joe Fıkraları

loading...


Adamin biri ofiste bir bakmis yan masadaki calisma arkadasi'nin (erkek) tek kulaginda kupe var... Adam bir anlam verememis cunku arkadasi aslinda cok tutucu ve silik bir tipmis.. o yuzden de dayanamayip sormus:
"Hey Joe.. kupelere ilgin oldugunu bilmiyordum..???"
"Aaaa abarticak bisey yok, sadece bir kupe iste..."
"Sanirim ben yeni farkediyorum.. ne zamandir takiyosun o kupeyi??"
"Karim onu yatagimizin icinde buldugundan beri"

fıkranın devamı


Amerikada yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış. Hastaneye kaldırmışlar. Tabii ilgi o biçim. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Neyse doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış: -Hey Joe, ön kapıyı tutmuşlar; arka kapıdan kaçalım!

fıkranın devamı

Amerika`da yasayan ünlü bir mafya babasinin karisi dogum yapacakmis. Hastaneye kaldirmislar. Dokto...
fıkranın devamı

Ögretmen sınıfta madenleri ve ne kadar değerli olduklarını anlatıyormuş. Dersin bitiminde ç...
fıkranın devamı

Ögretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus. Dersin bitiminde çocuklar...
fıkranın devamı

Bir Japon, New York ta bir bara girip oturur. Sol avucunu acip sag eliyle avucunun icine telefon tus...
fıkranın devamı

Amerika`da yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış.Hastaneye kaldırmış...
fıkranın devamı

Adamin biri ofiste bir bakmis yan masadaki calisma arkadasi'nin (erkek) tek kulaginda kupe var... Ad...
fıkranın devamı

Kari koca 100 km hizla arabada gidiyorlarmis.. arabayi adam kullaniyormus ve karisi birden "Hayatim....
fıkranın devamı

Temel Amerika'ya calismaya gitmistir. Ilk yabancilik gunlerinden sonra gece disari gezmeye cikar, bir muddet sonra bir bara girer, barda icki icer iki lak lak yapar, tuvaleti gelir ve tuvalete gider. Tam isini gorecegi pisuvara yaklasir ki, o da ne ?! Pisuvar altindan yapilmistir.. Temel dumur bir sekilde icinden gecirir :
"vay be goruyon mu adamlarin tuvaletleri bile altindan" diyerek altin tuvalete işemenin zevkine vararak isini gorur ve cikar..

Neyse ertesi gece ayni bara tekrar gider, tekrar tuvaleti gelir ve tuvalete gider fakat altin pisuvar yoktur.. bi anlam veremez ama isini gorur bara gelir oturur ve barmene donerek :
"ya dun gece tuvalette altin pisuvar vardi bu gece neden yok ?" diye sorar..
barmen once Temel'i bi suzer soyle, ardindan barin diger tarafinda oturan iri cusseli adama donerek:
"Hey Joe, dun gece senin saksafaona işeyen adami buldum"
fıkranın devamı

Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı, çekilmez bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine;
"- Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var." der doktor.
"- Doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum."
"- Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim."
"- Peki, kötü haber nedir doktor bey?"
"- Çok nadir görülen bir durumdur. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak."
Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar;
" - Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!"
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir.
Hastaneden taburcu olduğunda;
" - Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
" - İşte tam aradığım takım elbise!" der ve dükkâna girer.
Tezgâhtara;
" - Yeni bir takım elbise istiyorum" der.
Tezgahtar Joe''yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
" - Bir bakalım. 44 beden!" der.
Joe gülerek;
" - Kesinlikle doğru, nerden anladınız?"
" - Bu benim işim."
Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgâhtar sorar;
" - Yeni bir gömlek de ister misiniz?"
Joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
" - Elbette" der.
Tezgâhtar Joe''ya şöyle bir bakar;
" - Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka."
Joe şaşırır;
" - Kesinlikle doğru nerden anladınız?"
" - Bu benim işim!"
Joe gömleği giydi. Evet, gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgâhtar sorar;
" - Yeni ayakkabıya ne dersiniz?"
" - Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım"
Tezgâhtar Joe''nun ayaklarına bakarak;
" - Evet...9-1/2... E."
Joe iyiden iyiye afallar;
" - İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!"
Tezgâhtar;
" - Efendim. Bu benim işim."
Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkân içerisinde bir tur atarken tezgâhtar sorar;
" - Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim ben!"
Joe aynaya bakarak;
" - Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm." diye içinden geçirir ve " - Evet bir de şapka bakayım kendime!" der tezgâhtara.
Tezgâhtar Joe''nun kafasına bakarak;
" - Eveeeeet...7-5/8."
Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgâhtara;
" - Evet..doğru..nerden bildiniz?" diye sorar.
Tezgâhtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
" - Bu benim işim efendim" der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
" - Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben..." diye düşünürken tezgâhtar yine sorar;
" - Size bir tane de don verelim efendim."
Joe bir kaç saniye düşünür ve;
" - Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der.
Tezgahtar geri adim atarak "Eveeeeet..36 beden!" der.
Joe gülerek;
" - İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!" der.
Tezgâhtar kafasını sallayarak;
" - Hayır..size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!..."

fıkranın devamı

Joe dört yaşında bir velettir. Bir gece uykusu gelmeyen Joe evde bir yukarı bir aşağı dolaşmaktadır.
O sırada yatak odasından gelen ilginç sesler de gittikçe Joe'nin ilgisini çekmektedir.
Sonunda dayanamaz ve olayı araştırmaya gider.
Yatak odasının anahtar deliğine gözünü dayar ve babasının pantolonunu çıkarmıç olarak annesinin arkasında olduğunu görür.
Babası;
- ''Çocuk isterim.. Çocuk isterim'' diye bağırmaktadır.
Aynı anda annesi de son derece gönüllü bir sesle;
- ''veririm'' demektedir.
Bunu duyan Joe hemen patolonunu indirir ve babasının arkasına geçer.
Ve başlar bağırmaya;
- ''Bisiklet isterim. Bisiklet isterim''.
fıkranın devamı

Amerika`da yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış.
Hastaneye kaldırmışlar. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Kadını doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış:
- Hey Joe, önkapıyı tutmuşlar, arka kapıdan kaçalım...

fıkranın devamı

Ögretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus.
Dersin bitiminde çocuklara sormus:
-"Kim hangi madene sahip olmak ister çocuklar?"
Önce John cevap vermis:
-"Platin, ögretmenim. Onunla kendime bir Porsche alirdim."
Ardindan Mike cevaplamis:
-"Altin, ögretmenim. Altinlarimla kendime son model bir Cadillac alirdim."
En son Küçük Joe yanitlamis:
-"Silikon, ögretmenim. Ablamda iki tane var, kapinin önündeki arabalari hayal bile edemezsiniz!..."

fıkranın devamı

Adamin biri ofiste bir bakmis yan masadaki calisma arkadasinin (erkek) tek kulaginda kupe var... Adam bir anlam verememis cunku arkadasi aslinda cok tutucu ve silik bir tipmis.. o yuzden de dayanamayip sormus:
"Hey Joe.. kupelere ilgin oldugunu bilmiyordum..???"
"Aaaa abarticak bisey yok, sadece bir kupe iste..."
"Sanirim ben yeni farkediyorum.. ne zamandir takiyosun o kupeyi??"

"Karim onu yatagimizin icinde buldugundan beri"
fıkranın devamı

Gemici uzun süren bir seferden dönmüş. Bakmış karısı kapıda kendisini yeni doğmuş bir bebekle karşılıyor. Kendini tutamamış: "Bu bebek benden değil"demiş. Karısı susarak onaylamış. Adam yine:
-Arkadaşım Jimden, değil mi?
-Hayır.
-O zaman arkadaşım Joedan?
-Değil.
-O iki yüzlü arkadaşım Johndan öyleyse.
-Hayır...Yani kendi arkadaşım olamaz mı!...
fıkranın devamı

Kari koca 100 km hizla arabada gidiyorlarmis.. arabayi adam kullaniyormus ve karisi birden "Hayatim..."demis.."seninle 15 yil boyunca guzel bir beraberlik yasadik... ama artik ben bosanmak istiyorum" Adam birsey soylememis..bu arada hizi 105e cikarmis.. derken karisi "neden diye soracagini biliyorum.."demis.. "bunu nasil soyleyecegimi bilemiyorum ama arkadasin Joe ile birkac
aydir beraber oluyoruz.. ve uzgunum ama yatakta o senden daha iyi..." Adam yine hicbirsey soylememeye devam ederek hizi 110a cikarmis... kadin devam etmis.. "Evi ben istiyorum..." Artik 120le gidiyorlarmis.. adam hicbirsey soylemiyormus.. kadin "ayrica.." demis.."butun çeklerini,kredi kartlarini,arabayi da istiyorum..."Ve adam hizi 130a cikartmis... hala birsey soylemiyormus...Kadin sormus:
-"Hicbirsey soylemeyecek misin?? Sen hicbirsey istemiyor musun??"
Adam 140a cikmis ve cevaplamis:
-"Hayir.. ben ihtiyacim olan herseye sahibim...."
Kadin sasirmis..
-"Oyle mi??? Nedir o????"
Ve araba karsidaki duvara 150 km. hizla carpmadan once adam cevap vermis:

"AIRBAG BENDE!!"
fıkranın devamı

Amerika`da yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış.Hastaneye kaldırmışlar. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Kadını doğumhaneye almışlar.Kadın ikiz doğuracakmış.İlk çocuk gelmeye başlamış,
çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış:

- Hey Joe, önkapıyı tutmuşlar, arka kapıdan kaçalım...

fıkranın devamı

Bir Japon, New York ta bir bara girip oturur. Sol avucunu acip sag eliyle avucunun icine telefon tuslar gibi yapar sonra sol elini kulagina getirip konusmaya baslar. Barmen meraklanip yanina gelir.
"Ne yapiyorsun sen? diye sorar. Japon, "Japonyada yeni bulus. Artik cep telefonu kullanmak yok. El telefonu var diyerek elini acar gosterir.Avucunun tam ortasinda ufak bir hoparlor monte edilmistir.
Barmen,
"Inanmiyorum. Boyle bir sey olamaz. Japon, "Gostereyim. Bana bir telefon numarasini soyle, cevireyim. Barmen numarayi soyledikten sonra, Japon yine avucunun icini tuslayip elini kulagina getirir. Biraz bekledikten sonra elini barmene uzatir "Konusabilirsin der. Barmen Japon un elini kulagina getirerek "Alo? sesi duyar sonra "Joe? Sen misin?... Ya inanmiyacaksin ama su anda seninle bir Japon un elinden konusuyorum... Hayir sarhos filan degilim.... Neyse sonra
anlatirim. Haydi hoscakal deyip Japon un elini birakir.
Hayretler icinde,
- "Harika bir sey bu! Pahali midir? Japon, "Biraz ama deger der, sonra ickisini ismarlar.Ama ickisini yudumlarken birden bire dikiliverip "Afedersin tuvalet ne tarafta? sorar. Barmen yolunu gosterir. Japon kalkip gosterilen kapidan girer. 5 dakika gecer ama Japon donmez. 10 dakika gecer... Barmen merak etmeye baslar. 20 dakika gectikten sonra barmen "Basina kotu bir sey mi geldi diyerek tuvalete girer ve... Japon u yerde gorur. Pantalonu dizlere kadar indirilmis secdeye durur gibi yere egiliyor. Kicinda bir rulo tuvalet kagidi var. Barmen:
"Aman Tanrim! Sana ne oldu boyle? Saldiriya mi ugradin? Yaralandin mi?
Japon: "Hayir. Ben iyiyim. Japonyadan uzun bir faks aliyorum, o
kadar.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama