Zenci Fıkraları

loading...

Bir gün bir yerde yangın çıkar bir adamla temelin görevleri oraya düşer ve oraya gider orada adam insanları atacak temelde tutcak temel derki bana Yanıkları atma adam çıkar adamları atmaya başlar 1.zenciyi atar temel tutmaz 2.zenciyi atar temel tutmaz 3.beyaz tenliyi atar temel tutar adam aşağıya iner derki Zenciler niye tutmadın der temel onlar yanıkya der
fıkranın devamı

Evvel zaman içinde vergileri arttıran padişah, kimsenin gıkının çıkmamasından fena halde kuşkulanmış. Vergileri önce iki katına, sonra dört katına çıkarmış. Ahalide yine çıt yok. Hemen vezirini çağırmış. Durumu karşılıklı değerlendirmişler ve bir karara varmışlar. Galata köprüsünün her iki başına iri yapılı ikişer tane zenci yerleştirmişler. Zencilerin görevi, köprüden gelip geçen herkesi pataklamakmış. Ama ahaliden yine ses yok. Padişahı almış bir endişe. Bir süre sonra ahaliden bazıları sarayın önünde toplanıp, padişahla görüşmek istediklerini söylemişler. Padişah bu tepki karşısında sevinmiş ve bu kimselerin huzura alınmasını istemiş. Huzura alınan ahaliyi gören padişah sertçe sormuş; - Tebaam ne ister?! İçlerinden en yaşlısı bir adım öne çıkıp cılız bir ses tonuyla cevap vermiş; - Padişahım bağışlayın, vergi koydunuz sesimizi çıkarmadık, arttırdınız sesimizi çıkarmadık, köprüden her geçişimizde dayak yedik sesimizi çıkarmadık. Lakin bir maruzatımız var. - Çekinme söyle, demiş padişah. - Padişahım, sabah ve akşam köprüde çok kuyruk oluyor. Sabah işe, akşamda eve geç kalıyoruz. Sizden istirhamımız, şu zencilerin sayısını dörtten sekize çıkarsanız da biz de köprüden rahat rahat geçsek.
fıkranın devamı

Bir gün 100 tane zenci göç ediyormuş.Sonra bir lambaya raslamışlar içinden cin çıkmış birine demişki ne istersin?Oda 99 kısının beyaz olmasını.Cin diğerine sormus oda hepimiz geri siyah olalım :D
fıkranın devamı

bir gün on zenci sihirli lambayı bulup cini çıkarmayı başarmışlar ve cin her birine bir dilek hakkı vermiş 1. zenci beyaz olmayı dilemiş 2. zencide beyaz olmayı dilemiş 10. zenci o anda gülüyormuş 3. 4. 5. ... böyle böyle devam ederken sıra 10. zenciye gelmiş diğerleri hepsi beyaz olmayı dilemiş sonuncu zencide dileği şu olmuş hepsini yeniden zenciye çevir demiş.
fıkranın devamı


modern bir hapishaneyi gezen gazeteci çığlıkların geldiği bir odanın önünde durdu: "bu çığlık da ne?"...
hapishane yetkilisi:
"burası elektirikli sandalye odası.
bir zenciyi idam ediyoruz."
-peki niye çığlık atıyor
-eletirikler kesildide mumla idare ediyoruz

fıkranın devamı


Koleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan cikarmislar. Cin 10 zenciye sormus: Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkInIz var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus.
10. zenci tebessum etmeye baslamIs.
2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.
10. zenci sIrItmaya devam etmi?.
3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle...
10. zenci kIkIrdamaya baslamIs.
4. zencinin de istegi aynI... 10. zenci gulmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs. sIra 10. zenciye gelmis ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin istegini sormus... Adam nefes almaya fIrsat buldugu bi ara istegini garip bir bogurtu ile belirtmis:
"HEPSİNİ ZENCİ YAP!".

fıkranın devamı


Temel Amerikada tuvalette pisuvara iserken yanina zenci gelmis ve o da hemen Temel in yanindaki pisuvara ismeye baslamis. Temelin bir ara yan tarafa gözü takilmis ve hayretler içerisinde kalarak:

- "Uyyy!.." demis "Oni nasi büyüttün öyle?" Zenci bakmis bizim Temel salak, kafaya aliyim biraz eglenirim diye düsünmüs ve:
- "Kardes," demis "Hergün üç kere lavabonun kenarina sert bir sekilde vurucan aleti..."

Aradan alti ay gecmis ayni tuvalette Temel iserken ayni zenci gelmis, bir bakmis Temel. Tam kacacakmis ki Temel ,

- "Dur!.." demis. "Hemserum dediguni hercün yaptum ama eksik soyledun galiba. Rengi tutturdum fakat boyunu bir türlü tutturamadum."

fıkranın devamı


Bir Çinli, biri Zenci ve bizim Temel, ceplerindeki son paralari ile
aldiklari sarabi sirayla içerek Kansas caddelerinde ilerlerken bir
tabelaya rastlarlar:
Eleman Araniyor.
Zenci, tabelayi görünce heyecanlanir ve ise talip olmak üzere derhal dükkana girer.
Dükkandaki adam, kendisine is soran zenciye asagilayici bir bakis firlatir
ve onu dükkandan çikartirken: "Biz burada zencileri istemiyoruz!" diye bagirir.
Zenci dostunun basarisiz olmasi üzerine bu kez Çinli sansini denemeye karar
verir. Ancak sonuç hemen hemen aynidir: "Sarilara is yok, defol!"

Son olarak bizim Temel girer dükkana. Dükkan sahibi Temeli görünce
gülümser ve: "Tamam dostum, yarin saat yedide gel ve ise basla." diyerek
temelin omuzunu sivazlar.

Üç arkadas, sevinç içinde evlerine dönerler. Temel, sabah uyanmakta güçlük
çekecegi için Çinliden kendisini uyandirmasini rica eder ve heyecanla
uykuya dalar.
Zenci ve Çinli, irkçi dükkan sahibine bir oyun oynamaya karar verirler
ve Temel uyurken, yüzünü kömürle simsiyah yaparlar !
Ertesi sabah Çinli, Temeli tam zamaninda uyandirir ve ise yollar.
Dükkan sahibi karsisindaki siyah suratli adami görünce öfkeyle bagirir:

-"Defol burdan ! sana daha dün söyledim zencilere is yok diye !."

Üzüntüyle dükkandan ayrilan Temel, rastladigi bir aynada kendini
görünce sasirir ve söyle der:

-"Uyyyy ! aptal Çinliii, yanlus adami uyandirmus daaa!"

fıkranın devamı


Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz. Yurtdışına göreve gider.
Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama çocuk zencidir.
Hanımına sorar: "Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?"
Hanım "Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu" der.
Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır ve "bunu bilse bilse annem bilir" düşüncesiyle annesine sorar.
Anne "Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur" der. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim.
Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile!"

fıkranın devamı


Temel evlendikten hemen sonra askere gitmiş karısıyla işi yapamadan gittiği için çok üzgünmüş askerden çıkmaya bir kaç gün kala 8 aylık hamileyim diye bir mektup yazmış temel çok şaşırmış askerden döndüğünde bebeğin zenci oluğunu görmüş ve şaşkın halde sormuş



- " ben zenci diilim nereden geldi bu bebek yoksaa" kadın hemen yanıt vermiş



- " bebek doğduktan sonra sütüm yoktu bende sütanne tuttum demiş herhelde ondan geçmiş" temel saf ya inanmış bide annesine sormuş annesi:



- " evet oğlum doğru bende küçükken sana inek sütü içirmiştim bak şimdi boynuzların çıktı" demiş

fıkranın devamı


15 zenci temele derki



-"bizi çölden dışarı olan falan kasabasına götür ama kimsenin haberi olmıyacak"



temel ücreti konuşur ve anlaşır yola çıkarlar az gidip uz giderken karşılarına bir cin çıkar ve herkeze bir dilek hakkı verir zenciler hemen dileklerini söylemeye başlar 1 ci zenci



-"beni beyaz yap" der 2 ci zencininde hoşuna gider oda "beni beyaz yap" der yani 15 zenci dileklerini kendilerini beyaz yapmak için harcar sıra gelir bizim



temele cin sorar senide karamı yapayım der temel gülümser :)



-"yok" der



-"o zaman dilegini söyle" der



-"laf aramızda kalsın cin kardeş ama şu 15 nide geri zenci yap" der.



fıkranın devamı


Temel ve Dursun Amerikaya giderler ve ikiside itfaiyeci olur. Birgün çok katlı bir binanın ikinci katında yangın çıktığı haberi gelir ve hemen yangın yerine itfaiye gönderilir. Temel, Dursun"a :

- " Sen burda kal ben yukarı çıkacağım" demiş.


Temel bakmış ki her taraf duman içinde ama dalmış binanın içine birde ne görsün yangın çıkan yer bir çocuk kıreşi imiş. Hemen içeri girip çocukları zar zor can havliyle pencerenin yanına götürmeyi başarmış.


Pencereden aşağıda bekleyen Dursun"a seslenmiş:

- " Dursun burda hep çocuk var uşağım " demiş.



Dursun :

- " endişelenme uşağım sen at çocukları ben tutarim onlari da." demiş.



Temel:

- " tamam da yakala bakayum küçik uşaklari" demiş.



Temel tek tek atıyormuş çocukları o sırada temelin eline küçük bir zenci çocuk gelmiş. Temel onuda bir hışımla atmış aşağı.


Dursun çocuğu can havliyle son anda yakalamış. Dahasonra Dursun şöyle bir çocuğa bakmış ve çocuğu fırlatıp yere doğru atmış.


Dursun daha sonra Temel"e seslenerek:




- " ula Temel olim atacaksan yanmamışlari at yanıklari atma da uşağım" demiş

fıkranın devamı


zencinin biri amerika"dan türkiye"ye uçacakmış tam pasaport kontrolünde bakıyor ki pasaportu yok kaybolmuş ne yapsam etsem diye düşünürken yolda leonardo dı caprio" nun pasaportunu bulmuş çıkarmış üstündeki resmi kendi resmini yapıştırmış ne yapıp edip benim türkiyeye gitmem gerekiyor diye de söylenip duruyormuş tekrardan pasaport kontrolüne girmiş kontrol eden de bizim temel miş sıra adama gelmiş temel almış pasaportu bakmış isim leonardon di caprıo resme bakıyo zenci düşünmüş düşünmüş sonunda arkadaşı dursuna



- "ula dursun bu tıtanıc batmışmıydı yoksam yanmışmıydı..."

fıkranın devamı


İki mühendisin yolu afrikaya düşer. orada zenci yamyamlar bu iki mühendisi esir alırlar. yamyamların reisi mühendislerden birine sorar:
- ölüm mü mokoko mu?
mühendis çok kısa düşünür ve ölmektense mokokoyu tercih eder. fakat mokoko ne demek bilmemektedir.
daha sonra 2.05 boylarında iki zenci gelir, mühendisi alır ve tecavüz ederler.
sonra reis döner ve diğerine sorar:
- ölüm mü mokoko mu?
mühendis şereflice ölmeyi tercih eder.
- tabiiki ölüm!
yamyamların reisi komutunu verir:
- ölene kadar mokoko!!

fıkranın devamı


Bir İngiliz: Holigan;
İki İngiliz: Kavga;
Üç İngiliz: Savaş;
Bir Fransız: Aşık;
İki Fransız: Duel;
Üç Fransız: Paris komunası;
Bir Zenci: Basketçi;
İki Zenci: Basket takımı;
Üç Zenci: Güneş tutulması;
Bir Kayserili: Satış noktası;
İki Kayserili :Küçük bir pazar;
Üç Kayserili: Hipermarket.

fıkranın devamı


1 gün 3 zenci yolda lamba bulmuşlar ve okşamışlar.İçinden 1 tane cin çıkmış ''üçünüze birer tane hak veriyorum dileyin benden ne dilerseniz''demiş.Birinci zenci ''beni beyaz yap''demiş.İkinci zenci ''beni beyaz yap''demiş.Üçüncü zenci de ''ben tek kaldım ikisini de siyah yap demiş.

fıkranın devamı


Temel ile Dursun Amerikada itfaiye teskilatina
girerler ve bir yangın haber alınır. Çok katli bir binada
yangin cikmistir.Itfaiyeci merdiveni calismaz .. Temel
yukari cikar. Dursun asagida kalir, Temel asagida
bekleyen Dursun'un kucagina cocuklari atmaya baslar.

Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar.
Bir çocuk, iki cocuk, uc cocuk, derken besinci zenci
cocuktur. Temel birakir ama Dursun yakalamak için
kollarini acmaz. Cocuk paattt yerde. Bir zenci cocuk
daha... Dursun yine tutmaz. Cocuk paattt gene
yerde.. Temel bir zenci cocuk daha atinca Dursun
yukari
bagirir :
"Yaniklari atma! yaniklari atma !"

fıkranın devamı


Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis:
-"Baba, meraba. Ben Lale...."
-"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."
-"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."
-"Hayirdir? Bi sorun mu var?...
Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir:
-"N'ooldu kizim? Anlatsana..."
-"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."
-"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..."
-"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim."
-"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye, hemen bosanin..."
-"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...."
-"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
-"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini."
-"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..."
-"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..."
Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:
-"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."
-"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya...."
Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inleyerek konusmaktadir:
-" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..."
-"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..."
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir:
-"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...."
-"O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..."
-"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..."
-"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..."
Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir.
-"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver bakiyim..."
-" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yaninda..."
-"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...."
-"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..."
Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar:
-"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi söylemek için aramistim..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:
-"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil, tatli canin sagolsun senin...."

fıkranın devamı


Amerika'da zencinin biri, pasaportunu kaybetmis. Aksilik bu ya, o gün de
Türkiye'ye uçacakmis. Kara kara düsünürken yolda bir pasaport bulmasin mi!

Hemen almis yerden,
bir bakmis ki Leanardo Di Caprio'nun pasaportu. "Ne olursa olsun," demis ve
sansini denemeye karar vermis. Çikarmis Leonardo'nun fotografini, kendi
fotografini yapistirmis. Uçmus Türkiye'ye. Atatürk Havalimani'nda görevli
gümrük memuru Temel'in Karsisina
geçmis.
Temel, almis pasaportu; adamin ismine bakmis:
"Leonardo Di Caprio"; fotografa bakmis ; bir zenci adama bakmis; ayni
zenci.
Birkaç saskin bakistan sonra öbür masaya seslenmis: "Ula Cemal, bu Titanik batmis miydi, yanmis miydi.

fıkranın devamı


Bir zenci ormanda yürüyormuş. Birden uzaktan gelen garip sesler işitmiş :
"Çan Lin Wang, Wung Çon Li..."
Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başlamış. Birkaç saniye sonra sesler yine duyulmuş :
"Po Mang Fu,Wong Ton Çi...".
Bu arada adam açık bir alana gelmiş, bir de bakmış ki mistik görünümlü bir göl var. Az ötede de bir Çinli duruyor. Hemen yanına gitmiş ve bu tuhaf seslerin ne olduğunu sormuş.
"Haaa" demiş çinli, "Bu göl büyülü. Eğer bir taş sektirirsen sana atalarının isimlerini söylüyor. Bak şimdi.." ve bir taş sektirmiş. Büyülü ses yine duyulmuş :
"Wu Lang Çing, Hung Wong Lu..."
Çinli Zenciye "Haydi sen de dene" demiş. Zenci bir taş almış ve sektirmiş ve ses duyulmuş:
- Şem Pan Ze

fıkranın devamı


Bir uçak Afrika'nın balta girmemiş ormanlarının üzerinden geçerken düşer. Uçak küçük bir nakliye uçağıdır ve sadece Amerikalı pilot kurtulur. Ormanda yaşayan bir zenci kabile bu pilotu bulur. İyileştirir ve pilot gel zaman git zaman bu kabilenin içinde yaşamaya alışır. Derken yıllar geçer ve kabilede çocuklar beyaz ve sarışın doğmaya başlar. Bir, iki... Kabile şefi bakmış ki bu iş böyle olmayacak pilotu karşısına alıp konuşmaya karar verir. Pilotu çağırır ve sorar: - "Nedir bu, yani sen geldikten sonra çocuklarımız beyaz doğmaya başladı?" der şef. Pilot da kendini savunmak için şöyle der: - "Sayın şefim siz burada ormanların içindesiniz bilmezsiniz, doğal seleksiyon denen birşey var yani canlılar zaman geçtikçe özelliklerini değiştirir. Mesela şu atı ele alalım; bakın at çok güzel beyaz bir at, ama yavrusu siyah olmuş?" Şef bir ata bakar, bir yavrusuna, bir de pilota ve şöyle der: - "Tamam sen onu unut, ben de bunları unutacağım."

fıkranın devamı


Bir gün Smith ve John adında iki zenci New York sokaklarında dolaşırken bir tabela görürler: "Zenciler beyazlaştırılır. Fiyat 100 dolar." Smith'in 101 doları, John'un ise 99 doları vardır. John, Smith'e: "Sende fazla olan 1 doları bana ver birlikte girelim" der. Smith'se: "Önce ben gireyim. Eğer beyazlaşırsam sen de girersin" der ve içeri girer. Az sonra içerden beyaz bir şekilde çıkar Smith. John: "Smith ne kadar beyazlaşmışsın. Şu 1 doları ver de ben de girip beyazlaşayım." Smith cevap verir: "Defol burdan pis zenci!"

fıkranın devamı

Amerikali bir turist tatil icin Guney Afrika ya gider. O zamanlarda irkcilik had safhadadir. Bizimki...
fıkranın devamı

Yeni evli çift, Amerikaya balayina giderler. Huzurlu bir gece geçirmekisteyen çift, ne yazik ki y...
fıkranın devamı

Bir gün bir iş adamı sevişmek için geneleve gider bir bayan begenir ve parasını öder derlerk...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :