hayvanlar Fıkraları

loading...

11-ISLIKLA ÇAĞIRMA Çobanların en yakın yardımcıları sadık köpekleridir.Çok uzaklardan sesinden ve “früit,früit,früit..” diye ıslıkla çağrılmaları halinde sahibinin yanına koşarlar. Ardanuç-Yolağzı Köyünde Molla Ali Pehlevan’ın evine Kala’dan(1) memur gelmiş,muhtarla görüşmek istemektedir.Muhtar diğer mahallede oturduğundan getirilmesi için torun Adnan Pehlevan görevlendirilir.Zırıki(2) oluşu ile bilinen 10 yaşlarındaki torun ;Veysel Yüksel’in harman yerinden mahallesi karşısına geçerek muhtarı çağırmaya başlar.Muhtardan ses gel-meyince bu sefer de”Früit,früit,früit..” diye ıslıkla çağırmaya başlar,yanındaki arkadaşı karşı gelse de devam eder.Halbuki muhtar yakın bir evdedir,ıslığı duyunca öfke ile gizlice çocuklara yaklaşır, bacaklarına bastonunu fırlatır ve taşlamaya başlar.Neye uğradıklarını şaşıran çocuklar tarladan aşağı doğru kaçmaya başlarlar. Muhtar peşlerinden: -Na var!..Ola it oğlu, itlar? Diye bağırır. Taş menzilinden uzaklaştıktan sonra ıslıkçımız: -Emi!..Dedem çağırıyerdi,dedem!..Diye cevap verir. 1-Kala: Köylülerin Ardanuç ilçelerine verdikleri isim. 2-Zırıki: Şımarık, aksi çocuk. 12-HA BU KARADENİZ Köyün birinde bir çoban, sürüsünün pazarlamasına yardımcı olmak için Batum’a gider. Köyüne dönünce; köyünden hiç ayrılmamış bir arkadaşına gördüklerini anlatmaya başlar. Batum’un yemyeşil bir ova içinde deniz kenarında olduğunu, büyük pencereli çok yüksek bi-nalar gördüğünü, denizin adına Karadeniz dendiğini ve bu denizin de uçsuz bucaksız olduğunu ballandırarak anlatırken; bizimki artık dayanamaz: -Ola heee!..He,da!..Ha bu Karadeniz,bizim Karagol’dan da beyuk degil yaaa,hoş!..Der. 13-GENÇ VALİ İsmet İnönü, Atatürk’ün Başbakanı iken Ardahan üzerinden Artvin’e geleceği duyulur. Artvin’in ileri gelenleri, sözcülüğe Ardanuç-Yolağzı köyünden Molla Ali Pehlevan’ı seçerler ve sınırda karşılarlar. Kutul’da bir yemek verilir. Yemekte yöre meseleleri konuşulur, İsmet Paşa ayrılırken de sözcümüze: -Benden başka bir isteğiniz var mı? Diye sorar. -Sayın Paşam!..Bize genç ve çalışkan bir vali gönderin diye cevap alır. Ancak bu istekten kimse memnun olmaz, Paşamız uzaklaştıktan sonra “Bu kadar sorunu-muz varken, yalnız bir vali istenir mi?”Diye çıkışanlara “Aklında yalnız vali kalır”demesine rağmen tenkitten kurtulamaz. Kısa süre sonra ise Refik Koraltan isimli bir genç, vali olarak atanır. Bayındırlık işleri yanında en uzak köylere dahi okullar açılır, Kuvarshan ve Murgul maden yatakları işletmeye alınır. Artvin, öğrenim ve yüksek tahsilli oranında, nüfusuna göre birinciliği başka bir ilimize bırakmayan bir il haline gelir. 14- YAZ MI, KIŞ MI? Yolağzı Köyü’nden Ömer Pehlevan, Ardanuç-Kapı Köydeki yaşlı akrabasının ziyaretine gider. Dereden tepeden konuştuktan sonra yaşlı adam bir anısını anlatmaya başlar: - “Bir tarihte; okuzlari kızağa koştuh, Killuğa(1) oduna gettuh.(2)Okuzlari çayıra salduh, onlar otliyer, ben başladım odun yapmaya. Ama hava savuh(3),kar adam boyi(4)”diye konuşmaya başlayınca bizimki daha fazla dayanamaz: - Emi!..Yaz miydi?,Kış miydi? Diye atılır. Adam iyice şaşırır ve: - Ola!..Bilmam ki,yaz miydi? Kış miydi? Der. 1-Killuğa: Killik ormanına 2-Gettuh: gittik 3-Savuh: Soğuk 4-Boyi: Boyu 15-KURT DUŞTİ(1) Ardanuç-Yolağzı Köyü’nün akıllı delisi Asım Demirci Ağabeyi ile köyün sığırtmacıdır ve yalan söylemesi ile bilinir. Uzun Çayır otlağında koyun sürüsü ile nahır(2) yan yana otlamaktadır. Asım, Koco (3) oynamakta olan çobanların yanına koşar ve katıla katıla gülerken: - Ola!.. Vallah suruya kurt duşti,kurt!..Der ve gülmeye devam eder. Oyuna dalmış olan çobanlar aldırmaz, oyunlarına devam ederler. Başka tarafta olan ağabeyi durumu anlar ve köpekleri çağırarak kurdu koyunlara zarar vermeden ormana doğru kovar. Köpeklerin koşuşmaları ve havlamaları üzerine oyuncularımız kendilerine gelir, görev yerlerine koşarken de: -Ola tuh!..Asım, Asım olalı, bir defe doğru dedi, ona da biz orali olmaduh(4), derler. 1-Kurt duşti: Kurt sürünün içine girdi 2-Nahır: Sığır sürüsü 3-Koco: Yöresel bir çelik çomak oyunu 4-Orali olmaduh: İlgilenmedik, aldırmadık 16-GEMİLER(1) YERLERDE Ardanuç-Yolağzı Köyünde Abdullah ve M.Ali Pehlevan bir çift öküz, bir çift tosun ile harman dövmektedirler(2). Karşıdaki tek katlı Nazım Yenigün’ün evinin penceresinden de çocuklar onları seyreder. Tosunlar, yeni koşulmalarına rağmen kısa sürede alışmış, uyum sağlar. Çocukların arasındaki Abdulvehap Yasal: -Habunların harmanını bir toz duman edem, hele bir seyredin, der. Bu sırada tosunların göz-leri ile Abdulvehap’ın gözleri çakışır. Tosunlar aniden harman çeperinden (3) atlayarak yola çıkarlar. Öküzle de onları izlerler. Sürüklenen düvenler yoldan duman halinde toz çıkarır. Hayvanlar sakinleştirilir, düvenlerin onarımına geçilir, öküzler otlağa gönderilir. Düvenin taşlarını tamir ederken de M.Ali Usta Ağabeyine: -Havada sinek yoh, habu tosunlar niya(3) bızıklandi(4), anlamadım, der. 1-Gemi: Düven, döven 2-Harman dövme: Harmanda daneleri ayırma işi 3-Çeper: Ahşap çit 4-Niya: Niçin
fıkranın devamı

14- YAZ MI, KIŞ MI? Yolağzı Köyü’nden Ömer Pehlevan, Ardanuç-Kapı Köydeki yaşlı akrabasının ziyaretine gider. Dereden tepeden konuştuktan sonra yaşlı adam bir anısını anlatmaya başlar: - “Bir tarihte; okuzlari kızağa koştuh, Killuğa(1) oduna gettuh.(2)Okuzlari çayıra salduh, onlar otliyer, ben başladım odun yapmaya. Ama hava savuh(3),kar adam boyi(4)”diye konuşmaya başlayınca bizimki daha fazla dayanamaz: - Emi!..Yaz miydi?,Kış miydi? Diye atılır. Adam iyice şaşırır ve: - Ola!..Bilmam ki,yaz miydi? Kış miydi? Der. 1-Killuğa: Killik ormanına 2-Gettuh: gittik 3-Savuh: Soğuk 4-Boyi: Boyu 15-KURT DUŞTİ(1) Ardanuç-Yolağzı Köyü’nün akıllı delisi Asım Demirci Ağabeyi ile köyün sığırtmacıdır ve yalan söylemesi ile bilinir. Uzun Çayır otlağında koyun sürüsü ile nahır(2) yan yana otlamaktadır. Asım, Koco (3) oynamakta olan çobanların yanına koşar ve katıla katıla gülerken: - Ola!.. Vallah suruya kurt duşti,kurt!..Der ve gülmeye devam eder. Oyuna dalmış olan çobanlar aldırmaz, oyunlarına devam ederler. Başka tarafta olan ağabeyi durumu anlar ve köpekleri çağırarak kurdu koyunlara zarar vermeden ormana doğru kovar. Köpeklerin koşuşmaları ve havlamaları üzerine oyuncularımız kendilerine gelir, görev yerlerine koşarken de: -Ola tuh!..Asım, Asım olalı, bir defe doğru dedi, ona da biz orali olmaduh(4), derler. 1-Kurt duşti: Kurt sürünün içine girdi 2-Nahır: Sığır sürüsü 3-Koco: Yöresel bir çelik çomak oyunu 4-Orali olmaduh: İlgilenmedik, aldırmadık 16-GEMİLER(1) YERLERDE Ardanuç-Yolağzı Köyünde Abdullah ve M.Ali Pehlevan bir çift öküz, bir çift tosun ile harman dövmektedirler(2). Karşıdaki tek katlı Nazım Yenigün’ün evinin penceresinden de çocuklar onları seyreder. Tosunlar, yeni koşulmalarına rağmen kısa sürede alışmış, uyum sağlar. Çocukların arasındaki Abdulvehap Yasal: -Habunların harmanını bir toz duman edem, hele bir seyredin, der. Bu sırada tosunların göz-leri ile Abdulvehap’ın gözleri çakışır. Tosunlar aniden harman çeperinden (3) atlayarak yola çıkarlar. Öküzle de onları izlerler. Sürüklenen düvenler yoldan duman halinde toz çıkarır. Hayvanlar sakinleştirilir, düvenlerin onarımına geçilir, öküzler otlağa gönderilir. Düvenin taşlarını tamir ederken de M.Ali Usta Ağabeyine: -Havada sinek yoh, habu tosunlar niya(3) bızıklandi(4), anlamadım, der. 1-Gemi: Düven, döven 2-Harman dövme: Harmanda daneleri ayırma işi 3-Çeper: Ahşap çit 4-Niya: Niçin 5-Bızıklanma: Bızıkı denen iri sineğin ısırması ile hayvanların kaçışması 17-SEN BENİM... Ardanuç-Yolağzı Köyü’nde sığırtmaçlık yapmakta olan köyün akıllı delisi Asım Demirci, çok zor geçinmesine rağmen daha genç yaşında fazla çocuğu olur. Çocuklarının perişan durumu-na acıyan eski muhtar Cemal Önür, kendisini koruması için bir paket kaput alır, hediye olarak kendisine götürür ve: -Asım!..Daha bu yaşta, bir çok çocuk yaptın,hepsi de perişan,kendini koruman için…Derken Asım’ın tepesi atar: -Sen benim s..imin kahyası mısın? Diye çıkışır. Cemal Usta, neye uğradığını şaşırır, elindeki paketi cebine koyarken: -Tamam, Asım, tamam, sen haklısın der ve oradan ayrılır.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, Timur Han’ı ziyarete gitmiş. Timur Han Akşehirlilerin yanlış işler yapmakta olduklarını anlatıyormuş. O...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca cimri Subaşı’yı hiç sevmezmiş. Bir gün Subaşı Hoca’ya tazı ısmarlamış.- “Hoca efendi, senin ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın köyünden bir adam, eşeğiyle bahçesine doğru giderken çalılıkların önünde durmuş. Eşeğini de bir ağac...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca Konya’da gezerken büyük bir yapı görmüş. Durmuş, yapıyı seyrederken binanın kapıcısı Hoca’ya sormu...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca , “İnsanlar nefislerinin istediklerini düşünmeden yapmamalıdırlar. Nefsinizin beğendiği her şey ahirette...
fıkranın devamı


Yalnız kovboy Kızılderili bölgesinden geçerken, bir ağacın gölgesinde oturmuş kızılderili bir bufalo çobanına rastlar.
Aslında kovboy da yorgundur ve dinlenmek için, kızılderili çobana selam verip, atından iner, birer barış çubuğu tüttürürler.
Biraz sohbetten sonra çobana sorar;
-Şu bufalonla biraz konuşabilirmiyim ?der.
Çoban; O hayvan. Yok konuşma bilmek.
Kovboy; Ben bir deneyeyim der ve bufaloya, "sahibin sana iyi davranıyor mu" diye sorar.
Bufalo; Yeşil otların bol olduğu yerlere götürüyor ben memnunum.
Bufalonun konuştuğunu gören çoban çok şaşırır, şok olur adeta.
Kovboy; Köpeğinle konuşabilirmiyim?
Çoban; Köpek yok konuşma bilmek .
Kovboy; Ben konuşurum onunla diyerek", sahibinden memnunmusun, sana nasıl davranıyor"
Köpek; Arada bir beni dövmese, iyi olur genelde memnunum deyince çobanın şaşırması bir kat daha artar. Nasıl olur da hayvanlar konuşuyor.
Kovboy; Katırınla da konuşmak istiyorum.
Çoban; O var konuşma bilmek, ama çok yalan söylemek.

fıkranın devamı


Nuhun gemisinde, tufan cok surmus ve gemideki hayvanlarin sayisi artmaya baslamis. Bunun uzerine nuh butun erkeklerin seyini makbuz karsiligi toplamis,daha sonra tekrar verecem demis Daha sonra disi maymun erkek maymunla dalga gecmeye baslamis. Surekli hadi gel seviselim diyormus 1 gun 2 gun surekli boyle, ve buna erkek maymun cok bozuluyormus yine bir gun disi maymun hadi gel seviselim demis Bunun uzerine Erkek Maymun Nuh seylerimizi verince ben sana soracagim demis Disi maymunda niye diye sormus, erkek maymunda cebinden bir makbuz cikarip, "bak demis Esegin Makbuzunu caldim"




fıkranın devamı


Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...




fıkranın devamı


Çakalın biri ormanda gezerken bir tüfek bulmuş. Bakmış tüfekte iki fişek var, hemen soygunlara başlamış. Malı çalınan, tehdit edilen orman hayvanları toplanıp aslanın huzuruna çıkmışlar. Durumu öğrenen aslan çok kızmış, çakalın peşine düşmüş. Çakalı ilerde giderken gören aslan kükremiş.Çakal aslanın geldiğini görünce tüfeğini doğrultmuş, tam ateş edecekken aslan korkmuş, kaçmaya başlamış. Çakal da aslanı kovalamış.
Derken, önlerine bir ırmak çıkmış. İkisi de yüzerek karşıya geçmiş. Aslan biraz daha koşmuş, sonra aniden duruvermiş. Çakal da durmuş. Aslan geri dönüp çakalın üstüne yürümüş. Çakal ıslanan tüfeğin ateş etmediğini görünce tüfeği atıp ırmaktan karşıya geçmiş, aslan da peşinden gelmiş.
Aslan çakalı ormanda uzun süre kovalamış, yetiştiği yerde vurmuş.
Çakal güçbela canını kurtarmış. Bir daha onu oralarda gören olmamış.


fıkranın devamı


Temel Avustralya'ya deve kuşu avlamaya seyahate çıkıyor. Orada malzemelerin hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir virajı dönünce bakıyor 15, 20 tane devekuşu. Hemen arabayı durduruyor silahını doğrultuyor. Devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarıını kuma gömüyorlar. yani kendi akıllarınca saklanıyorlar. Temel etrafa bakıyor. ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
- Ulan nereye gitti bu hayvanlar?




fıkranın devamı


Dişi aslan bir agacın altında uyurken tilki gizlice gelip dişi aslanı
becerir.
Aslan uyanınca erkek aslanın yanına gider ve ona sorar.
Erkek aslan duruma oldukça şaşırmıştır. Çok sinirlenip kükrer:
- "Bütün hayvanları toplayın, suçluyu bulup onu mahfedeceğim"
Bütün hayvanlar toplanır, aslan "kim yaptıysa bunu elini kaldırıp öne
cıksın" diye kükrer ama hiçbiri ses çıkarmaz.
Derken toplantıya geciken çakal koşarak gelip arka sıralara yerleşir
ve tilkiye "ne oluyor" diye sorar. Tilki de "Aslan kral ormana
bir müdür arıyor talip olan elini kaldırıp öne çıksın diyor" deyince
zavallı çakal hemen elini kaldırıp öne çıkar.
Aslan herkesi gönderir ve akabinde çakalı sabaha kadar becerir.
Çakal sabah perişan halde yalpalaya yalpalaya yürürken
tilkiyle karşılaşır. Tilki hafif gülümser ve ekler:
- "Bak, bir müdür oldun yürüyüşün bile değişti.."

fıkranın devamı


Disi aslan bir agacin altinda uyurken tilki gizlice gelip disi aslani
becerir.

Aslan uyaninca erkek aslanin yanina gider ve ona sorar. Erkek aslan duruma
oldukça sasirmistir. Çok sinirlenip kükrer:

- "Bütün hayvanlari toplayin, suçluyu bulup onu mahfedecegim"

Bütün hayvanlar toplanir, aslan "kim yaptiysa bunu elini kaldirip öne
ciksin" diye kükrer ama hiçbiri ses çikarmaz.

Derken toplantiya geciken çakal kosarak gelip arka siralara yerlesir ve
tilkiye "ne oluyor" diye sorar. Tilki de "Aslan kral ormana bir müdür ariyor
talip olan elini kaldirip öne çiksin diyor" deyince zavalli çakal hemen
elini kaldirip öne çikar.

Aslan herkesi gönderir ve akabinde çakali sabaha kadar becerir. Çakal sabah
perisan halde yalpalaya yalpalaya yürürken tilkiyle karsilasir. Tilki hafif
gülümser ve ekler:

- "Bak, bir müdür oldun yürüyüsün bile degisti.."

fıkranın devamı


Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...

fıkranın devamı


Hocanın. çok. sevdiği. bir. kuzusu. varmış.öyle. ki. kuzuyu. diğer. hayvanlarından. daha .üstün tutmaktadır.arkadaşları .hocanın. bu. zaafını .bildilerinden. bir. gün. gelip :--hocam yarın nasıl olsa kıyamet kopacakgel şu kuzuyu kesip afiyetle yiyelim.derler. bu teklife hocanıngönlü razı olmasa da arkadaşlarını kıramaz kuzuyu kesip arkadaşlarına ikram eder.ziyafet bittikten sonra hocanın arkadaşlarıyüzmek için dereye girer.hoca her zamanki gibi ayağına gelen fırsatı tepmez.arkadaşlarının dereye girerken çıkardıkları giysileri kuzuyu kızarttığı ateşte yakar.arkadaşlar dereden gelince: --ne yaptın hoca şimdi biz ne giyineceğiz diye feryat ederler. hoca imalı bir tebessüm ile cevap verir: --ne üzülüyorsunuz arkadaşlar nasıl olsa yarın kıyamet kopacak değil miydi.



fıkranın devamı


Hepsi de birbirinden iddiali 3 genetik uzmani, yeni buluslarini
karsilastiriyorlar. Hayvanlar konusunda uzman olan birincisi anlatiyor
"Inek ve tavuk genlerinden harikulade yeni bir hayvan meydana getirdim.
Hem süt veriyor hem yumurtluyor, eti kirmizi et tadinda ama beyaz et kadar
faydali, bence bu yüzyilin bulusu. Insanlara istedikleri kadar saglikli
et, süt, yumurta yedirecegim"
Böcek genetigi uzmani çalismasini açikliyor. "Ari ile bok böcegi genlerini karistirdim. Yeni türümüz pisliklerden bal yapiyor. Hem bol miktarda hem de inanilmaz kaliteli bal imkanina kavusmus bulunuyoruz. Insanlik için çok faydali bir gelisme sagladim".Genel genetikçi Dr. Temel iki meslektasina bakiyor. "Valla ben de karpuzla karafatma genlerini birlestirdim. Simdi karpuzu kesiyorsun, bütün çekirdekler yürüyüp gidiyor.."


fıkranın devamı


Bir keresinde, Hoca Aksehir'de ki mahkemeye kadi tayin edilir. Bir gun bir adam kosarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:
-Farzedelim iki inek mera da dovustu ve biri oldu, Hoca Efendi. Oldurenin sahibi sorumlu tutulacakmidir?
Adamin hilekar gozlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
-Yerine gore, der, hukum vermeden.
-Karar vermene yardimci olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldurdu!.
-Bu halde, genel olarak bilindigi gibi inekler hayvandir. Hayvanlara sebep baglanmadigindan dolayi, kesinlikle sorumsuzlardir. Bu yuzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!
-Ozur dilerim, Hoca Efendi, dilim surctu. Benim inek seninkini oldurdu demek istemistim!
Bu haber uzerine, Hoca'nin kani beynine sicrar. Sakalini ceker, kalkar ve yeniden oturur.
-Bu ilk dusundugumden daha karmasik bir durum, der. Memurlugunun tum agirbasliligiyla katibine doner ve ekler "yaninda ki rafta duran kara kapli kitabi ver bakayim!"



fıkranın devamı


Küçük Temel bir gün babasina sormus:

-"Baba hayvanlar her ay kürk degistiriyormus degil mi?"

Babasi: -"Evet oglum ama bunu sakin annene söyleme!"

fıkranın devamı


Dişi aslan bir agacın altında uyurken tilki gizlice gelip dişi aslanı
becerir.
Aslan uyanınca erkek aslanın yanına gider ve ona sorar.
Erkek aslan duruma oldukça şaşırmıştır. Çok sinirlenip kükrer:
- "Bütün hayvanları toplayın, suçluyu bulup onu mahfedeceğim"
Bütün hayvanlar toplanır, aslan "kim yaptıysa bunu elini kaldırıp öne
cıksın" diye kükrer ama hiçbiri ses çıkarmaz.
Derken toplantıya geciken çakal koşarak gelip arka sıralara yerleşir
ve tilkiye "ne oluyor" diye sorar. Tilki de "Aslan kral ormana
bir müdür arıyor talip olan elini kaldırıp öne çıksın diyor" deyince
zavallı çakal hemen elini kaldırıp öne çıkar.
Aslan herkesi gönderir ve akabinde çakalı sabaha kadar becerir.
Çakal sabah perişan halde yalpalaya yalpalaya yürürken
tilkiyle karşılaşır. Tilki hafif gülümser ve ekler:
- "Bak, bir müdür oldun yürüyüşün bile değişti.."

fıkranın devamı


Ormanın kralı aslan birgün bütün hayvanlarla bir toplatı yapmış hayvanların içinde tilki,ayı ve maymun varmış aslan demiş evime girin ve nasıl kokuyo diye sormuş ilk ayı girmiş demişki;
-üf çok kötü kokuyo demiş. aslan sinirlenip pençe atmış ayı ölmüş sonra maymun gel demiş sıra sende demiş maymunda ;
-aaaa çok güze kokuyo kralım demiş aslan yağcılık yapıyo diye onuda öldürmüş sıra gelmiş tilkiye tilki demişki;kralım beni bağışla ama hastayım burnum koku almıyo demiş yırtmış.

fıkranın devamı


Nuhun gemisinde, tufan cok surmus ve gemideki hayvanlarin sayisi artmaya baslamis. Bunun uzerine nuh butun erkeklerin seyini makbuz karsiligi toplamis,daha sonra tekrar verecem demis Daha sonra disi maymun erkek maymunla dalga gecmeye baslamis. Surekli hadi gel seviselim diyormus 1 gun 2 gun surekli boyle, ve buna erkek maymun cok bozuluyormus yine bir gun disi maymun hadi gel seviselim demis Bunun uzerine Erkek Maymun Nuh seylerimizi verince ben sana soracagim demis Disi maymunda niye diye sormus, erkek maymunda cebinden bir makbuz cikarip, "bak demis Esegin Makbuzunu caldim"

fıkranın devamı


Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...

fıkranın devamı


Çakalın biri ormanda gezerken bir tüfek bulmuş. Bakmış tüfekte iki fişek var, hemen soygunlara başlamış. Malı çalınan, tehdit edilen orman hayvanları toplanıp aslanın huzuruna çıkmışlar. Durumu öğrenen aslan çok kızmış, çakalın peşine düşmüş. Çakalı ilerde giderken gören aslan kükremiş.Çakal aslanın geldiğini görünce tüfeğini doğrultmuş, tam ateş edecekken aslan korkmuş, kaçmaya başlamış. Çakal da aslanı kovalamış.
Derken, önlerine bir ırmak çıkmış. İkisi de yüzerek karşıya geçmiş. Aslan biraz daha koşmuş, sonra aniden duruvermiş. Çakal da durmuş. Aslan geri dönüp çakalın üstüne yürümüş. Çakal ıslanan tüfeğin ateş etmediğini görünce tüfeği atıp ırmaktan karşıya geçmiş, aslan da peşinden gelmiş.
Aslan çakalı ormanda uzun süre kovalamış, yetiştiği yerde vurmuş.
Çakal güçbela canını kurtarmış. Bir daha onu oralarda gören olmamış.

fıkranın devamı


Adamın biri çarşıda gezinirken bir evcil hayvanlar mağazasının önünden geçer ve merak edip ne var ne yok diye içeri girip gezinmeye başlar. Maymunların olduğu yere gelince bir müşterinin maymunu alıp mağaza sahibine fiyatı sorduğunu görür. Satıcı 5.000 $ der ve müşteri hiç itiraz etmeden ödeyip çıkar.gezinen adam merak edip satıcıya sorar. Bu maymun neden bu kadar pahalı. Satıcı:
- O maymun otocad, catıa, excell, word'ü iyi bilir. Her türlü çizimi yapabilir, der.
Adam şaşırır.Ardından başka bir müşteri bir maymun alır. O da 5.000 $'dır ve müşteri itiraz etmeden ödeyip çıkar. Gezinen adam tekrar şaşırıp satıcıya sorar. Satıcı
- O maymun herlü projenin takibini onayını yapacak kabiliyettedir, der.
Adam iyice şaşırmıştır. Ardından başka bir adam bir maymun alır ve satıcıya 25.000 $ öder ve çıkar. Zaten şaşırmış olan gezinen adam bu kez kafayı yer ve satıcıya:
- Bu maymun neden ötekilerden pahalı, diye sorar. Satıcı:
- Valla o maymun hepsini çok iyi bildiğini iddia ediyor ama ne kadar denediysem yapmıyor. Kendisinin proje müdürü olduğunu söylüyor, der.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama