Yangın Fıkraları

loading...

Bir gün bir yerde yangın çıkar bir adamla temelin görevleri oraya düşer ve oraya gider orada adam insanları atacak temelde tutcak temel derki bana Yanıkları atma adam çıkar adamları atmaya başlar 1.zenciyi atar temel tutmaz 2.zenciyi atar temel tutmaz 3.beyaz tenliyi atar temel tutar adam aşağıya iner derki Zenciler niye tutmadın der temel onlar yanıkya der
fıkranın devamı

Karnı iyice acıkmış olan Nasreddin Hoca, aceleyle sıcak ve biberli tarhana çorbasına kaşığını daldırıp hızla ağzına atıp yutm...
fıkranın devamı

- Nasreddin Hoca, < zengin, obur ve aç gözlü, > bir Akşehirli ile beraber Konya’ya gidiyormuş. Yolda acıktıkça yanları...
fıkranın devamı

Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.Cumadan cumaya ...
fıkranın devamı


Bir yangında evin çatısında mahsur kalmş bir anne ve kucağında kundaklı bir bebeği... Asağıdakiler anneye, gerilmiş olan brandaya önce çocuğu sonra da kendisini atmasını öneriyorlar, fakat o kabul etmiyor, ne yaptılarsa kabul etmiyor. Alevler onlara ulaşmak üzere.... Bu sırada onları seyretmekte olan Temel, barıkatları asarak binanın dibine kadar gelir ve kadına seslenir:

-Abla korkma, at bebeği..bana. Ben Sürmene Spor' un kalecisiyim...

Kadın Temel' e inanır ve bebeği Temel' e doğru atar..Temel, nefis bir hareketle bebeği yere düşmeden yakalar, ayaga kalkar, iki kere yerde zıplattıktan sonra degajını yapar..

fıkranın devamı


Temel alman fransız otele gitmişler bunlar son kattaymış otelde yangın çıkmış. Aşağıya inecek yer yokmuş alman dolabını açmış şemsiyesini açmış camdan atlamış aynı şeyi fransızda aynısını yapmış bunlar kurtulmuş altta temeli bekliyorlarmış gökten hızla üzerlerine bir şey geliyormuş yere hızla düşen temeli görünce alman ve franız temelin yanına gitmişler temele sormuşlar ne oldu demişler Temelde şemsiye bulamadım onun yerine yağmurluk buldum demiş.



fıkranın devamı


Dünyayı tehlikeden kurtarmış ve fiziği düzgün bir kadın varmış.herkes ona süper kadın dermiş.bu süper kadının evi dört katlıymış.ilk katında polis,2.katında itfaiye,3.katında ise kör adam oturuyormuş.bir gün bu süper kadın üstünü değiştiriken kapı çalmış.polislergelmiş:
-yaşasın yaşasın!! evinize hırsız girdi onu yakalayıp hapse attık demiş.o da ne desin sağol demiş tabii. sonra kadın banyoya girecekken tekrardan kapı çalmış.bu sefer de itfaiye...tekar üstünü giyinmiş ve kapıyı açmış.itfaiye adamları:
-yaşasın yaşasın!!! evinizde yangın çıktı onu söndürdük'demiş.onlara da sağolun demiş. süper kadın banyoya tekrar girmek istemiş ama maniler tükenmiyor.bu sefer de kör adam gelmiş.süper kadın :nasılsa gözleri görmüyor diye üstünü giymemiş ama apıyı açtığında kör adam:
-yaşasın yaşasın gözlerim açıldı"demiiş...

fıkranın devamı


Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarda beklemesini söylemiş.. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya.. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini.. daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış.. Onu seyreden komşularından biri sormuş “Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiç bir şey getirmiyorsun?” diye.. “Kayınvalidem içeride!” demiş adam “Arada bir girip çeviriyorum..!”

fıkranın devamı


Temel ve Dursun Amerikaya giderler ve ikiside itfaiyeci olur. Birgün çok katlı bir binanın ikinci katında yangın çıktığı haberi gelir ve hemen yangın yerine itfaiye gönderilir. Temel, Dursun"a :

- " Sen burda kal ben yukarı çıkacağım" demiş.


Temel bakmış ki her taraf duman içinde ama dalmış binanın içine birde ne görsün yangın çıkan yer bir çocuk kıreşi imiş. Hemen içeri girip çocukları zar zor can havliyle pencerenin yanına götürmeyi başarmış.


Pencereden aşağıda bekleyen Dursun"a seslenmiş:

- " Dursun burda hep çocuk var uşağım " demiş.



Dursun :

- " endişelenme uşağım sen at çocukları ben tutarim onlari da." demiş.



Temel:

- " tamam da yakala bakayum küçik uşaklari" demiş.



Temel tek tek atıyormuş çocukları o sırada temelin eline küçük bir zenci çocuk gelmiş. Temel onuda bir hışımla atmış aşağı.


Dursun çocuğu can havliyle son anda yakalamış. Dahasonra Dursun şöyle bir çocuğa bakmış ve çocuğu fırlatıp yere doğru atmış.


Dursun daha sonra Temel"e seslenerek:




- " ula Temel olim atacaksan yanmamışlari at yanıklari atma da uşağım" demiş

fıkranın devamı


Temel alman fransız otele gitmişler bunlar son kattaymış otelde yangın çıkmış. Aşağıya inecek yer yokmuş alman dolabını açmış şemsiyesini açmış camdan atlamış aynı şeyi fransızda aynısını yapmış bunlar kurtulmuş altta temeli bekliyorlarmış gökten hızla üzerlerine bir şey geliyormuş yere hızla düşen temeli görünce alman ve franız temelin yanına gitmişler temele sormuşlar ne oldu demişler Temelde şemsiye bulamadım onun yerine yağmurluk buldum demiş.

fıkranın devamı


Gurbette çalışan iki Karadenizli den biri izinden dönmüş,hemşerisine memleketten haberler veriyordu.
-Memlekete kar yağdı;kurtlar,çakallarköye indi!deyince araların da şu söyleşi geçti:
-Bir zarar verdiler mi?
-Sizin cil horozu çakal kaptı!
-Peki,Karabaş neredeymiş?
-Eşek Karabaş ı tekmeyle öldürmüş!
-Eşek değirmen de değil miydi?
-Değirmenden babanın tabutunu getirmişti!
-Uy babam öldü mü?
-Öldü ya...Ananın ölümüne dayanamadı da!
-Ah anam ah o da mı öldü?Desene ocağım söndü.Evim boş kaldı.
-Hayır,boş kalmadı.O da yangın da yandı,kül oldu

fıkranın devamı


Bir mühendis, bir fizikçi ve bir matematikçi bir hoteldedir.
Derken mühendis burnuna gelen duman kokusuyla uyanır, hole çıkar, bir de bakar ki bir yangın var. Eline geçirdiği bir kovaya su doldurarak yangını söndürmeye çalışır.
Daha sonra fizikçi uyanır, aynı yangını görür ve yangın hortumunu bulur ve başlar hesap yapmaya. Su basıncı, alevin şiddeti, aradaki mesafe falan derken hesaplara göre minimum miktarda suyla ve minimum enerjiyle yangını söndürür. (İkinci versiyon yaptığı hesaplara göre yangının sönmeyeceği ortaya çıkar ve yatağına geri döner.)
Daha sonra matematikçi kalkar kokunun etkisiyle hole koşar. Bir de bakar ki yangın var. Derken çözüm aramaya koyulur. Yangın hortumunu bulur ve - çözümü buldum diye bağırarak yatağına geri döner.

fıkranın devamı


Bir rahip, bir doktor ve bir mühendis golf sahasının boşalmasını beklemektedirler. Mühendis:" Bu adamlar ne yapıyor böyle, 15 dakikadır bitirmelerini bekliyoruz." Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalık görmedim." Rahip: "İşte görevli geliyor, onunla konuşalım." Rahip: " Merhaba, Şu anda sahada olan grup ne zaman çıkacak, neden bu kadar yavaşlar?" Görevli: "Evet onlar kör itfayeciler. Klübümüzde geçen sene çıkan yangında gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman burada ücretsiz oynamalarına izin verildi. Rahip: "ne kadar üzücü, bu akşam onlar için dua edeceğim." Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaşlarla konuşup onlar için bir şeyler yapabilir miyiz diye bakacağım." Mühendis: "Bu adamlar neden geceleri oynamıyorlar?"

fıkranın devamı


Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
Kimyacı:
-Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.
Fizikçi:
-Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.
Jeolog:
-Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.
Matematikçi:
-Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.
Antropolog:
- Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.
Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir:
- Boru yetmedi!!!!!!

fıkranın devamı


Temel ile Dursun Amerikada itfaiye teskilatina
girerler ve bir yangın haber alınır. Çok katli bir binada
yangin cikmistir.Itfaiyeci merdiveni calismaz .. Temel
yukari cikar. Dursun asagida kalir, Temel asagida
bekleyen Dursun'un kucagina cocuklari atmaya baslar.

Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar.
Bir çocuk, iki cocuk, uc cocuk, derken besinci zenci
cocuktur. Temel birakir ama Dursun yakalamak için
kollarini acmaz. Cocuk paattt yerde. Bir zenci cocuk
daha... Dursun yine tutmaz. Cocuk paattt gene
yerde.. Temel bir zenci cocuk daha atinca Dursun
yukari
bagirir :
"Yaniklari atma! yaniklari atma !"

fıkranın devamı


Yangın çıkmıştı. Üst katta kalan adamı kurtarmanın olanağı yoktu. Temel olay
yerine geldi, şöyle bir bakındıktan sonra:
- Uzun bir urgan ceturun baa, kurtaracağimdur oni...
Urgan geldi. Temel düğümleyip yukardaki adama atarken seslendi:
- Beline sıkı sıkı bağlayasun bu urgani!
İp bağlandı, Temel çekti. Adam düşüp parça parça oldu. Millet şaşkın halde sordu:
- Ne yaptın yahu sen?
- Bir kerem bir adamun birinu pöyle iple kurtarmiştum. Amma damda miydu,
kuyuda mu? İşte bunu akluma cetüremeyrum!..

fıkranın devamı

Bir gün deliler hastanesinde yangın çıkmış .herkes kaçmış ama bir deli iki üç kat yukarı...
fıkranın devamı

Karadeniz'de bir evde yangın çıkmıştı.Bir kadın kucağında çocukla damın tepesinde kalakal...
fıkranın devamı

Temel arabasını yangına karşı sigortalatmış..Sigortacı Temel'e-İsterseniz biraz daha para v...
fıkranın devamı

Admın birinin evi yanar. Adam ilk, yangından oğlunu kurtarır. Sonra da eve girip kızını ve ka...
fıkranın devamı

Üç bilim adamı, bir sabah uyandıklarında kendilerini aynı durumda bulurlar; odalarında yangı...
fıkranın devamı

Acaip utangaç bir kadin bir sex-shop tan içeri girer. Binbir güçlükle saticiya, -"Hey,Ben bir v...
fıkranın devamı

Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun gögüslerine hayra...
fıkranın devamı

Değişiklik, aniden bağlanmak en belirgin özellikleridir.

Bu özellikler tam bana uyuyor.Çünkü ben bir kovayım.

Haftada bir evin tüm dekorasyonunu değiştiren ev hanımları; "hayatım çok monoton, bugün bir değişiklik yapıp intihar edeyim" diyen muhteremler; "şu demokrasi fazla baydı yarın sabah dört başı mamur bir darbe yapayım da değişiklik olsun" diyen generaller; "70 senedir götürdük ama artık sıkmaya başladı, bari bu sene iflas edeyim" diyen fabrikatörler ve tüccarlar; çeyrek finali rüyalarında görse hayra yormayacaklardan, birden bire Dünya Kupası hedefine kitlenenler, bu burcu temsil özelliğine sahiptirler.

Aniden bağlanma özellikleri ise, yıldırım aşklarda onlara baş rolü vermeye yeter de artar bile. Yerli filmlerde gözlemleyebildiğiniz; saniyesinde aşık olan erkek ve hatunlar hiç tereddütsüz kova burcundandır. Bir görüşte aşk diye bildiğimiz olgu aslında Bir Kova Aşk' tır.

Kova burcu, oğlak ile balık arasında kalır. Oğlak kovaya uzanıp içinden su içmeye çalışırken, balık kovanın içine girip yüzmeye ve serinlemeye çalışır. Daha sonra oğlak kovaya bir tekme atar, kova devrilir ve balık da attaya gider.

Kovanın en büyük emeli, ilerlemeyi sağlayacak imkanlar yaratmaktır. Bu özellikleri bilindiği için umumiyetle otomobil, tren, vapur, bisiklet, kay kay, tramvay imalatında istihdam edilirler. Ek iş olarak da akrep, yelkovan ve saniye görevlerini üstlenip, bu kez zamanın ilerlemesini sağlamaya çalışırlar.

Kova burcunun mensupları çok hoştur doğrusu. Hem yükselmek, hem de başkalarına yardım etmek gibi dürtüleri vardır. Ama nedense, başkalarına yardım ederek yükselmenin mümkün olmadığını bilmez görünürler. Bilindiği üzere başkalarına yardım edenlerin sonu genellikle toprağın bir metre altıdır.

Burcun yenmesi gereken özelliği ihmalcilik ve paraya değer vermemektir. İhmalciliği, genellikle içindeki suyu bitince sahibine haber vermemekte kendisini gösterir. Yangın kovalarına mahsus olarak da, lazım olduklarında asla dolu olmamalarıdır.

Paraya değer vermeme konusuna gelince; bunlar hayatları boyunca mirasyedi gibi kova kova para harcadıklarından çok zor durumlara düşerler. İşte bu huyları yüzünden bu huylarını 5- 0 yenmeleri lazımdır.

Uğurlu günü : Suların aktığı her hangi bir gün
Uğursuz günü : Tabanının delindiği gün
Uğurlu nesneleri : Su ve buz
Sevdiği türkü : Kova kova indirdiler yazıya aman aman
Sevdiği müzik : Bateri, darbuka, dümbelek, davul gibi ritm sazlarla icra edilen eserler
Sevdiği renk : Favori bir rengi yoktur
Sevdiği sayı : Asal sayılar
Sevdiği geometrik şekil : İkiz kenar yamuk
Cümle içinde aldığı roller : Kova cimbom, kova Fener, kova Beşik gibi nitelemeler
Sevdiği belgesel dizi : Eski zaman kovaları
Muhtemel rahatsızlıklar ı : Romatizma, çivi deliği, çekiç eziği
Sevdiği film : Kovaların Sessizliği
Çağrıştırdığı hususlar : Bakraç, bidon, arı kova' nı, kova' lamaca oyunu, nova, süpernova, navratilova...

2005 YILINDA SİZİN AÇINIZDAN NELER OLACAK: Yılın ilk altı ayını boş olarak geçiren kovalar, umutlarını yılın ikinci yarısına taşıyacaklar. Buna mukabil ilk yarıyı dolu olarak geçiren kovalar ise, beraberliğe yatacaklar...

fıkranın devamı

- Yere tükürme alışkanlıkları sayesinde cehennemin ateşini söndürebilirler...
- Zebanilere rüşvet verip cennete girmeye çalışabilirler...
- Arazi mafyası bir Türk mevta, bütün cehennemi gasp edip 'burayı boşaltın' diye ahaliye zulüm edebilir. Olmadı zor koşup her tarafı ateşe verebilir.
- Abi burası çok fena sıcak oldu, bi vantilatör alalım diyebilirler.
- Cehenneme gitmekten memnun kalmayan Türkler ben bi arkadaşa bakıp çıkacam deyip zebanileri kandırmaya çalışabilirler.
- Cehennemin tam göbeğinde, karşıdan ağzında sigara gelmekte olan bir Türk, abi ateşini bi verebilir misin diyebilir.
- Cehennemde Türkler itfaiyeyi arayıp burda yangın çıktı diyebilirler. Dahası Türk itfaiyesi bütün cehennem ateşi yanıp bittikten sonra gelebilir.
- Abi şu ateşi bulmuşken iki kilo kanat alalım da mangal yapalım diyen Türkler çıkabilir.
- Girişimci bir Türk Aygazın Cehennem bayiliğini alıp 'Aygaaaaaz' diye bağırtabilir. Çünkü yemek için ateşe ihtiyaç vardır.
- Cehennem sıcağından bunalan bazı taşralı Türkler havlu ıslatıp enselerine koyabilirler.
- Aşrı sıcaktan bunalan bazı Güneyli cehennemliklerimiz "hanım hazırlanalım, yayla mevsimi çoktaaan geldi" diyebilir.
- Cehennemin daha az sıcak yerlerine tüymek isteyen bazı uyanıklar, politikacı cehennemlikleri araya koyabilirler. Ve dahi hamili kart yakinimdir çıkartıp zebanileri uyutmaya çalışabilirler.
- Bazı ders almaz, uslanmaz edepsizler "bu ne oğlum ortalık gavur gibi yanıyo" diyebilirler.
- Türk Meteorolojisi cehennemde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini hafta sonu yağış beklendiğini, söyleyebilir. Sıcak havanın da Sahra çölünden geldiğini söyleyip günahı Araplara atabilirler.






fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama