Adamın biri sabah erken bi vakitte kerhanenin kapısının önünde dikilmektedir.
İçerdeki seksi bayan bunu görür adama bakar, biraz cılız ve paspal bişeydir. Adamı yanına çağırır.
Adam bunu görünce gözleri parlar ve hemen içeri dalar.
Kadın eli ile işaret ederek;
- ''Paran varmı'' der.
Adam el işaretinden para istediğini anlayarak kollarını iki yana açar, boynunu yana yatırarak;
- ''ebeeeaaaaa'' der
Kadın;
- ''Hassktr pzevenk'' der ve adamı dışarı attırır bu olay her sabah 3 gün boyunca sürer.....
Dördüncü gün adam yine gelir ve o kadın yine çağırır ve parası olup olmadığını tekrar sorar.
Adam bu kez büyük bi heycanla başını ileri geri sallar.
Kadında eliyle 7 yaparak;
- ''peki o zaman 7 numaraya çık'' der.
Adam hemen çıkar ve soyunur. Kadın gelir gelmezde omuzlarından tutar yatırır ve işini çabucak bitirir.
Sonra kadın kalkar ve para ister. Adam yine kollarını iki yana açar, boynunu yana yatırarak;
- ''ebeeeaaaaa'' der.
Kadın hemen Pzevenklerini çağırarak durumu anlatır ve bir ceza vermek istediğini söyler. Sonra tavanda dönen büyük pervaneyi görür.
Pzevenklere;
- ''bağlayın onu oraya akşama kadar dönsün'' der.
Adamlarda öyle yaparlar.
Akşam bizim cengaver sallana sallana evin yolunu tutar ve gider.
Kadın sabahleyin yine aynı adamı görünce şaşırır. Bu kez akıllandı heralde diyerek yine çağırır ve parası olup olmadığını tekrar sorar.
Adam gülümseyerek işaret parmagını yukarıda döndererek;
- ''ebebeeeeeaaaaaa'' der.

fıkranın devamı


Adamın birisi ev arıyormuş. Bir emlakçıdan evin anahtarını almış ve bakmaya gitmiş. Evi çok beğenmiş. Tam çıkacakken evin penceresinden karşı evi görmüş. Bir de ne görsün!
Kadın elleriyle göğüslerini okşuyor, adamda *ikine süt şişesi takmış, bir elinde de şemsiye öyle duruyor. Adam dehşet içinde evden çıkıp emlakçıya gelmiş. Evi, biraz önce gördüklerinden sonra tutamayacağını söylemiş ve gördüklerini bir bir emlakçıya anlatmış. Emlakçı da gayet sakin bir şekilde:
- Haa! Onlardan mı bahsediyorsun? Onlar sağır ve dilsiz. Kadın elleriyle göğüslerini okşayarak:
- Göğüslerimde süt kalmadı git çocuğa süt al diyor adamda :
- Dışarıda yağmur yağıyor **kerim sütünü diyor

fıkranın devamı


Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu: - "Para nerde?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: - "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum." Tercüman tercüme etti: - "Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş..." Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı: - "Şimdi sor bakalım, para nerede?" Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi: - "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var." Baba öfkeyle gürledi: - "Ne dedi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı: - "Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış.."

fıkranın devamı





Kadın oğlunu doktora götürmüş. "Oğlum yürüyemiyor" demiş, "gözü görmüyor, sağır ve dilsiz, akli dengesi de bozuk. Size getirdim". Bir kadına, bir de çocuğa bakmış doktor: - "Soyunun", demiş. - "Ne soyunması" demiş kadın, "hasta olan ben değilim, oğlum..." - "Biliyorum da" demiş doktor, "onu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay."

fıkranın devamı

Barmen arkadaşına: "Benim yarın akşam çok önemli bir işim var,mümkünse bir günlüğüne...
fıkranın devamı

Papa, son günlerde testislerindeki dayanilmaz sancilardan dolayi perisan durumdaymis. Bunun üzerin...
fıkranın devamı

Dilsizin biri yolda yürürken yine kendi gibi dilsiz arkadaşına rastlamış. İşaretlerle nasıl...
fıkranın devamı

Adamin birisi ev ariyormus. Bir emlakcidan bir evin anahtarini almis ve eve bakmaya gitmis.Evi cok b...
fıkranın devamı

Mafya babası korumaya aldığı müesseselerden haraçları toplamak için yeni bir tetikçi buldu....
fıkranın devamı

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:
"Para nerede?"
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
"Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum."
Tercüman tercüme etti:
- "Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş."
Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadi:
- "Şimdi sor bakalım, para nerede."
Tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?"
Sağır-dilsiz kan ter içinde, işaretle yanıt verdi:
- "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin oldugu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda iki yüz bin dolar var."
- "Ne söyledi?" dedi Baba.
Tercüman yanıtladı:
- "Dedi ki, hâlâ neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g.t istermiş."
fıkranın devamı

Barmen, meslektaşından rica eder:
-"Yarın evde işim var. Yerime sen bakar mısın?
-"Bakarım da ben senin müşterilerini tanımam ki kardeşim, ne isterler filan..."
-"Merak etme, hiç zor değil. Özelliği olan sadece iki müşterim vardır, ikisi de sağır ve dilsizdir. Baş parmaklarını aşağı doğru gösterirlerse viski verirsin, yukarı doğru gosterirlerse, bira, tamam mı? Başka bir zorluk çıkarsa bana telefon edersin."
Ertesi gün, arkadaşı barmeni telefonla arar:
-"Alo, abi sorma başım dertte. Seninkiler geldi.Başparmaklarını aşağı gösterdiler, viski verdim; yukarı gösterdiler, bira verdim. Fakat şimdi ikisinin de ağzı bir karış açık, bara dayalı, öylece duruyorlar. Ne iş?"
-"Haa, onlar sarhoş olunca şarkı söylemeye başlarlar..."
fıkranın devamı

Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim... Yedi senelik evliligimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik. Karım her evlilik yıldönümümüzde ikimizin fotografını çerçeveler, ''Bunlar hayatımızın gölgeleri'' derdi.. Öldügünde yedi tane resmimiz vardı.
97'in bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdigimi ve sonsuza kadar sadık kalacagımı söylerdim. Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım. Tuhaf bir gülümsemeyle bana baktı ve sadece: ''Biliyorum'' dedi. İzmir'e kar yagdıgı gün, yani bir ay önce, evdeydim. Fotograflarımıza bakıyordum yine... Her çerçevenin altında bir harf oldugunu ilk kez o gün fark ettim.
-A
-R
-K
-A
-S
-I
-N
Gerisi için yıllar yetmemişti. Ama sanırım ''Arkasına bak'' yazmaya filan niyetlenmişti. Hemen çerçevelerin arkasına baktım. Hiç birşey yoktu. Sonra birşey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. Her birinin arkasından bir mektup çıktı! Geçirdigimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıştı.
1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı. Ve içinden şu sözler çıktı:
''14 Mart 1997/ Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı/ Söylemene gerek yok biliyorum...''
2002' deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor...
İçim acıyor şimdi.
Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor...
Seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü; aşk sessiz, dilsizdir...
fıkranın devamı

Adamın biri sabah erken bi vakitte kerhanenin kapısının önünde dikilmektedir.
İçerdeki seksi bayan bunu görür adama bakar, biraz cılız ve paspal bişeydir. Adamı yanına çağırır.
Adam bunu görünce gözleri parlar ve hemen içeri dalar.
Kadın eli ile işaret ederek;
- ''Paran varmı'' der.
Adam el işaretinden para istediğini anlayarak kollarını iki yana açar, boynunu yana yatırarak;
- ''ebeeeaaaaa'' der
Kadın;
- ''Hassktr pzevenk'' der ve adamı dışarı attırır bu olay her sabah 3 gün boyunca sürer.....
Dördüncü gün adam yine gelir ve o kadın yine çağırır ve parası olup olmadığını tekrar sorar.
Adam bu kez büyük bi heycanla başını ileri geri sallar.
Kadında eliyle 7 yaparak;
- ''peki o zaman 7 numaraya çık'' der.
Adam hemen çıkar ve soyunur. Kadın gelir gelmezde omuzlarından tutar yatırır ve işini çabucak bitirir.
Sonra kadın kalkar ve para ister. Adam yine kollarını iki yana açar, boynunu yana yatırarak;
- ''ebeeeaaaaa'' der.
Kadın hemen Pzevenklerini çağırarak durumu anlatır ve bir ceza vermek istediğini söyler. Sonra tavanda dönen büyük pervaneyi görür.
Pzevenklere;
- ''bağlayın onu oraya akşama kadar dönsün'' der.
Adamlarda öyle yaparlar.
Akşam bizim cengaver sallana sallana evin yolunu tutar ve gider.
Kadın sabahleyin yine aynı adamı görünce şaşırır. Bu kez akıllandı heralde diyerek yine çağırır ve parası olup olmadığını tekrar sorar.
Adam gülümseyerek işaret parmagını yukarıda döndererek;
- ''ebebeeeeeaaaaaa'' der.
fıkranın devamı

Adamın birisi ev arıyormuş. Bir emlakçıdan evin anahtarını almış ve bakmaya gitmiş. Evi çok beğenmiş. Tam çıkacakken evin penceresinden karşı evi görmüş. Bir de ne görsün!
Kadın elleriyle göğüslerini okşuyor, adamda *ikine süt şişesi takmış, bir elinde de şemsiye öyle duruyor. Adam dehşet içinde evden çıkıp emlakçıya gelmiş. Evi, biraz önce gördüklerinden sonra tutamayacağını söylemiş ve gördüklerini bir bir emlakçıya anlatmış. Emlakçı da gayet sakin bir şekilde:
- Haa! Onlardan mı bahsediyorsun? Onlar sağır ve dilsiz. Kadın elleriyle göğüslerini okşayarak:
- Göğüslerimde süt kalmadı git çocuğa süt al diyor adamda :
- Dışarıda yağmur yağıyor **kerim sütünü diyor
fıkranın devamı

Adamın biri ev arıyormuş. Bir emlakçıdan bir evin anahtarını almış ve eve bakmaya gitmiş.
Evi çok beğenmiş. Tam çıkacakken evin penceresinden karşı evi görmüş. Bir'de ne görsün, bir adam ve bir kadın çırılçıplaklar.
Kadın elleriyle gögüslerini okşuyor, adamda *ikine bir süt şisesi takmış, bir elinde'de şemsiye öyle duruyor. Adam dehşet içinde evden çıkıp emlakçıya gelir. Evi biraz önce gördüklerinden dolayı tutamayacağını söyler. Gördüklerini bir bir emlakçıya anlatır.
Emlakçı gayet sakin bir şekilde;
- ''Haa!, Onlardan'mı bahsediyorsun onlar sağır ve dilsiz kadın elleriyle gögüslerini okşayarak, göğüslerimde süt kalmadı, git çocuğa süt al diyor adam'da dışarıda yağmur yağıyor, *ikerim sütünü'' diyor''...
fıkranın devamı

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu.
Seçtiği adam sağır ve dilsizdi.
Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu.
Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum."
Tercüman tercüme etti:
- "Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş." Baba 38'ligi koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:
- "Simdi sor bakalım, para nerede." Tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?" Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:
- "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var."
- "Ne söyledi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı:
- "Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g.t istermiş."
fıkranın devamı

Kadın oğlunu doktora götürmüş.
- Oğlum yürüyemiyor, gözü görmüyor, sağır ve dilsiz, akli dengesi de bozuk. Size getirdim doktor bey demiş.
Bir kadına, bir de çocuğa bakmış doktor:
- Soyunun, demiş.
- Ne soyunması demiş kadın, hasta olan ben değilim, oğlum...
- Biliyorum da demiş doktor, onu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay.
fıkranın devamı

Bir dilsiz, bu alanda çok başarılı oldugu söylenen bir doktora gitmiş.
Doktor dilsize:
''Hemen çırılçıplak soyunun'' demiş.
Utana sıkıla soyunmuş dilsiz.
''Şimdi arkanızı bana dogru dönün ve iyice egilin ''.
Dilsiz dönmüş arkasını doktora ve öne dogru iyice egilmiş.
Birden en hassas bölgesinde içini yırtan öylesine bir acı duymuş ki can acısıyla bagırmış:
''Aaaaa!''
Doktor:
''Çok güzel oldu'' demiş. ''Artık giyinebilirsiniz. Yarın gelince de B demesini ögretecegim''.
fıkranın devamı

Bir kadının Aşkı...
Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim...
Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için
hastanelerde geçirmiştik.
Karım, her evlilik yıldönümümüzde ikimizin fotoğrafını
çerçeveler;
"Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri"derdi..
Öldüğünde, yedi tane resmimiz vardı.
97'in bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar
çok sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık kalacağımı söylerdim.Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım.
Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece:
"Biliyorum" dedi.
İzmir'e kar yağdığı gün, yani bir ay önce,evdeydim. Fotoğraflarımıza
bakıyordum yine...
Her çerçevenin altında bir harf olduğunu ilk kez o gün fark ettim.
-A.
-R.
-K.
-A.
-S.
-I.
-N.
Gerisi için yılları yetmemişti. Ama sanırım "Arkasına bak"yazmaya
filan niyetlenmişti.
Hemen çerçevelerin arkasına baktım. Hiçbir şey yoktu.Sonra birşey
dürttü beni, hepsini teker teker söktüm.
İnanabiliyormusunuz,her birinin arkasından bir mektup çıktı! Geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıştı.
1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı.
Ve içinden şu sözler çıktı:
"14 Mart 1997/Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı/Söylemene gerek yok,biliyorum..." 2002'deyiz.
Onu kaybedeli 4,aldatalı 5 yıl oluyor.İçim acıyor şimdi.
Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor...
seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü;
aşk sessiz,sevgi dilsizdir...

fıkranın devamı

"Vaktiyle Kalenderîyye yoluna mensup bir derviş, nefsle mücahede makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonraki makam Kalenderîlik makamıdır. Yani her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir... Saç, sakal, bıyık, kaş ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.
- Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:
- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.
Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber traşa başlar. Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:
"Kabak aşağı, kabak yukarı."
Nihayet traş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar. Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:
- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!..


fıkranın devamı

Adamin birisi ev ariyormus.Bir emlakcidan bir evin anahtarini almis ve eve bakmaya gitmis.
Evi cok begenmis.Tam cikacakken evin penceresinden karsi evi görmüs.Bir de ne görsün, bir adam ve bir kadin cirilciplaklar.
Kadin elleriyle gögüslerini oksuyor, adamda sikine bir süt sisesi takmis, bir elinde de semsiye öyle duruyor.Adam dehset icinde evden cikip emlakciya gelir.Evi, biraz önce gördüklerinden dolayi tutamayacagini söyler.
Gördüklerini bir bir emlakciya anlatir.
Emlakci gayet sakin bir sekilde;

-"Haa!, Onlardan mi bahsediyorsun. Onlar sagir ve dilsiz. Kadin elleriyle gögüslerini oksayarak,
-Gögüslerimde süt kalmadi, git cocuga süt al,der, adam da
-Disarida yagmur yagiyor, sikerim sütünü,diyor..."
fıkranın devamı

Mafya babası korumaya aldığı müesseselerden haraçları toplamak için yeni bir tetikçi buldu.Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Baba, yeni tetikçinin polisin eline geçerse, fazla bir şey anlatmasının mümkün olamayacağını düşünüyordu böylece..Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiye
adamlarını gönderdi. Adamların sağır dilsizle anlaşmaları mümkün olmadı tabii.Bunun üzerine "Baba" sağır dilsizi odasına aldırttı. Bir de işaret alfabesi bilen tercüman buldular.
Tercüman işaretle sordu:

"Para nerde?.."
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
"Ne parası.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum."
Tercüman tercüme etti.
"Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş.."
Baba 38liğini koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı..
"Şimdi sor bakalım, para nerde?.."
Tercüman işaretle sordu:
"Para nerde?."
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
"Central Parkta, Batı 78inci Caddeye açılan kapıdan girince soldan üçüncü ağacın kovuğunda 100 bin dolar var."
Baba öfkeyle gürledi:
"Ne dedi?.."
Tercüman yanıtladı:

"Dediki hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. Ayrıca diyor ki,o tetiği çekmeyi de kıçınız yemezmiş!.."
fıkranın devamı

Dilsizin biri yolda yürürken yine kendi gibi dilsiz arkadaşına rastlamış. İşaretlerle nasıl olduğunu, ne yaptığını sormuş. Arkadaşı normal bir ses tonu ile "Şimdi artık normal sesimi kullanarak konuşabiliyorum" diye yanıtlamış. Şaşırmış dilsiz adam ve nedenini sormuş. Arkadaşı özel bir uzman doktora gittiğini söylemiş. Belli bir sistemli çalışma programı sonunda kelimeleri anlamlandıran sesleri çıkarmayı öğrendiğini söylemiş ve hemen oradan doktoru arayıp randevu almış. Dilsiz doktora gitmiş ve doktor "Soyun ve şu divanın üzerine yüzükoyun yat, şimdi geliyorum" demiş. Dilsiz, birazdan yattığı yerden başını çevirip bakmış ki doktor elinde kısa bir süpürge sapı, tahta bir balyoz ve bir kavanoz vazelinle geliyor. Doktor süpürge sapını vazelinleyip dikkatlice yerleştirmiş. Balyoz ile sopanın tepesine vurması ile dilsiz "Aaaaaaaaaa!!!" diye bağırarak fırlamış. Bunun üzerine doktor "Çok güzel... Önümüzdeki salı -B- planı ile devam edeceğiz" demiş...
fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey