Yarın Fıkraları

loading...

Bir gün adam kümese girmiş bakmış tavukların altına bir tane yada hiç yumurta yok. Sinirli bir şekilde seslenmiş hepiniz yarın daha çok yumurtlayacaksınız demiş. Yumurtlamayanı tüfekle vurucam... Ertesi günü kümese girmiş bir bakmış tüm tavukların altında 5-6 tane yumurta var... Bir tanesinde sadece tek bir yumurta var tüfeği doğrultmuş sen neden bir yumurta yaptın demiş, bak arkadaşların 5-6 tane yumurtladı?? Abi ben hororzum...!
fıkranın devamı

Nasrettin hocanın karısı nasrettin hocanın kazağını ağacın dalına asarken kuvvetli rüzgâr hemen onu yere düşürür bunu gören hoca karısına şöyle der:"yarın kurban keseceğiz"karısı bunu duyunca şöyle der:" neden kurban kesiyoruz"nasrettin hoca:Ya kazağın içinde ben olsaydım
fıkranın devamı

Bir gün Ali okula gitmiş hocası ona ödev vermiş yarın istiyorum demiş alide tamam demiş eve gitmiş babası gazete okuyormuş babası demiş ki of şu ayaklara bak demiş ali de yazmış ablasına gitmiş ablası sana sana demiş yazmış annesine gitmiş bügün olmaz yarın demiş kardeşine gitmiş pili bitti pilli bitti demiş onu da yazmış yarın okula gitmiş hoca ödevini istemiş alide of şu ayaklara bak demiş hocada bana mı demiş alide sana sana demiş hocada o zaman müdüre demiş alide bügün olmaz yarın demiş hoca bayılmış alide pili pili bitti bitti demiş
fıkranın devamı

Temel'e öğretmeni bir ödev vermiş ve oda şuymuş : evdeki sözleri yazma... Temel ödevine başlamnış . İlk babasının yanına gitmiş , babası televizyon izliyorken şunları söylemiş _ Şu bacaklara bak . demiş. Emel yazmış . Annesi margarin ile yemek yaparken: _ Sana sana sana . demiş . Bunuda yazmış . Ablası telefonda konuşurken: _ şimdi olmaz bebeğim belki yarın . demiş . Bunuda yazmış . Kardeşi oyuncak oynarken: pili bitti , pili bitti . demiş . bunu da yazıp okula gitmiş . öğretmene okumuş: _ Şu bacaklara bak . demiş ve öğretmende: kime diyosun sen bakayım . demiş . oda sana sana sana . demiş . Öğretmen seni disipline atarım . demiş . Emel ise: Şimdi olmaz bebeğim belki yarın . demiş . En sonunda öğretmen bayılmış . Emel ise pili bitti , pili bitti . demiş ...
fıkranın devamı

gencin biri askerligini havacı olarak yapmakta ertesi gün ise ucaktan atlama tatbikatı var ogece genc rüyasında rahmetli olmuş annesini görür annesi rüyasında oglum sakın yarın parasütle ucaktan atlama der sabahleyin tatbikat icin toplanırlar ve ucaga binerler herkes sırasıyla atlamaya başlar sıra gence gelince komutanım ben atlayamam der komutanı niye atlayamıyosun oglum der genc komutanım dün gece rüyamda annemi gördüm atlamamamı söyledi der komutanıda peki o zaman araşütleri degiştirelim öyle atla der gencde olur komutanım der paraşütleri degişirler genc ucaktan atlar peşinden komutanı atlar malesef komutanının paraşütü acılmaz komutanı hızlı bir şekilde aşşagı inmektedir genc sorar hayırdır komutanım nereye der komutanıda lan orosbu cocugu anan yanına ana yanına diye bagırır
fıkranın devamı

Temel bir gün kahveye gider ve kahve sahibine soğuk çay var mı diye sorar kahve ci yok der . - Temel yarın yine gider ve aynı soruyu sorar kahveci yine yok der .- Ertesi gün yine aynı soruyu sorar kahveci sinirli bir şekilde yok der .- Ondan sonra ki gün aynı soruyu sorar ve kahveci var der .. Temel ; ısıtta içelim o zaman der :)
fıkranın devamı

bir gün nasrettin hoca tuvellete sıçmaya gekmiş bi bakmıi göttü yok ve çok sıçması gelmiş ve sıçmış inanamamış sonra bi önüne bakmış pipisi sıçmış yarın kahvaltıdan sonra çişi gelmiş işemeye gitmiş pipi si yokmuş ama işemiş bi arkasına bakmış işiyomuyomuş meherse göttünden işiyomu
fıkranın devamı

Timur Han, Akşehir’e bir erkek fil getirmiş. Bahçe ve tarlalarda serbestçe gezen fil, ekinlere çok fazla zarar veriyorm...
fıkranın devamı

Bir akşam Nasreddin Hoca, karısına- “Hâtun, sağ salim yarına çıkarsam, hava yağmurlu olursa oduna, açık olursa çift sür...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca eşeğini yitirmiş. Birkaç kişiyle beraber eşeği aramağa çıkmışlar. Bu adamlar İslâm dışı yaşayıp, ihtiyarlayınc...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, > çeşitli bahanelerle ibadetten birçok zaman kaytaran birileri ile sohbet ediyormuş. Mazeretleri de bir sürü ...
fıkranın devamı


Doktor hastabakıcı Temel'i çağırdı..
"Yarın ava gidiyorum, ama muayenehane kapansın istemiyorum. Sen hastalarla ilgilen. Ben arada arar, kontrol ederim" dedi..
"Merak etmeyin doktor" dedi, Temel.
Doktor ertesi gün akşama doğru telefon etti..
"Ne var ne yok?.."
"Üç hasta geldi bugün.. İlkinin başı ağrıyordu, aspirin içirdim."
"Harika Temel" dedi, doktor..
"İkincisinin midesi yanıyordu.. Talsit verdim.."
"Bravo.. Bravo Temel.. Harikasın!.. Ya üçüncü?.."
"Doktor, masada oturuyordum. Kapı çarparak açıldı, içeri fırtına gibi bir kadın girdi.. Alev alev yanıyor gibiydi. Hızla soyundu, sütyen ve kilotunu da çıkardıktan sonra muayene masasının üzerine yattı ve bağırdı: 'Bana yardım et. Beş yıldır erkek yüzü görmedim.."
"Eee.. Sen ne yaptın, Temel?.."
"Gözüne visine damlattım doktor!.."

fıkranın devamı


Birini döven bir adam hakimin karşısına çıkarılmış,
Hakim sormus :
- Nerede yasiyorsun?
- Orda burda...
- Ne is yaparsin?
- Onu bunu...
- Barda dövdügün adami önceden taniyor musun?
- Söyle böyle...
- Ne demek yani nerden taniyorsun?
- Ordan burdan...
Hakim artik dayanamamis :
- Anlasildi, götürün bu adami tikin iceri!..
2 jandarma adamin koluna girmis gotürürlerken adam hakime seslenmis:
- Heeeey bi dakika!.. Ne zaman çikicam ben burdan!..
Hakim de ona seslenmis:
- BUGÜN YARIN!...

fıkranın devamı


Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur..
2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...

Bir gün çocuk:
"Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.� Annesi ve babası çok şaşırırlar..

Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır... 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...

Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve:

"Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana" diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..

Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!

Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...

"HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!"

fıkranın devamı


Albay, binbasIya: -YarIn gunes tutulacak. Bu her zaman gorulen bir sey degildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanIna getirin de olayI gorsunler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Sayet yagmur yagarsa, tabii bir sey
goremeyiz. O zaman erleri, ustu kapalI talimgaha goturursun.
Binbası, yuzbasıya:
-AlbayIn emri ile yarIn sabah saat dokuzda gunes tutulacak. Bu her zaman gorulen bir olay degildir. Sayet hava kapalI olursa bir sey gorulemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalI talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapIlacaktIr.
YuzbasI, tegmene:
-AlbayIn emri ile yarIn sabah dokuzda talim elbisesi ile gunes tutulmasInIn acIlIs merasimi yapIlacaktIr. Sayet yagmur yagarsa ki bu durum pek gorulen bir olay degildir, Albay kapalI talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Tegmen, bascavusa: -YarIn sabah dokuzda hava guzel olursa, talim kIyafeti ile albay tutulacak. KapalI talimgahta yagmur yagarsa, alayIn meydanInda manevra yapIlacak. Cunku bu her zaman gorulen
bir olay degildir.
Bascavus, askere: -YarIn sabah saat dokuzda kapalI talimgahta AlbayI tutacagIz. Sabah hepiniz talim techizat ile hazIr olun. Askerler kendi aralarInda: -YarIn sabah bizim bascavus AlbayI tutuklayacakmIs.

fıkranın devamı


Derbi maçından bir gün önce, iki taraftar konuşurlarken, biri sorar:
- Yarın maça geliyor musun?
- Hayır gelmiyorum, karım izin vermiyor.
Diğeri: - Bak, bu işin kolayı var. Maçtan iki saat önce karımı kucaklıyorum, yatak odasına götürüyorum. Üzerindeki parçalarcasına çıkarıyorum, deliler gibi sevişiyoruz. O mutlu bir şekilde yatarken, ben de kaçıp koşa koşa maça geliyorum. Sen de bu yolu dene. Önceleri benim karım da izin vermiyordu.

- Olur.
Maçtan sonraki gün iki arkadaş yine buluşurlar: - Dünkü maçta yoktun? Yoksa dediklerimi yapmadın mı?

- Yaptım, ama bak anlatayım. Maçtan iki saat önce, dediğin gibi karımı kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Önce giysilerini parçalarcasına çıkardım, sonra yatağa fırlattım. Tam pantolonumun düğmelerini açarken, "Yahu boşver, bizim takım bu sezon bunca zahmete değecek kadar güzel oynamıyor zaten." deyip vazgeçtim.



fıkranın devamı


Komutan kendine en sadık er seçmek ister.Askerlerini toplar onlara bir sır verir kim bu sırrı işkencelere rağmen söylemezse, o er sadık er olarak seçilecektir. Askerleri sıra ile odaya çağırıp işkence uygulayıp komutanın sırrını söyletmeyi başarırlar fakat temele birtürlü söyletemezler. Komutan der ki işte bu çok sadık bir asker odasına kamera koyun bakalım siz işkence yaptıktan sonra ne söylüyor . Yarındasi temelin odasına kamera koyarlar .
işkence yaparlar temel yine söylemez odadan cıkarlar sonra komutan temeli kameradan izler temel oda da kafasını duvara vurup ULAN NEYDİ SIR HATIRLASANA dedigini duyar

fıkranın devamı


Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun'la karısı, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün geçirmeye karar verirler.
Eşi, Dursun'dan önce gider Florida'ya ve ertesi gün için Dursun'a da yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı için, Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen Temel'e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır. Zaten çok üzgün olan Temel'in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel'e yardım için koşuşturmaya başlar.
Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gösterir:
"Sevgili Kocacığım,
Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak... Seni dört gözle bekliyorum..."


fıkranın devamı


temmelle dursun bir gün kamp yapmaya gitmişler kurmuşlar cadırı akşam olmuş yorgunlukla yatmışlar sonra temel uyanmış dursunuda uyandırmış demişki dursun bak bakim yukarıya ne görüyorsun dursunda demişki yıldızları görüyorum
temel= bunlar sana ne ifade ediyor demiş
dursun=astrolojik olarak saman yolunu metorolojik olarak havanın yarın güzel olacağını bizim köydede saatin 3 olduğunu gösteriyor demiş
dursun=peki sana ne ifade ediyor demiş
temel=LAN SALAK ÇADIRI ÇALMIŞLAR



fıkranın devamı


Büyük bir kaya soygunundan sonra çalıntı otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden biri:
- Haydi sayalım artık, dedi. Kaç milyon kaldırdığımızı merak ediyorum.
İkincisi elini şöyle bir salladı:
- Yorgunluktan öldük yahu! Şimdi o kadar parayı saymakla ne diye uğraşalım. Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz kaç milyon kaldırdığımızı.
Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı:
- Deli misin be! Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz!

fıkranın devamı



İki Yahudi arkadaş, piyasayı arastırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü.

İki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve David dertli dertli oturuyorlardı. Artik bıçağın kemiğe dayandığıbir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi:

- "Sizde haki renkte kumaş var mı?" diye sorunca, kulaklarına inanamadılar. Hemen atıldılar:
- "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi.
- "Çok beğendim" dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000 adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eger telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata baslayabilirsiniz."

O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye göğüs geçirdiler. Ertesi gün saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile gelmesin diye dua ederek postacıyı beklediler. 12'ye 5 kala postacı sokağın köşesinden gözüktü.

- "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. David da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. David titreyen elleri ile telgrafı açtı, okudu ve sevinçle seslendi:

- "Müjde Moiz, baban ölmüş."

fıkranın devamı


İki yaşlı dost 70'li yaşlarına gelmiş iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuşlardı...
Derken birgün bir tanesi ağır hasta oldu.. Ölüm döşeğindeyken yanında yine en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı.
"Bana bir iyilik yap olur mu... Cennete gittikten sonra orda futbol oynanıyorsa lütfen bir şekilde bana haber ver.."
Öteki "Tamam..."dedi.. "Bütün hayatım boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapıcam.."
Ve birkaç dakika sonra da adam öldü....
Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının sesini duydu "Dostum..... sana bir iyi bir de kötü haberim var..."
Öteki hemen sordu.
"İyi haber nedir?"
"Cennette futbol oynanıyor....."
"BU HARİKA...!!! :))) Peki kötü haber nedir???"
"Yarınki maçta kalede sen varsın...

fıkranın devamı


Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri çok kötü gidiyormuş. İflas edince yardım için Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya; "Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim. Eğer yakın zamanda elime para geçmezse evimi de laybedeceğim. Lütfen Lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün o haftanın loto çekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto çekilişi öncesinde kadın yine dua etmiş;"Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para geçmezse arabamı da kaybedeceğim. Lüften yarınki lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;"Tanrım, beni neden unuttun? İşyerimi, evimi, arabamı kaybettim, çok zor durumdayım, lütfen, lütfen bu seferki lotoyu kazanmamı sağla da işlerimi yoluna koyayım." Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gök aralanmış ve Tanrı seslenmiş:
- Brandi kızım, Lotoyu kazanmak için önce Loto bileti alman lazım...

fıkranın devamı


Genç adam heyecanla eve gelmiş annesinin yanına giderek;
"Anneciğim, evlenmeye karar verdim ve hayalimdeki kadını buldum. Ancak senin de aynı fikirde olup olmayacağını merak ediyorum. Eğlence olsun diye yarın sana üç tane hanım arkadaşımı getireceğim. Bakalım hangisi ile evleneceğimi bulabilecek misin?"
Anne merakla kabul etmiş, getir bakalım, demiş.
Ertesi gün, genç adam yanında üç tane güzel hanımla eve gelmiş. Hep beraber oturmuşlar, sohbet etmeye baslamışlar.
Bu arada anne çay, pasta servisi yaparken, sorular soruyormuş.
Akşam olunca hanımlar izin isteyip, kalkmışlar.
Genç, annesine dönerek; "Tahmin et bakalım. Hangisiyle evleneceğim?"
Anne, büyük bir kararlılıkla; "Kızıl saçlı olanla evleneceksin"
Genç çok şaşırmış; "Nasıl olur, nasıl tahmin ettin? Tam isabet"
"İçlerinden bir tek onu sevmedim"

fıkranın devamı


Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın :
-Ah doktorcuğum, dedi.Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih ederim.
Doktor :
-Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama