Muzip bir dostu, bir gün Hoca’ya :- “Şu avucumun içindekini bil, sana bir kayganalık vereyim” demiş.- ̶...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, kasabadan Kur’an-ı kerim, tefsir ve ilmihal gibi bazı kitaplar almış. Bir çuvala yerleştirmiş. Çuvalı s...
fıkranın devamı


Birgün temelle karısı fadime s.kişirken oğullarına yakalanmışlar. Ama haberleri yok.
Çocuk ses çıkarmadan içeri gitmiş.
Bir süre sonra Temel içeriden garip sesler geldiğini
farkeder.
İçeri gidince gördüğü manzara karşısında dehşete düşer. Çocuk Baba annesini s.kiyor.
Temel :
- Oğlum napıyon lan itoğlu
Çocuk sinirle:
- Anamı s.kenin , anasını s.kerim

fıkranın devamı


Genelev işleten bir italyan, Milano'da sahibi bulunduğu genelevde oldukça iddialı bir işletmecilik örneği yapmak istemiş.
Bütün kadınları toplamış ve demiş ki;
- ''bu evde müşterilerimizin bütün isteklerine evet demek zorundayız. Aksi taktirde rekabet şansımız yoktur'' demiş.
Bu durumu zor da olsa içine sindirmek zorunda bulunan zavallı
kadınlar;
- ''peki'' deyip işlerinin başına geçmişler.
Evin sahibi işadamı da girişteki panoya yazmış;
- ''bu evde kadınlarımıza hayır dedirtemezsiniz. Bütün istekleriniz yerine gelecektir. Aksini ıspatlayana en iyi restoranda yemek ve 1 milyon dolar para teklif ediyoruz'' diye yazar..
Bunu duyan müşteriler akın eder. her türlü teklifle karşılaşan
kadınlar seve seve (SS) bütün talepleri karşılarlar.
İngilizi gelir eline, Almanı gelir kulaklarına, amerikalısı gelir
tersine derken her türlü teklifi karşılar zavallı kadınlar.
Nevar ki Temel uzakta değildir. Milano'ya gelir de geneleve gitmeden dönülür mü?.. Temel esasen kapıdaki yazıdan hiç bir şey anlamadan içeri dalar. Ancak işe başlamadan önce temel kadına bir şeyler fısıldar.
Kadın sert bir şekilde;
- ''hayır'' der.
Bunu duyan temel boynunu büker;
- ''peki'' der.
Tabii ki para ödülü kendisini pek memnun etmiştir. Ancak genelev patronu ile akşam yemeğe gidince adam sorar;
- ''Temel, sen bu kadına ne dedin de sana hayır dedi?''..
Temel;
- ''valla abi ben bir şey demedim. Ben sadece işin
başında kadına sordum Türk parasıyla ödeyebilirmiyim diye
o da hayır dedi''.....

fıkranın devamı


Barda, içki bardağına dalgın dalgın bakan bir adam oturuyordu.
Neredeyse yarım saattir bu durumu değişmemişti. Derken, kavgacı görünüşlü, azman bir kamyon sürücüsü bardan içeri girip adamın yanına tünedi, adamın elinden içki bardağını alıp bir dikişte fondipleyiverdi.
Zavallı adam ne yapacağını bilemeyip birden ağlamaya başladı.
Bunu gören azman kamyon sürücüsü insafa gelip, "Hey, kes sunu, sadece şaka yaptım, sana başka bir içki ısmarlayacağım, hic böyle ağlayan bir erkek de görmedim" dedi. Zavallı adam cevaben;
"Hayır, hiç de düşündüğün gibi değil. Bugün hayatımın en berbat günü galiba. İlkin uyuyakalmışım ve işime geç kaldım. Patronun ters günüymüş, kudurdu ve beni işten kovdu. Üzgün dargın binayi terk ederken arabamı aradım, ancak park ettiğim yerde değildi, çalınmıştı. Polise gidip durumu anlattım, ancak bir şey yapamayacaklarını söylediler. Eve dönmek için bir taksi çevirdim, taksiden inip eve girmek üzereyken cüzdanımı ve tüm kredi kartlarımı takside düşürdüğümü fark ettim. Gözden kaybolmakta olan taksiye bakakaldım. Eve girdim, o ne? Karım yatakta bahçıvanımızla sevişmiyor mu! Hırsla oradan ayrılıp bu bara geldim. Hayatıma son vermeyi, intihar etmeyi düşünüyordum. Birden sen çıkageldin ve benim zehirimi içtin."

fıkranın devamı


Dişi aslan bir agacın altında uyurken tilki gizlice gelip dişi aslanı
becerir.
Aslan uyanınca erkek aslanın yanına gider ve ona sorar.
Erkek aslan duruma oldukça şaşırmıştır. Çok sinirlenip kükrer:
- "Bütün hayvanları toplayın, suçluyu bulup onu mahfedeceğim"
Bütün hayvanlar toplanır, aslan "kim yaptıysa bunu elini kaldırıp öne
cıksın" diye kükrer ama hiçbiri ses çıkarmaz.
Derken toplantıya geciken çakal koşarak gelip arka sıralara yerleşir
ve tilkiye "ne oluyor" diye sorar. Tilki de "Aslan kral ormana
bir müdür arıyor talip olan elini kaldırıp öne çıksın diyor" deyince
zavallı çakal hemen elini kaldırıp öne çıkar.
Aslan herkesi gönderir ve akabinde çakalı sabaha kadar becerir.
Çakal sabah perişan halde yalpalaya yalpalaya yürürken
tilkiyle karşılaşır. Tilki hafif gülümser ve ekler:
- "Bak, bir müdür oldun yürüyüşün bile değişti.."

fıkranın devamı


Kadının biri evine güzel bir papağan almak petshopa gider. Rengarenk güzel papağanlar bulunmaktadır. Bunların fiyatları 3.000 dolar ile 10.000 dolar arasında değişmektedir. Yalnız içlerinden birisinin fiyatı 250 dolardır. Kadın merak içerisinde sorar,
- Neden bunun fiyatı düşük,
- Hanımefendi o size yaramaz,
- Kadın niye, diye sorar,
- Adam bu papağan "s" özürlü der,
- Yani "ceni ceviyorum" gibi konuşabiliyor.
Kadın "ne farkeder o kadar para vereceğime bunu alırım, s'leri de söylemeyiversin" der.
Ve papağanı alır eve götürür. Evde büyükçe bir kafese muhabbet kuşu ile aynı kafese koyar. Birgün kadın alış-verişe gider, eve döndüğünde muhabbet kuşunu kan revan içinde ölmüş olarak bulur. Feryat figan papağana sorar. Ne yaptın bu zavallıya,
- Vallahi ben bişey yapmadım. Sadece "cik" dedi bende "ciktim." der.

fıkranın devamı


akşehir çarşısında bir kebapçi dükkani vardır.bu dükkanın sahibi pek cimri,pek kurnaz bir adamdır.bir öğle vakti bu kebabcının önünden yoksul bir köylü geçer.köylü sokağa yayılan kebap dumanını uzun uzun koklar,içini çeker.çünkü kebap yemeye yetecek kadar parası yoktur.koynundan kuru bir ekmek parçası çıkarır.bunu kebab dumanına tutar,sonrada yer.dükkan sahibi onun bu yaptığını görür.zavallı köylü tam gidecekken yakasına yapışır.kebap parasını vermeden şuradan suraya gidemessin der.köylü affallar ne kebabı ne parası diye sorsada kebabcıya laf anlatamaz.kavga uzayıp gider.sonunda hocanın karşısına çıkarlar.hoca o sırada akşehirde kadılık yapmaktadır.ona olup biteni anlatırlar.hoca onları dinledikten sonra köylüye döner üstünde ne kadar para varsa çıkar,bana ver der köylüğ bozulur ama ne yapsın kadı öyle buyuruyor.koynundan para kesesini çıkarıp hocaya uzatır.hoca keseyi aLIP UZUN UZUN SALLAR.İÇİNDE ÜÇ BEŞ KURUŞ MADENİ PARA ŞIKIR ŞIKIR SALLANIR.HOCA SERT BİR SESLE KEBAPÇIYA SORAR.PARANIN SESİNİ İYİCE DUYDUN MU.KEBABÇI DUYDUM DER,BUNUN ÜZERİNE HOCA KEBABÇIYA ŞÖYLE DER.KEBAB DUMANI SATAN PARA SESİ ALIR.İŞTE SENDE HAKKINI ALDIN.ŞİMDİDEFOL GİT.




fıkranın devamı


Dişi aslan bir agacın altında uyurken tilki gizlice gelip dişi aslanı
becerir.
Aslan uyanınca erkek aslanın yanına gider ve ona sorar.
Erkek aslan duruma oldukça şaşırmıştır. Çok sinirlenip kükrer:
- "Bütün hayvanları toplayın, suçluyu bulup onu mahfedeceğim"
Bütün hayvanlar toplanır, aslan "kim yaptıysa bunu elini kaldırıp öne
cıksın" diye kükrer ama hiçbiri ses çıkarmaz.
Derken toplantıya geciken çakal koşarak gelip arka sıralara yerleşir
ve tilkiye "ne oluyor" diye sorar. Tilki de "Aslan kral ormana
bir müdür arıyor talip olan elini kaldırıp öne çıksın diyor" deyince
zavallı çakal hemen elini kaldırıp öne çıkar.
Aslan herkesi gönderir ve akabinde çakalı sabaha kadar becerir.
Çakal sabah perişan halde yalpalaya yalpalaya yürürken
tilkiyle karşılaşır. Tilki hafif gülümser ve ekler:
- "Bak, bir müdür oldun yürüyüşün bile değişti.."

fıkranın devamı


Yeni uzman olmuştu. Kasabada muayenehane açtı. Birkaç gün sonra biri geldi, onu doğuma çağırdı. Ertesi gün eve dönen doktoru, karısı merakla karşıladı: - "Nasıl oldu" - "Ah sorma, iyi değil. Çocuk ters geliyordu. Forsepsle almak zorunda kaldım. Fakat bir türlü çıkmadı, parçalandı. Bir saat sonra da annesi öldü." - "Vah vah, zavallı baba kimbilir ne kadar perişandır?" - "O da öldü." - "Anlayamadım... Nasıl o da öldü?" - "Forsepse dayanmış, bütün gücümle çekiyordum. Çocuğun bacağı kopunca bütün ağırlığımla arkaya düştüm. Adamcağız arkada duruyormuş. Başı duvara çarptı, beyin kanamasından öldü." Bir hafta sonra doktoru yine doğuma çağırdılar. Geç saatte yorgun argın dönünce, karısı: - "Doğum nasıl oldu?" diye sordu. Doktor: - "Gelişme var karıcığım. Bugün babayı kurtardım."

fıkranın devamı

Aslanın biri hayvanat bahcesinden kacar. kimse yakalamaya cesaret edemez. sonunda cılız bir adam ...
fıkranın devamı

Adam arabayı kullanıyormuş, yan koltukta karısı, arkasında kayınvalidesi.. İki kadın da zav...
fıkranın devamı

Hali vakti yerinde bir ailenin genç kızı eve geldiğinde, annesini aynakarşısında yeni kürkü...
fıkranın devamı

TEM'de bi Ferrari son sürat gidiyomuş. İleride yolun sağında bi Anadol görmüş. Yanında da y...
fıkranın devamı

Soğuk bir kış akşamı, MacDonalds'ın kapısından içeri yaşlı bir amcayla teyze girmişle...
fıkranın devamı

Başıboş bir eşek nasılsa bir camiye girmiş, hoca eşeği döverek dışarıya çıkarmaya uğr...
fıkranın devamı

Aylardan beri boğazından daha bir lokma geçmeyen sokaklarda yatan zavallı bir fakir adam varmı
fıkranın devamı

Bir gün bir kaplan uyandığında kendini canavar gibi hissetmiş. Hatta kendini öyle iyi hissetmi...
fıkranın devamı

Mango diyince akla ilk olarak tropical ormanlarda yetişen tropical bir meyve gelir.Fakat bu günümüz Türkiyesinde günümüz kadınlarınca mango kelimesi söylendiğinde akla ilk olarak ucuzluk,çeşit,ne kaparsam kardır,aman o yere düşen penyeyi o kadına kaptırmayayımda ben kapayım ibareleri gelmektedir.
Mağzadan içeri girdiğiniz zaman sizi güler yüzlü bir beyefendi iyi günler hoş geldiniz diye karşılıyor.Aslında sevgilisiyle veya kız arkadaşı,ablasıyla bu mağzaya girme mecburiyetinde kalan erkekler için (vah zavallı kardeşim sen bu kadar kadının arasında şimdi ne yapacaksın) anlamı yatar. Alt katta yeni sezon olarak adlandırılan kadınlar için cehennem erkekler için cennet olan biraz daha fiyatı yüksek ürünler sergilenir orası erkekler için cennettir çünkü az kadın ferah ortam vardır insan bir mağzada gezdigini anlayabilir. Amaaa outlet olarak adlandırılan ve kadınlar için cennetten tapulu arazi erkekler içinse cehennemde sıcak bir kaya parçası olarak nitelendirebilecegimiz birkaç ay önce üretilen ürünlerin sergilendigi bölüme geliriz. Bu bölüme geldiğiniz zaman kendinizi truva,cesuryürek,büyük iskander gibi gişe rekorları kırmış filmlerin savaş sahnelerinde yer alıyomuş gibi hissedebilrsiniz. Çünkü kulaklarınızın içini kemiren tiz kadın sesleri dört bir yandan etrafınızı kuşatmıştır bu gürültülerle beraber burham burham kokan ter kokularıylada kendinizden geçmeniz muhtemel olasılıklar içinde yer alır. Aç bir köpek balığı gibi reyonlara saldıran kadınların bir çakal sürüsü gibi birbirleriyle organize olarak yaptıkları alış verişse sizi hayrete düşürebilir.Kadınların bir yandan ürünlerini seçerken bir yandanda o kalabalıkta ilerlemeleri hayranlık yaratırken,zavallı erkeklerin aman bir kadına değmiyimde yanlış anlaşılmasın diye yaptıkları hareketler kuzey kutbunda yalnız kalmış devenin kuğu gölü balesi yapmasına benzer. Ürünler seçilip sıra onları denemeye gelindiği zaman ise bir erkeğin başlıca görevi askılık olarak kabinin önünde bulunmaktır çünkü ürünler denenirken rahatsızlık veren fazlalıklar erkeğin üstüne nakledilir. Kadınların koordine olarak çalışmaları kabin önündede sürer
*hanfendi elinizdeki etegin bedeni kaç ?
* 38 benden hanfendi.
* Aaa öylemi ben reyonları parçalarken 38 bedeni bulamamıştım eğer size olmassa ben deneyebilirmiyim ?
* Tabiki deneyebilirsiniz.
* Teşekkür ederim
(inanın ben bu konuşmaları uydurmadım bizzat kendi kulaklarımla şahit oldum)
Bütün bu evreler atlatılıp sıra ödeme kısmına geldiğinizde kasa önündeki kuyruk halk ekmek kuyruklarından daha uzundur küçük masum kızınıza kızım git halk ekmekten 2 ekmek al dediğinizde karşılaşacagınız muhtemel cevap aman şimdi orda çok kuyruk var giremem ben o kuyruğa olacaktır.

Halbuki siz kızınıza kızım git bana mangodan 2 parça bişey al dediğinizde kızınız o kuyrukta bir ömür beklemeyi göze alıcaktır.
GÖNÜL İSTERDİKİ YAZIYI BİR SONLA NOKTALIYIM AMA MAALESEF BENDE BU ABLA DÜNYADADA BU MANGO OLDUĞU SÜRECE BU YAZININ SONU GELMEZZZZ !!!
AHMET CANER GÜLER
fıkranın devamı

Böyle bir değişim daha önce hiç yaşanmadı.

Hiç kimsenin diş macunlarının, diş fırçalarının hatta deterjanlarının bile böyle büyük yenilikleri olmadı. Cep telefonlarına getirilen yenilikler o kadar çok ve hızlı ki, insan takip etmekte zorlanıyor. Bunların en sonuncusu 'nebu çalan?' servisi. Kulağınıza bir melodi geldi, dayıyorsunuz cep telefonunuzu müziğin geldiği yere, az sonra şarkının adı, söyleyeni
ekranda. Ama bu daha başlangıç. Bakın bizi 2005'te bekleyen yeni servisler neler:

Kimdi bu?: Yolda yürürken karşıdan biri geliyor ve siz bu kişiyi
fena halde tanır gibisiniz. Ama çıkaramıyorsunuz. Kimdi bu herif diye
kendinizi helak etmeyin. Cep telefonunuzla çekin resmini, az sonra cep telefonunun ekranından alın cevabınızı: "Ortaokulda iki sıra önünde oturan Kirpi Rasim.

Hani aynı kıza çıkma teklif etmiştiniz de kavga çıkmıştı."
Memleket nere?: Otobüste yolculuk yaparken konuşmayı seven birisiniz.
Yanınıza oturan kişi ise şansa bakın ki, pek konuşacak gibi değil.
Ortak bir nokta bulmalı ki, muhabbet gelişsin. İyi de nasıl? Keşke
nereli olduğunu bilseydiniz. Neyse ki cep telefonunuz var. Tutun cep
telefonunuzu yanınızdakine doğru, az sonra öğrenin nereli olduğunu.
Ne bu kokan?: İşte bir süper servis daha! Günün telaşı içinde oraya
buraya koştururken birden burnunuza nefis bir koku geldi. Neydi bu
yemek neydi? Cep telefonunuzu çevirin kokunun geldiği yöne ve bekleyin.

"Fransız usulü, şaraba yatırılmış ananas soslu hindi budu" cevabıyla
merakınızı yenin.
Dilimin ucu: Olacak şey değil, nasıl unutursunuz?! Hani dünya
yıkılsa bu ismi unutmanız mümkün değil. Ama gelmiyor işte. Aslında
dilinizin ucunda.
Panik yok. Hemen çıkarın cep telefonunuzu, çekin dilinizin ucunun
resmini, az sonra öğrenin beyninizi kurcalayan ismin ne olduğunu.
Baklayı çıkar: Karşınızda biri lafı geveleyip duruyor ve her ne
diyecekse bir türlü söyleyemiyor. Boşuna "Çıkar kardeşim ağzındaki
baklayı"
demekle vakit kaybetmeyin. Cep telefonunuzu karşınızda kıvranan
zavallının ağzına tutun, derdi neymiş öğrenin.
Sabah ne yedim?: O kadar meşgul birisiniz ki, hani yoğunluktan
neredeyse sabah ne yediğinizi bile unutuyorsunuz. Üzülmeyin. Cep
telefonunuzu midenize tutun. Sabah kahvaltısında ne yemişsiniz anında
öğrenin.

BEKARLARA YENİ YIL MÜJDESİ...

Kaynanan kim?: Karşı cinsten birinden fena halde hoşlandınız. O da
size karşı boş değil. Hani biraz gayretle işin sonu nikah masası. Ama
bir problem var. Ya sevdiğinizin anası Semra Hanım tadında bir kaynana ise ne yapacaksınız? Kolayı var. Tutun cep telefonunuzu sevdiğinizin suratına 'kaynana' yazın. Müstakbel kaynananıza ait tüm bilgiler ekranınıza gelsin.
fıkranın devamı

1.. Serbest dolaşım çıkar . İyi bir eğitimi ve geçerli bir işi olmayanların hepsi (İpini koparanlar) çil yavruları gibi Avrupa'nın dört bir yanına dağılır .

2.. Hide Park'ta Türk usulü piknik yapar. (5 aile, 28 çocuk, kamyon, kebap, rakı, çiğ köfte, pijama, atlet, ip, top, tüp, çaydanlık, buz kabı, karpuz, tavla, okey, haşlanmış yumurta ve patates, pet şişe, naylon poşet, arabesk, gürültü ve kavga)

3.. Versailles Sarayının önünde seyyar satıcılık yapar.(Salatalık, lahmacun, simit v.s.)

4.. Wembley stadyumunun girişinde seyyar köfteci açar.

5.. Çocuklar trafik ışıklarında cam siler, mendil satar.

6.. Metro istasyonu girişlerinde kokoreç yapıp satar. Sakatat yasağını takmaz. Kolluk kuvvetlerinden koşarak kaçar. Kaçamazsa rüşvet vermeye çalışır.

7.. Lourvre müzesinde kapkaççılık yapar.

8.. Chapms Elises Bulvarı'nda düğün konvoyu yapar.

9.. Çeşitli alanlarda mafyalar oluşturur. Devlet arazilerini Türklere satar.

10.. Mafyadan aldığı arazilere gecekondu yapar. Gecekondularda inek, koyun, tavuk ve kaz besler. Kurduğu mahalleyi kurtarılmış bölge ilan eder.

11.. Yere tükürür. Kendini uyaran vatandaşı döver. Yakalandığında ise polise sürekli "abi !" diye hitap eder.

12.. Galatasaray Avrupa kupalarında başarı elde ettiğinde kutlama konvoyu yapar. Havaya ateş açar ve birkaç Avrupa vatandaşı için "Kim vurduya" tur ayarlarlar.

13.. Sanki asırlardır oradaymış da diğerleri yeni gelmiş ve kendisini rahatsız ediyormuş gibi davranır.

14.. Bir fast food'da yanındaki kız arkadaşına baktığından şüphelendiği adamı döver.

15.. Yenebilecek her şeye içinde domuz eti oluğu şüphesiyle bakar.

16.. Avrupalı tüm kadınlara şırfıntı gözüyle bakar ve günde 25 kadına sarkıntılık eder. Sonunda Avrupalı zannettiği bir Türk kızının ağabeylerinden dayak yer. Yaraları iyileştikten sonra aynı kızla çıkmaya başlar.

17.. Kızlar bir Avrupalı ile evlenebilmek için kırk takla atar. Babaları izin vermeyince evden kaçar. Babaları polisi arar. Kız 18 yaşından büyük olduğu için polis babayı pek sallamaz. Baba kendi işini kendi görmek ister ve herifin kardeşini öldürerek kan davası çıkarmaya çalışır.

18.. Arabasıyla caddelerde turlarken İbo'nun kasetini yüksek sesle çalarak kız tavlamaya çalışır.

19.. Evde bulgur pilavıyla beslenmeye çalışır ve tüm imkanlarını bir Mercedes sahibi olmak için seferber eder.

20.. Türkiye'ye gelip geri dönerken bir minibüs dolusu besin maddesi götürür. Sucuk ve pastırmaları halk sağlığına aykırılığı nedeniyle gümrükte terk eder. Terk etmeden önce iki saat süreyle arbede çıkarır.

21.. Seyyar lahmacun sattığı mahalleye servis yapan pizza dağıtıcısını döver. Olaya polis karışırsa başka bir gün tüm aşiretiyle gelip pizza dükkanını dağıtır.

22.. Kurban bayramlarında kamuya ait yerlerde kurban keser. Kan gövdeyi götürür.

23.. "Yok canım abarttın. Şu anda yurt dışında olanlar bu saydıklarının çoğunu yapmıyorlar ki" diye milletini savunanlar, o günler geldiğinde Türklerin Avrupa'da kanun, kitap dinlemeyecek kadar çoğunluk olacağını göz ardı ederler.

24.. Türkiye'nin nüfusu 16 milyona İstanbul'un nüfusu 1 milyona düşer. Refah seviyesi ve toplumsal kalite son haddine kadar yükselir. Kimse kimsenin malına, namusuna yan gözle bakmaz. Türkiye'de kalmış olanlar, dini bayramlarda ve yaz tatillerinde Avrupa'ya kaçarak Türkiye'nin sakinleşmesini beklerler.

25.. Türkiye'de eğitim seviyesi %98 üniversite düzeyine yükselir. İşsizlik kalmaz. İşçi ithaline başlanılır. Çevre kirliliği sıfıra düşer. Sanat ve kültür yurdun her köşesine yayılır. Arabesk sanatçıları iş alanlarını Avrupa'ya kaydırır. Turizm patlar.

26.. Ülkemiz temiz, sakin ve yaşanası bir memleket olur. Siyasi tartışmalar konuşma platformunda kalır.

27.. Hayal gücü iyi çalışan okuyucular bir bu kadar daha madde üretir.

Yaaa ! Dostlar . İşte böyle . Bundan sonra kimse "Biz Müslüman bir ülkeyiz; Avrupalılar bu yüzden bizi AB'ne almıyorlar" ya da "Türkiye'de demokratikleşme sağlanamadı; onun için giremiyoruz AB'ne" savunmalarını yapmasın . Çünkü alakası yok . İşte yukarıda sayılan maddeler yüzünden giremiyoruz AB'ne. Onlar yeni bir İstanbul olmaktan korkuyorlar . Kendi milletini tanımayan bazıları da hemen işi siyasi ve dini nedenlere dayandırıyorlar. "Yahu bir beceremediler şu AB'ne girmeyi" diye siyasetçileri suçluyorlar. Zavallı siyasetçi ne yapsın. Eldeki malzeme bu. AB'ne girer miyiz, girmez miyiz bilinmez ama fırsat bu fırsat, Avrupalılar Türkiye'deki bazı aksaklıkları gidermek için türlü şartlar sürüyorlar ortaya. Devlet seviyesinde çözülmesi gerekenlere eyvallah. Elbet çözülür ama ya bireyler ? Yani yukarıda anlatılanlar. Onu çözecek babayiğit ne Türkiye'de var ne Avrupa'da. Yoksa AB adam olana çocuk oyuncağı ama biz adam olamadık ki.
fıkranın devamı

Kars tren garında İstanbul'a hareket etmek üzere Doğu Ekspresi hazır beklemektedir.
Kayseri'li iş için geldigi Kars'tan dönmek üzere trene biner ve kompartımanını bulur.
İçeride iki tane 45-50 yaşlarında adam ve birde 20 yaşlarında genç vardır.
-"Selamün Aleyküm"
diyerek Kayseri'li içeri girer.İçerdekiler;
-"Aleyküm Selam" derler.
Kayseri'li yerine oturur ve bir süre sonra tren hareket eder.Yolculuğun başında hiç kimse konuşmamaktadır.Yalnız genç çocuk biraz sıkıntılıdır.Orta yaşlılardan birisi çocuğun bu halini görür ve laf atar.
-"Hayrola genç senin bir derdin mi var?"
Çocuk dayanamaz başlar anlatmaya:
-"Ya abi ben İstanbul Üniversitesinde öğrenciyim.Yarı yıl tatili için köyüme geldim. Zavallı anam beni okutabilmek için kötü yola düşmüş. Kadını o halde görünce çok canım sıkıldı. Üzüldüm" der. Bu sefer soruyu soran adam çocuğu teselli etmek için söze başlar.
-"Bak aslanım ananla iftihar et kadıncağız seni okutabilmek için nelere katlanıyor. Ben falanca yerin genel müdürüyüm. Anacığım beni okutabilmek için her gece pavyonlarda konsomatrislik yapardı. Üzülme" der.Bu sefer öteki orta yaslı adam lafa karışır.
-"Yavrum gördün işte analık hakkı ödenmez. Beyefendi doğru söylüyor ben ki filanca şirketin patronuyum anam beni okutabilmek için her gece kendini satardı. Boşver"
der.
Tabiki Kayseri'linin de konuşması lazım. Elini cebine atar ve bir uzun Samsun paketi çıkartır. Diğerlerine ikram ederek şöyle der:
-"Yakın lan oxxxpu cocukları birer tane...."

fıkranın devamı

Çapkın futbolcu, New York ta dolaşırken gözü tuhaf bir otomatik makinaya ilişir. Makinanın üzerinde garip bir yazı vardır.
"Bu işi karınızdan daha iyi beceririm."
Şaşkın bir durumda makinanın çalışmasını izlemeye koyulur. Adamın biri gelir, pantolonunun önünü açar ve vücudunun altını makinaya iyice yapıştırır, biraz bekler ve memnun, önünü ilikler gider. Çapkın futbolcu yeteri kadar tahrik olmuş durumda makinaya yaraşır, madeni bir doları delikten atar, pantolonunun önünü açar ve biraz önce izlediği adam gibi makinaya yapışır. İşte o zaman korkunç çığlıklar duyulur ve zavallı kendinin makinadan kurtardığı zaman , aletinin üzerinde bir düğme dikilidir.
fıkranın devamı

Müşteri saçlarını kuvvetlendirici ilaç almak için eczaneye girdi. Eczacı bir şişe çıkarıp müşteriye uzattı. Müşteri şişeye şüpheli şüpheli baktıktan sonra "Eczacı bey; gerçekten de bu ilaç saçları kuvvetlendiriyor mu?" diye sordu.
Eczacı:
- Ne demek efendim. Müşterilerden biri bundan bir şişe kullandı. Zavallı iki yıl önce Berber Hasan'a gitmişti ama hala dönemedi bir türlü. Çünkü başının bir tarafının tıraşı bitmeden öbür tarafın tıraşı geliyor!
fıkranın devamı

Adam, dostunu evine davet edip önüne bir tas süt koydu.
- Buyrun. Yoğurt, peynir, tereyağı sütten yapılır zaten.Zavallı konuk sesini çıkarmadı. Sütü içip gitti. Bu kez o davet etti arkadaşını. Önüne bir asma dalı koydu.
- Buyrun. Pekmez, helva, şıra asmadan yapılır zaten!
fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey