Muzip bir dostu, bir gün Hoca’ya :- “Şu avucumun içindekini bil, sana bir kayganalık vereyim” demiş.- ̶...
fıkranın devamı
Komşusu, Nasreddin Hoca’ya sormuş :- “Hocam, neydi sizin evdeki gürültü? Dün gece evinizin önünden geçerken paldı...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca Konya’da akşam namazından çıkmış, yatsıya kadar biraz çarşıda gezinmek istemiş. Tanımadığı kellifelli bi...
fıkranın devamı
Bir babanın oğluna vasiyeti.
VASİYETİMDİR;
Örnek Alma çiçek çiçek dolaşan arıyı
Sonra Pilin erken biter *ikemezsin karıyı
Mutlu edersen gerdek gecesi taze gelini
Minnetle öpecektir her sevişmede elini
Olmuşu dururken yeme meyvanın hamını
Helali varken *ikme namahremin amını
Yemeklere tat verir bir kaşık salça
Erkeği baştan çıkarır yuvarlak kalça
Elinden düşmez tası tarağı kadının
Baş tacı eder,yeterki iyi çalışsın *rağın
Ormana hayat verir diktiğin çam
Ömrüne ömür katar *iktiğin *m
Kırışık pantolonu düzeltir ütü
*arağı dimdik eder kadının *ötü
Kadının her yanı misler gibi kokmalı
*arrağı götten önce sulanmış *ma sokmalı
Pencereni açık koyma merdiven dayarlar
*mını sokağa bırakma yakalayıp koyarlar
Yatağa girmeden önce kadını bi güzel yıka
Onu mest etmek istiyorsan 3 deliğide tıka
ArAma her *mcıkta var mı diye bir pire
Sonra talim edersin yıllarca otuzbire
Kadının vücudu tatlıdır benzer kovanda bala
Aklın varsa her noktayı bir güzel yala
Bilki dokuz nefsi vardır yataktaki kancığın
Hepsini doyuramazsan gider yataktaki *mcığın
Önemli olan senin değil kadının istediği andır
Dünyadaki en tatlı şey iki bacak arasındaki *mdır
Mala mülke güvenme ona her avrat gelir
Sana ayda yılda, dostuna hergün verir
Geleceğinle bol keseden harcama belini
Sonra kullanmak zorunda kalırsın elini
Bozulsada arada sırada evinin dirlik düzeni
Kadın aldatmaz kendini iyi *ikeni
Her kurşun önüne atma torban darıyı
Sonra başkası *iker elindeki karıyı
Kırkından sonra sanma kendini zampara
*mcık şöyle dursun bu günlerde göt bile para
Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır
Kadını kadın yapan götü değil önündeki *mdır
Üzüm üzüme baka baka kararır
Kadın ****** yemezse susuz kalır sararır
Pili tükenmiş erkek erken uykuya dalar
******sız kalan amcığı evin köpeği yalar
Olsada başında oyalı yazma
Yatağa girince kadına az gelir kazma
Sahip çık gece gündüz bağ bahçe bağına
Yoksa acımadan koyarlar o güzelim *mına
Şehvetli kadını memesi herzaman diktir
Arzuzusu ve isteği bilki herzaman *iktir
Sen sen ol her karıyı koynuna alma
*mını *ikmeden götüne yakın olma
Kadını acele etmeden usul usul soymalı
*mına hemen değil gıdım gıdım koymalı
Yırtığı söküğü sağlam iplikle dik
Mutlu olmak istiyorsan kadını iyi *ik
fıkranın devamı
uzaylılar dünyayı istila etmiş ne bulsalar lazer silahıyla patlatıyolar arabalar evler hersey yerle bir derken bir benzin istasyonuna yaklaşmışlar benzinligin pompasıda eski sistem benzin hortumunun fazlası pompanın etrafına dolanır daha sonra tabancası yandaki yuvasına yerleştirilir neyse uzaylının biri tam ateş ederken arkadaki tecrübeli uzaylı
-dur yapma...!
demeye kalmadan benzinlik patlıyor her biri bir yana sacılmış baygın vaziyet te ayılan basmıs saatine ışınlamış kendini uzay mekiğine daha sonra ateş eden sormus nerden bildin oranın bu kadar tehlikeli oldugunu diye digeride demiş ki
-kainatın neresin de olursan ol bir yaratık penisini iki defa beline dolayıp kulagına sokuyorsa ona sakın ilişme çok tehlikelidir
fıkranın devamı
Tavşan kafasına koymuş tilkiyi s*kecek.
Tilkinin yuvasına gidip yavrularına "ananızı s*kecem ananızı s*kecem diyormuş
yavrularıda "lan tavşan s*ktir git akıllı ol seni severiz" demişler ama tavşan aklına koymuş tilkiyi s*kecek bu böyle 3 5 gün devam etmiş en son yavrular analarına söylemiş tavşan önde tilki arkada kovalamaca başlamış tavşan tam kendisinin girebileceği bi ağaç kovuğu bulmuş tavşan girmiş ama tilki vucudunun yarısı girdikten sonra sıkışmış öbür taraftan tavşan elleri g*tünde eeeeeee demiş tilki kardeş koştuk koştuk yoruldulduk bebelerede söz verdik....
fıkranın devamı
Nam-ı Kemal çok zengin bir dul hanımın davetlisi olarak malikanesine gider. Kapıda onu karşılayan uşağa paltosunu şapkasını verir ve diğer davetlilerle birlikte geniş yuvarlak bir masaya otururlar. Herkes bir soru sorar yanıtlar verilirken sıra Nam-ı Kemale gelir ve sorar:
-Elim pantolonumun cebinde, pantolonumun cebi delik, elimde ne tutuyorum acaba? Herkes utanmış, evin sahibi bayan kızmış ve böyle ayıp sorular soramazsınız deyip uşağa seslenmiş:
-Beyefendinin paltosunu şapkasını ver derhal evi terketsin.
Nam-ı Kemal "durun yahu demiş elim cebimde,cebim delik elimde işte bu var" diye anahtarı gösterince herkes kahkaha ile gülmüş.
aradan uzun bir zaman geçmiş bizimki sıkılmaya başlamış gitmek istiyor.
soru sırası yine ona gelince aynı soruyu sormuş.herkes gülerek "anahtar"demiş. Nam-ı Kemal:
-Bilemediniz deyip,uşağa seslenmiş "oğlum getir benim şapkamı paltomu"
fıkranın devamı
Hayvanat bahçesinin sakinleri arasında yer alan maymun, herkesi canından bezdirmişti. Çünkü çok azgındı ve bahçedeki tüm hayvanları elden geçirmişti. Günlerden bir gün hayvanat bahçesine zürefa geldi. Maymun durur mu? Başladı onu da becermeye. Ama artık diğer hayvanlara dokunamıyor ve bitap bir şekilde yuvasına gidiyordu. Diğer hayvanlar merakla "Maymun kardeş, ne bu halin" diye. Maymunun cevabı net:
-Sormayın, in aşağı *ik, çık yukarı öp, zor oluyor...
fıkranın devamı
Bir gün köyün birinde öLüm döşeğinde oLan yaşLı bir çiftçi warmış.Bu çiftçinin 3 tane de oğLu warmış.Fakat bu 3 oğLuda birbirinden akıLLıymış.Bu yüzden çiftçi mirasını bu 3 oğLu arasında payLaştıramıyormuş.Hangi birine ne kadar maL wereceğini biLemiyormuş.Bu yüzden her şeyi köyün kadı'sına anLatmış.Sonrada oğuLLarına kendisi öLünce mirası gidip kadı'dan aLmaLarını söyLemiş ve bundan 2 gün sonra öLmüş.OğuLLarı da mirasLarını aLmak için düşmüşLer yoLa.
YoLda giderken bir adama rastLamışLar.Adam iLk önce en küçük kardeşe sormuş:
-şeyy... Benim devem kayboLdu da onu gördün mü ?
En küçük kardeşte cevap wermiş:
-Bi gözü körmüydü?
Adam da ewet deyince , en küçük kardeş:
-hayır görmedim , demiş.
Adam şaşırmış ve kızmış.Sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
Ortanca kardeşte:
-Bi ayağı topaL mıydı?
Adam da ewet deyince , ortanca kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
Adam iyice sinirLenmiş.Ve en büyük kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
En büyük kardeşte:
-Kuyruğu kesikmiydi?
Adam da ewet deyince en büyük kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
İyice sinirLenen adam bunun üzerine:
-Sizi kadıya şikayet edicem , demiş.
Ve hep birLikte kadıya wardıkLarında adam kadıyı derdini anLatmış.Bunu duyan kadı da en küçük kardeşe sormuş:
-Sen devenin bi gözünün kör oLduğunu söyLüyorsun ve görmediğini iddia ediyorsun , peki gözünün kör oLduğunu nasıL biLdin?
En küçük kardeş:
-Kör oLduğunu anLadım,çünkü yoLdaki otLarın bi tarafını otLamış , bi tarafını otLamamış.Eğer bi gözü kör oLmasaydı her iki tarafıda otLardı , demiş.
Kadı sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Peki sen bi ayağının topaL oLduğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Çünkü yoLdaki ayak izLerinde 3 ayağın izi wardı.Eğer bi ayağı topaL oLmasaydı 4 ayak izi oLurdu , demiş.
Kadı en büyük kardeşe dönmüş , ve:
-Peki sen kuyruğunun kesik oLduğunu nasıL anLadın?
En büyük kardeşte:
-Çünkü yoLdaki devenin tezekLeri dağıLmış , her yere sıçramış bi şekiLdeydi. Eğer kuyruğu kesik oLmasaydı yuvarLak oLurdu , demiş.
Bunu duyan kadı kardeşLerin üçünün de gerçekten çok akıLLı oLduğunu anLamış ve onLarı akşam yemeğine davet etmiş.Amacı yemeğin ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmak ve kapıdan onLarın konuşmaLarını dinLemekmiş.Akşam oLmuş ve kardeşLer sofraya oturmuş.Kadının karısı çok güzeL kuzu çevirme yapmış yemek oLarak ve ayriyetten şarapta warmış.Kadı da yemeğin tam ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmış.Ve geçmiş kapının arkasına , başLamış dinLemeye.KardeşLer araLarında konuşuyorLarmış.
En küçük:
-Kuzu çok güzeL ama keşke yaşarken köpek emzirmeseydi , demiş.
Ortanca:
-Şarap çok güzeL ama keşke öLüm kokmasaydı , demiş.
En büyük:
-Kadı çok iyi adam ama keşke kötü yoLa düşüp , or.spu oLmasaydı , demiş.
Bunu duyan kadı yarın hemen şarabı aLdığı içkiciye gidip sormuş:
-Bu şarap niye öLüm kokuyor ? demiş.
İçkici de:
-Kadı bey biLmiyor musunuz bu köydeki en iyi şarapLar mezarLıktaki üzüm ağaçLarından yapıLır , demiş.
Kadı sonra kuzuyu aLdığı kasaba gitmiş ve sormuş:
-Bu kuzu köprkmi emzirdi? demiş.
Kasapta:
-Ya kadı bey , küçük yavrucağın anası öLdü bizde o da öLmesin diye kuzuya emzirdik işte , faLan fiLan demiş.
Kadı sonra annesine gidip:
-Anne ben küçükken or.spuLuk mu yaptım? demiş.
Annesi de:
-Ya işte paramız faLan yoktu , bizde karnımızı doyurmak,hayatta kaLabiLmek için seni başkaLarına sattık , demiş.
Bütün bunLarı duyan kadı ertesi gün kardeşLeri yine yanına çağırmış.Ve hepsine teker teker sormaya başLamış.
En küçüğüne:
-Sen bu kuzunun köpek emzirdiğini nerden biLdin?
En küçük kardeşte:
-Kadı bey , eğer bu kuzu köpek emzirmiş oLmasaydı , soL memesinin yanı şiş oLmazdı.Yani köpeğn dişLeri batmazdı ve burada bir beze oLmazdı , demiş.
Sonra ortanca kardeşe:
-Peki sen bu şarabın öLüm koktuğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Kadı bey, biLmiyormusunuz bu köydeki en iyi şarap mezarLıktaki üzüm asmaLarından yapıLır , demiş.
Kadı son oLarakta en büyük kardeşe:
-uLan peki sen benim bi or.spu oLduğumu nasıL anLadın ? demiş.
En büyük kardeşte cevap wermiş:
-EĞER SİZ Bİ OR.SPU OLMASAYDINIZ GİRİŞTEKİ KAPINIZDA fenerbahçe BAYRAĞI OLMAZDI , demiş.
fıkranın devamı
Temel İle dursun 5 İla 10 yıl arasında Amerika'da yaşarlar ve orada kürkü çok pahalı bir sincap çeşidi bulurlar. Türkiye'ye gelirken bundan getirip, üretip, çok zengin olmayı tasarlarlar. Dursun sincabı sırt çantasına koyar ve havaalanından içeri sokar. Temel de hemen arkasından havaalanına gelir ve uçağa binerler.
Bir süre sonra dursun uyur kucağında bulunan çanta yere düşer ve sincap çantadan dışarı çıkar. Hemen Temelin kucağına gelir onunla oynar ve sonra Temel sincabi öldürür.
Dursun uyanıp sincabı ölmüş görünce hemen temele sinirle sorar
-ne oldi buna?
Temel cevaplamaya başlar;
- sincap çantadan çıktı kucağıma geldi oradan pantolonuma girdi aleti yakaladı bir sağa salladı bir sola salladı kaldırdı üzerine çıktı İndi çıktı İndi çıktı sesimi çıkarmadım. Sonra biraz aşağı indi taşakları buldu oynadı ,tokuşturdu ceviz zannetti oynadı ellemedim.Biraz daha aşağıya indi deliği buldu yuva zannetti galiba girdi çıktı girdi çıktı yine ellemedim,ama ne zaman cevizleri yuvaya taşımaya kalktı işte o zaman öldürdim oni
fıkranın devamı
Karısının sözünden hiçbir şekilde çıkmayan bir iş adamı varmış. Bu adam bir gün iş için Japonya'ya uçacakmış ki karısı ondan gelirken bir sincap getirmesini istemiş. Adam tamam karıcım diyerek Japonyaya uçmuş. İşlerini bitirdikten sonra karısının isteği üzerine bir sincap almış ve havaalanına gitmiş. Kapıda uçağa hayvanların bindirilemeyeceğine ilişkin bir yazı görmüş ve WC'ye gitmiş. Sincabı donunun içine koymuş. Uçağa binmiş. Uçak havalandıktan bir süre sonra adam bi "Ah" çekmiş. Yanında oturan adam
-"Beyfendi noldu bişeyiniz mi var?" demiş. Adam yok bişey diyerek geçiştirmiş... 1 saat kadar sonra bir kez daha "Ah" çeker. Bu sefer bütün yolcular sorar;
-"Beyfendi noldu bişeyiniz mi?" var diye. Adam yine yok bişey diyerek geçiştirir. Kısa bir süre sonra yeniden "Ah" çeker ve hosteslerden biri gelip
-Beyfendi ne oldu bişeyiniz mi var der. Adam yine yok bişey der. Uçak artık Türkiyeye inmek üzeredir; bizim ki öyle bir "AH" çeker ki pilotlar bile gelip nasıl olduğunu sorarlar adam
-"Yok bişey siz sadece uçağı yere indirin yeter!" der. Uçak iner ve bizim ki hemen WC'ye gider sincabı çıkarır ve başlar onunla konuşmaya:
-"A.... kodumun sincabı, s.k.mizi dal sandın sallandın bişey demedik, g.tümüzü yuva sandın girdin çıktın birşey demedik, ...aşşaklarımızı ceviz sandın birbirine vurup kırmaya çalıştın bişey demedik, be or.spu evladı o cevizleri o yuvaya sokmanın ne anlamı vardı?"
fıkranın devamı
Bir kadinin 3 tane kiz cocugu vardir. Tesadufen ucune de ayni
zamanda talip cikar. Tek bir dugunle ucu de evlenir ve yuvadan ucarlar...
Kizlarin hepsi farkli sehirlere gitmislerdir. Anneleri el bebek gul bebek buyuttugu
kizlarinin evlilik yasamlarini; ancak ozellikle ask hayatlarini merak
etmektedir. Fakat kizlari yatak olaylarini acik acik anlatmaktan
cekindikleri icin bir yontem gelistirirler. Kizlar annelerini o gunku
Hurriyet gazetesinde cikan gazete ilanlarina atifta bulunarak, ask
hayatlari hakkinda, e-mail yoluyla bilgi vereceklerdir.
Evliligin birinci haftasinda buyuk kizdan mesaj gelir; Mesajda
RUFFLES yazmaktadir. Kadin merakla hurriyet gazetesini alir ve ilana bakar
"RUFFLES, HEM EGLENCELI, HEM DOYURUCU"
Kadin cok mutlu olur ve yeniden mesaj beklemeye baslar.
Bir sure sonra ikinci kizindan mesaj gelir. Mesaj da "MAXWELL COFFEE" yazmaktadir.
Hemen gazeteyi alir ve ilana bakar.
"MAXWELL... HER DAMLADA BUYUK ZEVK"
Kadin yine cok mutlu olur.Bu kez kucuk kizindan mesaj
beklemeye baslar. Uzun sure mesaj gelmez kadin tedirgin olur ama yine de
bekler. En sonunda kucuk kizindan da mesaj gelir. "TURKISH AIRLINES"
Kadin merak ve heyecanla gazeteyi eline alir ve ilani okuduktan sonra dusup
bayilir.
"TURKISH AIRLINES, HAFTA DA YEDI GUN, GUNDE 3 SEFER... USTELIK HER TARAFA"
fıkranın devamı
Birgün temel arabayla yuvarkak bir yerde dönüp duruyormuş dursun bağırarak sormuş temel sürekli neden dönüyorsun ula demiş temel sinyal takıldı ondan dönüyorum demiş...
fıkranın devamı
Kırlangıç ile serçe dost olmuşlar. Birlikte gezip dolaşmaya başlamışlar. Diğer kırlangıçlar önceleri bu duruma ses çıkarmamışlar.Fakat kırlangıç serçeyi yuvasına getirmeye başlayınca işler değişmiş.
Kırlangıcın yuvası ahşap, boş bir evin saçak altındaymış ve burada pek çok kırlangıç yuvası varmış. Serçenin gelip gitmesi, kırlangıçları rahatsız etmiş.
Kırlangıçlar toplanıp bir sözcü seçmişler. Sözcü uygun bir zamanda kırlangıca konuyu açmış ve serçeyi yuvasına getirmemesini söylemiş.
Kırlangıç biraz direttiyse de sonunda genel isteğe boyun eğmek zorunda kalmış.
Bir gece serçe yuvasında uyurken aniden uyanmış. Dalları arasına yuva kurduğu ağaç sallanıyormuş. Uçup çevreyi şöyle bir kolaçan etmiş. O zaman bunun bir yer sarsıntısı olduğunu anlamış.
Aklına dostu kırlangıç gelmiş. Kırlangıcın yuvasına gitmiş, onu uyandırmış.
Kırlangıca diğer kırlangıçları uyandırmasını, ahşap evin sarsıntıdan yıkılabileceğini söylemiş.
Kırlangıç söyleneni yapmış. Son kırlangıç da kaçınca ahşap ev yıkılmış.
Daha sonra kırlangıçlar başka bir evin saçak altına yeni yuvalar yapmışlar ve yaşamlarını borçlu oldukları dost serçenin kırlangıcın yuvasına gelip gitmesine karşı çıkmamışlar.
fıkranın devamı
Genç ve güzel sekreter son günlerde iyice açik saçik giyinmeye baslamis.
Özellikle yürüdügü zaman ortaya çikan görüntü genç patronun aklini çelecek
duruma gelmis. Birgün yine bu ortam olusunca, patron kapiyi kilitlemis ve
sekretere karsisindaki koltuga oturmasini söylemis. Sekreter koltuga öyle bir
oturmus ki, genç patronun gözleri yuvasindan oynamis. Sekreterin dizlerine
ellerini koyarak sormus :
- Bu satilik mi?
Sekreter tokati indirmis ve buz gibi öfke dolu bir sesle:
- Elbette hayir. Siz beni ne saniyorsunuz?
Patron hiç istifini bozmamis :
- Eger satmayi düsünmüyorsan reklamini da yapma..
fıkranın devamı
Evleneli 15-20 sene geçmişti..Kadın bahçede eğilmiş fide ekerken kenardan izleyen kocası "Hanım hanım"diye seslendi."Ne kadar şişmanladığının farkındamısın ?İddiaya girerim ,popon şu bahçe ızgarasının altındaki mavi gaz tüpünden aşağı kalmıyor..."
Seslenmekle de kalmadı .İçerden mezurayı getirdi.Önce tüpü sonra karısının poposunu ölçtü.."Bak" dedi..."İkisi de nerdeyse aynı" Kadın sesini çıkarmadı . Bütün gün de somurttu oturdu.
Gece yatağa girdiklerinde adam kıkırdadı.
"Ne dersin bir sevişmeye.."
Kadın sırtını döndü kocasına,yatağın öbür ucuna yuvarlanırken ve de mırıldandı:
"Manyak mısın sen..Ufacık bir sosis için koca ızgara yakılır mı?..."
fıkranın devamı
Adam 80 yasina gelmis olan babasini huzurevine birakir. Bir hafta sonra da gidip ziyaret eder.
Halini, hatirini sorar:
"Nasilsin, baba? Iyi bakiyorlar mi sana burada? Bir seye ihtiyacin var mi?"
"Oglum, bu huzurevi cok guzel. Bana burada cok iyi bakiyorlar, her aksam yatmadan once bir bardak sutlu kakao bir de viagra veriyorlar. Allah razi olsun, cok memnunum, hic bir seye ihtiyacim yok." der babasi.
Ziyaret sonunda adam hemen hemsireyi bulur.
"Hemsire hanim" der, "Babam birseyler anlatiyor. Yatarken bir bardak sutlu kakao bir de viagra veriyormussunuz, dogru mu?"
"Dogru" der hemsire. "Doktor beyin talimati.Sutlu kakao cabucak uyutuyor, viagra da yuvarlanip yataktan dusmesine engel oluyor"
fıkranın devamı
Nasrettin Hoca bir gün komşusunun bahçesine girer.Bahçedeki armutları görünce dayanamaz.Bir tane yer,dayanamaz bir daha,bir daha derken armut ağacına çıkıverir.Başlar yemeye.Tam bu sırada bahçenin sahibi çıkagelir.
Hoca şaşkınlıkla başlar bülbül gibi ötmeye.
Bahçenin sahibi şaşkın şaşkın Hocanın olduğu ağacınyanına varıp,
---Ne yapıyorsun burada diye bağırır.
Hoca sakince cevap verir.
---Ben bülbülüm,yuvam da burada,der.
Tekrar cırlak sesiyle ötmeye başlar.
Bahçe sahibi öfkeyle
---Bülbül böylemi öter be adam diye bağırınca,
Hoca
---ben acemi bülbülüm.Ancak bu kadar ötüyorum,der.
fıkranın devamı
Günlerdir Karadeniz radyolarında yerel televizyonlarında şu anons yapılmaktadır:
"Dikkat!Dikkat! Türk Hava Kuvvetleri uzaylılarla temasa geçmiştir
ve edinilen bilgilere göre uzay araçları karadeniz bölgesi
civarlarında dolaşmaktadır. Eğer herhangi bir uzaylıyla
karşılaşırsanız sakın telaşlanmayın uzaylılar kesinlikle zararsızdır.
Bu durumda mutlaka iletişim kurmaya çalışın fakat uzaylılar dilimizi
yeni öğrendikleri için kelimelri yuvarlamadan tane tane konuşun ki
anlaşabilesiniz"
Bu anonsu kahvedeki arkadaşlarıyla birlikte dikkatle dinleyen temel
herkes gibi epey heyecanlanmıştır. Artık akşama kadar kahvedeki bütün muhabbet uzaylılar üzerine dönmüştür.
Kahveden çıkıp evin yolunu tutan temel aklı uzaylılarda biraz da telaşlıdır ve eve geç kalmıştır. Temel biraz ilerde bir yol ayrımına gelir; önünde biri kalabalık ve uzun diğeri biraz karanlık fakat kestirme bir yol vardır
bi anlık tereddütten sonra eve geç kalmış olmanın verdiği telaşla
karanlık olan yolu seçer Korku içinde ilerlerken bi de ne görsün,
biraz ilerideki çalının içinde garip bir çift göz görür
"hah tamamdur işte bir uzaylı cöriyrum" der kendi kendine
hemen aklına yapılan anonslar gelir ve çalıya doğru yaklaşıp
tane tane :
"benum
adum
temel
napiysun " der
Karşı taraftan cevap gelmez
"benum
adum
temel
napiysun " der yine
Fakat yine cevap alamaz
Bu sefer daha dikkatli ve elinden geldiğince anlaşılır ve yavaş bir şekilde tekrar dener
"benum
adum
temel
napiysun "
Bu sefer cevap gelir:
"Benum
adum
dursun
s*çeyrum"
fıkranın devamı
Kadınların gidip kendilerine erkek (koca) secebilecekleri bir erkek dukkanı (magazası) acılmıstır. Magaza 5 katlıdır ve her kat cıkıldıkca, erkeklerin nitelikleri de yukselmektedir.
Magazada sadece tek bir kural gecerlidir: herhangi bir katın kapısından iceri giren kadın, o kattan alıs-veris etmek zorundadır ve eger bir ust kata cıkmak isterse, tekrar asagı katlara inemez.
Bir gun bir grup kız arkadas, kendilerine erkek secmek icin magazaya gider.
Ve....
1. KAT: Kapıda sunlar yazılıdır: "Bu kattaki erkeklerin calısacak bir isleri var ve cocukları da severler". Kızlar yazılanları okur ve soyle derler: "Eh, hic yoktan iyidir ama bir de ust kata bakalım".
2. KAT: kapıda yazılanlar: "Buradaki erkeklerin iyi bir isleri var, cocukları severler ve son derece yakısıklıdırlar." Kızlar: "Hmmm, hic fena degil ama acaba bir ust katta ne var ?"
3. KAT : "Buradaki erkeklerin cok iyi birer isleri var, cocukları severler, son derece yakısıklıdırlar ve ev islerine de yardım ederler". Kızlar: "Aman
Tanrım, cok etkileyici ama yukarıda baska katlar da var."
4. KAT : "Buradaki erkeklerin isleri cok iyi, cocukları cok severler, gayet yakısıklı olup, ev islerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler". Kızlar cıglık atmaya baslarlar: "Inanılmaz, bir ust katta bizi neyin bekledigini bir dusunun!" Ve bir kat daha cıkarlar...
5. KAT: sunlar yazmaktadır: "Bu kat bostur ve sadece, kadınları memnun etmenin mumkun olmadıgını kanıtlamak icin konmustur. Cıkıs soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız.
fıkranın devamı
Kırlangıç ile serçe dost olmuşlar. Birlikte gezip dolaşmaya başlamışlar. Diğer kırlangıçlar önceleri bu duruma ses çıkarmamışlar.Fakat kırlangıç serçeyi yuvasına getirmeye başlayınca işler değişmiş.
Kırlangıcın yuvası ahşap, boş bir evin saçak altındaymış ve burada pek çok kırlangıç yuvası varmış. Serçenin gelip gitmesi, kırlangıçları rahatsız etmiş.
Kırlangıçlar toplanıp bir sözcü seçmişler. Sözcü uygun bir zamanda kırlangıca konuyu açmış ve serçeyi yuvasına getirmemesini söylemiş.
Kırlangıç biraz direttiyse de sonunda genel isteğe boyun eğmek zorunda kalmış.
Bir gece serçe yuvasında uyurken aniden uyanmış. Dalları arasına yuva kurduğu ağaç sallanıyormuş. Uçup çevreyi şöyle bir kolaçan etmiş. O zaman bunun bir yer sarsıntısı olduğunu anlamış.
Aklına dostu kırlangıç gelmiş. Kırlangıcın yuvasına gitmiş, onu uyandırmış.
Kırlangıca diğer kırlangıçları uyandırmasını, ahşap evin sarsıntıdan yıkılabileceğini söylemiş.
Kırlangıç söyleneni yapmış. Son kırlangıç da kaçınca ahşap ev yıkılmış.
Daha sonra kırlangıçlar başka bir evin saçak altına yeni yuvalar yapmışlar ve yaşamlarını borçlu oldukları dost serçenin kırlangıcın yuvasına gelip gitmesine karşı çıkmamışlar.
fıkranın devamı
Bir sarışını bütün gün nasıl oyalarsınız ?
Yuvarlak bir odada gidip köşede oturmasını söyleyerek…
Bir sarisini evlenmeye nasıl razı edersiniz ?
Ona hamile olduğunu söyleyerek…
Bir sarışının Cumartesi günü boyunca gülmesini nasıl sağlarsınız ?
Çarşamba günü bir espri yaparak…
Bir sarışın, niye iki saat boyunca portakal suyu kutusuna bakar?
Üzerinde " konsantre " yazdığı için…
Sarışın çivi çakarken parmağını niye çivinin üstüne koyar?
Çıkan sese dayanamadığı için...
ABD'de sarışın ve zeki kadına ne denir ?
Turist…
Bir sarışın fikrini nasıl değiştirirsiniz ?
Kulağına üfleyerek…
Bir sarışın, bir başka sarışının kulağına üflemesine ne denir ?
Bilgi transferi…
Hamile olduğunu öğrenen sarışın ne der?
Benim olduğuna emin misin ?
Bira şişesi ile sarışının ortak özelliği nedir ?
İkisinin de boyun kısmından yukarısı boştur…
Bir sarışını saatlerce nasıl oyalarsınız ?
İki tarafına da " Ters cevir " yazılı bir kağıt vererek….
Kömürlükteki iskelete ne denir ?
Geçen yılın sarışınlar arası Saklambaç Turnuvası Şampiyonu…
Zekasının yüzde 90'ini kaybetmiş sarışına ne denir ?
Boşanmış…
Kaç sarışınla elektrik akımı oluşturulabilir ?
İki…. Biri küvete girer, diğeri saç kurutma makinesini uzatır.
fıkranın devamı
Köyün birinde bir deli varmış. Her gün bir uçurumun kenarına varıp gün boyu " Seksen dokuz, seksen dokuz, seksen dokuz..." diye sayar dururmuş.Köylüler bu durumu çok merak ederlermiş. Bir gün köylülerden biri bu durumu deliye sormaya karar vermiş. Delinin yanına varıp ne yaptığını soracağı anda deli onu uçuruma yuvarlamış ve " doksan, doksan, doksan..." diye saymaya devam etmiş.
fıkranın devamı
Hoca bir gün arkadasiyla konusuyormus arkadasi demis ki: - "Ya hocam dün sizin evden bir ses çikti. Neydi o?" Hoca: - "Hiç sadece hanimla biraz tartistik kavugum merdivenlerden yuvarlandi", demis. Arkadasi: - "Yahu hocam hiç kavuktan bu kadar ses çikar mi?", demis. Hoca da: - "Ya anlasana içinde ben de vardim", demis.
fıkranın devamı
Kızılderili bir adamla beyaz adam cadde de yuruyorlar..
birden kizilderili adam beyaz adama:
cekirge sesi duyuyorum der.
fakat beyaz adam:
bu kadar kalabalik bir cadde de cekirge sesi duyman imkansiz,
yaniliyorsun der.
kizilderili usteler hayir duyuyorum der ..
daha sonra bir bahceye girerler ve gercekten orada cekirgeler
vardir beyaz adam sasirir ..
senin kulaklarin farkli der.
bu gurultude cekirge sesini duymak imkansiz der.
kizil derilide hayir benim kulaklarim diger insanlarin kulaklariyla ayni der.
normal kulaklara sahibim ben der..
beyaz adam israrla kulaklarinin farkli oldugunu soyler..
bunun uzerine kizilderili cebinden bir bozuk para cikarir
ve o parayi cadde uzerine atar para yuvarlanir
ve caddedeki herkes cebini yoklamaya baslar paranin
gittigi yone dogru bakarlar...
herkes duymak istedigi sesi duyar
ve o sesin pesinden gider...
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerYamyamlar Emeklilik Araba Çekirdeksiz Balığın İstifa Memelerim Büyüğü Doktorun Morgöz Annem yigit-ozgur-1483 Fener yigit-ozgur-1133 Soğuk Ananı Politika Kusur Hangi Kurusun Kızıldereli Nasıl yigit-ozgur-1174 Harama İki Deney Sırdaş yigit-ozgur-1005 Böyle Akıllı Anten Akrobat Kumar Yumurta Hoşgelmiş İncelik Opera Tilkiyle Nerden Define Acele Peşin Yeni Asansör Önemli Bebeğim Süper Başım Utanmış yigit-ozgur-1280 Papağan Kuru