hediyesi Fıkraları

loading...

Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar.Köylü padişahı layıkıyla ağırlar. Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil hediyem olsun" der ve gider.Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.Hocaya: -Hocam perişan olduk bizi kurtar.Biz bu file bişey yapsak padişah kellemizi alır derler.Hoca: -Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der.Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.Timur: -Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.Hoca: -Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.Padişah: -Eeeee ne olmuş file? Hoca: -Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca iri iri, sapsarı, mis kokulu ayvaları bir sepete güzelce doldurmuş, götürüyormuş.Yolda bir Akşehirli selâm ver...
fıkranın devamı


Bir kadının bir süreliğine is seyahati için İngiltere ye gitmesi gerekmektedir. Kadının kocası esini havaalanına kadar götürür. Karisi: - "Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltere den ne getirmemi istersin?" diye sorar. Adam güler ve yanıtlar: - "Bir İngiliz kızı istiyorum hayatim..." Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar. 2 hafta sonra adam karisini tekrar hava alanından almaya gider ve sorar: - "Hayatim gezin nasıldı?" Karisi: - "Teşekkür ederim hayatim çok güzeldi." Adam: - "Peki hediyem nerde?" Kadın: - "Ne hediyesi?" Adam: - "Hani bir İngiliz kız istemiştim ya..." Kadın: - "Haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım, simdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için.

fıkranın devamı


Bir kadının bir süreliğine is seyahati için İngiltere ye gitmesi gerekmektedir. Kadının kocası esini havaalanına kadar götürür. Karisi: - "Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltere den ne getirmemi istersin?" diye sorar. Adam güler ve yanıtlar: - "Bir İngiliz kızı istiyorum hayatim..." Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar. 2 hafta sonra adam karisini tekrar hava alanından almaya gider ve sorar: - "Hayatim gezin nasıldı?" Karisi: - "Teşekkür ederim hayatim çok güzeldi." Adam: - "Peki hediyem nerde?" Kadın: - "Ne hediyesi?" Adam: - "Hani bir İngiliz kız istemiştim ya..." Kadın: - "Haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım, simdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için... !!!!"




fıkranın devamı

Bir kadinin bir süreligine is seyahati için ingiltereye gitmesi gerekmektedir. Kadinin kocasi esin...
fıkranın devamı

Bir kadinin bir süreligine is seyahati için ingiltereye gitmesi gerekmektedir. Kadinin kocasi esin...
fıkranın devamı

Gecenlerde ünv'den bır arkadaşın doğum gününe gıttık. Ona muhabbet kuşu aldık. Dışarda bir işimiz vardı. Kuşu kutunun içinde eve bıraktık ve çıktık. Geldığimizde ise ilk önce eve ben girdim ve baktım koyduğumuz yerde kuş yok. Hemen arkadaşın babaannesine döndüm.
Arkadaşımın da babaannesı yaşlı; direk teyzeme yöneldim:
- "Teyze"
dedim:
- "Ne yaptın kuşu?"
- "Aa"
dedi:
- "O kuş muydu. Ben onu pasta sandım buzdolabına koydum"
Ben:
- "Ne"
dedim:
- "Buzdoabına mı koydun?"
Direk buzdolabına koştyum kapağını açtım baktım kuş karşımda. Neyse kuşu donmak üzereyken aldım. Biraz daha geç kalsam kuş donarak ölecek. Her neyse kuşu alır almaz arkadaşımın evlerinin altında veteriner vardı. Kuşu veterinere götürdüm. Yanımda bir arkadaşım da geldı. Veteriner benı kapıdan içeri girer girmez gördü:
- "Bu ne hal?"
dedi. Ben olayı kısaca anlattım:
- "Arkadaşın doğum günü vardı, arkadaşa doğum günü hediyesi olarak kuşu aldık"
dedım.
- "Kuşu masanın üstüne bıraktık, dışarıda bir işimiz vardı, onu hallettik. Eve geldiğimizde kuşu masanın üstünde değil buzdolabında bulduk. Arkadaşımın babaannesi yaşlı, kuşu pasta sanıp buzdolabına koymuş. Ben de alır almaz getirdim.
- "Ben de"
Dedi
- "Benzın var alın şu benzini kuşun gagasını açın bir damla damlatın bişi kalmaz"
Neyse benzini aldık kuşu eve götürdük. Daha sonra eve geldik kuşun gagasını açtık, bir kac damla benzin damlattık, benzin damlatır damlatmaz kuş kutunun içinden bir fırladı, evin içinde 4 dönüyoo. Şanssızlık işte balkon kapısıda açık kalmış. Kus balkon kapısından bır kactı o hızla karsıdada apt duvarı var kuş o hızla giderken apartman duvarına bır çarptı:((
- "Sence ne olmuştur?
- "Oldu mu?
dediğinizi duyar gibiyim.
- "Ölmedi, benzin bitti be yaww walla.."
fıkranın devamı

Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar.Köylü padişahı layıkıyla ağırlar.
Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil hediyem olsun" der ve gider.Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.Hocaya:
-Hocam perişan olduk bizi kurtar.Biz bu file bişey yapsak padişah kellemizi alır derler.Hoca:
-Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der.Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.Timur:
-Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.Hoca:
-Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.Padişah:
-Eeeee ne olmuş file? Hoca:
-Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz.
fıkranın devamı

Bay Tutturmayan'ın yaptığı bir seyahat sırasında Londra hava limanında başına bir sorun gelir. Elinde New York dönüş bileti olduğu halde, havayolu şirketinin bilgisayar sistemi uçak biletini iptal etmiştir.
Havayolu şirketi yetkilileri, sorunun kendi hataları olduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte Bay Tutturmayan'ın binmek istediği uçakta yer kalmamıştır. Bay Tutturmayan'ın insanlarla ilişkisi çok iyidir ve insanları nasıl harekete geçireceğini, nasıl onların kalplerini kazanacağını çok iyi bilmektedir. Bay Tutturmayan, havayolu şirketi yetkililerine hiç bağırıp çağırmadan;
"Sizin için de, benim için de çok zor bir durum. Ama sizler çok yetenekli insanlarsınız ve bir şekilde bu problemi çözeceğinize inanıyorum. Beni ne yapıp edip New York'taki toplantıma yetiştireceksiniz sonunda." der.
Bu arada beş dakika yetkililerin yanından ayrılır ve iki buket gül almaya gider. Aldığı iki buket gülü, kendisinin sorunuyla ilgilenen iki kadın yetkiliye verir. Amaçları, onların tüm enerjilerini ve yüreklerini kendi sorununun çözümü için kullanmalarını sağlamaktır. İki kadın yetkili, bu zor durumda Bay Tutturmayan'ın tavrı karşısında hem sevinirler hem de mahcubiyetlerinden yanaklarına kadar kızarırlar. Ama ne var ki, sorun çözülememektedir. Uçağın yolcuları birer birer gelmektedir. Aslında hemen her zaman bir-iki yolcu uçağı kaçırır ya da gitmekten vazgeçer... Ama bu uçağın yolcuları inatçı bir şekilde gelir.
Bay Tutturmayan, uçağa binme şansının azaldığını fark ettiği için son gelen yolculara 12 saat sonraki uçağa binmeleri için 100 dolar teklif etmeye başlar. Ne var ki, kimse beklemek istemez. Uçağın yolcularının tamamı gelince, havayolu şirketinin yetkililerine döner ve pilot kabininde de olsa gidebileceğini söyler. Ancak 11 Eylül olaylarından sonra güvenlik açısından bu imkansızdır. Bay Tutturmayan, o zaman hosteslerden birinin kalabileceğini ve kendisinin yardım edebileceğini söyler. Ancak bu da olmaz. Bu arada problemi çözmek için hava limanındaki yetkililer, ulaşabildikleri en üst düzey yetkililere kadar yardım isterler. Ancak dolu bir uçağa binmenin tek yolu, uçaktaki yolculardan biriyle yer değiştirmektir.
Bay Tutturmayan'ın tüm bu çabası ve zarafeti karşısında havayolu yetkilileri, ona ücretsiz ayrıca bir uçuş vereceklerini belirtirler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar mevcut uçakla uçuramayacaklardır. Bay Tutturmayan, aslında o ana kadar uçağa binmek için "tutturmuştur". Yani isteğinin olması için elinden geleni yapmıştır. Ama istenmeyen sonuçla karşılaşmıştır. Uçak o olmadan uçmuştur. Havayolu şirketinin yetkilileri, bu zarif adamın sabrının son noktasına geldiğini düşünmektedir. Bu zarif ve son derece rahat bir ses tonuyla, sesinin her tonunu kontrol edebilen adam artık öyle bir patlayacaktır, öyle bir bağırıp çağıracaktır ki, tüm hava limanı onun sesiyle çınlayacaktır. Ama ne var ki, öyle olmaz.
Tutturmayan adam, görevlilere der ki;
"Ben Allah'a teslim oldum. Belki Londra'da bir gece daha kalmam, burada birisiyle tanışmama neden olacak. Ya da New York'a bir gün geç gitmem orada daha uygun koşullara ulaşmama neden olacak ya da New York'taki işi kaçıracağım ve belki daha iyi bir iş alacağım. Sonuç olarak uçabilseydim bu, bana Allah'ın bir hediyesi olacaktı; ama Londra'da bir gün daha kalmak da Allah'ın başka bir hediyesi. Her halükarda ben hediyemi aldım."
Bay Tutturmayan, yaşamda istediklerinin olması için tüm enerjisini, bilgisini, zekasını kullanarak elinden gelenin en iyisini yapmayı da, istedikleri olmadığı zamanda onların hepsini kucaklamayı ve tutturmayı öğrenmişti. Kalbi ve kafası bu kadar iyi çalışan ve dünyayı da olduğu gibi alabilmeyi/kucaklayabilmeyi başarabilen ender insanlardandı. Havayolu şirketinin yetkilileri, Bay Tutturmayan'ın tavrına şaşırdılar ve hayran oldular. Kendisine ayrıca bir ücretsiz bilet vermekle kalmadılar, bir sonraki uçuşta da kendisine Business Class'tan bir yer verdiler.


fıkranın devamı

Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan
fırıncı,
"Biraz bekleyeceksin hocam," dedi. "İki-üç dakikaya kadar
çıkartıyorum."

Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir
adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir
madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten
sonra, fırıncının tezgahına yaklaşarak,
"Ekmeklerimi alayım," dedi.
"Benim ikizler acıkmıştır."

Fırıncı, adamın kendesine uzattığı torbayı alarak tezgahın altına
eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört-beş
tane çıkardı.

Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgahın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu.

Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum.
Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!..

"Bayat ekmekleri kendisi istiyor." dedi fırıncı. "Çok fakir
olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum."

"Kim bu adam?"diye sordum.

"Kore gazilerinden " dedi. "Oğluyla gelini bir trafik kazasında vefat
edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hemde çok az bir maaşla."

Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve ufakda olsa bir şeyler yapmak istiyordum.

"Aradaki farkı ben vereyim," dedim. "Hiç olmazsa bugün taze ekmek
yesinler." Fırıncı, teklifimi kabul etti ve biraz sonra da, fırından
yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına doldururken şekli bozuk,
bayat ekmekleri de tezgahın altına koydu.

"Çok şanslısın hacı amca," dedi. Çocuklar için sana bugün pasta gibi
ekmek vereceğim."

Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne
bastırırken. "Allah, senden razı olsun evladım" dedi. "Bugün onların
doğum günü olduğunu nereden biliyordun?"


fıkranın devamı

Sevgililer gününde sevgilisine hediye alan çocuk sevgilisi tarafından terk edildi .Çocuğun hediyesi içinde eski kız arkadaşının resmini unuttuğu bir çerçeveydi
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama