mu Fıkraları

loading...

Olay yerine varan iki memurun merkezle konuşması şöyleydi.

- Olay yerine vardık efendim.
- Durum nedir?
- Bir kadın yeni sildiği koridora ayakkabıyla
basan kocasını öldürmüş.
- Kadını tutukladınız mı?
- Hayır efendim, yerler henüz kurumadı.

fıkranın devamı

Nasreddin hoca, bir gün halka vaaz vermek için kürsüye çıkar. Canı pek konuşmak istememektedir. Camideki cemata:


- Ey cemaat, sizlere ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?.. der. Camidekiler hep bir ağızdan cevap verirler:
- Bilmiyoruz.!

 Bunun üzerine Hoca:

- Madem bilmiyorsunuz, ben de boşuna konuşmak istemem, der ve kürsüden iner. 

Bir hafta sonra Hoca kürsüye çıkar ve aynı soruyu sorar. Camidekiler bu kez:

- Biliyoruz! diye cevap verirler.

Bunu duyan Hoca:

- Madem biliyorsunuz, benim tekrar etmeme hiç gerek yok, der ve kürsüden iner gider.

Hoca'nın bu söz ve davranışı karşısında cemaat şöyle bir karar alır. Hoca, bir daha soracak olursa bazıları " Biliyoruz " diyecek, bazıları da " Bilmiyoruz " diyecek.

Bir hafta sonra Hoca kürsüye tekrar çıkar. Cemaate aynı soruyu sorar:

- Bugün size ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?

Cemaat, anlaştıkları üzere bir kısmı " Biliyoruz " derken, bir kısmı da " Bilmiyoruz " diye cevap verir. O zaman Hoca şöyle söyler:

- Madem ki içinizde bilenler var. O halde bilenler bilmeyenlere anlatsın. 

ÖĞÜTLER

* Nasreddin Hoca, insanların hatalarını kendine yaraşır tatlı bir üslup ve espriyle düzelten bir eğitimcidir.

* Hoca, bu hikayede dinleme ve anlama sanatını bizlere çok çarpıcı bir örnekle anlatmaktadır. Nasıl ki güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel dinleme ve anlama sanatı vardır.

Hocamız bu hikayesinde, etkisiz ve tepkisiz kendisini dinleyen insanları, iyi bir dinleyici yapmak için hikayedeki metodu denemiştir.

* Konuşmak bir ihtiyaç ise, dinlemek de bir sanatır.

Herkes, iyi bir hatip olmasa bile iyi bir dinleyici olabilir. İyi bir dinleyiciyi herkes takdir eder. Arkadaş, dost edinmenin ve başarılı olmanın yolu iyi bir dinleyici olmaktan geçer.

İyi bir dinleyicinin özellikleri:

1- Konuşmacıyı dikkatle dinlemek
2- Konuşmanın ana fikrini iyi kavramak
3- Konuşmacıya ilgiyle dinlenildiğini hissettirmek
4- Mümkünse yazılı not almak
5- Hatibi boş ve duyarsız değil, sessiz, dikkatli, terbieli, hoşgörülü ve uyanık dinlemek
6- Hatibin sohbetini, ko nuşma sonrasında diğer insanlarla değerlendirmek

fıkranın devamı

Kısa Anekdotlar


1) Bir erkek ve bir kız kedi saklambaç oynuyorlarmış. Kız kedi demiş ki; "Eğer beni bulursan, ben seninim. Eğer ki bulamazsan dolaptayım"

2) Müdür geçen hastalandı ve bunu facebook'ta paylaştı. Paylaşımı kısa bir kelime "Hastalandım.". Bunu 1 dakikadan az sürede 16 kişi beğenmiş durumda. Onu gerçekten kimse sevmiyor olmalı.

3) Bir gün bir adam tanımadığı bir berbere gidiyor. Berber iki defa adamın canını yakacak şekilde kesiyor. Berber durumu yumuşatmak için,

- Daha önce bize uğramış mıydınız?, diyor. Adamın cevabı ise oldukça ironik,
- Hayır kolumu savaşta kaybettim.

fıkranın devamı


Tanri eşşeği yarattı
ve ona dedi ki:
“sen bir eşeksin. Sabahtan aksama kadar yorulmadan,
yakinmadan çalisacaksin ve agir yükleri sirtinda tasiyacaksin. Ot yiyeceksin az akilli
olacaksin ve 50 yil yasayacaksin”.


Eşşek cevap verdi:
“50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 20 yildan
fazla verme!” ve
öyle oldu...


Sonra tanrı köpeği yarattı ve ona dedi ki:
“Sen bir köpeksin. Insanlarin mallarini koruyacaksin, onlarin
en yakin dostu
olacaksın. Geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yil yasayacaksın.”

Köpek cevap verdi:
“Tanrim, 25 yil böyle yasamak çok fazla.
Bana 10 yıl ver yeter” ve öyle oldu...

Daha sonra Tanrı maymunu yarattı ve dedi
ki:
“Sen bir maymunsun. Agaçtan agaca salinacak ve bir
aptal gibi
davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yil
yasayacaksın”.

Maymun cevap verdi :
“20 sene dünyanın
palyaçosu olarak yasamak çok fazla.
Bana 10 seneden fazla verme”. Ve
böyle oldu...

En sonunda Tanri erkegi yaratti ve ona dedi
ki:
“Sen bir erkeksin. Dünyada yasayacak tek
rasyonel düsünen canli
olacaksin. Diger yaratilmislara zekani kullanarak hükmedeceksin.
Dünyayi
yöneteceksin ve 20 yil yasayacaksın.”

Erkek cevap verdi :
“Tanrim, erkek olmak için 20 yil yetmez. Lütfen bana esekten artan 30
yili,
köpekten artan 15 yili ve maymununun 10 yılını ver. ”

Tanrı bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yasadı sonra evlendı.
Ve 30 sene esek olarak sabahtan aksama kadar çalıştı ve ağır yükler tasıdı.
Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi
yasadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yasında 10 yıl
maymun olarak yasadı.
Aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bu güne kadar böyle geldi...

fıkranın devamı

Diğer /

Bir gün bir adam çamur içerisine düşer ve üstü başı batar. Ordan kalkmaz ve düşüncelere dalar. Bu esnada yakınından bir kadın geçer. Kadına, "Sensin pis domuz" der. Kadın;


- Ama ben birşey söylemedim ki, der. Adam;
- Söylemedin, ama düşündün...

fıkranın devamı

Adam morel sıfır, düşünceli iken bir arkadaşı gelir. Teselli amaçlı. -Hayrola dostum. Pek dalgınsın. -Bi git yav her şey de anlatılmaz ki. -Olsun yine de anlat. -Ya baktım evde süt yok. Yengen de yok. -Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Dedim. Bari ineği sağayım. -Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Ne oldu? -Ne olacak. Aldım bakracı, başladım ineği sağmaya. Da durmadı ki? -Ne durmadı? -İneğin kuyruğu. -Ee? -Ne Ee ya bi git başımdan her şey de anlatılmaz ki. -Ölümü gör. -Baktım olmuyor. Kuyruğunu yukardaki ağaca bağladım. -Ee? -Ee si.. derken ayakları da durmadı. Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Bak konuşmam. -Tamam derken baktım olmuyor ayağını da bağladım. Tam sağayım derken öbür ayağı. -Eeee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Küsüyorum bak? -Tamam tamam da yaa her şey de anlatılmaz ki. -Sahi ne olda hâla anlamadım. Sonra? -Sonrası mı kaldı. -Eee? -Başlarım Eee? ne. YENGEN GELDİ.
fıkranın devamı

Bir İngiliz bir Fransız bide temel uçağa binmiş,Fransa'nın üstünden geçerken Fransız bi sandalye bırakmış,sonra İngiltere nin üstünden geçerken İngiliz bi masa bırakmış,Türkiye'ye uğramadan olurmu temel gelmiş bi el bombası atmış sonra bakmak için Fransa'ya gitmişler bi Fransız ağlıyormuş neden ağlıyon diye sormuşlar salağın biri kafama sandalye attı demiş,sonra İngiltere'ye gelmişler bi İngiliz ağlıyormuş neden ağlıyorsun diye sormuşlar oda salağın biri kafama masa attı demiş Türkiye'ye gelmişler bi adam gülüyormuş neden gülüyorsun diye sormuşlar oda öyle bi osurdumki arkadaki bina patladı demiş.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, bahçesindeki tadı bal gibi olan o güzelim incirlerini toplar. Satmak için pazara götürür.


- Bal bunlar bal!!! Bal gibi incirler! diye bağırmaya başlar.

O sırada bir kadın çıkagelir. Hoca'ya:

- Hoca Efendi, Ben komşunuz falanın karısıyım. Eğer veresiye verirseniz alayım... der.

Hoca razı olur. İncirleri tartar. Bu arada nezaket olsun diye kadına da bir tane uzatır.

- Hanım! İncirlerim çok güzeldir. Ye de tadını gör! 

Kadın uzatılan inciri almak istemeyerek:

- Teşekkür ederim Hoca Efendi! Oruçluyum. Altı yedi sene evvel hastalanmış ve orucumu hozmuştum. Bugün borcumu ödüyorum!... der. Bunu duyan Hoca:

- Haaaaa!! Öyle mi? Öyle ise Hanım bana gücenme. Ben de veresiye verecek mal yok! Allah'ın alacağını altı yedi senede ödeyen, benim alacağımı kim bilir ne vakit verir? der ve kadına incir satmaktan vazgeçer.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, insanları tanımanın bir yolunun da alışverişten geçtiğini bilir. Kişileri ele alırken onların Allah'ın emirlerini ne kadar yaptığını gözler. Çünkü hakikaten Allah'tan korkan ve ibadetini yapan, kul hakkına da dikkat edecek, borcuna vefa, tartıda hile yapmama, verdiği sözde durma gibi hasletleri de olacaktır.

* "Hırsız, cesaret göstereyim derken, hırsızlığını söyler." Kadın, Hoca'ya dindarlığını göstermek isterken önceki borcunu daha yeni ödediğini ağzından kaçırır.

Bu hikayedeHoca, oruç tuttuğunu, namaz kıldığını, babasının hoca olduğunu söyleyerek insanları kandırmaya çalışan açıkgözlerin tehlikesine dikkat çeker. Bu gibi fırsat düşkünleri, sizin nezdinizde kendilerine bir "prestij" sağlamayı umarlar. Fakat unutulmamalıdır ki kişinin kendisinin samimiyeti ve doğruluğu herşeyden önemlidir. Çünkü mezara herkes yanlız girecek ve hesabını yanlız verecektir.

RESİMLİ NASREDDİN HOCA - MÜRŞİDE UYSAL

fıkranın devamı

Bir gün Akşehir'e bilginliğiyle övünen bir papaz gelir. Papaz, sorularına kimsenin cevap veremediğini, bu yüzden dünyanın en akıllı insanı oldğunu iddia etmektedir.


Papazı alıp Nasreddin Hoca'ya getirirler. O sırada Hoca eşeğini çıkarmış, tarlaya gidecekmiş. Papaz:

- İki sorum var. Bütün dünyayı dolaştım. Bu sorularıma cevap verecek kimseyi bulamadım. Bakalım sen denildiği kadar akıllı ve bilgili misin? Birinci sorum şu: Gökyüzünde kaç yıldız vardır?

Hoca hiç tereddüt etmeden:

- Şu kapıdaki eşeğimin sırtında kaç tane kıl varsa, o kadar yıldız var, der.

Papaz şaşırır:

- Bu nasıl cevap? Nereden biliyorsun? der.

Hoca:

- İstersen say da bak!

Papaz memnun olmamış vaziyette:

- Pekala, bu sorunun cevabını vermiş olduğunu kabul ediyorum. Şimdi ikinci soruma cevap verebilecek misin bakalım?

Şu sakalımda kaç kıl var?

Hoca yine tereddüt etmeden:

- Eşeğimin kuyruğunda kaç kıl varsa, senin sakalında o kadar kıl var, der. Papaz:

- Nasıl ispatlarsın? der. Hoca:

- Bundan kolay ne var? Bak eşeğim burada. İnanmazsan otur şuraya. Sıra ile bir onun kuyruğundan kıl koparalım, bir de senin sakalından kıl koparalım. Eğer senin sakalın kalmadığı ve yüzün kabak gibi ortaya çıktığı halde, eşeğin kuyruğunda kıl kalırsa senin haklı olduğuna inanırız, der.

Papaz, bu benzetmeleri ve ispatı duyunca çareyi oradan sıvışmakta bulur.

ÖĞÜTLER

Saçma sorularla kendilerini meşgul eden insanlar, Nasreddin Hoca'yı bu sorularıyla küçük düşürmek isteseler de Hoca, hazır cevap olşu sayesinde kolayca onlara dersini vermiştir. 

İnsan ne kadar az bilirse o kadar çok bildiğini sanır. Hikayedeki papaz gibi.

İnsanlara akıllarının seviyesine göre konuşmaka gerçekten bir hünerdir. Hoca da bunu çok güzel bir misalle bizlere sunmuştur.

*İnsanlara akıllarının seviyesine göre konuşun.

fıkranın devamı

Maymun hanımlar aralarında kocalarını çekiştirirler. İçlerinden birisi:


-Benim ki orangutan, insan görünümlü, der. Bir diğeri de:

- Benim kocam da Makaka. Her konuda oldukça becerikli, eli yatkındır, der. Üçüncü kadın:

- Benimki de timsah. Demir, soğuk, gerçekten de bir timsah, der. Şaşkınlıklara bakan kadınlara:

- En azından denize gidiyor, der.

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, güzel ahlaklı, alim, sevecen ve hazırcevap nadir şahsiyetlerden birisidir.


Hoca'nın sorulan her soruyu soranın aklına göe cevaplaması meşhurdur.

Hocanın, her sorunun altından kalktığını duyan adam;

- Hoca, benim soruma ceap bulamaz, diye öğünür ve kalabalıkta sağdan sola, soldan sağa koşuşan insanları görünce Hoca'ya;

- Hocam!!! Bütün bu insanlar evlerinden çıkınca ne diye hep aynı yöne gitmezler? Kimi o yana kimibu yana gider? diye sorar.

Hoca cevabı hemen yapıştırır:

- Efendi, efendi!!! Bilmez misin herkes aynı yöne gitse dünyanın dengesi bozulur, bir yana devriliverir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca'ya herkes çekinmeden soru sorardı. Bazen de alay etmek, küçük düşürmek maksadıyla soran da olurdu. Fakat Hoca, ona bahşedilen pratik zekasıyla her zaman bu soruların altından kalkmasını bilirdi.

Hoca'nın sorular karşısındaki tavrı da çok önemlidir. Sabırlı, güler yüzlü ama muhatabın anlayacağı dildendir.

* Bir insanın zekası, verdiği cevaplardan değil, sorduğu sorulardan anlaşılır.

Aslında insanların farklı düşünmesi, farklı yere gitmeleri, gerçekten bir denge unsurudur. Bu farklı gidiş gelişler toplumun devamı ve gelişmesi için gereklidir. Bu farklılıkda rahmettir ve denge unsurudur.

fıkranın devamı

rahmetli mustafa amca yaşınında ilerlemesi dolayısı ile kulakları ağır duyuyordu : kolu ağrıdığı için doktora gitmişti, masasında oturan doktor bilgisayarı ile meşguldu. mustafa amcaya köşeyi göstererek oraya geç ve kolunu soy demişti. anlam veremiyen mustafa amca köşeye gitmiş ve donunu soyduktan sonra dr.hanıma seslenmiş. ben hazırım demiş. dr.hnm.masadan kalkmış ve tam mustafa amcanın yanına gidecek, manzarayı görünce hiddetle bagırmış; ben sana kolunu soy dedim... mustafa amca mahçup bir şekilde donunu toplarken; biraz önce niye bu şekilde bağırarak söylemediniz diye söylenerek muayenehaneyi terketmiş.
fıkranın devamı

 Ali baba ve 7 cüceler HD izle/ İnternetten film izlemek istediğim oluyor 
bazen, güncel herkesin övdüğü filmler. İlk çıkan linke tıklıyorum,
görüntü kalitesi sıfır. Ses arkadan geliyor üstelik, kesintiler sıkça olmakta.
Toplumumuzun büyük bir eksikliği olan sinema alışkanlığı burda kendini
ele veriyor işte. Sinemada izlense o film öyle mi olur? Oyuncuların emeği,
senaryonun güzelliği öyle güzel yansır ki beyaz perdeye insan kendini kurgunun
içinde bulur. Şimdilerdeyse bu eksiklik full hd izle, hd izle, tek parça izle,
Ali baba ve yedi cüceler izle diye diziliyor önümüze.Ve eskilere göre
bir nebze olsun iyileşenbu sektör biraz olsun isteklerimizi karşılıyor.
Gerçi bir nebze dedimde baya ilerleme var aslında. Siyah beyaz filmlerden
hd kalitede filmlere, dizilere geldik. Büyük bir gelişme aslında.
Ali baba ve yedi cüceler izle ve görüntünün net olması için bile izlenir bazı filmler.
Çünkü insanın içini açacak derecede nettir görüntü. İzlerken sıkılmaz; tam tersi daha çöm izlemek istersin.

fıkranın devamı

Yabancı Dizi izle/ Eskilere göre televizyon
ve diziye olan bağımlılığımız artmış olmakla beraber televizyon
yayıncılığı da her geçen gün gelişmektedir. Türkiye'ye ilk yıllarda
uzun Zaman siyah-beyaz yayın yapan bir kaç televizyon kanalı varken
şimdi yüzlerce yerel kanal var. Ve binlerce ulusal, küresel kanallar
var. Kanallarla birlikte görsel olarakta çok fazla değişim ve gelişim
oldu bu sektörde. Her yönden gelişti. Ekran küçüktü, büyüdü.
Siyah-beyazdı, renkli oldu. Hatta hd kalitelere çıktı. Bu değişimler
sadece televizyonlar için olmadı. Teknolojiyle birlikte dizi-film
sektörü de hızla değişti, gelişti. Örneğin eskiden siyah-beyaz olan
bir filmi bile artık renkli izleyebiliyorsunuz. Veya renkli
televizyona ilk geçildiği yıllarda görüntü kalitesi çok düşük olan
dizileri dahi şuanda hd kalitede izleyebiliyorsunuz. Neredeyse
gerçeğiyle aynı netlikte dizi izleme imkanına sahibiz artık. Ve bu
imkanı en iyi şekilde değerlendirebilmeniz için sitemizde bir çok
değişiklik yaptık. Dizi izleme kategorisinde gelmiş geçmiş bir çok
diziyi bulma imkanınız var. Yayınlandığı tarihe göre sıralamış
olduğumuz dizileri, izlediğinizde zamanın değişim üzerindeki etkisini
çok daha iyi göreceğinize inanıyorum. En basitinden mizah anlayışı çok
farklı mesela. Eskiden dizilerde en ufak küfür olmadan daha çok
eğlenir veya gülerdik. Fakat şimdi bel altı vurmadan güldürebilen
diziler bir elin parmağını geçmez.

fıkranın devamı

Dizi izle/ Eskilere göre televizyon ve diziye olan bağımlılığımız artmış olmakla beraber televizyon yayıncılığı da her geçen gün gelişmektedir. Türkiye'ye ilk yıllarda uzun Zaman siyah-beyaz yayın yapan bir kaç televizyon kanalı varken şimdi yüzlerce yerel kanal var. Ve binlerce ulusal, küresel kanallar var. Kanallarla birlikte görsel olarakta çok fazla değişim ve gelişim oldu bu sektörde. Her yönden gelişti. Ekran küçüktü, büyüdü. Siyah-beyazdı, renkli oldu. Hatta hd kalitelere çıktı. Bu değişimler sadece televizyonlar için olmadı. Teknolojiyle birlikte dizi-film sektörü de hızla değişti, gelişti. Örneğin eskiden siyah-beyaz olan bir filmi bile artık renkli izleyebiliyorsunuz. Veya renkli televizyona ilk geçildiği yıllarda görüntü kalitesi çok düşük olan dizileri dahi şuanda hd kalitede izleyebiliyorsunuz. Neredeyse gerçeğiyle aynı netlikte dizi izleme imkanına sahibiz artık. Ve bu imkanı en iyi şekilde değerlendirebilmeniz için sitemizde bir çok değişiklik yaptık. Dizi izleme kategorisinde gelmiş geçmiş bir çok diziyi bulma imkanınız var. Yayınlandığı tarihe göre sıralamış olduğumuz dizileri, izlediğinizde zamanın değişim üzerindeki etkisini çok daha iyi göreceğinize inanıyorum. En basitinden mizah anlayışı çok farklı mesela. Eskiden dizilerde en ufak küfür olmadan daha çok eğlenir veya gülerdik. Fakat şimdi bel altı vurmadan güldürebilen diziler bir elin parmağını geçmez.

fıkranın devamı

Temel motorsiklet kursunu gidiyormus ve çok basarili bir ogrenciymis. Ogretmenleri tam olarak hazir oldugunu belirtmeden once Temel ve arkadaslarina son bir uyarida bulunmak istemiş: - "Bakin, eğer gece motorsiklet ile gezerken karsida bir ışık görürseniz bilin ki bu baska bir motorsiklettir, dikkat edin." Temel ehliyetini almis ama 2 ay sonra hocalari Temeli hastanede tüm kemikleri kirik bir halde görmüsler. Sormuslar: - "Temel ne oldu?" - "Karsida 2 isik gördüm bende motorsiklet sandım, aralarindan geceyim dedim sonra kendimi hastanede buldum."
fıkranın devamı

Bir gün adam kümese girmiş bakmış tavukların altına bir tane yada hiç yumurta yok. Sinirli bir şekilde seslenmiş hepiniz yarın daha çok yumurtlayacaksınız demiş. Yumurtlamayanı tüfekle vurucam... Ertesi günü kümese girmiş bir bakmış tüm tavukların altında 5-6 tane yumurta var... Bir tanesinde sadece tek bir yumurta var tüfeği doğrultmuş sen neden bir yumurta yaptın demiş, bak arkadaşların 5-6 tane yumurtladı?? Abi ben hororzum...!
fıkranın devamı

Bir gün temel uçağa biner. Elma yemek ister. Ama uçakta elma yemek yasakmış. Elmayı camdan dışarı atmış. Sonra Bobmba atmış. Ve kakalı bez atmış. Aşağı aindiğinde bir çocuk ağlıyormuş. Temel sormuş niye alıyorsun. Kafama elma düşdü. Diğer çocuk gulüyormus. Temel sormuş niye gülüyorsun. Bir fıs yaptım ev patladı. Ve son çocuk burnunu tutuyormuş. Temel yine sormuş niye burnunu yıkıyorsun. Çocuk demiş kardeşim osurduda kötü kokuyor. atmış.
fıkranın devamı

Temel tır şoförlüğü yapıyormuş.Bir bir tane yokuştan aşşağı son sürat iniyormuş.Yavaşlamak için frene basmış bir de bakmış ki fren tutmuyor.Ne yapcam ne edicem derken yolun ilerisine bakmış ve yol ilerde ikiye ayrılıyormuş.Sağda bir pazar ve tamı tamına 250 insan,solda ise küçük bir çocuk ve önünde de bir duvar.Lan demiş ben çocuğa çarpıp duvara giriyim ve 250 kişiyi kurtarıp kahraman oluyum demiş.Kaza olmuş bitmiş.Ertesi gün Temel gazetelerde 1. sayfaya manşet olmuş:''ŞOK ŞOK ŞOK Temel tamı tamına 251 kişiyi ezerek öldürdü!''.Bunun ardından gazeteciler hemen Temelin odasına doluşmuşlar.İçlerinden biri Temel bey bu olay nasıl oldu demiş? Temel de: Valla herşey çocuğun pazara doğru koşmasıyla başladı.
fıkranın devamı

Bir gün bir yerde askerlik okuyan bir erkek varmış . Komutan " Marş marş ! " demiş . Bunu duyan asker hemen " Canım çekti marşmellow . Komutanım sizde varmı marşmellow ?" demiş . Komutan bunu kızıp askeri hapise attırmış. Ben uydurdum nasıl?
fıkranın devamı

bir gün nasrettin hoca eşşeğe ters binmiş . sonra onu görenler nasrettin hocaya sormuş. hocam eşşeğe neden ters biniyorsunuz . hoca demiş ki ben eşşeğe ters biniyorum çünkü eğer ters binsem size arkamı dönmüş olurum ve ayıp olur . bu yüzden eşşeğe ters bindim demiş.
fıkranın devamı

Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar.Köylü padişahı layıkıyla ağırlar. Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil hediyem olsun" der ve gider.Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.Hocaya: -Hocam perişan olduk bizi kurtar.Biz bu file bişey yapsak padişah kellemizi alır derler.Hoca: -Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der.Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.Timur: -Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.Hoca: -Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.Padişah: -Eeeee ne olmuş file? Hoca: -Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz.
fıkranın devamı

Bir gün hoca camide namaz kıldırıyormuş. Camiye hırsız girmiş. Ve bir cüzdan çalacakmış. Nasrettin hoca farkına varmış fakat namazı bozmak istememiş. Ve kul euzu rabbil felak arkamdaki salak cüzdanı bırak .Yoksa yersin dayak Hırsız -kuleuzu rabbil naz .Cüzdan bırakılmaz çok konuşma hoca kıldığın namaz kabul olmaz.
fıkranın devamı

Bir Gün Adamın 3 oğlu 1 kızı varmış. bi Gün kahveye gidmiş herkeze benden çay diye bağırmış! adam gelip sormuş neden ne oldu demiş oda demişki çocuğum evlendi adam sormuş ee normaldir oda demişki gelin çok iyidi bana verdi cocuğuma verdi 2 cocuhuma verdi çiko varya çiko ona bile verdi 1 gün geçmiş aradan gene demiş herkese benden çay adam gelmiş gene ne oldu oda demişki cocuhum evlendi onun gelinide iyidi büyük cocuğuma verdi ortancıya verdi Çiko var ya çiko ona bile verdi Diğer gün gelmiş Ağlayarak demiş ne oldu oda demiş Kızım evlendi ee normaldir demiş çaycı hayır demiş adam Damata bi Yarak varmı beni sikti çocuğumu sikti diğer cocuhumuda sikti çiko varya çiko Öldüüü :D
fıkranın devamı

Hoca bir gece vakti dışarı çıkar bir görevli Hoca gece vakti ne yapıyorsun der Hoca uykum kaçtıda onu arıyorum der
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama