Yarin Fıkraları

loading...

Ahmet okuldan eve cok mutlu bir halde geldi.

- Okulda ne yaptiniz?

- Patlayici madde imal ettik.

- Peki yarin ne yapacaksiniz okulda?

- Hangi okulda?


fıkranın devamı


Bir avukat adam ve bir sarisin kadin Newyork'tan Los Angeles'a giden ucakta yan yana oturuyorlarmis. Yolculuk uzun surdugunden avukat gecen zamani eglenceli kilmak icin bir oyun dusunmus ve kadina dogru egilerek -"bir oyuna ne dersin?" diye sormus. Kadin yorgun oldugundan avukati kibarca reddetmis ve uyumak icin gozlerini kapamis. Ancak adam israrla kadina-"oyun cok kolay, ve eglenceli. Sana bir soru soracagim. cevabi bilemezsen bana $5 vereceksin, bilirsen ben sana. ve sonra sen soracaksin."Kadin yine kibarca reddetmis ve uyumaya calismis. Adam, kadin sarisin oldugu icin oyunu kolayca kazanacagini dusunerek israrlarini arttirmis. Bir teklif daha yapmis. -"Eger cevabi sen bilemezsen bana $5 verirsin, eger ben bilemezsem sana $50 veririm" demis. Kadin israrlara dayanamayarak bu yeni teklifi kabul etmis. Adam ilk soruyu sormus. -"Ay ile dunya arasindaki uzaklik ne kadardir? Kadin tek soz soylemeden cantasindan $5 cikarip adama uzatmis.-"Simdi sira bende" diyerek sorusunu sormus -"Tepeye uc ayakla tirmanip dort ayakla asagiya inen sey nedir?" Adam kadina saskin saskin baktiktan sonra laptop bilgisayarini cikarmis,kayitli bilgilerinden arastirmis, yok. Internetten arastirmis, yok. Email ile tum arkadaslarina sormus, yok. Bir saat sonra adam yenilgiyi kabul ederek cevabi aramaktan vazgecmis ve cuzdanindan $50 cikarip kadina uzatmis. Kadin kibarca parayi alip cantasina koyduktan sonra uyumak icin hazirlanirken, adam yenilmenin verdigi aciyla sormus-"cevap ne?". Kadin yine tek kelime etmeden cantasini acmis ve $5 cikarip adama uzatmis ve uyumaya devam etmis.

fıkranın devamı


Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.

- "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
- "Henuz degil."
- "Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."
- "Ok."
Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.

- "Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin."

George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler.

Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler.

Marketler de kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.

- "Yahu George'cugum. Bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."

Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. Onlara guvenmeyip te kime guveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah fuzeye binecek olanlar onlardir.

George ve Bob yakit tankindan aldiklari yakittan birer kadeh icerler sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur.

- "Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana birsey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?"
- "Evet Bob. Hem de cok."

- "Peki. O zaman sakin gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum..."




fıkranın devamı


Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.
"Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
"Henuz degil."
"Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."
"Ok."
Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
"Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin."
George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler. Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.
"Yahu George'cugum. Bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."
Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. Onlara guvenmeyip te kime guveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah fuzeye binecek olanlar onlardir. George ve Bob yakit tankindan aldiklari yakittan birer kadeh
icerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur.
"Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana birsey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?"
"Evet Bob. Hem de cok."
"Peki. O zaman sakin gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum..."

fıkranın devamı


New York sokaklarının karla kaplandığı günlerde ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde is gezilerinde olan kari koca, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede birkaç gün geçirmeye karar verirler..
Kocası esinden önce gider Florida'ya ve ertesi gün içinde esine yer ayırttıktan sonra, ona bir e-mail gönderir. Fakat mesaj, adresi bir harf yanlış yazdığı için esi yerine, bir gün önce ölen yaslı bir papazin esine gider.
Papazin en az kendisi kadar yaşlı esi bilgisayar ekranında mesajı okuyunca korkunç bir çiğlik atar ve yere düşer. Zaten çok üzgün olan kadının bu çiğliği üzerine ev halkı odaya dolar ve hemen herkes, yerde yatan kadına yardim için koşuşturmaya baslar. Kadıncağız bir süre sonra kendine gelir ve ne olduğunu soranlara bilgisayar ekranını gösterir.
Ekrandaki mesaj ise aynen böyledir:
- Sevgili kariciğim! Bugün buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarin senin gelişinle ilgili bütün işlemleri tamamladım. Sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok çok sıcak... Seni özlemle bekliyorum. Kocan

fıkranın devamı


Kadinin biri bir petshopa gider ve Bir papagan almak istiyorum der. Ahmet ismindeki petshop sahibi
- "Hanimefendi elimde bir tane papagan kaldi fakat bu papagan çok küfürbaz, almak istemezsiniz sanirim." Fakat bir papagan sahibi olmak isteyen kadin

- "Hayir ne olursa olsun almak istiyorum" der ve papagani alir. Evine geldiginde bir bakar ki gerçekten papagan kadini her eve geldiginde 'Hosgeldin or.spu' diyerek karsilar. Buna dayanamayan kadin papagani alir ve petshopa geri götürür.

- "Ahmet bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldigimde beni hosgeldin or.spu diyerek selamliyor ve ben buna dayanamiyorum. Papagani geri getirdim ve parami geri istiyorum."

Fakat o anda paraya ihtiyaci olan Ahmet bey:

- "Hanimefendi merak etmeyin. Siz bunu bana birakin ben terbiye edeyim siz yarin gelin alin. Kadin inanmayarak da olsa tamam der ve gider. Ahmet papagani alir ve bir çaydanlik su kaynatir."

- "Ne diyeceksin lan kadin eve geldiginde?" diye sorar papagana
- "Hosgeldin or.spu diycem." der papagan.

Bunun üstüne papaganin kafasini kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar. Papagan yine ayny yaniti verir. Bir olur iki olur ve papagan dayanamaz
- "Hosgeldiniz hanimefendi diycem" der.

Ertesi gün kadin gelir ve Ahmet bey kadina papagani terbiye ettigini söyler. Kadin bunu kontrol etmek istedigini söyler ve papagana sorular sormaya baslar.

- "Ben eve geldigimde bana ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz hanimefendi diycem" der papagan.

Kadin çok sasirir ama emin olmak için devam eder.

- "Peki yanimda bir kiz arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz hanimefendiler diycem"
- "Peki yanimda bir erkek arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz beyfendi diycem."
- "Peki yanimda 2 tane erkek arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"

- "Oglum Ahmet suyu kaynat bu kari harbi *rospu!!!"



fıkranın devamı


Gunun birinde Istanbul'da sarisinin biri hayattan o kadar bezmis ki kendini bogazin soguk sularina birakarak hayatina son vermeye karar vermis.

Bogazici koprusunden gecerken arabasini durdurmus, bariyerlere cikmis ve titreyerek az sonra kendisini bu cekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka aglarken yanina genc ve yakisikli bir genc gelmis. Genc ona acimis ve sarisinin ellerini tutup "Bak, yasaman icin cok neden var. Yarin sabah gemim Amerika'ya gitmek uzere demir alacak. Eger istersen, seni de caktirmadan gemiye alip saklayabilirim. Sana hem yemek getiririm hem de sana cok iyi bakarim." demis. Sarisin bakmis kaybedecek bir sey yok; belki de Amerika'ya gidip yeni bir baslangic yaparim umuduyla denizcinin teklifini kabul etmis. O aksam denizci genc onu gemiye almis ve filikalardan birine saklamis. Her gece sarisina uc sandvic ve bir meyve getiriyormus, sonra da sabaha kadar sevisiyorlarmis. Bir kac gun sonra, kaptan rutin kontrolleri sirasinda sarisina rastlamis. Orada ne aradigini sormus. Sarisin da "Ben bu gemideki denizcilerden biriyle anlastim. O bana hergun yemek getiriyor ve Amerika'ya gitmemi sagliyor. Ben de onun benimle sevismesine izin veriyorum." demis. Kaptan, "Seninle sevistigi kesin kucuk hanim" demis, "Ama bu Kadikoy-Besiktas vapuru".



fıkranın devamı


Temel, issizlik ve parasizliktan bikkinlik geldigi bir sirada para kazanmak
icin cocuk kacirmaya karar verir ve kasabada gozune kestirdigi bir cocugu
kacirarak kasaba disindaki arazide bir agacin altina goturur.
Biraz soluklandiktan sonra cocuga
-"kagidin, kalemin var mi?" Diye sorar.
Cocuk:
-"Var" der.
Temel kagidi kalemi aldiktan sonra cocuga babasinin adini sorar.
Dursun oldugunu ogrenince fidye istemek icin mektup yazar ve
"Ula Dursun cocugun elimdedir. Yarin sabah saat 10'a kadar kasabanin disinda ki buyuk agacin kovuguna 10.000 dolar getirmezsen cocugunu olmus bil" der.
Sonra mektubu cocuga uzatarak
-"Bunu babana gotur. Sakin baskasina verme" diye tembihler.
Ertesi sabah 10'da agacin kovugunu kontrol eder ve bir paket bulur.
Actiginda icinde 10.000 dolar para ve bir not vardir.

-"Ula utanmimusun hemserinin usaguni kacirmaya"

fıkranın devamı


Bir Çinli, biri Zenci ve bizim Temel, ceplerindeki son paralari ile
aldiklari sarabi sirayla içerek Kansas caddelerinde ilerlerken bir
tabelaya rastlarlar:
Eleman Araniyor.
Zenci, tabelayi görünce heyecanlanir ve ise talip olmak üzere derhal dükkana girer.
Dükkandaki adam, kendisine is soran zenciye asagilayici bir bakis firlatir
ve onu dükkandan çikartirken: "Biz burada zencileri istemiyoruz!" diye bagirir.
Zenci dostunun basarisiz olmasi üzerine bu kez Çinli sansini denemeye karar
verir. Ancak sonuç hemen hemen aynidir: "Sarilara is yok, defol!"

Son olarak bizim Temel girer dükkana. Dükkan sahibi Temeli görünce
gülümser ve: "Tamam dostum, yarin saat yedide gel ve ise basla." diyerek
temelin omuzunu sivazlar.

Üç arkadas, sevinç içinde evlerine dönerler. Temel, sabah uyanmakta güçlük
çekecegi için Çinliden kendisini uyandirmasini rica eder ve heyecanla
uykuya dalar.
Zenci ve Çinli, irkçi dükkan sahibine bir oyun oynamaya karar verirler
ve Temel uyurken, yüzünü kömürle simsiyah yaparlar !
Ertesi sabah Çinli, Temeli tam zamaninda uyandirir ve ise yollar.
Dükkan sahibi karsisindaki siyah suratli adami görünce öfkeyle bagirir:

-"Defol burdan ! sana daha dün söyledim zencilere is yok diye !."

Üzüntüyle dükkandan ayrilan Temel, rastladigi bir aynada kendini
görünce sasirir ve söyle der:

-"Uyyyy ! aptal Çinliii, yanlus adami uyandirmus daaa!"

fıkranın devamı


Gunun birinde Istanbul'da sarisinin biri hayattan o kadar bezmis ki kendini bogazin soguk sularina birakarak hayatina son vermeye karar vermis.

Bogazici koprusunden gecerken arabasini durdurmus, bariyerlere cikmis ve titreyerek az sonra kendisini bu cekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka aglarken yanina genc ve yakisikli bir genc gelmis. Genc ona acimis ve sarisinin ellerini tutup "Bak, yasaman icin cok neden var. Yarin sabah gemim Amerika'ya gitmek uzere demir alacak. Eger istersen, seni de caktirmadan gemiye alip saklayabilirim. Sana hem yemek getiririm hem de sana cok iyi bakarim." demis. Sarisin bakmis kaybedecek bir sey yok; belki de Amerika'ya gidip yeni bir baslangic yaparim umuduyla denizcinin teklifini kabul etmis. O aksam denizci genc onu gemiye almis ve filikalardan birine saklamis. Her gece sarisina uc sandvic ve bir meyve getiriyormus, sonra da sabaha kadar sevisiyorlarmis. Bir kac gun sonra, kaptan rutin kontrolleri sirasinda sarisina rastlamis. Orada ne aradigini sormus. Sarisin da "Ben bu gemideki denizcilerden biriyle anlastim. O bana hergun yemek getiriyor ve Amerika'ya gitmemi sagliyor. Ben de onun benimle sevismesine izin veriyorum." demis. Kaptan, "Seninle sevistigi kesin kucuk hanim" demis, "Ama bu Kadikoy-Besiktas vapuru".

fıkranın devamı


Kadinin biri bir petshopa gider ve Bir papagan almak istiyorum der. Ahmet ismindeki petshop sahibi
- "Hanimefendi elimde bir tane papagan kaldi fakat bu papagan çok küfürbaz, almak istemezsiniz sanirim." Fakat bir papagan sahibi olmak isteyen kadin

- "Hayir ne olursa olsun almak istiyorum" der ve papagani alir. Evine geldiginde bir bakar ki gerçekten papagan kadini her eve geldiginde 'Hosgeldin or.spu' diyerek karsilar. Buna dayanamayan kadin papagani alir ve petshopa geri götürür.

- "Ahmet bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldigimde beni hosgeldin or.spu diyerek selamliyor ve ben buna dayanamiyorum. Papagani geri getirdim ve parami geri istiyorum."

Fakat o anda paraya ihtiyaci olan Ahmet bey:

- "Hanimefendi merak etmeyin. Siz bunu bana birakin ben terbiye edeyim siz yarin gelin alin. Kadin inanmayarak da olsa tamam der ve gider. Ahmet papagani alir ve bir çaydanlik su kaynatir."

- "Ne diyeceksin lan kadin eve geldiginde?" diye sorar papagana
- "Hosgeldin or.spu diycem." der papagan.

Bunun üstüne papaganin kafasini kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar. Papagan yine ayny yaniti verir. Bir olur iki olur ve papagan dayanamaz
- "Hosgeldiniz hanimefendi diycem" der.

Ertesi gün kadin gelir ve Ahmet bey kadina papagani terbiye ettigini söyler. Kadin bunu kontrol etmek istedigini söyler ve papagana sorular sormaya baslar.

- "Ben eve geldigimde bana ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz hanimefendi diycem" der papagan.

Kadin çok sasirir ama emin olmak için devam eder.

- "Peki yanimda bir kiz arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz hanimefendiler diycem"
- "Peki yanimda bir erkek arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz beyfendi diycem."
- "Peki yanimda 2 tane erkek arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"

- "Oglum Ahmet suyu kaynat bu kari harbi or.spu!!!"




fıkranın devamı


Seksenlik kari - koca saglik kontrolundan gecmek icin doktora gitmis gecenlerde. Doktor once beyefendiyi muayene etmis. iyi bulmus. O arada sormus:
- Seks hayatiniz nasil gidiyor...
Seksenlik ihtiyar hafifce icini cekmis;
- Birinci sefer gayet normal oluyor doktor bey, yalniz ikincide cok terliyorum...
Doktor saka mi yapiyor diye ihtiyarin suratina soyle bir bakmis. Adam cok ciddi. Daha sonra hanimefendiyi almis muayeneye... O da turp gibi. Hala meraklar icinde olan doktor bu defa hanimefendiye sormus:
- Esiniz birinci seferde bir anormallik olmadigini ancak ikinci seferde terledigini soyluyor, demis, gercekten boyle mi oluyor?
- Evet boyle oluyor ama ben bunda anormallik gormuyorum...
- Neden?
- Canim yilda zaten iki defa yatiyoruz... Birincisi ocakta ikincisi temmuzda... Temmuzda haliyle terliyor insan...

fıkranın devamı


Temel birgün dursunlara gitmis aksam olmus çok kötü yagmur yagiyormus
dursun:temel istersen bugün bizde kal çok yagmur yagiyor yarin gidersin. demiş.Temel tamam demis.Dursun temelin yatagini hazirlamaya gittiginde bir bakmis temel yok sonra birden kapi çalmis dursun kapiya bakmis karsisinda temeli görmüs saskinlik içinde nereye gitin temel diye sormus.Temelde pijamalarimi almaya gittim daa..demiş.

fıkranın devamı


Bir gün Nasrettin Hoca Otel'e gider.Sonra orda'ki
Adama der Ben bir oda istiyorum
Adam: Bir oda var ama hep karinca var icinde.
NH: Birsey olmaz.
Yarin sabah Adam gelir ve sorar karincalar nerde
diye.
NH: Birisini öldürdüm öbürkileri onun
Cenazesine gitti.



fıkranın devamı


Kadinin biri bir petshopa gider ve Bir papagan almak istiyorum der. Ahmet ismindeki petshop sahibi
- "Hanimefendi elimde bir tane papagan kaldi fakat bu papagan çok küfürbaz, almak istemezsiniz sanirim." Fakat bir papagan sahibi olmak isteyen kadin

- "Hayir ne olursa olsun almak istiyorum" der ve papagani alir. Evine geldiginde bir bakar ki gerçekten papagan kadini her eve geldiginde 'Hosgeldin or.spu' diyerek karsilar. Buna dayanamayan kadin papagani alir ve petshopa geri götürür.

- "Ahmet bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldigimde beni hosgeldin or.spu diyerek selamliyor ve ben buna dayanamiyorum. Papagani geri getirdim ve parami geri istiyorum."

Fakat o anda paraya ihtiyaci olan Ahmet bey:

- "Hanimefendi merak etmeyin. Siz bunu bana birakin ben terbiye edeyim siz yarin gelin alin. Kadin inanmayarak da olsa tamam der ve gider. Ahmet papagani alir ve bir çaydanlik su kaynatir."

- "Ne diyeceksin lan kadin eve geldiginde?" diye sorar papagana
- "Hosgeldin or.spu diycem." der papagan.

Bunun üstüne papaganin kafasini kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar. Papagan yine ayny yaniti verir. Bir olur iki olur ve papagan dayanamaz
- "Hosgeldiniz hanimefendi diycem" der.

Ertesi gün kadin gelir ve Ahmet bey kadina papagani terbiye ettigini söyler. Kadin bunu kontrol etmek istedigini söyler ve papagana sorular sormaya baslar.

- "Ben eve geldigimde bana ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz hanimefendi diycem" der papagan.

Kadin çok sasirir ama emin olmak için devam eder.

- "Peki yanimda bir kiz arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz hanimefendiler diycem"
- "Peki yanimda bir erkek arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hosgeldiniz beyfendi diycem."
- "Peki yanimda 2 tane erkek arkadasimi getirirsem ne diyeceksin?"

- "Oglum Ahmet suyu kaynat bu kari harbi or.spu!!!"

fıkranın devamı


Gunun birinde Istanbul'da sarisinin biri hayattan o kadar bezmis ki kendini bogazin soguk sularina birakarak hayatina son vermeye karar vermis.

Bogazici koprusunden gecerken arabasini durdurmus, bariyerlere cikmis ve titreyerek az sonra kendisini bu cekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka aglarken yanina genc ve yakisikli bir genc gelmis. Genc ona acimis ve sarisinin ellerini tutup "Bak, yasaman icin cok neden var. Yarin sabah gemim Amerika'ya gitmek uzere demir alacak. Eger istersen, seni de caktirmadan gemiye alip saklayabilirim. Sana hem yemek getiririm hem de sana cok iyi bakarim." demis. Sarisin bakmis kaybedecek bir sey yok; belki de Amerika'ya gidip yeni bir baslangic yaparim umuduyla denizcinin teklifini kabul etmis. O aksam denizci genc onu gemiye almis ve filikalardan birine saklamis. Her gece sarisina uc sandvic ve bir meyve getiriyormus, sonra da sabaha kadar sevisiyorlarmis. Bir kac gun sonra, kaptan rutin kontrolleri sirasinda sarisina rastlamis. Orada ne aradigini sormus. Sarisin da "Ben bu gemideki denizcilerden biriyle anlastim. O bana hergun yemek getiriyor ve Amerika'ya gitmemi sagliyor. Ben de onun benimle sevismesine izin veriyorum." demis. Kaptan, "Seninle sevistigi kesin kucuk hanim" demis, "Ama bu Kadikoy-Besiktas vapuru".

fıkranın devamı


Temel ile Dursun parasizliktan ne yapacaklarini sasirmislardir. Sonunda Dursun Temel'e:
Dursun
- Ula Temel hacen biz neden banka soymuyoruz? Kisa yoldan koseyi doneriz.
Temel:
- Ula hakkattende guzel fikir.
Neyse bunlar planlarini yaparlar. Artik her sey hazirdir. Bankayi soyarlar eve gelirler.
Dursun:
- Ula Temel sayalim mi ne kadar para var?
Temel paralara soyle bir bakar, cok para var en az 3 gunlerini alacak. Dursun'a:
Temel
- Ula Dursun bu kadar parayi saymak uzun surer biz en iyisi yarin bir gazete alalim orda yazar ne kadar para oldugu.

fıkranın devamı


Gunun birinde Istanbul'da sarisinin biri hayattan o kadar bezmis ki kendini bogazin soguk sularina birakarak hayatina son vermeye karar vermis.

Bogazici koprusunden gecerken arabasini durdurmus, bariyerlere cikmis ve titreyerek az sonra kendisini bu cekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka aglarken yanina genc ve yakisikli bir genc gelmis. Genc ona acimis ve sarisinin ellerini tutup "Bak, yasaman icin cok neden var. Yarin sabah gemim Amerika'ya gitmek uzere demir alacak. Eger istersen, seni de caktirmadan gemiye alip saklayabilirim. Sana hem yemek getiririm hem de sana cok iyi

Gunun birinde Istanbul'da sarisinin biri hayattan o kadar bezmis ki kendini bogazin soguk sularina birakarak hayatina son vermeye karar vermis.

Bogazici koprusunden gecerken arabasini durdurmus, bariyerlere cikmis ve titreyerek az sonra kendisini bu cekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka aglarken yanina genc ve yakisikli bir genc gelmis. Genc ona acimis ve sarisinin ellerini tutup "Bak, yasaman icin cok neden var. Yarin sabah gemim Amerika'ya gitmek uzere demir alacak. Eger istersen, seni de caktirmadan gemiye alip saklayabilirim. Sana hem yemek getiririm hem de sana cok iyi bakarim." demis. Sarisin bakmis kaybedecek bir sey yok; belki de Amerika'ya gidip yeni bir baslangic yaparim umuduyla denizcinin teklifini kabul etmis. O aksam denizci genc onu gemiye almis ve filikalardan birine saklamis. Her gece sarisina uc sandvic ve bir meyve getiriyormus, sonra da sabaha kadar sevisiyorlarmis. Bir kac gun sonra, kaptan rutin kontrolleri sirasinda sarisina rastlamis. Orada ne aradigini sormus. Sarisin da "Ben bu gemideki denizcilerden biriyle anlastim. O bana hergun yemek getiriyor ve Amerika'ya gitmemi sagliyor. Ben de onun benimle sevismesine izin veriyorum." demis. Kaptan, "Seninle sevistigi kesin kucuk hanim" demis, "Ama bu Kadikoy-Besiktas vapuru".

fıkranın devamı


Bir gün 75 yasinda bir ihtiyar sperm testi yaptirmak için doktora gider. Doktor
adama bir kavanoz verir ve :
- Bunu doldurup yarin bana getirin, der.
Ertesi gün ihtiyar kavanozu getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar, bos
oldugunu görür ve sebebini sorar. Ihtiyar anlatmaya baslar :
- Doktor bey, dün gece sag elimle denedim olmadi, sol elimle denedim gene
olmadi. Karimi çagirdim, o da sag ve sol elleriyle denedi, agziyla denedi önce
disini çikararak sonra disini takarak denedi gene olmadi. Baktik olacak gibi degil
komsunun karisini çagirdik o da iki eli ve agziyla denedi gene olmadi, deyince
doktor kendini tutamadi ve :
- Naaptiniz, komsunun karisini da mi çagirdiniz?
Ihtiyar yanitladi :
- Napalim, açamadik su lanet kavanozu bir türlü...

fıkranın devamı


Temel ile Dursun balik avlamaya çikmislar. Birinci gün hiç balik yakalayamamis-
lar, ikinci gün de hiç balik yakalayamamislar, üçüncü gün bir kova balik
yakalamislar... Bunun üzerine Temel Dursun a :
- Dursun bu yeri iyi belle, yarin da buraya geliriz...
Kiyiya vardiklari zaman Temel Dursun a tekrar sormus :
- Dursun yeri iyi belledin mi?
- Evet...
- Ne yaptin?
- Kayigin ucuna çarpi koydum.
- Ulan salak yarin bu kayigi kiralayacagimizi nereden biliyorsun?..

fıkranın devamı


Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis:
-"Baba, meraba. Ben Lale...."
-"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."
-"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."
-"Hayirdir? Bi sorun mu var?...
Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir:
-"N'ooldu kizim? Anlatsana..."
-"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."
-"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..."
-"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim."
-"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye, hemen bosanin..."
-"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...."
-"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
-"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini."
-"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..."
-"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..."
Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:
-"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."
-"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya...."
Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inleyerek konusmaktadir:
-" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..."
-"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..."
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir:
-"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...."
-"O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..."
-"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..."
-"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..."
Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir.
-"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver bakiyim..."
-" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yaninda..."
-"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...."
-"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..."
Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar:
-"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi söylemek için aramistim..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:
-"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil, tatli canin sagolsun senin...."

fıkranın devamı


Japonya'da bir çocuk 10 yaslarindayken bir

trafik kazasi

geçirmis ve sol kolunu kaybetmis. Oysa çocugun

büyük bir ideali

varmis . Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak

istiyormus. Sol kolunu

kaybetmekle birlikte, bu hayali de yikilan

çocugunun büyük bir

depresyona girdigini gören babasi, Japonya'nin

ünlü bir Judo

ustasina gidip yapilacak bir seyin olup olmadigini

sormus..

Hoca:

-Getir çocugu ..bir bakalim, demis.

Ertesi gün baba-ogul varmislar hocanin yanina..

Hoca çocugu süzmüs ve

-Tamam demis..yarin esyalarini getir,

çalismalara basliyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir

hareketgöstermis ve

bu

hareketi çalis demis.

Çocuk bir hafta ayni hareketi çalismis..

Sonrahocasinin yanina

gitmis. "Bu hareketi ögrendim baska hareket

göstermeyecek misiniz?"

diye

sormus.Hocanin cevabi:

Çalismaya devam et olmus...

2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir

yilinidoldurmus..

Çocuk

bu bir yil boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamis.

.Hocanin yanina

tekrar

gitmis:

-Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana

baska hareket

göstermeyecek misiniz?

-Sen ayni hareketi çalis oglum . Zamani gelince

yeni harekete

geçeriz..

2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10.yilini doldurmus.

.Bir gün hocasi yanina gelip. .."Hazir ol ! "

demis.. "Seni

büyük

turnuvaya yazdirdim. Yarin maça

çikacaksin!"..Delikanli sok olmus..

Hem

sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.

..Ünlü

judocularin

katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi

düsünmüs ; ama

hocasina

saygisindan ses çikarmamis. ..

Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina

çikmis. Rakibine

bildigi tek hareketi yapmis ve kazanmis.

Derken.. ikinci

üçüncü

maç....çeyrek, yari final ve final...Finalde

delikanlinin karsisina

ülkenin son on yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis.

.Tam bir üstat

delikanli

dayanamayip hocasini yanina kosmus..

-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama

rakibime bir bakin

hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim tekbir

hareket var..bu

kadar

bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim izin

verin turnuvadan

çekileyim..

-Olmaz demis hocasi. Kendine güven,çik dövüs.

Yenilirsen de

namusunla yenil.

Çaresiz çikmis müsabakaya. Maç

baslamis.Delikanli yine bildigi

o

tek hareketi yapmis ve tak.!Yenmis rakibini sampiyon

olmus. Kupayi

aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus:

-Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve

bildigim tek

bir hareket var. Nasil oldu da ben kazandim.?

-Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun. O

kadar çok

çalistin ki , artik yeryüzünde o hareketi senden

daha iyi yapan hiç

kimse yok.

Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karsi

hareketi vardir.

Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutmasi

gerekir.!

Bunu anlatan dostumuz bir de sunu ekledi:

İnsanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en

güçlü

taraflari olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik

kafalarinda

olmasin..

fıkranın devamı


Temel Fadime'yi aramis.
- Fadime ev bos yarin bize gel, demis.
Ertesi gün Fadime Temel'in evine gidip kapiyi çalmis kimse yok.

fıkranın devamı


Bir gece hoca karisi ile konusurken söyle demis :
“Yarin hava yagmurlu olursa oduna, açik olursa tarlaya gidecegim.”
Karisi çikismis :
“Efendi insallah de!”
Hoca hiddetlenmis :
“Niçin insallah diyeyim hatun? Iki isten biri mutlaka olacak, ya o, ya bu!”

Ertesi gün hava yagmurlu oldugu için ormana gitmek üzere sabahleyin erkenden evden çikmis, biraz gittikten sonra yolda bir sipahiye rast gelmis. Atin üzerindeki sipahi seslenmis Hoca ‘ya :
“Bana bak baba! Filan köye nerden gidilir?”
Hoca da ilgisiz bir tavirla cevap vermis :
“Bilmem!”

Sipahi yoluna devam etmek isteyen Hoca ‘yi birakmamis ve kamçiyla birkaç defa siddetle vurduktan sonra bagirmis :
“Seni gidi hain herif seni! Bilmezsin ha! Çabuk düs önüme! Sen beni ta o köye kadar götüreceksin!”

Hoca bu emri yerine getirmezse basina neler gelecegini düsünerek sipahinin önüne düsmüs ve hayli uzakta bulunan köye kadar götürmüs. Fakat vakitte bir hayli geç oldugu için artik ormana gidememis, dogruca evine gelmis. Kapiyi çalinca karisi içerden seslenmis :
“Kim o ?”
Hoca da suçlu suçlu karsilik vermis :
“Insallah benim hatun, aç kapiyi!”

fıkranın devamı


Sarisinin biri, Istanbul'da bir galeride yeni otomobillere bakiyordu. Bir spor arabanin önünde durdu:
-Çok hizli gider mi bu?, diye sordu saticiya...
-Hizlidir... Bu araba sizin olsun simdi, yarin saat 3'te Kars'ta olabilirsiniz... Almak ister misiniz?
-Biraz düsüniim, dedi sarisin ve evine gitti...
Ertesi gün galeriye geri döndü:
- Arabayi istemiyorum. Bütün gece uyumadim ve yarin sabah saat 3'te Kars'ta olmak için bi sebep aradim, ama bulamadim.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama