Tuvalet Fıkraları

loading...

BİRGÜN ANNE İLE KIZ ALIŞVERİŞTEN EVE GELİYOLARMIŞ. BİNA 100 KATLIYMIŞ. 50. KATA GELİNCE KADININ TUVALETİ GELMİŞ.KIZ ANNEYE DEMİŞKİ ANNE SANA ÇOK ÖNEMLİ BİŞEY DFEMEM LAZIM ANNESİ OLMAZ KIZIM SUS GİDİNCE SÖYLERSİN TUVALETİM VAR DEMİŞ .70. KATA GELMİŞLER KIZ YİNE AMA ANNE ÇOK ÖNEMLİ EMİŞ ANNESİ KIZIN SUS DEMİŞ. BU SEFER VARMIŞLAR EVE ANESİ KIZIM ANAHTAR NERDE DEMİŞ KIZI ANNE ASANSÖRDE DEMEYE ÇALIŞTIĞIM BUYDU ANAHTAR ARABADA KALDI DEMİŞ
fıkranın devamı

Emekliliği gelmiş ilkokul mezunu çalışan derecem ve maaşım artsın düşüncesiyle dışardan ortaokul bitirme sınavına girer.Yazılı Sınavda çeşitli konulardan sorular ve cavapları. Soru :1Dindersinden abdesti bozan şeyleri sayınız Cevap :1 Sen osurusan, sen işersen, sen tuvalete gidersen abdestin bozulur şeklinde yanıtlar Hocanın şifai değerlendirmesi: Oğlum ben osurusam,ben işersem ben tuvalete gidersem senin abdesttine ne oluyor. Soru :2Gap nedir. Gapın önemini anlatınız. Cevap :2 Gap yemek pişirmeye yarar.Kalaylı gap, çelik gap, toprak gap gibi çeşitleri vardır Soru :3 Dünyada yaşayan memelilere birkaç örnek veriniz. Cevap :3 İnek,koyun,deve,keçi,Karı Gerçek hayatta yaşanmış bir olaydır.
fıkranın devamı

fatma ile hatçe aşağıya oynuyorlarmış.fatmanın küçük tuvaleti gelmiş ama tutmuş bakmış olmuyor tam ucunda sürekli elini poposunu değdirmiş.hatçe dayanamamış demiş ki:fatma senin bedenin kaç.söyle bir büyüğünü alıyım.çok sıkıyor galiba.
fıkranın devamı

Temel istanbula gittikten sonra bir Otele yerlesir. Otelin tuvaletleri o kadar temizdir ki tuvalete sıçmaya kıyamaz. Bir posete sıçıp atıcağı bir yer arar. Tam o saatlerde 1 kilo altın çalınmıstır. Polisler Temeli elinde poşet içinde sarı bir sey görünce hemen yakalarlar. Poşetin içine bakmadan tartarlar. Tam 750grdır. Bunun 250grını ne yaptın deyip temeli bir güzel döverler. Sonra poşetin içindeki altın olmadıgı anlaşılır ve temeli serbest bırakırlar. Temel bu olaydan sonra köye geri döner. Köy ahalisi Temele: Istanbul nasil bizde gidelim mi?diye sorarlar. Temel ise: Siz siz olunda Istanbula Citmeyun. İstanbulda 1 çilo siçmayanun ağzine siçayler demiş.
fıkranın devamı

180-ÇİMDUR O!.. Temel askerde nöbetçi kulübesinde gece nöbeti tutmaktadır. Bir ara tel çitlerin dışında ağaçlar arasında ayak sesleri duyar, belli belirsiz karartılar görür, bağırır: -Çimdur O!..,Cevap gelmez,sesler devam edince bir şarjörü o tarafa boşaltır ve allarım düğ-mesine basar. Birlikte koşuşmalar, komutlar, araç homurtuları ve allarım sesleri birbirine karışır. Güvenlik güçleri kısa sürede olay yerine ulaşır, çevre abluka altına alınır ve projektörler ile alan aydın-latılır. Saha dikkatli bir şekilde araştırılırken kulübe yakınından başka bir Karadenizlinin sesi çınlar: - Pir inek furulmuştur,komitanum!.. 181-TAVANA NASIL Almanya’ya çalışmaya giden ilk işçilerimizden birine kalacağı yerden bir oda verilir. Eşyalarını yerleştirirken büyük abdesti gelir, alafranga tuvaleti tanımadığından giderecek bir yer bulamaz, Çok sıkışınca yanındaki bir kesekâğıdının içine yapar, pencereden dışarı atmayı düşünür. İkinci kattan aşağı baktığında insanları görür, daha ileri atmak için sallarken kesekâğıdının dibi yırtılır ve pislik tavana fırlar, yapışır, suları da tabana süzülür. Biraz sonra her tarafı pis bir koku kaplar ve kat görevlisi orada biter. Yerdeki ve tavandaki durumu görür, hayretlere düşer, arkadaşlarını çağırır: -Bu adam yere işerken tavana nasıl s.çtı? Diye merakla olayı çözmeye çalışırlar. 182-SANA BİR KÖY Ümraniye-Artvinliler Derneği Yönetimi, hemşerileri Hasan Mezarcı’yı genel seçimlerde gö-nüllü olarak destekler ve tercih oyları ile farklı seçilmesini sağlar. Aydın bir din adamı olarak tanıdıkları eski Müftüleri, daha sonra Atatürk aleyhindeki söz ve davranışları ile basın-yayında manşet olur. Dernek yönetiminde tartışmalar çıkar ve gerçeği kendisinden öğrenmek için TBMM’deki odasına gidilir. Konu açılır, alınan cevaplardan yayınların doğru olduğu anlaşılır. O sıralarda Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri bağımsızlığını kazanmıştır ve ileri gelenleri ülkemize sık sık ziyaret eder ve Birleşik Türk Devletleri kurulması konu edilir. Milletvekili Hasan Bey Atatürk’ü eleştirirken bir ara: -Ülkenin bazı fabrikalarını ve arazilerini üzerine geçirdi, diye söyleyince dernek 2.Başkanı ve sözcüsü Fevzi Durmuş: -Fabrikalar ve araziler halka bir örnek olsun, diye bizzat ilgilendi ve sonra da kendi hisselerini halkına hibe etti. Şimdi sizin arkanızda güçlü bir Türkiye var, diğer Türk Devletleri ile “Birleşik Türk Devletleri” kurun ve Başkenti’ni de Ardahan veya Kars yapın; Ardanuç’un Yolağzı ve Yaylacık Köyleri’nin yarısından fazlası benim akrabalarıma aittir, beni kırmazlar, beğendiğin köy senin olsun. Binlerce dönüm arazi; tarlası, çayırı, ormanı, yaylası ve soğuk pınarları ile. Biz sizi dedelerimizin hesabını sorasınız diye buraya göndermedik, onlar gittikleri yerde hesaplaşsın. Biz sizi buraya bizim haklarımızı koruyun diye gönderdik. Şu anda bakanlıklarda rüşvetler dönüyor, sizin göreviniz buna engel olmaktır. Siz şu anda bir millettekisiniz, saygı duyarız. Tartışma şartlarımız eşitlenince konuşuruz, der ve konuyu kapatır. Ertesi günü gazetelerde manşet: ”Bakan Özdağlar’ın makam odasında valizler dolusu rüşvet parası ele geçti”. 183-TEK SU KAYNAĞI Anne alışverişe çıkar, iki buçuk yaşındaki bebeğe babası göz kulak olur. Yavrucak halının üzerinde 'çay seti' oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okur, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içer ve oyuna katılır. Derken anne eve gelir; baba, anneye sus işareti yapar, bebeği izlemesini ister. Bu çok şirin hareketi anne ile paylaşmayı düşünür. Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çay içer gibi içmesini izler. Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslenir: - Oyun arkadaşının uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi koca-cım? 184-BİZ DA… Ardanuç-Yolağzı Köyü’nden “Kotsulo”olarak bilinen Süleyman Dinçer dedemiz çarşıya gi-der. Bir dükkânda alış veriş yaparken köylümüze bir memur takılır. -Amca, O köylü kadınlarla nasıl yatıyorsunuz? Allah aşkına!.diye alaylı bir şekilde so-rar.Dedemizin cevabı hazırdır: -Onlari, şeherlinin karısı saniyeruh, Ço!… 185-SONRA DÖNER Adamın biri köyünden kasabaya gider, yol hayli uzun olunca kasabada yemek yedikten sonra köyüne dönmeyi düşünür. Bir lokantaya girer, garsondan bir çorba ister ve afiyetle yemeye başlar. Bu arada hınzır garson da “şu köylü ile bir dalga geçeyim de aval aval düşünsün”,diye arkadaşına işaret eder ve köylümüz çorbasını içince yanında biter: -Eeemm!.Efendim,arkadan ne alırdınız? Diye sorar. Adam kızarır, bozarır ve cevabı patlatır: -Sen önümdekini kaldır, sonra döner verirsin. 186-BİZ DİYERUH DA Kafkasya’dan yeni göç eden Kontromlu Koçi Pehlivan ile Ali Pehlivan, Samusharlı pehlivanlar ile güreş tutarlar ve önüne gelenleri yıkarlar. Bu işe çok kızan köylüleri kabul etmez, tekrar ettirirler. İki güreşçimiz bu sefer rakiplerinin omuzlarını yere yapıştırdıktan sonra göğüslerine oturur ve “Pes” deninceye kadar kalkmak istemezler. Canları acıyan alttaki güreşçiler bağırırlar: -Ola, biz diyeruh da, aho köyli demiyer… 187-GELİNCİK Bir dağ köyünde hamile bir kadının kocası; doğumdan önce ölür, tek başına kalır, kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan değilse de, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar, tek başına tüm zorluklara göğüs gerer ve yavrusuna bakmaya çalışır. Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalırlar. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve döner, Kapıda Gelincik’in kanlı ağzını yalarken görür, çıldırmış gibi gelinciğe saldırır ve oracıkta hayvanı öldürür. Tam o sırada içerdeki odadan bebeğin sesi duyulur, anne odaya koşar; odada beşiğin içinde bebeğini ve yanında parçalanmış bir yılanı görür. 188-DOKTORA TEZİ VE DANIŞMAN... Bir Tavşan önüne bir daktilo almış, tak tuk tak tuk bir şeyler yazıyor. Oradan geçen bir Tilki: - Hey Tavşan, ne yazıyorsun? - Doktora tezimi yazıyorum. - Ha öyle mi, çok güzel, ne hakkında? - Tavşanların Tilkileri nasıl yedikleri hakkında. - Yok, canım, olur mu öyle şey, hiç Tavşanlar Tilki yerler mi? - Olur canım, gel istersen, sana ispat edeyim. Beraberce Tavşanın yuvasına girerler. Biraz sonra Tavşan tek başına çıkar ve yine daktilosunun başına geçer, tak tuk bir şeyler yazmaya devam eder. Daha sonra oradan geçen bir Kurt, Tavşanı görür. - Hey Tavşan, ne yazıyorsun? - Doktora tezimi. - Ne hak kında? - Tavşanların Kurtları yemesi hakkında. - Yayınlamayı düşünmüyorsun herhalde, buna kim inanır? - Gel istersen göstereyim, der. Beraberce ine girerler, Tavşan biraz sonra dışarıya yalnız çıkar. Tavşanın yuvasını merak mı ettiniz? Manzara şudur: Bir köşede Tilkinin kemikleri. Bir köşede Kurdun kemikleri. Diğer köşede ise tavşanın “Doktora Danışmanı Aslan”, kürdanla dişlerini temizlemektedir!.. 189-TANİMİYAN YOH Artvinli yaşlı bir hanım Trabzon’da uçağa bindirilir, Sabiha Gökçen Hava Alanı’nda oğlu tarafından karşılanacaktır. Uçak havalanır, hostesler servis yapar, nenemiz açık bir çay ister, hostes bir şeyler söylese de anlamaz. Herkes bir şeyler içerken açık çay gelmez, bir müddet sonra isteğini tekrarlar, ancak çay yine gelmez. Nenemiz bu duruma iyice bozulur, inerken yolcuları uğurlayan hostese yanaşır ve: -Sen bizim Yunus’u bilursunuun? Diye sorar. Hostesin “bilmiyorum, neden sordunuz ki?” de-mesi üzerine ağzından baklayı çıkarır: -İstanbol’da Yunus’u tanımayan ŞİLLUH yohtur da. NOT:Sayın admin kategoriler arasında "Artvin Fıkraları" kısmını göremedim.Açmanız olası mı? Teşekkürler.
fıkranın devamı

Nezaket dersi veren öğretmen; "Çok lüks bir restoranda mükemmel bir kız arkadaşla yemekteyken, çişinizin gelmesi durumunda ne dersiniz" diye erkek öğrencilere sormaya başlar. Erkek öğrencilerde sırayla cevap verirler. İlk öğrenci direk dürüst bir şekilde "Çişim geldi, bi tuvalete gidiyorum" der. Ögretmen şaşırır, "Çok ayıp" der ve ikinci ögrenciye yönelir. İkinci öğrenci bakar ne desem diye, sonra der ki; " Benim bi tuvalete gitmem lazim.". Öğretmen daha memnun olur ama yeterli gelmemiştir. Sıra üçüncü öğrenciye geldiğinde öğrenci sırasından kalkar, gözlerini kısar, karizmatik bakışlarla "Bebeğim, benim eski bi arkadaşımla tokalaşmam gerekiyor, hemen donerim. Hem yemekten sonra seni de tanıştıracağım." der...
fıkranın devamı

temel bir gün doktora gitmiş.doktor ona ilaç yazmış.temelde o sırada isalmış.eczaneye gidip ilaçları almış ve tam eczaneden çıkacak ken tuvaleti gelasi tutmuş temelturarım diye düşünmüş ve tumamış.sonra kaşısına bir adam çıkmış ve sormuş -acaba eczane nerede diye sormuş.temel de: -şu sarı çizgiyi takip et bulursun demiş
fıkranın devamı

Temel dahiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş. - "Öksurayrum", demiş Temel. - "Ne zamanlar öksürüyorsun?" - "Tuvalette oturuyurken kapiyu tiklattiklari zaman", demiş Temel...
fıkranın devamı

bir gün bir adam lakantaya gitmiş neden se üstünde para yokmuş ve diğer adamda karşısına oturarak kisibir corba içecekmişki adam anlamış parası olmadığını adam demiski senin paran yok demi adam ise evet der hadi çorbalar benden osun lokantanın sahibi onun içmesini bekler niye bekliyorsun be adam çişim geldi git yap tuvalet nerde ağzımın içinde töbe töbe görmüyomusun koskocaman tabela heeeeeeeeeeeeee desene adam çişini yapar gelir adam çorba içmesini beler niye içmiyosun be adam sen içki içeyim niye ya çorbanın içinde zehir varsa
fıkranın devamı

İngiliz,Fransız ve Temel `en yükseğe kim çıkacak`yarışması yapmışlar.İngilizler 20 kat çıkmış.Fransızlar 40 kat çıkmış.Temel en sonkatın bir kat aşağısındaymış.Tam Temel yukarı çıkacakken Temelin büyük tuvaleti gelmiş.Yolda bir bebek varmış.Bebekte de bez varmış.Temel almış o bezi içine sıçmış.Temel yarışmayı kazanınca ona televizyon vermişler.Temel sabah uyanınca haberleri açmış. -İnanılmaz bir şey,bebekten 50 kg bok çıktı.
fıkranın devamı


Çok uzun süre araba kullandıktan sonra küçük bir kasabada ihtiyaç molası vermiştim. Şirin ve sevecen bir yere benziyordu.

Dinlenme tesisinin tuvaletine girdim. Tüm tuvaletler dolu gibi görünüyordu. Sonunda sonlara doğru boş bir tuvalet bulup oturmuştum. Tam keyifle tuvaletimi yapacakken "Selam naber" diye bir ses duydum.

Tuvalette böyle konuşmaların olmayacağını düşünürken birdenbire ağzımdan "İyilik, senden naber" lafı çıkıvermişti bile.

Yandaki ses "Ee, neler yapıyorsun dedi, ben de doğuya doğru gidiyorum" dedim. Bu tuhaf diyalogdan dolayı biraz şaşkındım ama gene de devam edesim vardı. Taa ki yandaki adamın:

"Aşkım ben telefonu kapatıyorum, yan tuvaletteki gerizekalı benim sana sorduklarıma cevap veriyor" dediğini duyana kadar..

fıkranın devamı


Adam geç saatte zil zurna sarhoş eve geldi. Karısı uyuyordu. Tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra karısının yanına geldi ve kadını uyandırdı.
- Karıcığım,
- Ne var ?
- Sen ne mükemmel bir kadınsın be, birtanesin.
- Ne oldu gene ?
- Ne olacak tuvaletimize o otomatik lambayı ne zaman taktırdın ? Harika olmuş.
- Ne diyorsun sen ne lambası ?
- Valla ne bileyim hayatım, tuvaletin kapısını açınca ışık yanıyor kapatınca sönüyor.
Bu duyan kadın öfkeyle yerinden fırladı :
- Allah belanı versin pis sarhoş yinemi buzdolabına işedin

fıkranın devamı


Temel bir gün tuvalete girmiş. Yanında bir adam varmış ve sormuş. Temel:
Haçan sen Karadenizlü misun?
diye sormuş.
Adam evet demiş.
Temel: Pekü Trabzonli musun? diye sormuş. Adam buna da evet demiş.
Temel: Peki senün köyin Çamlıhemşin midur? da diye bir soru daha sormuş.
adam bunada evet demiş.
Temel: Peki senin sünnetçin Kemal üsta midir da? diye bir soru daha sormuş.
Adam sinirlenmiş.
Adam: Ebe adam sen nereli olduğumu, köyümü biliyorsin sünnetçimi nerden
biliyorsun? diye sormuş.
Temel: 'Kemal ustayı kim bilmez!!! Hep yamuk keser yarım saatten beri
bacağıma işiyorsin da demiş

fıkranın devamı


Temel dahiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş.
-Öksurayrum, demiş Temel.
-Ne zamanlar öksürüyorsun?
-Tuvalette oturayurken kapıyu tıklattıkları zaman, demiş Temel

fıkranın devamı


Temel Amerikada tuvalette pisuvara iserken yanina zenci gelmis ve o da hemen Temel in yanindaki pisuvara ismeye baslamis. Temelin bir ara yan tarafa gözü takilmis ve hayretler içerisinde kalarak:

- "Uyyy!.." demis "Oni nasi büyüttün öyle?" Zenci bakmis bizim Temel salak, kafaya aliyim biraz eglenirim diye düsünmüs ve:
- "Kardes," demis "Hergün üç kere lavabonun kenarina sert bir sekilde vurucan aleti..."

Aradan alti ay gecmis ayni tuvalette Temel iserken ayni zenci gelmis, bir bakmis Temel. Tam kacacakmis ki Temel ,

- "Dur!.." demis. "Hemserum dediguni hercün yaptum ama eksik soyledun galiba. Rengi tutturdum fakat boyunu bir türlü tutturamadum."

fıkranın devamı


Adam geç saatte zil zurna sarhoş eve geldi. Karısı uyuyordu. Tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra karısının yanına geldi ve kadını uyandırdı.
- Karıcığım,
- Ne var ?
- Sen ne mükemmel bir kadınsın be, birtanesin.
- Ne oldu gene ?
- Ne olacak tuvaletimize o otomatik lambayı ne zaman taktırdın ? Harika olmuş.
- Ne diyorsun sen ne lambası ?
- Valla ne bileyim hayatım, tuvaletin kapısını açınca ışık yanıyor kapatınca sönüyor.
Bu duyan kadın öfkeyle yerinden fırladı :
- Allah belanı versin pis sarhoş yinemi buzdolabına işedin !

fıkranın devamı


Adamın biri bir gün bara gider ve oturur, bir viski içer. Biraz sonra yanına yeşil gözlü bir afet gelir, içerler, konuşurlar falan zaman geçer bardan çıkacak olurlar.

Adam kızı eve davet eder eve giderler biraz müzikten sonra sevişmeye başlarlar, kadın izin ister ve tuvalete gider.

Gittiğinde malum gün olduğunu anlar ve kendi kendine 'bu sarhoş anlamaz' nasılsa der ve içeriye gider ve sabaha kadar sevişirler. Sabah kadın erkenden, adam kalkmadan gider.

Adam uyanır ve kendi kendine yorumlar yapmaya başlar:

- "Allahım ben dun buraya bir kadınla geldim ama o yok..." sonra kanları görür ve der ki:
- "Ben ne yaptım, bir kadını öldürdüm" der ve silahına bakar.

Kurşunların tam olduğunu görünce rahatlar. Aklına bıçak gelir, kontrol eder; bıçakların temiz olduğunu görür biraz daha rahatlar. Sonra aynaya bakar ve irkilir:

- "Aman Allahım! Ben bir kadını yemişim"

fıkranın devamı


Adamın biri dahiliyeciye gitmis. Doktor ona neyinin oldugunu sormus.
-Öksurayrum, demiş.
-Ne zamanlar öksürüyorsun?
-Tuvalette oturayurken kapiyu tiklattiklari zaman

fıkranın devamı


emel Istanbul"a gittikten sonra bir otele yerlesir.Otelin tuvaletleri o kadar temizdir ki siçmaya kiyamaz.Bir posete siçip atacagi yer arar.Tam o saatlerde 1 kilo altin çalinmistir.Polisler Temel"i elinde poset ile sarili bir sey görünce hemen yakalarlar.Posetin içine bakmadan tartarlar,tam 750 gr. dir.Bunun 250Gr. ni ne yaptin deyip bir güzel döverler.Sonra posedin içindekinin altin olmadigi anlasilir ve Temel"i serbest birakirlar.Temel bu olaydan sonra köye geri döner.Köy ahalisi:



Temel"e:



-Istanbul nasildi biz de gidelim mi?



diye sorarlar.



Temel ise:



-Siz siz olunda sakin Istanbul"a gitmeyin.Istanbul da 1 kilo siçmayanin agzina siçiyorlar.

fıkranın devamı


Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye"nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya"ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa bindi.. Los Angeles"e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri" Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.." derler.. "Kumar mı" dedi, Temel, karısına.."Kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... Allah göstermesin.." Ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi.Temel herşeyini rulet masasında biraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel"de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. Temelin başına gelenleri anlamıştı.



Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı, cebine attı.. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..Çıktı..Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, Tek Kollu Canavar çıktı.Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ...Alet boşaldı adeta.. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü..Gerisi peri masalı.. İki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. İki ay sonra yeni Kalifornıyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı.Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki, önce Los Angele"e, sonra Kaliforniya"ya, sonrada tüm Amerika"ya yayıldı,Temel Pastaneleri... Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerika"nın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastaneleri"nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. Tüm başına gelenleri anlattı..



"Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerika"daki her taşın altına bakacağım.." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... Adı, adresi sizde olmalı zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi temel.. "Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!.."


fıkranın devamı


Temel dahiliyeciye gitmis. Doktor ona neyinin oldugunu sormus.



-Öksurayrum, demis Temel.



-Ne zamanlar öksürüyorsun?



-Tuvalette oturayurken kapiyu tiklattiklari zaman, demis Temel

fıkranın devamı


Fadime ile Temel büyükada da dolaşıyorlarmış

Bir martı Temel`in kafasına pislemiş

Fadime:

-Temel git şu tuvaletten tuvalet kağıdı al

Temel:

-Gerek yoktir kuş çoktan uçup gittu

fıkranın devamı


temel çok lüks bir lokantanın tuvaletine gitmiş.



tuvaletten çıktıktan sonra levhaya bakmış küçük 250 büyük 500 yazıyormuş.



temel cebinden 750 bin çıkarmış.



- "karişuk" demiş

fıkranın devamı


Bir gün temel,alman,fransız otele giderler otelde sadece bir oda bulunmaktadır.Bu oda üç kişiliktir üç kişi bu odada kalmayı kabul ederler.gece yatarlar



alman rüyasında karete yapmaktadır ve temele bir tekme atar temel uyanır ve



- noli ula der.



Alman



- "affedersin rüyamda karetye maçı gördüm" der.



tekrar uyurlar ve ilerleyen saatlerde bu sefer fransız rüyasında box maçı görür ve temele bir yumruk atar.temel



- "yine noli ula" diyerek uyanır ve fransız



- "affedersin rüyamda box maçı gördüm" der.



artık herkes derin uykusundayken temel sıkışır çişi gelir ve tuvalete gitmektense bakar fransızla almanın ağızları açık uyuyorlar.Bunların ağzına işer.daha sonra bir anda fırlayan alman ve fransız noluyoruz der.Temelde buna karşılık



- "Maçlar bitti Kola daitiyuruk" der.

fıkranın devamı


bir gün temel istanbula gider.bir an tuvaleti gelir ve tuvalete gider.adam tuvalet paralıdır der.temelin parası olmadığı için düşünür ve bir bebek bulur bebeğin altından bezini çıkarıp kendisi tuveletini yapar.ertesi gün gazete manşetlerinde flaş flaş flaş 5 kilo bebek 10 kilo sıçtı diye yazar.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama