Üç yıllık evli bir hanım hamile kalamamış. Kaynanası ile kocası gelini ve gelinin anasını suçlayıp duruyorlar, sanki kabahati...
fıkranın devamı
Hoca’nın oğullarından biri yakın köylerin birinde çömlekçilik yapıyormuş. Bir gün Hoca yanına gidince :- “ Baba, ...
fıkranın devamı
temel , idris , dursun bunların üçü ögrenciymiş ögretmen dursuna sormuş oglum bir arabanun içindesun havada cok sicak neyaparsun.dursunda dümemi acarum hacam der
hoca: başka ne yaparsun der.
dursun:gömlegimi cikarirüm hocam der.
hoca:yine aynısını sorar.
dursu: eee camı acarım hocam der.
hoca:ee içeri ciren havanın ivmesi kaçtır diye sorar.
dursun:bilmeyirum hocam der:
hoca:oturla sıfur der.
sıra temele gelir. hoca temele aynı soruyu sorar.
hoca: temel oglu aynı soruyı sana sorayirum sen naparsun der
temel:dümemi acarım hocam der hoca başka ne yaparsun der
temel:ee eteki dümemi acarum hocam der
hoca:ee başka ne yaprsun.
temel:gömlegimi cıkarirum hocam der.
hoca başka ne yaparsun.
temel pantolunimi cikarurum hocam der.
hoca:ee başka ne yaprsun der.
temel: hocam anami mikseniz o camı acamam der:)
fıkranın devamı
Ağanın bir kızı varmış Kalçası geniş beli dar azgınmı azgın bir kız imiş..
bunu farkeden aga kızı hemen baş göz edip karşı köyün cimri agasının oğluna
kızı vermiş.. Neyse düğün dernek derken yeni evli çift el öpmeye kızın babasının köyüne doğru yola çıkmışlar.
Damadın babası da cimri olduğu için oğluna giderken kızın babasına vermesi için hediye falan vermemiş.
Ama damat yolda yolda mahçup mahçup ilerlerken bir çoban ve sürü görmüşler.. çapkın gelin hemen yakışıklı çobanı gözüyle kesmeye başlamış..
Damat çobana:
Ya çoban kardeş biz yeni evliyiz. kayınbabamın elini öpmeye gidiyoruz.
ama ona verecek hediyemiz yok.. senin şu sürüden bir kaç koç alsak bize kaça patlar demiş..
Uyanık çoban bir azgın geline bir salak damada bakıp:
Beyim lafımı olur üç beş koçun..
benimde sizden küçük bir ricam olur
işi hallederiz demiş
damat ta:
-rican nedir.demiş oda Gelinimiz ağa
kızıdır. bilirim.. Ağa kızlarını *ikerken hiç osurmazlarmış diye duydum.
eğer doğruysa sürünün yarısını al git
değil ise 3 koç zaten benden... der.
Cimri ağanın salak oğlu bu ballı teklifi
duyunca kabul etmiş.
çoban geline üç posta atmış fakat gelin
den zırt yok.. çoban kan ter içinde doğrulup valla doğruymuş helal olsun hiç osurmadı.. deyip sürünün yarısını damatla geline vermiş.
evli çift sevine sevine kızın babasının
evine gelirken kızın babası bunları görmüş ve
-Nooldu niye güle oynaya geliyorsunuz
damat demiş.
Damatta ağanın elini öpüp kızını göstererek
-Ağam demiş Aha senin bu kızın varya
Bize şu sürüyü kazandırdı demiş.
Ağada
-Benim kız bu sürüyü nasıl kazandıki ? demiş..
Damatta olanları birbir anlatmış ve çobanın kızını osurtamadığını ve sürüyü çobandan aldıklarını söylemiş..
Bunu duyan ağanın gözleri ayrılmış ve bir damada bir kıza bakıp
-Ulan damat senin dilin ne söylüyor , Onun anasını bir köy *ikti osurtamadı. değil ki kızını sefil bir çobanmı osurtacaaak.. Demiş.
fıkranın devamı
Bir köyde bir adam, karısı, annesi ve de genç bir oğluyla beraber yaşıyorlarmış. Oğlanın evlenme çağı gelmişte geçiyormuş. Ama babası oğlunu bir türlü evlendirmiyormuş. Oğlan kadınsızlıktan dolayı iyice bunalıma girmiş ve kendi kendine;
- ''Bugün tarlada çalışırken bana kim öğle yemeği getirirse onu *ikeceğim'' demiş.
Şans bu ya o gün yemeği baba annesi getirmiş.
- ''Nene gelme. Nene gelme'' demiş ama nenesine dinletememiş ve;
- ''Kusura bakma nene yemin ettim'' diyerek nenesini *ikmiş. Nenesi ve babası genç adamdan davacı olmuşlar. Duruşma yapılmış ve son karar öncesi hakim genç adama;
- ''Son bir sözün var mı?'' diye sormuş.
Genç adamda babasını göstererek;
- ''Bu adam bunca yıldır benim anamı *ikiyor'da ben onun anasını bir kere *ikmişimde ne olmuş hakim bey'' demiş.
fıkranın devamı
Çocukla annesi, birgün plaja gitmişler. Annesi güneşlenirken çocuk, sürekli annesini üzerine kum serpiyormuş. Annesi, çocuğa ne kadar kızsa da, çocuk, devam ediyormuş. Bu sırada yanlarına bir kıro gelmiş. Kıronun geldiğini duyan kadın, kıroya:
- Amcası, bu çocuk yaramazlık yaparsa döversin, değil mi?
Kıro pala bıyıklarını sıvazlayarak:
- Anasını bile **kerim...
fıkranın devamı
3 tane diyarbakırlı uzun yol şöförü arkadaş varmış 3 'ü bir gün toplanış başlarından geçen en ilginç olayları konuşmaya başlamışlar
1. arkadaş mehame başlamış anlatmaya birgün adana mardin arası yoldayım gidiyorum gişelerde bir avrat beni durdurdu arabaya aldım gecenin ielrleyen saatlerinde arabayı kenara çektim başaladık biz ikişmeye ben ah diyom o ohhhh diyor ben ahh diyom o ıhhhh diyor bende avrat zevkten bagırıyor sanıyom begersem avrat kalp kirizi geçiriyormuş
2. arkadaş anlatmaya başlıyor birgün bende yolda gidiyom babam yanımda yolları görecen viraj viraj viraj bizim babo başladı osurmaya bide ne göreyim tepemize taş yagıyor anam anam dedim baktım yollar viraj viraj viraj daşlar geliyor kafamıza beni göreceksiniz ben bi sürüyom arabayı bizim babonun osurugu anamurdan antalyaya kadar susmadı
3.arkadaş başlıyor anlatmaya bende birgün istanbula gidiyorum yolda bir rusu aldım başladık biz muhabbete bana evime kahve içmeye gelirmisin dedi bende tamam dedim karının evine gittik eve girer girmez karı üstüme atladı biz karıyla sabaha kadar ikiştik ben sabah uyandım bide ne göreyim ev bbomboş karı beni anadan dogma ortada bırakmış ula dedim kaldıkmı ortada sik daşşak diger arkadaş soruyor ula karı güzelmiydi he vallaha çok güzeldi anasını sattıgımın avradı helal olsun ula karıya senden aldıkları
fıkranın devamı
Temel Trabzondan kalkkar ve istanbula gelir. Aklında sadece dinlenmek istediği bir otel aramak vardır ve bulduğuu otelin besinci katına yerleşir.
İlk aksam sakin geçer. İkinci gece yan odasında bir orkestra gurubu yerleşir ve çalmaya başlar. Temel bundan rahatsız olur ve gider yan odaya sorar;
- Bu ne gürültü kardeş der
- Abi kusura bakma yarın konserimiz varda prova yaıyoruz derler.
Temel odasına geri doner ve sabah olur. Aksam oldugunda gene aynı gürültü ıle karşılaşır ve tekrar yan odaya giderek sorar.
- Kardeşim konseriniz bugün degilmiydi neden hala çalıyorsunuz.
- Abi konser günü ertelendi yarına alındı ondan dedi.
Temel sinirlenerek odadan ayrılır ve ertesi gün olur. Orkestracılar o aksam da çalmaya devam eder ama ters giden bir şeyler vardır; Temel sormaya gelmez buda orkestracıları meraklandırır ve biri gider Temele bakmaya. Odasından içeri dalar bir de ne görsün; Temel otuz bir çekiyor. Adam Temele;
- Yahu kocaman adamsın bir kadın bulsaydın ya der ve güler. Zaten adamlara sinirli olan Temel biryandan işine devam ederken diğer yandan adama cevap verir :
- Bugün prova yapıyorum. Yarın hepinizin anasını *ikicem.
fıkranın devamı
Erzurumli avukat olmuş bir avukat hanımla evlenmiş
istanbula yerleşmiş bir yazlık almış. duymuşçi anasi romatizma olmuş TELEFON AÇMIŞ DEMİŞÇİ ANA CEL BİZİM YAZLHTA AYAHLARIN GUMA SOHALIM ROMATİZMALARINA EY GELİR.
Anasida demişçi oğlum zaten bende ilicede üzme öğrendim celim hemde üzerem.
anasi istanbula cetmiş plajda oğli ile celini üstlerini değişirkenoglu anasına demişkıana mayon varmı annesı var demmiş fakat kocası şeker fabrikası pesonelı olduğu ıçın şeker çuvalından ılıcada mayosunu diktirmiş anasi hemen mayosuni ceymiş denize cirmiş oğli birde ne cörsün anasının mayosunun önünde yazirçi ERZURUM ŞEKER FABRİKASI Demişki ana ayıptır. arkani dön gari arkasini dönir oğli bir bahırki arkasında yazirçi NET 50 KG Herkese selamlar Dadaş Abbas
fıkranın devamı
erzurumun köylerinden birinde cocuğu bire ergenlik cağında siki kalkar ve köyün sokağının birinin girişinde oturur ve ilk gelecek bayanı sikeceğim diye yemi eder ve beklemeye başlar oda ne bir bakar karşıdan ebesi geliyor ebe ne olur gelme diye bağırır ebeside niyeki ne oldu oğul der cocuk yine ebe gelme der fakat ebesi geliyordur ve cocuk dayanamaz ebe gelme mikerem der ve ebesi tübe haşa o nasıl laf oğul der ve gelmeye devam eder ve cocuk ebesini oracıkda becerir ve ebesi hemen oğlunun yanına gider ve olayı anlatır babada hemen mahkemeye dava acar ve hep birlikte hakimin karşısına cıkarlar ebe olayı anlatır babasıda tasdikler ve söz cocuğa gelir ve hakim sorar anlat oğlun neden yaptın böyle birşeyder ve cocuk hazır bir cevapla ne varkı hakim bey onun oğlu benim anamı hergün mikerken iyde ben onun anasını bir kez mikmişem der ve hakim cocuğa berat verir
fıkranın devamı
birgün gulebi arkadaşının dükanında önünde oturur yoldan arkadaşı mevlüt gecer ola nere gidisen dadaş limona heste hanasına niye oglum nevoldiki anam hestede ola ozaman dur ben de gelim der bari ölmeden helalık alim der gidirler limonaya gulebi bakir kadın cıgaz yarı baygın yatir diyirki eze nasılsan guban eyem eze guban eyem beni tanımadın mi yok oglum tanımadım ee niye tanımadın ben gulebi senın oglun esgere gitimi evın odununu kömürüni ben daşirdim ya vallah taniyamadım gız eze ben tırıhli railenin ogli gulebi vallah oglum taniyamadım dönir arkadaşına vola mevlüt gah gideh bu oros bi beni tanı madi senın anan deyil....
fıkranın devamı
birgün temel eve balık almış kapıdan içeri girmiş kaynanası sana bi soru sorcam demiş benim a. nerde?temelde tabi önünd edemiş kaynanası hayır arkamda demiş kapmış balıkları ertesi gün yine temel balık almış kaynanası yine aynı soruyu sormuş temel bu seferde arkanda demiş kaynanası hayır bak önümde demiş safinaz temele kızmış balıkları napıyorsun temelde sinirlenmiş senin ananın a. bir yerde durursa o zaman biz balık yeriz!
fıkranın devamı
Adamın 7 yaşında bir oğlu varmış çocuk ana babasıyla aynı odada kalıyormuş, birgün adam hanımıyla sevişirken çocuğun dikkatini çekmiş.
-Baba ne yapıyon? diye sorar.
-Ananın sol tarafından sağ tarafına geçiyorum oğlum uyu demis.
-Adam bir süre bekler tekrar hanımın üzerine çıkar.
-Çocuk tekrar baba ne yapıyon? der
-Adam sen uyu oğlum ananın sağ tarafından sol tarafına geçiyorum der, saat olmus 0:00 adam yine bir ileri bir geri çocuk yine sormuş.
-Baba ne yapiyon?
-Adamın canına tak etmiş saat 12 ye kadar uyumayan çocugun anasını *ikiyorum der
fıkranın devamı
Motosiklete düşkün genç seyyar satıcıdan vazelin alır.
Satıcı;
- Bu vazelini yağmurlu havalarda motoruna sürersen motorun hiç paslanmaz pırıl pırıl kalır. der.
Genç daha sonra sevgilisi ile buluşur. Sevgilisi onu akşam yemeğine davet eder ve der ki;
- Yalnız bizim evde yemekte konuşan bulaşıkları yıkar. Onun için sakın konuşma. der.
Genç eve geldiğinde evin her tarafının bulaşık dolu olduğunu görür.
Yemeğe oturular. Gencin aklına şeytanlık gelir.
"Ben şimdi kızı halledersem kimse bişey diyemez." diye düşünür ve işi bitirir. Kimsenin bişey demediğini gören genç bu sefer kızın anasına göz kor ve onunla da birlikte olur. Yine kimse bişey söylemez ama tam o sırada yağmur başlar ve gencin aklına motoru gelir ve hemen vazelini alır.
Kızın babası;
- Tamam tamam bulaşıkları ben yıkarım koy o vazelini yerine...
fıkranın devamı
Birgün temelle karısı fadime s.kişirken oğullarına yakalanmışlar. Ama haberleri yok.
Çocuk ses çıkarmadan içeri gitmiş.
Bir süre sonra Temel içeriden garip sesler geldiğini
farkeder.
İçeri gidince gördüğü manzara karşısında dehşete düşer. Çocuk Baba annesini s.kiyor.
Temel :
- Oğlum napıyon lan itoğlu
Çocuk sinirle:
- Anamı s.kenin , anasını s.kerim
fıkranın devamı
Genç bir adam bir kızla tanışır anlaşırlar ve bir süre sonra evlenmeye karar verirler kız istenir kız tarafı olur verir ancak erkek tarafının tek şartı kızın bakire olmasıdır ancak kızın yaşadığı şehirde kırıştırmadığı erkek yok denecek kadar azdır kız kara kara düşünür işin içinden çıkamaz en yakın arkadaşına derdini anlatır arkadaşı derki ondan kolay ne var gidersin bir kasaba etin yüzündeki zardan bir parça alırsın oraya diktirirsin kız denileni yapar
damadın anası babası ve damat kızı muayene için bir doktora götürürler doktor muayeneden sonra allak bullak olmuş bir suratla çıkar dışarıya başlar ansiklopedileri karıştırmaya damat dayanamaz ve atlar
- ne oldu doktor bey yoksa kız değilmi
doktor cevap verir
- kız olmasına kızda bu *mına koduğum belediyenin mühürü orada ne geziyor onu anlayamdım.
fıkranın devamı
Mardin'linin biri İzmir'de yedeksubay okulunda askerligini yapmaktadır. Hafta sonları çarşı izinlerinde kız tavlamaya çalışır fakat başaramaz.
Aynı yerde askerlik yapan İzmir'liler Mardinli ile dalga geçerek sorarlar;
-Mardinli bu hafta çarşıda ne yaptın?
-Konak meydanında denizi seyrettim.
-Yahu ne diye boklu denizi seyrettin. Kızlara takılsana...
Ertesi hafta Mardinli Karşıyaka'ya geçer ve yine kız tavlamayı başaramaz. İzmir'liler yine dalga geçerek ''Boklu denizi seyredecegine arkana dönüp apartmanlara baksaydın ya'' derler.
Bu sefer Mardinli Karşıyaka'ya geçerek apartmanları seyretmeye başlar. O da ne bir bayan el sallıyor. Hemen gider bayanın dairesinin kapısını çalar. Karşısına orta yaşlı üzerinde seksi bi gecelik bulunan bir bayan çıkar.
Biraz sohbet ve tanışma faslından sonra bayan sorar;
-Nerede askerlik yapıyorsun_
-Gaziemir'de
-Aa benim oglumda seninle birlikte askerlik yapıyor. Şimdi kız arkadaşıyla sinemaya gittiler, birazdan gelirler. Sen haftaya gel, birlikte olalım, der.
Mardinli bölüge döndügünde İzmir'liler etrafını sararak sorarlar;
-Mardinli bu hafta ne halt ettin?
-Bu hafta ne halt ettigimi bende anlamadım ama haftaya kesin birinizin anasını s*kecegim!
fıkranın devamı
Adamın tek oda evi var bir türlü karısıyla ilişkiye giremiyor tam iş tutacakken çocuğun biri tuvalete kalkıyor öbürü su içmeye derken iş tutamıyor sonunda adam eve yoğurt alıyor karısına:
-sen yemek yerken yoğurdu üstüne dök banyoya yıkamaya git banyoda işi pişirelim diyor
kadın yoğurt yerken üstüne döküyor adam:
-Git anasını avradını........ bi yoğurt yemeyi beceremiyorsun git yıka üstünü der.
biraz sonra ''nerede kaldı bu kadın'' der ve banyoya gider.Aradan bir süre sonra büyük oğlan merak eder gider banyonun perdesini aralar bakar.Hemen heyecanla kardeşlerinin yanına gelir:
-Aman yoğurdu dikkatli yiyin babam üstüne yoğurt dökeni s....kiyor ''der
fıkranın devamı
Günün birinde balıkçı bir adam balık tutmaya nehire gider adam oldukça balık tutar ve evin yolunu tutmaya başlar yolda adamın kaynanası adamı görür ve damat sana bir şey diycem demiş benim am*mın nerde olduğunu bilirsen bütün mirasımı sana bırakıcam bilemessen balıklarını alırım demiş damat hemen kabul etmiş
ve *minın önde olduğunu söylemiş kadın açmış bakmis damat am falan yok balıklarını almış ertesi gün yine adam balık avından gelirken kaynanası sormuş damat amım nerede demiş damat bu defa kesin ortadadır demiş kadın açmış *mi yine yok ve balığını almış diğer gün adam avdan gelirken kaynana yine sormuş damat *mım nerde demiş damat bu defa garanti arkadadır der kadın açar *mı yok adam çaresiz evin yolunu tutar eve vardığında adamın karısı hayırdır kocacım 3 gündür balık getirmiyosun adam sinirlenerek anan *mi çarkıfelek gibi dönerse tabi getiremem.
fıkranın devamı
Aganın biri oglunu evlendirmeye karar vermiş. şanına layık bi gelin bulmak için 7 köyün en güzel kızını seçmiş ama akıl soran yok neyse kızı ogluna istemiş 40 gece 40 gündüz düğün yapıp kilolarla altın takmış ama gelin biraz firikmiş bunu soran yok tabi aga oglunu everir düğün dernek gelin gelir bir gün gelin dere boyuna çamaşır yıkamaya gider çamaşırı yıkar banyo yapmak için su ısıtır bir çalının arkasına geçer kıyafetini çıkarır sonra banyoya koyulur tabi tepeden bi avcı gelir gelinin güzelliğini görür ve hayret eder o ne güzellik o ne afet ama avcı sesini etmeden altınları alıp gider bir süre sonra döner gelir gelin çalı ile kavga ediyor
AVCI= sorar "ne oldu bacı neden çalıya kızıyon" der
GELİN=" çalı altınımı aldı vermiyor" der.
AVCI= bunun üzerine avcı geline derki "altını senin amın yutmasın"
GELİN="öyle şey olurmu" der
AVCI="olur ya" der
GELİN=başlar aglamaya"kaynanama ne derim beni eve koymaz"der
AVCI=derki;"sen yat ben çıkarım der"kadını yatırır.Bi güzel siker sonra altını kenara bırakıp "al çıkardım" der.
GELİN=avcıya "kurbanım ben senin yoluna öleyim" der. "Gelin bu kezde avcıya der ki; kardeş sana zahmet bundan iki sene önce kaynanamın bi tavası kayboldu onada bi bak" der.
AVCI=yine başlar bunu sikmeye iyi bi siker sonrada der ki; "bacı tavanın kulpu bi yere takılmış çıkmıyo" der. gider.
GELİN=eve gider kaynanasına der ki; "ana bu gün başıma geleni bi bilsen" der.
KAYNANA=sorar."kızım ne oldu"
GELİN="ana ana adamın hiç amı altın yutarmı" der.
KAYNANA=sorar. "o nasıl iş kızım" der.
GELİN=başlar anlatmaya. "ana benim amım altınlarımı yuttu"der
KAYNANA=tekrar sorar"eeeeeeeeeee"
GELİN=derki "anan bi avcı çıkardı" der.
KAYNANA=sorar"kız avcı seni sikti mi? "der.
GELİN="seni siksin adam altınlarımı çıkardı" der ve bide der ki; "ana hani senin iki sene önce kaybolan tavaya baktırdım kulpu bi yere takılmış çıkmıyo" der.
KAYNANA=sorar."kız adam yine mi seni sikti"der.
GELİN="seni siksin tavana baktırdım" der.
KAYNANA= durumu ogluna agaya anlatıp kızı babasının evine gönderirler.
BABA=sorar."ne oldu.
DAMAT=durumu anlatır.
GELİNİN BABASI= der ki; "oglum sen şimdiye kadar nerdeydin benim kızımda nice insanlar parmakla tava aradı" der.
fıkranın devamı
Bir gün köyün birinde öLüm döşeğinde oLan yaşLı bir çiftçi warmış.Bu çiftçinin 3 tane de oğLu warmış.Fakat bu 3 oğLuda birbirinden akıLLıymış.Bu yüzden çiftçi mirasını bu 3 oğLu arasında payLaştıramıyormuş.Hangi birine ne kadar maL wereceğini biLemiyormuş.Bu yüzden her şeyi köyün kadı'sına anLatmış.Sonrada oğuLLarına kendisi öLünce mirası gidip kadı'dan aLmaLarını söyLemiş ve bundan 2 gün sonra öLmüş.OğuLLarı da mirasLarını aLmak için düşmüşLer yoLa.
YoLda giderken bir adama rastLamışLar.Adam iLk önce en küçük kardeşe sormuş:
-şeyy... Benim devem kayboLdu da onu gördün mü ?
En küçük kardeşte cevap wermiş:
-Bi gözü körmüydü?
Adam da ewet deyince , en küçük kardeş:
-hayır görmedim , demiş.
Adam şaşırmış ve kızmış.Sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
Ortanca kardeşte:
-Bi ayağı topaL mıydı?
Adam da ewet deyince , ortanca kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
Adam iyice sinirLenmiş.Ve en büyük kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
En büyük kardeşte:
-Kuyruğu kesikmiydi?
Adam da ewet deyince en büyük kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
İyice sinirLenen adam bunun üzerine:
-Sizi kadıya şikayet edicem , demiş.
Ve hep birLikte kadıya wardıkLarında adam kadıyı derdini anLatmış.Bunu duyan kadı da en küçük kardeşe sormuş:
-Sen devenin bi gözünün kör oLduğunu söyLüyorsun ve görmediğini iddia ediyorsun , peki gözünün kör oLduğunu nasıL biLdin?
En küçük kardeş:
-Kör oLduğunu anLadım,çünkü yoLdaki otLarın bi tarafını otLamış , bi tarafını otLamamış.Eğer bi gözü kör oLmasaydı her iki tarafıda otLardı , demiş.
Kadı sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Peki sen bi ayağının topaL oLduğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Çünkü yoLdaki ayak izLerinde 3 ayağın izi wardı.Eğer bi ayağı topaL oLmasaydı 4 ayak izi oLurdu , demiş.
Kadı en büyük kardeşe dönmüş , ve:
-Peki sen kuyruğunun kesik oLduğunu nasıL anLadın?
En büyük kardeşte:
-Çünkü yoLdaki devenin tezekLeri dağıLmış , her yere sıçramış bi şekiLdeydi. Eğer kuyruğu kesik oLmasaydı yuvarLak oLurdu , demiş.
Bunu duyan kadı kardeşLerin üçünün de gerçekten çok akıLLı oLduğunu anLamış ve onLarı akşam yemeğine davet etmiş.Amacı yemeğin ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmak ve kapıdan onLarın konuşmaLarını dinLemekmiş.Akşam oLmuş ve kardeşLer sofraya oturmuş.Kadının karısı çok güzeL kuzu çevirme yapmış yemek oLarak ve ayriyetten şarapta warmış.Kadı da yemeğin tam ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmış.Ve geçmiş kapının arkasına , başLamış dinLemeye.KardeşLer araLarında konuşuyorLarmış.
En küçük:
-Kuzu çok güzeL ama keşke yaşarken köpek emzirmeseydi , demiş.
Ortanca:
-Şarap çok güzeL ama keşke öLüm kokmasaydı , demiş.
En büyük:
-Kadı çok iyi adam ama keşke kötü yoLa düşüp , or.spu oLmasaydı , demiş.
Bunu duyan kadı yarın hemen şarabı aLdığı içkiciye gidip sormuş:
-Bu şarap niye öLüm kokuyor ? demiş.
İçkici de:
-Kadı bey biLmiyor musunuz bu köydeki en iyi şarapLar mezarLıktaki üzüm ağaçLarından yapıLır , demiş.
Kadı sonra kuzuyu aLdığı kasaba gitmiş ve sormuş:
-Bu kuzu köprkmi emzirdi? demiş.
Kasapta:
-Ya kadı bey , küçük yavrucağın anası öLdü bizde o da öLmesin diye kuzuya emzirdik işte , faLan fiLan demiş.
Kadı sonra annesine gidip:
-Anne ben küçükken or.spuLuk mu yaptım? demiş.
Annesi de:
-Ya işte paramız faLan yoktu , bizde karnımızı doyurmak,hayatta kaLabiLmek için seni başkaLarına sattık , demiş.
Bütün bunLarı duyan kadı ertesi gün kardeşLeri yine yanına çağırmış.Ve hepsine teker teker sormaya başLamış.
En küçüğüne:
-Sen bu kuzunun köpek emzirdiğini nerden biLdin?
En küçük kardeşte:
-Kadı bey , eğer bu kuzu köpek emzirmiş oLmasaydı , soL memesinin yanı şiş oLmazdı.Yani köpeğn dişLeri batmazdı ve burada bir beze oLmazdı , demiş.
Sonra ortanca kardeşe:
-Peki sen bu şarabın öLüm koktuğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Kadı bey, biLmiyormusunuz bu köydeki en iyi şarap mezarLıktaki üzüm asmaLarından yapıLır , demiş.
Kadı son oLarakta en büyük kardeşe:
-uLan peki sen benim bi or.spu oLduğumu nasıL anLadın ? demiş.
En büyük kardeşte cevap wermiş:
-EĞER SİZ Bİ OR.SPU OLMASAYDINIZ GİRİŞTEKİ KAPINIZDA fenerbahçe BAYRAĞI OLMAZDI , demiş.
fıkranın devamı
1960'lı yıllarda Almanya yabancı işçi almaya başlamıştır. Temel de Almaya'ya ilk giden Türk işçilerinden biridir.Aradan üç yıl geçince yıllık izin alarak köyüne gelir ama yanında bir de sarışın hatun vardır.
Babası:
-"Hayrola uşağum bu kari neyin nesudur?"
Temel:
-"Babacuğum bu Helga'dır, evlenduk oninla!" der.
Temelin anası ile babası durumu kabullenirler ve başka oda olmadığı için Temelle Helgaya tavan arasında yatacakları bir yer ayarlarlar.
Temelle Helga gündüzleri gezer eğlenir, finduk toplarlar, gece olunca da tavan arasına çıkarlarmış.Her gece yattıktan sonra tavan arasından gürültüler ve kavga edilir gibi sesler duyan ana- baba,
-"Evlilikte boyle kavgalar olur ama zamanla geçer herhalde" derler ve üzerinde durmazlar.
Tatil günleri biter, Temelle Helga Almanya'ya uğurlanacaktır. Babası, Temeli bir kenara çeker ve ona der ki:
-Uşağum, her gece kavga gürültülerinizi duyduk ama evlilikte olur böyle şeyler, Helgayı biz de çok sevduk, el kizına acı ve ona iyi davran.
Temel:
-Baba, biz Helga ile hiç kavga etmeduk!
Babası şaşırır ve ee o gürültüler neydi o zaman?
Temel:
-"Baba biz Helga ile her gece yeni keşfettiğimiz bir stili deniyorduk." Der.
Babası.
-Nasıl bir stildur o? Diye sorar.
Temel:
-Ben çırılçıplak, sırtüstü yatağa uzanıyorum, malı da kaldırıyorum, Helga tavandaki bir kalasın üsütüne çıkıyor, sonra uzerima atlıyor, sonra da git gel, al-ver! Dunyada bundan daha zevklu bişey olamaz babacuğum. Der.
Babası:
-Merakımız boşuna imuş, cüle cüle cidin Alamanya'ya der ve o gün ikisini uğurlarlar.
Onbeş gün sonra Temel, babasından bir telgraf alır. Tabii, o zamanlar hızlı telefon, cep telefonu, fax e-mail v.b. yoktu.Telgraf şöyledir:
-"Temel, **k kırildi...stop, anan öldi ....stop, stilini s****im......stop.
fıkranın devamı
Adamın biri motosiklet almış. Satıcı adama bir kutu vazelin hediye ederek;
-"Yağmurlu havalarda bunu metallere sür, pas yapmaz" demiş.
Adam motorunu göstermek üzere kız arkadaşına gitmiş. Akşama doğru kız,
-"Gel seni bize götürüp ailem ile tanıştırayım, hem de akşam yemeği yeriz." demiş. Hemen arkasındanda bir hatırlatmada bulunmuş.
-"Yalnız dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konuşmaz. Konuşan olursa o bütün bulaşıkları yıkar..." Adam 4 kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün dağ taş her yer bulaşık...Ulan bir konuşursak yandık demiş... Yemek yerken aklına,
-"Ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez." fikri gelmiş. Kızın elini tutmuş, kimseden çıt yok. Bir de öpeyim demiş, öpmüş gene çıt yok.. Ulan ben bununla bu işi burada pişireyim demiş. Herkesin gözü önünde kızla yatmış ama gene çıt yok.. Adam iyice pişkinliğe vurup yahu bunun anası da güzelmiş deyip onunla da yatmış. Gene çıt yok. Tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış. Bizimki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış.
-"Tamam tamam koy onu yerine bulaşıkları ben yıkarım"
fıkranın devamı
Adıyaman'lının biri İzmir'de yedeksubay okulunda askerligini yapmaktadır. Hafta sonları çarşı izinlerinde kız tavlamaya çalışır fakat başaramaz.
Aynı yerde askerlik yapan İzmir'liler Adıyaman'lı ile dalga geçerek sorarlar;
-Adıyaman'lı bu hafta çarşıda ne yaptın?
-Konak meydanında denizi seyrettim.
-Yahu ne diye boklu denizi seyrettin. Kızlara takılsana...
Ertesi hafta Adıyaman'lı Karşıyaka'ya geçer ve yine kız tavlamayı başaramaz. İzmir'liler yine dalga geçerek ''Boklu denizi seyredecegine arkana dönüp apartmanlara baksaydın ya'' derler.
Bu sefer Adıyaman'lı Karşıyaka'ya geçerek apartmanları seyretmeye başlar. O da ne bir bayan el sallıyor. Hemen gider bayanın dairesinin kapısını çalar. Karşısına orta yaşlı üzerinde seksi bi gecelik bulunan bir bayan çıkar.
Biraz sohbet ve tanışma faslından sonra bayan sorar;
-Nerede askerlik yapıyorsun_
-Gaziemir'de
-Aa benim oglumda seninle birlikte askerlik yapıyor. Şimdi kız arkadaşıyla sinemaya gittiler, birazdan gelirler. Sen haftaya gel, birlikte olalım, der.
Adıyaman'lı bölüge döndügünde İzmir'liler etrafını sararak sorarlar;
-Adıyamanlı bu hafta ne halt ettin?
-Bu hafta ne halt ettigimi bende anlamadım ama haftaya kesin birinizin anasını s.kecegim!
fıkranın devamı
Bir Fransız Vampir Yarasa, bir İngiliz Vampir Yarasa ve
bizim Temel Vampir Yarasanın bir gece, canı muthiş derecede sıkılmış.
Düşünmüşler ve kan içme yarışması yapmaya karar vermişler.
Önce Fransız Vampir Yarasa havalanmış pırrrr diye...
15-20 dakika sonra geri dönmüş bizim avcı.Döndügünde ağzı ve dişleri kan içindeymiş.
Diğerleri merakla sormuşlar :
-Ne oldu ya?.. Anlatsana bizimki hiiiç, demiş pişkin pişkin.
-Hani şu ilerde bir köy var ya.
-Eeee.
-Hani orada bir eşek var ya, işte bütün kanını içtim onun!!!
-Vovvvv, demiş diğerleri, büyüksün valla,....
Biraz sonra İngiliz Vampir Yarasa havalanmış yalpalayarak yarım saat sonra geri dönmüş.
Geri döndüğünde yüzü kan içindeymiş...Diğer ikisi hemen sormuslar :
-Eee baba, anlat bakalım sen ne yaptın... Başlamış bizimki :
-Hani ilerde bi köy varya, hani orada bir eşek leşi var ya.
-Eeee.
-Hani orada büyük bir Çınar var ya,
hah...Evet evet işte orada iki inek vardı, içtim ikisinin kanını...
Diğer iki yarasa hayretler içerisinde bakakalmışlar,.
-Uff be, demişler.Senin üstüne Yarasa cıkmaz bu alemde...
Sıra bizim Temel Vamir Yarasaya gelmiş....Pırrr...1 saat 2 saat yok bizimki,
derken sabaha karşı çıkagelmiş...
Yalpalaya yalpalaya,
zarzor iniş takımlarıyla tutunmuş diğer iki vampirin yanına geldiğinde yüzü gözü,
eli ayağı kan içindeymiş...Diğer iki yarasa hemen atlamışlar : -Ne oldu? Anlatmış bizimki :
-Hani ilerde bi köy var ya, hani orada bir eşek leşi var ya.
-Eeee, demiş diğerleri merakla.
-Hani orada büyük bir Çınar varya, o Çınarın altında iki inek leşi var ya...
-Eeee...????
-Hani leşlerin yanında büyük bir kaya var ya...
-Evet???
-Görmedim....Görmedim anasını satımmmm....
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerAbdest Ananı Matematik Prens Uçurum Pantolon Deli kamyon Teşkilat Derviş Tahlil Borç Yarışma İtiraz Akıllı Genç Dişi Bizim Soğuk Sinyal Telefon Arabam Yüzbaşım Kadınlar İlan-ı deli Çatlamış Taksimetreyi Evlilik Yine selcuk-erdem-223 Mühendis Kutup Bebek Babam Küçük Asit Bakan Tuzlu Eczane! Sağır Yazıcı Ahmet Türk Kadınlık yigit-ozgur-1351 Kekeme Kaybetmişsin Kadı Kamuflaj Tampon Bakış Çişşşş Beslenme Utanılacak Kapı selcuk-erdem-308 Doping