yürüyen Fıkraları

loading...

duursun temele "ben bir gün asansörde 12 sasat kaldım" demiş

temel "ben alşveri magazasında yürüyen merdivenlerde 23 saat kaldım" demiş


fıkranın devamı

Bir sarisinla evlenmenin avantaji nedir?
Özürlülere ayrilan yerlere park edebilirsiniz.

Sarisinlar neden "11" rakamini yazamaz?
hangi 1"i önce yazmasi gerektigini bilmedigi için.
fıkranın devamı


Paris"te bir nehrin kenarındaki bulvarda yürüyen Temel, suyun ortasında bir elin yükselip battığını görür...İyice nehrin kıyısına yaklaşır ve boğulmakta olan adama doğru bağırır :



- "Uşağum sen hanci millettensun?"



Adam kendisine bir kurtarıcı çıktığını görmenin sevinciyle bağırır :



- "Türk"üm...Türk"üm !! "



Temel batıp çıkmakta olan adama son bir kez daha bakıp yürümeye başlarken şöyle seslenir:



- "Ne mutli Türk"üm diyene ! "

fıkranın devamı


Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş. Eri çağırarak: - "Bu ne küstahlık", demiş. Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş. - "Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!" Neye uğradığını anlamayan er: - "Başüstüne", diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş: - "Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?"

fıkranın devamı

Bayan öğretmen bioleji dersinde afacana sorar:"Bana bir örnek ver! der. Ormanda durmadan zıplaya...
fıkranın devamı

Yıllar önce İngiltere`de erler şemsiye kullanmazmış.Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara ...
fıkranın devamı

- ''Bir sarışınla evlenmenin avantaji nedir?''.
- ''Özürlülere ayrılan yerlere park edebilirsiniz''.

- ''Bir sarışını nasıl boğarsınız?''
- ''Suyla dolu küvete bir ayna koyarsınız''.

- ''Sarışın yeşilde niye durmuş?''
- ''En sevdiği renkmiş, ondan''.

- ''Sarışınlar neden "11" rakamını yazamaz?''
- ''Hangi 1'i önce yazması gerektiğini bilmediği için''.

- ''Sarışına kazaların %90'ının evde olduğunu söylerseniz ne yapar?''
- ''Taşınır''.

- ''Sarışın pizza ısmarlar. Pizzacı sorar: "6 parçaya mı böleyim, 8 parçaya mı? " Sarışın "6'ya böl", der, "sekiz parçayı bitiremem''.

- ''Sarışının biri, elektrikler kesilince yürüyen merdivende 6 saat mahsur kalmış''.

- ''Camdan bir duvara tırmanan sarışın ne yapıyor?''.
- ''Öbür tarafta ne olduğunu görmek istiyor''.

- ''Sarışının en çok söylediği cümle nedir?''.
- ''Ay bilemiyorum''.

- ''Zeki bir sarışın nedir?''.
- ''Çelişki''.

- ''Bir sarışının bilgisayarda yazı yazdığı nerden anlaşılır?''
- ''Monitöre sürdügü Tipp-Ex'ten''.

- ''Bir sarışını susturmak için ne yapmalı?''.
- ''Ne düşünüyorsun? diye sormalı''.

- ''Sarışının gözlerinin parlaması için ne yapmalı?''.
- ''Kulağına fener tutmalı''.

- ''Sarışınlar neden muz yiyemez?''.
- ''Fermuarı bulamadıkları için''.

- ''Sarışınlar balığı nasıl öldürürler?''.
- ''Boğarak''.

- ''Faksın bir sarışın tarafından yollandığını nasıl anlarsınız?''.
- ''Üstündeki puldan''.

- ''Aynanın karşısında gözlerini kapatmış duran sarışın ne yapıyor?''.
- ''Uyurken nasıl göründüğüne bakıyor''.

- ''Sarışın neden üçüncüden sonra çocuk yapmamış?''.
- ''Her dört çocuktan birinin Çinli olduğunu duyduğu için''.


fıkranın devamı

I Love You I Love You Do You Love Me Yes I Do
Umit Besen hizla Ingilizce ögrenmeye baslayan bir irka yapabilecegi en büyük zalimligi yapmis, bu sarkiyi peydah etmisti. Caddelerde, sokaklarda kekolar arabalarindan bu yaraticilik örnegi sarkiyi bangirdatir ufacik olmamiza ragmen agiz dolusu kusmamizi saglarlardi. O dönemde, es kaza bir turist ile tanisirsam bu sarkiyi nasil açiklayacagimi kara kara düsünürdüm.
Yillar sonra yabanci bir hanim ile sohbet ederken bu sarki aklima gelmisti. Kendisine böyle bir sarkinin var oldugunu anlatip, sözlerini söyledigimde bana sadece "I Dont believe You" (Hadi Len) demisti.

Çiki Çiki Baba
Sarki sözlerinin illede bir manasi olmasi gerekmez, düsüncesinin bayrak tasiyan örnegi oldu. Aynen söyleydi:
Çiki çiki baba. Ayni ayni yaba. Feli feli kuuli. El fakiri yaba. Oyyyy oyyyyy oyyyy. Ulan ne isti be.

Memisler
Topaloglu. Simdi bu öyle bir adamdi ki ceketinin rengine uysun diye saçini boyamaktan çekinmezdi. Uzayliydi, "Uzaydan gelmedik ki, dünyaliyiz biz" diye sarkisi vardi. Bir de "Memisler" adli sarkisi vardi. Duydugumuzda gülmekten yarilarak ikiye ayrilmistik. Sözleri söyle bir seydi sanirim:
Elmalari yemisler,
Seftaliyi yemisler,
Gülmüsler eglenmisler,
Güllü kizi yemisler,
Lambaya püf demisler,
Nasil etti bu isi,
Tebrik ettim memisi ...
diye sürüp gidiyordu. Inanilmazdi, onu ailecek sevmis, bagrimiza basmistik.

Hayat bayram Olsa
"Bütün dünya buna inansa, bir inansa" gibi hayaller içeren bir sarkidir.
Aslinda sözleri gayet iyi niyetli, barisçidir, fakat haddinden fazla ve sahtekar bir iyimserlik tasir. Üstelik melodisi çok basittir ve kolaylikla sinir bozabilir. Hala heryerde çalinir ve insanlar elele tutusarak bu güzel dilekleri tekrarlarlar. Bu gibi durumlarda yavasça masadan kalkarak tuvalete dogru yol almayi yeglerim. "Hocam nereye? El ele tutussak, birlik olsak" diyenler oldugunda: "Ya iyi diyosun da çok sikistim bilader. El ele tutussak ama prostat olmasak" gibi manasiz cümleler kurarak sivisir, sarki bitene kadar ortama geri dönmezdim. Çikinti bir adam olmak degildi niyetim ama masada el ele tutusarak "Insanlar tutussa, kardes olsa" diye avaz avaz bagiran bu insanlarin, bar ortamindan çikar çikmaz "Vay it sipasi benim arabayi sikistirmis. Hüleaynn ancuk kafali ileri alsana lan" diyerek söz konusu kisilere kafadan dalmasi ne kadar isabetli davranmis oldugumu anlatirdi bana. "Bütün dünya hizla sallansa, hayat ayran olsa" diye mirildanarak yol alirdim karanlikta.

Serseri
Hayatta ne oglunun ne de kendinin ne is yaptigini anlamadigim Selçuk Ural söylerdi bu sarkiyi. Aksi gibi sarki adamin delikanlilik dönemlerine de denk gelmemisti. Kocaman adama kar yikama bir kot takim giydirmisler, bu sarkiyi söyletirlerdi. Sözleri aynen söyleydi:
Serseriyim ... Ah serseri ... Okur yazar ve sevimli ... Biraz çapkin, biraz deli ... Ama sevecen bir serseri.
Ulasilmak ve onikiden vurulmak istenen mantik sanirim suydu: "Serseri erkekler kizlari cezbederler. Ama eli mustali sokak serserileri degil.
Sevimli, hayati 9 - 5 tadinda yasamayan, genç mizaçli." Yani kisaca bir Mickey Rourke tipi erkek anlatisiydi. Gelin görünki koca serserilik felsefesi bizimkilerin dilinde "okur yazar bir sevimli" haline gelmisti. Çok yasayin.

Bir Aslan Miyav Dedi
"Bir aslan miyav dedi. Minik fare kükredi. Fareden korktu kedi. Kedi pir uçuverdi." Türk çocuklarinin Kayahan'a emanet edildigi bir dönem. Hazret lütfedip Cumartesi sabahlari bi çocuk programi yapiyo. Hesapta olaylar gelecekte bi uzay gemisinde mi ne geçiyo, ufak tefek çocuklar tulumlarla ortalikta dolaniyo, koskoca pop yildizi kartondan yapilma "TRT robotlariyla" muhatap olmak durumunda kaliyo. Romantizmin çökmek bilmez kalesi gazi almis ya, sabah aksam bi tarafindan çocuk sarkilari çikariyo.
Bereket hepsi gömüldü gitti tarihin tozlu sayfalarina. Hiç girmeyelim, bu konu burda kapansin.

Horozumu Kaçirdilar
Bakin bu sarki beni her duydugumda korkutmustur. Ulan böyle hiyar çocuk sarkisi olur mu? Horozu kaçiriyorlar, damdan dama uçuruyorlar, bi de suyuna pilav pisiriyorlar. Magdur sahis da olaylari bir bir müsahede ediyor, sonra kafayi yiyip, kaçirilmis, suyuna pilav pisirilmis horoza "geh bili bili"
diyor. Polise, kolluk kuvvetlerine olan güvenim ilk bu sarkida sarsilmisti. Demek ki bi gün herifin biri beni de kaçirabilir, suyuma pilav pisirebilir ve pilavdan yiyebilirdi. Terör sarkisiydi. Umarim yoktur artik.

Abone
Su anda Kral TV'nin elinden ne çekiyorsaniz, iste bu yüzdendir dostlar. Ilk Türk pop sarkisi degildi elbet ama bu günkü tarzi yakalayan ve gelismesini saglayan ilk sarkiydi. Sarisin, hafif toplu, genç bir kiz tellerin arkasindan, Aboneyim abone. Biletlerim cebimde. Balli lokma tatlisi. Aman hadi hayirlisi." diye bagirarak fitili atesledi. Kötü sesli bu genç kizin isminin Yonca oldugunu ögrendigimizde hafizamizi zorlamis ve Devekusu Kabare'de geçirdigi günleri animsamistik. Demek ki bu kiz bir sekilde söhret olmayi kafasina koymustu, oldu nitekim. Sarkici oldu. Evet oldu.
Habolo... Habolo sobolobo, habolo humbaa... Habolo sobolobo habolo
humbaa... Eee bu nasil sarkidir, ne eder, ne anlatir hiç anlamadim.
Anlamaya çalismicamda. Manyakmiyim ben ya!! Du ben sena anlatayim. Bu (Insallah yanilmiyorum) Yonca Evcimik'in, "Saat 9.15 vapurunda. Onu gördüm karsimda. Dizlerimi titretti. Maymun oldum galiba." diye baslayan ve ayni sekilde devam eden bol renkli bir sarkiydi. Klibinde tahta çubuklarla yürüyen saklabanlar, palyaçolar filan vardi. Daha da berbat bir sey söyleyeyim mi ben size bu sarki hakkinda: Severdim. Yonca Evcimik'in o sarkisinda abolo sobolobo falan yoktu. O senin dedigin söyleydi:
Okayi yamasika kombambaa kombambaa...
Okayi yamasika kombambaa kombambaa...
Niye hatirliyorsam?
Habolo sobolobo söyle devam eder: "Bir, ki, uç, dört basladi.
Hemen simdi basladi. Sarkimiz Marsandiz..."
Galiba benim kafam gereksiz bir sürü bilgiyle dolu.

Honki Ponki
Bir tane hit vardi, Çiki çiki baba'dan evvel, nasil unutulur? Senay'in söyledigi:
Honki ponki torino. Calona bimbo boriro. Mitsubisi hibobo kozizo. Çiki çiki sayne tiki tak toooooook... Ah be abicim...

Cüceler
"Cük cük cücelerim, menim güççük cücelerim, tarlalarda boy atasiz, ananiza tez çatasiz" diye sözleri vardi. Fantastik ögeler içeren bir halk türküsüydü. Çok meshur olmustu.

Törkis Kovboylar
"Ooo ooo çekilin yoldan vahsi batidan geliyorlar... Amerikanlar eskidi bunlar Törkis kovboylar, diye bir sarki yazsana" deseler bana, zevk ile yazardim, ama çikip okumazdim.

Arkadasim Essek
Baris Manço'nun "Arkadasim Essek" diye bi sarkisi vardi. Arkadasim es, arkadasim sek, arkadasim esseeekkk... Bu nakarati idrak etmem uzun zaman almisti. "Arkada Simsek" ne alaka, ne simsegi, ne manasiz sarki, diye gicik olmustum. Halbuki ne salakmisim. Biraz hatirlatip keyfinizi yerine getireyim mi?
Sari kiz minik buzagiyi sütten kesti mi... Kuzularla oglaklar tepisiyor mu...
Gizli Not: Yaziyi okuyan her iki kisiden biri sarkiyi söylemeye
baslamistir. Eminim...

Barmen Minik
Barda durur barmen minik sise elindeeeee...
Biz çalariz o durmaz hep oynar yerinde...
Ya bu nasi sarkidir? Barmen niye minik? Yoksa barmenin lakabi mi minik?
Hakan abim, Peker abim. Nasil bir ruh hali içindeyken yaptin sen bunu?

Çile Bülbülüm
Iste klasik bir sazli sözlü eglence yeri sarkisi. Ayilarin kendini
göstermesi için de bire bir. Sarki baslar baslamaz grup kendi içinde göz temaslariyla bulusur, "Allah" kismi gelince insanliktan çikmak üzere anlasir. Bakiniz simdi sarkicimiz söylüyor:
Çileeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
AaAaAaAaAhhh
Aaaaahh
Çile Bülbülüm...
ALLAHHHHHH
Be hey ne oluyor!!?? Yahu bir adabi olmasin mi? Melodiye, besteye katkisi olmasin mi? Özellikle erkek vatandaslarimiz çok yapar bunu, aman korumanin ne alemi var; sirf erkekler yapar. Tüm eglencelerimiz nasil basitlesiyorsa, bu "Allah" bölümü de öyle ayilasiyor iste. Adam gibi adamlarin bulundugu bir grupta bu sarkiyi söyleyiniz, aksi takdirde uzak durunuz. Bir de "Allah" kismini kaçirip bir saniye sonra bagiranlar vardir ki, "Yallah" diyip kafa koyulmalidir.

Bakkal Amca
Simdi dikkatle inceleyelim:
- Bakkal amcaa ... Bakkal amca
- Ne var? (Bakkalin zaten sesi boru gibi, bi de "Ne var" diyo. Tam ayi.)
- Unin var mi?
- Var var... (Herif direk uyum sagladi.)
- Sekerin var mi?
- Var var... (Kesin embesil)
- Yagin var mi?
- Var var...
- Ne duruyorsun?
- Ne yapayim? (Dayanamayacagim ya. "Ne yapayim" diye soruyo çocugun
pipisini koparacagi yerde.)
- Helva yapsana... Helva yapsana...
Allah bütün Mahmut Tuncer'leri affetsin.
fıkranın devamı

Bir gün ülkenin küçük kasabalarından olan Yitan'da şöyle bir haber yayılmış:
- Güzel başkentimizde bir Akıl Okulu varmış. Her kim o okula giderse orada akıl öğretiliyormuş.Herkes bu haberi şaşkınlıkla birbirine anlatıyormuş. Kasabanın en zenginlerinden olan bir adam da bu haberi duyunca kahkahalarla gülmeye başlamış:- Efendim, hayatımda hiç bu kadar komik bir şey duymamıştım. Bir insan akıllıysa akıllıdır. Sonradan akıl kazanılır mı hiç? Olacak şey midir? Duyulmuş mudur? Görülmüş müdür?Bu adam çok zengin olduğu için çocuklarının hiçbirisini okutmamış. Öyle çok parası varmış ki, istese kasabanın tamamını satın alabilirmiş. Fakat çocuklarına devamlı şöyle diyormuş:- Şükürler olsun çok paramız var. Yine de paramıza para katmalıyız. Ne kadar çok kazanırsak o kadar güçlü oluruz.Çocuklarından biri ise, babasının bu düşüncesine katılmıyormuş. Devamlı:- Babacığım, okumak gibisi var mıdır? diyormuş. Bak ne çok paramız var. Ama bu parayla bilgi satın alamayız. Buna kimsenin de gücü yetmez. Neden okumayı kötü görüyorsun? Adam, çocuğunun bu sözlerini günlerce, gecelerce düşünmüş durmuş. Sabahlara kadar sayıklar olmuş: 'Akıl okulu? Akıl okulu?' Bir sabah dayanamamış ve kararını vermiş:- Böyle olmayacak. Şu Akıl Okulu neymiş gidip göreceğim.Adam yolculuk için hazırlanmış. Atına binmiş ve yola koyulmuş.

Günler geçmiş. Geceler geçmiş. Memleketinden ayrılalı tam otuziki gün olmuş. Günün birinde, yolda ağır ağır yürüyen bir ihtiyara rastlamış. İhtiyarın gözleri görmüyormuş. Adam bu ihtiyarın haline acımış. Yanına yaklaşarak:- Ey yolcu, nereye gidiyorsun? diye sormuş.İhtiyar da başkente gitmek istediğini söylemiş. Bunun üzerine adam atından inmiş ve ihtiyarı atına bindirmiş:- Ben de başkente gidiyorum. demiş. Bir günlük yolum kaldı. Birlikte konuşa konuşa gideriz. İhtiyar atın üzerinde, adam yaya yolculuklarına devam etmişler. Şehre vardıkları zaman adam ihtiyara:- İşte başkente geldik, demiş. Burada inebilirsin. Fakat ihtiyar, adama şunları söylemiş:- Madem bir iyilik yaptın, bunun gerisini de getir. Beni şehrin meydanına kadar götür. Ondan sonra var git nereye gideceksen.Adam hiç karşı çıkmamış ve tamam demiş. Beş-on dakika sonra şehrin meydanına gelmişler. Tam bu sırada ihtiyar bağırmaya başlamış:- İmdat!.. Yardım edin. Bu adam atımı çalmak istiyor. Bu garibana yardım elini uzatacak yok mu? İmdat!..Meydandaki insanlar koşa koşa gelmişler onların yanına. İhtiyar kör olduğu için ona acımışlar ve adamı suçlamışlar:- Utanmıyor musun bu yaşta hırsızlık yapmaya! Hem de kör bir adamın atını çalmaya çalışıyorsun. Adam haykırıyormuş:- Hayır yalan söylüyor. Bu at benim. Onu yoldan ben aldım. İhtiyardır, yorulmasın, bir iyilik yapmış olayım, dedim. Bu at benim. Ben hayatımda hırsızlık yapmadım. O yalancıdır.

Fakat gel gelelim insanlar adamı dinlememişler. Atı, kör ihtiyarı ve adamı doğruca şehrin hakimine götürmüşler. Hakim önce kör ihtiyarı, sonra adamı dinlemiş. Ardından da şöyle demiş:- Bana bir baytar, bir nalbant, bir de saraç çağırın. Hemen gelsinler. Bekliyoruz.Adam bu üç kişinin neden çağrıldığını bir türlü anlayamamış. Kimseye de soramamış. Mecburen çağrılanların gelmesini beklemiş. Kısa bir zaman sonra da hep beraber gelmişler. Hakim gelenleri tek tek huzuruna kabul etmiş. Önce baytar alınmış odaya. Hakim ona sormuş:- Ata bak. Bu at hangi memlekete aittir? Baytar şöyle karşılık vermiş:- Çok fazla incelemeye gerek yok. Bu at bu şehirden alınmamış. Yitan yöresine ait bir attır.Adam kendi memleketinin ismini duyunca hayretler içinde kalmış. Bu sefer de hakim nalbantı çağırmış ve ona:- Sen de bu atın nerede nallandığına bak, demiş. Nalbant biraz inceledikten sonra şunları söylemiş:- Bu at burada nallanmamış. Yitan yöresinde atlar böyle nallanır. Bizimkine benzemez.Adam yine şaşırmış. Kendi kendine, 'Nasıl bilebilirler?' diye sorup duruyormuş. Hakim son olarak saraca:- Bu atın koşumlarını incele, demiş. Nasıl eyerlenmiş? Saraç hiç beklemeden cevap vermiş:- Efendim, ilk bakışta bizim yöremize ait olmadığı anlaşılıyor. Yitan yöresinin koşum şeklidir.Hakim cevapları aldıktan sonra atın sahibine dönerek:- Evet, sen doğru söylüyordun, demiş. Bu at senin. Artık atını alıp gidebilirsin. İhtiyara da gereken ceza verilecektir. Hiç meraklanma. Fakat adam dayanamayarak hakime sormuş:- Siz böyle bir şey yapmayı nasıl düşündünüz? Bu adamlar, bu atın Yitan yöresine ait olduğunu nereden anladılar? Lütfen bana söyler misiniz bütün bunlar nasıl olabiliyor?Hakim adamın sorusuna gülerek cevap vermiş:- Ben ve bu gördüğün herkes, bu şehirdeki Akıl Okulunu bitirdik. Her şeyi o okulda öğrendik. Orada doğrunun nerede ve nasıl bulunacağı öğretilir.Adam böylece Akıl Okulunun ne anlama geldiğini yaşayarak öğrenmiş. Heyecanla memleketi olan Yitan'a dönmüş. Bütün olanları ailesine ve arkadaşlarına anlatmış. Sonra da bütün çocuklarını bu Akıl Okuluna göndermiş. Anlamış ki, herkeste akıl var, ama onu kullanabilmek için eğitim gerekiyor.





fıkranın devamı

Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardeş vardı. Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık baş gösterdi. İki kardeş arasında o zamana değin ilk kez görülen anlaşmazlık, giderek büyüdü ve kardeşler arasında ayrılığa neden oldu. İki kardeş, birbirlerine yalnızca küsmekle kalmadılar, yıllardır ortaklasa kullandıkları tarım makinelerine değin sahip oldukları tüm araç gereçlerini ve mal varlıklarını da ayırdılar. Küçük bir yanlış anlama sonucu başlayan anlaşmazlığı izleyen ayrılık, giderek büyüyen bir uçuruma dönüştü ve en sonunda yerini, karşılıklı kullanılan hoş olmayan sözlere bıraktı.Bunun arkasından da beklenenler oldu ve kardeşler arasında önce şiddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yaşanmaya başladı. Bir sabah, bu iki kardeşten büyüğünün kapısına bir usta geldi. Elinde büyük bir marangoz çantası vardı.
Ev sahibinden geçici bir is istedi:
-Yapılacak ufak tefek bir işiniz varsa, size yardımcı olmak isterim, dedi.
-Elimden hemen her iş gelir. Birkaç gün çalışırım, işi bitiririm.Büyük kardeşin aklına o an bir iş geldi.
-Evet, sana göre bir işim var, dedi ve küçük kardeşinin çiftliğini işaret etti.
-Şu derenin karsısındaki çiftlik, komşumundur. Daha doğrusu, benim küçük kardeşime aittir o çiftlik. Geçen haftaya dek benim çiftliğimle onun çiftliği arasında bir otlak vardı.Sonra
o, buldozeriyle oraya ırmak bendi
yaptı ve simdi aramızda, otlak yerine, çiftliklerimizi birbirinden ayran bir dere var. İş isteyen adam, büyük kardeşin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:
-Benden ne yapmamı istiyorsunuz? dedi.
Büyük kardeş önce kuskusunu, sonra da kararını açıkladı:
-Kardeşim bunu, bana acı vermek için yapmış olabilir,dedi.
-Fakat şimdi ben, onun yaptığından daha büyük bir şey yapacağım. Bunları söyledikten sonra adamı aldı, ahırların olduğu yere götürdü ve duvarın dibinde yığılı duran kütükleri gösterdi:
-Senden, bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasında üç metre yükseklikte bir çit yapmanı istiyorum , dedi.
-Kaç gün çalışırsan çalış, nasıl yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki, gözlerim kardeşimin çiftliğini artık görmek zorunda kalmasın.
İş arayan usta, başını salladı:
-Sanırım durumu anladım, efendim, dedi.
-Simdi bana çivilerin, kazma küreğin yerini gösterin ki hemen işime başlayayım.
Büyük kardeş ustaya kazma, küreğin ve çivilerin olduğu yeri gösterdikten sonra, alışveriş yapmak için kasabaya gitti. Usta ise, tüm gün boyunca ölçerek, keserek, çivileyerek sıkı bir biçimde çalışmaya koyuldu. Akşam güneş batarken o işini bitirmiş, çiftlik sahibi büyük kardeş ise alışverişini tamamlamış, kasabadan dönüyordu. Çiftliğe gelir gelmez ustanın yaptıklarına baktı ve şaşkınlıktan gözleri, yuvalarından fırlayacakmış gibi açıldı. Karsısında, yapılmasını istediği çit yoktu ama, derenin bir yakasından öteki yakasına uzanan görkemli bir köprü vardı. Biri kendi çiftliğinin toprağına, öteki küçük kardeşinin çiftliğinin toprağına oturtulmuş sağlam iki ayak üzerinde, yanlarındaki korkuluklarına varıncaya dek tüm ayrıntılarıyla yapılmış ve tam anlamıyla "usta işi" denilecek kusursuzlukta bir köprü uzanıyordu. Büyük kardeş, hala geçmeyen şaşkınlığıyla bu köprüyü seyrederken, karşıdan birinin geldiğini gördü. Dikkatle baktığında gelen kişinin, komşusu, yani küçük kardeşi olduğunu anladı. Kardeşi, kollarını iki yana açmış olarak köprünün karsı ucundan kendisine doğru yürüyordu.
-Benim sana karsı yaptığım bunca haksızlığa ve söylediğim bunca kötü sözlere karşın sen, bu köprüyü yaptırarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan olduğunu gösterdin, dedi ağabeyine.
-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarını açarak bana gel...
Köprünün iki ucundan ortaya doğru yürüyen kardeşler, köprünün ortasında bir araya geldiler ve özlemle kucaklaştılar. Büyük kardeş bir ara arkasına baktığında, çantasını toplayıp, oradan ayrılmakta olan ustayı gördü.
-Gitme, dur, bekle, diye seslendi, ona.
-Sana yaptıracağım birkaç iş daha var, çiftliğimde...
Usta gülümsedi;
-Ben buradaki işimi tamamladım, gitmem gerek, dedi ve ekledi:
-Yapmam gereken daha çok köprü var. Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasın, Köprüleri kurduktan sonra da, yıkılmaması için sık sık bakımını yapın, yani sevdiklerinize zaman ayırın, o köprü yoluyla sık sık gönüllerini ziyaret edin.
fıkranın devamı

Onu ilk kez orta 2 de görmüstüm. Gerçekten çok güzeldi. Dümdüz saçlari, ela gözleri vardi. Içimde acayip birsey hissetmistim. Ama o bana sadece bakmisti. Benim sanki dünyam yikilmisti. Sonraki günler gene okulda onu görüyordum. Ama o bana sadece bakiyordu. Onu düsünerek bütün yili geçirmistim.

Son siniftaydim. Okulun ilk günüydü. Herkes birbiriyle selamlasiyordu. Ben biraz geç gitmistim. Zaten okulun ilk günüydü. Gene onu görmüstüm. Çok güzeldi. Daha bir güzel olmustu. Sanki bütün bir yaz, güzellik merkezinde geçirmis gibiydi. Koridorda yürürken herkes ona bakiyordu. O an "ALLAHIM!! NE KADAR GÜZEL BIR KIZ.!!!!!!" diye geçirdim içimden. Ama biliyordum, böyle bir kiz benimle beraber olmazdi. Sinifi benimkinin hemen yaniydi. Arkadaslarimi görme bahanesiyle siniflarina girerdim. Amacim onu daha çok görmekti. Ogün birçok kez onunla göz göze gelmistim. Ama o hep baska taraflara bakiyordu. Benimse sanki dünyam yikiliyordu. O aksam eve gittim. Gece hep onu düsündüm. Kendi kendime: "BEN NE YAPIYORUM!!" dedim. Muhakkak beraber oldugu biri vardir diye geçiriyordum içimden. Unutmaya çalisiyordum. Ama hep onu düsünüyordum. Hergün gözgöze bakismalarla sömestr gelmisti. Kafama koymustum. Tatilden sonra muhakkak onunla tanisacaktim. Ve bu hayalimle yariyil tatiline girmistim.

Nihayet tatil bitmisti. 15 gün bana 15 asir gibi gelmisti. Ve nihayet onu görmüstüm. Koridorda yürümüyor adeta süzülüyordu. Sinifina girdi. Arkasindan bende girmistim. Sinif çok kalabalikti. Yerine oturdu. Sonra bana bakti. Ve güldü. Beni o sekilde donmus bir mumya gibi görünce yüzünde bir gülümseme oldu. Bense kipkirmizi olmustum. Hemen ordan uzaklastim. Hiç tenefüse bile çikmadim. Okul çikisinda eve yildirim hiziyla varmistim. O aksam hiç uyuyamadim. Uzun zamandir hoslandigim kiz bana gülümsemisti, ama ben kaçmistim. O kalabalik ortam benim bütün cesaretimi kirmisti. Bir hafta boyunca hiç onun yüzüne bakamamistim.

Bir gün kantinde tek basima otururken yanima geldi. Ben saskinliktan hiçbirsey yapamamistim. O dünya güzeli kiz neden yanima gelmisti diye kendi kendime sorarken, bana : "Geçen gün için sizden özür dilerim. " dedi. Ve uzun uzun gözlerimin içine bakti. Gözlerimin içine bakarken yüregimde bir sicaklik hissettim. Ama heyecanimdan hiçbirsey söyleyemedim. Ve yanimdan kalkti gitti. Hiçbirsey anlamamistim. Neden özür diledi. Ve neden gözlerimin taa içine uzun uzun bakmisti.

Artik karar vermistim. Onunla ne pahasina olursa olsun tanisacaktim. Birgün okul çikisinda gözlerim onu aradi. Ve en sonunda onu gördüm. Hemde yanlizdi. Iste firsat diye geçirdim içimden ve ona dogru yürümeye basladim. Yanina vardigimda bana bakti ve gene uzun uzun gözlerimin içine bakti. O an nasil yaptim hala bilmiyorum ama ona : " SIZINLE KONUSABILIRMIYIZ??" dedim. Bir an bir suskunluk oldu. Ve "OLABILIR!" dedi. Sanki dünyalar benim olmustu. Uzun zamandir hoslandigim kizla tanisma imkani bulmustum. Okulumuzun hemen yaninda park vardi. Oraya dogru yürümeye basladik. Ama hiçbirsey konusmuyorduk. En sonunda parka varmistik. O oturmustu ben ayaktaydim. "BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUNUZ?" dedi. Bende bütün cesaretimi toplayarak: "SINIFLARIMIZ YANYANA. SIZIN SINIFTA HEMEN HERKESI TANIYORUM. SIZ HARIÇ.. SIZINLEDE TANISMAK ISTEMISTIM DE." demistim. Oda "BILIYORUM. HEMEN HER TENEFFÜS BIZIM SINIFTASINIZ." dedi. Heyecanim giderek azaliyordu. Ama kalbim deli gibi atiyordu. Sonra : "BEN RIDVAN" dedim elimi uzatarak. "BENDE ARZU!!!" dedi. Tokalastik. ARZU dedim içimden. "EFENDIM" dedi. Sadece bakisiyorduk. Bir an "ELLERINIZ TITRIYOR!!" diye bir ses duydum. Özür dilerim dedim. Ellerimiz ayrilirken dualar ediyordum. Bu an hiç bitmesin diye. "YARIN DAHA ÇOK VAKTIMIZ OLUR. EVE GEÇ KALDIM!!" dedi. Ben sadece bakakalmistim. Ayrilirken gene bana bakti ve güldü. Ama bu seferki bir baska gülüstü. Kalbim deli gibi atiyordu. Sabahi iple çekiyordum. O gün zar zor uyumustum.

Erkenden kalkmistim. Apar topar okula varmistim. Koridorun ucunda adeta kamp kurmustum. Içimden "ARZU, ARZU, ARZU" diyordum. Bir an "EFENDIM!" diye birses duydum. Arkami döndüm ve onu gördüm.Meger o gün erken gelmis. Ben heyecandan ne yapacagimi bilmezken o bana "MERHABA" dedi. Biraz bekledikten sonra "MERHABA" diye karsilik verdim. "ILK IKI DERSIM BOS. " dedi. Ve lafini bitirmesine izin vermeden "BENIMKILERDE " dedim. Beraber kantine indik. Kimseler yoktu. Masanin etrafina karsilikli olarak oturduk. Sadece bakisiyorduk. Bir an kitaplarim yere düstü. Ve o ses beni kendime getirdi. Onunla muhabbet etmeye basladim. Nereli, kaç yasinda, kaç kardes herseyini ögrenmistim. Konustukça ne kadar güzel konusuyo, ne güzel fikirleri var diyordum. Sonra zil çaldi. 2 ders bu kadarmi kisa sürerdi. Siniftayken yillar gibi gelen dakikalar, simdi sanki birkaç saniye gibiydi. "ZIL ÇALDI. GITMEM GEREKIYOR. " dedi ve yanimdan ayrildi. Giderken gene o hasta oldugum gülümsemesini yapti.

Daha sonraki günler gene onunla kantine inip muhabbet ettik. Bazen siniflarina gittigimde onunla konusan erkek gördümmü ters ters bakardim o çocuklara. Onun hiçbir erkekle beraber olmasina tahammül edemiyordum. Onu herkesten kiskaniyordum. Hemen her teneffüs beraberdik. O da bundan rahatsiz gibi görünmüyordu. Samimiyetimiz bayagi ilerlemisti. En sonunda kafama koydum. Ona soracaktim. Beraber oldugu biri varmi. Eger beraber oldugu biri yoksa, acaba beni kabul edermi??? Evet bunu yapacaktim.

Bir cuma günü, okul çikisinda "HAFTASONU NE YAPACAKSIN?" diye sordum ona. Arkadaslariyla okulda bulusup taksime gidecegini söyledi. Üzülmüstüm. Oysa benimle beraber olmasini o kadar çok istiyordumki!!! Kafami önüme egdigim anda "AMA PAZAR GÜNÜ EVDEYIM!!" dedi. Kafami kaldirip yüzüne baktigimda gülümsüyordu. Hemen lafi degistirip "ISTERSEN EVINE KADAR BERABER YÜRÜYELIM" dedim. "TAMAM" dedi. Yolda yürürken hep o konusuyordu. Bense pazar günü ne yaparim diye kafamda planlar yapiyordum. Evinin önüne geldigimizde "ISTE EVIM BURASI ". "BENIMLE BERABER YÜRÜDÜGÜN IÇIN TESEKKÜRLER" dedi ve usul usul bana bakarak evine girdi. Pazar gününü iple çekiyordum. Bir bahane bulur ve evine giderim diye düsünüyordum. Pazar günü erkenden kalktim. Ama pencereden disari baktigimda bütün planlarim altüst olmustu. Disarida acayip bir yagmur vardi. Bende mecburen evde oturmak zorunda kaldim.

Okullarin kapanmasina bir ay kala "LISEYI NERDE OKUYACAKSIN?" diye sordum ona. "BILMIYORUM!! AMA BÜYÜK IHTIMALLE BAKIRKÖY'DE" dedi. "NASIL YANI BÜYÜK IHTIMALLE" diye sordum. "SANA GÖSTERDIGIM EV TEYZEMIN EVI... ANNEM BABAM VE ABIM KEMERBURGAZDA OTURUYORLAR.. ORDAKI OKULLAR PEK IYI DEGIL.. ONUN IÇIN BENI BURAYA, TEYZEMIN YANINA GÖNDERDILER." dedi. Nasil yaptim bilmiyorum ama "IYIKI GÖNDERMISLER" dedim. Bana bakti ve güldü. "INSALLAH AYNI OKULA DÜSERIZ" dedim. O da kafasini evet der gibi salladi.

Son hafta "TATILDE NE YAPACAKSIN" diye sordum Arzu'ya. "MEMLEKETE GIDECEGIZ" dedi. Ben sanki yikilmistim. "YANI IZMIR'EMI GIDIYORSUNUZ" diyebildim. Basini öne egerek "EVET!!!" dedi. Bir an durdum ve "SEN GELENE KADAR SENI BEKLEYECEGIM!!!" dedim. Bana bakti ve güldü. Gözlerine baktim sanki isil isil parliyordu. Ve aniden boynuma sarildi. Sanki "BENI BIRAKMA !!" der gibiydi. O an kalbimde bir sicaklik hissettim. Aglamamak için kendimi zor tuttum. Sonra "HADI GIT... NE OLUR ÇABUK DÖN!!" dedim. Ve gitti.

Okul bitti. Tatile girdik. Ben hep onu düsünüyordum. Geceleyin sokaklarda bos bos dolasip onu hayal ediyordum. Eve geç gidiyordum. Bu aralar evlede aram açilmaya baslamisti. Onun yanindayken birkaç saniye gibi geçen saatler, artik asirlar gibi geliyordu. Onu çok özlüyordum. Acaba oda beni özlüyormu diye içimdende geçiriyordum. Hergün dualar ediyordum. Onun yüzünü biran önce görmek için. En sonunda dualarim kabul olmustu. Okullarin açilmasina bir ay kala istanbula gelmisti. Telefon çaldiginda bakmistim. Arayan oydu. Sesini hemen tanidim. "BEN GELDIM.. BENI HALA BEKLIYORMUSUN?" diye sordu bana. "EVET. HEMDE DUALAR EDEREK BEKLIYORUM" dedim. Okulun önünde bulusalim dedi. Tamam dedigim gibi disari çiktim. Yürümüyor sevincimden kosuyordum. Okula vardigimda ter içinde kalmistim. Onu beklemeye basladim. Ve onu köseden dönerken gördügümde gözlerime inanamadim. 2 ay boyunca göremedigim, ugruna dualar ettigim kiz bana gülümseyerek geliyordu. Bende ona dogru yürümeye basladim. En sonunda beraber olmustuk. "HOSGELDIN" dedim, oda "HOSBULDUK" dedi. Gözlerim dolmustu. "SENI ÇOK ÖZLEDIM ARZU" dedim ve boynuna sarildim. Öyle bir sarildim ki 2 ayin hincini çikartiyordum adeta. Oda bana sariliyordu. Sonra gözlerimiz bulustu. "SENIN EN ÇOK NEYINI ÖZLEDIM BILIYORMUSUN!!! ELA GÖZLERINI VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ" dedim. Bir an bakakaldi. Sana birsey söyleyecegim dedi. Ailem liseyi bakirköyde okumama izin verdi. Bu lafi duyunca sanki dünyalar benim olmustu. Sevdigim kizla ayni yerde liseyi okuyacaktim.

Birbirimizin telefonlarini aldik ve onun hangi liseye kayit olacagini ögrendim. Kendimi de o liseye kayit ettirdim. Okulun ilk günüydü. Onu kapinin önünde bekleyeme basladim. En sonunda görünmüstü. Ama yaninda bir erkek vardi. O an dünyam basima yikilmisti. Sevdigim kizin yaninda bir erkek vardi. Hemde bayagi büyük biriydi. Bu bana çok koymustu. Ben bunlari düsünürken o beni gördü kosarak yanima geldi. "MERHABA" dedi. Ben sadece gözlerine bakiyordum. Cevap vermedigimi görünce "NE OLDU" dedi. "KIM O ÇOCUK" dedim. Sakayla karisik "YOKSA KISKANDINMI?" dedi. Bayagi sinirlenmistim. O da bunu anlayinca o benim abim. Okulun ilk günü beni birakmaya geldi. Nasil bir okul oldugunu annemlere söyleyecek dedi. Ben "OH BE " dedim. "NEDEN OH BE DEDIN" diye sordu bana. "HIIIÇ" dedim. Gözlerimin içine bakti. Sanki bana birseyler anlatmak istiyordu. Sonra "ARZU" diye bir ses duydum. Ikimizde ayni yöne bakinca abisinin yanimiza geldigini gördüm. Hadi gir içeri dedi. O da tamam dedi. Abisi bana bir bakti. Sonra çekti gitti. Ben çok mutluydum. Çünkü sevdigim kizla ayni okuldaydim.

Bir hafta sonra Arzu' ya "SENINLE BIRSEY KONUSACAGIM." dedim. "NE HAKKINDA" diye sordu. "ÖZEL BIRSEY" dedim. Gözleri parlayarak "TAMAM" dedi. "CUMARTESI OKULUN ÖNÜNE GEL ORDA BULUSUP BIRYERLERE GIDIP KONUSURUZ" dedim. O da olur dedi. Bu sefer bütün cesaretimi toplayip bu kiza onu deliler gibi sevdigimi söyleyecegim. Diye içimden geçiriyordum. Cuma günü arzu birini getirdi yaninda. Ben arkadasi sanmistim. Sizi tanisatirayim dedi. Kizin adi fulyaymis. Arzu' nun yegeniymis. Ayni okulda olmasinin bir sebebi de oymus. Ailesi bir akrabasi yaninda olursa daha iyi olur demis.

Ertesi gün erkenden kalktim güzelce giyinip okulun yolunu tuttum. Okulun önünde beklemeye basladim. Köseyi döndügünü görünce sok olmustum. Harika giyinmisti. "NE KADAR GÜZEL!!" diye geçirdim içimden. Yanima geldi "MERHABA" dedi. "BUGÜN ÇOK GÜZELSIN" dedim. Yanaklari kipkirmizi oldu. Basini önüne egip "TESEKKÜR EDERIM!!" dedi. Ileride bir café var oraya gidelim dedim. Olur dedi. Kafeye vardigimizda birseyler söyledik. Ve konusmaya basladik. "BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUN?" diye sordu Arzu. "BIR KIZDAN HOSLANIYORUM. AMA ONA BIR TÜRLÜ AÇILAMIYORUM. BANA YARDIM EDERMISIN?" dedim. Ben bunlari söyledikten sonra gözleri dolmustu. Aglamamak için kendini zor tutuyordu. Gözlerimin içine bakarak "O KIZI TANIYORMUYUM?" diye sordu. "EVET!!! HEMDE ÇOK YAKINDAN TANIYORSUN.." diye cevap verdim gözlerinin taa içine bakarak. Sanki daha bi yikilmisti. Ama bilmiyorduki hoslandigim kiz oydu. "SENCE NE YAPMALIYIM?"
diye sordum ona. Içinden ne geliyorsa onu yap dedi. "BEN DUYGULARIMI KOLAY KOLAY ANLATAMAM.." dedim. "SEN BILIRSIN." "ARTIK BENI EVE GÖTÜR!!!" dedi. "NEDEN! NE OLDUKI ?" diye sordum. "BASIM AGRIYOR!" diye karsilik verdi. Peki deyip onu evine kadar götürdüm. Eve gidene kadar yolda hiç konusmadik. Evinin önüne gelince gözlerimin içine bakti. Içim sizlamisti o bakislar karsisinda. Boynuma sarilip kulagimin içine birseyler söyledi. Ama anlamamistim. Tekrar söylermisin dedim. Bosver dedi yüzüme bakmadan apartmanin içine girdi. Sanirim agliyordu. Sanirim onu üzmüstüm. Hayatta tek deger verdigim insani aglatmistim. Bu bende tarif edilemez bir aciya sebep olmustu. Ondan sonraki günler benimle pek konusmamaya baslamisti. Onu her gördügümde bir yerlere dalip gidiyordu. Bir hafta sonra "ARZU NEYIN VAR!!! KAÇ GÜNDÜR BENIMLE FAZLA KONUSMUYORSUN.." diye sordum. Oda bana "O HOSLANDIGIN KIZLA SENI YANLIZ BIRAKIYORUM YA!! DAHA NE ISTIYORSUN!!" dedi. Sinirli sinirli bakarak. Beni okul çikisinda eski okulumuzun ordaki parkta bekle. Sana o kizin kim oldugunu söyleyecegim dedim. Basini öne egerek "OLUR BEKLERIM!!" dedi. Okul çikisini iple çekiyordum. Çok ama çok heyecanliydim. Ve sonunda zil çalmisti. Okulun kapisindan çikarken "ALLAHIM BANA GÜÇ VER!!" diye dualar ettim. Parkin önüne gelip beklemeye basladim. Bir kaç dakika sonra yanima geldi. "HADI SÖYLE!!" dedi. "SANA DAHA ÖNCEDE SÖYLEMISTIM.. BEN DUYGULARIMI, IÇIMDEKILERI KOLAY KOLAY DILE GETIREN BIRI DEGILIM. " dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. "HOSLANDIGIM KIZIN EN ÇOK NEYINI BEGENIYORUM BILIYORMUSUN""diye sordum. Gözlerimin içine bakarak "SÖYLE!!" dedi. Gözlerimi kapatip ve bütün cesaretimi toplayip
"ELA GÖZLERINI!!!!! VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ!!!!" dedim. Sonra gözlerimi açtim. Rahat bir dakika sadece bakistik. Sonra boynuma sarildi. Ve hüngür hüngür aglamaya basladi. Kulagima "BENDE!" dedi. O kiz kim anladinmi? Diye sordum. Basini salladi. Sonra yüzüme bakarak tekrar "BENDE!" dedi. Ve kosarak evine gitti. Hiç kipirdayamiyordum. Sanki donup kalmistim. "ALLAHIM SANA SÜKÜRLER OLSUN!!" diye defalarca içimden geçirdim. En sonunda benimde artik bir sevdigim var. diyordum. Heyecanimdan kalbim deli gibi atiyordu. O hoslandigim kiz, ugruna dualar ettigim kiz. O da benden hoslaniyormus. Bunu bildikçe sevincim bir kat daha artiyordu. Sonra o parktan taa eve kadar yürüyerek geldim. Aksam yattigimda ne kadar yoruldugumu anladim. Sabahleyin kalkar kalkmaz kahvalti bile yapmadan okula gittim. Siniflarina gittim daha gelmemisti. Çok iyi dedim içimden. Onu karsilarim. Dedim içimden.. 10 dakika sonra koridorun ucunda görünmüstü. Sanki bana daha bir baska gözüküyordu. Daha bir güzellesmis gibiydi. Koca okulda sadece koridorda yürüyen ARZU, birde ona bakan BEN vardim sanki. Hiçkimseyi gözüm görmüyordu. Koridorda yürürken sadece o bana bende ona bakiyordum. Yanima geldi "MERHABA" dedi. Kekeleyerek "MERHABA" diyebildim. "KANTINE GIDELIMMI " diye sordu. "TABIKI" dedim. Kantine vardigimizda kimseler yoktu. Kantinin ortasinda durdu, bana döndü, resmen aglamak üzereydi. Boynuma sarilip "NE OLUR BENI BIRAKMA!!" dedi. O anki duyguyu anlatamam. Hani derler ya yasanmadan anlamazsin, gerçektende öyle birseydi. Aglayarak cevap verdim. "HIÇBIR ZAMAN!!" dedim. Sonra bana daha bi siki sarilmaya basladi. Rahat bir dakika boyunca birbirimize sarilmistik. Sonra gözlerimiz birbirimize bakti ikimizde agliyorduk. "BILIYORUM!! DUYGULARINI DILE GETIREMIYORSUN.. AMA INAN SENDEKI DUYGULARIN AYNISINI BENDE SANA HISSEDIYORUM. SÖYLEMESENDE BILIYORUM. BENI DELI GIBI SEVIYORSUN. BUNU HISSEDEBILIYORUM.." dedi. Ben sadece kafami öne egip "EVET!!" diyebildim. Neden bilmiyorum ama söyleyemiyordum. Onu deliler gibi sevdigimi ugruna canimi verebilecegimi bagira bagira söylemek istiyordum, ama yapamiyordum. Bütün bir yil boyunca hep beraber dolastik. Hafta sonlarini ve teneffüsleri iple çekiyordum. Onu daha fazla görebilmek amaciyla.

Yil sonu yaklasiyordu. Okulun kapanmasina yaklastikça daha bir hüzünleniyordu. Bir gün "NEDEN SON GÜNLERDE HÜZÜNLENIYORSUN?" diye sordum. "BILIYORSUN!! TATILLERDE HEP MEMLEKETE GIDIYORUZ. SENDEN AYRILMAK BENI MAHVEDIYOR. ONUN IÇIN ÜZÜLÜYORUM." dedi. Biliyordum. Her yaz memlekete giderlerdi. Ve bu beni daha bir üzerdi. "NE OLUR GITME!! HIÇ OLMAZSA BU YAZ ISTANBUL DA KAL" dedim aglayarak. "AGLAMA!!! SEN AGLADIKÇA BEN DAYANAMIYORUM. ÇOK ÜZÜLÜYORUM." diyordu. "BENIM IÇINDE ÇOK ZOR GEÇECEK. SENSIZ 2 KOCA AY" dedi. Ve sonunda okullar kapandi. Giderken onu son bir kez daha görmek için evlerine gittim. Kapida babasinin arabasi vardi. Evet gidiyorlardi. Az sonra hepsi birden kapidan çiktilar. Annesi, babasi, abisi ve en sonunda ARZU.. herkes arabaya bindi. Arzu tam binerken kendimi gösterdim. Aglayarak ona baktim sanki o da agliyordu. "NE OLUR BENI BIRAKMA!! GITMEME IZIN VERME" der gibiydi. Araba çalisti. Sanki, deliler gibi sevdigim kizi elimden zorla aliyorlar, götürüyorlar gibiydi. Gitmisti. 2 ay boyunca onu göremeyecek, onunla olamayacaktim. Her gece dualar ediyordum. sokaklarda bos bos dolasiyordum. Onu düsünüyordum. "KESKE YANIMDA OLSA" diyordum.

Birgün telefon çaldi. Arayan ARZU' ydu. Hatrimi sormak için aramis. "YAKINDA GELECEGIM.!!! SENI ÇOK ÖZLEDIM." dedi. "BENDE!!" diye cevap verdim. "BENI DÜSÜNÜYORMUSUN?" diye sordu. "HER GÜN HER SAAT " dedim. "DINLE O ZAMAN" dedi. "BENI YANINDA ISTIYORSAN, GECELERI AY' A BAK BENI DÜSÜN.... EGER KALBINDE BIR SICAKLIK HISSEDERSEN, ANLAKI BENDE SENI,,, AY' A BAKIP DÜSÜNÜYORUMDUR." dedi. Ben aglamaya basladim. Beni, benden fazla seven biri vardi diye geçirdim içimden. "TAMAM!! CANIM" dedim. Sonra telefonu kapatti. O aksam onun dedigini yaptim. Aya baktim onu düsündüm 10-15 dakika sonra bir kalbimde sicaklik hissettim. "ALLAHIM!! SEN NE BÜYÜKSÜN!" dedim içimden. Gerçektende kalbimde onu hissettim. Ne olur çabuk gel dedim aya bakarak.

Aradan bir ay geçti. Tekrar telefon çaldi. Arayan gene ARZU'ydu. "ISTANBULA GELDIM. TEYZEMLERDEYIM. BIR SAAT SONRA OKULUN ÖNÜNDE BULUSALIM CANIM " dedi. "TAMAM" dedim. En güzel kiyafetlerimi giydim. Eee kolaymi? Sevdigim kiz uzaktan geliyor. O kadar çok heyecanliydim ki. Hemen okulun önüne gittim. Daha 20 dakika vardi. Onu beklerken her dakika bir ömür gibi geliyordu bana. En sonunda görmüstüm onu. 2 aydir göremedigim sadece kalbimde hissettigim kiz, bana dogru geliyordu. Bende ona dogru kosmaya basladim. Yan yana geldigimizde "HOSGELDIN " dedim. Aglamaya basladim. Ve sonra öyle bir sarildim ki, bütün özlemimi sanki ondan çikariyordum. "SENI ÇOK ÖZLEDIM CANIM!!" diyordum. "BENDE!!!" dedi. Hep o bana BENDE! derdi. Sonra "GEL!!! SENI TEYZEMLE TANISTIRACAGIM" dedi. Teyzesinin evine dogru yola koyulduk. Eve vardigimizda teyzesini gördüm. Koltuga oturdum. Arzu' da yanima oturdu. Teyzesi "BU O ÇOCUK MU?" diye sordu. Arzu' da utanarak "EVET!!" dedi. Teyzesi "BAHSETTIGIN KADAR VARMIS KIZ " dedi. Bir ara gülüstüler. Ben hiçbirsey anlamamistim bu konusmadan Ama onlarin gülmesi benimde hosuma gitmisti. Bütün gün teyzesinde oturduk. Muhabbet ettik. Teyzesi beni sevmisti. Ayrilirken kapinin önünde ben ayakkabilarimi giyerken teyzesi ve ARZU beni izliyordu. Ben hosçakalin diyecekken teyzesi "BEN SIZI YANLIZ BIRAKAYIM ?" dedi gülerekten. Sanki aklimi okumustu. "TEYZEN ÇOK IYI BIRI..
NE OLUR KENDINE DIKKAT ET.!!!!!!!" dedim ve ona doya doya sarildim. O da "GÜLE GÜLE" dedi. Onu çok seviyordum. Oda bunu biliyordu. Ama bunu bir türlü söyleyemiyordum. Okullar açilana kadar hergün onunla beraberdim. O yanimdayken zaman hiç geçmesin, o anlar hiç bitmesin istiyordum.

Okullar açildiginda gene beraberdik. Siniflarimiz gene yanyanaydi. Her teneffüs onu görmek için yanina giderdim. Her yanina gidisimde, ayri bir heyecan vardi yüregimde. Kalbim onun yanindayken deli gibi atardi. Eger ben onu üzmüssem, yanliz kaldigimiz bir anda bana masum masum bakar, ben ne oldugunu anlar nedenini bile sormadan "ÖZÜR DILERIM! " derdim.. Bütün yil boyunca hep böyle geçti. Derslerim zayifmis artik hiç umrumda bile degildi. Onunla beraberken dünyayi tanimiyordum. Yil sonunda onun dogum günü vardi. Ona söz vermistim. Okullarin kapandigi hafta onu bir yere götürecektim ve dogum gününü orda beraber kutlayacaktik. Hafta sonu Arzu'yla beraber yola koyulduk. Aksam saat 10'da teyzesinden zor izin almistim. Doya doya 2 saatim vardi. Onunla sahile gittik. Bir demet kirmizi gül almistim. O gün hava biraz bozuktu. Çiçegi Arzu 'ya verdim. Biraz yürüdükten sonra bir bankta yanyana oturduk. Bana "KIRMIZI GÜLÜN NE ANLAMA GELDIGINI BILIYORMUSUN?" diye sordu. Basimi evet anlaminda salladim. "SÖYLE O ZAMAN" dedi. Gözlerine baktim, sanki o iki kelimeyi ona söylemem için bana yalvariyordu. "AYAGA KALK" dedim. Onu karsima aldim ve bütün cesaretimi toplamaya çalisiyordum. Gözlerimi kapadim. "HADI SÖYLE" diyordu. Söylemiyor adeta yalvariyordu. "ARZU" dedim. "EVET !!! DEVAM ET !" dedi. "BEN SE..." dedim ve burnuma bir yagmur damlasi geldi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Ve yagmur baslamisti. O an onun gözlerine baktigimda sanki "NE OLUR DURMA!!!! SÖYLE !" diyordu. Ama benim bütün cesaretim kirilmisti. O yagmur beni mahvetmisti. Yagmur o anki bütün büyüyü bozmustu. Sonra o bana ben ona bakarak gülmeye basladik. Yagmur deli gibi yagiyordu. Birden onun gözlerine baktim. Gülmeyi birakmis sadece bakisiyorduk. "NEREYE GIDERSEN GIT YANINDA OLACAGIM!!!!!!!!!
O IKI KELIMEYI SÖYLEYEMESENDE!!!!" dedi. Gözlerimin taa içine bakarak. Ondan sonra bir sarildi ki... O an hiç bitmesin istedim. Islanmaya baslamistik. Seni evine götüreyim dedim. Eve kadar yürüdük. Hiç durmadan çiçeklere bakiyordu. "BENIM GÜZELLERIM!!" diyordu. Eve geldik. Iyi geceler dedim. Ve ona sarildim. Onu eve biraktiktan sonra sokaklarda, o yagmurlu caddelerde dolasmaya basladim. O kadar mutluydum ki. Her ne kadar söyleyemesemde, bir sevdigim vardi. Hemde benim onu sevdigim kadar. Ve o kötü an gene gelmisti. Her yaz oldugu gibi gene memlekete gidiyorlardi. Onu ugurlamaya gidecektim. Ama o izin vermedi. "SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM.. SENI ÜZMEK ISTEMIYORUM." dedi. Onun yaninda aglamami hiç istemezdi. Ve gitti. Ben gene o bos sokaklarda deli gibi onu düsünüyordum. Her gün aya bakiyordum. Onu düsünüyordum.

Ama bu sefer tatil sanki daha bi erken bitmisti. Gene okul açilmisti. Onu gene görmüstüm. Okulun koridorunda yürürken bana öyle bir bakiyordu ki.. anlatamam. Yanima geldiginde "HOSGELDIN.. CANIM!!" dedim. "HOSBULDUK!!" dedi. Bütün bir yili onunla beraber geçirdim. Okulun kapanmasina 2-3 ay kala "ÜNIVERSITE SINAVINA GIRECEKMISIN?" diye sordum. Evet dedi. "PEKI ISTANBUL IÇINI KAZANABILIRMISIN?" dedim. "BILMIYORUM... AMA SANMAM. ISTANBUL IÇI ÇOK PUAN... O KADAR PUANI ALAMAM" dedi. Bende " O ZAMAN SENDE, AÇIKÖGRETIMI YAZ" dedim. olur dedi. "AMA SENDE BIR YERE GITME OLURMU. SENSIZ BEN BURALARDA NE YAPARIM" dedi. "SENI HIÇBIR ZAMAN BIRAKMAYACAGIM.." dedim. Okul kapanmisti. Sinav günü gelmisti. onu aradim. "INSALLAH KALBINDEKI YERI KAZANIRSIN" dedim . "KAZANDIM BILE... ÇÜNKÜ KALBIMDE SEN VARSIN!!! " dedi.. Ben o an müthis derecede sevinmistim. Sonra sinava girdim. Sinavda dualar ediyordum. Arzu yanimda olsun diye. Ama onun benim yanimda olmasi için benimde istanbul içinde bir yere puan tutturmam lazimdi. Ve bunlari düsünerek sinavdan çikmistim. Sinavdan sonra hemen arzuyu aradim. Nasil geçti diye sordum. "ÇOK IYI.. SENINKI NASILDI" diye sordu. Benimkide iyiydi dedi. O sene tatile gitmemisti. Bütün yaz beraberdik Sinav sonuçlari açiklaninca kendi kazandigim yere baktigimda sok olmustum. Bogaziçi gibi bir yeri tutturmustum. Bu mutlu haberi hemen arzuya ilettim. O da çok sevindi. Sen nereyi kazandin diye sordum. "ILK TERCIHIM AÇIKÖGRETIMDI.. ORAYI KAZANDIM.." deyince dünyalar benim olmustu. Bir ara ailesinin yanina gitti. Bir hafta kadar sonra geri geldi. Onlarida çok özledim. Onun için gittim dedi. En sonunda ben üniversiteye yazildim. Ilk gün beraber gittik. Kantindeki manzara çok güzeldi. Köprünün bir kismi gözüküyordu. Deniz ayaklarinin altindaydi. Kantinde çevreme baktim. Her kesimden insan vardi. "NE KADAR ÖZGÜR BIR YER DEGIL MI?" diye sordum. Gözlerimin içine öyle bir baktiki "NE OLDU? NIYE ÖYLE BAKIYORSUN" dedim. "BEN SANA BIR ISIM TAKMISTIM. DEMIN ONU SÖYLEDIN?" dedi. "NEYMIS O ISIM" diye sordum. "BASBASA KALDIGIMIZ BIR ZAMAN SÖYLERIM." dedi. "PEKI " dedim.

Yariyil tatili yaklasirken arkadaslarimla kantinde konusurken biri "YAA. HARÇLARADA BAYA ZAM YAPTILAR BEE" dedi. Ben sasirmistim. Daha bir açiklayici olmasini istedim. Çok para istiyorlarmis. Zaten benim babam harcin bir kismini zar zor vermisti. Bu kadar parayi kesinlikle bulamazdi. Hemen rehber ögretmenin yanina gittim. Herseyi anlattim hocaya. Hoca "DERSLERIN NASIL DIYE SORDU." diye sordu. "PEK IYI DEGIL" dedim. Biraz daha konustuktan sonra benim babamin bu parayi bulamayacagini söyleyerek birazda kizarak kaydimi sildirdim. Üniversite hayatim tamamen bitmisti. Canim çok sikiliyordu. Ama ARZU hep yanimda oldu. Bu durumu hemen atlattim. Bir ay sonra arzu telefon etti. Aglayarak "NE OLUR YANIMA GEL!!" dedi. Ben sok olmustum. Telefonu kapattigim gibi teyzesinin evine gittim. Kapiyi çalar çalmaz açti. Beni karsisinda görünce daha çok aglamaya basladi. Onu salona kadar götürdüm. "NE OLDU KIZIM.. ANLATSANA" dedim. "BILIYORSUN.. BABAMI ISTEN KOVMUSLARDI.... KAÇ AYDIR IS ARIYOR.. EN SONUNDA BURDA YAPAMIYACAGIMIZI, IZMIRDEKI AKRABALARDAN BIRININ IS TEKLIFI YAPTIGINI SÖYLEDI. BABA GITMEYELIM DEDIM AMA O BENI DINLEMEDI. 2 GÜN SONRA IZMIRE TASINIYORUZ.." dedikten sonra hüngür hüngür aglayarak boynuma sarildi. Ben bu sözleri duyunca sok oldum. Dayanamayip bende agladim. "SEN AGLAMA.. BEN SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. " dedi. Salonun ortasinda konusmadan öylece duvarlara bakiyordum. "PEKI NE YAPACAGIZ" dedim. "BILMIYORUM. " dedi. Ben felaket derecede üzülmüstüm. Sevdigim kiz bu sefer gerçekten gidiyordu. Hemde dönmemecesine. Bir ara o bana bakti ve gülmeye basladi. "NEDEN GÜLÜYORSUN" dedim. "SEN BENIM EN ÇOK NEYIMI SEVIYORDUN" diye cevap verdi. Sonra bende gülmeye basladim. "SENI AGLARKEN GÖRMEK BENI KAHREDIYOR.. LÜTFEN AGLAMA" dedi. Sonra bende ne demek istedigini anladim. Gözlerine baktim aglamamak için kendini zor tutuyordu. O bana ben ona bakiyorduk. Ikimizde biliyorduk 2 gün sonra ayrilacagiz. Sonra birden "HANI SEN ÜNIVERTEDEKI ILK GÜNÜMDE BANA BIRSEY SÖYLEMISTIN HATIRLADINMI" diye sordum. "HIÇ UNUTMADIM KI " dedi. "NEYDI BANA TAKTIGIN O ISIM " dedim. Elini kalbime koydu ve gözlerimin içine bakarak "ÖZGÜR ADAM" dedi. Ben donmustum. Ama kalbimde öyle bir sicaklik hissettim ki anlatamam. "NEDEN.... " diyecektimki elini agzima götürüp susmami söyledi. "SEN SOKAKLARDA BENI DÜSÜNÜRKEN BEN SENI RÜYALARIMDA GÖRÜYORDUM. SOKAKLARDA DOLASIP BENI DÜSÜNÜYORDUN. BUNU SADECE ÖZGÜR BIR ADAM YAPAR." dedi. O an içimden "ISTE GERÇEK SEVGI BU OLMALI " dedim. O gün onlarda kaldim sabahleyin kalktigimizda telefon çaldi. Arayan babasiydi. Hemen eve gelmesini istedi. Onu istemiyerek de olsa evine götürdüm. Ona sordum "NEREDEN SAAT KAÇTA GIDIYORSUNUZ." Cevap vermedi. "SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. " dedi. "AKSAMA SON KEZ BULUSALIM"dedim. Kafasini evet anlaminda salladi.

Onu biraktiktan 1-2 saat sonra yagmur yagmaya basladi. Aksam olunca evinin önünde onu beklemeye basladim. Onu çagirdim. Asagiya geldi. "BIRAZ YÜRÜYELIM" dedim. "AMA BU YAGMURDA.. YA HASTA OLURSAN BEN NE YAPARIM" dedi. "SANA BIRSEY SÖYLEYECEGIM." dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. Gözlerinin içi parlamisti bir anda "HADI YÜRÜYELIM !!! " dedi. Yagmur altinda koca sokakta yürümeye basladik. Bir kaç adimdan sonra bana döndü. "NE OLUR SÖYLE!! ARTIK O IKI KELIMEYI DUYMAK ISTIYORUM!!!" dedi. Anlamisti sanirim. Bu sefer söyleyecektim. Gözlerimi kapattim. "SÖYLE!! NE OLUR SÖYLE!!" diyordu. "SENI S.." dedim ve ARZU diye kalin birsesle irkildim. Camdan babasi çagiriyordu. Arzuda bana usul usul bakarak evine gitti. O koca caddede sadece o ve ben vardik. O bana bakarak eve giderken, ben ona elimi uzatmis "NE OLUR GITME.. BENI BIRAKMA!!!!!" diyordum. Apartmana girerken bana son bir kez bakti ve güldü. Ben kaderime isyan ediyordum. Sevdigim kiza bir kez olsun onu deliler gibi sevdigimi söyleyemedim diye. Sevdigim kizi elimden aliyorlar diye. Kalbim çok aciyordu. Onsuz ne yapacagimi düsünüyordum. Ertesi gün erkenden kalktim. Evlerinin önüne gittim. Ama camlarinda perde yoktu. Apartmana kosarak girdim. Kapi açikti eve girdim hiçbir esya yoktu. Bütün odalar bombostu. "SIZ KIMSINIZ" diye bir sesle irkildim. "BEN ARZUNUN BIR ARKADASIYIM. ONU ZIYARETE GELDIM " dedim. "ONLAR TASINDILAR.. BIR DAHA ISTANBULA BELKIDE HIÇ GELMEYECEKLER. BEN ONLARIN KOMSUSUYUM. SEN GALIBA O ÇOCUKSUN." dedi yasli teyze. "HANGI ÇOCUK" diye sordum. "BAZEN ARZU' YU EVDE GÖRÜRDÜM. ÇOK NADIREN. ONU HER GÖRDÜGÜMDE KENDI DUVARINA BAKIP DALARDI.. GÖZLERI DOLARDI.. SANIRIM BIRINI DÜSÜNÜYORDU. DELIKANLI,,,,, BIZDE GENÇ OLDUK.. BIZDE BU DUYGULARI YASADIK.. ALLAH SANA YARDIM ETSIN!!!" dedi ve gitti. Ben hemen onun odasina gittim. Ve duvarina baktim. Baktigim gibi gözlerim doldu. Bir kalp resmi vardi. Çok ufakti. Ama benim için çok büyüktü. Kalbin içinde birseyler yaziyordu. Yaklasip baktigimda kalbimde bir sicaklik hissettim. Kalbin içinde "ÖZGÜR ADAM" yaziyordu. Gözlerim dolmustu. O bana böyle bir isim takmisti. Demek duvara bakip beni düsünüyordu. Diye geçirdim içimden. Ne yapacagimi bilmiyordum. Gene sokaklarda bos bos dolasiyordum. Ama bu seferki bir baskaydi. Içimde kötü bir his vardi. Sanki bir sey olacakmis gibi bir his vardi içimde.

Aradan 4 gün geçti. O GÜN 2 MARTTI. Aksam uyuyamamistim. Geceleyin hava biraz bozuktu. Gökyüzüne bakip ayi aradim. Ama bulamadim. Uykuya dalar gibi oldum. Kalbimde çok büyük bir aciyla uyandim. Kalbim çok aciyordu. O an aklima arzu geldi. Acaba ne oldu diye düsünürken, aklima gökyüzü geldi. Orda ayi aradim. Bir kaç dakika sonra görmüstüm. Hemde bütün ihtisamiyla duruyordu. Bembeyazdi. Onu düsünürken gene kalbimde bir aci hissettim. Tam o anda ayin yanindan bir yildiz kaydi. 10 saniye boyunca o yildizin kayisini izledim. Izlerkende kalbim aciyordu. Yildiz kaydi. Kalbimin acisida durdu. "ACABA NE OLDU" dedim içimden. Ertesi günler içimde bir huzursuzluk vardi. Asagi yukari 2 hafta olmustu. ama arzu hala aramamisti. 9 mart günü telefon çaldi. Arayan fulyaydi. Sesi aglamakliydi. "RIDVAN" dedi. "BEN SU AN IZMIRDEYIM. ARZU VE BABASI TRAFIK KAZASINDA ÖLDÜ.. MURAT ABIMDE KOMADAN YENI ÇIKTI. NE OLUR METIN OL" dedi. Ben yikilmistim. Telefonu kapattim. Yere diz çöktüm. "ALLAHIM!!!! NEDEN BEN ?" dedim. Kendi kendime bir söz söyledim; "KAYBETMEYE MAHKUM BIR ADAMSIN!!" kisaca KMBA derdim. Disari çiktim. Sahil kenarina gittim. Aglamamak için acayip çaba sarfediyordum. Çünkü o benim aglamami istemezdi. Sahile vardim. Kimse yoktu. Deniz acayip dalgaliydi. "HAYIR YA !!! NEDEN BEN YA NEDEN!!!" bagirmaya basladim. En sonunda dayamayip agladim. Gözümden bir yas damladi. Kalbimde bir sicaklik hissettim. Sanki bana aglama diyordu. Ama ben kendimi tutamiyordum. Deliler gibi agliyordum. Simdi ne yapacagim diyordum kendi kendime. O aksam deli gibi yagmur yagiyordu. O yagmurlu sokaklarda, o soguk caddelerde ben tek basima aglayarak dolasiyordum. Aglamam hiç durmuyordu. Hep onu düsünüyordum. Birkaç gün sonra gene fulya aradi. "NE OLUR AGLAMA.. BILIYORSUN!! O SENIN AGLAMANI HIÇ ISTEMEZDI." dedi. "PEKI " dedim. Bana telefonda herseyi anlatti. Kazanin nasil oldugunu. Kimin hatali oldugunu. Ondan mezarligin adresini aldim. Sonra hemen bir ise basladim. Amacim para bulup bir an önce mezarliga gitmekti. Kafama koymustum, mezarligin yanina gittigimde birsey yapacaktim. HALA DÜSÜNÜYORUM.....

YAPSAMMI........ YAPMASAMMI.......

NOT: bu hikayenin yazarini görmek isterseniz, pazar günleri aksam saatlerinde BAKIRKÖY sahiline gidin..... orda bir uçtan bir uca dolasan birini göreceksiniz..
İŞTE O KİŞİ BU HIKAYEYİ YAŞAYAN KİŞİDİR....

fıkranın devamı

Onu ilk kez orta 2 de görmüstüm. Gerçekten çok güzeldi. Dümdüz saçlari, ela gözleri vardi. Içimde acayip birsey hissetmistim. Ama o bana sadece bakmisti. Benim sanki dünyam yikilmisti. Sonraki günler gene okulda onu görüyordum. Ama o bana sadece bakiyordu. Onu düsünerek bütün yili geçirmistim.

Son siniftaydim. Okulun ilk günüydü. Herkes birbiriyle selamlasiyordu. Ben biraz geç gitmistim. Zaten okulun ilk günüydü. Gene onu görmüstüm. Çok güzeldi. Daha bir güzel olmustu. Sanki bütün bir yaz, güzellik merkezinde geçirmis gibiydi. Koridorda yürürken herkes ona bakiyordu. O an "ALLAHIM!! NE KADAR GÜZEL BIR KIZ.!!!!!!" diye geçirdim içimden. Ama biliyordum, böyle bir kiz benimle beraber olmazdi. Sinifi benimkinin hemen yaniydi. Arkadaslarimi görme bahanesiyle siniflarina girerdim. Amacim onu daha çok görmekti. Ogün birçok kez onunla göz göze gelmistim. Ama o hep baska taraflara bakiyordu. Benimse sanki dünyam yikiliyordu. O aksam eve gittim. Gece hep onu düsündüm. Kendi kendime: "BEN NE YAPIYORUM!!" dedim. Muhakkak beraber oldugu biri vardir diye geçiriyordum içimden. Unutmaya çalisiyordum. Ama hep onu düsünüyordum. Hergün gözgöze bakismalarla sömestr gelmisti. Kafama koymustum. Tatilden sonra muhakkak onunla tanisacaktim. Ve bu hayalimle yariyil tatiline girmistim.

Nihayet tatil bitmisti. 15 gün bana 15 asir gibi gelmisti. Ve nihayet onu görmüstüm. Koridorda yürümüyor adeta süzülüyordu. Sinifina girdi. Arkasindan bende girmistim. Sinif çok kalabalikti. Yerine oturdu. Sonra bana bakti. Ve güldü. Beni o sekilde donmus bir mumya gibi görünce yüzünde bir gülümseme oldu. Bense kipkirmizi olmustum. Hemen ordan uzaklastim. Hiç tenefüse bile çikmadim. Okul çikisinda eve yildirim hiziyla varmistim. O aksam hiç uyuyamadim. Uzun zamandir hoslandigim kiz bana gülümsemisti, ama ben kaçmistim. O kalabalik ortam benim bütün cesaretimi kirmisti. Bir hafta boyunca hiç onun yüzüne bakamamistim.

Bir gün kantinde tek basima otururken yanima geldi. Ben saskinliktan hiçbirsey yapamamistim. O dünya güzeli kiz neden yanima gelmisti diye kendi kendime sorarken, bana : "Geçen gün için sizden özür dilerim. " dedi. Ve uzun uzun gözlerimin içine bakti. Gözlerimin içine bakarken yüregimde bir sicaklik hissettim. Ama heyecanimdan hiçbirsey söyleyemedim. Ve yanimdan kalkti gitti. Hiçbirsey anlamamistim. Neden özür diledi. Ve neden gözlerimin taa içine uzun uzun bakmisti.

Artik karar vermistim. Onunla ne pahasina olursa olsun tanisacaktim. Birgün okul çikisinda gözlerim onu aradi. Ve en sonunda onu gördüm. Hemde yanlizdi. Iste firsat diye geçirdim içimden ve ona dogru yürümeye basladim. Yanina vardigimda bana bakti ve gene uzun uzun gözlerimin içine bakti. O an nasil yaptim hala bilmiyorum ama ona : " SIZINLE KONUSABILIRMIYIZ??" dedim. Bir an bir suskunluk oldu. Ve "OLABILIR!" dedi. Sanki dünyalar benim olmustu. Uzun zamandir hoslandigim kizla tanisma imkani bulmustum. Okulumuzun hemen yaninda park vardi. Oraya dogru yürümeye basladik. Ama hiçbirsey konusmuyorduk. En sonunda parka varmistik. O oturmustu ben ayaktaydim. "BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUNUZ?" dedi. Bende bütün cesaretimi toplayarak: "SINIFLARIMIZ YANYANA. SIZIN SINIFTA HEMEN HERKESI TANIYORUM. SIZ HARIÇ.. SIZINLEDE TANISMAK ISTEMISTIM DE." demistim. Oda "BILIYORUM. HEMEN HER TENEFFÜS BIZIM SINIFTASINIZ." dedi. Heyecanim giderek azaliyordu. Ama kalbim deli gibi atiyordu. Sonra : "BEN RIDVAN" dedim elimi uzatarak. "BENDE ARZU!!!" dedi. Tokalastik. ARZU dedim içimden. "EFENDIM" dedi. Sadece bakisiyorduk. Bir an "ELLERINIZ TITRIYOR!!" diye bir ses duydum. Özür dilerim dedim. Ellerimiz ayrilirken dualar ediyordum. Bu an hiç bitmesin diye. "YARIN DAHA ÇOK VAKTIMIZ OLUR. EVE GEÇ KALDIM!!" dedi. Ben sadece bakakalmistim. Ayrilirken gene bana bakti ve güldü. Ama bu seferki bir baska gülüstü. Kalbim deli gibi atiyordu. Sabahi iple çekiyordum. O gün zar zor uyumustum.

Erkenden kalkmistim. Apar topar okula varmistim. Koridorun ucunda adeta kamp kurmustum. Içimden "ARZU, ARZU, ARZU" diyordum. Bir an "EFENDIM!" diye birses duydum. Arkami döndüm ve onu gördüm.Meger o gün erken gelmis. Ben heyecandan ne yapacagimi bilmezken o bana "MERHABA" dedi. Biraz bekledikten sonra "MERHABA" diye karsilik verdim. "ILK IKI DERSIM BOS. " dedi. Ve lafini bitirmesine izin vermeden "BENIMKILERDE " dedim. Beraber kantine indik. Kimseler yoktu. Masanin etrafina karsilikli olarak oturduk. Sadece bakisiyorduk. Bir an kitaplarim yere düstü. Ve o ses beni kendime getirdi. Onunla muhabbet etmeye basladim. Nereli, kaç yasinda, kaç kardes herseyini ögrenmistim. Konustukça ne kadar güzel konusuyo, ne güzel fikirleri var diyordum. Sonra zil çaldi. 2 ders bu kadarmi kisa sürerdi. Siniftayken yillar gibi gelen dakikalar, simdi sanki birkaç saniye gibiydi. "ZIL ÇALDI. GITMEM GEREKIYOR. " dedi ve yanimdan ayrildi. Giderken gene o hasta oldugum gülümsemesini yapti.

Daha sonraki günler gene onunla kantine inip muhabbet ettik. Bazen siniflarina gittigimde onunla konusan erkek gördümmü ters ters bakardim o çocuklara. Onun hiçbir erkekle beraber olmasina tahammül edemiyordum. Onu herkesten kiskaniyordum. Hemen her teneffüs beraberdik. O da bundan rahatsiz gibi görünmüyordu. Samimiyetimiz bayagi ilerlemisti. En sonunda kafama koydum. Ona soracaktim. Beraber oldugu biri varmi. Eger beraber oldugu biri yoksa, acaba beni kabul edermi??? Evet bunu yapacaktim.

Bir cuma günü, okul çikisinda "HAFTASONU NE YAPACAKSIN?" diye sordum ona. Arkadaslariyla okulda bulusup taksime gidecegini söyledi. Üzülmüstüm. Oysa benimle beraber olmasini o kadar çok istiyordumki!!! Kafami önüme egdigim anda "AMA PAZAR GÜNÜ EVDEYIM!!" dedi. Kafami kaldirip yüzüne baktigimda gülümsüyordu. Hemen lafi degistirip "ISTERSEN EVINE KADAR BERABER YÜRÜYELIM" dedim. "TAMAM" dedi. Yolda yürürken hep o konusuyordu. Bense pazar günü ne yaparim diye kafamda planlar yapiyordum. Evinin önüne geldigimizde "ISTE EVIM BURASI ". "BENIMLE BERABER YÜRÜDÜGÜN IÇIN TESEKKÜRLER" dedi ve usul usul bana bakarak evine girdi. Pazar gününü iple çekiyordum. Bir bahane bulur ve evine giderim diye düsünüyordum. Pazar günü erkenden kalktim. Ama pencereden disari baktigimda bütün planlarim altüst olmustu. Disarida acayip bir yagmur vardi. Bende mecburen evde oturmak zorunda kaldim.

Okullarin kapanmasina bir ay kala "LISEYI NERDE OKUYACAKSIN?" diye sordum ona. "BILMIYORUM!! AMA BÜYÜK IHTIMALLE BAKIRKÖY'DE" dedi. "NASIL YANI BÜYÜK IHTIMALLE" diye sordum. "SANA GÖSTERDIGIM EV TEYZEMIN EVI... ANNEM BABAM VE ABIM KEMERBURGAZDA OTURUYORLAR.. ORDAKI OKULLAR PEK IYI DEGIL.. ONUN IÇIN BENI BURAYA, TEYZEMIN YANINA GÖNDERDILER." dedi. Nasil yaptim bilmiyorum ama "IYIKI GÖNDERMISLER" dedim. Bana bakti ve güldü. "INSALLAH AYNI OKULA DÜSERIZ" dedim. O da kafasini evet der gibi salladi.

Son hafta "TATILDE NE YAPACAKSIN" diye sordum Arzu'ya. "MEMLEKETE GIDECEGIZ" dedi. Ben sanki yikilmistim. "YANI IZMIR'EMI GIDIYORSUNUZ" diyebildim. Basini öne egerek "EVET!!!" dedi. Bir an durdum ve "SEN GELENE KADAR SENI BEKLEYECEGIM!!!" dedim. Bana bakti ve güldü. Gözlerine baktim sanki isil isil parliyordu. Ve aniden boynuma sarildi. Sanki "BENI BIRAKMA !!" der gibiydi. O an kalbimde bir sicaklik hissettim. Aglamamak için kendimi zor tuttum. Sonra "HADI GIT... NE OLUR ÇABUK DÖN!!" dedim. Ve gitti.

Okul bitti. Tatile girdik. Ben hep onu düsünüyordum. Geceleyin sokaklarda bos bos dolasip onu hayal ediyordum. Eve geç gidiyordum. Bu aralar evlede aram açilmaya baslamisti. Onun yanindayken birkaç saniye gibi geçen saatler, artik asirlar gibi geliyordu. Onu çok özlüyordum. Acaba oda beni özlüyormu diye içimdende geçiriyordum. Hergün dualar ediyordum. Onun yüzünü biran önce görmek için. En sonunda dualarim kabul olmustu. Okullarin açilmasina bir ay kala istanbula gelmisti. Telefon çaldiginda bakmistim. Arayan oydu. Sesini hemen tanidim. "BEN GELDIM.. BENI HALA BEKLIYORMUSUN?" diye sordu bana. "EVET. HEMDE DUALAR EDEREK BEKLIYORUM" dedim. Okulun önünde bulusalim dedi. Tamam dedigim gibi disari çiktim. Yürümüyor sevincimden kosuyordum. Okula vardigimda ter içinde kalmistim. Onu beklemeye basladim. Ve onu köseden dönerken gördügümde gözlerime inanamadim. 2 ay boyunca göremedigim, ugruna dualar ettigim kiz bana gülümseyerek geliyordu. Bende ona dogru yürümeye basladim. En sonunda beraber olmustuk. "HOSGELDIN" dedim, oda "HOSBULDUK" dedi. Gözlerim dolmustu. "SENI ÇOK ÖZLEDIM ARZU" dedim ve boynuna sarildim. Öyle bir sarildim ki 2 ayin hincini çikartiyordum adeta. Oda bana sariliyordu. Sonra gözlerimiz bulustu. "SENIN EN ÇOK NEYINI ÖZLEDIM BILIYORMUSUN!!! ELA GÖZLERINI VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ" dedim. Bir an bakakaldi. Sana birsey söyleyecegim dedi. Ailem liseyi bakirköyde okumama izin verdi. Bu lafi duyunca sanki dünyalar benim olmustu. Sevdigim kizla ayni yerde liseyi okuyacaktim.

Birbirimizin telefonlarini aldik ve onun hangi liseye kayit olacagini ögrendim. Kendimi de o liseye kayit ettirdim. Okulun ilk günüydü. Onu kapinin önünde bekleyeme basladim. En sonunda görünmüstü. Ama yaninda bir erkek vardi. O an dünyam basima yikilmisti. Sevdigim kizin yaninda bir erkek vardi. Hemde bayagi büyük biriydi. Bu bana çok koymustu. Ben bunlari düsünürken o beni gördü kosarak yanima geldi. "MERHABA" dedi. Ben sadece gözlerine bakiyordum. Cevap vermedigimi görünce "NE OLDU" dedi. "KIM O ÇOCUK" dedim. Sakayla kariaptal"YOKSA KISKANDINMI?" dedi. Bayagi sinirlenmistim. O da bunu anlayinca o benim abim. Okulun ilk günü beni birakmaya geldi. Nasil bir okul oldugunu annemlere söyleyecek dedi. Ben "OH BE " dedim. "NEDEN OH BE DEDIN" diye sordu bana. "HIIIÇ" dedim. Gözlerimin içine bakti. Sanki bana birseyler anlatmak istiyordu. Sonra "ARZU" diye bir ses duydum. Ikimizde ayni yöne bakinca abisinin yanimiza geldigini gördüm. Hadi gir içeri dedi. O da tamam dedi. Abisi bana bir bakti. Sonra çekti gitti. Ben çok mutluydum. Çünkü sevdigim kizla ayni okuldaydim.

Bir hafta sonra Arzu' ya "SENINLE BIRSEY KONUSACAGIM." dedim. "NE HAKKINDA" diye sordu. "ÖZEL BIRSEY" dedim. Gözleri parlayarak "TAMAM" dedi. "CUMARTESI OKULUN ÖNÜNE GEL ORDA BULUSUP BIRYERLERE GIDIP KONUSURUZ" dedim. O da olur dedi. Bu sefer bütün cesaretimi toplayip bu kiza onu deliler gibi sevdigimi söyleyecegim. Diye içimden geçiriyordum. Cuma günü arzu birini getirdi yaninda. Ben arkadasi sanmistim. Sizi tanisatirayim dedi. Kizin adi fulyaymis. Arzu' nun yegeniymis. Ayni okulda olmasinin bir sebebi de oymus. Ailesi bir akrabasi yaninda olursa daha iyi olur demis.

Ertesi gün erkenden kalktim güzelce giyinip okulun yolunu tuttum. Okulun önünde beklemeye basladim. Köseyi döndügünü görünce sok olmustum. Harika giyinmisti. "NE KADAR GÜZEL!!" diye geçirdim içimden. Yanima geldi "MERHABA" dedi. "BUGÜN ÇOK GÜZELSIN" dedim. Yanaklari kipkirmizi oldu. Basini önüne egip "TESEKKÜR EDERIM!!" dedi. Ileride bir café var oraya gidelim dedim. Olur dedi. Kafeye vardigimizda birseyler söyledik. Ve konusmaya basladik. "BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUN?" diye sordu Arzu. "BIR KIZDAN HOSLANIYORUM. AMA ONA BIR TÜRLÜ AÇILAMIYORUM. BANA YARDIM EDERMISIN?" dedim. Ben bunlari söyledikten sonra gözleri dolmustu. Aglamamak için kendini zor tutuyordu. Gözlerimin içine bakarak "O KIZI TANIYORMUYUM?" diye sordu. "EVET!!! HEMDE ÇOK YAKINDAN TANIYORSUN.." diye cevap verdim gözlerinin taa içine bakarak. Sanki daha bi yikilmisti. Ama bilmiyorduki hoslandigim kiz oydu. "SENCE NE YAPMALIYIM?"
diye sordum ona. Içinden ne geliyorsa onu yap dedi. "BEN DUYGULARIMI KOLAY KOLAY ANLATAMAM.." dedim. "SEN BILIRSIN." "ARTIK BENI EVE GÖTÜR!!!" dedi. "NEDEN! NE OLDUKI ?" diye sordum. "BASIM AGRIYOR!" diye karsilik verdi. Peki deyip onu evine kadar götürdüm. Eve gidene kadar yolda hiç konusmadik. Evinin önüne gelince gözlerimin içine bakti. Içim sizlamisti o bakislar karsisinda. Boynuma sarilip kulagimin içine birseyler söyledi. Ama anlamamistim. Tekrar söylermisin dedim. Bosver dedi yüzüme bakmadan apartmanin içine girdi. Sanirim agliyordu. Sanirim onu üzmüstüm. Hayatta tek deger verdigim insani aglatmistim. Bu bende tarif edilemez bir aciya sebep olmustu. Ondan sonraki günler benimle pek konusmamaya baslamisti. Onu her gördügümde bir yerlere dalip gidiyordu. Bir hafta sonra "ARZU NEYIN VAR!!! KAÇ GÜNDÜR BENIMLE FAZLA KONUSMUYORSUN.." diye sordum. Oda bana "O HOSLANDIGIN KIZLA SENI YANLIZ BIRAKIYORUM YA!! DAHA NE ISTIYORSUN!!" dedi. Sinirli sinirli bakarak. Beni okul çikisinda eski okulumuzun ordaki parkta bekle. Sana o kizin kim oldugunu söyleyecegim dedim. Basini öne egerek "OLUR BEKLERIM!!" dedi. Okul çikisini iple çekiyordum. Çok ama çok heyecanliydim. Ve sonunda zil çalmisti. Okulun kapisindan çikarken "ALLAHIM BANA GÜÇ VER!!" diye dualar ettim. Parkin önüne gelip beklemeye basladim. Bir kaç dakika sonra yanima geldi. "HADI SÖYLE!!" dedi. "SANA DAHA ÖNCEDE SÖYLEMISTIM.. BEN DUYGULARIMI, IÇIMDEKILERI KOLAY KOLAY DILE GETIREN BIRI DEGILIM. " dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. "HOSLANDIGIM KIZIN EN ÇOK NEYINI BEGENIYORUM BILIYORMUSUN""diye sordum. Gözlerimin içine bakarak "SÖYLE!!" dedi. Gözlerimi kapatip ve bütün cesaretimi toplayip
"ELA GÖZLERINI!!!!! VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ!!!!" dedim. Sonra gözlerimi açtim. Rahat bir dakika sadece bakistik. Sonra boynuma sarildi. Ve hüngür hüngür aglamaya basladi. Kulagima "BENDE!" dedi. O kiz kim anladinmi? Diye sordum. Basini salladi. Sonra yüzüme bakarak tekrar "BENDE!" dedi. Ve kosarak evine gitti. Hiç kipirdayamiyordum. Sanki donup kalmistim. "ALLAHIM SANA SÜKÜRLER OLSUN!!" diye defalarca içimden geçirdim. En sonunda benimde artik bir sevdigim var. diyordum. Heyecanimdan kalbim deli gibi atiyordu. O hoslandigim kiz, ugruna dualar ettigim kiz. O da benden hoslaniyormus. Bunu bildikçe sevincim bir kat daha artiyordu. Sonra o parktan taa eve kadar yürüyerek geldim. Aksam yattigimda ne kadar yoruldugumu anladim. Sabahleyin kalkar kalkmaz kahvalti bile yapmadan okula gittim. Siniflarina gittim daha gelmemisti. Çok iyi dedim içimden. Onu karsilarim. Dedim içimden.. 10 dakika sonra koridorun ucunda görünmüstü. Sanki bana daha bir baska gözüküyordu. Daha bir güzellesmis gibiydi. Koca okulda sadece koridorda yürüyen ARZU, birde ona bakan BEN vardim sanki. Hiçkimseyi gözüm görmüyordu. Koridorda yürürken sadece o bana bende ona bakiyordum. Yanima geldi "MERHABA" dedi. Kekeleyerek "MERHABA" diyebildim. "KANTINE GIDELIMMI " diye sordu. "TABIKI" dedim. Kantine vardigimizda kimseler yoktu. Kantinin ortasinda durdu, bana döndü, resmen aglamak üzereydi. Boynuma sarilip "NE OLUR BENI BIRAKMA!!" dedi. O anki duyguyu anlatamam. Hani derler ya yasanmadan anlamazsin, gerçektende öyle birseydi. Aglayarak cevap verdim. "HIÇBIR ZAMAN!!" dedim. Sonra bana daha bi siki sarilmaya basladi. Rahat bir dakika boyunca birbirimize sarilmistik. Sonra gözlerimiz birbirimize bakti ikimizde agliyorduk. "BILIYORUM!! DUYGULARINI DILE GETIREMIYORSUN.. AMA INAN SENDEKI DUYGULARIN AYNISINI BENDE SANA HISSEDIYORUM. SÖYLEMESENDE BILIYORUM. BENI DELI GIBI SEVIYORSUN. BUNU HISSEDEBILIYORUM.." dedi. Ben sadece kafami öne egip "EVET!!" diyebildim. Neden bilmiyorum ama söyleyemiyordum. Onu deliler gibi sevdigimi ugruna canimi verebilecegimi bagira bagira söylemek istiyordum, ama yapamiyordum. Bütün bir yil boyunca hep beraber dolastik. Hafta sonlarini ve teneffüsleri iple çekiyordum. Onu daha fazla görebilmek amaciyla.

Yil sonu yaklasiyordu. Okulun kapanmasina yaklastikça daha bir hüzünleniyordu. Bir gün "NEDEN SON GÜNLERDE HÜZÜNLENIYORSUN?" diye sordum. "BILIYORSUN!! TATILLERDE HEP MEMLEKETE GIDIYORUZ. SENDEN AYRILMAK BENI MAHVEDIYOR. ONUN IÇIN ÜZÜLÜYORUM." dedi. Biliyordum. Her yaz memlekete giderlerdi. Ve bu beni daha bir üzerdi. "NE OLUR GITME!! HIÇ OLMAZSA BU YAZ ISTANBUL DA KAL" dedim aglayarak. "AGLAMA!!! SEN AGLADIKÇA BEN DAYANAMIYORUM. ÇOK ÜZÜLÜYORUM." diyordu. "BENIM IÇINDE ÇOK ZOR GEÇECEK. SENSIZ 2 KOCA AY" dedi. Ve sonunda okullar kapandi. Giderken onu son bir kez daha görmek için evlerine gittim. Kapida babasinin arabasi vardi. Evet gidiyorlardi. Az sonra hepsi birden kapidan çiktilar. Annesi, babasi, abisi ve en sonunda ARZU.. herkes arabaya bindi. Arzu tam binerken kendimi gösterdim. Aglayarak ona baktim sanki o da agliyordu. "NE OLUR BENI BIRAKMA!! GITMEME IZIN VERME" der gibiydi. Araba çalisti. Sanki, deliler gibi sevdigim kizi elimden zorla aliyorlar, götürüyorlar gibiydi. Gitmisti. 2 ay boyunca onu göremeyecek, onunla olamayacaktim. Her gece dualar ediyordum. sokaklarda bos bos dolasiyordum. Onu düsünüyordum. "KESKE YANIMDA OLSA" diyordum.

Birgün telefon çaldi. Arayan ARZU' ydu. Hatrimi sormak için aramis. "YAKINDA GELECEGIM.!!! SENI ÇOK ÖZLEDIM." dedi. "BENDE!!" diye cevap verdim. "BENI DÜSÜNÜYORMUSUN?" diye sordu. "HER GÜN HER SAAT " dedim. "DINLE O ZAMAN" dedi. "BENI YANINDA ISTIYORSAN, GECELERI AY' A BAK BENI DÜSÜN.... EGER KALBINDE BIR SICAKLIK HISSEDERSEN, ANLAKI BENDE SENI,,, AY' A BAKIP DÜSÜNÜYORUMDUR." dedi. Ben aglamaya basladim. Beni, benden fazla seven biri vardi diye geçirdim içimden. "TAMAM!! CANIM" dedim. Sonra telefonu kapatti. O aksam onun dedigini yaptim. Aya baktim onu düsündüm 10-15 dakika sonra bir kalbimde sicaklik hissettim. "ALLAHIM!! SEN NE BÜYÜKSÜN!" dedim içimden. Gerçektende kalbimde onu hissettim. Ne olur çabuk gel dedim aya bakarak.

Aradan bir ay geçti. Tekrar telefon çaldi. Arayan gene ARZU'ydu. "ISTANBULA GELDIM. TEYZEMLERDEYIM. BIR SAAT SONRA OKULUN ÖNÜNDE BULUSALIM CANIM " dedi. "TAMAM" dedim. En güzel kiyafetlerimi giydim. Eee kolaymi? Sevdigim kiz uzaktan geliyor. O kadar çok heyecanliydim ki. Hemen okulun önüne gittim. Daha 20 dakika vardi. Onu beklerken her dakika bir ömür gibi geliyordu bana. En sonunda görmüstüm onu. 2 aydir göremedigim sadece kalbimde hissettigim kiz, bana dogru geliyordu. Bende ona dogru kosmaya basladim. Yan yana geldigimizde "HOSGELDIN " dedim. Aglamaya basladim. Ve sonra öyle bir sarildim ki, bütün özlemimi sanki ondan çikariyordum. "SENI ÇOK ÖZLEDIM CANIM!!" diyordum. "BENDE!!!" dedi. Hep o bana BENDE! derdi. Sonra "GEL!!! SENI TEYZEMLE TANISTIRACAGIM" dedi. Teyzesinin evine dogru yola koyulduk. Eve vardigimizda teyzesini gördüm. Koltuga oturdum. Arzu' da yanima oturdu. Teyzesi "BU O ÇOCUK MU?" diye sordu. Arzu' da utanarak "EVET!!" dedi. Teyzesi "BAHSETTIGIN KADAR VARMIS KIZ " dedi. Bir ara gülüstüler. Ben hiçbirsey anlamamistim bu konusmadan Ama onlarin gülmesi benimde hosuma gitmisti. Bütün gün teyzesinde oturduk. Muhabbet ettik. Teyzesi beni sevmisti. Ayrilirken kapinin önünde ben ayakkabilarimi giyerken teyzesi ve ARZU beni izliyordu. Ben hosçakalin diyecekken teyzesi "BEN SIZI YANLIZ BIRAKAYIM ?" dedi gülerekten. Sanki aklimi okumustu. "TEYZEN ÇOK IYI BIRI..
NE OLUR KENDINE DIKKAT ET.!!!!!!!" dedim ve ona doya doya sarildim. O da "GÜLE GÜLE" dedi. Onu çok seviyordum. Oda bunu biliyordu. Ama bunu bir türlü söyleyemiyordum. Okullar açilana kadar hergün onunla beraberdim. O yanimdayken zaman hiç geçmesin, o anlar hiç bitmesin istiyordum.

Okullar açildiginda gene beraberdik. Siniflarimiz gene yanyanaydi. Her teneffüs onu görmek için yanina giderdim. Her yanina gidisimde, ayri bir heyecan vardi yüregimde. Kalbim onun yanindayken deli gibi atardi. Eger ben onu üzmüssem, yanliz kaldigimiz bir anda bana masum masum bakar, ben ne oldugunu anlar nedenini bile sormadan "ÖZÜR DILERIM! " derdim.. Bütün yil boyunca hep böyle geçti. Derslerim zayifmis artik hiç umrumda bile degildi. Onunla beraberken dünyayi tanimiyordum. Yil sonunda onun dogum günü vardi. Ona söz vermistim. Okullarin kapandigi hafta onu bir yere götürecektim ve dogum gününü orda beraber kutlayacaktik. Hafta sonu Arzu'yla beraber yola koyulduk. Aksam saat 10'da teyzesinden zor izin almistim. Doya doya 2 saatim vardi. Onunla sahile gittik. Bir demet kirmizi gül almistim. O gün hava biraz bozuktu. Çiçegi Arzu 'ya verdim. Biraz yürüdükten sonra bir bankta yanyana oturduk. Bana "KIRMIZI GÜLÜN NE ANLAMA GELDIGINI BILIYORMUSUN?" diye sordu. Basimi evet anlaminda salladim. "SÖYLE O ZAMAN" dedi. Gözlerine baktim, sanki o iki kelimeyi ona söylemem için bana yalvariyordu. "AYAGA KALK" dedim. Onu karsima aldim ve bütün cesaretimi toplamaya çalisiyordum. Gözlerimi kapadim. "HADI SÖYLE" diyordu. Söylemiyor adeta yalvariyordu. "ARZU" dedim. "EVET !!! DEVAM ET !" dedi. "BEN SE..." dedim ve burnuma bir yagmur damlasi geldi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Ve yagmur baslamisti. O an onun gözlerine baktigimda sanki "NE OLUR DURMA!!!! SÖYLE !" diyordu. Ama benim bütün cesaretim kirilmisti. O yagmur beni mahvetmisti. Yagmur o anki bütün büyüyü bozmustu. Sonra o bana ben ona bakarak gülmeye basladik. Yagmur deli gibi yagiyordu. Birden onun gözlerine baktim. Gülmeyi birakmis sadece bakisiyorduk. "NEREYE GIDERSEN GIT YANINDA OLACAGIM!!!!!!!!!
O IKI KELIMEYI SÖYLEYEMESENDE!!!!" dedi. Gözlerimin taa içine bakarak. Ondan sonra bir sarildi ki... O an hiç bitmesin istedim. Islanmaya baslamistik. Seni evine götüreyim dedim. Eve kadar yürüdük. Hiç durmadan çiçeklere bakiyordu. "BENIM GÜZELLERIM!!" diyordu. Eve geldik. Iyi geceler dedim. Ve ona sarildim. Onu eve biraktiktan sonra sokaklarda, o yagmurlu caddelerde dolasmaya basladim. O kadar mutluydum ki. Her ne kadar söyleyemesemde, bir sevdigim vardi. Hemde benim onu sevdigim kadar. Ve o kötü an gene gelmisti. Her yaz oldugu gibi gene memlekete gidiyorlardi. Onu ugurlamaya gidecektim. Ama o izin vermedi. "SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM.. SENI ÜZMEK ISTEMIYORUM." dedi. Onun yaninda aglamami hiç istemezdi. Ve gitti. Ben gene o bos sokaklarda deli gibi onu düsünüyordum. Her gün aya bakiyordum. Onu düsünüyordum.

Ama bu sefer tatil sanki daha bi erken bitmisti. Gene okul açilmisti. Onu gene görmüstüm. Okulun koridorunda yürürken bana öyle bir bakiyordu ki.. anlatamam. Yanima geldiginde "HOSGELDIN.. CANIM!!" dedim. "HOSBULDUK!!" dedi. Bütün bir yili onunla beraber geçirdim. Okulun kapanmasina 2-3 ay kala "ÜNIVERSITE SINAVINA GIRECEKMISIN?" diye sordum. Evet dedi. "PEKI ISTANBUL IÇINI KAZANABILIRMISIN?" dedim. "BILMIYORUM... AMA SANMAM. ISTANBUL IÇI ÇOK PUAN... O KADAR PUANI ALAMAM" dedi. Bende " O ZAMAN SENDE, AÇIKÖGRETIMI YAZ" dedim. olur dedi. "AMA SENDE BIR YERE GITME OLURMU. SENSIZ BEN BURALARDA NE YAPARIM" dedi. "SENI HIÇBIR ZAMAN BIRAKMAYACAGIM.." dedim. Okul kapanmisti. Sinav günü gelmisti. onu aradim. "INSALLAH KALBINDEKI YERI KAZANIRSIN" dedim . "KAZANDIM BILE... ÇÜNKÜ KALBIMDE SEN VARSIN!!! " dedi.. Ben o an müthis derecede sevinmistim. Sonra sinava girdim. Sinavda dualar ediyordum. Arzu yanimda olsun diye. Ama onun benim yanimda olmasi için benimde istanbul içinde bir yere puan tutturmam lazimdi. Ve bunlari düsünerek sinavdan çikmistim. Sinavdan sonra hemen arzuyu aradim. Nasil geçti diye sordum. "ÇOK IYI.. SENINKI NASILDI" diye sordu. Benimkide iyiydi dedi. O sene tatile gitmemisti. Bütün yaz beraberdik Sinav sonuçlari açiklaninca kendi kazandigim yere baktigimda sok olmustum. Bogaziçi gibi bir yeri tutturmustum. Bu mutlu haberi hemen arzuya ilettim. O da çok sevindi. Sen nereyi kazandin diye sordum. "ILK TERCIHIM AÇIKÖGRETIMDI.. ORAYI KAZANDIM.." deyince dünyalar benim olmustu. Bir ara ailesinin yanina gitti. Bir hafta kadar sonra geri geldi. Onlarida çok özledim. Onun için gittim dedi. En sonunda ben üniversiteye yazildim. Ilk gün beraber gittik. Kantindeki manzara çok güzeldi. Köprünün bir kismi gözüküyordu. Deniz ayaklarinin altindaydi. Kantinde çevreme baktim. Her kesimden insan vardi. "NE KADAR ÖZGÜR BIR YER DEGIL MI?" diye sordum. Gözlerimin içine öyle bir baktiki "NE OLDU? NIYE ÖYLE BAKIYORSUN" dedim. "BEN SANA BIR ISIM TAKMISTIM. DEMIN ONU SÖYLEDIN?" dedi. "NEYMIS O ISIM" diye sordum. "BASBASA KALDIGIMIZ BIR ZAMAN SÖYLERIM." dedi. "PEKI " dedim.

Yariyil tatili yaklasirken arkadaslarimla kantinde konusurken biri "YAA. HARÇLARADA BAYA ZAM YAPTILAR BEE" dedi. Ben sasirmistim. Daha bir açiklayici olmasini istedim. Çok para istiyorlarmis. Zaten benim babam harcin bir kismini zar zor vermisti. Bu kadar parayi kesinlikle bulamazdi. Hemen rehber ögretmenin yanina gittim. Herseyi anlattim hocaya. Hoca "DERSLERIN NASIL DIYE SORDU." diye sordu. "PEK IYI DEGIL" dedim. Biraz daha konustuktan sonra benim babamin bu parayi bulamayacagini söyleyerek birazda kizarak kaydimi sildirdim. Üniversite hayatim tamamen bitmisti. Canim çok sikiliyordu. Ama ARZU hep yanimda oldu. Bu durumu hemen atlattim. Bir ay sonra arzu telefon etti. Aglayarak "NE OLUR YANIMA GEL!!" dedi. Ben sok olmustum. Telefonu kapattigim gibi teyzesinin evine gittim. Kapiyi çalar çalmaz açti. Beni karsisinda görünce daha çok aglamaya basladi. Onu salona kadar götürdüm. "NE OLDU KIZIM.. ANLATSANA" dedim. "BILIYORSUN.. BABAMI ISTEN KOVMUSLARDI.... KAÇ AYDIR IS ARIYOR.. EN SONUNDA BURDA YAPAMIYACAGIMIZI, IZMIRDEKI AKRABALARDAN BIRININ IS TEKLIFI YAPTIGINI SÖYLEDI. BABA GITMEYELIM DEDIM AMA O BENI DINLEMEDI. 2 GÜN SONRA IZMIRE TASINIYORUZ.." dedikten sonra hüngür hüngür aglayarak boynuma sarildi. Ben bu sözleri duyunca sok oldum. Dayanamayip bende agladim. "SEN AGLAMA.. BEN SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. " dedi. Salonun ortasinda konusmadan öylece duvarlara bakiyordum. "PEKI NE YAPACAGIZ" dedim. "BILMIYORUM. " dedi. Ben felaket derecede üzülmüstüm. Sevdigim kiz bu sefer gerçekten gidiyordu. Hemde dönmemecesine. Bir ara o bana bakti ve gülmeye basladi. "NEDEN GÜLÜYORSUN" dedim. "SEN BENIM EN ÇOK NEYIMI SEVIYORDUN" diye cevap verdi. Sonra bende gülmeye basladim. "SENI AGLARKEN GÖRMEK BENI KAHREDIYOR.. LÜTFEN AGLAMA" dedi. Sonra bende ne demek istedigini anladim. Gözlerine baktim aglamamak için kendini zor tutuyordu. O bana ben ona bakiyorduk. Ikimizde biliyorduk 2 gün sonra ayrilacagiz. Sonra birden "HANI SEN ÜNIVERTEDEKI ILK GÜNÜMDE BANA BIRSEY SÖYLEMISTIN HATIRLADINMI" diye sordum. "HIÇ UNUTMADIM KI " dedi. "NEYDI BANA TAKTIGIN O ISIM " dedim. Elini kalbime koydu ve gözlerimin içine bakarak "ÖZGÜR ADAM" dedi. Ben donmustum. Ama kalbimde öyle bir sicaklik hissettim ki anlatamam. "NEDEN.... " diyecektimki elini agzima götürüp susmami söyledi. "SEN SOKAKLARDA BENI DÜSÜNÜRKEN BEN SENI RÜYALARIMDA GÖRÜYORDUM. SOKAKLARDA DOLASIP BENI DÜSÜNÜYORDUN. BUNU SADECE ÖZGÜR BIR ADAM YAPAR." dedi. O an içimden "ISTE GERÇEK SEVGI BU OLMALI " dedim. O gün onlarda kaldim sabahleyin kalktigimizda telefon çaldi. Arayan babasiydi. Hemen eve gelmesini istedi. Onu istemiyerek de olsa evine götürdüm. Ona sordum "NEREDEN SAAT KAÇTA GIDIYORSUNUZ." Cevap vermedi. "SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. " dedi. "AKSAMA SON KEZ BULUSALIM"dedim. Kafasini evet anlaminda salladi.

Onu biraktiktan 1-2 saat sonra yagmur yagmaya basladi. Aksam olunca evinin önünde onu beklemeye basladim. Onu çagirdim. Asagiya geldi. "BIRAZ YÜRÜYELIM" dedim. "AMA BU YAGMURDA.. YA HASTA OLURSAN BEN NE YAPARIM" dedi. "SANA BIRSEY SÖYLEYECEGIM." dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. Gözlerinin içi parlamisti bir anda "HADI YÜRÜYELIM !!! " dedi. Yagmur altinda koca sokakta yürümeye basladik. Bir kaç adimdan sonra bana döndü. "NE OLUR SÖYLE!! ARTIK O IKI KELIMEYI DUYMAK ISTIYORUM!!!" dedi. Anlamisti sanirim. Bu sefer söyleyecektim. Gözlerimi kapattim. "SÖYLE!! NE OLUR SÖYLE!!" diyordu. "SENI S.." dedim ve ARZU diye kalin birsesle irkildim. Camdan babasi çagiriyordu. Arzuda bana usul usul bakarak evine gitti. O koca caddede sadece o ve ben vardik. O bana bakarak eve giderken, ben ona elimi uzatmis "NE OLUR GITME.. BENI BIRAKMA!!!!!" diyordum. Apartmana girerken bana son bir kez bakti ve güldü. Ben kaderime isyan ediyordum. Sevdigim kiza bir kez olsun onu deliler gibi sevdigimi söyleyemedim diye. Sevdigim kizi elimden aliyorlar diye. Kalbim çok aciyordu. Onsuz ne yapacagimi düsünüyordum. Ertesi gün erkenden kalktim. Evlerinin önüne gittim. Ama camlarinda perde yoktu. Apartmana kosarak girdim. Kapi açikti eve girdim hiçbir esya yoktu. Bütün odalar bombostu. "SIZ KIMSINIZ" diye bir sesle irkildim. "BEN ARZUNUN BIR ARKADASIYIM. ONU ZIYARETE GELDIM " dedim. "ONLAR TASINDILAR.. BIR DAHA ISTANBULA BELKIDE HIÇ GELMEYECEKLER. BEN ONLARIN KOMSUSUYUM. SEN GALIBA O ÇOCUKSUN." dedi yasli teyze. "HANGI ÇOCUK" diye sordum. "BAZEN ARZU' YU EVDE GÖRÜRDÜM. ÇOK NADIREN. ONU HER GÖRDÜGÜMDE KENDI DUVARINA BAKIP DALARDI.. GÖZLERI DOLARDI.. SANIRIM BIRINI DÜSÜNÜYORDU. DELIKANLI,,,,, BIZDE GENÇ OLDUK.. BIZDE BU DUYGULARI YASADIK.. ALLAH SANA YARDIM ETSIN!!!" dedi ve gitti. Ben hemen onun odasina gittim. Ve duvarina baktim. Baktigim gibi gözlerim doldu. Bir kalp resmi vardi. Çok ufakti. Ama benim için çok büyüktü. Kalbin içinde birseyler yaziyordu. Yaklasip baktigimda kalbimde bir sicaklik hissettim. Kalbin içinde "ÖZGÜR ADAM" yaziyordu. Gözlerim dolmustu. O bana böyle bir isim takmisti. Demek duvara bakip beni düsünüyordu. Diye geçirdim içimden. Ne yapacagimi bilmiyordum. Gene sokaklarda bos bos dolasiyordum. Ama bu seferki bir baskaydi. Içimde kötü bir his vardi. Sanki bir sey olacakmis gibi bir his vardi içimde.

Aradan 4 gün geçti. O GÜN 2 MARTTI. Aksam uyuyamamistim. Geceleyin hava biraz bozuktu. Gökyüzüne bakip ayi aradim. Ama bulamadim. Uykuya dalar gibi oldum. Kalbimde çok büyük bir aciyla uyandim. Kalbim çok aciyordu. O an aklima arzu geldi. Acaba ne oldu diye düsünürken, aklima gökyüzü geldi. Orda ayi aradim. Bir kaç dakika sonra görmüstüm. Hemde bütün ihtisamiyla duruyordu. Bembeyazdi. Onu düsünürken gene kalbimde bir aci hissettim. Tam o anda ayin yanindan bir yildiz kaydi. 10 saniye boyunca o yildizin kayisini izledim. Izlerkende kalbim aciyordu. Yildiz kaydi. Kalbimin acisida durdu. "ACABA NE OLDU" dedim içimden. Ertesi günler içimde bir huzursuzluk vardi. Asagi yukari 2 hafta olmustu. ama arzu hala aramamisti. 9 mart günü telefon çaldi. Arayan fulyaydi. Sesi aglamakliydi. "RIDVAN" dedi. "BEN SU AN IZMIRDEYIM. ARZU VE BABASI TRAFIK KAZASINDA ÖLDÜ.. MURAT ABIMDE KOMADAN YENI ÇIKTI. NE OLUR METIN OL" dedi. Ben yikilmistim. Telefonu kapattim. Yere diz çöktüm. "ALLAHIM!!!! NEDEN BEN ?" dedim. Kendi kendime bir söz söyledim; "KAYBETMEYE MAHKUM BIR ADAMSIN!!" kisaca KMBA derdim. Disari çiktim. Sahil kenarina gittim. Aglamamak için acayip çaba sarfediyordum. Çünkü o benim aglamami istemezdi. Sahile vardim. Kimse yoktu. Deniz acayip dalgaliydi. "HAYIR YA !!! NEDEN BEN YA NEDEN!!!" bagirmaya basladim. En sonunda dayamayip agladim. Gözümden bir yas damladi. Kalbimde bir sicaklik hissettim. Sanki bana aglama diyordu. Ama ben kendimi tutamiyordum. Deliler gibi agliyordum. Simdi ne yapacagim diyordum kendi kendime. O aksam deli gibi yagmur yagiyordu. O yagmurlu sokaklarda, o soguk caddelerde ben tek basima aglayarak dolasiyordum. Aglamam hiç durmuyordu. Hep onu düsünüyordum. Birkaç gün sonra gene fulya aradi. "NE OLUR AGLAMA.. BILIYORSUN!! O SENIN AGLAMANI HIÇ ISTEMEZDI." dedi. "PEKI " dedim. Bana telefonda herseyi anlatti. Kazanin nasil oldugunu. Kimin hatali oldugunu. Ondan mezarligin adresini aldim. Sonra hemen bir ise basladim. Amacim para bulup bir an önce mezarliga gitmekti. Kafama koymustum, mezarligin yanina gittigimde birsey yapacaktim. HALA DÜSÜNÜYORUM.....

fıkranın devamı

Bir zamanlar, birbirine bitisik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardes vardi.Günlerden birgün bu iki kardes arasinda bir anlasmazlik basgösterdi. Iki kardes arasinda o zamana degin ilk kez görülen anlasmazlik, giderek büyüdü ve kardesler arasinda ayriliga neden oldu.Iki kardes, birbirlerine yalnizca küsmekle kalmadilar, yillardir ortaklasa kullandiklari tarim makinelerine degin sahip olduklari tüm araç gereçlerini ve mal varliklarini da ayirdilar. Küçük bir yanlis anlama sonucu baslayan anlasmazligi izleyen ayrilik,giderek büyüyen bir uçuruma dönüstü ve en sonunda yerini, karsilikli kullanilan hos olmayan sözlere birakti.Bunun arkasindan da beklenenler oldu ve kardesler arasinda önce siddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yasanmaya basladi.Bir sabah, bu iki kardesten büyügünün kapisina bir usta geldi.Elinde büyük bir marangoz çantasi vardi.
Ev sahibinden geçici bir is istedi:
-Yapilacak ufak tefek bir isiniz varsa, size yardimci olmak isterim,dedi.
-Elimden hemen her is gelir. Birkaç gün çalisirim, isi bitiririm.Büyük kardesin aklina o an bir "is" geldi.
-Evet, sana göre bir isim var` dedi ve küçük
kardesinin çiftligini isaret etti.
-Su derenin karsisindaki çiftlik, komsumundur. Daha dogrusu,benim küçük kardesime aittir o çiftlik. Geçen haftaya dek benim çiftligimle onun çiftligi arasinda bir otlak vardi.Sonra
o, buldozeriyle oraya irmak bendi
yapti ve simdi aramizda, otlak yerine, çiftliklerimizi birbirinden ayiran bir dere var.Is isteyen adam, büyük kardesin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:
-Benden ne yapmami istiyorsunuz? dedi.Büyük kardes önce kuskusunu, sonra da kararini
açikladi:-Kardesim bunu, bana aci vermek için yapmis olabilir,dedi.-Fakat simdi ben, onun yaptigindan daha büyük bir sey yapacagim.Bunlari söyledikten sonra adami aldi, ahirlarin oldugu yere götürdü ve duvarin dibinde yigili duran kütükleri gösterdi: -Senden, bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasinda üç metre yükseklikte
bir çit yapmani istiyorum , dedi.
-Kaç gün çalisirsan çalis, nasil yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki,
gözlerim kardesimin çiftligini artik görmek zorunda kalmasin.Is arayan usta, basini salladi:-Sanirim durumu anladim, efendim, dedi.
-Simdi bana çivilerin, kazma küregin yerini gösterin ki hemen isime baslayayim.Büyük kardes ustaya kazma, küregin ve çivilerin oldugu yeri gösterdikten
sonra, alisveris yapmak için kasabaya gitti. Usta ise, tüm gün boyunca ölçerek, keserek,çivileyerek sikı bir biçimde çalismaya koyuldu.Aksam günes batarken o isini bitirmis, çiftlik sahibi büyük kardes ise alisverisini tamamlamis, kasabadan dönüyordu. Çiftlige gelir gelmez ustanin yaptiklarina bakti ve saskinliktan gözleri, yuvalarindan firlayacakmis gibi açildi. Karsisinda, yapilmasini istedigi çit yoktu ama,derenin bir yakasindan öteki yakasina uzanan görkemli bir köprü vardi. Biri kendi çiftliginin topragina,
öteki küçük kardesinin çiftliginin topragina oturtulmus saglam iki ayak üzerinde,yanlarindaki
korkuluklarina varincaya dek tüm
ayrintilariyla yapilmis ve tam anlamiyla "ustaisi" denilecek kusursuzlukta bir köprü uzaniyordu.Büyük kardes, hâlâ geçmeyen saskinligiyla bu köprüyü seyrederken,karsidan
birinin geldigini gördü. Dikkatle baktiginda gelen kisinin, komsusu, yani küçük kardesi oldugunu anladi.Kardesi, kollarini iki yana açmis olarak köprünün karsi ucundan kendisine dogru yürüyordu.-Benim sana karsi yaptigim bunca haksizliga ve söyledigim bunca kötü sözlere karsin sen, bu köprüyü yaptirarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan oldugunu gösterdin,dedi agabeyine.-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarini açarak bana gel...Köprünün iki ucundan ortaya dogru yürüyen kardesler,köprünün ortasinda bir
araya geldiler ve özlemle kucaklastilar. Büyük kardes bir ara arkasina baktiginda,çantasini toplayip, oradan ayrilmakta olan ustayi gördü.
-Gitme, dur, bekle, diye seslendi ona.
-Sana yaptiracagim birkaç is daha var, çiftligimde...
Usta gülümsedi;-Ben buradaki isimi tamamladim, gitmem gerek, dedi ve ekledi:-Yapmam gereken daha çok köprü var. Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasin,Köprüleri kurduktan sonra da, yikilmamasi için sık sık bakimini yapin, yani sevdiklerinize zaman ayirin, o köprü yoluyla sık sık gönüllerini ziyaret edin."

fıkranın devamı

Korkmaya ihtiyacı vardı. Yemeğini yemiş,
suyunu içmiş ve uyumuştu.
Artık filmler yetmiyor, insan yiyen böcekler,
dinozorlar, vampirler, uzay yaratıkları
ve zombiler heyecanlandırmıyordu onu.
Mısırını yerken perdeden pençeler fırlıyor,
gazozunu içerken kan fışkırıyordu.
Zarar vermeyen korku, ne gÜzel korkuydu.
İşte emniyet içinde koltuğunda oturuyordu.
Birazdan film bitecek, sinema,
kalabalığı damperli bir kamyon gibi
caddeye boşaltacaktı. Korkmak
için para ödüyordu sinemalara.
Korkmaya ihtiyacı vardı.


Yeni açılan bir lunaparktan sözetmişlerdi.
Korku tüneli müthişmiş.
Bayılanlar oluyormuş heyecandan.
Abartıyorlardır, dedi kendi kendine.
Seyrettiği filmlerdeki en korkunç
sahneler bile kılını kıpırdatmıyordu.
Alışkanlığın elleri boğuyordu heyecanını.
Yine de denemeye değerdi.
Yemeğini yemiş, suyunu içmiş ve uyumuştu.
Korkmaya ihtiyacı vardı.


Lunapark rengarenk ışıklarıyla şehrin
ortasında devasa bir gecelambası
gibi yanıyordu. Bir balerin kulak
zarlarını titreten müziğin eşliğinde
dansediyor, uçuşan eteklerinden
çığlıklar yükseliyordu. Donuk gözleri
döndükçe kah bir palyaçoya,
kah çocuğunun elinden tutmuş bir
babaya, kah bir baloncuya değiyordu.


Aynı müziği dinlemekten, aynı şekilde
dansetmekten bıkmış gibiydi.
Yüzünde korkunç bir ifade vardı.
Eteğindeki insanları silkelemek
havalara fırlatmak geçiyordu içinden.
Ama kumanda odasındaki adam
izin vermiyordu ona. Bir düğmeye
basınca hızlanıyor, bir düğmeye
basınca yavaşlıyordu. Durması
için bir düğme yetiyordu.


'Bu kez dinlemeyeceğim,' dedi balerin.
'Yavaşla' düğmesine rağmen
dönüşünü hızlandırdı. Kumanda
odasındaki adam şaşırmıştı.
Balerin gittikçe hızlanıyordu.
,çığlıklar birbirine karıştı. 'Yavaşla'
düğmesi çalışmıyordu. Operatör
bütün gücüyle basıyordu düğmeye.
Balerin deli gibi eteklerini savuruyor,
imdat sesleri yükseliyordu.


Korkmaya ihtiyacı olan adam,
bu işte bir tuhaflık olduğunu düşündü.
Balerinin asit dolu gözleri üzerine
değince yandığını farketti. Kendi
etrafında bir tur daha atar atmaz
gözünün içine bakmalı ve
'Hadi ama yeter!' diye azarlamalıydı onu.


Birden kumanda odasındaki
'yavaşla' düğmesi Çalıştı.
Balerin yavaşladı ve durdu.
İnsanlar korku ve isyan içinde kumanda
odasına doğru yürürken, balerinin
dudaklarında hınzır bir gülümseme belirdi.


Korkmaya ihtiyacı olan adam,
'Bu lunaparkta bir gariplik var,' dedi.
Balerin 'Hadi ama yeter!' sözüyle
yavaşlamIş olabilir miydi? Tesadüftü elbette.
Ya gülümseme... 'Bu kadar
Çok korku filmi izlersen böyle olur,'
dedi kendi kendine.


Korku tüneline doğru giderken
atlıkarınca çıktı karşısına. ,çocuklar
atlara binebilmek için sıra bekliyordu.
Siyah, beyaz, kırmızı, mavi,
yeşil, mor, rengarenk atlar yükselip
alçalarak dönüyorlardı. Kalabalığın
arasına karışıp çocukları seyretmeye başladı.


Neşeyle atların kafalarını sallıyorlar,
Çayırlarda dağlarda koşturuyorlardı.
İnsanı yere atmayan at, ne güzel attı.


,çocuklardan sadece biri gülmüyordu.
Neredeyse ağlamak üzereydi.
Dikkatle baktığında bir tek onun
atının başını sallamadığını gördü. ,çocuk
başın iki yanındaki kulpları itmeye
Çalışıyor, ama at inatla kafasını sallamıyordu.


Başını sallamayan atı incelemeliydi.
Döndüğü için sadece önünden geçtiği
anlarda bunu yapabilirdi. Anneler,
kendi Çocukları önlerinden geçtikçe
el sallıyorlardı. işte onun atı da geliyordu.
,çocuk hala başını sallamaya uğraşıyordu.
Tam önünden geçerken atın başına
eliyle hafifçe vurup 'Aptal şey' dedi.


At aniden başını çevirdi. Garip bir ses
Çıkartarak elini ısırmaya çalıştı.
Sonra dişlerini göstererek uzaklaştı.
Adam 'Abarttın' dedi kendi kendine 'Abarttın'.


O sırada bir palyaço yaklaştı yanına.
Kocaman kırmızı burnu 'Gondolu gördün
mü, gel!' derken bir aşağı bir yukarı oynuyordu.


Gondol şeklindeki bir salıncaktı bu.
Kayığın uçları sırayla gökyüzünü yokluyordu.
Her inişte yere bir parça karanlık indiriyor,
her yükselişte göğe bir parça çığlık taşıyordu.
Palyaço 'Sen de bin!' dedi. O, lunaparka
sadece korku tüneline girmek için gelmişti.
Hesapta 'gondol' yoktu. Palyaço
'Hadi!' diye ısrar etti.
Kıramadı. Gondol boşaldıktan sonra
ucunda kaptan heykeli bulunan tarafa yerleşti.
Bakalım yanına kimler oturacaktı.
Hayret! Hiç kimse gondola binmek
istemiyordu. Aşağıda biriken
meraklı kalabalık, gondolun hareket
etmesini bekliyordu. Tedirginlik
içinde 'Başka yolcu yok mu?'
diye sordu. Palyaço 'Hayır!' dedi.


Gondol hareket etmeye başladı
. .önce ağır ağır, sonra hızlı hızlı sallandı.
Daha sonra uçarcasına gidip gelmeye başladı.
Bir önceki seferde yolcular beraber çığlık
atarak heyecanlarını bölşüyorlardı.
Korkuyu bile paylaşmak güzeldi.
Oysa şimdi... Palyaço aklından
geçenleri anlamış gibi elini havaya kaldırdı.
Bunun Üzerine aşağıda biriken kalabalık
'Heey!' diye bağrıştılar.
Artık kayığın her düşüşünde el kalkıyor,
aşağıdakiler hep birlikte çığlık atıyordu.


O kadar hızlanmıştı ki bir an yerinden
fırlayacağını zannetti. Elleriyle yapışmıştı
önündeki demire. Başı dönüyor,
midesi bulanıyordu. Palyaço elini
artık kaldırmıyor, kalabalıktan çıt çıkmıyordu.
Ay ışığı gondolu ve yüzünü yalıyordu.
Sarı bir yüzdü bu. aniden sırtında bir
şey hissetti. Sırtına dokunuluyordu.
'Yok canım!' dedi. 'Gondolda benden başka
kimse yok'. Ancak arkadaki hareket Israrlıydı.
Dürtükleme, neredeyse tekmeye dönüşecekti.
Arkasına dönmeye cesaret edemiyordu.


'Hey baksana buraya!' diye bir fısıltıyla ürperdi
kulağı ve vücudu birden buz kesti.
Arkaya hala bakamıyordu. 'Kimsin sen!'
dedi kendi kendine 'Kaptan!' dedi arkadaki
ses. 'Gemimde ne işin var?'
Bütün cesaretini toplayarak arkaya döndü.
Tahtadan bir kaptan heykeli...
Hiçbir hareket yoktu. 'İnmeliyim!'
diye bağırdı palyaçoya 'İndir beni!'.
Palyaço elini kaldırdı. Seyirciler son
kez 'Heey!' diye bağrdılar. Gondol durdu.
Fena halde dönüyordu başı.
Hemen eve gitmeliydi. Vakit geç olmuştu.


Palyaço: 'Ya korku tüneli,' dedi.
'Oraya girmeyecek misin?'
'Nereden biliyorsun?' diye sordu
Ürpererek. 'Korku tüneli için geldiğimi
nereden biliyorsun!' Palyaço bu soruyu;
'Bildiğim bir şey yok. Lunaparka gelen
herkes korku tünelini görmek
ister.' diye cevapladI.


***


RaylarIn Üzerinde yürüyen arabalar,
yolcusunu alır almaz hareket ediyor,
korku tünelinin kapısına Çarpıp içeri dalıyordu.


Sonunda sırası gelmiş, arabası hızla
karanlığa karışmıştı. Hiçbir şey görünmüyordu.
YağlanmamIş tekerleklerin raylar
Üzerinde çIkardığı metalik ses sinir bozucuydu.
,çok geçmeden sirenler çalmaya, çığlıklar
yankılanmaya başladı.Kendisinden
öncekilerin çığlıkları olmalıydı.
Demek sürprizler yaklaşıyordu.


Arabası tam bir virajı alıyordu ki
aniden yavaşladı. Karşısına, ağzını açıp
kapayan ve pençesini sallayan bir ayı Çıktı.
Kırmızı ışıkla yüzü aydınlatılmıştı ve garip
sesler çıkarıyordu. Klasik korku tüneli numaraları,
diye düşündü. çok geçmeden kervana
başka vahşi hayvanlar da katıldı. Peşi
sıra mumyalar, başına balta, göğsüne
bıçak saplanmış adamlar, cadılar,
hortlaklar, cüzzamlılar sökün etti. İskeletler
ona el sallarken, gülüyordu. Aman ne korkunç!
Niye girmişti ki tünele? aniden boynuna sarkan
yılan dışında, hiçbir şeyden ürpermemişti.


Araba hızlanmaya başladı. Artık garip yaratıklar
çıkmıyordu karşısına. Demek tünel yolculuğu bitiyordu.
İşte kendinden önceki araba da tünelden Çıkıyordu.
İçeriye sızan ışık çıkış kapısını aydınlatıyordu.


Tam kapının önüne gelmişti ki araba aniden durdu.
Elektrikler mi kesilmişti acaba? Hayır!
Araba geri geri gitmeye başladı. Ne oluyordu?
Sistemde bir arıza mı vardı? Ya kendisinden
sonra tünele giren arabalarla Çarpışırsa! Belki onlar
da geri geri gidiyordur, diye düşünürken, araba daha
önce yanından geçtiği bir mağaranın içine dalıverdi.
Korkunç bir hızla yokuş aşağI gidiyordu.
Siren sesi kesilmişti. Sadece tekerleklerin
gıcırtısı duyuluyordu. Zifiri karanlıkta hiçbir
şey görünmüyordu.


Gözlerini yumup tünelden Çıkıncaya kadar
açmamaya karar verdi. Ancak şiddetli bir
gökgürültüsü, bu kararını bozmakta gecikmedi.
Şimşekler Çakıyor, mağaranın duvarını yer
yer aydınlatıyordu. Aydınlanan yerlere
fotoğraflar yapışıyor ve düşüyordu...


Caddenin ortasında kan kaybediyordu adam.
Görünürde ambülans yoktu. Bir başka
adam tezgahta böbreğini satıyordu.
Vitrin camlarIna gözler yapışmıştı. Adama bak!
Evini yıkmasınlar diye elini doğruyordu.
Ya mavi elbiseli kız, neden okula alınmıyordu?
Bir dede torunlarını boğuyor, bir Çocuk babasını
tokatlıyordu. Beyaz, kanı ne çabuk sarıyordu!
İlanlar yapıştırılıyordu duvarlara. Kasap Çengelleri
için kuzu aranıyordu. Kapsama alanı
dışındaydı herkes. Bütün tuşlardan aynı ses geliyordu.


Sonunda fotoğraflar düştü, gökgürültüsü kesildi,
şimşekler söndü Karanlık hakim oldu mağaraya.
Yine hiçbir şey görünmüyordu. Araba hızla devam
ediyordu yoluna. Ya bu ıslaklık?
Yağmur mu yağıyordu? Ellerine, başına,
yüzüne damlalar düşmeye başladI.
Sık sık eliyle yüzünü siliyordu. Araba uçuyor, rüzgarı
yüzündeki ıslaklığı soğutuyordu.


VE DURDU...


EVET ARABA DURDU!


Karşısındaki duvarda cılız bir ışık yandı.
Aman Allah'Im! Bu nasıl bir adamdı?
Elleri, yüzü, her tarafı kan içindeydi.
Kolunun biri kopmuş, gözleri oyulmuş,
kalbi sökülmüştü. Hayır, bu bir oyun olamazdı.
Kan kokusu duyuyordu. Bu kadar doğal
bir maket olamazdı! Olabilir miydi yoksa?
Ona dokunmalıydI. Korkudan kalbi yerinden fırlayacaktı.
Dokunmalıydı ona. Elini yaklaştırdı.
Titriyordu. Loş ışıkta duran adama dokundu.
Kanın sıcaklığını neden duymuyordu?
Etin yumuşaklığını neden hissetmiyordu?
Soğuk, parlak bir yüzeydi dokunduğu.
Biraz daha dikkatli baktı: AYNA!


AYNAYA DOKUNUYORDU
fıkranın devamı

Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış.Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş.
O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş.Eri çağırarak :
-Bu ne küstahlık, demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :
-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?
fıkranın devamı

Pariste bir nehrin kenarındaki bulvarda yürüyen Temel, suyun ortasında bir elin yükselip battığını görür...İyice nehrin kıyısına yaklaşır ve boğulmakta olan adama doğru bağırır :
- "Uşağum sen hanci millettensun?"
Adam kendisine bir kurtarıcı çıktığını görmenin sevinciyle bağırır :
- "Türküm...Türküm !! "
Temel batıp çıkmakta olan adama son bir kez daha bakıp yürümeye başlarken şöyle seslenir:
- "Ne mutli Türküm diyene ! "
fıkranın devamı

Susuzluktan kıvranan bir köy halkı, nefesi kuvvetli, "Bir dua etti mi gökten rahmet boşalıyor" diye namı yürüyen kasabadaki hocaya haber salıp getirmişler. O gece hoca efendi, bir güzel ağırlanmış, yedirilmiş, içirilmiş sabah namazından sonra hep birlikte yağmur duasına çıkılmış Hoca dua etmiş, köylü ellerini açıp amin demiş, dua bitmiş, köye dönüyorlar, onlar yağmur beklerken hava açmış, pırıl pırıl güneş... Köye yaklaşırken,homurtular başlamış:
-Ne biçim hoca bu yahu?
-Hani bir okuyacak bir üfleyecek, gök gürleyecek yağmur yağacaktı...
-Güya karşı köye gitmiş, daha ellerini açıp duaya başlarken, gökten rahmet boşanıvermiş... Sonunda muhtar hocanın yakasına yapışmış:
-Hani hoca yağmur yağacaktı ne oldu? Hoca dönmüş:
-Size yağmur yağmaz!
-Niye yağmasın? Hocaysa hoca, duaysa dua, daha ne istiyorsun?
-Siz bana güvenmediniz!
-Ne demek güvenmedik? Güvenmesek kasabadan alır buraya getirir miydik? Aldık, getirdik, paranı peşin verdik, sen dua ettin, biz amin dedik, daha nasıl güveneceğiz?
-Siz yalnız bana değil, töğbe estağfurullah, Allaha da güvenmediniz... Sizin kalbiniz bozuk! Köylü hep birden itiraz etmiş:
-Haşa sümme haşa, nereden çıkarıyorsun bu lafları? Hoca efendi elindeki şemsiyeyi göstermiş:
-Bre zındıklar eğer güvenseydiniz, hepiniz yağmur yağacak diye şemsiyelerinizi yanınıza alırdınız. Hani nerede şemsiyeniz? Bir ben güvendim, şemsiyemi aldım o da yetmedi!...
fıkranın devamı

Yıllar önce İngiltere`de erler şemsiye kullanmazmış.Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş.
O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce,
beyninden vurulmuşa dönmüş.Eri çağırarak :
-Bu ne küstahlık, demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :
-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama