Ayse Fıkraları

loading...

öğretmen altı çarpı altı kaç diye sormuş.kayserili ali otuz demiş hoca otur sıfır demiş arkadaşı bildiğin halde neden otuz dedin demiş kayserili:pazarlık edecektim anlamadı
fıkranın devamı

bir gün temel kayseriye gider.kayseride bir binaya bakarken kayserilinin biri yanına gelir; kaçıncı kata baktıysan o kadar para vericeksin demiş.söyle bakalım kaçıncı kata baktın;5 demiş temel,iyi 5 bin lira ver demiş kayserili temel vermiş.temel içinden demiki;bide kayserililere uyanık derler ben13. kata bakmıştım demiş.
fıkranın devamı


Kayserilinin oğlu kayseriliden para ister:

- "Baba beş milyon verir misin?"

Kayserili:

- "4 milyon mu dedin? Napcan lan 3 milyonu, 2 milyon neyine yetmiyo! Al sana 1 milyon yeter!" der.

Oğlu parayı alır ve:

- "Hehe.. baba zaten 500 bin lira lazımdı.." der.

Bunun üzerine kayserili:

- "Bak sen kerataya, demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni.." der.

fıkranın devamı


Yeni gelen erata yzb. sırayla nereli olduklarını sormaktadır.
-Ispartalıyım.
-Adanalıym.
Sıra Nuh'a gelirNuh:
-Sivaslıyım gadasını aldığım yüzbaşım der.
Yüzbaşı:
-Senin şiven Kayseriliye benziyor.Doğruyu söylesene der.
Bizim Nuh:
-Sivaslıyım gözünün yağını yediğim.
Yzb.Nuh'u kulağından tutup,
-Son kez soruyorum doğruyu söylüyormusun?Yoksa seni vuracağım der.Öbür eliyle de çıkardığı tabancasını Nuh'un kafasına dayar.Yzb.adeta deliye dönmüştür.Bunun üzerine Nuh mırıldanır bir sesle:
-Gayseriliyim yüzbaşım der.
Yzb:
-Peki şimdiye kadar niye söylmedin?Diye kükreyince bizim Nuh:
-Öğünmek gibi olacaktı da yüzbaşım...

fıkranın devamı


Gözleri kör yanlız ve yoksul bir Kayserili kırlarda başıboş dolanırken bastonuna değen sihirli lambayı alıp içinden Cin çıkarmayı başarmış. Bu isten hayli bıktığı belli olan Cin Kayseriliye şöyle bir baktıktan sonra;
- "Senin hayli isteğin vardır; şimdi sen gözlerin açılsın istersin, zenginlik dilersin, evlenmeyi arzularsın, ama uğraşamam. Sadece bir dileğini yerine getireceğim. Iyi düşün ve ne isteyeceksen iste." demiş. Kayserili biraz düşündükten sonra dileğini söylemiş;
-"Çocuğumun saatlerce altınlarımı saymasını görmek istiyorum"

fıkranın devamı


Kayserili ile Amerikalı, bir deniz seferi sırasında gemilerinin batması
sonucu ıssız bir adaya düşerler. Aradan bir süre geçer, bunlar
hayatlarını devam ettirirlerken adaya bir şişe gelir. Şişeyi alırlar.
Açarlar içinden bir cin çıkar ve
- "Ben bu şişenin ciniyim, sizin bir dileğinizi kabul etmek için geldim.
Evet dilekleriniz nedir?" demiş. İlk önce Amerikalı cevap vermiş:
- "Beni çok zengin yaparak evime götür."
Cin elini şıkatmış. Pat diye Amerikalı'nın dileği yerine getirilmiş.
Cin dileği için Kayserili'ye sorunca, Kayserili şu cevabı vermiş:
- "Sen bana o Amerikalı'nın adresini ver, başka bir şey istemem."

fıkranın devamı


Kayserili zengin, ölüm dösegindeymis. > diyerek ogullarini kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis:
- Evlatlarim, size son sözüm: Devlet calgi, siz cengi... Ayak uydurmaya bakin!

fıkranın devamı


Kayserilinin birisi istanbul'a gitmek üzere trene binmi?. Tren kalktyktan sonra yanyndaki çantadan pastyrma çykarmy?, tam yiyecekken kar?ysyndaki adam dikkatini çekmi? ve ona uzatarak:
- hem?erim yir misin demi?. Kar?ysyndaki adam:
-Sa?olasyn benim hemeroidim var. kayserili:
-Olsun... önce bunu ye sonra onu da yersin.

fıkranın devamı


Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapiliyor. Bunun icin de esekten yararlaniliyor: Esek hangi yolu izlerse, orasi genisletip araba yoluna dönüstürülüyor.... Köye gelmis olan Amerikali Baris Gönüllüsü, ne olup bittigini kavrayamadigi icin sorar:
- Ne yapiyorsunuz böyle?
- Yol yapiyoruz.
- Bu esek ne icin?
- O, yolun mühendizi. Yola uygun gecenegi o gösterir.
Baris Gönüllüsü katila katila güler:
- Ya esek bulamasaydiniz?
- Iste o zaman Amerika'dan mühendiz getirirdik

fıkranın devamı


Kayserili tras olacakti. Berber buyurub deyip döner koltugu gösterince koltugu cevirdi, sirti aynaya gelecek sekilde oturdu. Berber sasirdi:
- Beyefendi, neden ters oturdunuz?
Kayserili, telassiz:
- Sabah sabah, dedi, Gayserili yüzü görmek istemem de...




fıkranın devamı


Kayserili, trende yolculuk etmekte... Karsisinda oturan zatla tanisir. Dereden tepeden konusurlarken:
- Gel seninle birbirimize bilmece soralim, der. Önce ben sorayim; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin lirani alirim. Sonra sen bana sorarsin; bilirsem 10 bin lirani alirim, bilemezsem bin lira veririm.
- Tamam, der Sor bakalim.
- Söyle öyleyse: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Öteki yolcu düsünür, bilemez:
- Al 10 bin lirayi. Simdi ben de sana ayni soruyu soruyorum: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Kayserili, hic düsünmeden, aldigi 10 bin liranin bin lirasini geri verir:
- Al su bin lirayi. Ben de bilmiyorum.

fıkranın devamı


Kayserili zengin, ölüm dösegindeymis. Vasiyetim var diyerek ogullarini kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis:
- Evlatlarim, size son sözüm: Devlet calgi, siz cengi... Ayak uydurmaya bakin!

fıkranın devamı



Kayserili, Papa'nin cennetten yer sattigini isitince dogru Vatikan'a gitmis. Papa'ya:
- Bazi Müslümanlar cehennemlik oldugu icin, demis, cehennemin tapusuyla anahtarini simdiden almak istiyorum.
Uzun pazarliklardan sonra istedigi fermani ve anahtari elde etmis. Bunun üzerine zengin Hiristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasina girismis:
- Cehennemin tapusu ve anahtari bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarinin yari parasina...
Kayserilinin elindeki fermani gören Hiristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine iliskin belge satin almaya baslamislar...
Cennet müsterileri azalinca, Papa Kayseriliyi cagirtmis:
- Al su verdigin parayi, ver cehenemin tapusuyla anahtarini!
Kayserili:
- Ben cehennemi sattim, demis. Geri almak icin cok para gerekli.
- Ne kadar?
- Heybenin iki gözü dolusu altin.
Papa, caresizlik icinde ellerini iki yana actiktan sonra buyrugu vermis:
- Doldurun bu Kayserilinin heybesini altinla!

fıkranın devamı


Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor.
Kayseri'li musteri bagirmis..
- "Durdur su arabayi.."
Sofor panik icinde haykirmis..
- "Durduramiyorum!.."
- "O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili.

fıkranın devamı


Oğlu, Kayseriliden para istedi:
- "Baba 500 bin lira verir misin?" Kayserili :
- "400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor. Al sana 100 bin yeter." der ve çıkartıp 50 bin lira verir.
Bunun üzerine oğlu pişkin pişkin güler:

- "Baba bana zaten 50 bin lira lazımdı." Kayserili :

- "Bak kerataya, sahte para vermesem kazıklayacaktı beni.."

fıkranın devamı


Küçük Kayseriliye hocasi sormus :
- Alti kere alti?
- Otuz dokuz.
- Otur, sifir.
Arkadasi sorar :
- Bildigin halde neden otuz dokuz dedin?
- Pazarlik edecektim, anlamadi...

fıkranın devamı


Kari-koca tatil gunu evde televizyon seyretmekten sıkılmış, yatak odasina gecmeye karar vermisler.... Ama ne mumkun.....7 yasindaki oglan evde.....
Oglum, hadi biraz sokaga cik, gez, oyna! Ihhhhh. Israr faydasiz. Afacanin sokakta gozu yok.
- Oyleyse, diyor baba, annenle ben odamiza gecelim, sen de balkona. Etrafta neler olup bitiyor, yuksek sesle bize rapor et !
Oglan biraz miziklanmakla birlikte caresiz balkona geciyor. Bizimkiler de yataga.
Ve afacan canli yayina basliyor:
- Su an bizim sitenin otoparkina yabanci bir arac park etti. Simdi de Aygaz arabasi sokaga giris yapti. Yasli bir kadin markete giriyor......
Kisa bir sessizlik...Ve rapora devam:
- Yan komsumuz Ahmet Bey amcayla karisi Necla teyze yatak odasinda sevisiyorlar. Yataktakiler sok vaziyette.
Baba sesleniyor:
- Oglum, nereden cikardin simdi bunu ?
- Hicc. Kucuk kizlari Ayse balkonda dikiliyor da.

fıkranın devamı


Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira aliyordu. Bunu ögrenen Kayserili, muayeneye ilk gidisinde:
- Iste yine geldim doktor bey dedi.
Doktor soyunmasini söyledi. Muayene etti, ücretini aldi:
- Saliginiz düzeliyor. Ayni ilaclari kullanmaya devam edin!

fıkranın devamı


Kari-koca tatil gunu evde televizyon seyretmekten sıkılmış, yatak odasina gecmeye karar vermisler.... Ama ne mumkun.....7 yasindaki oglan evde.....
Oglum, hadi biraz sokaga cik, gez, oyna! Ihhhhh. Israr faydasiz. Afacanin sokakta gozu yok.
- Oyleyse, diyor baba, annenle ben odamiza gecelim, sen de balkona. Etrafta neler olup bitiyor, yuksek sesle bize rapor et !
Oglan biraz miziklanmakla birlikte caresiz balkona geciyor. Bizimkiler de yataga.
Ve afacan canli yayina basliyor:
- Su an bizim sitenin otoparkina yabanci bir arac park etti. Simdi de Aygaz arabasi sokaga giris yapti. Yasli bir kadin markete giriyor......
Kisa bir sessizlik...Ve rapora devam:
- Yan komsumuz Ahmet Bey amcayla karisi Necla teyze yatak odasinda sevisiyorlar. Yataktakiler sok vaziyette.
Baba sesleniyor:
- Oglum, nereden cikardin simdi bunu ?
- Hicc. Kucuk kizlari Ayse balkonda dikiliyor da.




fıkranın devamı


Almanya"da içlerinde bizim Temel"in de bulundugu Türkler, bir tatil günü toplandiklari yerde sohbet ederlerken konu dönüp-dolasip en çok hangi ilin muhacir (göçmen) oldugu hususuna gelir.

Bir çok kisi kendi hemserilerinin dünyada daha göçmen oldugunu vurgular.

Is ciddiye binince herkes iddiasini isbat etmek üzere söz alir. Birinci olarak konusan Artvinli, hemserilerinin Amerikanin Alaska Eyaletinde birçok safari avina katildigini söyler.

ikinci olarak söz alan Kayserili hemserilerinin Japonyada ilk pastirma satisini gerçeklestirdiklerini söyler.

Ardindan söz alan Erzurumlu Kanadanin ve Sibiryanin kayak merkezlerinde hemserilerini kayak yaptigini,ardindan konusan Diyarbakirli dünyanin büyük metropollerinde üç tekerlekli araba ile satis yapanlarin ya kendi sehirlisi ya da komsu Mardinden olduklarini söyler. Vel hasil diger iddia sahipleri de dünyanin herhangi bir degisik ucunda kendi hemserilerine rastlandigini söyleyince en son olarak Temel söz alir. Herkes Temel"e söyleyebilecek bir yer kalmadigi imasiyla müstehzi bir tavirla bakarken :

Temel :

-"Apollo"nun söförlerinden Amerikali Nail"i tanir misunuz?" diye sorar.

-"Amerikali Nail"i mi? Kimdir o?"

Temel :

-"Hani tiger iki arkatuasi ile Ay"a kiden Nail?"

-"Haaa.. suna Neil Amrstrong desene.." derler.

Temel :

-"Evet,Nail Amrsitorink."

-"Eeee...Ne olmus Amrstrong"a?"

Temel : -"iste o Ay"a ilk adumini atar atmaz pir te pakmis ki, pizum Rizelu emice çameye yardim toplayi!..."

fıkranın devamı


Askerde komutan okuma bilenlerin öne cikmasini istemisti. Ortaya firlayan bir tanesinden süphelemis. Tekrar sorunca, asker,
- Okumam yazmam yok, ama Kayseriliyim, demis



fıkranın devamı


Bölük komutani Ali okulu nu denetliyordu. Hasan'a sordu:
- Oglum, dünya kac parcadir?
- Bes parcadir komutanim.
- Say bakalim.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseriliyim, komutanim.
- Su haritada Kayseri'yi göster bakalim.
Hasan Kastamonu'yu isaret edince:
- Oglum, orasi Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayilir, komutanim.



fıkranın devamı


Kari-koca tatil gunu evde televizyon seyretmekten sıkılmış, yatak odasina gecmeye karar vermisler.... Ama ne mumkun.....7 yasindaki oglan evde.....
Oglum, hadi biraz sokaga cik, gez, oyna! Ihhhhh. Israr faydasiz. Afacanin sokakta gozu yok.
- Oyleyse, diyor baba, annenle ben odamiza gecelim, sen de balkona. Etrafta neler olup bitiyor, yuksek sesle bize rapor et !
Oglan biraz miziklanmakla birlikte caresiz balkona geciyor. Bizimkiler de yataga.
Ve afacan canli yayina basliyor:
- Su an bizim sitenin otoparkina yabanci bir arac park etti. Simdi de Aygaz arabasi sokaga giris yapti. Yasli bir kadin markete giriyor......
Kisa bir sessizlik...Ve rapora devam:
- Yan komsumuz Ahmet Bey amcayla karisi Necla teyze yatak odasinda sevisiyorlar. Yataktakiler sok vaziyette.
Baba sesleniyor:
- Oglum, nereden cikardin simdi bunu ?
- Hicc. Kucuk kizlari Ayse balkonda dikiliyor da.

fıkranın devamı


Askerde komutan okuma bilenlerin öne cikmasini istemisti. Ortaya firlayan bir tanesinden süphelemis. Tekrar sorunca, asker,
- Okumam yazmam yok, ama Kayseriliyim, demis.

fıkranın devamı


Bölük komutani Ali okulu nu denetliyordu. Hasan'a sordu:
- Oglum, dünya kac parcadir?
- Bes parcadir komutanim.
- Say bakalim.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseriliyim, komutanim.
- Su haritada Kayseri'yi göster bakalim.
Hasan Kastamonu'yu isaret edince:
- Oglum, orasi Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayilir, komutanim.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama