooool" diye bağırırken işini yapıyor ve "1-0" diyor. Biraz sonra ikinci arkadaşı "Ben Fenerbehçeyi tutuyorum, bizim alandayız. O ona pas verdi, bu buna pas attıve gooooool skor 1-1" diyor. Maç öyle devam ediyor ve sayı 6-6 oluyor ve oda iyice kokuyor. Temel artık dayanamıyor ve kalkıyor ve küçük tuvalet yapmaya başlıyor ve "Bugün hava yağmurlu olmasına rağmen maç devam ediyor" demiş...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama