Bir gün hoca uyuyamamış.gece bekçisi görünce sormuş:hoca ne arıyorsun akşam akşam?hoca der ki: uykum kaçtı da onu arıyorum.
fıkranın devamı
Hocanin cani bir gün sarma çeker.Ama elinde yogurt bakraçlari anasi da aglamis ne yapim ne yapim derken aklina göl gelmis.Gelmis gölün kenarina,atmis bakraçlari kenara çikarmis sarmis sigarasini hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdügünü duymus. Eyvah simdi yandik derken aniden atmis sarmayi bakracin içine sonrada bakraci tutmus göle dökmeye baslamis.O esnada bekçide yaninda bitivermis.Bakmis bakmis anlamamis sonra hocaya sormus ne yapiyorsun diye.Hocada görmüyor musun yogurt mayaliyorum demis. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mi demis.Hocada ya tutarsa diye cevap vermis.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmis.Hoca hem keyfine hem yogurda yanarken bekçinin arkasindan bakip simdi bu bekçi herkese anlatir demis.
fıkranın devamı
Bir gece Nasreddin Hoca'nın canı çok sıkılır.Oda biraz dolaşmak için dışarı çıkar.Ama o zamanlar geceleri dolaşmak yasakmış. Bekçi Nasreddin Hoca'yı görünce yanına gider. -Hey,Hoca Efendi.Geceleri dolaşmanın yasak olduğunu bilmiyor musun? Söyle bakalım burada ne arıyorsun? diye sorar.Nasreddin Hoca hemen bir cevap bulur. -Şeyy. Uykum kaçtıda onu arıyorum!
fıkranın devamı
Adamın biri bir yaz günü köy yolundan giderken çok susamış.Önünden geçtiği bostanda koca koca karpuzları görmüş. Bir karpuz k...
fıkranın devamı
Bir gün hoca çıkmış gece gece dışarı yerleri yokluyormuş.Bekçi gelmiş ne yapıyorsun Hoca demiş.Hoca uykum kaçtı onu arıyorum!!!!!!!!!
fıkranın devamı
Kilisenin altın şamdanları çalınmış, Papaz efendi ve kilise ileri gelenleri aramış taramışlar yok.
Papaz kilisenin bekçisinden şüphelenmektedir
derki şimdi ben bunu sen çaldın diyemem en iyisi günah çıkarma odasına alayım (orada yalan söylenmez !! ) bekçiyi odaya alır sorar
-" şamdanlar neredee " bekçi cevap verir
ses gelmiyooo ,
papaz:
- oglum şamdanlar nerede.
bekçi :
-ses gelmiyooo
böyle devam eder. Papaz kızar nasıl ses gelmiyoo sen buraya geç bakıyım der yer değiştiriller. Şimdi bekçi sorar :
-bekçinin kızlarını kim *ikiyooo.
papaz:
- ses gelmiyooo der
bekçi:
- bekçinin kızlaarınıı kim *ikiyo
papaz:
- duyulmuyoooo
bekçi odanan çıkar:
- dedik sana değilmi ses gelmiyo.
fıkranın devamı
Kadının biri kocasını aldatmaya karar verir ve köyün imamına bunun cezasının cehennemde ne kadar olucağını sormaya gider..
-İmam efendi anlatmaya başlar işte kızım köyün muhtarıyla kocanı aldatırsan altı ay öğretmeniyle yaparsan bir yıl bekçi ile yaparsan iki yıl...
-Kadın dayanamayıp sorar peki imam efendi ya köyün imamıyla aldatırsam cezası nekadardır?
-İmam gevrek gevrek gülerek seni gidi kafir seni der cennette gözün var demi...
fıkranın devamı
Temel ilk kez gittiği bir kentte bir meyhanede içmiş,sarhoş olmuş.
Çıkıp dolaşırken çişi gelmiş. Arka sokakta işerken, hişt hişt diye bir ses duymuş. Bakmış bir kadın üst katta bir pencereden onu çağırıyor. Çıkmış, kadın onunla sevişmiş. Temel memnun gidip bir otelde akşama kadar uyumuş.
Gece kadını bulmaya karar vermiş. Meyhanenin çevresindeki sokaklarda dolaşmış durmuş ama evi çıkaramamış. Her sokak başında şeyini çıkarıp beklemeye başlamış. Onu gören bekçi,
- Hop hop hemşerim,napıyorsun.
- Adres arayrum daa.
fıkranın devamı
Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir dostor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.
Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muyene etmeye başlamış. Elini bekçinin kırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;
BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni birkere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.
Pencereler yukarıya doğru açılıp altan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;
İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede ezan okudum" demiş.
fıkranın devamı
Genç güzel ve zengin bir hanım arabasıyla şehirdışı bir seyahate gider. Bir müddet yol aldıktan sonra aksilik bu ya araba bozulur. Kadın çareyi inip en yakın yerleşim birimine kadar yürümekte bulur. Hava kararmış kadın sapa bir yolda bulmuştur kendini. Bir anda ne olduğunu anlamadan iki kişi kollarından yakalayıp kuytuya çekerler kadını ve bir güzel tecavüz ederler.
Olaydan haftalar sonra kadın psikoloğlar yardımıyla kendini zorda olsa toparlar. Bu arada zanlılar yakalanmış ve mahkeme günü gelmiştir.
Hakim;
- ''Buyrun hanımefendi, bize olay gününü anlatın''....der
Kadın;
- ''O gece bu iki beyefendi beni kollarımdan tutup tenhaya götürdüler. Üzerimde ne varsa parçaladılar. Bu iki beyefendi penislerini benim rızam olmadan vajinama soktular gereğin yapılsını istiyorum hakim bey''.. der.
Hakim olayın tek görgü tanığı olan bekçi Mahmut'u çağırır;
- ''Anlat bakalım neler gördün, yalnız hanımefendi gibi kibar ve tutarlı davran''... der.
Mahmut:
- ''Valla hekim bey... Aha bu karı... pardon hanfendinin anlattıkları aynan doğridir. Ha bu bizim ahmet'le haydar olacak şerefs.. pardon beyefendiler bu bayanin üzerini bir gözel soymuşlardır. Aha bu haydar olacak gavat...pardon beyefendi tarra.. pardon penisini bu bayanın viji...vojun..vigi''...
- ''yav hanfendi sizin a*cuğun adı neydi?''...
fıkranın devamı
Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.
Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muayene etmeye başlamış. Elini bekçinin sırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;
BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.
Pencereler yukarıya doğru açılıp alttan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;
İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede nara attım" demiş.
fıkranın devamı
Hocanın canı bir gün sarma çeker.Ama elinde yoğurt bakraçları anası da ağlamış ne yapim ne yapim derken aklına göl gelmiş.Gelmiş gölün kenarına,atmış bakraçları kenara çıkarmış sarmış sigarasını hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdüğünü duymuş. Eyvah şimdi yandık derken aniden atmış sarmayı bakracın içine sonrada bakracı tutmuş göle dökmeye başlamış.O esnada bekçide yanında bitivermiş.Bakmış bakmış anlamamış sonra hocaya sormuş ne yapıyorsun diye.Hocada görmüyor musun yoğurt mayalıyorum demiş. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mı demiş.Hocada ya tutarsa diye cevap vermiş.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmiş.Hoca hem keyfine hem yoğurda yanarken bekçinin arkasından bakıp şimdi bu salak herkese anlatır demiş.
fıkranın devamı
Hocanın canı bir gün sarma çeker.Ama elinde yoğurt bakraçları anası da ağlamış ne yapim ne yapim derken aklına göl gelmiş.Gelmiş gölün kenarına,atmış bakraçları kenara çıkarmış sarmış sigarasını hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdüğünü duymuş. Eyvah şimdi yandık derken aniden atmış sarmayı bakracın içine sonrada bakracı tutmuş göle dökmeye başlamış.O esnada bekçide yanında bitivermiş.Bakmış bakmış anlamamış sonra hocaya sormuş ne yapıyorsun diye.Hocada görmüyor musun yoğurt mayalıyorum demiş. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mı demiş.Hocada ya tutarsa diye cevap vermiş.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmiş.Hoca hem keyfine hem yoğurda yanarken bekçinin arkasından bakıp şimdi bu salak herkese anlatır demiş.
fıkranın devamı
emel le dursun gece bekçileriymiş.Tam konservatoryumun onunden gecerlerken orada bir adamin olu yerde yattigini gormusler. Temel telsizi acmis tam polise bildirecekken dursuna demis: Ula konservatoryum nasil hecelenir? o da demis bilmiyorum..
Temel de
-O zaman bu oluyu eczanenein onune cekelim...
fıkranın devamı
Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar.Bekçi,onların ayak seslerini işitmişti.Sordu:
- Kim o?
ıçlerinden biri kedi gibi miyavladı.
Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.Bekçi geri dönüp yine seslendi:
- Kim var orada?
ıkinci deli cevap verdi:
- Bir kedi daha.
fıkranın devamı
Akıl hastanesinden kacan iki deli bekçiyi görünce agaçların arkasına saklanır bekçi: kimvar orda? diye sorar. delinin biri kedi sesi çıkararak miyav der.basarılı miyavlama sonrasında delinin biri bidona basıp ses çıkarır bekçi arkasını döner kim var orda? diye sorar öteki deli: bir kedi daha der yazan: kübra nur ekinci.
fıkranın devamı
Bir gun hoca geceleyin sokakta dolaşıyormus bekci sormus ne arıyosun diye nasrettin hoca demiski uykum kactı onu arıyorum demiş.
fıkranın devamı
İşinize yaramasa bile astlarınızdan hazırlaması zor raporlar isteyin.
*Size sunulan rapor ne kadar özenle hazırlanmış olursa olsun eksik tespit edin ve
beğenmediğiniz kısımlarına çizik atın.
*Asla astlarınıza özel hayatınızdan bahsetmeyin,Onların yanında sürekli işten bahsedin.
*Günaydın,iyi akşamlar derken bile ses tonunuz donuk olmalı.
*Astlarınızın yaptığı işleri beğenmeme yönünde tavır alın.
*Kendi yapabileceğiniz fakat astlarınıza da yaptırabileceğiniz Ufak tefek işleri mutlaka
astlarınıza yaptırın.(Yaptığı işi yine beğenmeyin.)
* Size espiri yapıp da havayı yumuşatmak isteyenlere tebessüm etmeyin.
*Onları yanınıza çağırıp acil iş vereceğiniz vaktin mesai bitimine 5 dk.kala veya öğle
arası olmasına dikkat edin.
* Onlara zor görevler verin ve gerçekleşmesi için kısa vakit tanıyın.
*Bir işi bitirmeden başka bir iş daha vermeye çalışın.
*Şikayetlenirlerse yaptığı işin basit birşey olduğunu ima edin.
*Toplantılarınızda bitirilmiş işlerden değil bitirilmemiş işlerden bahsedin.
*Pazartesi günü öğleden önce toplantı yapın,Bitiremedikleri işler için neden
cumartesi pazar bitirmediniz diye sorarak ücretsiz fazla mesaiye alıştırın.
*Fırça atacak bir bahane bulduğunuzda fırsatı sakın kaçırmayın.
*işiniz icabı firmada olmayacağınız günlerde,gitmeden onlara zor görevler verin
ve geldiğimde tatamlanmış olsun deyin.Gittiğinize sevinemesinler.
*Firma dışında olduğunuz zamanlarda telefonla hesap sorun.
*Onlara verdiğiniz işin daha pratik çözüm yollarını bilseniz bile onlara
söylemeyin.Kendileri uğraşıp,bulabiliyorlarsa bulsunlar.
*Doldurmasını istediğiniz tablo türünden boş raporları kağıt olarak verin,elektronik ortamda
geri isteyin.Uğraşıp aynı tabloyu bir daha çizsinler.
*Astlarınız "müsaitseniz felan iş konusunda görüşecektim"gibi birşey sorduğunda müsait
olsanız bile meşgulmüş gibi onu biraz bekletin.
*Hediye vermek isterlerse kabul etmeyin.
*Sizden izin isterlerse sebebini sorun ve izin verseniz bile zorluklar çıkartın ki bir
daha izin isterken iyice bir düşünsün.
*İzin isteme sebebine göre mümkünse izin kağıdına yazdığı tarihten başka bir tarihe
izin verin ki belki başka bir firma ile randevulaşıp iş görüşmesine gidiyordur.
*İzin isteme sebebi belgelenebilecek birşeyse(para çekme,doktora reçete yazdırma gibi)
izin dönüşü o belgenin fotokopisi isteyin.
*Satışlar iyi gitse bile sürekli kötüymüş gibi bir hava verin.
*Zam verme konusunda yetkiniz varsa zam isteyenlere vasıflarındaki eksikliklerden(ileri düzey
ing.sertifikası vs.) bahsedin.Önce o vasfı kazanması gerektiğini söyleyin.
* Astlarınızdan birine verdiğiniz bir işi bazen ötekine de verin ki,aynı işi ayrı ayrı
yaptıklarını anladıklarında sizin onlara pek güvenmediğinizi anlasınlar.
* Astınızı oturuyor gördüğünüzde "felan iş ne oldu bak ta gel gibi"bir soruyla onu
yerinden kaldırın.
*İki astınızı iş dışında konuşuyor olduğunu hissettiğinizde yanınıza çağırıp"felan acil
iş sonuçlandı mı?"gibi sorularla onu rahatsız edin.
*Boş kadro oluştuğu zaman yeni eleman hemen almayın.Diğer personel işleri yürütüyorsa
gözlemleyin ve sessiz kalın.İşler yürüyorken niye bir kişi alıp maaş veresiniz ki.
Bırakın boş kadroya rağmen işleri yürüten diğer personel belki kendilerinin makamı
arttırılır diye idealist çalışsınlar.Ümitvar olmaları,çalışmaları için güzel
birşeydir.
*Eğer boş kadroya eleman alma zorunlu hale geldiyse yine de aceleci olmayın.Biriken
işleri yeni eleman iş bulmanın sevinci içinde yapar nasıl olsa.
*Eğer boş kadro müdür veya şef pozisyonunda ise yeni aldığınız kişiyi "sorumlu"sıfatıyla
işe alın ama müdür veya şefin tüm sorumluluklarının hesabını ona sorun.Böylece aynı
görevi yapan kişiye hem daha az maaş verirsiniz.Hem de haddini ona bildirmiş olursunuz.
*Eğer sorumlu sıfatındaki kişi kendisinin neden sorumlu diye geçtiğini sorarsa daha
yeni işe girdiğini hemen aceleci davranmaması gerektiğini zamanı gelince yapılacağını
söyleyin.O zaman belki hiç gelmeyecektir ama bırakın ümitvar olsun.
* Zam dönemi geldiğinde işi ağırdan alın.2 veya üç ay sallayın.Soranlara konunun henüz
görüşülmediğini,geçmiş ayların farklarını sonradan alabileceklerini ima edin.Ama geçmiş
ayların farklarını vermeyin.
*Firmanızın araç park bölgesi varsa astlarınızın arabalarını oraya park etmelerini
yasaklayın.Bunu direk siz söylemeyin.Güvenlik görevlisine talimat verin.
*Firma içerisinde yapılmaması gereken davranışları yazılı olarak tebliğ edin ve imza
alın.
*Astlarınızla telefon görüşmelerinde telefonu siz kapatmadığınız sürece onların kapatmaması
gerektiğini prensip edinin.Belki o söyleyeceklerinizi bitirdiniz sandı ama sizin aklınıza
başka bir konu geldi.Ya da başka bir talimat daha vermesin diye kasıtlı yaptı.
Eğer sizden önce kapatırlarsa tekrar arayıp neden önce kapattığının hesabını sorun.
*Bir astınıza bir talimat vereceğiniz zaman telefonla görüşüyorsa telefonu"sonra tekrar
ararım"deyip kapatmasını,sizi bekletmemesini sağlayın.
*Mesai bitiş saati bile olsa ayrılmadan size haber vermeleri gerektiğini prensip edinin.
Haber verdiğinde ise felan iş ne oldu gibi rahatsız edici sorular sorun.
*Haftasonu tatilinde siz firmada iseniz,astınızın evini veya cebini arayacak bir bahane
bulunuz.Direk siz görüşmeyin başkasına aratın ve hemen firmaya gelmesi gerektiğini
kendisine bildirin.Ya gelecektir ya gelemeyecektir yada kasten gelmeyecektir.Ama her
halukarda keyfi kaçacaktır.
*Astınız senelik izinde iken siz çalışıyorsanız onu rahatsız etmenin vakti gelmiş
demektir.Onu arayarak falan dosyayı nereye kaldırdın veya nereye kaydettin gibi
sorularla hedefi vurunuz.
*Arada bir "ekibimden memnun değilim"gibi sözlerle egolarının damarına basınız.
*Elemana ihtiyacınız olmadığı zaman gazeteye "eleman alınacaktır" ilanı veriniz ama
ilanda firma adı olmasın.Müracaatlar felan nolu posta kutusuna yapılacaktır diye
yazdırın.Sizin elemanlardan müracaat edenleri tespit edip,yanınıza çağırın ve
başvurusunu kendisine iade edin.
*Telefonlara 1 dk dış hat sınırı koyun.Vakti aşınca otomatik kesilsin.
*Firmanızın muhtelif yerlerine kamera döşetin.Uygunsuz davranışları ekrandan
tespit ettiğinizde telefonla anında arayıp uyarın ki gözlemlendiklerini
anlasınlar.
*Sizden önce firma personele ikramiye veriyor idiyse önce ikramiyeleri maaşlara
eşit dağıtın.Sonra maaşlar yüksek diyerek zam döneminde zam yapmayın.
*Firmanızda bilgisayar ağının server'ından kim hangi sitelere girdiğini
kontrol ettirin.Uygunsuz sitelere girenlere uyarı yazın.
*Faks cihazından kim nerelere ne çekmiş raporu alın.
*Santralden hangi iç hat nereleri ne kadar aramış raporu alın.
*Her ofise bir yazıcı değil her kata bir yazıcı tahsis edin.
*Bant,makas,kağıt gibi malzeme alım talep fişlerindeki öğeleri çizin
veya miktarı azaltın.Sonra imza atın.
*Fazla mesai yapan büro personeline ücret zaten vermiyorsunuz ama devamsızlık
veya mazeret izinlerinin ücretini maaşından kesin.
*Avans zaten vermiyorsunuz ama zaruri isteyenler olduğunda dilekçe ile başvuru
isteyin.
*Tarafınıza yazılan dilekçelerde imla hataları bulun ve iade edip tekrar
yazdırın.
*İşyerinde kahvaltıyı yasaklayın.
*Mesai başlama saatinde ortalıkta dolanın ve bakışlarınızla vaktinde işe başlayıp
başlamadıklarını kontrol edin.
*Aynı şeyi mesai bitimine yakın herkesin gevşediği zamanlarda da yapın.
*Yemek saatinde yemekhaneye biraz erken girin.Erken yemek almak isteyen uyanıklar
karşılarında sizin ekşi suratınızı görsünler.
*Kendinize sekreter mutlaka alın ama ayrıyeten firmaya santralci almayın.Bekçi
boş boş oturuyor nasıl olsa o bağlasın telefonları.
*Bekçi demişken aklıma geldi.Arabanızı bekçiye yıkatın,sildirin.Nasıl olsa canı hep
sıkılıyor.Ne diye yıkama servisine para veresiniz.
*Firmaya giriş ve çıkışlarınızda bekçiye asker selamı verdirerek egonuzu okşayın.
*Sigorta primlerini eksik gösterin,hatta bazı dönemler hiç yatırmayın.
*Hesapta para olsa bile maaşları gününde yatırmayın.Bırakın biraz repoda değer
kazansınlar.
*Vergi iadesi,nema gibi paraları personele geç ödetin.Bırakın onlar da değer kazansın.
*Herşey yolunda giderken bile ortamı gerecek bir konu veya bir kurban bulun.
*Mesai bitiminde servislerin tamamı birden talimat almadan kalkmasın.Servisleri
vaktinde kaldırmamak için servise binmesi gereken birilerini oyalayın ve servislere
birazdan geliyor deyin.Servis araçlarını bir süre beklettikten sonra oyaladığınız
kişi gelemeyecek diye servisleri gönderin.Hem servisler geç kalksın hem oyalayıp iş
verdiğiniz personel servise binemesin.
*İş başvurusu görüşmelerinde işe almaya karar verdiğiniz personele o an için çok
iyi davranın.İşe girince de feleği şaşsın.
*İşe almamaya karar verdiğiniz görüşmeciye ise kök söktürün.Ama biraz ümit verin.
Sonradan ise başvurunuz kabul edilmemiştir diye bir bildirim yapmayın.Ümit içinde
bekleyip dursun.Eğer o kişi sizi ararsa görüşmeyin.Değerlendiriliyor deyin.
*Astlarınıza önemli tecrübelerinizi anlatmayın ki size alternatif olmasınlar.
*İşe alacağınız astınızın özgeçmişi kabarık ise işe almayın ki o da size
alternatif olmasın.
*Çözebileceğiniz sorunlar çoksa ve tecrübelerinizle kısa sürede çözebilecek olsanız
bile bunu zamana yayarak yavaş yavaş çözün.Çünkü varlık sebebiniz sorunlardır.
Onları çabuk çözerseniz artık size ihtiyaç yokmuş fikri oluşabilir.
*Sorunlar biterse kendiniz sorun yaratın ve onu çözün.
fıkranın devamı
Temel Kuzey Kutbuna gider. Buzda balik avlamak çok popüler oldugunu duyar, hemen kendine bir olta alir ve buldugu ilk genis buzlu alanda ise girisir.
Tam buzu kirmaya çalisirken gümbür gümbür bir ses duyar:
"Orada balik bulamazsin!".
Ne oldugunu anlamayarak etrafina bakinir ama sesin nereden geldigini çözemez. Biraz ileriye gidip tekrar buzu kirmaya çalisirken ayni ses yine duyulur:
"Sana söyledim geri zekali, orada balik bulamazsin!!".
Temel korku içinde basini yukari kaldirir ve dehset içinde sorar:
"Tanrim? Sen misin?".
Ayni ses cevap verir:
"Hayir, ben buz hokey sahasinin bekçisiyim"
Temel'e Mercedes Lazım
Bizim Temel ile Cemal bir gun luks bir otelin lobisinde harika bir hatun gorurler.Temel der ki, 'Ula Cemal, gidip bi bakayim, bu kadindan is cikar mi?'
Temel yaklasir kadina, sorar :
- 'Benimle bi yemek yemek ister misiniz ?'
- 'Bahse girerim su kapidaki Mercedes sizin degil'
- 'Degildir'
- 'Soyle iyi durumda bir banka hesabiniz da yoktur sanirim'
- 'Yoktur'
- 'Karadeniz kiyilarinda soyle iki katli bir ciftlik eviniz de yoktur heralde'
- 'Yoktur'
- 'Hadi o zaman cek arabani!'
Temel boynu bukuk doner Cemal'in yanina :
- 'Ula Cemal, benim Limuzini sana versem Mersedesini bana verirsin?'
- 'Veririm Temel'im'
- 'Bi telefon etsem kendi bankamda bana hesap acarlar mi ?'
- 'Acarlar Temel'im'
- 'Tamam o da kolay da, heralde bizim peder ucuncu kati yikmama izin vermez'
fıkranın devamı
Temel le dursun gece bekçileriymis.Tam konservatoryumun onunden gecerlerken orada bir adamin olu yerde yattigini gormusler. Temel telsizi acmis tam polise bildirecekken dursuna demis: Ula konservatoryum nasil hecelenir? o da demis bilmiyorum..
Temel de o zaman bu oluyu eczanenein onune cekelim...
fıkranın devamı
İki deli, akılhastahanesinden kaçmaya karar vermişler. Gece vakti hızlı bir şekilde duvardan ...
fıkranın devamı
Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler k...
fıkranın devamı
- Beyefendi, etrafta bekçi ya da polis var mı? - Hayır, evladım. - Öyleyse cüzdanını...
fıkranın devamı
Gece yarisi parkin karanlik ve tenha yerlerinden birinde sevisen bir çift asiri derece ileri gittik...
fıkranın devamı
üç genç kız göl kıyısında arabadan indiler. çevrede kimsecikler yoktu. soyunmaya başladı...
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketleryigit-ozgur-1057 Tavır Armut Şair Tarlada Sünnetçi İmam hindi Namaz Kilotsuz Kırışıklık Yazıcı Burada İş Hayat Tercih Çocuk Tetanoz Devekuşu selcuk-erdem-294 Siirtli Yıldızlar ADAMA İçinde Asil Sarışınlara Maaş Hristiyan Sağanak Sör Kapı Çin Neden Yıl Fark Alkol Şarap Gözünüz Rüya Çimento Kutup Gizli Akıl Isıtıcı Ciklet Ormanlar Pomak yigit-ozgur-1345 Daire Kaç Ağırlık Müebbet Farketmez Yenisini İki Başkası Çocukların