Nasreddin Hoca’nın iki karısı varmış. Aralarında kıskançlık, geçimsizlik başgösterince, her ikisine de birbirinden gizl...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’ya bir gün :- “Efendi” demişler, “sabah olunca insanların kimisi o yana, kimisi bu yan...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca bir Kadı ile Bir tüccara yoldaş olmuş. Ortada Hoca, sağında Kadı efendi, solunda Tüccar efendi, hem konuşuyorl...
fıkranın devamı
Adamın birisi **tçüymüş, çevresinde bulunan güzel dolgun kalçalı oğlanlara meraklıymış.
Bir gün İstanbul'a gitmiş orada umumi tuvalete girmiş, içerdeki tuvaletlerin dolu olduğunu görmüş ve beklemeye başlamış. Kapı önünde beklerken içerideki şahıstan çok kuvvetli *suruk şesleri geliyormuş, bizim kars'lı için için kendince hayıflanmış;
- ''uyy sesine gurban olduğum sesi böyleyse kendi nasıldır'' demiş.
fıkranın devamı
Q. Kocam külot yerine boxer don giyerse hamile kalma olasılığım artar mı?
A. Evet ama hiç bir şey giymezse daha çok şansınız olur.
Q. Tam olarak ne zaman hamile kaldığımı nasıl bilebilirim?
A. Yılda bir kere sex yaparak.
Q. En sık karşılaşılan aşerme hangisidir?
A. Erkekler için, hamile olanın yerinde olma isteği.
Q. Ben ve kocam çok çekiciyizdir. Eminim bebeğimiz de reklamlara çıkmak için yeterince güzel olacak. Bu konuyla ilgili olarak kiminle bağlantı kurabiliriz?
A. Terapistinizle.
Q. Kusmalarımın hamileliğin sabah bulantılarından mı yoksa grip olduğumdan mı kaynaklandığını nasıl bilebilirim?
A. Eğer gripseniz iyileşirsiniz.
Q. Hamile kaldığımdan beri göğüslerim ve hatta ayaklarım bile büyüdü.Hamilelikte küçülen bir şey var mı?
A. Evet, mesaneniz.
Q. Hamile kaldığımdan beri kızarmış soğan halkaları olmadan yatağa giremez oldum. Bu aşerme normal mi?
A. Onlarla ne yaptığınıza bağlı.
Q. Hamileliğim ilerledikçe, yabancılar bana daha çok gülümsemeye başladı. Neden?
A. Çünkü onlardan daha şişmansınız.
Q. Hamileliğin son zamanlarındaki sex, hangi şartlarda doğumu başlatır?
A. Eğer sex, kocanız ve başka bir kadın arasında olursa.
Q. Doğum danışmanım, doğum sırasında hissedeceğim şeyin acı değil basınç olacağını söylüyor. Bu doğru mu?
A. Evet, aynen kasırganın da bir hava olayı olduğu gibi.
Q. Doğum hemoroid sebebi olabilir mi?
A. Doğum, bahane bulmak istediğiniz herşeyin sebebi olabilir.
Q. Anne sütünü saklamak için en uygun yer neresidir?
A. Göğüsleriniz.
Q. Meme pompalarının güvenli bir alternatifi var mı?
A. Evet, bebek dudakları.
Q. Bir bebeğin dişli doğması ne anlama gelir?
A. Bebeğin annesinin bebeği emzirme ile ilgili planlarını tekrar gözden geçirmek isteyebileceği anlamına.
Q. Bebeği sütten ne zaman kesmek gerekir?
A. Dişleri çıkmaya başladığında.
Q. Kavrama refleksi nedir?
A. Taze annenin memelerini gören taze babanın reaksiyonudur.
Q. Bir anne emzirirken hamile kalabilir mi?
A. Evet ama, önce bebeği memeden ayırıp uykuya yatırırsanız işiniz daha kolay olur.
Q. Atılan çocuk bezlerine ne oluyor?
A. Kimyasal bir savaş durumunda kullanılmak üzere Orta Batı'da bir siloda toplanıyorlar.
Q. Kolik ağrıları nedir?
A. Taze anne-babaya doğum kontrolunu hatırlatan şey.
Q. Bebeğimiz geçen hafta dünyaya geldi. Acaba karımın hisleri ve davranışları ne zaman eskisi gibi normale dönecek?
A. Çocuğunuz Üniversiteye başladığı zaman.
fıkranın devamı
Laz banka müdürü Rusya'ya geziye gitmiş ve bir lokantadan iceri girmis.
Siparislerini verdikten sonra birde bakmiski karsisinda afet bir
hatun sürekli kendisine bakıyor.
Davetkar bakışlarla hatunu masaya cagirmis, hatun gelip masaya
oturmus.Ancak ikiside birbirlerinin dilinden anlamiyormus.
Hatun cantasindan kalem ve kagıt cikarmis ve kagıdın uzerine sigara
resmi cizmis. Bizim laz mudur hemen sigarasına davranmis, kadina ikram etmis.
Hatun daha sonra kagidin uzerine kadeh resmi cizmis. Bizimki hemen
garsonu cagirmis ve en iyi saraptan siparis vermis.
Hatun bu seferde kagida ev resmi cizmis yanina da 100 dolar resmi
cizmis.
Bizimki içinden:
-"ula karıya bak, banka müdürü olduğumu anladı konut
kredisi istiyoor.
fıkranın devamı
İki kişi birlikte kamp yapmaya çıkarlar. Yiyip içerler ve gece olunca yatarlar. Gecenin bir yarısı içle-
rinden biri kalkar ve yanındakini de uyandırıp sorar:
-Yukarıya bak bakalım, ne göreceksin?
İkinci kişi, başını kaldırıp bakar ve derin tahlillere
başlar.
-Yukarıya astronomi açısından bakınca uzayın ne
kadar büyük olduğunu anlıyorum...Yukarıya dinsel bir tema ile bakınca yaradanın ne kadar büyük bir
kudrete sahip olduğunu görüyorum...Yukarıya mete
orolojik açıdan bakınca berrak ve pırıl pırıl bir gökyü-
zü görüyorum...Yukarıya şiirsel açıdan bakınca ne
kadar romantik bir ortamda olduğumuzu anlıyorum..
Yani muhteşem...Peki sen yukarı bakınca ne görüyorsun?
Diğeri cevap verir:
-Ne göreceğim, çadırımız çalınmış salak!
fıkranın devamı
Yeni evli genç balayı dönüşü arkadaşı sorar.Nasıl dı ilk gece.Genç;İlk gece çok güzeldi çok eğlendik,çok içtik sarhoş olduk ve çılgınlar gibi seviştik.Sonra sevişme bitince ben evli olduğumu unuttum ve yataktaki karımı bir sokak fahişesi zannederek 100 dolar para verdim.Arkadaşı sorar karının tepkisi ne oldu peki.50 dolar geri verdi.
fıkranın devamı
POLİTİKACI DALINDA...
1) "Füzelerle savaş kazanabilirsiniz, ama füzelerin üzerine oturamazsınız..." (Deniz Baykal)
2) "Afrikalı zombiler gibi..." (Bülent Arınç)
3) "Sekiz yıl Özal'a verdiniz, onun iki yılını ananıza verin, o zaman Türkiye şahlanır..." (Tansu Çiller)
3) "Powell'ın ziyareti daha önce yapılsaydı daha iyi olurdu, ancak bu ziyaret tam zamanında yapılmıştır..." (Abdullah Gül)
5) "Ben 1960'larda çalışma bakanlığı yapmıştım. Yani tam hatırlamıyorum ama 1995'e kadar sürdü bu görevim..." (Bülent Ecevit)
KADIN SUNUCU DALINDA...
1) "Evet, bugün perşembe, haftanın son günü, yani bugünü saymazsak..." (Pınar Altuğ, TRT'deki programında)
2) "Sıfır puan kazanırsaniz toplam puanınıza sıfır puan ekleriz..." (Ebru Şallı, Pazar Yıldızı adlı yarışmada)
3) "Siz ben olmuşum, ben siz olmuşsunuz..." (Esra Ceyhan, Huysuz Virjin'e rüyasını anlatıyor)
4) "Tuğba Özay'ı alkışlayan gruba bakıyorum. Büyük bir çoğunluğunu kadın ve erkekler oluşturuyor..." (Ece Erken, Passaparola'da)
5) "Bütün o elektronik şeyler aslında biraz mekanik kaçıyor..." (Gülben Ergen, SMS, e-card gibi yöntemlerden hoşlanmadığını belirtmek istiyor)
ERKEK SUNUCU DALINDA...
1) "Yani şimdi sizin annenizin bütün evliliklerinden elde ettiği toplam çocuk sayısı kaç?" (Sinan Çetin, Film Gibi programında konuğa)
2) "Süreyya Ayhan sizin cinsiniz bilirsiniz..." (Tarik Tarcan, En Büyük Yarışma'da kadın yarışmacıya)
3) "Makul ağla!.." (Savaş Ay, A Takımı'nda sinir krizi geçirttiği Niran Ünsal'a)
4) "Ben, aşki iki kişinin yaşamasından yanayım..." (Vatan Şaşmaz)
5) "Bu çocuk üçünüzden!.." (Erman Toroğlu, Karar Anı adlı programda, karı-koca ve sevgiliye söylüyor)
ERKEK ŞARKICI DALINDA...
1) "Siz düşük yapma halini, her şeyi olan Richard Gere'in mutluluğu Hindistan'da aramasına da benzetebilirsiniz. Düşünsenize, her şeyiniz var ama mutlu degilsiniz..." (Çelik Erişçi)
2) "Müzikte tek eksiğim opera..." (Doğuş)
3) "İlham kaynağım şu gördüğünüz Boğaz. Bu deniz, öküze bile ilham verir..." (Serdar Ortaç)
4) "Her sene bir sene daha geçiyor..." (Tarkan)
5) "Ben, yıllardır süregelen ve gitgide gerileyen arabesk türkücü imajını roketlemek istiyorum. Arabaların torpidolarında en arkada duran kasetleri önlere çıkartmak istiyorum..." (Özcan Deniz)
KADIN ŞARKICI DALINDA...
1) "Estetik haramsa bütün hastaneleri kapatsınlar..." (Petek Dinçöz)
2) "Ses, bedende en geç yaşlanan organdır..." (Nükhet Duru)
3) "Yıllardır olmamıştı, uzun zamandan beri ilk defa tek partili koalisyon oluyor..." (Nil Karaibrahimgil, Bogaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu)
4) "Afrika'dan yamyam getireceğiz..." (Ebru Gündeş, balayına giderken)
5) "Benim o kültürsüz insanlarla işim olmaz, zaten şimdi ultrasyondan çıktım çok mutluyum..." (Ceylan)
MANKEN DALINDA...
1) "Kel miyim, topal mıyım gidip de yasak bir ilişki yaşayayım..." (Didem Taslan)
2) "Birçok arkadaşımın içime girmesine izin verdim, ve ben öyle her arkadaşımı içime alan biri değilimdir..." (Deniz Akkaya)
3) "Şimdiye kadar beraber olduğum erkek arkadaşlarım beni darmadağın etti..." (Gizem Özdilli)
4) "Bu tür şeyler gerçek hayatta da, normal hayatta da yanına yaklaşmam artı sevmem..." (Tuğba Özay)
5) "Erkeğimi asla kahvaltısız bırakmam!.." (Şenay Akay)
DİZİ OYUNCUSU DALINDA...
1) "Tangoya başlarken kadınlar sağ ön, erkekler sol arka ayaklarıyla başlar..." (İpek Tuzcuoğlu)
2) "Laf olsun diye bir şey söyleyecek bir kadın değil o, mutlaka altını doldurur!.." (Tamer Karadağlı, Hülya Avşar için)
3) "Şimdi ben gitsem Amerika'yı ikna etmeye çalışsam beni iplemeyecektir..." (Mehmet Ali Alabora)
4) "Atatürk yaşasaydı, magazin gazetecileri onun da bir frikiğini yakalardı..." (Nurseli İdiz)
5) "Filmin finalini soran anketler internetlerde yayınlandı..." (Özcan Deniz)
SPOR YORUMCUSU DALINDA...
1) "Ağzınla kuş tutsan... ne kuşu?! Ejderha tutsan bunlara yaranamazsınız..." (Ahmet Çakar)
2) "Hayırlı vilayetler..." (Ziya Şengül, İstanbul Valisi ile konuşurken)
3) "İyi püskürtmüş!.." (Şansal Büyüka, hakeme tüküren oyuncu için)
4) "İkinci gol de Boer'un ayağının şeyinden oldu, üçüncü gol gene de Boer'un şeyinden oldu..." (Turgay Şeren)
5) "Bakirelik yalnız bayanda mı olur? Mesela hakemin bakiresi olmaz mı? Yani bozulmamış bir hakem..." (Erman Toroğlu)
HABER SPİKERİ DALINDA...
1) "İnsan, hayvan... her canlının yavrusu ne güzel, öyle değil mi sevgili seyirciler?" (Defne Samyeli, Show Haber)
2) "Bu akşam oynanacak olan Beşiktaş-Galatasaray derbisinin sonucu henüz belli değil..." (Zeynep Kasımlıoğlu)
3) "Bugün çok şey oldu sayın seyirciler..." (Can Ataklı, ana haberi açış cümlesi)
4) "Babayı buldunuz mu?" (Reha Muhtar, haber sunduğu günlerde babasıyla buluşturduğu kıza)
5) "Bize nasıl kullanıldığını gösterebilir misiniz lütfen?" (Gülgün Feyman, kadınlar için üretilmiş prezervatifi tutarak, üretici firma yetkilisine)
fıkranın devamı
Afyonlu terzi sadık ustanın erkek çocuğu olmamaktadır. Bir gece içerken sitemle karışık;
- "Tanrım erkek çocuğum olursa birine arkadan vereceğim" der.
9 ay sonra erkek çocuğu olur. verdiği söz aklına gelir. Yapacak bir şey yoktur. Döt elden gidecek...... Fakat kimsenin duymaması, bilmemesi için uzak diyarlarda dağ başında bir kör çoban bulur. Durumu anlatır, çoban kabul eder ve bizimkini bir güzel domaltır, tam ayrılırken kör çoban;
- "Güle güle AFYONLU SADIK USTA" der.
Bizimki şaşırır!
- "Nereden anladın nasıl tanıdın beni" diye sorar.
Kör çoban;
- "Körüm ama duyularım körelmedi yerinde pantolonunu çıkarırken dikişlerin muntazam olduğunu fark edince terzi olduğunu anladım Sözüne'de çok sadıksın adında SADIK olmalı" der.
- "Peki Afyonlu olduğumu nereden bildin".
- "Eeeee Sadık'çım DÖT'TE kaymak gibiydi"...
fıkranın devamı
Bir gün köyün birinde öLüm döşeğinde oLan yaşLı bir çiftçi warmış.Bu çiftçinin 3 tane de oğLu warmış.Fakat bu 3 oğLuda birbirinden akıLLıymış.Bu yüzden çiftçi mirasını bu 3 oğLu arasında payLaştıramıyormuş.Hangi birine ne kadar maL wereceğini biLemiyormuş.Bu yüzden her şeyi köyün kadı'sına anLatmış.Sonrada oğuLLarına kendisi öLünce mirası gidip kadı'dan aLmaLarını söyLemiş ve bundan 2 gün sonra öLmüş.OğuLLarı da mirasLarını aLmak için düşmüşLer yoLa.
YoLda giderken bir adama rastLamışLar.Adam iLk önce en küçük kardeşe sormuş:
-şeyy... Benim devem kayboLdu da onu gördün mü ?
En küçük kardeşte cevap wermiş:
-Bi gözü körmüydü?
Adam da ewet deyince , en küçük kardeş:
-hayır görmedim , demiş.
Adam şaşırmış ve kızmış.Sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
Ortanca kardeşte:
-Bi ayağı topaL mıydı?
Adam da ewet deyince , ortanca kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
Adam iyice sinirLenmiş.Ve en büyük kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
En büyük kardeşte:
-Kuyruğu kesikmiydi?
Adam da ewet deyince en büyük kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
İyice sinirLenen adam bunun üzerine:
-Sizi kadıya şikayet edicem , demiş.
Ve hep birLikte kadıya wardıkLarında adam kadıyı derdini anLatmış.Bunu duyan kadı da en küçük kardeşe sormuş:
-Sen devenin bi gözünün kör oLduğunu söyLüyorsun ve görmediğini iddia ediyorsun , peki gözünün kör oLduğunu nasıL biLdin?
En küçük kardeş:
-Kör oLduğunu anLadım,çünkü yoLdaki otLarın bi tarafını otLamış , bi tarafını otLamamış.Eğer bi gözü kör oLmasaydı her iki tarafıda otLardı , demiş.
Kadı sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Peki sen bi ayağının topaL oLduğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Çünkü yoLdaki ayak izLerinde 3 ayağın izi wardı.Eğer bi ayağı topaL oLmasaydı 4 ayak izi oLurdu , demiş.
Kadı en büyük kardeşe dönmüş , ve:
-Peki sen kuyruğunun kesik oLduğunu nasıL anLadın?
En büyük kardeşte:
-Çünkü yoLdaki devenin tezekLeri dağıLmış , her yere sıçramış bi şekiLdeydi. Eğer kuyruğu kesik oLmasaydı yuvarLak oLurdu , demiş.
Bunu duyan kadı kardeşLerin üçünün de gerçekten çok akıLLı oLduğunu anLamış ve onLarı akşam yemeğine davet etmiş.Amacı yemeğin ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmak ve kapıdan onLarın konuşmaLarını dinLemekmiş.Akşam oLmuş ve kardeşLer sofraya oturmuş.Kadının karısı çok güzeL kuzu çevirme yapmış yemek oLarak ve ayriyetten şarapta warmış.Kadı da yemeğin tam ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmış.Ve geçmiş kapının arkasına , başLamış dinLemeye.KardeşLer araLarında konuşuyorLarmış.
En küçük:
-Kuzu çok güzeL ama keşke yaşarken köpek emzirmeseydi , demiş.
Ortanca:
-Şarap çok güzeL ama keşke öLüm kokmasaydı , demiş.
En büyük:
-Kadı çok iyi adam ama keşke kötü yoLa düşüp , or.spu oLmasaydı , demiş.
Bunu duyan kadı yarın hemen şarabı aLdığı içkiciye gidip sormuş:
-Bu şarap niye öLüm kokuyor ? demiş.
İçkici de:
-Kadı bey biLmiyor musunuz bu köydeki en iyi şarapLar mezarLıktaki üzüm ağaçLarından yapıLır , demiş.
Kadı sonra kuzuyu aLdığı kasaba gitmiş ve sormuş:
-Bu kuzu köprkmi emzirdi? demiş.
Kasapta:
-Ya kadı bey , küçük yavrucağın anası öLdü bizde o da öLmesin diye kuzuya emzirdik işte , faLan fiLan demiş.
Kadı sonra annesine gidip:
-Anne ben küçükken or.spuLuk mu yaptım? demiş.
Annesi de:
-Ya işte paramız faLan yoktu , bizde karnımızı doyurmak,hayatta kaLabiLmek için seni başkaLarına sattık , demiş.
Bütün bunLarı duyan kadı ertesi gün kardeşLeri yine yanına çağırmış.Ve hepsine teker teker sormaya başLamış.
En küçüğüne:
-Sen bu kuzunun köpek emzirdiğini nerden biLdin?
En küçük kardeşte:
-Kadı bey , eğer bu kuzu köpek emzirmiş oLmasaydı , soL memesinin yanı şiş oLmazdı.Yani köpeğn dişLeri batmazdı ve burada bir beze oLmazdı , demiş.
Sonra ortanca kardeşe:
-Peki sen bu şarabın öLüm koktuğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Kadı bey, biLmiyormusunuz bu köydeki en iyi şarap mezarLıktaki üzüm asmaLarından yapıLır , demiş.
Kadı son oLarakta en büyük kardeşe:
-uLan peki sen benim bi or.spu oLduğumu nasıL anLadın ? demiş.
En büyük kardeşte cevap wermiş:
-EĞER SİZ Bİ OR.SPU OLMASAYDINIZ GİRİŞTEKİ KAPINIZDA fenerbahçe BAYRAĞI OLMAZDI , demiş.
fıkranın devamı
Kadın arkadaşına kocasıyla cinsel hayatının monotonluğu ile ilgili dert yanmaktaydı.
-Ah kardeş artık ne elliyo ne yokluyo, ayda yılda bi çok canı çektikçe yaklaşıyo. Varsa yoksa 24 saat futbol.
-Ah şekerim bunu halletmek çok kolay, der arkadaşı ve devam eder; hangi takımlıydı senin kocan?
-Galatasaraylı. Ne olmuş ki?
-Bak şimdi akşam eve gittiğinde kocan işten gelmeden fenerbahçe formasını giy bekle bakalım ne olacak.
Ertesi gün kadın tekrar arkadaşına mutlu bir şekilde gelir ve anlatmaya başlar.
-Ay şekerim verdiğin fikir için çok teşekkür ederim. Eve gittim fenerbahçe formasını giydim. Ardından kocam gelip beni o formanın içinde görünce vay efendim sen benim galatasaraylı olduğumu bilmiyomusun da bu formayı giyiyosun diyerek üstüme bi atladı sabaha kadar 5 postayı sayabildim gerisini hatırlamıyorum.
-Ben sana dedim artık bol zevkli geceler dilerim, der arkadaşıda.
Aradan günler haftalar geçer adam her akşam gelipte formayı karısının üstünde gördükçe dellenip sabaha kadar kadını posta manyağı yapar. Kadın gittikçe halsizleşmiştir. Tekrar arkadaşına gider ve anlatır.
-Kardeş kocam boğa gibi oldu dur durak bilmiyo. Bak sana iğne iplik gibi kaldım her gece onlarca defa sevişmekten, der. Arkadaşı devam eder;
-Şekerim o zaman bu akşam eve gidince kocan gelmeden galatasaray formasını giyde bekle bakalım ne olacak.
Kadın akşam eve gider ve galatasaray formasını giyer ve bekler. Kocası eve geldiğinde birde bakar ki karısı galatasaray formasını giymiş. Kendinden emin bir tavırla şöyle der;
-Ya işte biz adamı böyle *ike *ike cim bomlu yaparız.
fıkranın devamı
Dünyaca ünlü, zengin, yakışıklı bir işadamı, İstanbul'un tanınan bir restoranında 10 kişilik rezervasyon yaptırıp masada kuş sütünün bile eksik olmamasını ister. Restoran akşam gelecek konuğu için tam teşekküllü bir masa hazırlar. Beklenen konuk gelir fakat sadece kendisi ve omuzunda bir kuş ile.
Adam yavaş yavaş tabağındaki eti yer ve şarabından bir yudum çektikten sonra parmağını şıklatır, omzundaki kuş 5 dakika içerisinde masada ne var ne yok yer bitirir ve tekrar adamın omuzuna konar. Restorandakilerin şaşkın bakışları arasında adam garsonu çağırır ve masayı tekrar aynı şekilde donatmasını ister. Masa tekrar donatılır ve adam yavaş yavaş etini yer şarabından bir yudum alır ve parmağını şıklatır. Kuş uçarak 5 dakika içinde tekrar masada ne var ne yok süpürür ve adamın omuzuna geri döner.
Restorandakiler iyice şaşırmışken adam garsonu tekrar çağırarak masayı aynı şekilde tekrar donatmasını ister. Artık dayanamayan garson sorar; "Beyefendi afedersiniz ama bu nasıl oluyor bir açıklama yaparmisiniz?"
Adam gayet sakin yanıtlar; "Günün birinde ihtiyar bir adama yardım ettim, meğer adam cinmiş ve benden üç dilek istememi söyledi. O zamanlar fakir olduğum için ilk dileğim çok para sahibi olmaktı, o günden beri kürekle para harcarım bitmez. Ikinci dilegim çevremde çok kadın olsundu, hiç eksik olmadılar. Son dilegim ise "Biraz büyükçe ve doyumsuz bir kuşum" olsundu, yanlış anladı P****venk!"
fıkranın devamı
Kadın kocasını başka bi adamla aldatıyormuş.. adam iş seyehatinde. bunlar rahat, yatak odasında muhabbette...aniden kapı açılmış.
-Adam erken dönmüş seyahatten.. bunlarda bir panik... yataktaki adam kadına dönmüş:'' dur tatlım aklıma bir fikir geldi.ben çok iyi robot taklidi yaparım, sen de benim robot olduğumu söyle..'' derken adam içeri giriyor ve manzara karşısında açıyor ağzını yumuyor gözünü. kadın soğukkanlı bir şekilde: '' hayatım.durum gördüğün gibi değil. hep iş hep iş.. ben hep yalnızım. bu robotu aldım. sahibinin her istediğini yapıyor, sensizliği unutturuyor bana... adam işi çakmış tabii, hiç renk vermeden:'' iyi o zaman bi de ben deneyim..'' demis geçmiş ''robot''un arkasına. bir yüklenmiş, girmiyor, ikinci yine girmiyor.., kadına dönüp:''hayatım bu robotta imalat hatası var. git içerden matkabı getir, deliği büyütelim.'' demiş. bakmış ''robot'' *öt elden gidiyor konuşmaya başlamış:''hiç gerek yok, lütfen bir daha deneyin..
fıkranın devamı
Temel ile Fadime bir tepede oturup şehri seyrediyorlarmış temel fadime ile sevişmek istiyor ama bir türlü cesaret edemiyormış, derken fadime temele dönüp temel sana gösümden amaliyat olduğum yeri göstereyimmi demiş bunu duyan temel bi fırsat doğduğunu düşünüp sevinçle tabi göster demiş fadime de parmağıyla işaret ederek karşıdaki binanın ikinci katında demiş.
fıkranın devamı
Temel bir gün tuvalete girmiş. Yanında bir adam varmış ve sormuş. Temel:
Haçan sen Karadenizlü misun?
diye sormuş.
Adam evet demiş.
Temel: Pekü Trabzonli musun? diye sormuş. Adam buna da evet demiş.
Temel: Peki senün köyin Çamlıhemşin midur? da diye bir soru daha sormuş.
adam bunada evet demiş.
Temel: Peki senin sünnetçin Kemal üsta midir da? diye bir soru daha sormuş.
Adam sinirlenmiş.
Adam: Ebe adam sen nereli olduğumu, köyümü biliyorsin sünnetçimi nerden
biliyorsun? diye sormuş.
Temel: 'Kemal ustayı kim bilmez!!! Hep yamuk keser yarım saatten beri
bacağıma işiyorsin da demiş
fıkranın devamı
Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:
-Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!
Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.
- Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.
fıkranın devamı
Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkez acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar.
Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskaplarda lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak"
Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış.
Hoca arkasından seslenmiş "Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?"
Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış" Tanısana hadi lan tanısana kim olduğumu"
fıkranın devamı
Güzel bir kadın, kuyumcuya girer ve tezgahtara burmalı bir bilezik almak istediğini söyler. Bileziği beğenir ve ücretini ödemek üzere tezgahtara parayı uzatır. Tam kapıdan çıkarken,tezgahtar arkasından seslenir:
- Hanımefendi, verdiğiniz bu paralar sahte.
Kadın kendi kendine mırıldanır:
- Vay eşşoğlueşşek, demek dün gece beraber olduğum herif ırzıma geçti...
fıkranın devamı
Temel ilkokulun 1.sınıfına başlar,ilk gun koşa koşa eve gelir ve annesine Anne anne! öğretmen bugün okulda sayıları oğretti, herkes 9"a kadar sayabildi ben tam 14"e kadar saydım , laz olduğum için mi ?
Annesi: Evet yavrum laz oldugun için. Temel cok sevinir,
2.gun okula gider ve yine koşa koşa gelir ve annesine
Anne anne! öğretmen okulda alfabeyi öğretti, herkes d"ye kadar öğrendi ben h"ye kadar öğrendim laz olduğum için mi? der
Annesi: Evet yavrum laz olduğun için. Temel artık yerinde duramaz ertesi gun okuldan acayip mutlu bir şekilde gelir ve annesine
Anne anne bugun okuldaki arkadaslarımla boylarımızı karşılaştırdık,herkesinki 80-90 cm benimki 160 cm laz olduğum icin mi? der
Annesi: Hayir yavrum onlar 6 yaşında sen ise 16 yaşındasın.
fıkranın devamı
Temel, Paris'te bir dükkâna girmiş. Bakmış, dükkânın bir köşesinde harika bir papağan... Hayran hayran seyrederken, dükkân sahibi yanına gelip, "Bu harika bir kuştur, karşısına geçene bakar ve ona nasıl birisi olduğunu söyler" demiş. Temel, papağanın karşısına geçer geçmez, kuş "Sen aptalsın" demiş. Temel, papağanı satın almak istemiş, ancak adam satılık olmadığını söylemiş. Bunun üzerine Temel, papağanın yumurtalarından rica etmiş. Adam, "yarın gelin verelim" demiş. Ertesi gün gittiğinde Temel'e üç tane yumurta vermiş. Temel derhal Trabzon'a dönmüş, eş-dost, akraba, komşu kim varsa toplamış ve papağanın özelliklerini anlattıktan sonra, gururla yumurtaları göstermiş ve hep birlikte yumurtaları kuluçkaya yatırmışlar. Bir süre sonra, yumurtalardan birisi çatlamış ve içinden normal bir tavuk civcivi çıkmış. Bir anlam verememişler. Fakat, ikincisinden bir bıldırcın, üçüncüden de keklik çıkınca, Temel'in tepesi atmış. Uçağa atladığı gibi varmış Paris'e, dükkânı bulmuş, dalmış içeriye... Papağan, Temeli görür görmez, "Sen salaksın" demiş. Temel daha da kızmış ve "Ula baa bak" demiş, "benum salak olduğumi burda bi sen bileyisun, ama senun orosbi olduğuni Tirabizonda cümle âlem bilıyi".
fıkranın devamı
Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;
- Nedir şikayetin ?
- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar..hepsinden davacıyım... kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak..
- Senin adın Temel mi ?
- Evet Temel
- İyi de binlerce Temel var... o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..
- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.. Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra ;
- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı... oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin... o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor... seninle hiç ilgisi yok... bu dava düşer..
-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok... demek tevatürmüş, ben değilmişim...
- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar... sana sıra gelene kadar...
- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim... boş dönmeyeyim... hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım...
- Anlat bakalım..
- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş...
- Dur,dur be,ne diyorsun sen...
- N'oldu Hakim bey ?
- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba..
- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var... seninkine sıra gelene kadar..
fıkranın devamı
Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir
- Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim"
Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir
- Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım, ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.
Kurbağa yalvarmaya başlar
- Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım
Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar
Sonunda kurbağa dayanamaz
- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur
- Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.
fıkranın devamı
Bir adam barda tek başına yavaş yavaş içiyormuş,
Diğer köşede onun gibi yalnız bir adam daha varmış,
Adamımız bu adamın yanına gitmiş ve;
''Şu karşıdaki 50 katlı gökdeleni görüyormusun demiş''
''Evet'' demiş adam
''Niye sordunuz?''
Bizimki
''Bu gökdelenin ortalarında çok ilginç bir hava sirkülasyonu var'' demiş.
''50. kattan atlayan birisi ölmeden yere ulaşır'' diyerek lafını tamamlamış.
Adam gülmüş normal olarak.
Bizimki
''Sarhoş olduğum için bana inanmıyorsun değilmi?'' demiş.
''O zaman varmısın benimle bahse girmeye.''
''Garsonda şahit olur'' demiş.
''Tamam'' demiş adam ''100$ için sen 50. katdan atla o zaman'' demiş.
Bizimki:
''Tamam o zaman 100'er $ garsona verelim. Ben aşağı canlı inersem 200 $ alırım''
Bizimki çıkmış gökdelenin 50. katına,
Bırakmış kendini boşluğa,
Başlamış aşağı dğru düşmeye.
50-49-48-35-24-19-12-8-4-3-2-1
Bizimki az sonra gülerek bardan içeri girmiş.
Adam hayretler içinde.
''200 $ hak ettin'' demiş.
Bizimki '' 200 $ daha koy çık sende atla'' demiş
''Aşağı indiğinde 400 $ senin olur'' demiş.
Adam memnuniyetle ''Olur'' demiş.
Adam çıkmış gökdelene kendini boşluğa bırakmış.
50-49-48-35-24-19-12-8-4-3-2 derken adam yere çakılıp ölmüş.
Bizimki sırıtarak garsona dönmüş.
Garson 400 $ uzatırken.
''Ya Süperman içince çok adi oluyorsun'' demiş.
fıkranın devamı
Temel ilkokulun 1.sınıfına başlar,ilk gun koşa koşa eve gelir ve annesine Anne anne! öğretmen bugün okulda sayıları oğretti, herkes 9'a kadar sayabildi ben tam 14'e kadar saydım , laz olduğum için mi ?
Annesi: Evet yavrum laz oldugun için. Temel cok sevinir,
2.gun okula gider ve yine koşa koşa gelir ve annesine
Anne anne! öğretmen okulda alfabeyi öğretti, herkes d'ye kadar öğrendi ben h'ye kadar öğrendim laz olduğum için mi? der
Annesi: Evet yavrum laz olduğun için. Temel artık yerinde duramaz ertesi gun okuldan acayip mutlu bir şekilde gelir ve annesine
Anne anne bugun okuldaki arkadaslarımla boylarımızı karşılaştırdık,herkesinki 80-90 cm benimki 160 cm laz olduğum icin mi? der
Annesi: Hayir yavrum onlar 6 yaşında sen ise 16 yaşında olduğun için.
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerDoğumevi b__15_[1] Neden Gerçekler Topaç Süper vermemiş Orman Kadınlarla Kekeme Hangi tavsan Subaşının Balık Sevgili Prezervatif Devletin yigit-ozgur-1362 Kaplumbağa Donanım Yanlış Temelin Kamp Ürün Beleşci Ağustos Beraat azrail16pu İki Kepçe Kompleks Mart Suçluları Vakit Piyango Bakış Fotoğraf Baş Soğuk Temel Komutanın Çiçeğin Miyav Marifetli yigit-ozgur-1420 üç Terlik Düdük Cennet Şişe İstifa Kartvizit Morg Değeyi şantiye Tövbekar Arkadaşlar Tezek