Zampara Fıkraları

loading...

Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler k...
fıkranın devamı

Temel çok güzel bir kadini gözüne kestirmis. Kizin pesinde ve bir taraftan da nasil kizi ayartir...
fıkranın devamı

İki samimi zampara arkadaş yolda giderken karşıdan gelen 2 kadın görürler.bir tanesi "şu kar...
fıkranın devamı

Delikanlı olgunca bir arkadaşına yalvarıyor - abi nolursun zamparalık nasıl yapılır bana da ...
fıkranın devamı

Fazlası ile zampara olan bir adam tövbekar olmak istemis. Ne yapayım ne edeyim derken "40 gün 40...
fıkranın devamı

Temel, Dursun ve Cemal bir gün bir karinin evine zamparalik icin giderler.Tam is üstünde iken kad...
fıkranın devamı

Beyaz karayı, sinek yarayı, zengin parayı,
Yemek tuzu, rakı buzu, maymun muzu,
Ördek kazı, güzel nazı, aşık sazı sever...
Kuş darıyı, çiçek arıyı, erkek karıyı,
Ana çocuğu, çoban gocuğu, yumurta sucuğu,
Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever...
Garip sılayı, yiğit halayı, tencere kalayı,
Davul zurnayı, avcı turnayı, deve hurmayı,
Alın kelini, cömert elini, cimri dilini sever...
Çöl yağmuru, çizme çamuru, oklava hamuru,
Tembel yatmayı, geveze atmayı, pazarcı satmayı,
Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever...
Ebe bebeği, kahve dibeği, çengi göbeği,
Memur masayı, ermiş asayı, hakim yasayı,
Haylaz döveni, dalkavuk öveni, hergele söveni sever...
Sarhoş dostunu, ayı postunu, yaşlı bastonu,
Hatip lafı, suçlu affı, açıkgöz safı,
Orman çamı, kedi damı, işçi zammı sever...
Mektup pulu, zampara dulu,
Allah kulu sever de..
Sen?
fıkranın devamı

Temel, Dursun ve Cemal bir gün bir karinin evine zamparalik icin giderler.Tam is üstünde iken kadini kocasi geliir, Dursun yatagin altina, Cemal dolaba, Temel de pencerenin disina saklanir.Adam odaya girer. Yatagin altindan bi ses gelir, bakar ki kimi gorsun.
-"Dursun ne ariyorsun burada?" diye sorar.
Dursun:
-"Yatagi tamir ediyordum." der
Adam:
-"Borcumuz ne kadar? diye sorar.
Dursun:
-"10 milyon" der.
Adam parayi verir, Dursun gider. Dolaptan bir ses gelir. Bu sefer adam bakar ki Cemal.
-"Ne ariyosun burada?" der.
Cemal:
-"Dolabi tamir ediyorum." der.
Adam:
-"Borcumuz ne kadar?" diye sorar.
Cemal:
-"15 milyon." der.
Adam parayi verir, Cemal de gider.Temel adamin arkadaslarina para verdigini görmektedir fakat konusmalari duymamaktadir içeri girer ve bagirir:

-"BEN DE S.KTIM BEN DE"
fıkranın devamı

Zamparanın birinin iki tane karısı varmış birisi hak diğeri huk.Adam hak'a akşam geç gelirsem bilki huktayım.Huk'ada akşam geç gelirsem bilki haktayım diyormuş.Adam gece kafayı çektikten sonra eve dönerken derin bir b*k çukuruna düşmüş adam yardım ister ama kimse yok adamın canına tak etmiş kendi kendine:
-Ulan hak hukta sanar huk hakta bilmezlerki herif boynuna kadar bokta...
fıkranın devamı

Delikanlı olgunca bir arkadaşına yalvarir. ''Abi nolursun zamparalık nasıl yapılır bana da öğretir misin ?'' Bak oğlum der. Akşam en son kalkan ada vapuruna bineceksin, heybeliada da ineceksin, orada eşini bekleyen birçok kadın göreceksin, kocası gelenler birlikte giderler, kocası vapurdan çıkmayan kadinlardan birini gözüne kestirir beraber yemeğe gitmeyi teklif edersin. Ehhh ondan sonrası sana kalmış.
Delikanlı o gün son ada vapuruna binmiş vapurdaki sallantıdan uyuya kalmış, birde gözlerini açmış ki heybeliadayı geçmis büyükadaya gelmiş. Olsun ada değil mi birşey farketmez deyip vapurdan inmiş. Gerçekten birkaç kadının kocası gelmemiş. Bizimki gozune kestirdigi birini yemeğe beraber çıkmalarını teklif etmiş. Kadın da
-''Burası küçük bir yerdir herkes birbirini tanır buyüzden evime gidelim!! demiş. Bunlar yemekten sonra gerekli işleme başlamışlar on dakika sonra kapı paldır küldür açılmış ve kadının kocası girmiş.
- !!Karıcım geç kalınca bir motor tuttum geldim ve ben gelmeyince bana yapacağın bumuydu.!!
Bu arada bizimkine dönmüş
-!! Ulan sana Heybeliada dedik, hergele, Büyükada değil. !!
fıkranın devamı

Fazlası ile zampara olan bir adam tövbekâr olmak istemiş. Ne
yapayım ne edeyim derken "40 gün 40 gece bir mağaraya kapanıp dua etmesi" söylenmiş.
Eleman mağaraya kapanıp. 1 gün 2 gün 3 4 5 derken 39 gün olmuş.
39. gün dışarıda bir yağmur bir yağmur, ortalığı sel götürüyor.
Bir bakmış ki mağaranın kapısında yağmur iliklerine kadar islemiş bir
bayan. Güzel mi güzel. Bayan hemen içeriye girmiş. Eleman, bayanın üstünü
kurutmak için ateş yakmış. Fakat bayana hiç yaklaşmamış.
Bayan üzerindekilerini kurutmak için çıkartınca,
"kendisinin korktugunu ve adamın kendisine sarılmasını"
istemiş. Adam sarılırken tövbesini bozmak istemiyor, fakat bayan
cilvelenince tövbe diye birşey kalmıyor ve iş bitiyor.
Sevişmenin ardından kadın kahkahalar ile gülmeye başlayınca
merakla sormuş.
- Neden gülüyorsun
Kadın :
- Ben şeytanım. Senin tövbeni bozmak için geldim ve başardım
Bu sefer adam kahkahalarla gülmeye başlamış ve bu sefer şeytan sormuş :
- Niye gülüyorsun?
Adam :
- Bu dünyada becermediğim bir şeytan kalmıştı. Onu da becerdim
ya, boşver gerisini....
fıkranın devamı

Adamın biri çok zamparaymış, her gece birisinin işini mutlaka bitirirmiş. Ama her ilişkide de mutlaka preservatif kullanırmış ve bu durum adamın spermlerini çok rahatsız edermiş. Kolay değil, her gece hazırolda bekle, sonrada çöp kutusunda son bul.
Bakmış olacak gibi değil spermler bir gün aralarında toplanmışlar ve birgün bile olsa hedefe ulaşıp, mutlu olmanın yolunu araştırmaya başlamışlar. Sonuçtada, ilişki esnasında bulabildikleri bütün delici ve kesici aletlerle kuşanıp, ordu düzeninde hazır olda bekleyip, tam zurnanın zart dediği yerde bir anda hücum geçip, preservatifi patlatıp, nihai hedefe ulaşmayı planlamışlar.
Derken beklenen an gelmiş ve zaten hazırol da bekleyen spermler en öndeki borazancının hücum borusunu işitmeleriyle birlikte var kuvvetleriyle ileri doğru fırlamışlar ve hakikaten preservatif bir anda patlamış ve spermler coşkun bir nehir misali yollarına koyulmuşlar fakat bu seferde önden çok gür bir ses yükselmiş: DURUNNNNN !! BOKA BATTIK......
fıkranın devamı

Adam çok zamparaymış. Faaliyetlerinin sonucu olarak günün birinde hastalığı kapmış. Doktor hastalığın tedavisinin çok kolay bir yolu olduğunu, bir hafta boyunca ufaklığı her gün 15 dakika içi süt dolu bir bardağın içinde tutmasını söylemiş. Adam hergün banyoya bir bardak sütle girip kapıyı kilitleyerek tedaviyi uyguluyormuş. Karısı durumu merak edip sorduğunda bir şekilde geçiştiriyormuş. Dördüncü gün banyoya girmiş ancak kapıyı kilitlemeyi unutmuş. Bunu fırsat bilen karısı kapıyı açıp içeri girdiğinde gördüğü manzara karşısında bir an duraklamış ve;
- "aaaaaaaa kırk yıl düşünsem bunun bir dolmakalem gibi ağızdan doldurulduğu aklıma gelmezdi" demiş...
fıkranın devamı

Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.

Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muayene etmeye başlamış. Elini bekçinin sırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;

BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.

Pencereler yukarıya doğru açılıp alttan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;

İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede nara attım" demiş.

fıkranın devamı

Delikanlı olgunca bir arkadaşına yalvarıyor - abi nolursun zamparalık nasıl yapılır bana da öğret. Bak oğlum diyor diğeri. Akşam en son kalkan ada vapuruna bineceksin, heybeliada da ineceksin, orada eşini bekleyen birçok kadın görürsün, kocası gelenler birlikte giderler, kocası vapurdan çıkmayan birini gözüne kestirir beraber yemeğe gitmeyi teklif edersin. Eh ondan sonrası sana kalmış.
Delikanlı o gün son ada vapuruna binmiş vapurdaki sallantıdan uyuya kalmış, birde gözlerini açmış ki heybeliadayı geçip büyükadaya gelmişler. Olsun ada değilmi birşey farketmez deyip vapurdan inmiş. Gerçekten birkaç kadının kocası gelmemiş. bizimki yaradana sığınıp birine yemeğe beraber çıkmalarını teklif etmiş. Kadın da
-Burası küçük bir yerdir herkes birbirini tanır buyüzden evime gidelim demiş. Bunlar yemekten sonra gerekli işleme başlamışlar on dakika sonra kapı paldır küldür açılmış ve kadının kocası girmiş.
- Karıcım geç kalınca bir motor tuttum geldim ve ben gelmeyince bana yapacağın bumuydu.
Bu arada bizimkine dönmüş
- Ulan sana Heybeliada dedik, hergele, Büyükada değil.
fıkranın devamı

İki samimi zampara arkadaş yolda giderken karşıdan gelen 2 kadın görürler.bir tanesi "şu karşıdan gelen 2 kadın varya onlardan biri benim karım biride metresim" der.diğerinin rengi kaçar.ne oldu neyim var hastamısın ? hayır. O halde... o 2 kadın varya... eee... onlardan biri benim karım biride metresim....!!!!
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama