Muzip bir dostu, bir gün Hoca’ya :- “Şu avucumun içindekini bil, sana bir kayganalık vereyim” demiş.- ̶...
fıkranın devamı
8-9 yaşlarında bir çocuk var, bu çocuğun en sevdiği şey yatak
odasındaki dolaba girip oyuncak beyaz ayısı ile oynamak.
Yalnız bu duruma annesi çok kızıyormuş çünkü kocası yokken sevgilisini eve getiriyormuş.
Yine bir gün annesi sevgilisi ile dışarıda iş üzerindeyken çocuk
dolapta beyaz ayısı ile oynuyormuş... Bu sırada kadının kocası gelmiş kapı çalınmış, kadın panik ile adamı dolaba sokmuş..
Bu sefer kocasıyla dışarda sevişmeye başlamışlar.
Bu sırada içerde çocuk ve adam karşı karşıya oturuyorlar.. bi süre sonra;
- Amca
- Efendim
- Benim bi beyaz ayım var..
- Eee
- Sen onu alıcaksın
- Cocuğum ben koca adamım ne yapayım ayıyı
- Yok yok alıcaksın..
- Almicam ulan
- Alıcaksın, yoksa çıkar babama söylerim
- Peki peki sus... ne kadar
- 50''
- Hadi lan.. ben 50 dolar vermem ona
- Peki bende çıkar babama söylerim...
- Peki peki... al şunu..
aradan bi süre geçmiş;
- Amca
- Ne var
- Ayımı geri ver''..
- Hadi lan ben ona 50 dolar saydım..
- Vericeksin, yoksa çıkar babama söylerim..
- Peki lan velet al şunu sus..
biraz sonra;
- Amca
- Ne var
- Benim beyaz ayı varya...
- Eee
- Sen onu geri alıcaksın 100 dolara
- Hmmppf''
Bu böyle sabaha kadar devam etmiş.. çocuk adamın cebindeki tüm parayı almış. Ertesi gün gitmiş... Paralarla kendisine bir bisiklet almış..
Eve dönmüş annesi bisikleti görmüş;
- Bunu nerden buldun? demiş.
O da;
- yerde para buldum onunla aldım. demiş..
Annesi;
- Olmaz çocuğum sen günah işlemişsin, git bisikleti geri ver,
parayı geri al''.. Sonra o parayı kiliseye bağışla.. Gitmişkende
parayı nasıl bulduğunu anlat ve günah çıkar demiş...
Çocuk istemeye istemeye gitmiş, bisikleti geri vermiş, parayı almış..
Sonra parayı kiliseye bağışlamış ve günah çıkarma odasına girmiş...
Rahip kabinin diğer tarafından seslenmiş;
- Buyur çocuğum
- Rahip amca benim bi beyaz ayım var
Rahipten gelen cevap;
- S..tirrrrr gitt laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan..!!
fıkranın devamı
Afrika'nın, tamamen siyahi insanların bulunduğu bir bölgesinde beyaz bir papaz görev yapmaktadır. Bir gün papaza bir yerli gelir ve;
- ''Efendim benim beyaz bir çocuğum oldu fakat buraya en yakın beyaz sizden başka enaz bin km uzaklıkta buna bir açıklık getirirmisiniz?''. diye sorar.
Papaz bir an şaşırır eli ayağına dolaşır. Ne diyeceğini bilemez. Tam o sırada dışarıdaki keçiler gözüne takılır ve yerli adama dönerek;
- ''Bak evladım şu dışarıdaki keçileri görüyor musun?''.
- ''Evet!''.
- ''Keçilerin hepsi beyaz fakat içlerinden birisi siyah. Çünkü tanrı gücünü göstermek için bu tür olaylara başvurur''...
Derken yerli söze karışır;
- ''Tamam, tamam ben bu beyaz çocuğu unuttum ama sende o siyah keçiyi unutacaksın''...
fıkranın devamı
Gemi, okyanusun ortasında batırılır. Sadece bir beyaz adam ve bir zenci kurtulurlar. Birlikte bir tahta parçasına tutunarak yüzerler yüzerler ve sonunda ıssız bir adaya ulaşarak canlarını kurtarırlar. Kazanın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen, hiç kimse onları bulamaz. Bunlar bir akşam konuşurlarken, konu seksten açılır.
Derler'ki;
- ''Yav yıllardır beraberiz bu gidişle daha uzun yıllar da beraber kalacağız. İstersen gel birbirimizi götürelim de rahatlayalım. İkisi de olumlu karşılarlar. İlk önce zenci domalır. Beyazın elindeki
kutuyu görünce sorar;
- ''Hocam o elindeki kutu ne yav''.
Beyaz cevap verir;
- ''Vazelin vazelin. Hani bunca yıldır beraberiz, seni incitmek istemem''.
Neyse beyaz işini bitirir ve domalır. Zenci arkasına geçer. Beyaz zencinin elindeki kutuyu görüp sorar;
- ''Sendeki o kutu ne yav''.
Zenci cevap verir;
- ''VİCKS, VİCKS. Ciğerlerin ferahlar''.
fıkranın devamı
Beyaz ve yakışıklı bir doktor siyah ırk yamyamların kabilesine tayin edilir. Fakat bir yıl içerisinde kabilede hamile kadınlar beyaz çocuk doğurmaya başlar. Kabilenin erkekleri bu durumdan çok rahatsız olurlar. Kabilenin reisine:
-Git şu doktorla konuş, yoksa çok kötü olacak, derler..
Kabile reisi doktora:
-Yahu doktor; bizim kadınlarımız siyah, doğan çocuklar ise beyaz. Burada beyaz olan sadece sen varsın. Kabilenin erkekleri bu durumdan hoşnut değiller...
Doktor da cevap olarak:
-Şef,ben masumum. Hem senin dediğinle bir ilgisi yok bu işin. Olayın genetik boyutları var. Bak karşıdaki beyaz ata. Ama tayı siyah.
Kabile reisi telaşla:
-Tamam doktor. Sen tayı unut, ben de çocukları.
fıkranın devamı
2 adam Akmerkez de karilarini kaybetmis hararetle ariyorlarmis. Ortada kosusturup dururken birbirlerine çarpmislar. Ne oluyor birader demeye kalmamis, birisi:
-"Kardes kusura bakma karimi kaybettim de onu ariyorum" demis. Digeri
-"Sende kusura bakma ama bende karimi ariyorum" demis.
Adamlardan birinin aklina bir fikir gelmis ve
demis ki:
-"Arkadasim madem ikimizde karilarimizi ariyoruz, karilarimizin tipini birbirimize tarif edelim ve ayri ayri yerlerde aramaya baslayalim. Eger rastlarsak saat 4'te Mac Donalds 'in önüne gitmesini söyleriz demis. " Digeri tamam demis ve baslamis karisini tarif etmeye:
-"Benim karim sarisin, mavi gözlü, 25 yasinda, 1,75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabi ve kirmizi mini etekli tek parça elbise giyiyor" demis. Ve diger adama
-"Senin karin nasil biri?"diye sormus.
Diger adam : -"S*ktir et benimkini seninkini ariyalim...
fıkranın devamı
Karı koca tek odalı fakirhanelerinde oturup akşam yemeklerini yiyor ve yemekten sonra yapacakları ilişkiyi konuşuyorlardı.
Yemeğin tam ortasında nur yüzlü beyaz sakallı bir dede ailenin kapısını çalıp
- dışarda çok yağmur var ve benim kalacak yerim yok tanrı misafiri kabul edermisiniz der.Karı koca çaresiz dedeyi görüp kabul ederler ve dedeyi masaya yemek yemeye davet ederler.
- Yemekten sonra kadın kocasına yanaşıp
-bey ben bugün çok kötüyüp gece ne yapıp edip beraber olalam.
adam:Tamam hanım ama nasıl.
Kadın:Ben gece olunca bey ben çok üşüdüm sobaya bir odun at derim sende yanıma gelirsin beraber oluruz.
Uyku vakti gelir ve aile tek odalı evlerinde yaşlı dedeyle beraber bir odada yatmak durumunda kalırlar.
Derken gece olur ve ilerleyen saatlerde kadın
-Bey bey ben çok üşüdüm sobaya bir odun at'' der. Adam gelir beraber olurlar .
15 dakika sonra kadın tekrar '' bey bey ben çok üşüdüm sobaya bir odun atta ısınalım '' der.
Adam gelir tekrar beraber olurlar ve adam işini bitirip lavaboya gider ve tekrar yatağına döner.
Sabah olur sofra kurulur kahvaltı yapılır ve beyaz sakallı dede yola koyulmak için toparlanır.
Karı koca ise aralarında konuşurlar
-Bey iyiki gece 3 defa yapmışız.
Adam:-Hanım yanlışın var ben iki kere yaptım.
Kadın:-Bey ben ne yaptığımı bilmezmiyim 3 defa diyorsam üçtür.
Adamın kafasında soru işaretleri belirirken beyaz sakallı nur yüzlü amca lafa girer ve
'' evlat sen bi ara lavaboya kalktındı soba sönmesin diye bir odunda ben atıverdim''
fıkranın devamı
Yakışıklı bir adam hergün rahibelerinde bindiği bir otobüsle işe gidiyormuş. Rahibelerden birini nasıl ederimde kandırırım diye her gün kur yapıyormuş.
Otobüs şöförü durumu çakmış;
- ''genç sana bir iyilik yapayım bu rahibelerden birini sana ayarlayabilirim istersen'' demiş.
Genç adam çok sevinmiş, otobüs şöförü demişki;
- ''bu gece kilisenin yanındaki haç heykelinin önüne gel beyaz çarşaf içinde rahibe seni bekliyor olacak ama sadece arkadan verebilir o seni isa sanacak'' demiş.
Genç gece yarısı denilen yere gelmiş gerçekten haçın önünde biri duruyor hemen;
- ''arkana bakma ve öne eğil'' demiş.
genç iştahla işini bitirmiş ve hızla oradan kaçarken;
- ''ben isa değilim'' diye bağırmış.
çarşafın içinden bir ses;
- ''ben'de rahibe değilim otobüs şöförüyüm''...
fıkranın devamı
Nam-ı kemal sibilyada arkadaşının yanına gider arkadaşısının adı mahmuttur.Mahmut namıkka güzel bir ziyafet çektirmiş ve sabah olmuş namık mahmudun yanına giderek mahmut burada beyaz bayan varmı diye sormuş mahmut var demiş namık tekrar sorar peki siyah bayan varmı mahmut şaşkınlıkla cevap verir var demiş namık tekrar sorar peki burada siyah,beyaz bayan varmı mahmut şaşkınlık demiş oğlum dünyanın hiç bir yerinde yok ki namık derki desene sabaha kadar penguen *ikmişim
fıkranın devamı
Bir Arnavut büyük bir taransatlantikte işe başlamış.
Gemide garsonluk yapıyormuş ve hergün kaptan köşküne yemekleri bizim Arnavut götürüyormuş.
Git gel kaptanla ahbap olmuşlar.
Bir gün Arnavut yine kaptana yemeğini götürdüğü esnada bir bakmış; kaptanın suratı bembeyaz...
Sormuş tabi:
_Ne oldu bre kaptan.
Kaptan cevap vermiş:
_Şuanda Japon karasularındayız ve Japonya bizim ülkeye savaş açmış. Biraz evvel bir nota çektiler. Gemimize yaklaşan bir Japon denizaltısı var ve bizi torpille batıracaklar.
arn_ üzülme bre kaptan demiş.
kpt_ nasıl üzülmem o kadar yolcu ve gemim ne olacak ha? demiş.
arn_ Sen şimdi bütün yolcuları büyük salona topla sıkı bir numaram var demiş.
kpt_ nasıl yani demiş.
arn_ Ben yolcular için küçük bir gösteri yaparım ve tam torpil bize çarparken sen bana işaret et, en sıkı numaramı yaparım kimse ne olduğunu anlamaz herkez neşe içinde ölür demiş.
kpt_ Aklıma yattı Arnavut demiş.
ve kaptan tüm yolcuları ana salona toplamış...
Arnavut çıkmış sahneye;
Şapkadan tavşan çıkarmış, ağzından mendil çıkarmış, bir kaç bıçak numarası yapmış, bu esnada kaptan işaret etmiş.
Arnavut yolculara en büyük numarasına sıra geldiğini söylemiş ve başlamış anlatmaya;
arn_ Şimdi bir masa gelecek ve üzerine büyük bir ceviz koyucam demiş.
Herkez meraklanmış;
Sonra benimkini çıkartacağım ve cevize bir vuracağım; ceviz kırılacak masa kırılacak ve gemi paramparça olucak demiş.
Herkez gülmeye başlamış.
_asittir lan öyle tarrak mı olur diye gülüyorlarmış.
sonra Arnavut çıkarmış dalgayı cevize bir vurmuş, ceviz kırılmış, masa kırılmış ve gemi havaya uçmuş...
Gemi battıktan sonra kaptan bir flikaya tutunmuş ve
- *mına kodumun herifi torpil ıska geçti ...
fıkranın devamı
Genç adam, yeni tanıştığı kız arkadaşına hediye vermek istemişti. Bu ona alacağı ilk hediye olacaktır. Bu yüzden fazla özel bir şey seçmemeye dikkat eder, ama alacağı şey birazda romantik olmalıdır. O gece birlikte çiseleyen karın altında yürürlerken, avucunun içinde ısıtmaya çalıştığı elleri hatırladı ve karar verdi. Bir çift eldiven alacaktı.
Alışverişe bu tür işlerde pek becerikli olan kız kardeşini yanına alarak çıktı. Bir büyük mağazadan içi kürk'lü bir çift beyaz eldiven seçtiler. Kız kardeşi de kendine bir çift beyaz dantelli külot aldı. Bu arada, mağazadaki paketleme kısmında bir karışıklık olduğu ne var ki.
Eldiven kız kardeşinin paketine girdi, külotlarda mağazanın özel kuryesi ile kız arkadaşının evinin yolunu tuttu, içindeki delikanlının yazdığı romantik notla tabii:
- ''Sevgilim, geçen akşam seninle çıktığımızda bunlardan giymediğini farkettim. Eğer kız kardeşimle beraber olmasaydım, ben uzun ve düğmeli olanlardan alırdım, ancak kardeşim kısa ve düğmesiz olanlardan kullanıyor. Çıkarması daha kolay oluyormuş. Renginin açık olaması çabuk kirleneceği izlenimini veriyor. Ancak bunları satın aldığım bayan bana kendisininkini gösterdi. Üç haftadır kullanıyormuş. Yakından baktım, hiçbir kirlenme yoktu. Tezgahtar bayandan bir şey daha rica ettim; seninkileri giyip nasıl durduğunu bana üzerinde göstermesini. Hemen giydi, çok iyi duruyor.
Elimi uzattım, okşar gibi sıktım. Ele de çok hoş geliyor. Keşke bunları ilk giydiğinde yanında olup sana yardım edebilseydim. Seninle buluşuncaya kadar birçok yabancı elin ona dokunacağını düşünmek beni üzüyor. Çıkardığın zaman içi biraz nemli olabilirmiş, o zaman üfleyerek havalandırman gerekiyormuş.
Önümüzdeki günlerde bunları nasıl avucumun içine alıp, nasıl defalarca öpeceğimi düşünüyorum. Cuma akşamki buluşmamızda giymeyi sakın unutma''.
NotÜ;
- ''En son moda, giydikten sonra üstten aşağıya doğru kıvırarak, biraz tüy görünmesini sağlamakmış''
fıkranın devamı
Afrika'da zencilerin bulunduğu bir köyde beyaz bir doktor göreve başlamış.Bir süre sonra bir zencinin üçüncü çocuğu beyaz olarak doğmuş. Zenci hemen köyde tek beyaz olan doktordan şüphelenmiş ve doktorun kapısına dayanıp doktora;
"- Ben ve karım zenciyiz, ama son çocuğumuz beyaz.Bu köyde de tek beyaz sensin! Nasıl oluyor bu?" demiş.
Doktor biraz düşündükten sonra zenciye;
"-Karşıdaki keçileri görüyor musun? Dişi olan beyaz, erkek olan beyaz, iki yavrusu da beyaz ama üçüncü yavru siyah." demiş.
Zenci hemen;
"-Tamam doktor, ben sana bir şey sormamış olayım, sen de keçilerden kimseye bahsetme!" demiş.
fıkranın devamı
Emeklilik islemleri için uğraşan adam sigortaya şahsen başvurur. Görevli kadın yaşını doğrulatmak için bir kimlik belgesi sorunca adam ceplerini arar, tarar ve cüzdanını evde unuttuğunu fark edince durumu anlatır. Görevli kadin
- '' gömlek düğmelerinizi açın o zaman'' der. Şaşıran adam bir bir açar düğmeleri ve bembeyaz göğüs kılları ortaya çıkınca görevli kadın
-'' tamam bu gördüğüm yeterli ''
yanıtıyla evrakları onaylar.
Şaşkınlık içinde eve gidip emeklilik işlerini nasıl hallettiğini eşine anlatır adamcağız. Eşinden gelen yanıt bir başka olur:
- ''Keşke pantalonunun düğmelerini açsaydın, o zaman bir de maluliyet farkı alırdın...''
fıkranın devamı
Temel bir sekilde kutuplara dusmus ve bir eskimo ile ahbap olmus. bir aksam
felekten bir gun calmak icin votkanin gozune vurmaya baslamislar ve vakit
ilerledikce seks istekleri artmaya baslamis. Zamanla film kopmus......
Sabah Temel siddetli bas agrisi ile uyanip eskimoya;
-Yahu sizin bu memlekette beyaz kari var mi
-Elbette, heryerde oldugu gibi
-Peki siyah kari var mi
-Elbette, heryerde oldugu gibi
-Peki siyah beyaz kari var mi
-Haydaa, dunyanin neresinde var ki burada olsun
-Vay anasina sabaha kadar penguen s*kt*k desene
fıkranın devamı
Bir gün ormanda bir kerhane açılır.
Karbeyaz bir erkek tavşan olaya el atar;
- "Gidip bakalım nasıl" der. İçeri girip sevişebileceği birini ister şansına o an sadece yılan vardır. Neyse odaya girerler yılan ile tavşan. Bir güzel sevişirler. Yılan içinden düşünür;
- "Ulan önümüz kış yiyecek bulamayız"
bir de bakar tavşana, bir anda tavşanı yutar. Yılan sonra;
- "Ben ne yaptım" der.
Tavşan müşteri diye düşünür.
- "Beni yaşatmazlar" der.
Tavşanı geri çıkarır boğazından. Tavşan sersemlemiş bir vaziyette;
- "Hay *mına koyduğumun yılanı öylemi ağıza alınır?"
fıkranın devamı
Şimdi iki amerikalı bir barda oturuyolar. Bunlardan biri zenci biri de beyaz. Acayip sarhoş bu adamlar. Neyse beyaz olan biraz ırkçı, zenciye diyorki:
- sizin avuç içleriniz ve ayaklarınızın altı neden beyazdır biliyomusun?
zenci anlıyo bi bokluk olcağını ama merak da ediyo adamın ne söylicegini!
- neden beyazmış söyle bakalım diyo
beyaz da:
- çünkü tanrı sizi boyarken siz dört ayağınızın üzerindeydiniz diyo
zenci acayip sinirleniyo bardaki herkes kesin kavga çıkacak diye beklerken zenci beyaza bi soru soruyo:
- peki sen karının orasındaki tüyler neden siyahtır onu biliyomusun? der!
bu sefer de beyaz acayip sinirleniyo ama o da zencinin ne söylicegini merak ediyo.
- neden? diye soruyo zencide:
- çünkü karını s*kerken boyam kurumamıştı diyo.
fıkranın devamı
Çocuk annesine sormuş birgün;
-Anaciğim kafandaki saçların neden beyazlıyor senin?
Annesi;
-Yavrum, sen beni her üzdüğünde saçımın bir tel beyazlıyor, elbette sebepsiz değil!
Çocuk annesinin duyacağı tonda başlamış cevabı yorumlamaya;
Hıı şimdi anlaşıldı, anneannemin saçları neden bembeyaz olmuş!
fıkranın devamı
Yolcular uçagin yaninda otobüsten inmisler. Bavullarini gösteriyorlar.Bir bakmislar uçak sirketinin minibüsü yanlarinda durmus. Içinden kaptan pilotla, yardimci pilot inmisler.Yolcular fena halde sasirmislar. Nasil sasirmasinlar.Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktali bant. Yardimci pilotun elinde bir köpek tasmasi. Tasmanin ucunda bir köpek. Saga sola çarparak öyle ilerliyorlar uçaga. Günlerden bir nisan degil ama, "Saka herhalde" demis yolcular, dolusmuslar uçaga. Uçak pistte hizla ilerlemeye baslamis. yolcularin gözleri camda. Uçak hizlanmis. Yolcular endiselenmeye baslamislar. Uçak daha hizlanmis. Pistin sonu hizla yaklasmaya baslamis. Uçak iyice hizlanmis. Bazi yolcular paniklemis dua etmeye baslamislar. Uçak son hiza ulasmis. Bu arada pistin sonuna da ulasmis. 10 metre sonra betonun bitip çimlerin basladigi gören yolcular dehset içinde çigligi basmislar. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmis.Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmis, havalanmis. Kaptan pilot arkasina yaslanmis. Derin bir nefes almis ve yardimci pilota dönmüs: "Biliyor musun?" demis, "Bir gün çiglik atmayacaklar ve hepimiz ölecegiz!.."
fıkranın devamı
Dünya Genetik Projeler Yarismasi yapiliyormus. Tüm ülkelerden genetik
profesörleri yarismaya çalismalari ile katilmis. Ilk Fransiz profesörün
çalismasinin basina gelmisler. Jüri baskani çalismasinin ne oldugunu sormus.
Fransiz profesör baslamis anlatmaya:
-"Ben inek genleri ile tavuk genlerini birlestirdim, Ortaya çikan mahlukatin eti kirmizi et kadar lezzetli, beyaz et kadar saglikli oldu" demis..
Ardindan diger çalismalari ülke ülke gezmeye baslamislar. Sira gelmis
Türkiye'den bizim Laz profesöre, Jüri baskani:
-"Sizin çalismaniz nedir?" diye sormus.
Laz profesör anlatmis:
-"Ben demis, karpuz genleri ile hamamböcegi genlerini birlestirdim!"
Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmus ve baskan Laz profesöre:
-"Bu çalisma ne ise yarar?" diye sormus.
Laz profesör:
-"Acayip ise yariyor, karpuzu kesiyosun, çekirdekleri kaçisiyoo"
fıkranın devamı
Koleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan cikarmislar. Cin 10 zenciye sormus: Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkInIz var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus.
10. zenci tebessum etmeye baslamIs.
2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.
10. zenci sIrItmaya devam etmi?.
3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle...
10. zenci kIkIrdamaya baslamIs.
4. zencinin de istegi aynI... 10. zenci gulmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs. sIra 10. zenciye gelmis ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin istegini sormus... Adam nefes almaya fIrsat buldugu bi ara istegini garip bir bogurtu ile belirtmis:
"HEPSİNİ ZENCİ YAP!".
fıkranın devamı
Beyaz gocmen Kanada'nin ucsuz bucaksiz ormanlarinda bir kulube yapmis, kisa hazirlaniyordu. Tam odun keserken bir kizilderili gecti.
"Hey kizilderili", diye seslendi, "Kis nasil olacak?"
"Soguk" dedi kizilderili ve yoluna devam etti. Yerlilerin doga bilgisine buyuk guven duyan gocmen epey endiselendi ve her ihtimale karsi daha fazla odun kesti.
Aksam kizilderili tekrar gecerken "Hey arkadas", diye beyaz gocmen bir kez daha seslendi. "Kis gercekten cok mu soguk gececek?"
"Cok hem de cok soguk", dedi kizilerili ve yoluna devam etti.
Gocmen artik fena halde korkmustu. Cilginlar gibi odun kesip istifledi. Ertesi sabah kizilderili seslendi, gecerken:
"Bu kis, insan oglunun yasayamayacagi kadar soguk olmak!"
"Nereden biliyorsun?" diye nefes nefese butun gece odun durmadan odun kesip bitkin dusen gocmen sordu.
"Eski bir kizilderili sozu var, beyaz adam cok odun kesmek, kis cok cok soguk olmak
fıkranın devamı
Bir gun bir adam kahveye girmis, ve herkezi teker teker gosterirken, sunu demis: "Ulan, hepinizin agzina teker teker sicarim ulan! Bitek sordaki beyaz ceketli haric." Neyse, oturmus, cayini icmis. Birden yine bizimkinin kafasi bozulmus. Kalkmis okadar milletin icinde ve yine herkezi teker teker gosterirken: "Ulan hepinizin agzina teker teker sicarim ulan! Bi tek sordaki beyaz ceketli haric!" Neyse bu boyle surekli devam etmis. 2 saat sonra, yasli bir adam bizimkinin tarafina geldikten sonra sunu demis: "Yav oglum anladik, hepimizin uzerine sictiiii, batirdin. Pekiya o beyazceketliyi neden atliyosun?"
Bizimkide demiski: "Eeeeee babalik, ozaman ben sictiktan sonra, kicimi neyle silecem?......"
fıkranın devamı
Sehirli tavukla köylü tavuk gezerken, bir vitrinde iri ve beyaz yumurtalar gördüler.
Sehirli, gururla yanindakine döndü:
- "Görüyor musun; bunlari ben yumurtladim, tanesi otuz bin liraya satiliyor."
Az ilerdeki vitrinde daha büyük ve sari kabuklu yumurtalar görünce köylü tavuk arkadasini dürttü:
- "Bak bunlar da benim yumurtalarim; kirk bin liraya satiliyor!"
Sehirli tavuk altta kalmadi:
- "Valla sekerim istesem ben de böyle büyük yumurtlayabilirim ama bizim horoz bey, onbin lira için bir tarafini yirtmaya degmez diyor!"
fıkranın devamı
Genc ve guzel sarisin, alisveris merkezinin beyaz esya reyonuna girer ve saticiya sorar:
- "Su kucuk televizyonu almayi dusunuyorum, fiyati nedir ?"
- "Kusura bakmayin hanimefendi sarisinlara satis yapmiyoruz.!"
Genc kadin sinirlenir, evine gider, sacinin rengini degistirir ve ertesi gun magazaya geri gelir, ayni saticiya yaklasir ve:
- "Su kucuk televizyonu satin almak istiyorum." der
- "Kusura bakmayin hanimefendi sarisinlara satis yapmiyoruz !!!!"
Kadin iyice sinirlenmistir, solugu bir kuaforde alir, bu defa koklu bir degisiklik yapar, hatta makyajindan,goz rengine o tam bir esmer bombadir artik.. Ayni magazaya gider, ayni saticinin yanidadir ertesi gun:
- "Su kucuk sevimli beyaz renlki televizyon ne kadar ???"
- "Kusura bakmayin hanimefendi, sarisinlara satis yapmiyoruz"
- "Inanmiyorum, nasil anladiniz sarisin oldugumu, uc gundur kendimi esmere cevirmek icin yapmadigim kalmadi!"
- "Hanimefendi 3 gundur satinalmaya calistiginiz sey Mikrodalga firin!"
fıkranın devamı
Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri çok kötü gidiyormuş. İflas edince yardım için Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya; "Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim. Eğer yakın zamanda elime para geçmezse evimi de laybedeceğim. Lütfen Lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün o haftanın loto çekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto çekilişi öncesinde kadın yine dua etmiş;"Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para geçmezse arabamı da kaybedeceğim. Lüften yarınki lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;"Tanrım, beni neden unuttun? İşyerimi, evimi, arabamı kaybettim, çok zor durumdayım, lütfen, lütfen bu seferki lotoyu kazanmamı sağla da işlerimi yoluna koyayım." Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gök aralanmış ve Tanrı seslenmiş:
- Brandi kızım, Lotoyu kazanmak için önce Loto bileti alman lazım...
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerAbdest Ananı Matematik Prens Uçurum Pantolon Deli kamyon Teşkilat Derviş Tahlil Borç Yarışma İtiraz Akıllı Genç Dişi Bizim Soğuk Sinyal Telefon Arabam Yüzbaşım Kadınlar İlan-ı deli Çatlamış Taksimetreyi Evlilik Yine selcuk-erdem-223 Mühendis Kutup Bebek Babam Küçük Asit Bakan Tuzlu Eczane! Sağır Yazıcı Ahmet Türk Kadınlık yigit-ozgur-1351 Kekeme Kaybetmişsin Kadı Kamuflaj Tampon Bakış Çişşşş Beslenme Utanılacak Kapı selcuk-erdem-308 Doping