Yürürken Fıkraları

loading...

Bir gün temel, fransız ve ingiliz bir uçağa binmişler. Uçak rötar yapmış ve her yolcu bir eşyasını uçaktan atacakmış. Fransız karpuz, ingiliz kavun, temel de bomba atmış. O sırada bir adam yolda yürüyormuş. Yürürken bir çocuk görmüş. Çocuk ağlıyormuş. Adam: - 'Oğlum neden ağlıyorsun? 'demiş. Çocuk: - 'Başıma karpuz düştü'.demiş Adam yolda yürürken başka bir çocuk görmüş. O da ağlıyormuş. Adam: -Sen niye ağlıyorsun? demiş. Diğer çocuk: - 'Başıma kavun düştü'. demiş Adam yürümeye devam ederken bir çocuk daha görmüş. Ama çocuk gülüyormuş. Adam : - 'Oğlum arkadaşların ağlıyor. Sen niye gülüyorsun?' demiş. Çocuk: - 'Amca, ben bir osurdum arkamdaki bina uçtu.' demiş.
fıkranın devamı

ßir gün çocuk yolda yürürken 50 kuruşunu düşürmüş. Aramış taramış ama bulamamış .Ve ağlamaya başlamış .oradan geçen kadında ''niye ağlıyorsun evladım?''demiş.çocukta cevap verir:50 kurusumu kaybettim aradım, her yere baktım ama bulamadım demiş. Ve kadın da 50 kuruş vermiş . çocuk yine ağlıyormuş ? kadında demişki:şimdi niye ağlıyorsun evladım demiş. çocukta demişki: 50 kuruşumu kaybetmeseydim 1TL'm olacaktı demiş ....
fıkranın devamı

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.Profesö r kaşlarını çatarak: -Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz! "
Öğrenci:

-O zaman ben uçuyorum... der.
fıkranın devamı


Politikacının yolu Temellerin köyüne düşmüştü. Köyde gezinirken bir ara politikacının gözü yoldan geçen boynunda çıngırağı olan eşeğe takılmış. Eşeğin arkasından gelen Temele sormuş politikacı;
-Ya bu eşeğin boynuna çıngırağı niye taktınız?
Temel;
-Eşek yürürken çıngırak çalıyor, durunca çıngırak sesi kesiliyor. O sırada ben de koşup eşeği yürütüyorum.
Politikacı;
-E peki ya eşek durup sadece boynunu sallarsa nerden anlayacaksın peki? diye sorunca ukala ukala..
Temel de yapıştırmış cevabı;
-Sizin gibi akıllı eşeği nerden bulacağız ki!

fıkranın devamı


Birgün ormancının biri dalları nehrin
üzerine sarkan ağacın dallarını keserken
baltasını suya düsürür.
"Aman tanrım" diye bağırdığında bir peri belirir
ve
"Ne diye bağrıyorsun?" der.
Ormancı baltasinı suya düşürdüğünü
ve yaşamını
sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı
olduğunu söyler. Peri suya dalar ve elinde bir altın balta ile
tekrar belirir.
"Baltan bu muydu?" diye sorar. Ormancı "hayır" diye cevaplar.
Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş
bir balta ile tekrar belirir
ve yine sorar: "Baltan bu muydu?"
Ormancı yine
"hayır" diye cevaplar.
Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar
belirir ve yine sorar:
"Baltan bu muydu?" ormancı "evet" der.
Ormancının dürüstlüğü perinin çok
hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir.
Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.
Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte
nehir boyunca yürürken karısı suya
düser. Ormancı "aman tanrım" diye
bağırır. peri yine belirir ve sorar.
"ne diye bağırıyorsun?" ormancı "karım suya düştü der.
Peri suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri
döner. "Senin karın bu mu?" diye sorar. ormancı
"evet" der.
Peri sinirlenmiştir. "yalan söylüyorsun. gerçek
bu değil" der.
Ormancı "özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlama söz konusu.
eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim bu sefer Catherine Zeta-Jones
ile
geri dönecektin,ona da hayır deseydim karımla dönecek ve
her üçünü de bana verecektin. ben fakir bir adamım ve üç karımın
sorumluluğünu taşıyabilecek durumda
değilim. Jennifer Lopez'e evet dememin sebebi budur.

fıkranın devamı


Dursun bir gün temele:
-Ula temel demiş.
Amerikanın taşı toprağı altın demiş.Gel sende zengin olursun demiş.
Temelde:
tamam uşağum geleyurum demiş.
Temel binmiş uçağa gitmiş Amerikaya.
yolda yürürken yerde 100$ görmüş. Temel:
Uy Demiş daha ilk cünden işe başlamak olmaz demiş.



fıkranın devamı


İki mühendislik öğrencisi kampus içerisinde yürürken biri diğerine sorar, "Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun ?" Diğeri cevap verir, "Dün tek başıma dolaşırken bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı. Sonra da bana "Hangisini istiyorsan al" dedi." Diğer öğrenci arkadaşını doğrularcasına başını sallayarak, "İyi seçim yapmışsın, elbiseler belki sana uymayabilirdi"

fıkranın devamı


Dişi aslan bir agacın altında uyurken tilki gizlice gelip dişi aslanı
becerir.
Aslan uyanınca erkek aslanın yanına gider ve ona sorar.
Erkek aslan duruma oldukça şaşırmıştır. Çok sinirlenip kükrer:
- "Bütün hayvanları toplayın, suçluyu bulup onu mahfedeceğim"
Bütün hayvanlar toplanır, aslan "kim yaptıysa bunu elini kaldırıp öne
cıksın" diye kükrer ama hiçbiri ses çıkarmaz.
Derken toplantıya geciken çakal koşarak gelip arka sıralara yerleşir
ve tilkiye "ne oluyor" diye sorar. Tilki de "Aslan kral ormana
bir müdür arıyor talip olan elini kaldırıp öne çıksın diyor" deyince
zavallı çakal hemen elini kaldırıp öne çıkar.
Aslan herkesi gönderir ve akabinde çakalı sabaha kadar becerir.
Çakal sabah perişan halde yalpalaya yalpalaya yürürken
tilkiyle karşılaşır. Tilki hafif gülümser ve ekler:
- "Bak, bir müdür oldun yürüyüşün bile değişti.."

fıkranın devamı


Disi aslan bir agacin altinda uyurken tilki gizlice gelip disi aslani
becerir.

Aslan uyaninca erkek aslanin yanina gider ve ona sorar. Erkek aslan duruma
oldukça sasirmistir. Çok sinirlenip kükrer:

- "Bütün hayvanlari toplayin, suçluyu bulup onu mahfedecegim"

Bütün hayvanlar toplanir, aslan "kim yaptiysa bunu elini kaldirip öne
ciksin" diye kükrer ama hiçbiri ses çikarmaz.

Derken toplantiya geciken çakal kosarak gelip arka siralara yerlesir ve
tilkiye "ne oluyor" diye sorar. Tilki de "Aslan kral ormana bir müdür ariyor
talip olan elini kaldirip öne çiksin diyor" deyince zavalli çakal hemen
elini kaldirip öne çikar.

Aslan herkesi gönderir ve akabinde çakali sabaha kadar becerir. Çakal sabah
perisan halde yalpalaya yalpalaya yürürken tilkiyle karsilasir. Tilki hafif
gülümser ve ekler:

- "Bak, bir müdür oldun yürüyüsün bile degisti.."

fıkranın devamı


Bir gün Nasrettin hoca yolda yürürken lambaya çarpmış. lambanın içinden bir cin çıkmış ve şöyle demiş dile benden ne dilersen demiş Nasrettin hoca özür dilerim demiş.



fıkranın devamı


Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye"nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya"ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa bindi.. Los Angeles"e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri" Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.." derler.. "Kumar mı" dedi, Temel, karısına.."Kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... Allah göstermesin.." Ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi.Temel herşeyini rulet masasında biraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel"de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. Temelin başına gelenleri anlamıştı.



Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı, cebine attı.. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..Çıktı..Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, Tek Kollu Canavar çıktı.Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ...Alet boşaldı adeta.. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü..Gerisi peri masalı.. İki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. İki ay sonra yeni Kalifornıyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı.Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki, önce Los Angele"e, sonra Kaliforniya"ya, sonrada tüm Amerika"ya yayıldı,Temel Pastaneleri... Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerika"nın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastaneleri"nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. Tüm başına gelenleri anlattı..



"Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerika"daki her taşın altına bakacağım.." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... Adı, adresi sizde olmalı zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi temel.. "Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!.."


fıkranın devamı


Temel bir gün yolda yürürken denizde boğulan bir adam görür.Hemen adamı kurtarır.Sonra kurtardığı adamı tekrar denize atar.



Onu görenler:

-Madem adamı kurtardın niye denize atıyorsun?

Temel:

-Atalarımız ne demiş iyilik yap denize at.

fıkranın devamı


Dişi aslan bir agacın altında uyurken tilki gizlice gelip dişi aslanı
becerir.
Aslan uyanınca erkek aslanın yanına gider ve ona sorar.
Erkek aslan duruma oldukça şaşırmıştır. Çok sinirlenip kükrer:
- "Bütün hayvanları toplayın, suçluyu bulup onu mahfedeceğim"
Bütün hayvanlar toplanır, aslan "kim yaptıysa bunu elini kaldırıp öne
cıksın" diye kükrer ama hiçbiri ses çıkarmaz.
Derken toplantıya geciken çakal koşarak gelip arka sıralara yerleşir
ve tilkiye "ne oluyor" diye sorar. Tilki de "Aslan kral ormana
bir müdür arıyor talip olan elini kaldırıp öne çıksın diyor" deyince
zavallı çakal hemen elini kaldırıp öne çıkar.
Aslan herkesi gönderir ve akabinde çakalı sabaha kadar becerir.
Çakal sabah perişan halde yalpalaya yalpalaya yürürken
tilkiyle karşılaşır. Tilki hafif gülümser ve ekler:
- "Bak, bir müdür oldun yürüyüşün bile değişti.."

fıkranın devamı


Dursun bir gün temele:
-Ula temel demiş.
Amerikanın taşı toprağı altın demiş.Gel sende zengin olursun demiş.
Temelde:
tamam uşağum geleyurum demiş.
Temel binmiş uçağa gitmiş Amerikaya.
yolda yürürken yerde 100$ görmüş. Temel:
Uy Demiş daha ilk cünden işe başlamak olmaz demiş.

fıkranın devamı


Bir gün temel ormanda yürürkene birde bakmış dursun kendini ağaçtan gövdeden asmış,intahar edecekmiş Temel ula napisun Dursun kendimi asiyum demiş.Temel ula benim bildiğim asma boğazdan olur Dursun:ula onuda denedim ama nefes alamiyum:)

fıkranın devamı


Kel bir adam,kör bir adam ve topal bir adam varmış
3 ü birlikte yolda yürürken hızla bir araba geçmiş.Kel adam ufff saçlarımı bozdu demiş.kör adam,sen korkma ben onun plakasını aldım demiş.
Topal adamda siz hiç korkmayın ben şimdi onu koşa koşa yakalarım demişş.

fıkranın devamı


Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı.. pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı..
bir gün karısına
- paraları mezara götürecek halimiz yok. kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim dedi.. Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya'ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar...
temel, neyi var, neyin yok sattı. paralarını dolara çevirdi. bir milyon doları olmuştu. karısını yanına aldı. uçağa bindi.. los angeles'e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. las vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar.
uçak şirketi görevlileri
- buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. yalnız bu kentin las vegas olduğunu unutmayın. kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.. derler..
- kumar mı dedi, Temel, karısına..
- kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... allah göstermesin.. ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. arkası çorap söküğü gibi geldi. temel herşeyini rulet masasında biraktı. rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. hızla tuvalete koştu. tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel'de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. temelin başına gelenleri anlamıştı.
temel
- çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim dedi. kartı aldı, cebine attı.. tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..çıktı.. elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, tek kollu canavar çıktı. parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ... alet boşaldı adeta.. temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü.. gerisi peri masalı.. iki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. iki ay sonra yeni kalifornıyalı temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. elinden gelen tek iş pastacılıktı. parası da vardı. bir pastane açtı. pastaları öylesine tutuldu ki, önce los angele'e, sonra kaliforniya'ya, sonrada tüm amerika'ya yayıldı,temel pastaneleri... bir kaç yıl sonra, temel, amerika'nın en zengin adamları arasına girdi. temel pastaneleri'nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. tüm başına gelenleri anlattı..
- bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse amerika'daki her taşın altına bakacağım..
şirketin genel müdürü sordu
- ama temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... adı, adresi sizde olmalı zaten..
- bana 25 sent veren umurumda değil dedi temel.. ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!..

fıkranın devamı


İki mühendislik ögrencisi kampus içerisinde yürürken biri digerine sorar,
- Bu muhtesem bisikleti de nereden buldun ? Digeri cevap verir,
- Dün tek basima dolasirken bir yandan da okulu bitirince ne is yapacagimi düsünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kiz geldi ve yanimda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine birakti ve üzerindeki bütün giysileri çikartti. Sonra da bana
- Hangisini istiyorsan al dedi.
Diger ögrenci arkadasini dogrularcasina basini sallayarak,
- Iyi seçim yapmissin, elbiseler belki sana uymayabilirdi".

fıkranın devamı


Gezgin bir yahudi'nin yolu kayseriye düşer yahudi her gittigi şehirde bir şekilde ticaret yapar ve para kazanır yoluna devam edermiş,burdada bir iş yapmak istemiş,yürürken düşünüyormuş ne yapabilirim derken bir bakmış dilenci kaldırımda oturmuş dileniyor önündeki tas'ı görmüş tas antika kafayı takmış ona ileriden dönmüş adamla laflamaya başlamış derken yahudi ben hayvanları çok severim bana bu tastan süt içen kediyi satarmısın demiş adamda neden olmasın satarım demiş yahudi sormuş kaç lira istiyorsun demiş, dilenci 500 lira istiyorum demiş yahudi yuh demiş bu kedi okadar etmezki demiş işine gelirse demiş dilenci,yahudi düşünmüş hesap yapmış ben butası 500 liraya alırım 750 liraya satarım der ve tekrar dilencinin yanına giderek ver bakalım kediyi der 500 lirayı sayar verir ve kediyi alır gider 1 gün sonra tekrar gelir bakar dilenci orada oturuyor,kediyle yanına giderek arkadaşım bu kedi dünden bu yana hiç bir şey yemedi herhalde alıştı bu kaptan süt içmeye,dilenci derki ne yapabilirim,yahudi şu önündeki tas'ı versene bana demiş dilenci neden demiş,yahudi kedi bir şey yemiyor alışmış verde yemegini onda yesin ,dilenci 500 lira ver vereyim demiş,yahudi ya bu tas o kadar etmezki demiş düşünmüş tas 750 lira ikisinin toplamı 1000 lira demiş sonra al ozman kedini ver paramı demiş,dilenci veremem demiş ,yahudi neden diye sormuş,dilenci ben tas'ın sayesinde günde 10 tane kedi satıyorum demiş,yahudi bir daha kayserinin yakınından bile geçmemiş.

fıkranın devamı


Delinin biri tımarhanenin bahçesinde yürürken bakmış başka bir deli ağacın altında oturmuş kahkahalar atıyor. Hemen yanına kosmuş ve sormuş "hey sen niye gülüyorsun öyle?", öbür deli "hiç, ben hep kendi kendime fıkra anlatırım ama bu seferkini hiç duymamıştım".

fıkranın devamı


Kirmizi baslikli kiz ninesine kurabiye götürüyormus. Yolda yürürken bir agacin
arkasindan kurdun burnunu görmüs :
- Kurt çik ordan gördüm seni...
Kurt :
- Hey Allahim, demis ve ortaya çikmis.
Kirmizi baslikli kiz yürümeye devam etmis. Az sonra bir çalinin arkasindan kurdun
kulaklarini görmüs :
- Kurt çik ordan gördüm seni...
Kurt :
- Hey Allahim, demis ve yine ortaya çikmis.
Kirmizi baslikli kiz yürümeye devam etmis. Biraz sonra bir kütügün arkasindan
kurdun kuyrugunu görmüs :
- Kurt çik ordan gördüm seni...
Kurt sinirlenip bagirmaya baslamis :
- Ulan gördüysen gördün, rahat rahay bi tuvaletimizi de mi yapamiycaz be!..

fıkranın devamı


Temelin oglu olmus ve isim koymasi için imamin yanina gitmis :
- Hocam su pizum oglana bi isim koyarmisun?
- Temel simdi çok isim var sen git kuran dan bi isim bul koy...
Neyse Temel gidip bi isim bulmus ve koymus. Temel ertesi gün yolda yürürken
Hocaya rastlar Hoca sorar :
- Ne isim koydun ogluna?
- Büdü koydum hocam...
- Kuran da Büdü diye bir isim var mi?
- Hocam iyyakenabüdü varya...

fıkranın devamı


80 yaşında bir adam doktora gider. Doktor adamın sağlığını sorduğunda adam "harika, 18 yaşında bir karım var ve benden hamile" der. Doktor bir kaç dakika düşündükten sonra adama döner ve "sana bir hikaye anlatacağım "der";
Avlanmaktan çok hoşlanan bir adam varmış. Her gün tüfeğini alarak ava gidermiş. Fakat bir gün dalgınlıkla yanına tüfek yerine şemsiyesini almış. Ormana gitmiş. Ağaçların arasında yürürken karşıda bir geyik görmüş. Hemen şemsiyeyi çıkartmış nişan almiş ve ... pat ... geyik yere yığılmış. "Adam şaşırmış ve doktora dönerek" olamaz ... başka birisi vurmuş olmalı" demiş.
Doktor "KESiNLiKLE!"

fıkranın devamı


Nasreddin Hoca Aksehir sokaklarinda yürürken bir adam kendisini durdurur;

-Hocam namaz kilarken kibleye dogru döneriz. Acaba abdest alirken ne tarafa dönmeliyiz?...

Hocamizin cevabi aslinda hazir çesmeye dogru dön diyecek ama Aksehir gençlerinin kendisine zaman zaman oynadigi oyunlari hatirlar.Adama;

-Ceketin, çorabin.ayakkabin, sapkan kisaca elbiselerin ne tarafta ise o tarafa dön!...der.

fıkranın devamı


Adamın biri yolda yürürken bir şişeye tekme atmış; şişeden cin çıkmış. Cin "dile benden ne dilersen" demiş, adam da "özür dilerim; bir daha olmaz abi", demiş.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama