Zamanı Fıkraları

loading...

Bir gün bir adam hastalanır ve tanıdığı doktora görünmek için yola koyulur. Hastanın boğazı fena halde ağrırken, kısık sesle konuşabilmektedir. Doktora aşı olma ümidiyle, yola koyulur hasta.


Hasta doktorun evinin önüne gelir. Kapıyı çalar. Kapıyı karısı açar. Hasta kısık bir sesle:

- İyi günler! Doktor evde mi? 

. Doktorun karısı:
- Hayır, içeri gir. Sadece saat 2'ye kadar zamanımız var.

fıkranın devamı

Yabancı Dizi izle/ Eskilere göre televizyon
ve diziye olan bağımlılığımız artmış olmakla beraber televizyon
yayıncılığı da her geçen gün gelişmektedir. Türkiye'ye ilk yıllarda
uzun Zaman siyah-beyaz yayın yapan bir kaç televizyon kanalı varken
şimdi yüzlerce yerel kanal var. Ve binlerce ulusal, küresel kanallar
var. Kanallarla birlikte görsel olarakta çok fazla değişim ve gelişim
oldu bu sektörde. Her yönden gelişti. Ekran küçüktü, büyüdü.
Siyah-beyazdı, renkli oldu. Hatta hd kalitelere çıktı. Bu değişimler
sadece televizyonlar için olmadı. Teknolojiyle birlikte dizi-film
sektörü de hızla değişti, gelişti. Örneğin eskiden siyah-beyaz olan
bir filmi bile artık renkli izleyebiliyorsunuz. Veya renkli
televizyona ilk geçildiği yıllarda görüntü kalitesi çok düşük olan
dizileri dahi şuanda hd kalitede izleyebiliyorsunuz. Neredeyse
gerçeğiyle aynı netlikte dizi izleme imkanına sahibiz artık. Ve bu
imkanı en iyi şekilde değerlendirebilmeniz için sitemizde bir çok
değişiklik yaptık. Dizi izleme kategorisinde gelmiş geçmiş bir çok
diziyi bulma imkanınız var. Yayınlandığı tarihe göre sıralamış
olduğumuz dizileri, izlediğinizde zamanın değişim üzerindeki etkisini
çok daha iyi göreceğinize inanıyorum. En basitinden mizah anlayışı çok
farklı mesela. Eskiden dizilerde en ufak küfür olmadan daha çok
eğlenir veya gülerdik. Fakat şimdi bel altı vurmadan güldürebilen
diziler bir elin parmağını geçmez.

fıkranın devamı

Dizi izle/ Eskilere göre televizyon ve diziye olan bağımlılığımız artmış olmakla beraber televizyon yayıncılığı da her geçen gün gelişmektedir. Türkiye'ye ilk yıllarda uzun Zaman siyah-beyaz yayın yapan bir kaç televizyon kanalı varken şimdi yüzlerce yerel kanal var. Ve binlerce ulusal, küresel kanallar var. Kanallarla birlikte görsel olarakta çok fazla değişim ve gelişim oldu bu sektörde. Her yönden gelişti. Ekran küçüktü, büyüdü. Siyah-beyazdı, renkli oldu. Hatta hd kalitelere çıktı. Bu değişimler sadece televizyonlar için olmadı. Teknolojiyle birlikte dizi-film sektörü de hızla değişti, gelişti. Örneğin eskiden siyah-beyaz olan bir filmi bile artık renkli izleyebiliyorsunuz. Veya renkli televizyona ilk geçildiği yıllarda görüntü kalitesi çok düşük olan dizileri dahi şuanda hd kalitede izleyebiliyorsunuz. Neredeyse gerçeğiyle aynı netlikte dizi izleme imkanına sahibiz artık. Ve bu imkanı en iyi şekilde değerlendirebilmeniz için sitemizde bir çok değişiklik yaptık. Dizi izleme kategorisinde gelmiş geçmiş bir çok diziyi bulma imkanınız var. Yayınlandığı tarihe göre sıralamış olduğumuz dizileri, izlediğinizde zamanın değişim üzerindeki etkisini çok daha iyi göreceğinize inanıyorum. En basitinden mizah anlayışı çok farklı mesela. Eskiden dizilerde en ufak küfür olmadan daha çok eğlenir veya gülerdik. Fakat şimdi bel altı vurmadan güldürebilen diziler bir elin parmağını geçmez.

fıkranın devamı

Bir gün bir evde bi dolap varmış bu dolabın yanında kim yalan söylerse dolap sallanırmış çocuk birgün okula sınava gitmiş sınav kötü geçmiş eve gelmiş babası olum sınavın nasıl geçti çocuk baba 5 aldım demiş veee dolap sallan mış yok yok 4 aldım demiş dolap bidaha sallanmış babası OLUM BİZ HEP BİZİM ZAMANIMIZDA HEP 5 ALIYORDUK VE DOLAP DEVRİLMİŞ xD
fıkranın devamı

bir hastanede üç deli varmıs bunların artık hastaneden çıkma zamanı gelmiş bunun için soru soracaklarmış 1. deliyi almışlar burnun nerde demişler ağzını göstermiş ağzın nerde demişler burnunu göstermiş gözlerin nerde demişler çenesini göstermiş üzülerek yollamışlar mlsf serbest kalamamış 2. deli gelmiş onuda üzülerek yollamıslar sıra en sonuncuya gelmiş sormuşlar hepsini doğru bilmiş sevinerek salmıslar doktor çok merak etmiş sen tam kapıdan çıkarken sormus sen bunları nerden bildin? karnına vurarak buna akıl derler akıl demiş
fıkranın devamı

Topkapı Müzesi'ndeki ünlü "Kaşıkçı Elması" adını nasıl almış? Bu elmas Osmanlı Hazinesi'ne nasıl girmiş? Elmas kaç karattır? Dünyanın tanınmış elmasları arasında yeri nedir?
fıkranın devamı

Kameri takvime göre ramazan hilâli görününce oruca başlanır. Şevval ayı hilâli görününce bayram yapılır.Eskiden ayın ne zaman...
fıkranın devamı

Hoca kızını gelin etmiş. Düğünden sonra damat tarafı gelini ata bindirip götürmekteymiş. Epeyce ilerlediklerinde Hoca arkalar...
fıkranın devamı

Babasından kalan büyük bir mirası günah - sevap demeden har vurup harman savuran birisi, elinde avucunda hiç bir şey kalmayın...
fıkranın devamı

Aklı sıra Nasreddin Hoca’yla eğlenmek isteyen biri Hoca’ya sormuş.- “Yeni ay girince eski ay’ı ne yap...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, Akşehir’den Konya’ya giderken yolunun üstündeki köyde bir köylüye konuk olmuş. Yatma zamanı gelin...
fıkranın devamı

Hoca’ya yaşını sormuşlar, “kırk yaşındayım” demiş. Aradan birkaç yıl geçmiş. Yine yaşı sorulunca “kır...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir köye konuk olmuş. Yatsı namazını kılmışlar. Biraz hoşbeşten sonra, yatma zamanının geldiğini hatırlatmak i...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca sabah namazını kıldırmış evine gelmiş, Hanımına :- “Hatun, ben azcık divanda uzanıp, sonrakalkıp çift sü...
fıkranın devamı

Biri , Hocaya evinin darlığından, evindeki sıkıntıdan bahsederek çare söylemesini ister. Hoca adamı sükûnetle dinler :- ̶...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca , “İnsanlar nefislerinin istediklerini düşünmeden yapmamalıdırlar. Nefsinizin beğendiği her şey ahirette...
fıkranın devamı

Bir kıtlık zamanında Hoca’yı çarşıda ekmek yiyerek giderken görenler :- “Hoca efendi, herkesin gözü önünde böyle ...
fıkranın devamı

Hoca’nın oğullarından biri yakın köylerin birinde çömlekçilik yapıyormuş. Bir gün Hoca yanına gidince :- “ Baba, ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir yaz günü yolculuk ederken, öğle vaktine doğru bir hayli susar. İlerde bir göl görür. Şöyle kana kana su iç...
fıkranın devamı


Mısıra gezmeye giden Temel ile Dursun'un kayıgı Nil nehrinde batar. Tabii hünerlerini ortaya
koymanın tam zamanı gelmiştir. Sampiyonlar gibi yüzmeye baslarlar. Bir ara Temel kocaman bir nesnenin kendilerine dogru geldigini görür. Dev bir timsah iştahla onlara dogru yüzmektedir.

Temel keyifle bagırır; Ula Dursun, işe bak, adamların kurtarma gemileri bile LAKOSTE.

fıkranın devamı


Yaşlı Fred, hastaneye kaldırılmış.Yoğun bakımda. Ailesi, aile papazını da kendilerine eşlik etmesi ve gereği halinde görevini yapması için çağırmış. Papaz ve aile efradı yatağın etrafında beklerken, Fred'in durumu aniden kötüleşmiş. Yatağından yarı doğrularak, el işaretleri ile yazacak bir şeyler istemiş. Papaz, anlayışlı bir şekilde, Fred'e bir kağıt ve bir kalem uzatmış. Titreyen ellerle hızlı hızlı kağıda bir şeyler yazıp kağıdı papaza uzatmış ve aniden ölmüş. Papaz, böyle acılı bir anda kağıttakileri okumanın doğru olmayacağını düşünerek kağıdı cebine sokmuş. Birkaç gün sonra, Fred'in cenazesi sırasında, Fred'in verdiği kağıdın cebinde olduğunu hatırlamış. Cenazenin gömülmesinden hemen önce, Papaz ileri çıkarak: "Sevgili Fred, ölmeden hemen önce benden kağıt isteyerek bir şeyler yazdı. Zamanı uygun olmadığı için o anda bakmadım fakat şimdi, hepinizin önünde bu notu okumak istiyorum" demiş ve cebinden kağıdı çıkararak yüksek sesle okumuş: "Lütfen bir adım sola çekil. Oksijen hortumuma basıyorsun!"

fıkranın devamı


Zamanın en büyük Mayfa babası Çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler: - Temel ne yap et Babanın idam kaparini müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in içine korku düşmüştür: Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür. Dava baslar günlerce devam eder ve nihayet Jüry üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüry geri gelir ve kaparini okur: - Müebbet hapis derler. Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip: -Af ferim sana Temel simdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi güzel de bu isi nasıl basardın diye sorarlar. Temel: - Sormayın bre uşaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu Muebbete çevirmek kadar aklan karayı seçtim der

fıkranın devamı


Yeni evli çift balayı zamanında golf oynamaya karar verirler. Otellerindeki golf sahasına inip golf oynamaya başlarlar. Adam topa bir vurur top direk çalılıkların arasında kaybolup beraberinde bir şeylerin kırıldığına dair ses getirir.. Sesi takip eden çift topun harabe bir kulübenin camını kırdığını anlarlar. İçeri girdiklerinde iri kıyım bir adam koltukta oturmaktadır. Çift üzgün bir vaziyette, -Kusura bakmayın beyefendi bilerek olmadı çok özür dileriz zararınızı ödemeye de razıyız, diyerek af dilerler.
Bunu gören adam:
-Hayır hayır esas ben size çok teşekkür ederim. Ben bir cinim ve 300 yıldır bu lambadaydım.. Topunuz lambayı kırarak benim serbest kalmama neden oldu.. Bu yüzden ne isterseniz yapacağım ikinizinde birer hakkı var, der.
Kadın:
-Benim içinde hizmetçileri olan kapısında son model arabalar duran bir villam olsun, der.
Cin:
-İsteginiz yerine getirildi bayan, der.
Adam ise düşünür.."Ev var araba var bende 1 milyon dolar istiyeyim diyerek hemen söze girişir:
-Cin bende hesabımda 1 milyon dolar istiyorum.
-Beyefendi sizin de isteğiniz yerine getirildi. Fakat benimde bir isteğim var biliyorsunuz 300 senedir bir lambada kapalıyım ve canım acaip kadın çekiyor. Bu isteklerinizin karşısında bende hanımınızla beraber olmak istiyorum, der.
Adam bu istek karşısında sinirlense de cinin yaptıklarından dolayı biraz yumuşar ve cin olduğunu düşünüp bir daha karşılarına çıkmayacağını düşününce karısına bakar. Karısı da yakışıklı cinle bir beraberliğin zararlı olmayacağını düşünüp kabul eder. Kadınla cin arka odada işlerini bitirmişler kadın giyinmektedir. Cin yatakta uzanırken kadına:
-Hanfendi kocanız kaç yaşında?
-35 nolduki?
-Hiiç bu yaşa gelmiş hala cinlere inanıyor

fıkranın devamı


Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup karar alırlar. Bir daha saf asker Mehmet'e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet'e açıklarlar. Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tektek sorar : -Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi? -Evet. -Sen Osman, benim sigaralarımdan otlamayacaksın değil mi? -Otlamayacağım. -Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi? -Yıkattırmayacağım. Herkesten gerekli yanıtı alınca Mehmet : -İyi, bundan sonra ben de karavanaların içine işemiyeceğim

fıkranın devamı


Mısır"a gezmeye giden Temel ile Dursun"un kayığı Nil nehrinde batar.

Tabii hünerlerini ortaya koymanın tam zamanı gelmiştir. Şampiyonlar gibi yüzmeye başlarlar.



Bir ara Temel kocaman bir nesnenin kendilerine doğru geldiğini

görür. Dev bir timsah iştahla onlara doğru yüzmektedir. Temel keyifle bağırır,



"Ula Dursun, işe bak, adamların kurtarma gemileri bile Lacoste!

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama