Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.
Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
fıkranın devamı
Birkaç bilgin papaz, Nasreddin Hoca’nın cevaplayamayacağını sandıkları bir soruyla, karşısına çıkmak istemişler.- ̶...
fıkranın devamı
Bir tanıdığı Nasreddin Hoca’ya sormuş :- “Hoca, dünya kaç arşın?”Tam o sırada yanlarından bir cenaze geçiyo...
fıkranın devamı
Dünyaca ünlü seks araştırmaları merkezi, insanların seks yaşamları ile meslekleri arasındaki bağlantıyı aramaya karar vermiş. Daha doğrusu, var mı, yok mu, varsa ne kadar var, o araştırılacak.
Merkezin uzmanları dünyaya dağılmış ve her çeşit meslek gurupları ile anketler yapmaya başlamışlar. Bir ünlü uzman da Karadeniz Hava Yolları uçağına binmiş. Pilotların seks yaşamları ile ilğili dünyanın her ülkesinde ballandıra ballandıra öyküler anlatılır ya.
Uçak yükselirken, uzman da pilot kabinine, yani cock-pite
girmiş. Teybini pilota uzatmış;
- "adınız?"
- "Temel!."
- "temel kaptan en son ne zaman sex yaptınız?"
- "1993'te" demiş.
Şaşırmış uzman;
- "Vay canına" demiş.
- "Bu kadar uzun seks arası, pilotların dünya çapındaki şöhretine pek uymuyor".
Temel Kaptan, uçağın uçuş yüksekliğini gösteren altı metreyi
işaret etmiş uzmana.
- "Abartmayın canım. Daha topu topu 2019'da uçuyoruz"
fıkranın devamı
-Adam Mahkemeye boşanma davası açar.
-Hakim duruşma günü davacıya boşanma gerekçesini sorar.
- davacı Hakim bey ben eşimi bu güne kadarhep gece *iktim. Bir gün de gündüz *ikeyim dedim.Eşimin *mını kapkara görünce tiskindim.Artoık birlikte olamıyorum. bu nedenle boşanmak istiyorum der.
-Hakim katibe yaz kızım der.
-Duruşmanın 15 gün sonrasına taalikine davacının gelirken 1 adet yumurta getirmesine der celseyi kapatır.
-Duruşma günü davacı elindebir yumurta ile gelir. Duruşma başlar. Hakim dosyaya bakar yumurta getirdinmi diye sorar. Davacı elindeki yumurtayı hakime verir. Hakim yumurtayı inceler davacı duruşma salonunda hazırol vaziyette ayakta dururken hakim yumurtayı davacının alnının ortasına iki kaşının arasına büyük bir hızla atar. Davanın 15 gün sonrasınaertelenmesine karar verir.
-15 gün sonra davacı tekrar duruşmayagelir. Hakim dosyayı inceler o an davacıya bakar davacının anlının ortası kapkara olmuş.
-Hakim geçmiş olsun anlına ne oldu diye sorar.
-Davacı efendim geçen duruşmada getirdiğim yumurtayı anlıma atmıştınız o yüzden karardı der.
-Hakim bunun üzerine ulan o*ospu çocuğu ben iki metre mesafeden tek yumurta ile senin alnını bu hale getirdim. Sen o kadar yakın mesafeden iki yumurtayı karının *mına vura vura nasıl kararmasın *iktirol der ve davayı bitirir.
fıkranın devamı
Arabin biri türk kizina asik olmus, sonra turk arkadasina onunla evlenmek için ne yapmasi gerektigini sormus;
Türk arkadasi araba :
-"Öncelikle kendine entarinin altindan giymek için bir kilot diktir, sonrada kizi gidip ailesinden iste" demis, Arap kendine bes metrelik kumas almis, iki metresiyle kilot diktirmis, üç metresinide evde birakmis ve kizi istemeye gitmis.
Arabin heyecandan çisi gelmis ve tuvalete gitmis, kilodu tuvalette unutmus, disari çikip koltuga bacaklarini açarak yayilmis.Kiz kahveleri tutarken
-"Aman tanrim!" deyip elindekileri düsürmüs.
Arap gülerek cevap vermis :
-"Çok mu begendin üç metreside evde."
fıkranın devamı
Dünya cik buyuklük yarışması oluyormuş almanyada. Bizim ülkedende Nam-ı Kemal katılmış. Neyse herkes teker teker cikini çıkarıp masaya koyuyormuş. Kimininki 2 metre kimininki 5 metre, sıra geliyor bizim Nam-ı Kemale. Birde bakıyorlar Nam-ı Kemal yok. Hemen ''tamam bukadar buyuk cikleri gorunce kesin kaçtı''demişler. O anda bir gürültü camdan yapilan ev paramparça oluyor ve ortaya bir cik düsüyor. Bursadayım geliyorum...
fıkranın devamı
Padişah, bir gün yarışma düzenlemiş. Yarışmayı kazanan, kızıyla evlenecekmiş. Derken japonya'dan gogo adlı bir kişi gelmiş. Bütün rakiplerini yenerek kızla evlenmeye hak kazanmış. Fakat kız gogo'yu beğenmeyerek babasına durumu anlatmış. Babası da bildiğin gibi davran kızım demiş. Kız gogo'yla evlenmemek için gogo'dan çok zor şeyler yapmasını istemiş. İlk önce bir hafta içinde bir saray yapmasını istemiş. O da;
- ''gogo seni sevecek sarayı dikecek'' demiş ve sarayı dikmiş.
Ondan sonra kız fırat nehrinin sarayın önünden geçmesini istemiş.
O da;
- ''gogo seni sevecek fırat geçecek'' demiş ve bunu gerçekleştirmiş. Bu defa kız daha zor bir şey istemiş.
kız;
- ''Benimle evlenecek kişinin en az 1 metre şeyi olacak'' demiş.
O da;
- ''gogo seni sevecek yarısını kesecek'' demiş....
fıkranın devamı
Bir gün genç bir kız kumsala inmiş .Tam denize girecekken üzerindeki mayosu kopmuş ve çırılçıplak kalmış.Genç kız o panikle kumsalın üzerinde duran bir levhayı almış ve kabine doğru yürümeye çalışmış fakat insanların tepki ve alaycı bakışlarını görmüş ve levhaya bakınca oradaki yazıyı okumuş:18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİREMEZ Kıpkırmızı olan genç kız hemen levhayı ters çevirmiş fakat tepkiler ve alaycı bakışlar daha da artınca levhaya bakmış levhadaki yazı ise şöyleymiş DERİNLİĞİ 1800 METREDİR 1000 METREDEN AŞAĞI GİRERSENİZ BOĞULURSUNUZ...
fıkranın devamı
Temelin yarağı çok büyükmüş.5 6 metre kadar varmış bi gün temelin yarrağı kırılmış alçıya almışlar.işemesi için ucunu açık bırakmışlar neyse temel hastanede yatarken temel basmış çığlığı
- hemşireee hemşiree yetiş diye bağırmış
hemşire odaya koşmuş ve
- ne oldu temel bey.temelde
sikimin ucuna sinek kondu bi zahmet kov oni demiş.hemşirede başlamış temelin sikine tırmanmaya hemşire çıkıyor çıkıyor çıkıyor tam vuracak geri aşağı kayıyor bu böyle 20 30 sefer dewam ediyor en sonunda hemşire
temel bey yeter ben dayanamıycam kovamıyorum sineği demiş
temelde
- SEN Bİ KAÇ KEZ DAHA İN ÇIK BEN ONU DUVARA YAPIŞTIRACAM ZATEN.......
fıkranın devamı
mokoko diye birinin sevdiği bir kız vardır. onun için ölür fakat bir türlü babasını evlenmek için razı edemez. kız en son babasına durumun ciddiyetini anlatır, babası da bak kızım der mokoko seninle evlenmek istiyorsa sana süper lüks bir daire alacak der.
kız mokokoyla buluşur ve ona momoko mokoko babam evlenmemize razı oldu ama bir şartı var der.
mokoko ise nedir diye sorunca kız ona bana lüks bir daire alman gerekiyor der.
mokoko bir tebessüm eder ve mokoko severse alır der. gerçekten de alır
kız babasına durumu anlatınca babası bir de lüks bir araba ister.
durum aynı olunca mokoko yine küçük bir tebessüm eder yine mokoko severse alır der ve alır.
kızın babası bakar ki durum pek iyi değil ve aklına bir şey gelir. kızına son olarak da der mokokonun penisinin 5 metre olması gerekir der
kız üzüle sıkıla durumu anlatır. mokoko ise yine bir tebessüm eder ve mokoko severse yarısını keser der.
fıkranın devamı
Kadının biri denizde yüzerken bikinisinin lastiği biraz gevşek olunca düşüyor. Tabi ki kadın bunun farkında değil. Bir saat, iki saat falan yüzüyor.
Tam denizden çıkmaya karar veriyor ki bir de bakıyor bikinisinin altı düşmüş. Ne yapacak nasıl denizden çıkacak bir turlu karar veremiyor.
Bir de bakıyor ki yanında bir tane tahta parçası. Tamam bunu önüme alıp, elimle de arkamı kapatırsam, soyunma kabinine kadar gidebilirim, diye düşünüyor. Tahtayı önüne alıp, elini de arkasına koyarak koşmaya başlıyor. Ama bu arada plajda bulunan herkes kahkahadan
kırılıyor. Orada bulunan herkes gülmekten yerlere yatıyor. Kadın tabi ki bu arada utançtan kıpkırmızı olarak soyunma kabinine geliyor.
"Ne oldu ben önümü ve arkamı kapattım ama herkes bu kadar güldü" diye düşünürken dikkatini tahtada yazan bir yazı çekiyor;
"Derinlik 2 metre, 18 yaşından küçükler giremez.!!"
fıkranın devamı
Aslı bir gün plaja gitmiş biraz geçtikten sonra denize girmiş.
O sırada gelen sert bir dalga bikinisinin alt kısmı sulara kapılıp gitmiş.Ne yapacağını düşünürken kıyı da bir tabela görmüş.Denizden çıkacağı sırada o tabelayı amının önüne tutmuş giderken herkes buna gülüyormuş birde bakmış tabelada
'Derinlik dört metre küçüklerin dalması yasaktır'
fıkranın devamı
İki rahibe varmış biri matematikçi biri mantıklı... Bunlar bir akşam karanlıkta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantıklıya dönerek ;
-Yaklaşık 20 dakikadır bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklaşıyor şu anda aradaki mesafe 50 metre, der.
Bunun üzerine mantıklı rahibe bunun tek mantıklı açıklaması olabileceğini ve adamın kendilerine tecavüz edeceğini ve daha hızlı yürümeleri gerektiğini belirtir. Rahibeler daha hızlı yürümeye başlarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:
-Adam da hızlandı ve aradaki mesafeyi kapatıyor, şu anda 30 metre arkamızda...
-O zaman mantık olarak koşmamız gerekir.
Rahibeler koşmaya başlar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe
-O da koşuyor ve arayı kapatıyor şu anda mesafe 10 metre...
-O zaman mantık olarak bizi yakalayacak birimiz sağa diğerimiz sola saparak kiliseye ulaşmaya çalışalım en az birimiz kurtulur.
Ve matematikçi sağa doğru koşmaya mantıklı sola doğru koşmaya başlar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulaşır ve telaş içinde beklemeye başlar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantıklı rahibe gelir. Matematikçi sorar ;
-Ne oldu ne yaptın ?
-Adam beni takip etti artık mesafe üç-beş adıma kadar azalmıştı, mantık olarak daha fazla koşmanın anlamı yoktu...
-Eeee...
-Mantık olarak ben durdum adamda durdu.
-Sonra...
-Mantık olarak ben eteğimi kaldırdım oda pantolonunu indirdi.
-Peki daha sonra....
-Daha sonra ne olacak eteğini kaldırmış bir rahibe pantolonunu indirmiş bir adamdan DAHA HIZLI KOŞAR...
fıkranın devamı
Kaynana geline devamli söylenirmis babanin evinden ne getirdin diye.
Gelin sonunda dayanamamis "daha ne getireyim" demis gögüslerini göstermis
"kristal avize" demis göbegini göstermis "6 metrekare bünyan hali" demis poposunu gösterip "renkli televizyon" demis sonra kaynanaya sormus :
"Oglun ne getirdi kirik bi anten, o da oynamazsan göstermez."
fıkranın devamı
Papaz ,iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş .
- ''Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?'' Zangoçta derin bir sessizlik...İyice köpürmüş
- Papaz: ''Sana soruyorum be adam!Duymuyormusun beni?
-''Hayır burdan hiçbir şey duyulmuyor efendim''
- "Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun ..'' Zangoç bıyık altından gülmüş,
- '' İsterseniz yer değiştirelim anlarsınız...'' Yer değiştirmişler.Bu kez zangoç seslenmiş
-''Kilise için toplanan bağışları kim zimmetine geçiriyor?' Papaz kendi kendine söylenmiş.
-''Hakikaten yahu! Buradan hiç bir şey duyulmuyor.''
fıkranın devamı
mısır kızıldenizde tüp geçit yaptırmaya karar verir
yapılan ihaleye,Bir Amerikan,bir Alman,bir Japon firmasıyla birlikte bizim temelin firmasıda katılır.İhaleye katılan Amerikan fiarmasına tüp geçidin nasıl yapılacağı sorulur,
-biz iki taraftan kazmaya başlarız ve ortada birleştiririz fark yaklaşık 1 metre olsada 30 metrelik geçitte bunu kolayca kapatırız der,daha sonra alman firması benzer bir öneriyle farkın 80 cm.olacağını vekolayca kapatabileceklerni söyler,
japonların farkı 50cm.ye indiren önersinden sonra sıra bizim temel'e gelir ve temel projesini açıklar:
-Bizde iki taraftan kazmaya başlarız ortada buluşursak buluşuruz buluşamazsak iki tane tünelimiz olur
fıkranın devamı
Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar:
"İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?"
Papaz cevap verir:
"Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur."
Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir.
Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:
"Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım."
fıkranın devamı
Bunun da ayakkabısı yok!
Florida, Miami modası var ya sanatçılarımızda...
Banu Alkan da atlamış gitmiş Miami'ye... Türkiye'de iken demişler ki, "Florida timsah cennetidir. Timsah orda çok ucuzdur."
Hemen bir timsah ayakkabı almak için dalmış ilk dükkana Banu. Seçmiş. Fiyat?. Ateş pahası... Öbür dükkan. Ateşpahası. Tepesi atmış Banu'nun. Tezgahtara bağırmış.
"Şimdi gider, kendime bir timsah avlarım. O zaman daha uygun bir fiyatla timsah ayakkabım olur."
"Hemen!" demiş tezgahtar.
"Hemen gidin.. Büyük bir tane yakalayın ama."
Banu dalmış, Florida'nin uçsuz bucaksız bataklıklarına.
Akşam tezgahtar evine dönerken bir bakmış Banu. Elinde bir tüfek. Sulara dalmış. 5 metre boyunda bir timsah da ona doğru yüzüyor. Kıyıda 10, 12 timsah ölüsü, sırtüstü çevrilmiş yan yana yatıyor. Çekmis tetiği Banu. Tam açık ağzından vurmuş hayvanı. Sürükleyerek kıyıya çekmiş. Bin güçlükle sırtüstü çevirmiş ve öfkeyle bağırmış:
"Hay Allah kahretsin.. Bunun da ayakkabısı yok!..!
fıkranın devamı
Yolcular uçagin yaninda otobüsten inmisler. Bavullarini gösteriyorlar.Bir bakmislar uçak sirketinin minibüsü yanlarinda durmus. Içinden kaptan pilotla, yardimci pilot inmisler.Yolcular fena halde sasirmislar. Nasil sasirmasinlar.Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktali bant. Yardimci pilotun elinde bir köpek tasmasi. Tasmanin ucunda bir köpek. Saga sola çarparak öyle ilerliyorlar uçaga. Günlerden bir nisan degil ama, "Saka herhalde" demis yolcular, dolusmuslar uçaga. Uçak pistte hizla ilerlemeye baslamis. yolcularin gözleri camda. Uçak hizlanmis. Yolcular endiselenmeye baslamislar. Uçak daha hizlanmis. Pistin sonu hizla yaklasmaya baslamis. Uçak iyice hizlanmis. Bazi yolcular paniklemis dua etmeye baslamislar. Uçak son hiza ulasmis. Bu arada pistin sonuna da ulasmis. 10 metre sonra betonun bitip çimlerin basladigi gören yolcular dehset içinde çigligi basmislar. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmis.Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmis, havalanmis. Kaptan pilot arkasina yaslanmis. Derin bir nefes almis ve yardimci pilota dönmüs: "Biliyor musun?" demis, "Bir gün çiglik atmayacaklar ve hepimiz ölecegiz!.."
fıkranın devamı
Adam yepyeni Porshe'yi almis deniyor.Bastikça gidiyor.100, 150, 200, 250... Muazzam bir hizlanma, büyük keyif! Birden karsina bir pano çikiyor "YAVASLA 50 Km" "Aman her seferinde bizi bulur, tam gazladik yol çalismasina denk geldik!"diye söylenip seri vites küçültüyor...5...4....3... Arabadan çikan motor sesleri, arka koltuga yapisma hissi arasinda 50 kilometreye düsüyor. Bir süre böyle gidiyor, bir pano daha "YAVASLA 40 Km" "Böyle yol çalismasini sevsinler" dilekleriyle vitesi 2'ye takiyor. Bir süre sonra yeni pano "YAVASLA 30 Km" 30'a düsüyor, artik Porshe isyan sesleri çikartmaya basliyor. Bir pano daha "YAVASLA 20 KM" Araba durdu duracak öyle gidiyor.Yine bir pano "YAVASLA 10 Km" Porshe 1'inci viteste hayatinin azabi 10 kilometre gittikten sonra bir pano daha geliyor."YAVASLA'YA HOSGELDINIZ"
fıkranın devamı
Uçakta hostes, papaza sormuş :
- "Viski, cin, şarap.. Ne emredersiniz?"
- "Kaç metrede uçuyoruz kızım?"
- "On bin metredeyiz peder!"
- "O halde sen bana su getir kızım, patrona çok yakınız, ayıp olur!"
fıkranın devamı
İmam iki metre ilerisinde duran cami görevlisine sormuş:
- Gizli gizli sen mi yiyorsun kurbanlık etleri?...
Görevlide derin sessizlik... İyice köpürmüş İmam:
- Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?..
- Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim...
- Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun...
Görevli bıyık altından gülmüş;
- İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız...
Yer değiştirmişler. Bu defa görevli seslenmiş:
- Bayramda toplanan camii derneği bağışlarını kim iç ediyor?..
İmam kendi kendine söylenmiş:
- Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.
fıkranın devamı
Kamyon şoförü otoyolda giderken 'Dikkat alçak köprü!' yazısını görmesiyle köprünün altına sıkışması bir olmuş..
Son derece sinirlenmiş ikaz levhasının daha köprüye gelmeden önce konulmamasına.. Otoyol kapanmış, arkasında kilometrelerce araç birikmiş, haber vermesine rağmen ekip saatler sonra gelmiş, içeriden ağır adımlarla sırıtarak bir polis inmiş, kamyonun yanına gelip ellerini beline koymuş:
- "Sıkıştın ha!" demiş..
- "Hayır Memur bey!" demiş şoför.. "Bu köprüyü taşıyordum, mazotum bitti..!"
fıkranın devamı
Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor.
Kayseri'li musteri bagirmis..
- "Durdur su arabayi.."
Sofor panik icinde haykirmis..
- "Durduramiyorum!.."
- "O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili.
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerDoğumevi b__15_[1] Neden Gerçekler Topaç Süper vermemiş Orman Kadınlarla Kekeme Hangi tavsan Subaşının Balık Sevgili Prezervatif Devletin yigit-ozgur-1362 Kaplumbağa Donanım Yanlış Temelin Kamp Ürün Beleşci Ağustos Beraat azrail16pu İki Kepçe Kompleks Mart Suçluları Vakit Piyango Bakış Fotoğraf Baş Soğuk Temel Komutanın Çiçeğin Miyav Marifetli yigit-ozgur-1420 üç Terlik Düdük Cennet Şişe İstifa Kartvizit Morg Değeyi şantiye Tövbekar Arkadaşlar Tezek