Yıldırım Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca, bahçesine ektiği sebzeler için, fukaraların hakkını, yâni zekâtlık kısımları evvelinden ayırırmış. Mahsuller ...
fıkranın devamı


Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.

Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.

"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı,sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü", dediler.

İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;

-Bu neden sırıtıyor?

"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar.

Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.

"Bu neden oldu?" diye sordu savcı.

"Efendim, buna yıldırım çarptı" dediler.

-Peki neden sırıtıyordu?

-Fotoğrafını çekiyorlar sanmış.

fıkranın devamı


Savcı, morgdaki üç ceseti incelemek üzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu:
- "Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü"
dediler.
Ikinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu:
- "Bu neden sırıtıyor?"
- "Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü"
diye açıkladılar.
Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.
- "Bu neden öldü?"
diye sordu savcı.
- "Efendim, buna yıldırım çarptı"
dediler.
- "Peki neden sırıtıyor?"
- "Fotoğrafını çekiyorlar sanmış."

fıkranın devamı


Savci, morgdaki uç ceseti incelemek uzere gelmisti.
Birinci ceset siritiyordu. Savci nedenini sordu.
"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandi, sevincine dayanamadi, kalp krizi
gecirdi ve öldü", dediler.
Ikinci ceset de siritiyordu. Savci sordu :
- Bu neden siritiyor?
"Bunun da oglu dogmustu. Sevincten kalbine yenik düstü" diye acikladilar.
Üçüncü ceset Temel in kömür halindeki cesediydi. O da siritiyordu.
"Bu neden oldu?" diye sordu savci.
"Efendim, buna yildirim çarpti" dediler.
- Peki neden siritiyor?
- Fotografini cekiyorlar sanmis...

fıkranın devamı

- Ekstrem bana ulaşmıyor ve sürekli faiz ödüyorum!...- Nereden geliyorbu değirmenin suyu...- B...
fıkranın devamı

Bakanliklar Caddesinde mutevazi bir berber dukkani...Mutevazi ama unlu bir berber dukkani...Fikret u...
fıkranın devamı

Bir gün yıldırım akbulut yolda iki otostopçu dönmeyi arabasına almış.Bir süre gittikten so...
fıkranın devamı

Değişiklik, aniden bağlanmak en belirgin özellikleridir.

Bu özellikler tam bana uyuyor.Çünkü ben bir kovayım.

Haftada bir evin tüm dekorasyonunu değiştiren ev hanımları; "hayatım çok monoton, bugün bir değişiklik yapıp intihar edeyim" diyen muhteremler; "şu demokrasi fazla baydı yarın sabah dört başı mamur bir darbe yapayım da değişiklik olsun" diyen generaller; "70 senedir götürdük ama artık sıkmaya başladı, bari bu sene iflas edeyim" diyen fabrikatörler ve tüccarlar; çeyrek finali rüyalarında görse hayra yormayacaklardan, birden bire Dünya Kupası hedefine kitlenenler, bu burcu temsil özelliğine sahiptirler.

Aniden bağlanma özellikleri ise, yıldırım aşklarda onlara baş rolü vermeye yeter de artar bile. Yerli filmlerde gözlemleyebildiğiniz; saniyesinde aşık olan erkek ve hatunlar hiç tereddütsüz kova burcundandır. Bir görüşte aşk diye bildiğimiz olgu aslında Bir Kova Aşk' tır.

Kova burcu, oğlak ile balık arasında kalır. Oğlak kovaya uzanıp içinden su içmeye çalışırken, balık kovanın içine girip yüzmeye ve serinlemeye çalışır. Daha sonra oğlak kovaya bir tekme atar, kova devrilir ve balık da attaya gider.

Kovanın en büyük emeli, ilerlemeyi sağlayacak imkanlar yaratmaktır. Bu özellikleri bilindiği için umumiyetle otomobil, tren, vapur, bisiklet, kay kay, tramvay imalatında istihdam edilirler. Ek iş olarak da akrep, yelkovan ve saniye görevlerini üstlenip, bu kez zamanın ilerlemesini sağlamaya çalışırlar.

Kova burcunun mensupları çok hoştur doğrusu. Hem yükselmek, hem de başkalarına yardım etmek gibi dürtüleri vardır. Ama nedense, başkalarına yardım ederek yükselmenin mümkün olmadığını bilmez görünürler. Bilindiği üzere başkalarına yardım edenlerin sonu genellikle toprağın bir metre altıdır.

Burcun yenmesi gereken özelliği ihmalcilik ve paraya değer vermemektir. İhmalciliği, genellikle içindeki suyu bitince sahibine haber vermemekte kendisini gösterir. Yangın kovalarına mahsus olarak da, lazım olduklarında asla dolu olmamalarıdır.

Paraya değer vermeme konusuna gelince; bunlar hayatları boyunca mirasyedi gibi kova kova para harcadıklarından çok zor durumlara düşerler. İşte bu huyları yüzünden bu huylarını 5- 0 yenmeleri lazımdır.

Uğurlu günü : Suların aktığı her hangi bir gün
Uğursuz günü : Tabanının delindiği gün
Uğurlu nesneleri : Su ve buz
Sevdiği türkü : Kova kova indirdiler yazıya aman aman
Sevdiği müzik : Bateri, darbuka, dümbelek, davul gibi ritm sazlarla icra edilen eserler
Sevdiği renk : Favori bir rengi yoktur
Sevdiği sayı : Asal sayılar
Sevdiği geometrik şekil : İkiz kenar yamuk
Cümle içinde aldığı roller : Kova cimbom, kova Fener, kova Beşik gibi nitelemeler
Sevdiği belgesel dizi : Eski zaman kovaları
Muhtemel rahatsızlıklar ı : Romatizma, çivi deliği, çekiç eziği
Sevdiği film : Kovaların Sessizliği
Çağrıştırdığı hususlar : Bakraç, bidon, arı kova' nı, kova' lamaca oyunu, nova, süpernova, navratilova...

2005 YILINDA SİZİN AÇINIZDAN NELER OLACAK: Yılın ilk altı ayını boş olarak geçiren kovalar, umutlarını yılın ikinci yarısına taşıyacaklar. Buna mukabil ilk yarıyı dolu olarak geçiren kovalar ise, beraberliğe yatacaklar...

fıkranın devamı

Savcı, morgdaki üç ceseti incelemek üzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu:
- "Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü"
dediler.
Ikinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu:
- "Bu neden sırıtıyor?"
- "Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü"
diye açıkladılar.
Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.
- "Bu neden öldü?"
diye sordu savcı.
- "Efendim, buna yıldırım çarptı"
dediler.
- "Peki neden sırıtıyor?"
- "Fotoğrafını çekiyorlar sanmış."
fıkranın devamı

Temel, New York'taki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden
ayağı kaymış ve aşağı doğru uçmaya başlamış... 52, 51, 50, 49, 48...
Katları yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2... Ve 1'inci kata
geldiğinde kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:
- Sağa çok şükür Tanrum, haburaya kadar sağ sağlim celduk... Birinci kattan düşsen de nasil olsa pişeycukler olmaz
fıkranın devamı

Bir gün savcı, morga gelen cesetlere bakmış. Birinci ceset
sırıtıyormuş,
-Niye bu sırıtıyor? diye sormuş. Ordakiler de:
-Lotoda 6 bildi sevinirken kalpten gitti, demişler.
İkinciyi açmışlar o da sırıtıyomuş,
-Niye bu da sırıtıyor?
diye sormuş savcı. Ordakiler de:
-30 yıl sonra 1 trilyonluk iddiayı kazandı, sırıtırken gitti!, demişler. Sıra Temel'in cesedine gelmiş, açmışlar kömür gibi sırıtan bir ceset çıkmış. Savcı sormuş:
-Bu niye böyle diye.. Ordakiler de:
-Aslında onu yıldırım çarpmış ama o fotoğraf çekiliyor sanmış, poz vermiş.
fıkranın devamı

Canlı maymun yakalama konusunda dünya çapında ün yapmış olan Temel'i, Amerika'da katıldığı bir av partisinde, bütün avcılar, "Bu adam bu işi nasıl yapıyor acaba" diye dikkatle izliyorlardı. Temel tek kırma kötü bir tüfek ve uyuz köpeği ile ağaçların arasından ilerlerken, arkasında yaklaşık otuz kadar avcı, otomatik tüfekleri ve son derece mükemmel yetiştirilmiş köpekleri ile takip ediyorlardı. Bir ara içlerinden biri, "Ağaçta maymun var, ağaçta maymun var" diye bağırmaya başlayınca, Temel tüfeğini yere bırakıp ağacı sallamaya başladı. Sarsıntıya dayanamayan maymun biraz sonra yere düştü. Temel'in köpeği maymunun düştüğünü görünce, yıldırım hızıyla koşup, maymunun toparlanmasına fırsat vermeden üzerine çıkıp, hayvana tecavüz etti. Tabiki bu durumda halsiz kalan maymunu Temel yerden kaldırıp bir çuvalın içine koydu.
Amerikalı avcılar gördüklerine inanamamışlar, hayretler içinde kalmışlardı. Bu şekilde birkaç maymun daha yakalamıştı. Daha sonraları gördükleri bir maymun Temel ne yaparsa yapsın aşağı düşmemişti. Bunun üzerine ağacı yukarı çıkıp ordan sallamayı düşünen Temel,
- İçinizde en iyi nişancı hanginiz ? diye sordu. Diğer avcıların gösterdiği en iyi nişancıya Temel,
- Pana bak uşağum, ben ağaca çıkayrum, dalı yukardan sallayacağum. Eğer maymun aşağı düşerse hiçbir mesele yok. Ama bir tersluk olurda ben aşağı düşersem, hiç beklemeden köpeği fur !
fıkranın devamı

Yıldırım Akbulut başbakanken bir gün gazinoya
gider.gazinoda emel sayın şarkı söylemektedir

biraz sonra yıldırım akbulutun yanına gelir
sayın başbakanım istediğiniz bir şarkı varmıdiye
sorar. yıldırım da SABİLE şarkısını ister

emel sayın şarkıyı bilemez.orkestraya sorar
onlarda bilemez.
yıldırımın yanına gider başbakanım ben bu şarkıyı
hatırlayamadım siz bir bölümünü okurmusunuz
der.
yıldırım da şarkıyı mırıldanır

Eller ayırSABİLE
Yollar ayırSABİLE
Gözler ayırSABİLE
BİZ AYRILAMAYIZ

fıkranın devamı

Zenginler kulübü özel bir yarışma düzenlemişti. Açık havada yapılacak olan bu yarışmanın etapları şu şekildeydi, ortada bir masa ve masanın üzerinde çok sert bir içki var, yarışmacı bu içkiyi bir dikişte içecek, ondan sonra koşarak karşıdaki mağaraya girecek, mağaranın içinde çok vahşi bir ayı var, bu ayının ensesine bir tokat vurup mağaranın diğer kapısından dışarı çıkacak ve dışarda bekleyen çok güzel bir kadınla sevişecekti. Bu etapları tamamlayabilen yarışmacı birinci olacaktı.
İlk olarak Alman yarışmacı tezahüratlar içinde masanın yanına geldi, seyircileri selamladıktan sonra içkiyi kafasına dikti. Fakat içki o kadar sertti ki Alman bunu içer içmez olduğu yere yığılıp kaldı.
İkinci olarak masanın başına Fransız geldi, o da seyircileri selamladıktan sonra kendinden gayet emin bir şekilde içkiyi kafasına dikip mağaraya doğru fırlamış fakat tam mağaranın ağzına geldiğinde içkinin tesiriyle sızıp kalmıştı. Onu da alıp götürdüler.
Son olarak Namı Kemal masanın yanına gelmişti. Diğer yarışmacılar iri yarı izbandut gibi adamlar olduğu halde, Namı Kemal ufak tefek, tok karnına 48 kg. gelen bir adamdı. Seyirciler epey gülüşmüşlerdi fakat bizimki gayet kendinden emin bir şekilde içkiyi kafasına dikip gözlerini 15-20 saniye kapalı tuttuktan sonra yıldırım gibi fırlayıp mağaradan içeri girmişti.
Biraz sonra içerden hırıltılar, gürültüler, bağrışmalar feryatlar gelmeye başlamıştı. Aradan 20 dakika geçti yarışmacı ortada yok, 30 dakika yok derken tam 45 dakika sonra diğer kapıdan kan-ter içinde çıkan yarışmacı, elinin tersiyle alnındaki teri silerek :
- Nerede ensesine vurulacak kadın?
fıkranın devamı

Temel, New Yorktaki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden ayağı kaymış ve aşağı doğru uçmaya başlamış..52, 51, 50, 49, 48... Katları yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2..Ve 1inci kata geldiğinde kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:

-"Sağa çok şükür Tanrum, haburaya kadar sağ sağlim celduk..Birinci kattan düşsen de nasil olsa pişeycukler olmaz"
fıkranın devamı

Bir gün yıldırım akbulut yolda iki otostopçu dönmeyi arabasına almış.
Bir süre gittikten sonra dönmelerden biri,
-Biz dönmeyiz demiş,
Akbulut da,
-Bu kadar yol geldikten sonra dönülmez zaten. demiş....
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama