bir gün temel kayseriye gider.kayseride bir binaya bakarken kayserilinin biri yanına gelir;
kaçıncı kata baktıysan o kadar para vericeksin demiş.söyle bakalım kaçıncı kata baktın;5 demiş temel,iyi 5 bin lira ver demiş kayserili temel vermiş.temel içinden demiki;bide kayserililere uyanık derler ben13. kata bakmıştım demiş.
fıkranın devamı
Ağanın bir kızı varmış Kalçası geniş beli dar azgınmı azgın bir kız imiş..
bunu farkeden aga kızı hemen baş göz edip karşı köyün cimri agasının oğluna
kızı vermiş.. Neyse düğün dernek derken yeni evli çift el öpmeye kızın babasının köyüne doğru yola çıkmışlar.
Damadın babası da cimri olduğu için oğluna giderken kızın babasına vermesi için hediye falan vermemiş.
Ama damat yolda yolda mahçup mahçup ilerlerken bir çoban ve sürü görmüşler.. çapkın gelin hemen yakışıklı çobanı gözüyle kesmeye başlamış..
Damat çobana:
Ya çoban kardeş biz yeni evliyiz. kayınbabamın elini öpmeye gidiyoruz.
ama ona verecek hediyemiz yok.. senin şu sürüden bir kaç koç alsak bize kaça patlar demiş..
Uyanık çoban bir azgın geline bir salak damada bakıp:
Beyim lafımı olur üç beş koçun..
benimde sizden küçük bir ricam olur
işi hallederiz demiş
damat ta:
-rican nedir.demiş oda Gelinimiz ağa
kızıdır. bilirim.. Ağa kızlarını *ikerken hiç osurmazlarmış diye duydum.
eğer doğruysa sürünün yarısını al git
değil ise 3 koç zaten benden... der.
Cimri ağanın salak oğlu bu ballı teklifi
duyunca kabul etmiş.
çoban geline üç posta atmış fakat gelin
den zırt yok.. çoban kan ter içinde doğrulup valla doğruymuş helal olsun hiç osurmadı.. deyip sürünün yarısını damatla geline vermiş.
evli çift sevine sevine kızın babasının
evine gelirken kızın babası bunları görmüş ve
-Nooldu niye güle oynaya geliyorsunuz
damat demiş.
Damatta ağanın elini öpüp kızını göstererek
-Ağam demiş Aha senin bu kızın varya
Bize şu sürüyü kazandırdı demiş.
Ağada
-Benim kız bu sürüyü nasıl kazandıki ? demiş..
Damatta olanları birbir anlatmış ve çobanın kızını osurtamadığını ve sürüyü çobandan aldıklarını söylemiş..
Bunu duyan ağanın gözleri ayrılmış ve bir damada bir kıza bakıp
-Ulan damat senin dilin ne söylüyor , Onun anasını bir köy *ikti osurtamadı. değil ki kızını sefil bir çobanmı osurtacaaak.. Demiş.
fıkranın devamı
Bir gün Muş'lunun biri Kayseri`li birini görür ve Kayseri`liye sorar,
-Hemşerim siz neden uyanıksınızda biz uyanık değiliz der,
Bunun üzerine Kayseri`li
-Ha sen git şurdan bir kilo balık al gel der
Balığı yemeye başlarken Kayseri`li
-Sen kafasını ye kafası insanın zihnini açar der.
Aradan bir süre geçer ve Muş`lu sorar
-Hemşerim kafasını yiyom sen etli tarafını yiyon ve bişey anlamıyom olmaz böyle şey diyor ve itiraz eder,bunun üzerine
-Bak gördün mü nasıl akıllandın
fıkranın devamı
ormanda yangın çıkmış,bütün hayvanlar delice kaçışıyor.bir taraftan alevler rüzgarın etkisiyle hızla yayılıyormuş.kaçan hayvanlar birden önünde beliren timsah dolu nehri görünce panik halinde can derdine düşmüşler.
tek geçiş karşıya uzanan bir sarmaşık.önce ben-sen geçeceksin karmaşası başlamış.tabi ormanların kıralı duruma müdahale eder.uyanık arslan kendinide düşünerek..
_herkes beni dinlesin,böyle yaparsanız herkes ölecek.sırayla karşıya geçelim.bunuda alfabetik sırayla yapalım.yoksa hesabını sorarım.der ve tam sarmaşığa tutanacakken bit ondan önce başlar karşıya geçmeye...aslan kükrer..
_lan bit sen benim emirlerime karşımı çıkıyorsun?
der ve bite bir pençe atar....bit pişkin bir tavırla
_ne vuruyorsun abii...ben ***m bitiyim.................
fıkranın devamı
askerden yeni dönmüş bir adam evde balkonda karısıyla otururken uyanık imam minareden onlara seslenerek hey hop ne yapıyorsunuz der:adam ne yapıyoruz ki der imam:ya çok ayıp şeyler insan evin içinde yapar der.adam kötü bir sey yaptıgımız yok der.imam:burdan oyle gorunmuyo der istiyosan gelde bak adam mınareye cıkar ve bakar o arad imam karısını üstüne cıkmış tepiniyor.adam he valla doğru söylüyo imam der haklısın imam efendi bi daha olmaz der
fıkranın devamı
Adam trende yolculuk ederken karşısına genç ve güzel bir kadın oturur. Kadın bacak bacak üstüne atar. Adamın içi gider biraz muhabbetten sonra kadın;
- ''sütyenimi görmek istermisin'' der.
Adam hemen;
- ''tabiki'' der.
Kadın;
- ''100 dolar ver göstereyim'' der.
Adam hemen verir, biraz sonra kadın;
- ''külodumu görmek istermisin'' der.
Adam 100 dolar verir onuda görür. Adamın alet kalkmıştır kadın;
- ''geçen ay kürtaj yaptırdığım yeride görmek istermisin'' diye sorar.
ama;
- ''500 dolar isterim'' der. Adam hemen çıkarır 500 doları göster hadi der. Kadın kafasını cama çevirir ve, şu karşıda gördüğün hastanenin 4'üncü katı. Jinekoloji kliniği der.
fıkranın devamı
Bir zamanlar köyde yaşayan yaşlı bi karı koca warmışş Çok saf we fakirlermişş bi gün bu karı koca pazara gitmişş pazarda hindistan cewizi satılıyomuşş hayatında ilk defa hindistan cewizi gören karı koca pazarcıya bunların nolduugunu sormuşş uyanık pazarcı da bunların fil yumurtası olup karı kocadan birinin bu yumurtaların üstünde kırk gün boyunca kuluçkaya yatarsa fil yawrularının çıkacaını bu fil yawrularını satarak çok para kazanabileceklerini söler we yaşlı karı kocayı kandırır we hindistan cewizlerini onlara satar karı koca evlerine dönerler kadın kocasına bey gelen giden olur sen sıyır donunu ben şuraya bi holluk yapayım yumurtaların üstüne oturtmuş gel zaman git zaman yaşlı karı koca gözükmeyince komşusu merak etmişş we kapılarını çalmış kadın kapıyı açmış komşusuna durumu anlatmış komşu kadın merakını gidermek için adamın kuluçkaya yattığı yere giderek adamın üstündeki örtüyü usulca açmış adamın şeyini görünce aaaa tü tü maşallah hortumu cıkmış bile demiş!!!!!!!
fıkranın devamı
Temel gazetedeki bir ilanda şöyle okumuş her türlü hastalık tedavi edilir 100 dolar karşılığı tedavi edemediğim hastalara 200 dolar verilir.
Temel uyanık ya
doktora gider ve koku alamadığını söyler içindende salak benim nasıl koku alamadığımı bilecek der.
Doktor asistanına;
-Kızım 4 nolu kutuyla bir kaşık getir der.
Doktor kutuyu alır kapağını açar ve temele elindeki kaşıkla tattırır tabi temel ağzına alır almaz tükürür ve,
- bu ne bok gibi kokuyor.
Tabi doktor koku duyunuz yerine geldi der 100 $ alır ve temeli yolcu eder temel kızmıştır.
Aradan birkaç gün sonra temel yine gelir ve
-Tat alamıyorum doktor kolay der.
Ve temeli oturtur
-kızım ordan 4 numaralı kutuyu ve bir kaşık getir der.
Tabi temel bunuda tadar tatmaz çıkartır ve
-bok gibi tadı var
Doktor tat duyunuzda yerine geldi der ve 100$ daha alır.
Temel parasını kurtarmak maksadıyla birkaç gün sonra yine gelir ve
- cinsel isteklerim yok doktor bey.
- kolay der doktor
- kızım ordan 4 nolu kutuyla bir kaşık...
Tabi temel sinirlenir
- si.erim 4 nolu kutuyuda kızınıda senide.
Doktor:
- bak cinsel isteklerinde nasıl yerine geldi.
fıkranın devamı
Dursun Temel'in karısına kafayı takmıştır. Onu s*km*k için herşeyi yapıyor, ama bir türlü olmuyordu. Sonunda Dursun evin balkonundan karşıki evde oturan Temel ile Fadimeyi gözetliyormuş. Beş on dakika sonra onlarda balkona çıkmışlar. Fadime ile Temel karşılıklı çay içiyorlarmış. Dursunun aklına bir fikir gelmiş ve Temel'e doğru:
- Ula Temel ne yapaysinuz? Bari balkonda yapmayin çok ayip.
Temel şaşkın bir şekilde:
- Ula ne yapayik ki? Şurda çay içeyruk.
Dursun:
- Burdan pek çay içmeye benzemeyi. İnanmazsan gel yer değiştirelim kendi gözünle bak.
Temel ile Dursun yer değiştirirler.
Temel birde baksınki, Dursun Fadimeyi s*k*y*r ve sakin bir şekilde bağırmış:
- Ula Dursun hakkatende hakliymissun da, bir daha olmaz özür dilerim...
fıkranın devamı
Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur..
2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...
Bir gün çocuk:
"Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.� Annesi ve babası çok şaşırırlar..
Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır... 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...
Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve:
"Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana" diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..
Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!
Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...
"HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!"
fıkranın devamı
bir galatasaraylı bir fenerli ve bir beşiktaşlı arabistanda otelde içki içerken yakalanmışlar ve idam cezasına çarptırılmışlar bütün yalvarmalara karşın ceza ömür boyu hapse çevrilmiş ama prens o gün af çıkarmış ve cezayı 20 kırbaca çevirmiş prens türkleri sevdiği için her birine bir istek hakkı vermiş ilk fenerli gelmiş istağim sırtıma bir yastık bağlayın olmuş ama 10 kırbaçtan sonra yastık parçalanmış hiç fayda etmemiş bunu gören uyanık beşiktaşlı iki yastık bağlattırmış ama oda 10 kırbaçtan sonra parçalanmış ve fayda etmemiş sıra GS lıya gelmiş prens te GS lı olduğu için ona iki istek hakkı sunmuş GS lı ilk isteğim bana 40 kırbaç vurun olmuş herkes şaşırmış prens ikinci isteğini sormuş GS lı; sırtıma fenerbahçeliyi bağlayın
fıkranın devamı
Paris'in ünlü müzikholüne gitti, müdürün karşısına çıktı:
- Efendim ben, masaj uzmanıyım. Bu alanda benim gibi bir uzman daha bulamazsınız.
- Memnun oldum. Bize niye geldiniz?
- Ayda onikibin frank karşılığında, müzikholünüzde çalışan bayan sanatçılara masaj yapmayı öneriyorum.
Müdür gülümsedi:
- Onikibin frankı peşin verirseniz, hemen başlayabilirsiniz!
fıkranın devamı
Bir gün Ormanların kralı aslan dinlenirken tavşan ağlayarak yanından geçiyormuş.Tavşana neden ağladığını sormuş.O da "Tilkiyle kavga ettiğini ve kendisini dövdüğünü" söylemiş. Aslan "iyide benim bu konuda ne yapmamı istersin ?" demiş.
Tavşan "Git sende onu döv ama bahaneiz olmaz bu iş.Benim sana şikayet ettiğimi bilmesin.Ona - Senin neden şapkan yok ? diye sor sonrada döv demiş. Bu fikri benimseyen aslan yine bi gün dinlenirken o sırada tilkinin geçtiğini görmüş.
"şşşt Tilki gel bakiim buraya! " diye seslenmiş.
Tilki "efendim!" diyerek gitmiş aslanın yanına.Tam o sırada aslan "Senin niye şapkan yok lan! diyerek tilkinin gözüne yumruğu yerleştirmiş.Durumu anlayan tilki hemen tavşanı bulup iyice benzetmiş.
Tekrar Aslanın yanına koşan tavşan bu kez yine ağlayarak tikinin kendisini dövdüğünü ve on daha kötü bir ceza vermesini isediğini söylemiş. Aslanda
"olur ama bu kez bahanem yok" demiş. Tavşan
"Ondan kolay ne var? sigara iste, filtreli verirse niye filtresiz vermedin dersin,filtresiz erirse niye filtreli vermedin iye döversin " demiş.Bu fikride benimsemiş aslan.Yine bir gün tilkiye rastlamış ve yanına çağırmış. "Tilki! bana bi sigara.. demiş.
Uyanık tilki "Filtreli mi filtresiz mi abi .. demiş.
Bir anda neye uğradığını şaşıran aslan bir an duraksamış veeeeee
"Senin niye şapkan yok?" gümmmmmm!!!
fıkranın devamı
Paris'te karşı kaldırıma geçmek için yeşil ışığın yanmasını bekleyen güzel kızın yanına yaklaşan delikanlı:
- Pardon matmazel, Georges Duval adında bir genç tanıyor musunuz?
- Hayır, ne yazık ki tanımıyorum.
Delikanlı gülümsedi:
- Öyleyse onunla tanışmak ister misiniz?
fıkranın devamı
Bir gün Ormanların kralı aslan dinlenirken tavşan ağlayarak yanından geçiyormuş.Tavşana neden ağladığını sormuş.O da "Tilkiyle kavga ettiğini ve kendisini dövdüğünü" söylemiş. Aslan "iyide benim bu konuda ne yapmamı istersin ?" demiş.
Tavşan "Git sende onu döv ama bahaneiz olmaz bu iş.Benim sana şikayet ettiğimi bilmesin.Ona - Senin neden şapkan yok ? diye sor sonrada döv demiş. Bu fikri benimseyen aslan yine bi gün dinlenirken o sırada tilkinin geçtiğini görmüş.
"şşşt Tilki gel bakiim buraya! " diye seslenmiş.
Tilki "efendim!" diyerek gitmiş aslanın yanına.Tam o sırada aslan "Senin niye şapkan yok lan! diyerek tilkinin gözüne yumruğu yerleştirmiş.Durumu anlayan tilki hemen tavşanı bulup iyice benzetmiş.
Tekrar Aslanın yanına koşan tavşan bu kez yine ağlayarak tikinin kendisini dövdüğünü ve on daha kötü bir ceza vermesini isediğini söylemiş. Aslanda
"olur ama bu kez bahanem yok" demiş. Tavşan
"Ondan kolay ne var? sigara iste, filtreli verirse niye filtresiz vermedin dersin,filtresiz erirse niye filtreli vermedin iye döversin " demiş.Bu fikride benimsemiş aslan.Yine bir gün tilkiye rastlamış ve yanına çağırmış. "Tilki! bana bi sigara.. demiş.
Uyanık tilki "Filtreli mi filtresiz mi abi .. demiş.
Bir anda neye uğradığını şaşıran aslan bir an duraksamış veeeeee
"Senin niye şapkan yok?" gümmmmmm!!!
fıkranın devamı
Naziler üç kişi; İngiliz, Fransız ve Laz'ı esir almışlar ve sonuçta ölüm cezasına çarptırmışlar. Ve askerler soruyor: - Beyler Giyotinle mi ölmek istersiniz? Asılarak mı? Kurşuna dizilerek mi?
İlk önce Fransız yanıt verdi: - Benim atalarım hep giyotinle öldüler ben de giyotinle. Onu almışlar kafasını yerleştirmişler giyotine. Giyotini üstten bırakıyorlar.Tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor. Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor. Çünkü bu durumda Fransız kurtuldu. İngiliz: - Arkadaşlar, asılarak ölmek çok kötü benide giyotinle öldürün. İngiliz uyanıklık yapıyor. Almanlar giyotini tamir ediyorlar. Ama olay aynı sekilde cereyan ediyor. Sonuçta İngilizde kurtuluyor. Sıra bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanık: - Arkadaşlar asılarak ölmek gerçekten çok kötü. E zaten giyotin de çalışmıyor. En iyisi beni kurşuna dizin.
fıkranın devamı
İşinize yaramasa bile astlarınızdan hazırlaması zor raporlar isteyin.
*Size sunulan rapor ne kadar özenle hazırlanmış olursa olsun eksik tespit edin ve
beğenmediğiniz kısımlarına çizik atın.
*Asla astlarınıza özel hayatınızdan bahsetmeyin,Onların yanında sürekli işten bahsedin.
*Günaydın,iyi akşamlar derken bile ses tonunuz donuk olmalı.
*Astlarınızın yaptığı işleri beğenmeme yönünde tavır alın.
*Kendi yapabileceğiniz fakat astlarınıza da yaptırabileceğiniz Ufak tefek işleri mutlaka
astlarınıza yaptırın.(Yaptığı işi yine beğenmeyin.)
* Size espiri yapıp da havayı yumuşatmak isteyenlere tebessüm etmeyin.
*Onları yanınıza çağırıp acil iş vereceğiniz vaktin mesai bitimine 5 dk.kala veya öğle
arası olmasına dikkat edin.
* Onlara zor görevler verin ve gerçekleşmesi için kısa vakit tanıyın.
*Bir işi bitirmeden başka bir iş daha vermeye çalışın.
*Şikayetlenirlerse yaptığı işin basit birşey olduğunu ima edin.
*Toplantılarınızda bitirilmiş işlerden değil bitirilmemiş işlerden bahsedin.
*Pazartesi günü öğleden önce toplantı yapın,Bitiremedikleri işler için neden
cumartesi pazar bitirmediniz diye sorarak ücretsiz fazla mesaiye alıştırın.
*Fırça atacak bir bahane bulduğunuzda fırsatı sakın kaçırmayın.
*işiniz icabı firmada olmayacağınız günlerde,gitmeden onlara zor görevler verin
ve geldiğimde tatamlanmış olsun deyin.Gittiğinize sevinemesinler.
*Firma dışında olduğunuz zamanlarda telefonla hesap sorun.
*Onlara verdiğiniz işin daha pratik çözüm yollarını bilseniz bile onlara
söylemeyin.Kendileri uğraşıp,bulabiliyorlarsa bulsunlar.
*Doldurmasını istediğiniz tablo türünden boş raporları kağıt olarak verin,elektronik ortamda
geri isteyin.Uğraşıp aynı tabloyu bir daha çizsinler.
*Astlarınız "müsaitseniz felan iş konusunda görüşecektim"gibi birşey sorduğunda müsait
olsanız bile meşgulmüş gibi onu biraz bekletin.
*Hediye vermek isterlerse kabul etmeyin.
*Sizden izin isterlerse sebebini sorun ve izin verseniz bile zorluklar çıkartın ki bir
daha izin isterken iyice bir düşünsün.
*İzin isteme sebebine göre mümkünse izin kağıdına yazdığı tarihten başka bir tarihe
izin verin ki belki başka bir firma ile randevulaşıp iş görüşmesine gidiyordur.
*İzin isteme sebebi belgelenebilecek birşeyse(para çekme,doktora reçete yazdırma gibi)
izin dönüşü o belgenin fotokopisi isteyin.
*Satışlar iyi gitse bile sürekli kötüymüş gibi bir hava verin.
*Zam verme konusunda yetkiniz varsa zam isteyenlere vasıflarındaki eksikliklerden(ileri düzey
ing.sertifikası vs.) bahsedin.Önce o vasfı kazanması gerektiğini söyleyin.
* Astlarınızdan birine verdiğiniz bir işi bazen ötekine de verin ki,aynı işi ayrı ayrı
yaptıklarını anladıklarında sizin onlara pek güvenmediğinizi anlasınlar.
* Astınızı oturuyor gördüğünüzde "felan iş ne oldu bak ta gel gibi"bir soruyla onu
yerinden kaldırın.
*İki astınızı iş dışında konuşuyor olduğunu hissettiğinizde yanınıza çağırıp"felan acil
iş sonuçlandı mı?"gibi sorularla onu rahatsız edin.
*Boş kadro oluştuğu zaman yeni eleman hemen almayın.Diğer personel işleri yürütüyorsa
gözlemleyin ve sessiz kalın.İşler yürüyorken niye bir kişi alıp maaş veresiniz ki.
Bırakın boş kadroya rağmen işleri yürüten diğer personel belki kendilerinin makamı
arttırılır diye idealist çalışsınlar.Ümitvar olmaları,çalışmaları için güzel
birşeydir.
*Eğer boş kadroya eleman alma zorunlu hale geldiyse yine de aceleci olmayın.Biriken
işleri yeni eleman iş bulmanın sevinci içinde yapar nasıl olsa.
*Eğer boş kadro müdür veya şef pozisyonunda ise yeni aldığınız kişiyi "sorumlu"sıfatıyla
işe alın ama müdür veya şefin tüm sorumluluklarının hesabını ona sorun.Böylece aynı
görevi yapan kişiye hem daha az maaş verirsiniz.Hem de haddini ona bildirmiş olursunuz.
*Eğer sorumlu sıfatındaki kişi kendisinin neden sorumlu diye geçtiğini sorarsa daha
yeni işe girdiğini hemen aceleci davranmaması gerektiğini zamanı gelince yapılacağını
söyleyin.O zaman belki hiç gelmeyecektir ama bırakın ümitvar olsun.
* Zam dönemi geldiğinde işi ağırdan alın.2 veya üç ay sallayın.Soranlara konunun henüz
görüşülmediğini,geçmiş ayların farklarını sonradan alabileceklerini ima edin.Ama geçmiş
ayların farklarını vermeyin.
*Firmanızın araç park bölgesi varsa astlarınızın arabalarını oraya park etmelerini
yasaklayın.Bunu direk siz söylemeyin.Güvenlik görevlisine talimat verin.
*Firma içerisinde yapılmaması gereken davranışları yazılı olarak tebliğ edin ve imza
alın.
*Astlarınızla telefon görüşmelerinde telefonu siz kapatmadığınız sürece onların kapatmaması
gerektiğini prensip edinin.Belki o söyleyeceklerinizi bitirdiniz sandı ama sizin aklınıza
başka bir konu geldi.Ya da başka bir talimat daha vermesin diye kasıtlı yaptı.
Eğer sizden önce kapatırlarsa tekrar arayıp neden önce kapattığının hesabını sorun.
*Bir astınıza bir talimat vereceğiniz zaman telefonla görüşüyorsa telefonu"sonra tekrar
ararım"deyip kapatmasını,sizi bekletmemesini sağlayın.
*Mesai bitiş saati bile olsa ayrılmadan size haber vermeleri gerektiğini prensip edinin.
Haber verdiğinde ise felan iş ne oldu gibi rahatsız edici sorular sorun.
*Haftasonu tatilinde siz firmada iseniz,astınızın evini veya cebini arayacak bir bahane
bulunuz.Direk siz görüşmeyin başkasına aratın ve hemen firmaya gelmesi gerektiğini
kendisine bildirin.Ya gelecektir ya gelemeyecektir yada kasten gelmeyecektir.Ama her
halukarda keyfi kaçacaktır.
*Astınız senelik izinde iken siz çalışıyorsanız onu rahatsız etmenin vakti gelmiş
demektir.Onu arayarak falan dosyayı nereye kaldırdın veya nereye kaydettin gibi
sorularla hedefi vurunuz.
*Arada bir "ekibimden memnun değilim"gibi sözlerle egolarının damarına basınız.
*Elemana ihtiyacınız olmadığı zaman gazeteye "eleman alınacaktır" ilanı veriniz ama
ilanda firma adı olmasın.Müracaatlar felan nolu posta kutusuna yapılacaktır diye
yazdırın.Sizin elemanlardan müracaat edenleri tespit edip,yanınıza çağırın ve
başvurusunu kendisine iade edin.
*Telefonlara 1 dk dış hat sınırı koyun.Vakti aşınca otomatik kesilsin.
*Firmanızın muhtelif yerlerine kamera döşetin.Uygunsuz davranışları ekrandan
tespit ettiğinizde telefonla anında arayıp uyarın ki gözlemlendiklerini
anlasınlar.
*Sizden önce firma personele ikramiye veriyor idiyse önce ikramiyeleri maaşlara
eşit dağıtın.Sonra maaşlar yüksek diyerek zam döneminde zam yapmayın.
*Firmanızda bilgisayar ağının server'ından kim hangi sitelere girdiğini
kontrol ettirin.Uygunsuz sitelere girenlere uyarı yazın.
*Faks cihazından kim nerelere ne çekmiş raporu alın.
*Santralden hangi iç hat nereleri ne kadar aramış raporu alın.
*Her ofise bir yazıcı değil her kata bir yazıcı tahsis edin.
*Bant,makas,kağıt gibi malzeme alım talep fişlerindeki öğeleri çizin
veya miktarı azaltın.Sonra imza atın.
*Fazla mesai yapan büro personeline ücret zaten vermiyorsunuz ama devamsızlık
veya mazeret izinlerinin ücretini maaşından kesin.
*Avans zaten vermiyorsunuz ama zaruri isteyenler olduğunda dilekçe ile başvuru
isteyin.
*Tarafınıza yazılan dilekçelerde imla hataları bulun ve iade edip tekrar
yazdırın.
*İşyerinde kahvaltıyı yasaklayın.
*Mesai başlama saatinde ortalıkta dolanın ve bakışlarınızla vaktinde işe başlayıp
başlamadıklarını kontrol edin.
*Aynı şeyi mesai bitimine yakın herkesin gevşediği zamanlarda da yapın.
*Yemek saatinde yemekhaneye biraz erken girin.Erken yemek almak isteyen uyanıklar
karşılarında sizin ekşi suratınızı görsünler.
*Kendinize sekreter mutlaka alın ama ayrıyeten firmaya santralci almayın.Bekçi
boş boş oturuyor nasıl olsa o bağlasın telefonları.
*Bekçi demişken aklıma geldi.Arabanızı bekçiye yıkatın,sildirin.Nasıl olsa canı hep
sıkılıyor.Ne diye yıkama servisine para veresiniz.
*Firmaya giriş ve çıkışlarınızda bekçiye asker selamı verdirerek egonuzu okşayın.
*Sigorta primlerini eksik gösterin,hatta bazı dönemler hiç yatırmayın.
*Hesapta para olsa bile maaşları gününde yatırmayın.Bırakın biraz repoda değer
kazansınlar.
*Vergi iadesi,nema gibi paraları personele geç ödetin.Bırakın onlar da değer kazansın.
*Herşey yolunda giderken bile ortamı gerecek bir konu veya bir kurban bulun.
*Mesai bitiminde servislerin tamamı birden talimat almadan kalkmasın.Servisleri
vaktinde kaldırmamak için servise binmesi gereken birilerini oyalayın ve servislere
birazdan geliyor deyin.Servis araçlarını bir süre beklettikten sonra oyaladığınız
kişi gelemeyecek diye servisleri gönderin.Hem servisler geç kalksın hem oyalayıp iş
verdiğiniz personel servise binemesin.
*İş başvurusu görüşmelerinde işe almaya karar verdiğiniz personele o an için çok
iyi davranın.İşe girince de feleği şaşsın.
*İşe almamaya karar verdiğiniz görüşmeciye ise kök söktürün.Ama biraz ümit verin.
Sonradan ise başvurunuz kabul edilmemiştir diye bir bildirim yapmayın.Ümit içinde
bekleyip dursun.Eğer o kişi sizi ararsa görüşmeyin.Değerlendiriliyor deyin.
*Astlarınıza önemli tecrübelerinizi anlatmayın ki size alternatif olmasınlar.
*İşe alacağınız astınızın özgeçmişi kabarık ise işe almayın ki o da size
alternatif olmasın.
*Çözebileceğiniz sorunlar çoksa ve tecrübelerinizle kısa sürede çözebilecek olsanız
bile bunu zamana yayarak yavaş yavaş çözün.Çünkü varlık sebebiniz sorunlardır.
Onları çabuk çözerseniz artık size ihtiyaç yokmuş fikri oluşabilir.
*Sorunlar biterse kendiniz sorun yaratın ve onu çözün.
fıkranın devamı
Çanakkale Muharebesinde Kayseri`li bir nefer topunun başına nöbete gelmiş. Muharebenin şiddetli bir zamanı değilmiş, şurada bir abdest tazeleyim demiş. Tüfeğini de topun üzerine bırakmış.
-Topum, tüfeğimin emaneti sana, diyerek ilerideki çukura gitmiş. Bu sırada komutan gelmiş, bakmış ki topun başında kimse yok, bir de nefer tüfeğini topun namlusuna asmış. Çok hiddetlenmiş, şu tüfeğini alayım da hesabını versin bakalım diye kızıp köpürmüş ama tüfeği de topun namlusundan bir türlü sökemiyormuş. Komutan:
-Ulan uyanık Kayseri`li bu tüfeğe ne yaptı da sökülmüyor böyle diye düşünürken Kayseri`li de çıkagelmiş. Komutan açmış ağzını yummuş gözünü, demediğini bırakmamış.
-Şu tüfeği de nasıl yapıştırdıysan sök yerinden demiş. Nefer:
-Yapıştırmadım komutanım demiş. Topa yaklaşmış:
-Topum tüfeğimi geri ver demiş ve komutanın şaşkın bakışları arasında tüfeği almış. Komutanın gözleri yaşarmış, askeri kucaklamış ve onunla helalleşip yanından ayrılmış.
fıkranın devamı
Kayseri`li birgün hayvan pazarına bir öküz almaya gitmiş Karadeniz`linin birisiyle pazarlığa tutuşmuş anan aşağı baban yukarı pazarlığı bitirmişler. Kayseri`li parayı vermiş öküzü alıp gitmiş aradan bir iki saat geçmemiş bunlar tekrar karşılaşmışlar Karadeniz`li, Kayseri`liye
-Hani siz Kayseri`liler çok uyanıktınızya ben seni kazıkladım sana sattığım öküzün ayağı topaldı demiş.
Tabi bizim Kayseri`li de hemen yapıştırmış,
-O da bişeymi benimde sana verdiğim paralar sahteydi.
fıkranın devamı
Birkaç firmaya başvurduktan sonra
bir iş bulabilen John, ay sonunda
ilk ücret zarfını alınca, zarfta
yüz dolar fazla olduğunu gördü.
Uyanık John sesini çıkartmadı ve
bu fazladan parayı da keyifle harcadı.
İkinci ay ödeme gününde ise,
ücretinin zarfa elli dolar eksik
konulduğunu gördü.Öfkeli bir biçimde
yöneticisine gitti ve tüm öfkesiyle patladı:
"Ücretim elli dolar eksik çıktı zarftan"
dedi. "Böyle bir hatayı kabul edemem.
Lütfen düzeltiniz hatanızı..."
Yönetici hafifçe gülümsedi:
"Peki aynı zarfta geçen ay yüz dolar
fazla vardı" dedi. "O zaman neden
sesini çıkartmadın?"
John biraz durdu, sonra yumuşak bir
sesle yanıt verdi:"Benim değişmez ilkemdir"
dedi. "İlk hatayı her zaman bağışlarım.."
fıkranın devamı
Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der....
'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...'
Adam güler:
'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir....'
fıkranın devamı
Naziler üç kişi; İngiliz, Fransız ve Laz'ı esir almışlar ve sonuçta ölüm cezasına çarptırmışlar. Ve askerler soruyor:
- Beyler Giyotinle mi ölmek istersiniz? Asılarak mı? Kurşuna dizilerek mi?
İlk önce Fransız yanıt verdi:
- Benim atalarım hep giyotinle öldüler ben de giyotinle. Onu almışlar kafasını yerleştirmişler giyotine. Giyotini üstten bırakıyorlar.Tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor. Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor. Çünkü bu durumda Fransız kurtuldu.
İngiliz:
- Arkadaşlar, asılarak ölmek çok kötü benide giyotinle öldürün. İngiliz uyanıklık yapıyor. Almanlar giyotini tamir ediyorlar. Ama olay aynı sekilde cereyan ediyor. Sonuçta İngilizde kurtuluyor. Sıra bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanık:
- Arkadaşlar asılarak ölmek gerçekten çok kötü. E zaten giyotin de çalışmıyor. En iyisi beni
kurşuna dizin.
fıkranın devamı
Köyün birinde bir kadın geliniyle hergün çeşmeye gidermiş.köyden iki kişide kafaya koymuş ...
fıkranın devamı
Kadının birinin evi soyulmuş. Yalvara yakara konuyu padişaha kadar götürmüş.Padişah kadına...
fıkranın devamı
Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti...
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerSatışın İçinde Kabak Vasiyetini Hepsi Vampir Kapıcı Aldatma Muhallebi yigit-ozgur-1289 Adamı Fadimenin İlk Pipi Biyoloji Soğuk Mühendis Meşe Hayalet Ayı Meeee Memurum Burada Tecavüz Sarışın Giysilerin İşin MÜEBBET Tren Maymun Bunak Kaybettin Rahibe Yine Kırmızı Cennet Marangoz Tetikçi Kızılderili Boşuna Sihir Evli Ruhi İstikamet Limuzin Isırık Balık Porsche Papaz Temelin Ziraat yigit-ozgur-1016 İş Adam yigit-ozgur-1426