vasiyet Fıkraları

loading...

nasrettin hoca bir gün şöyle vasiyet etmiş. -ben öldüğüm vakit,beni eski birkabre defnediniz.cemaat -niçin,diyince hoca, -sual melekleri gelince,ben sual oldum,görmüyor musunuz?kabrim bile eski derim,demiş.
fıkranın devamı


Yaşlı Fred, hastaneye kaldırılmış.Yoğun bakımda. Ailesi, aile papazını da kendilerine eşlik etmesi ve gereği halinde görevini yapması için çağırmış. Papaz ve aile efradı yatağın etrafında beklerken, Fred'in durumu aniden kötüleşmiş. Yatağından yarı doğrularak, el işaretleri ile yazacak bir şeyler istemiş. Papaz, anlayışlı bir şekilde, Fred'e bir kağıt ve bir kalem uzatmış. Titreyen ellerle hızlı hızlı kağıda bir şeyler yazıp kağıdı papaza uzatmış ve aniden ölmüş. Papaz, böyle acılı bir anda kağıttakileri okumanın doğru olmayacağını düşünerek kağıdı cebine sokmuş. Birkaç gün sonra, Fred'in cenazesi sırasında, Fred'in verdiği kağıdın cebinde olduğunu hatırlamış. Cenazenin gömülmesinden hemen önce, Papaz ileri çıkarak: "Sevgili Fred, ölmeden hemen önce benden kağıt isteyerek bir şeyler yazdı. Zamanı uygun olmadığı için o anda bakmadım fakat şimdi, hepinizin önünde bu notu okumak istiyorum" demiş ve cebinden kağıdı çıkararak yüksek sesle okumuş: "Lütfen bir adım sola çekil. Oksijen hortumuma basıyorsun!"

fıkranın devamı


Aşırı derece de duyma özürlü olan Temel dede yi dükkana çağıran tezgahtar,dışardan hiç farkedilmeyen bir duyma cihazını kulağına yerleştirdi.Bir hafta sonra Temel dede,yeniden dükkandaydı.
Tezgahtar, ''nasıl?''dedi,''Kulak cihazı iyi çalışıyor mu?''
-Harika! dedi Temel dedi...
-Umarım ailenizde mutlu olmuştur,dedi satıcı...
-Onların haberi bile yok,dediTemel dede,Bu aleti taktığımdan bu yana vasiyetimi iki kez değiştirdim



fıkranın devamı


Kayserili zengin, ölüm dösegindeymis. Vasiyetim var diyerek ogullarini kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis:
- Evlatlarim, size son sözüm: Devlet calgi, siz cengi... Ayak uydurmaya bakin!

fıkranın devamı


Aşırı derece de duyma özürlü olan Temel dede yi dükkana çağıran tezgahtar,dışardan hiç farkedilmeyen bir duyma cihazını kulağına yerleştirdi.Bir hafta sonra Temel dede,yeniden dükkandaydı.
Tezgahtar, ''nasıl?''dedi,''Kulak cihazı iyi çalışıyor mu?''
-Harika! dedi Temel dedi...
-Umarım ailenizde mutlu olmuştur,dedi satıcı...
-Onların haberi bile yok,dediTemel dede,Bu aleti taktığımdan bu yana vasiyetimi iki kez değiştirdim.

fıkranın devamı


Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu :
- Yahu pizum Temel nasil öldi?
- Kalpten cittu, dediler.
- Vasiyetu filan var miydu?
- Var idu. "Beni denize gömün" demis idu.
- Cömdünüz mü?
- Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk...

fıkranın devamı


Kayserili zengin ölüm dösegindeymis.Vasiyetim var diyerek ogullarini,kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis,
-"Evlatlarim,size son sözüm..Devlet çalgi siz çengi..Ayak uydurmaya bakin..

fıkranın devamı

Zengin bir köy ağası vefat eder. Vasiyeti açılır. Mallarının yarısını büyük oğluna, d
fıkranın devamı

Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu :- Yahu pizum Temel nasil öldi?- Kalpten cittu, ...
fıkranın devamı

Adamin birini kuduz köpek isirmis ama adam çok ihmalci oldugu için, bu gün igne olurum, yarin ig...
fıkranın devamı

Zenginin biri olumune yakin, biri doktor, biri papaz,digeri avukat uc yakin arkadasini cagirmis yani...
fıkranın devamı

Adamın birini kuduz köpek ısırmış. Ama adam çok vurdumduymaz olduğu için, bugün iğne olurum, yarın iğne olurum derken iş işten geçmiş. Doktora başvurup da kuduz olduğu gerçeğini anlayınca hemen bir kağıt kalem isteyip uzun uzun bir şeyler karalamaya başlamış.Doktor uzun süre beklemiş hayretle sormuş:''Vasiyetnameniz bu kadar uzun mu?''.''Vasiyetname hazırladığımı söyleyen kim doktor? Ben ısıracağım siyasilerin listesinİ yapıyorum!'' demiş.
fıkranın devamı

Bir şehrin en zengini öldüğünde, tellallar sokaklara dökülüp;
Ey ahali, diye bağırmışlar. Biliyorsunuz Veli efendi öldü. Bir vasiyeti var. Ahiret hayatına alışabilmek için, kendisine bir günlük yardımcı arıyor. Kim ki, mezardaki ilk gecesini onunla beraber geçirirse, Veli Efendiye ait servetin yarısı kendisine verilecektir. Ey ahali,duyduk duymadık demeyin....
Tellalların bütün çabasına rağmen kimse bu parlak, fakat korkulu vasiyete kulak vermemiş. Ama sonunda, şehrin en fakir sırt hamallarından birisi çıkmış ortaya. Adamcağız bakmış ki, hayatta zaten sırtındaki küfesinden ve ipinden başka bir şey yok. O halde "hamal olarak yatıp ertesi sabah zengin olarak kalkarım" diyerek razı olmuş...
Genişçe bir mezara, iyice kefenlenen zengini ve yanına hamalı yatırmışlar. Az sonra sual melekleri gelmiş "İkisi de bize emanet" diye konuşmuşlar. "Zengin nasıl olsa kalacak, şu hamaldan başlayalım."
Sormuşlar:
Dünyada malın mülkün var mıydı?
Alay etmeyin demiş, hamal. Sırtımdaki küfeden ve ipten başka hiç bir şeyim olmadığını siz de bilirsiniz.
Peki diye eklemiş melekler, o ipi ne karşılığında aldın.. Sonra küfeyi ne iş gördün de nasıl elde ettin?
Anlatmış hamalcağız. Beş kişinin malını 10 kuruşa taşıdım. İkisini yedim, sekizini sakladım.. Ertesi gün de aynı işleri yaptım. Yemedim içmedim, ucuza taşıdım ve bunları aldım.
Melekler:
Çık demişler, çık... Olmadı.... Hasan Efendiden aldığın para, hak ettiğinden çok düşük. Biz ondan bunun hesabını soracağız. Mehmet Efendiyle de ucuza anlaşmış ve ucuza taşımışsın...
İyi ama, diye cevaplamış hamal, hakettiğim parayı isteseydim, Bana taşıttırmazdı. Taşıttırmayınca da aç kalırdım...
O bizim işimiz demiş melekler, nasıl olsa buraya o da gelecek. Biz senin adına ona sorarız. Melekler, hamalı sıkıştırmaya devam etmiş. Söyle bakalım, aldığın paranın kaçını yedin, kaçını sakladın?
On kuruş aldı isem, yarısını sakladım... iki kuruş aldı isem, bir kuruşunu biriktirdim...
Çık demiş melekler... Yine olmadı, hem ucuza taşımışsın, hem de gıdandan kesmişsin... Yani sen, kendi nefsine zulmetmişsin... Nefsine zulmetmek de günahtır, bilmez misin?...
Hamalcağız ne cevap vereceğini düşünüp ecel terleri dökerken, Sabah olmuş. Açılan mezardan yukarıya bir bakmış ki, bütün millet orada... Kadı Efendi ve şehrin mehter takımı da kendisini bekliyor. Bir kıyamet ki sormayın.
"Kutlu olsun" demişler... "Bu gece kimsenin yapamayacağı bir işi başardın ama, bak artık zengin oldun."
Yooo, diye bağırmış hamal. İstemem , sizin olsun... Ben , bir iple küfenin hesabını sabaha kadar veremedim, ya o kadar servetim olsaydı ne yapardim?
fıkranın devamı

İçi sıkılıyordu; anlayamadıgı bir duygu içini burkuyordu. En iyisi ona gitmekti. Kendisine o yardımcı olabilirdi. Telefon açtı kahine.
''İmkansız, tam çıkmak üzereydim!'' dedi kahin.
'lütfen!'' dedi kadın kendisini kıramayacagını düşünerek.
Çok zengindi kadın, ülkenin en zenginlerinden.
Doga üstü güçlere inanırdı ve kahinin müdavimlerindendi. Tabii ki kahin böyle iyi bir müşteriyi kıramamıştı.
Karşılıklı oturuyorlardı. Önlerindeki suya baktı kahin; kaşları çatıldı, gözbebekleri büyüdü, alt dudagı düştü, kafasını kaldırıp ona baktı ''Çok üzgünüm!'' dedi. Bir an için duraksadı, belli ki söylemek istemiyordu. ''Ne'' dedi kadın ısrarla. Kahin ''Suda yarını göremiyorum!'' dedi. Yıkılmıştı kadın. Medyum bugüne kadar hiç yanılmamıştı.
Yarın olmadıgına göre bu gece ölecekti. Ne yapmalıydı? Evine gitti; vasiyetini yazdı ve biraz televizyon izledi. Uykusu gelmişti. Son gecesiydi ve ne yapacagını bilmiyordu. En iyisi uyumaktı. Böylece uyurken hiçbirşey hissetmezdi.
Yatagına uzandı, gözlerini kapattı ve derin bir uykuya daldı.
Uyandıgında güneş yeni dogmuştu, kuş sesleri geliyordu.
''Cennette miyim?'' diye düşündü. Herşey gece bıraktıgı gibiydi. Kalktı; sabahlıgını giydi ve salona indi. Herşey normal gözüküyordu. Kahin bu kez yanılmış mıydı acaba? Kapıdaki gazeteyi aldı ve gözü bi habere ilişti.
Manşette şöyle yazıyordu: ''Ünlü kahin öldü.''
fıkranın devamı

Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu :
- Yahu pizum Temel nasil öldi?
- Kalpten cittu, dediler.
fıkranın devamı

Kayserili zengin, ölüm dösegindeymis. << Vasiyetim var >> diyerek ogullarini kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis:
- Evlatlarim, size son sözüm: Devlet calgi, siz cengi... Ayak uydurmaya bakin!

fıkranın devamı

Zenginin biri olumune yakin, biri doktor, biri papaz,digeri avukat uc yakin arkadasini cagirmis yanina.Bir ricada bulunmus:

- "300 bin dolarlik tasarrufum var, demis, bunu
yanimda oteki dunyaya goturmek istiyorum. Ama
kimseye de guvenemiyorum.Size simdi 100er bin
dolar verecegim. Bu paralari ne olur ben gomulurken kefenimin ic cebine koyuverin..."
Adam olmus. Uc arkadas verdikleri sozu yerine
getirmisler.Bir sure sonra doktor vicdan azabina yakalanmis. Diger iki arkadasini cagirarak onlara itirafta bulunmus:
Doktor:
-"Hastanenin cok acil ihtiyaci vardi, demis, onun icin 100 bin dolarin 20 bin dolarini hastaneye sarfettim, kefene 80 bin koydum."
Papaz:
- "Maalesef ben de ayni gunahi isledim, demis,
paranin yarisini kilisenin insaatina ayirdim.
Kefenin cebine 50 bin dolar koydum."
Avukat :

-"Ben sozumu aynen yerine getirdim, demis,
kefenin cebine 100 bin dolarlik cek koydum."
fıkranın devamı

Cimri bir kişi ölümü yaklaşınca oğullarını yanına çağırır. Üç oğluna da vasiyette bulunur. Ben ölünce hepinizin mezarıma tek tek birer milyar koymanızı istiyorum der. Adam öldükten sonra sırayla 1. ve 2. oğlu mezara gider ve birer milyar parayı mezara koyarlar daha sonra babası gibi parayı seven 3. oğlu da mezara gider ve mezardaki paraları alır yerine babası adına bir 3 milyarlık çek koyar...
fıkranın devamı

Adamin birini kuduz köpek isirmis ama adam çok ihmalci oldugu için, bu gün igne olurum, yarin igne olurum derken is isten geçmis.Doktora bas vurup da gerçegi anlayinca hemen bir kagit kalem isteyip uzun uzun bir seyler karalamaya baslar.Doktor uzun süre beklemis, bi ara dayanamayip hayretle sormus:
-"Vasiyetnameniz bu kadar uzun mu?"

-"Vasiyetname hazirladigimi söyleyen kim doktor? Ben isiracagim kimselerin listesini yapiyorum !"

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama