Yöntem Fıkraları

loading...


Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapiliyor. Bunun icin de esekten yararlaniliyor: Esek hangi yolu izlerse, orasi genisletip araba yoluna dönüstürülüyor.... Köye gelmis olan Amerikali Baris Gönüllüsü, ne olup bittigini kavrayamadigi icin sorar:
- Ne yapiyorsunuz böyle?
- Yol yapiyoruz.
- Bu esek ne icin?
- O, yolun mühendizi. Yola uygun gecenegi o gösterir.
Baris Gönüllüsü katila katila güler:
- Ya esek bulamasaydiniz?
- Iste o zaman Amerika'dan mühendiz getirirdik

fıkranın devamı


98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk uçakla fransaya fransanın hocasından taktik almaya gider.Fatih hoca,fransanın hocasına
"ya hocam sız nasıl şampiyon oldunuz özel bir yöntem mi kullanıyosunuz" der. Bunun üzerine fransa milli takımını hocası
"Yo hayır.Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum.Bakın" der ve Fransa milli takımında forma giyen Zidane ı yanına çağırır ve şöyle der "Zidane senin ananın babanın çocuğu ama kardeşin değil, kim bu?" der.
Zidane da "Benim, hocam"der.
Fatih Terim de aynı şeyi kendi futbolcularında uygalaya karar verir ve Istanbula geri dönüp Hakan Şükürü yanına çağırır ve
"Hakan senin ananın babanın oğlu ama kardeşin değil,kim bu?" der, Hakan da
"Hihi bi dakka hocam gidip bi Hagi ye sorayım hihi" der. Hagi ye gidip
"Hagi senin ananın babanın oğlu ama kardeşin deil,Kim bu?" der Hagi de
"benim tabiki" der. Bunun üzerine Hakan şükür Fatih hocaya döner ve "Hagiymiş hocam" der..
Fatih terimde"Saçmalama oglum ne hagi si.. Zidane" der..

fıkranın devamı


emel düşünüp duruyomuş yarınki matematik yazılısında ne yapsada beş olsa basit yöntemlere dönmüş bir kağıda çarpım toblosunu yazmış ve sınava girimiş. sınav başlayınca cabinden kağıdı çıkarmış. kağıdı çıkarırken sese gelen öğretmen:



-Temel oğlum sana kaç kez kopya çekme diyorum.

temel öğretmene bakarak



-Ama öğretmenim siz demezmisiniz öğrenmek en güzel şeydir.



-Temel yavrucuğum öğrenmak bunun neresinde



-Öğretmenim kopya çekesinki cevabını öğrenesin

fıkranın devamı


Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor.Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna dönüştürülüyor. Köye gelen Amerikalı Barış Gönüllüsü, ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar :
-Ne yapıyorsunuz böyle?
-Yol yapıyoruz.
-Bu eşşek ne için?
-O, yolun mühendisi. Yola uygun geçişi o gösterir.
Barış Gönüllüsü katıla katıla güler :
-Ya eşek bulamasaydınız?
-İşte o zaman Amerika'dan mühendis getirirdik!

fıkranın devamı


Yasliligi nedenligiyle çok ucuza satilan bir fili satin alan uyanik adamlardan biri,
bir çadir kurmus ve önüne söyle bir tabela asmis :
"Kim bu filin dört ayagini birden hoplatirsa 10 Milyon kazanacak. Denemesi 100
Bin Lira."
Çok deneyen olmus ama kimse basaramamis. Bir gün bir çocuk gelmis,
içeri girmis ve avucuna sakladigi hapsirik tozunu filin hortumuna tutmus. Fil
hapsirirken hop hop hoplamaya baslamis. Çocuk paralari almis, gitmis. Herkes
bu yöntemi denemeye kalkinca adama baska bir tabela asmis.
"Kim filin basini önce asagi yukari, sonra saga sola sallatirsa 10 Milyon,
denemesi 100 Bin Lira."
Yine deneyenler olmus ama kimse becerememis. O çocuk tekrar gelmis, içeri
girmis, filin yanina yaklasmis, beni tanidin mi, der gibi kendini göstermis, fil
kafasini asagi yukari hareket ettirmis. Çocuk elindeki hapsirik tozunu gösterince
de fil basini saga sola sallamaya baslamis.

fıkranın devamı


Doktor, uykusuzluktan yakinan isadamina :
- Her gece, dedi, yataga yattiktan sonra 25 bin koyun sayin. Ilaçtan daha
etklidir bu yöntem.
Üç gün sonra hasta yeniden geldi :
- Söylediginiz gibi 25 bin koyun saydim, doktor. Sonra bunlardanyün elde
ettim. Egirip kumas dokuttum. 20 bin takim elbise çikacagini hesapladim.
Simdi terzi parasi ile astari nereden bulacagimi düsünüyorum. Yine uyku
tutmuyor!..

fıkranın devamı


Kadının biri doktora gitmiş.

-"Doktor bey, bacağımda leke çıktı" demiş.

Doktor kadının bacağında, vajinasına yakın bir yerdeki lekeyi incelemiş daha sonra bir parça pamuğa bir ilaç döküp bu ilaçla lekeyi yok ettikten sonra

-"Tamamdır bayan" deyip parasını almış.

Kadın teşekkür ederek ayrılmış. 2 gün sonra aynı kadın yine gelmiş.

-"Doktor bey yine çıktı aynı leke" demiş.

Doktor yine aynı yöntemi kullanarak lekeyi yok etmiş ve kadın teşekkür ederek ayrılmış.

Bu belli süre hep böyle devam etmiş kadın 2-3 günde bir doktora geliyormuş. En son geldiğinde doktor çok sinirliymiş. Kadını koltuğa oturtmuş dizlerinin üzerine çökmüş lekeyi temizlemeye koyulmuşken bir yandan da kadına sormuş :

-"Hanım hanım senin kocan marangoz mu ?"

-"Evet nerden bildiniz ?"

-"Söyle o salağa bir daha ki sefere vajinanı yalarken kulağının arkasındaki kalemi çıkartsın.."

fıkranın devamı

TERLEMEK İÇİNSınavda tıp öğrencisine sordular:- Hastayı hangi yöntemlerle terletirsin?Öğr...
fıkranın devamı

Temel düşünüp duruyomuş yarınki matematik yazılısında ne yapsada beş olsa basit yöntemler...
fıkranın devamı

Tip Fakültesi nde okumakta olan ögrenciye sinavda söyle bir soru geldi :- Hastayi hangi yöntemle...
fıkranın devamı

Çapkının biri, telaşlı bir şekilde eczaneye girip, eczacıya sorar:- Prezervatif var mı?- Eve...
fıkranın devamı

İki gey birlikte yaşamaktadır. Her şey çok iyi gitmekte oldukça iyi geçinmektedirler. Sonunda...
fıkranın devamı

Devlet büyüklerinin makam arabası olarak faytonları kullandıkları devirde bir vali şehirde il...
fıkranın devamı

98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk uçakla ...
fıkranın devamı

Temelin bir kedisi varmis ve hergün düzenli olarak gezmege çikartirmis.Birgün yolda karsilastigi...
fıkranın devamı

Çocuğun birisi, bir gün matematik dersi sonrasında kafasında bir takım soru işaretleri ile ba...
fıkranın devamı

Köye yeni tayin olan hemşireyi gözüne kestiren muhtar, çeşitli yöntemlerden sonra köyün orm...
fıkranın devamı

Kadının biri doktora gitmiş.-"Doktor bey, bacağımda leke çıktı" demiş.Doktor kadının baca...
fıkranın devamı

Vaktin birinde bir doktorun yolu bir köye düşmüş. Bakmış köylüler dertli bir şekilde oturmuş düşünüyorlar, merak edip sormuş;
- ''Ne var? Nedir derdiniz?''.
- ''Genç bir kadın var çok hasta ölüyor''.
Doktor;
- ''Bir'de ben bakayım'' demiş.
Alıp doktoru genç kadının evine götürmüşler. Doktor hastanın odasına girmiş. Herkesi dışarı çıkarmış. Genç kadını muayene etmiş. Kadının hastalığı basit bir soğuk alğınlığı. Ancak ateşi çok yükseldiği için bayğın halde kendinde değil. Doktor hemen bir iğne yapmış. O sırada kadının bacakları açılmış. Güzel de bir kadın. Doktor dayanamayıp kadının koynuna girivermiş. Ama o sırada köylüler, pencereden doktoru seyrediyorlarmış. Bir süre sonra doktor kadının odasından çıkmış.
- ''Yarın sabaha iyileşir'' diye de köylüleri telkinde bulunmuş.
Gerçekten kadın ertesi sabah iyileşmiş. Doktor da birkaç gün sonra köyden ayrılmış.
Aradan bir yıl geçmiş doktorun yolu yine aynı köye düşmüş. Bakmış köylüler yine çok dertli.
- ''Ne oldu? Ne var?''.
- ''Bizim ağanın karısı çok hasta ölüyor''.
Doktor;
- ''Bir de ben bakayım'' demiş.
Köylüler umutsuzca başlarını sallamışlar.
- ''Hiç zahmet etme doktor bey, bütün köyün erkeklerine ağa emir verdi. Hepimiz sıra ile senin yöntemlerini uyğuladık, ama nafile iyileşmiyor''...
fıkranın devamı

ÇİN LOKANTASI
Sanıldığının aksine Çinlilerin eti hiç de lezzetli değil. Ben her
seferinde çıkarıyorum...

GENELLEME
Konuşurken genelleme yapmak sağlığınız için onulmaz yaralar
açabilir. Mesela bütün solak yeminli müşavirlerin sarışın ve kekeme
baldızları seks delisidir gibi bir genelleme yaparsanız bir daha
genelleme yapacak kadar yaşamanıza imkan tanımayabilirler.

MATEMATİK 3 (GENİŞLETİLMİŞ BASKI)
Tanrının o kadar kutsal kitap indirdikten sonra insanlara daha
faydalı olabilecek bir kitap indirmeye karar verdiğini hiç kimse
bilmez. Ben bile çok sonraları öğrenebildim. Tanrının yeni kitabı
belki hiç kimseye doğru yolu göstermeyecekti ama en azından
insanlar, kendilerine altı kere sekiz diye bir soru sorulduğunda
apışıp kalmayacaklardı. Evet Tanrı'nın indirdiği bu kitap şimdilerde
Lise 3 Matematik ders kitabı olarak okutulan kitaptır. Çok
şaşırdınız değil mi? Tabi hemen şunu da ifade etmeme izin verin ki
Matematik 3 kitabı da incil gibi tahrif edilmiş bu yüzden de
güvenilirliğini yitirmiştir. Bu yüzden bu kitaptan yola çıkarak
şer'i hükümler vermemiz maalesef pek mümkün değildir. Ama hiç
olmazsa artık altı kere sekizin kaç ettiğini biliyoruz. (kırksekiz)

ŞAMPUAN
Şayet saçınızın yarısını normal şampuanla saçınızın diğer yarısını
da Recois'la yıkarsanız bir süre sonra kişilik çatışması
yaşayabilirsiniz.

MÜSAİT BİR YER
İlk duyduğum zaman ben de sizin gibi minibüs duraklarını kasteden
bir laf sanmıştım ama sonradan araştırmaya başlayınca işin renginin
aslında hiç de öyle olmadığını farkettim... Yolcular aslında müsait
bir yerde diyerek şöföre bir mesaj vermeye çalışıyorlardı... Peki
yolcuların bu lafından sonra şöförün hemen düğmeye basarak otomatik
kapıyı açması hiç mi ilginç gelmedi size?..

DENİZ
Bir kahramanlık öğesi... Doğu Anadolu bölgemizde de deniz olsaydı
şimdi "kodumun Ermenilerini Doğu'da nasıl denize döktük ama" diye
övünebiliyor olacaktık...

GİZLİ AJAN
Ne yani, şimdi ajanlığı alenen yapanlar da mı var? Açık Ajan yani.
Madem yok, niye peki gizli ajan, o zaman? Salaklığın dikalası işte!

PREZERVATİF
Tecavüzlerde çük izi bırakmamak için icad edilmiş bir tür koruyucu.
Bizim Sağlık bakanlığımız da olayı ne sanıyor oysa.

OTOMATİK KAPI ÇARPAR
Evetş hemf de çofk kötü çarfıyorş... şlafş

KAVA
Kava demirci değil de şayet çıplak model olsa onunla bugün yine
böyle övünebilecek miydik, merak ediyorum doğrusu.

SAVAŞ
Geleneksel bir doğum kontrol yöntemi.

ALP BAHADIROĞLU
Halkı peşinden sürükleyip kurtuluşa götürecek bir kahraman olmak
için herşeye sahipti fakat kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçerken
ezildi.

İZLENİMCİ CABBAR BABA
Türk mafyacılığında bir devrim yaratarak ilk izlenimci hareketi
yaratan Erzurumlu mafya babası. Daha küçük yaştayken babasından
yediği tekme ve tokatların düzeysizliğinden ve bayalığından rahatsız
olan Küçük Cabbar otuzlu yaşlarında kurduğu mafyasıyla izlenimci
hareketi de başlatmış oldu. İşkence ettiği kurbanlarının
bedenlerinde virgül biçimli küçük dokunuşlar, mavi ve mor gölgeler
kaba saba işkenceye alışmış insanları şaşırttı. Çek ve senet
tahsilinde kullandığı teknikle her ne kadar Portekiz Fovistlerini ve
Fransız yeni avangardistlerini çağrıştırsa da arazi ve uyuşturucu
ticaretinde kullandığı işkence teknikleriyle yerini sağlamlaştırmış
oldu. Özellikle Heybeliada'da Bir Pazar Öğleden Sonrası adlı
izlenimci işkencesi, türünün en yetkin örneklerindendir. Fakat daha
sonra yapıtlarını Karaköy Vapur İskelesi Sergi Salonunda sergilemek
isteyince polis taafından enselendi ve idam edildi. Mezarı hala
izlenimciler tarafından ziyaret edilmektedir.

NOTA
Eşcinsel müzisyenlerin birbirlerine yazdıkları şifreli aşk
mektupları...

415.MURAT
Hepiniz şimdi kim bu ya diyorsunuz ama Cumhuriyet kurulmamış olsaydı
şu anda tahtta oturuyor olacaktı. Ya da kahraman yeniçerilerin
başında ikinci sefer sayılı Boing24 numaralı uçakla New York'un
fethine gidiyordu. Oysa Osmanlı Hanedanının son varisi 415.Murat şu
anda Kadıköy postanesinde Telefon tahsilatı bölümünde çalışmaktadır.
Bu arada bu sülaleye 1.Berke ve 1.Tonguç'un da eklendiğni
belirtmemde fayda var...


fıkranın devamı

Hani bazen oynadığımız oyunlardan gına gelir, arkadaşlarımıza yaptığımız eşek şakaları da bööö olur, şansa televizyonda da saçmasalak şeyler olur işte tam o zamanlarda deneyebileceğiniz eğlence şeyleri yazdım. Okuyun. Okumakla yetinmeyin, mutlaka deneyin! Çok eğleneceksiniz. Ben eğlendim, ordan biliyorum.

1-
..Bütün gün evde sıkıldık kaldık. Yetmezmiş gibi gece de oldu. Oh iyi valla. "Hadi Serkan yatağa" yı da işittik. Gidip kös kös yatıcaz di mi. Hayıııır. Böyle durumlarda yatağınızda sinin ve kulaklarınızı dört açın. Birazdan anne babanızın ön sevişme seslerini işiteceksiniz. Biraz daha bekleyin iyice kızışsınlar. Tamam şimdi yatağınızdan çıkın ve hemen yatak odalarına damlayıp kapılarını açın. En masum ifadenizi takınıp "Anne, baba çok korkuyorum bu gece aranızda yatabilir miyim?" deyin. Nasıl şok geçirmiş gibi bakıyorlar di mi şu an? Heh he he! Çok güzel. Onlara cevap verme fırsatı bırakmadan hemen koşup aralarına yatın ve iyi geceler anneciğim diye annenize en şirininden bir öpücük kondurun. Babanızın yüzündeki elinden oyuncağı alınmış küçük kardeşinizin ifadesine benzeyen ifadesine bakıp bakıp eğlenin şimdi. Heh heh he! Şebek seniii!


2-
..Bir haftadır her gece aynı numarayı yapıyoruz. Naapalım çok eğlenceli yaa! Yalnız unutmayın bir hafta birlikte olamamaları yeni çözümler bulmalarına sebep olacaktır. Klasik yalan "evlilik yıldönümü" dür. Ne hoş di mi "kutsal aile" teorisinin arkasına saklanıp eğlencenizi bölecekler. Babanız elinize sıkıştırdığı üç kuruş parayla "haydi Serkancığım doğru sinemaya" diyecek. Paniklemeyin. Eğlence daha yeni başlıyor. Mümkün olduğunca para sızdırmaya bakın. Çünkü babalar bu en "kritik" dönemlerinde ellerinde avuçlarında ne varsa verirler. "babacığım ya yemek parası" "gazoz parası" "Alaska frigo parası" "tütün destekleme alımları parası" "balık tutan şaşı kedi parası" saçmalamaktan korkmayın. Çünkü babalar bu tür kritik durumlarda annenize iç geçirerek bakmaktan ne dediğinizi duymaya, duysalar bile duyduklarını da anlamaya fırsat bulamazlar. Sadece açık avucunuzu parayla doldururlar. Tamam babanızın parası bitti. Şimdi dışarıya çıkacakmış gibi yapın. Birkaç adım atın kapıya doğru. Çaktırmadan göz ucuyla arkanıza bakın. Allahım, ağızları kulaklarında nasıl da gülümsüyorlar böyle. Canıım, ne kadar sevimliler. Şimdi geri dönün. Annenizi öpün, babanızı öper gibi yaparken çaktırmadan önceden hazırladığınız "sarışın kadın saçını" babanızın görünür bir yerine (en garantisi alnıdır) koyun. Şimdi doğru dışarı. Siz dışarıda ayakkabılarınızı bağlarken annenizle babanız birbirlerine döndüler ve ilk bağırtı "Kim bu orospuuu Necatiii!" Hah hah ha! Onlar kavga ederken siz de bir internet cafeye koşup muhteşem servetinizi harcamaya bakın.

3-
.. Annenizle babanız bir haftadır küsler. Kavgadan önce de bir hafta birlikte olmadıklarını hesaba katarsak. Yedi, seki, dokuz, on, onbir, oniki, onüç, öndööört! Hah ha ha! Tam öndört gündür sevişemiyorlar. Süpeear! Ama ama bir saniye. Babanız eve bir çiçekle döndü. Alarm. Kadınlar çiçeğe dayanamazlar. Hemen bir şeyler yapmalısınız. Ama mümkün olduğunca bunu çaktırmadan yapmalısınız. Unutmayın sizden kıllanmaya başladılar. Bu yüzden siz onları barıştırıyormuşsunuz gibi yapın. En iyi taktiktir. Büyükler her zaman yer. - Anne, babamın seni ne kadar sevdiğini biliyorsun. Barışın haydi... - Hayatta olmaz... - Ama anne! Baba sen de bi şeyler söylesene! Onu ne kadar çok sevdiğini söyle mesela... (annenizin yavaş yavaş yakınlaştığını görüyorsunuz. Doğru yoldasınız) - Yok ya seviyo muymuş? (aldırmayın, kadınlarda klasiktir, laf sokmaya bayılırlar.) - Seviyo tabi, baba sen de bir şeyler söylesene... (anneniz iyice yakınlaştı di mi babanıza, babanız da sizin işi bitirişinizi takdir ve minnet duygularıyla seyrediyor.) - Ben.. Ben... (çok güzel kekelemeye başladılar.) - Ben de... (eyvah babanız ağzını açıp bir çift laf etti. Ve dahası birbirlerine bir türlü kavuşamayan hissiyatları kabarmış iki şebek gibi bakmaya başladılar. Eyvah eyvah! Hemen şimdi) - Baba onu çok sevdiğini söylesene. Haydi ama... (Evet, daha ne duruyorsunuz bombayı patlatın!) - Haydi ama baba, telefonda Rıfkı amcaya diyordun ya, o sarışın orospu da iyiymiş hoşmuş ama annem gibi sevişemiyomuş ya! Hadi onu da söylesene anneme! - Necatiiiiiii!!! Babanız tabi ki her masum insan gibi "hayatım yemin ederim ben öyle bir şey demedim" diyecektir. Ama unutmayın ki suçlu insanlar da aynı salak cümleyi kurarlar. Anneniz babanızın saçlarını yolarken siz annenizin gözünde "doğruculuğunuzu" pekiştirmek için "anne sevişmek ne demek" diye ekleyin. Heh heh he! Anneniz iyice kudurdu değil mi? - Bir de utanmadan çocuğun önünde böyle ayıp laflar ediyosun! Bittin sen Necatiii! Buzdolabınızdan mısır patlağınızı alıp kanepeye kurulun. İyi seyirler!

4 -
.. Annenizle babanız öyle dalgın dalgın otururlarken birdenbire "anne penis ne?" "baba klitoris kim?" "malak emzirmesi ne kadar büyük?" gibi abuk sorular sorarak apışıp kalmalarına sebep olun ve onlar ne diyeceklerini bilemeden size öyle bakarlarken eğlenmeye çalışın. Hakkaten komik ifadeler...

5 -
.. Aynı durumu misafirlerle denemek daha keyfili oluyor. Bekleyin. Özellikle yemekte "Rıfkı amca anal ilişki ne demek?" gibisinden abuk bir soruyu pattadanak patlatın. Ne oldu. Hepsi panikle birbirlerine bakıyorlar değil mi? Annenizle babanızın ifadesinde birazcık da utanma var sanki. Önemsemeyin. Büyükler hep utanır zaten. Rıfkı amca önce yutkunacak (düşünme süresi) sonra da sizin çocuk masumiyetinizi düşünerek çok salakça bir cevap verecektir emin olun. -Serkancığım anal ilişki iş ilişkisi gibi bir şey. Ya heh heh he! Kendince durumu kurtardı şebek. Yılmayın hemen, bulmuşsunuz salağı, böyle fırsat kaçırılır mı? - Nasıl yani? Şimdi senle babam arasında anal ilişki mi var yani? Heh heh he! Nasıl bok gibi kaldı di mi şebek? Ne kadar eğlenceli. Masadan kalkarken bir ekstra vuruş yapmayı ihmal etmeyin... - Bundansonra okulda öğretmenim babamın mesleğini sorduğunda "babamın Rıfkı amcayla anal ilişkisi varmış diycem" Hah hah ha! Onların dehşetli ifadeleri arasında salonu tek edin...

6-
.. Bilmem bir hesap yaptınız mı arkadaşlar? Annenizle babanız manyak yöntemleriniz sayesinde aylardır sevişemiyorlar. Ve artık cinselliklerni unuttular. Birbirlerine masaymış ya da sandalyeymişler gibi gibi ruhsuz davranıyorlar değil mi? Takdir edersiniz ki böylebir durumda "manyaklık yapma zemini" de tamamen yitirilmiş oluyor. Ama üzülmeyin. Kolayı var. Ailece televizyon karşısına kurulup "Haziran Gecesi'nin" 48. tekranını izlerken önceden kanepeye konuşlandırdığınız kumandanın üzerine RTL zappinglenecek şekilde oturun. Büyük ihtimalle o sırada erotik bir reklam olacaktır. (kablolu yayını olmayan arkadaşlara video kanalı önerilir) Ve annenizle bananızın gözleri faltaşı gibi açılacak ve unuttukları cinsellikleri zank diye tekrar geri gelecektir. Memee... Kalçaa... Adam... Adele... Ohşş! Ardından hemen şöyle bir cümleyle karşılaşacaksınız, sakın şaşırmayın. - Haydi uyku zamanı Serkan! Hah hah ha! Amma saflar di mi? Canlarım benim. Bırakın koşar adım odalarına gitsinler. Siz biraz oyalanın. İlk ön sevişme seslerini duyduğunuzda da kapılarına dayanın. Psikopat çocuğun Dönüşü-30 - Anne, baba çok korkuyorum. Yine aranızda yatabilir miyim? Hah hah hah!

fıkranın devamı

1) Bebek nasil olur?
a- Seyin seye seytmesinden olur.
b- Gazeteler sertifika karsiliginda verir.
c- Süpermarketlerden alinir.
d- Erkegin disiyi döllemesiyle olur.
2) Bebek nasil olmaz?
a- Sanal sexle olmaz.
b- Eksik kupon toplarsaniz gazete vermez.
c- Tali yola saparsaniz olmaz.
d- Döllenme olmazsa olmaz.
3) Önsevisme nedir?
a- Taraflarin ön cephelerini birbirine dönerek sevismeleri hadisesidir.
b- Ayrintisal bir teferruat, olmasa da olur.
c- Yemeklerde istah açici olarak kulanilan aperitif gibi bir seydir.
d- Birlesme öncesi yapilan ask oyunlaridir.
4) Önemli olan boyu mudur, islevi mi?
a- Önemli olan bu ekonomik krizden sapasaglam çikmaktir.
b- Önemli olan boyu, kilosu ve rengidir.
c- Önemli olan islevi, görevi ve yetkileridir.
d- Önemli olan islemesidir.
5) Menopoz nedir?
a- Bir kadinin erkege poz vermesidir.
b- Vatoz gibi bir balik çesididir.
c- Hipnozun erkekler tarafindan yapilanidir.
d- Kadinin dogurma yeteneginin bitmesidir.
6) En iyi afrodizyak sizce nedir?
a- Bir sise konyaktir.
b- Amonyaktir.
c- Kirkayaktir.
d- Böyle bir sey yoktur, önemli olan eslerin uyumudur.
7) Çocuga cinsellikle ilgili bilgiler ne zaman verilmelidir?
a- Hiçbir zaman verilmemelidir, otursun dersini çalissin.
b- Ana rahmindeyken anlatmaya baslamalidir, anca ögrenir.
c- Bana ne kendisi ögrensin, bize ögreten oldu mu?
d- Uygun yaslarda uygun bilgiler vermelidir.
8) En iyi dogum kontrolü hangisidir?
a- Hiç iliskiye girmemek.
b- Iliskiden sonra kadinin amuda kalkmasi.
c- Esten baska birisiyle iliskiye girilmesi.
d- Çiftlerin tercihine ve bedenine uygun bir yöntem seçilmelidir.
9) Fanteziler hakkinda ne düsünüyorsunuz?
a- Benim iyi bir is bulma fantezim var.
b- Fantezi müzigin hastasiyim abi.
c- Fantezi deyince benim aklima dis protezi gelir.
d- Fanteziler eslerin cinsel hayatlarini renklendirebilir.
10) Cinsel bilgilerinize güveniyor musunuz?
a- Elhamdülillah güveniyorum.
b- Sapina kadar erkegiz icabinda.
c- Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin abi.
d- Güveniyorum ama yeni bilgiler ögrenmeye de açigim.
fıkranın devamı

1. Alisveris yapmadan hayatta kalma yöntemleri.

2. Hamamböcegi bir insani yutabilir mi?

3. Karar verme teknikleri. Ne giyecegine karar verme üzerine uygulama.

4. Direksiyonu hiç döndürmeden ileri gidip tekrar geri gelindiginde araba bikip usanip da düzgün park eder mi?

5. Annesinin yaptigi böregi yemek ile esine ihanet arasindaki kavramsal farklar.

6. Telefonda kisa konusma teknikleri

7. 12 çiftten daha az ayakkabi ile hayatta kalma teknikleri

8. Paket paket diyet bisküvi yiyerek neden kilo verilmez?

9. Ocakta birakilip gidilen tencerenin neden bir süre sonra dibi tutar?

10. Duble hamburgerin yaninda içilen kolanin diyet olup olmamasi neden önemli degildir?

11. Bellek gelistirme teknikleri. Cep telefonu pin kodu nasil akilda tutulur?

12. Karmasik teknoloji ürünlerini kullanabilme. Cep telefonunda numara kaydetme üzerine uygulama. Televizyon kumandasinda kanal kaydetme üzerine alistirma.

13. Final maçinin oynandigi saatte besinci tekrar oynayan diziyi seyretmemek bir sey kaybettirir mi?

14. Kredi kartiyla satin alma ve bedava alma arasindaki farklar. Kredi karti borcunu kim öder?

15. Hiçbir zaman giyilmeyecek bir pantolonu indirimde yari fiyatina almakla kim kâr eder?
fıkranın devamı

BIRINCI DAKIKA
Sevgili günlük,
Bu sabah Hürriyet'in Kelebek ekinde sigarayı bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedeceğim. Simdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki ilk adımımı atıyorum.

SEKIZINCI SAAT
Sevgili günlük,
Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız normale dönüyormuş. İnanır misin, bunu hissediyorum sanırım. Tamam, tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemiştim, ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu paylaşmak için Teoman'ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adini takti. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu". Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Y_a_v_s_a_k iste, ben ne diyorum o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu isten? Demek ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman i_t_i_n_d_e_n ne farkım kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakıcaz....

ONUNCU SAAT
Sevgili günlük,
Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara içmeyeceğim.

ON BIRINCI SAAT
Acaba azaltarak mi bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım, oyalanırım.

ON ÜÇÜNCÜ SAAT
İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran dejavu: "abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."

ON DÖRDÜNCÜ SAAT
Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon çaldı, Teoman mis. "Sağlığında yeni düzelmeler var mi?" diye sorup kahkaha attı. Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde basarisiz olmamı bekliyor demek ki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan Teoman, görüşürüz bakalım. İlk isim sigara paketinin olduğu çöp torbasını evden atmak.

ON YEDINCI SAAT
Sevgili günlük,
Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya karar verdim, kapıcı g.türmüs. Kararsızım, sigarayı bırakanların sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve sinirli biri olup Hüseyin'e benzemeyeyim sakin?

YIRMI DÖRDÜNCÜ SAAT
Sevgili günlük,
Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman'ı aradım az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasından söz ettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül... Gidip kabak çekirdeği alayım.

IKINCI GÜN
Sevgili günlük,
Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hincal Uluç kösesinin yazısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkılarına ayırmış. Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık, bir kilo niye alıyorsun? Bundan sonra o dükkanın önünden geçemem.

ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında arıza yapmasam bari...

DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum. kız kaçmaya başladı, ben de pesinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan köpükler çıktığını fark edince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.

BESINCI GÜN
Bu sabah İstikbal'den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal'i arayıp siparişi iptal ettim, Yataş'ı var Mobella'si var canim, banane yani...

ALTINCI GÜN
Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır yaptı. Zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur fosur sigara içmesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be...

YEDINCI GÜN
Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel'da Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife. Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş. Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic'i açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mi-yo-rum. Mecbur muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz essogluessekler sizi be!

SEKIZINCI GÜN
Aksam arkadaşlarla bira içmeye gittik. Bu insanlar ne kadar anlayışsız var ya günlük, aklin oynar. Ulan zaten sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun değildi de "sigarayı bıraktığından beri kilo aldın lan koca g.t" deyince dayanamayıp kafa attım Teoman'a. Yapmasam iyiydi.

SEKIZINCI GÜN
Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok umurumdaydı lavuk. Gereken cevabi verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım, gerisini getirmek lazım.

DOKUZUNCU GÜN
Sevgili günlük,
Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi fark ettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyor musun, sevgilim beni terk etti. Alçak kadın, manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin b.kunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.

ONUNCU GÜN
İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden söz etmiştim. Ben iki yöntemi
birleştirip hem marka değiştirdim hem de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var, şaşırırısın.

ON BIRINCI GÜN
Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş. Eskiden günde bir paket içiyordum, simdi beş tane içiyorum. Yine kazançlıyım yani...

ON IKINCI GÜN
Bugün gazetede Amerika'da yapılan bir araştırmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.

ON ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgilimi ve Teoman'ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim. Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse barıştık ve yarin aksam buluşmaya karar verdik.

ON DÖRDÜNCÜ GÜN
Teoman'la ocak başına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman'ın da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sanane?

ON BESINCI GÜN
Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha isim olmaz seninle.
fıkranın devamı

Bir Fransız, bir İtalyan ve de klasik olarak bir Türk avrupada trenle seyahat etme kararı vermişler. Neyse trenin birinin kompartımanına girmişler. Bir de ne görsünler. Bir Japon, yanında da taş gibi bir hatun oturuyor. Bizimkiler de tam karşılarına oturmuşlar. Başlamışlar Japon'u çekiştirmeye. İtalyan
-"maymun gibi Japon taş gibi hatunu götürüyor" demiş ve
-"ben şimdi hatunu ayarlarım" demiş.
-"Önce Japon'u halletmek lazım" demiş Fransız.
İtalyan dışarı çıkarken Japon'a seslenmiş. Bir iki dakika sonra dışarıdan pata küte sesler duyulmuş. Kompartımanın kapısını İtalyan açmış, yüzü gözü kan içerisinde, bir gözü şişmiş falan filan. Bizimkiler sormuş ne oldu diye. İtalyan
-"tam herife girecektim, ne olduğunu anlamadım" demiş. Japon da gelmiş, selam vererek yerine oturmuş. İtalyan sormuş,
-"ya kardeş sen ne yaptın öyle ya", diye. Japon da
-"bizim oralarda çok kullanılan bir yöntem var demiş", onu uyguladım.
-"Ne biçim yöntem bu" diye sormuşlar. Japon da
-"Oshidonun Koshidosu" demiş. Fransız bu olaya çok kızmış.
-"Benim arkadaşıma bu yapılır mı" ulen demiş. Fransız Japon'u dışarı çağırmış. Yine bir iki dakika sonra dışarıdan pata küte sesler duyulmuş. Fransız içeri bir girmiş, yüzü gözü dağılmış, iki üç dişi kırılmış. Bizimkiler sormuş
-ne oldu diye. Fransız da
-" abi herife tam girecektim, dünyam karardı" demiş.
Japon girmiş, selam vermiş yerine oturmuş. Fransız
-" birader ne biçim bir yöntem bu yahu?" diye sormuş. Japon da
-bizim orada çok ünlü başka bir yöntem daha var demiş.
-"Moshidonun Koshidosu" demiş. Hepsi şaşırmış.
Bizim Türk içinden
-"iki tane dev gibi herif dayak yedi, ama ne etcez Türklüğe bok sürdürmücez, dayak yersek biz de yeriz" demiş.
Bizimki dışarı çıkarken Japon'a da seslenmiş. Dışarı çıkar çıkmaz
..."küüüt" diye bir ses duyulmuş.
İtalyan'la Fransız içeride şaşırmış. Bir bakmışlar Japon içeri girmiş, kafası yarılmış, yüzü gözü kan içinde. Sormuşlar
-Japon'a ne oldu diye.
Japon da hiç bir şey anlamadığını söylemiş. Hemen arkasından Türk girmiş. Japon
-"ne oldu ya, hiç bir şey anlamadım, ne yaptın" diye sormuş. Bizim Türk de
-"sizin oralarda çok kullanılan bir yöntem" demiş. Japon şaşırmış.
-"Ne bu ya" demiş. Bizimkide elindekini göstermiş:
"Toyota'nın Krikosu" ...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama