karpuz Fıkraları

loading...

Bir gün temel, fransız ve ingiliz bir uçağa binmişler. Uçak rötar yapmış ve her yolcu bir eşyasını uçaktan atacakmış. Fransız karpuz, ingiliz kavun, temel de bomba atmış. O sırada bir adam yolda yürüyormuş. Yürürken bir çocuk görmüş. Çocuk ağlıyormuş. Adam: - 'Oğlum neden ağlıyorsun? 'demiş. Çocuk: - 'Başıma karpuz düştü'.demiş Adam yolda yürürken başka bir çocuk görmüş. O da ağlıyormuş. Adam: -Sen niye ağlıyorsun? demiş. Diğer çocuk: - 'Başıma kavun düştü'. demiş Adam yürümeye devam ederken bir çocuk daha görmüş. Ama çocuk gülüyormuş. Adam : - 'Oğlum arkadaşların ağlıyor. Sen niye gülüyorsun?' demiş. Çocuk: - 'Amca, ben bir osurdum arkamdaki bina uçtu.' demiş.
fıkranın devamı

Adamın biri bir yaz günü köy yolundan giderken çok susamış.Önünden geçtiği bostanda koca koca karpuzları görmüş. Bir karpuz k...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın Köylüsü, iri yarı bir delikanlı olan Ali Can, sıcak bir yaz gününde ormana gidip odun hazırlamağa ka...
fıkranın devamı


Dünya Genetik Projeler Yarismasi yapiliyormus. Tüm ülkelerden genetik
profesörleri yarismaya çalismalari ile katilmis. Ilk Fransiz profesörün
çalismasinin basina gelmisler. Jüri baskani çalismasinin ne oldugunu sormus.
Fransiz profesör baslamis anlatmaya:
-"Ben inek genleri ile tavuk genlerini birlestirdim, Ortaya çikan mahlukatin eti kirmizi et kadar lezzetli, beyaz et kadar saglikli oldu" demis..
Ardindan diger çalismalari ülke ülke gezmeye baslamislar. Sira gelmis
Türkiye'den bizim Laz profesöre, Jüri baskani:
-"Sizin çalismaniz nedir?" diye sormus.
Laz profesör anlatmis:
-"Ben demis, karpuz genleri ile hamamböcegi genlerini birlestirdim!"
Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmus ve baskan Laz profesöre:
-"Bu çalisma ne ise yarar?" diye sormus.
Laz profesör:
-"Acayip ise yariyor, karpuzu kesiyosun, çekirdekleri kaçisiyoo"

fıkranın devamı


Bir karpuz tarlası olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi:
"Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi!"
Ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. Karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığını düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti:
"Şimdi o karpuzlardan iki tane var!"

fıkranın devamı


Hepsi de birbirinden iddiali 3 genetik uzmani, yeni buluslarini
karsilastiriyorlar. Hayvanlar konusunda uzman olan birincisi anlatiyor
"Inek ve tavuk genlerinden harikulade yeni bir hayvan meydana getirdim.
Hem süt veriyor hem yumurtluyor, eti kirmizi et tadinda ama beyaz et kadar
faydali, bence bu yüzyilin bulusu. Insanlara istedikleri kadar saglikli
et, süt, yumurta yedirecegim"
Böcek genetigi uzmani çalismasini açikliyor. "Ari ile bok böcegi genlerini karistirdim. Yeni türümüz pisliklerden bal yapiyor. Hem bol miktarda hem de inanilmaz kaliteli bal imkanina kavusmus bulunuyoruz. Insanlik için çok faydali bir gelisme sagladim".Genel genetikçi Dr. Temel iki meslektasina bakiyor. "Valla ben de karpuzla karafatma genlerini birlestirdim. Simdi karpuzu kesiyorsun, bütün çekirdekler yürüyüp gidiyor.."


fıkranın devamı


Bir Alman,bir Fransız bi de bizim Temel varmış. Konu karpuzdan açılmış. Alman olan "ben 2 karpuzu elimde, 2 taneyi omzumda, 2 tane de koltuk altıma koyar toplam 6 karpuzu bir defada taşırım" demiş.



Fransız " ben 2 karpuzu elimde, 2 taneyi omzumda, 2 tane koltuk altımda, 2 tane de ayaklarımın üzerine koyar toplam 8 karpuzu bir defada taşırım" demiş.



Temel de " o da bişey mi? ben 2 karpuzu elimde, 2 taneyi omzumda, 2 tane koltuk altımda, 2 tane ayaklarımın üzerine, s*kime de Fransızı koyar toplam 16 tane karpuz taşırım " demiş.

fıkranın devamı


temel karpuzlarinin nakliyesi icin adanadan traabzona kamyon kiralar yolda trafik kazasi gecirirler kamyon hurda haline gelir karpuzlarin her biri bir tarafa

adam aglar kamyonum diye temelde karpuzlarim diye bagirir oglu gelip baba sus adamin koca kamyonu gitmis ayiptir der temel ogluna dunup oglum onun kamyonu tamir olurda benim karpuzlari kim tamir edecek.

fıkranın devamı


Amerikalının biri esegiyle kayseri gitmiş.Semt mahallesine varmış.Canı bişeyler yemek istemiş. 10 yasında bi cocuk çagırmış gel olum demiş.çoçuga demişki benim karnımı doyuracak,eşegime yem olucak boş zamanımda beni meşggul edecek bişeyler al demiş.1 lira para vermiş.Çocuk gitmiş bi tane karpuz alıp gelmiş.amerikalı demişki ula ben bunu ne yapacagım demiş. Çocuk demişki içini kendin yiyecem,kabını eşege verecen,çekirdeğinide kendini çitecen demiş.

fıkranın devamı

Bir gün temel cinayet işlemiş. Gitmiş adamın birini öldürmüş.Hapishaneye girmiş. Bi zaman ...
fıkranın devamı

Namik kemal,japon,alman ve ingiliz en cok kimin karpuz tasiyacagi uzerineiddiaya girerler. Jopon der...
fıkranın devamı

Hepsi de birbirinden iddiali 3 genetik uzmani, yeni buluslarinikarsilastiriyorlar. Hayvanlar konusun...
fıkranın devamı

Bektasi, evinde misafir oldugu için, karpuzcuya ugramis: -Iyi karpuzun var mi? -Kurabiye gibi baba,...
fıkranın devamı

Bir karpuz tarlası olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karp...
fıkranın devamı

Kadinin kocasi is adamiymis. Yabanci memlekette isi çikmis. Bir kaç ay gelmemis. Kadin azinca yold...
fıkranın devamı

Bir karpuz tarlasi olan çiftçi, her aksam tarlasina çocuklarin dadandigini ve birkaç karpuzun ek...
fıkranın devamı

Bir karpuz tarlası olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi;
- ''Dikkat! karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi''.
Ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. Karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığını düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti;
- ''Şimdi o karpuzlardan iki tane var!''...
fıkranın devamı

- Otobüs yolculuğu operaya gitmek gibidir. Yerinden kalkmaz ve gurultu etmezsen, horlamadığın surece uyumana kimse bir şey demez. Hatta tuvalete gitmen için ara bile verilir.

- Burnunu karıştırmak, sevişmek gibidir. Yaparken izlemekten çok utanırsın, gözlerden uzak yerlerde kimseye görünmeden yapmaya çalışırsın. Ama bir
yandan da onu yapmaktan çok zevk alırsın.

- Gazeteciler, futbolcular gibidir. En çok parayı verene anında giderler. Her gittikleri yerde de renk aşkından ve paranın ne kadar önemsiz olduğundan bahsedip dururlar.

- Aşk sekerli sakız gibidir. Önceleri çok tatlıdır. Sonra tadı gider, yavanlaşır ve yormaya baslar. En sonunda bir kenara atılır. Bu sefer de insanin cani
yeni bir tane ister. Bulamayınca kenarda sertleşen eskisine bile razı olunur.

- Nazizim Elvis Presley'in donu gibidir. Kullanıldığı zamanlarda bile sahibinden başka kimsenin isine yaramazken yıllar sonra hala peşinden koşan insanlar bulunur.

-Kiralık katillik yapmak, karpuz satmak gibidir. İkisinde de kan çıkmazsa para alamazsınız.

-Evlilik decoder gibidir. Evlenip de ona sahip olmak başlangıçta harika gibi gözükse de bir sure sonra o kadar masrafa değmediği düşünülmeye baslar.

- Demokrasi Van canavarı gibidir. Aslında yoktur, ama var olduğunu söyleyen bir suru insan çıkar. O kadar ki, olmadığından emin olanlar bile bazen şüpheye düşerler.
fıkranın devamı

1.. Serbest dolaşım çıkar . İyi bir eğitimi ve geçerli bir işi olmayanların hepsi (İpini koparanlar) çil yavruları gibi Avrupa'nın dört bir yanına dağılır .

2.. Hide Park'ta Türk usulü piknik yapar. (5 aile, 28 çocuk, kamyon, kebap, rakı, çiğ köfte, pijama, atlet, ip, top, tüp, çaydanlık, buz kabı, karpuz, tavla, okey, haşlanmış yumurta ve patates, pet şişe, naylon poşet, arabesk, gürültü ve kavga)

3.. Versailles Sarayının önünde seyyar satıcılık yapar.(Salatalık, lahmacun, simit v.s.)

4.. Wembley stadyumunun girişinde seyyar köfteci açar.

5.. Çocuklar trafik ışıklarında cam siler, mendil satar.

6.. Metro istasyonu girişlerinde kokoreç yapıp satar. Sakatat yasağını takmaz. Kolluk kuvvetlerinden koşarak kaçar. Kaçamazsa rüşvet vermeye çalışır.

7.. Lourvre müzesinde kapkaççılık yapar.

8.. Chapms Elises Bulvarı'nda düğün konvoyu yapar.

9.. Çeşitli alanlarda mafyalar oluşturur. Devlet arazilerini Türklere satar.

10.. Mafyadan aldığı arazilere gecekondu yapar. Gecekondularda inek, koyun, tavuk ve kaz besler. Kurduğu mahalleyi kurtarılmış bölge ilan eder.

11.. Yere tükürür. Kendini uyaran vatandaşı döver. Yakalandığında ise polise sürekli "abi !" diye hitap eder.

12.. Galatasaray Avrupa kupalarında başarı elde ettiğinde kutlama konvoyu yapar. Havaya ateş açar ve birkaç Avrupa vatandaşı için "Kim vurduya" tur ayarlarlar.

13.. Sanki asırlardır oradaymış da diğerleri yeni gelmiş ve kendisini rahatsız ediyormuş gibi davranır.

14.. Bir fast food'da yanındaki kız arkadaşına baktığından şüphelendiği adamı döver.

15.. Yenebilecek her şeye içinde domuz eti oluğu şüphesiyle bakar.

16.. Avrupalı tüm kadınlara şırfıntı gözüyle bakar ve günde 25 kadına sarkıntılık eder. Sonunda Avrupalı zannettiği bir Türk kızının ağabeylerinden dayak yer. Yaraları iyileştikten sonra aynı kızla çıkmaya başlar.

17.. Kızlar bir Avrupalı ile evlenebilmek için kırk takla atar. Babaları izin vermeyince evden kaçar. Babaları polisi arar. Kız 18 yaşından büyük olduğu için polis babayı pek sallamaz. Baba kendi işini kendi görmek ister ve herifin kardeşini öldürerek kan davası çıkarmaya çalışır.

18.. Arabasıyla caddelerde turlarken İbo'nun kasetini yüksek sesle çalarak kız tavlamaya çalışır.

19.. Evde bulgur pilavıyla beslenmeye çalışır ve tüm imkanlarını bir Mercedes sahibi olmak için seferber eder.

20.. Türkiye'ye gelip geri dönerken bir minibüs dolusu besin maddesi götürür. Sucuk ve pastırmaları halk sağlığına aykırılığı nedeniyle gümrükte terk eder. Terk etmeden önce iki saat süreyle arbede çıkarır.

21.. Seyyar lahmacun sattığı mahalleye servis yapan pizza dağıtıcısını döver. Olaya polis karışırsa başka bir gün tüm aşiretiyle gelip pizza dükkanını dağıtır.

22.. Kurban bayramlarında kamuya ait yerlerde kurban keser. Kan gövdeyi götürür.

23.. "Yok canım abarttın. Şu anda yurt dışında olanlar bu saydıklarının çoğunu yapmıyorlar ki" diye milletini savunanlar, o günler geldiğinde Türklerin Avrupa'da kanun, kitap dinlemeyecek kadar çoğunluk olacağını göz ardı ederler.

24.. Türkiye'nin nüfusu 16 milyona İstanbul'un nüfusu 1 milyona düşer. Refah seviyesi ve toplumsal kalite son haddine kadar yükselir. Kimse kimsenin malına, namusuna yan gözle bakmaz. Türkiye'de kalmış olanlar, dini bayramlarda ve yaz tatillerinde Avrupa'ya kaçarak Türkiye'nin sakinleşmesini beklerler.

25.. Türkiye'de eğitim seviyesi %98 üniversite düzeyine yükselir. İşsizlik kalmaz. İşçi ithaline başlanılır. Çevre kirliliği sıfıra düşer. Sanat ve kültür yurdun her köşesine yayılır. Arabesk sanatçıları iş alanlarını Avrupa'ya kaydırır. Turizm patlar.

26.. Ülkemiz temiz, sakin ve yaşanası bir memleket olur. Siyasi tartışmalar konuşma platformunda kalır.

27.. Hayal gücü iyi çalışan okuyucular bir bu kadar daha madde üretir.

Yaaa ! Dostlar . İşte böyle . Bundan sonra kimse "Biz Müslüman bir ülkeyiz; Avrupalılar bu yüzden bizi AB'ne almıyorlar" ya da "Türkiye'de demokratikleşme sağlanamadı; onun için giremiyoruz AB'ne" savunmalarını yapmasın . Çünkü alakası yok . İşte yukarıda sayılan maddeler yüzünden giremiyoruz AB'ne. Onlar yeni bir İstanbul olmaktan korkuyorlar . Kendi milletini tanımayan bazıları da hemen işi siyasi ve dini nedenlere dayandırıyorlar. "Yahu bir beceremediler şu AB'ne girmeyi" diye siyasetçileri suçluyorlar. Zavallı siyasetçi ne yapsın. Eldeki malzeme bu. AB'ne girer miyiz, girmez miyiz bilinmez ama fırsat bu fırsat, Avrupalılar Türkiye'deki bazı aksaklıkları gidermek için türlü şartlar sürüyorlar ortaya. Devlet seviyesinde çözülmesi gerekenlere eyvallah. Elbet çözülür ama ya bireyler ? Yani yukarıda anlatılanlar. Onu çözecek babayiğit ne Türkiye'de var ne Avrupa'da. Yoksa AB adam olana çocuk oyuncağı ama biz adam olamadık ki.
fıkranın devamı

Bir gün Temel ile Dursun uçak ta gidiyorlarmış. Birden uçak arızalanmış ve denize düşmüs. Bunlar yüzerek bi adaya çıkmışlar.
Oradaki kabile reisi
- Sizi öldürmem gerek, bizim adetlerimiz böyle
demiş.
- Ama sizi affedicem fakat bi şartla
demiş.
- Şafaktan gün batımına kadar bana adadan 1000 çeşit meyve toplayıp geleceksiniz ancak öyle affederim sizi
demiş.
Bunlar sabah çıkmışlar akşama doğru Temel gelmiş.
Reis
- Olum ben sana 1000 çeşit meyve dedim sen bana 1000 tane erik getirmişsin ama seni affedebilirim bu 1000 tane eriği teker teker *ötüne sokacaksın.
Temel başlamış sokmaya 1,10,100,999 derken birden gülmeye başlamış
Reis
- Ne oldu 1 tane kalmıştı
demiş.
Temel
- Ne yapıyım karşıdan Dursunu gördüm 1000 tane karpuzla geliyor
demiş...
fıkranın devamı

Temel elleri belinde yürümekteymiş. Bu, bunu gören bir adamın dikkatini çeker ve adam Temel'i takip etmeye başlar. Temel otobüse biner elleri belinde, otobüsten iner, pazara girer elleri belinde, ordan bir dükkana girer, çıkar elleri belinde. En sonunda adam dayanamaz sorar:
- Ya kardeşim nedir bu sabahtan beri ellerin belinde geziyorsun, hayrola?
Temel iki yanını kontrol edip:
- Anaa karpuzlar düşmüş...

fıkranın devamı

Temel ile Dursun bir gün gemi ile yolculuk yaparlarken gemileri bir kaza sonucu batar ve bir adaya düşerler.. Adada yamyamlar tarafından yakalanırlar ve onlara yakaladıktan sonra Temele 100 erik Dursuna ise 100 karpuz toplamasını söylerler.
Temel çok cabucak erikleri toplayıp gelir.. Erikleri tek tek Temelin götüne sokarlar.. 99 tane erik sokduktan sonra sonuncusunu sokacakasan hepsini dışarıya fırlatır ve gülmeye başlar...
Yamyamlar Temelin yanına yaklaşarak:
- Neden böyle hepsini dışarıya fırlattın
diye sorarlar.
Temel gülerek:
- Karşıdan Dursun geliyor acaba ona 100 karpuzu nasıl sokacaksınız
der.
fıkranın devamı

Bir genetik kongresinde herkes icatlarını anlatıyormuş;
İngilizler
- Bizler balık ve devenin genlerini birleştirdik, kollestrolsüz et ürettik
demişler.
Fransızlar;
- Tavuk ve inek genlerini birleştirdiklerini bu sayede hızlı bir üreme gerçekleştirip et problemini ortadan kaldırdık.
Temel de;
- Biz, karpuz ve hamam böceği genlerini birleştirdik
demiş. Bu sayede karpuzu kesince çekirdekler sağa sola kaçıyor ve çekirdeksiz karpuz yiyoruz.
fıkranın devamı

Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik profesörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış. İlk Fransız profesörün çalışmasının başına gelmişler. Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş.
Fransız profesör başlamış anlatmaya:
- Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim, Ortaya çıkan mahlukatın eti kırmızı et kadar lezzetli, beyaz et kadar sağlıklı oldu
demiş....
Ardından diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar. Sıra gelmiş Türkiye'den bizim Laz profesöre, Jüri başkanı:
- Sizin çalışmanız nedir ?
diye sormuş.
Laz profesör anlatmış:
- Ben demiş, karpuz genleri ile hamamböceği genlerini birleştirdim!
Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan Laz profesöre
- Bu çalışma ne işe yarar?
diye sormuş.
Laz profesör:
- Çok işe yarıyor, karpuzu kesiyosun, çekirdekleri kaçışıyor...
fıkranın devamı

Amerikada karpuz taşıma yarışması yapılacağından
ön elemeler başlamıştır.
elemelerde, bir amerikalı,bir ingiliz,bir japon bir de bizim temel yarışmaya katılmaya hak kazanmış.
son seçmeler yapılacaktır artık.

Amerikalıya sormuşlar
-kaç karpuz taşıyabilirsin?
-iki tane büyük taşıyabilirim demiş ve nasıl taşıyacağını anlatmış. birini bir elime diğerini bir elime.
ingiliz e sormuşlar. o da
-4 tane demiş.. ve anlatmış:
birer tane ellerimde birer tane de koltuklarımın altına alır taşırım demiş.
japona sormuşlar. o da
-5 tane demiş
ufacık tefecik japona bakarak "allah allah nasıl taşıyacaksın" demiş jüri..
-birer tane koltuklarımda,birer tane de ellerimde,bir tane de s*k*me taktım mı eder 5 demiş.
sıra temele gelince Temel, japona bir bakar ve jüriye 9 tane taşırım der.
jüri merak eder, temel anlatır;
birer tane ellerimde toplam 2
birer tane koltuklarımda toplam 4
bu japonuda s*k*me taktım mı toplam 9

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama